31 Aralık 2015 Perşembe
Gunun kitabi: evliyalar: hikmet koray
Hızır Çelebi
Osmanlı evliya alimlerinin büyüklerindendir Nasrettin Hocanın torunlarındandır 1407 senesinde Eskişehir'e bağlı Sivrihisar kasabasında doğdu 1458 senesinde İstanbul'da vefat etti.
..
küçük yaşta babasından ilim tahsil etti sonra Molla Yegan'a talebe olup akli ve nakli filmleri tamamladı ve kızı ile evlenip damadı oldu İbni Cezeri den kıraat ilmini öğrendi Hızırbey zekasının Kuvveti ve çalışmasının çokluğu sebebiyle birçok dini ve fenni ilimlerde derin âlim oldu Memleketi olan Sivrihisar'da kadılık ve müderrislik yaptı çok ince bilgilere Vakıf olup Fenari den sonra eşi yoktur.
..
Fatih Sultan Mehmet Han'ın İstanbul'u fethinden sonra işah tarafından İstanbul Kadısı olarak atanmıştır Hızır Bey'in İstanbul katıldığı uzun sürmemiş İstanbul'un fetih tarihi olan 1453 ten vefat ettiği 1458 yılına kadar 5-6 yıllık bir süre ile bu önemli vazifeyi yerine getirmiştir Ancak bu kısa sürede gösterdiği icraatı ile çok başarılı olmuş bu başarıda hizir beyin Unutulmaz Türk filmleri ve alimleri arasında sayılmasına sebep olmuştur adaleti ile ilgili menkıbeleri günümüze kadar gelmiştir.
..
Hristiyan bir mimarla Fatih Sultan Mehmet arasındaki mahkemede gösterdiği Adalet menkibeler ile gunumuze kadar gelmistir.
..
İstanbul'un Anadolu Yakası'nda Molla Hızır beyin geniş arazisi bulunduğu için buraya Kadıköy'ü yani Kadıköy ismi verilmiştir
Hızır Çelebi
Osmanlı evliya alimlerinin büyüklerindendir Nasrettin Hocanın torunlarındandır 1407 senesinde Eskişehir'e bağlı Sivrihisar kasabasında doğdu 1458 senesinde İstanbul'da vefat etti.
..
küçük yaşta babasından ilim tahsil etti sonra Molla Yegan'a talebe olup akli ve nakli filmleri tamamladı ve kızı ile evlenip damadı oldu İbni Cezeri den kıraat ilmini öğrendi Hızırbey zekasının Kuvveti ve çalışmasının çokluğu sebebiyle birçok dini ve fenni ilimlerde derin âlim oldu Memleketi olan Sivrihisar'da kadılık ve müderrislik yaptı çok ince bilgilere Vakıf olup Fenari den sonra eşi yoktur.
..
Fatih Sultan Mehmet Han'ın İstanbul'u fethinden sonra işah tarafından İstanbul Kadısı olarak atanmıştır Hızır Bey'in İstanbul katıldığı uzun sürmemiş İstanbul'un fetih tarihi olan 1453 ten vefat ettiği 1458 yılına kadar 5-6 yıllık bir süre ile bu önemli vazifeyi yerine getirmiştir Ancak bu kısa sürede gösterdiği icraatı ile çok başarılı olmuş bu başarıda hizir beyin Unutulmaz Türk filmleri ve alimleri arasında sayılmasına sebep olmuştur adaleti ile ilgili menkıbeleri günümüze kadar gelmiştir.
..
Hristiyan bir mimarla Fatih Sultan Mehmet arasındaki mahkemede gösterdiği Adalet menkibeler ile gunumuze kadar gelmistir.
..
İstanbul'un Anadolu Yakası'nda Molla Hızır beyin geniş arazisi bulunduğu için buraya Kadıköy'ü yani Kadıköy ismi verilmiştir
Gunun hadisi : Abdullah ibni Amr İbni As Radıyallahu anhümâ demiştir ki Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:' şu dört huy kimde bulunursa O şahıs katıksız münafıktır. Her kim de bu hasletlerden biri varsa onu terk edinceye kadar O kişide nifaktan bir hisse var demektir mezkur 4 şunlardır.
-kendisine bir şey emanet edilince hıyanet eder .
-konuştuğun zaman yalan söyler .
-bir antlaşma yapınca sözünde durmaz vaadini yerine getirmez .
-münakaşa ve anlaşmazlık durumunda aşırı gider sınır tanımaz.'
-kendisine bir şey emanet edilince hıyanet eder .
-konuştuğun zaman yalan söyler .
-bir antlaşma yapınca sözünde durmaz vaadini yerine getirmez .
-münakaşa ve anlaşmazlık durumunda aşırı gider sınır tanımaz.'
Mümin suresi: 75. Bu (içinde bulunduğunuz azab) yeryüzünde haksız yere şımarıyor olmanızdan ve böbürlenmekte bulunmanızdan dolayıdır.
76. Orada ebediyen kalıcı kimseler olmak üzere girin Cehennemin kapılarından! İşte kibirlenenlerin kalacakları yer ne kötüdür!
77. (Habîbim, yâ Muhammed!) Artık sabret! Çünki Allah’ın va‘di haktır. Böylece onları tehdîd ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana göstersek de, yâhut (göstermeden) seni vefât ettirsek de, sonunda (onlar) ancak bize döndürüleceklerdir.
76. Orada ebediyen kalıcı kimseler olmak üzere girin Cehennemin kapılarından! İşte kibirlenenlerin kalacakları yer ne kötüdür!
77. (Habîbim, yâ Muhammed!) Artık sabret! Çünki Allah’ın va‘di haktır. Böylece onları tehdîd ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana göstersek de, yâhut (göstermeden) seni vefât ettirsek de, sonunda (onlar) ancak bize döndürüleceklerdir.
30 Aralık 2015 Çarşamba
Gunun kitabi: evliyalar: hikmet koray
Gavsi ahmed dede
..
17 nci yüzyıl Anadolu velilerinden doğum tarihi belli değildir İstanbul'da doğmuştur 1697 senesinde İstanbul'da vefat etti.
..
küçük yaştan itibaren ilim tahsiline başlamış zamanın Usulüne göre akli ve nakli ilimleri tahsil edip diploma almıştır.
..
Selanik Kadısı imamzade nin yanında naiplik yaptı bu vazifeyi adalet ile yürüttüğü Bu sırada Kalbime Düşen Bir Aşk Ateşi izle tasavvufa ve Tasavvuf ehline karşı büyük alaka duydu dünya makamı ve zevkleri terk edip bir gönül ehlinin eteğinden yapışmaya karar verdi Bir Allah adamına talebe olmak niyetiyle Selanik'ten ayrılıp Bursa'ya geldi.
..
Bursa'da bir süre kalıp hizmet ve sohbetlerde bulunduktan sonra hocasının isteği ile Konya'ya gitti bir sürede orada kalıp daha sonra talebe yetiştirmek ve Mevlevi dervişlerinin ihtiyaçlarını temin etmek için çalışmış ve 16 sene müddetle değişik memleketler seyahat edip insanlara islâmiyetin emir ve yasaklarını anlatmış pek çok kimse sohbetlerinden yararlanmasını ve istifade etmesini sağlamıştır Bursa'da da Horasan'a kadar gittiği kaynaklarda bildirilmektedir.
Gavsi ahmed dede
..
17 nci yüzyıl Anadolu velilerinden doğum tarihi belli değildir İstanbul'da doğmuştur 1697 senesinde İstanbul'da vefat etti.
..
küçük yaştan itibaren ilim tahsiline başlamış zamanın Usulüne göre akli ve nakli ilimleri tahsil edip diploma almıştır.
..
Selanik Kadısı imamzade nin yanında naiplik yaptı bu vazifeyi adalet ile yürüttüğü Bu sırada Kalbime Düşen Bir Aşk Ateşi izle tasavvufa ve Tasavvuf ehline karşı büyük alaka duydu dünya makamı ve zevkleri terk edip bir gönül ehlinin eteğinden yapışmaya karar verdi Bir Allah adamına talebe olmak niyetiyle Selanik'ten ayrılıp Bursa'ya geldi.
..
Bursa'da bir süre kalıp hizmet ve sohbetlerde bulunduktan sonra hocasının isteği ile Konya'ya gitti bir sürede orada kalıp daha sonra talebe yetiştirmek ve Mevlevi dervişlerinin ihtiyaçlarını temin etmek için çalışmış ve 16 sene müddetle değişik memleketler seyahat edip insanlara islâmiyetin emir ve yasaklarını anlatmış pek çok kimse sohbetlerinden yararlanmasını ve istifade etmesini sağlamıştır Bursa'da da Horasan'a kadar gittiği kaynaklarda bildirilmektedir.
Mümin süresi : 17. Bugün herkes (dünyada) kazandığı şeyin karşılığını görür. Bugün haksızlık yoktur. Şübhesiz ki Allah, hesâbı pek çabuk görendir.
18. (Ey Resûlüm!) Onları o yaklaşan gün ile korkut! Çünki (amellerin ortaya saçılacağı o gün) yürekler, kederle yutkunan kimseler olarak gırtlaklara dayanmıştır! Zâlimler için ne bir dost, ne de (himâyesi) kabûl edilir bir şefâatçi bulunur!
19. (Allah) gözlerin hâin olanını (harama bakanları) ve sînelerin gizlediğini bilir.
18. (Ey Resûlüm!) Onları o yaklaşan gün ile korkut! Çünki (amellerin ortaya saçılacağı o gün) yürekler, kederle yutkunan kimseler olarak gırtlaklara dayanmıştır! Zâlimler için ne bir dost, ne de (himâyesi) kabûl edilir bir şefâatçi bulunur!
19. (Allah) gözlerin hâin olanını (harama bakanları) ve sînelerin gizlediğini bilir.
29 Aralık 2015 Salı
Sabah duasi:83. Ey hiç açılmaz gibi görünen kapıları bile ardına kadar açmaya muktedir olan yüce Rabbimiz! Senden, arkasında hayır ve güzellik olan bütün kapıları en yakın zamanda bizim için de açmanı diliyoruz. Ey bütün sebepleri yaratan ve onlara hükmeden ulu Sultanımız! Nezdinden göndereceğin inayet sürprizleriyle, bize de, ümitlerimizin ve hayallerimizin ötesinde maksûdumuza, matlûbumuza, mahbû bu muza ulaşacağımız imkanlar lutfet! Nezdinde makbul ve mukarreb kullar gibi, bizleri de emredilen hususlarla meşgul olup tamamını bihakkın yerine getiren.. nehyedilen hususlardan yüz çevirip hepsinden içtinab eden.. hedefinde hep Senin hoşnutluğun olan.. insanların ellerindeki şeylere tama(h) etmeyen.. peygamberâne bir iffet, peygamberâne bir ismet ve peygamberâne bir fetanet peşinde olup, her zaman Senin sâdık u masdûk elçilerinin yürüdükleri şehrahlardan yürüme gayreti içinde bulunan.. gözü-gönlü sürekli Sana müteveccih ve hiç ara vermeden hep ölüm ötesi hayat için hazırlık yapan salih kimselerden eyle!
Gunun kitabi: evliyalar: hikmet koray
Abdulfettah bagdadi akri
İstanbul'un en yüksek üç evliyasından biri 1778 senesinde doğdu.
..
çok zeki olup kısa zamanda Kuran'ı Kerim'i ezberlemiştir gayret ve devamı çalışması ile de arkadaşlarının ve hocalarının dikkatini çekmiş genç yaşta tefsir hadis ve bilhassa fıkıh ilminde mütehassıs Bir alim olmuştur.
..
Verilen her vazifeyi anında yaparlar Mersin'in hiçbir arzusuna yapmaz Arzu etmediği şeyleri yapardı haramlardan şiddetle kaçar şüpheli korkusuyla mübahların fazlasını terk eder dünyaya hiç Meyletmez tek arzusu hocasından hiç ayrılmamak onun kalplere Şifa olan kıymetli sohbetlerini dinlemek verdiği vazifeyi canı pahasına da olsa yerine getirmekti.
dertlere sıkıntılara meşakkatlere çok dayanıklı ile gelen sıkıntılara gülerek karşılar verenin Allahu Teala olduğunu düşünerek sevinir hatta dert ve Bela gelmediği zaman Rabbimin hususi İhsan'la kavuşamadım diye üzüldü.
..
hocası tarafından Görevli olarak İstanbul'a gönderilmiş orada kısa zamanda devlet erkânından olmak üzere üzere vezirler komutanlar Paşalar alimler veliler onun talebesi olmak üzere etrafıni doldurmuştur.
Abdulfettah bagdadi akri
İstanbul'un en yüksek üç evliyasından biri 1778 senesinde doğdu.
..
çok zeki olup kısa zamanda Kuran'ı Kerim'i ezberlemiştir gayret ve devamı çalışması ile de arkadaşlarının ve hocalarının dikkatini çekmiş genç yaşta tefsir hadis ve bilhassa fıkıh ilminde mütehassıs Bir alim olmuştur.
..
Verilen her vazifeyi anında yaparlar Mersin'in hiçbir arzusuna yapmaz Arzu etmediği şeyleri yapardı haramlardan şiddetle kaçar şüpheli korkusuyla mübahların fazlasını terk eder dünyaya hiç Meyletmez tek arzusu hocasından hiç ayrılmamak onun kalplere Şifa olan kıymetli sohbetlerini dinlemek verdiği vazifeyi canı pahasına da olsa yerine getirmekti.
dertlere sıkıntılara meşakkatlere çok dayanıklı ile gelen sıkıntılara gülerek karşılar verenin Allahu Teala olduğunu düşünerek sevinir hatta dert ve Bela gelmediği zaman Rabbimin hususi İhsan'la kavuşamadım diye üzüldü.
..
hocası tarafından Görevli olarak İstanbul'a gönderilmiş orada kısa zamanda devlet erkânından olmak üzere üzere vezirler komutanlar Paşalar alimler veliler onun talebesi olmak üzere etrafıni doldurmuştur.
Günün hadisi : ukbe ibni Amir Hadi radyallahu anh demiştir ki:' ben ya resulallah Çetin imtihanları maruz kalınca kurtulmanın yolu nedir?' diye sordum buyurdular ki :' aleyhine olacak şekilde konuşmaktan sakın bulunduğun mekanda Cenabı hakkın rızasına matuf işlerle meşgul ol günah ve kusurları içinde gözyaşı dök'
28 Aralık 2015 Pazartesi
Gunun kitabi: kalplerin kesfi: gazali
..
Bir gün Yahya (A.S.) Iblis ile karsilasir ona: «Yâ iblis! Söyle bana, dünyada en sevdigin ve en kizdigin insan hangisidir?» diye sorar.
Iblis ona «En sevdigim insan, mü`minin cimrisi ve en nefret ettigim insan da, fâsik cömerttir.» diye cevap verir. Hz. Yahya (A.S.) ona «Neden» diye sorar. Seytan su cevabi verir: «Çünki cimrinin cimriligi bana yeter, fakat fâsik cömerde gelince. Allah (C.C)'in, cömertligini gözönünde bulundurarak onu afedeceginden korkarim."
Daha sonra seytan «Eger sen Yahya (A.S) olmasan sana bu sirri açmazdim» diyerek yürüdü, gitti.
..
Bir gün Yahya (A.S.) Iblis ile karsilasir ona: «Yâ iblis! Söyle bana, dünyada en sevdigin ve en kizdigin insan hangisidir?» diye sorar.
Iblis ona «En sevdigim insan, mü`minin cimrisi ve en nefret ettigim insan da, fâsik cömerttir.» diye cevap verir. Hz. Yahya (A.S.) ona «Neden» diye sorar. Seytan su cevabi verir: «Çünki cimrinin cimriligi bana yeter, fakat fâsik cömerde gelince. Allah (C.C)'in, cömertligini gözönünde bulundurarak onu afedeceginden korkarim."
Daha sonra seytan «Eger sen Yahya (A.S) olmasan sana bu sirri açmazdim» diyerek yürüdü, gitti.
Gunun hadisi: Abdullah İbnu'ş-Şihhîr (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) Elhâhümü't-tekâsür sûresini okurken yanına geldim. Bana: "İnsanoğlu malım malım der. Halbuki âdemoğlunun yiyip tükettiği, giyip eskittiği ve sağlığında tasadduk edip gönderdiğinden başka kendisinin olan neyi var? (Gerisini ölümle terkeder ve insanlara bırakır."
Sad suresi:59. (Azgınların elebaşlarına:) “İşte bunlar, sizinle berâber körü körüne (ateşe) girecek bir topluluktur” (denilir). (Fakat reisler:) “Onlar rahat yüzü görmesin! Çünki onlar (kendileri hak ettiği için) ateşe gireceklerdir” (derler).
60. (O elebaşlarına uyanlar ise:) “Hayır! (Asıl) siz rahat yüzü görmeyin! Bunu bizim başımıza siz takdîm ettiniz (siz getirdiniz). Artık o ne kötü karargâhtır!” derler.
61. (Yine onlar:) “Rabbimiz! Bunu bizim başımıza kim takdîm etti (getirdi) ise, artık ona ateşteki azâbı bir kat daha artır!” derler.
60. (O elebaşlarına uyanlar ise:) “Hayır! (Asıl) siz rahat yüzü görmeyin! Bunu bizim başımıza siz takdîm ettiniz (siz getirdiniz). Artık o ne kötü karargâhtır!” derler.
61. (Yine onlar:) “Rabbimiz! Bunu bizim başımıza kim takdîm etti (getirdi) ise, artık ona ateşteki azâbı bir kat daha artır!” derler.
27 Aralık 2015 Pazar
Sabah duasi: 81.Ya Rab! Biz yapıp ettiklerimizle kendimizi beşerî yanlarımızın esiri hâline getirdik. Ne olur, Sen, bizi hem cismaniyetimizin hem de yaratılmışlara kulluğun esaretinden kurtar! Bizi ihlâs kahramanlarından eyle! Sen kullarına karşı pek merhametli, pek lütufkârsın; bize de lütfunla muâmelede bulunup dosdoğru yolu göster ve geçeceğimiz yolları düz ve pürüzsüz hâle getir! Ezelî ilminde kendileri hakkında ebedî mutluluk takdîr ettiğin bahtiyar kulların gibi bizi de Cehennemden uzak tut! Cehennemin hışırtılarını bize de işittirme, hissettirme! Bizi de ebedî nimetlerine garket ve mahşer gününün tasa ve sıkıntılarından koru!
Gunun kitabi: kalplerin kesfi: gazali
..
Hz. Ömer (R.A.) sûikaste ugrayip sirtindan hançerlendigi zaman ölmek üzere iken ogluna der ki:
«Vay basima gelenlere! Çabuk yanagimi yere degdir. Anasi olmiyan! Eger O (Allah (C.C)) bana rahmet etmezse yazik bana. vay halime!»
Ibni Abbas (R. Anhuma) ona der ki: «Yâ Emirülmü'minin, bu ne korku! Oysa ki Allah (C.C) sana nice fetihler nasip etmis, nice sehirler ele geçirmeye seni vasita kilmis, sana nice nice basarilar göstermistir.»
Hz Ömer ona: «Kimseye zulmetmeden ve kimsenin zulmüne ugramadan kurtulmak isterdim» der.
..
Hz. Ömer (R.A.) sûikaste ugrayip sirtindan hançerlendigi zaman ölmek üzere iken ogluna der ki:
«Vay basima gelenlere! Çabuk yanagimi yere degdir. Anasi olmiyan! Eger O (Allah (C.C)) bana rahmet etmezse yazik bana. vay halime!»
Ibni Abbas (R. Anhuma) ona der ki: «Yâ Emirülmü'minin, bu ne korku! Oysa ki Allah (C.C) sana nice fetihler nasip etmis, nice sehirler ele geçirmeye seni vasita kilmis, sana nice nice basarilar göstermistir.»
Hz Ömer ona: «Kimseye zulmetmeden ve kimsenin zulmüne ugramadan kurtulmak isterdim» der.
Sad suresi:27. Hem göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları boş yere yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır. Artık, ateşten dolayı vay hâline o küfre düşenlerin!
28. Yoksa îmân edip sâlih ameller işleyenleri, yeryüzünde o fesad çıkaranlar gibi mi tutacağız? Yoksa takvâ sâhiblerini (yoldan çıkan) o günahkârlar gibi mi kılacağız?
29. (İşte bu,) âyetlerini düşünsünler ve akıl sâhibleri ibret alsın diye onu sana indirdiğimiz mübârek bir Kitab’dır.
28. Yoksa îmân edip sâlih ameller işleyenleri, yeryüzünde o fesad çıkaranlar gibi mi tutacağız? Yoksa takvâ sâhiblerini (yoldan çıkan) o günahkârlar gibi mi kılacağız?
29. (İşte bu,) âyetlerini düşünsünler ve akıl sâhibleri ibret alsın diye onu sana indirdiğimiz mübârek bir Kitab’dır.
26 Aralık 2015 Cumartesi
Sabah duasi: 80.Ya Rab! Andolsun ki, Sen bizleri huzurundan boş çevirirsen, sığınacak başka hiçbir melceimiz ve necâtımıza vesile olabilecek hiçbir çaremiz yoktur. Ey fazlı ve lütfu bir nehir gibi sürekli çağlayıp duran ve ey kullarının günahları ne kadar büyük olursa olsun onları mağfiret buyuran merhameti sonsuz Rabbimiz! Gaffâr ism-i celîlin yüzü suyu hürmetine bizi de günahlarımızdan arındırıp tertemiz, arı-duru bir kıvama erdirmeni.. Kerîm ve Latîf isimlerinin hatırına bu kapıkullarını da ihsan ve atâ sağanaklarıyla sırılsıklam hâle getirmeni.. kurb-u huzurundan uzak kalmaya sebep olabilecek her türlü mani ve engeli Seninle aramızdan kaldırıp uzaklaştırmanı.. nezd-i ulûhiyetinden göndereceğin tecellî dalgalarıyla, beşeriyetimizden kaynaklanan karanlık noktaları ve boşlukları aydınlatıp kapatmanı.. zâhir ve bâtın hislerimizi istila eden seviyesizlikleri, nâhoş huyları, kaba ve çirkin sıfatları bir daha geri dönmelerine imkan kalmayacak şekilde silip süpürmeni... ve bizi dünya ve âhirette rezil rüsvâ bir duruma düşmekten korumanı istirham ediyoruz. Dualarımızı kabul buyur Rabbimiz!
Gunun kitabi: evliyalar: hikmet koray
Yusuf bin esad
velilerden hadis fıkıh ve kıraat alimi Halep ile Antakya arasında bir köyde doğdu Antakya'da yaşadı 810 da vefat etti.
..
haram ve şüpheli işlerden çok sakınır çok ibadet ederdi kendi halinde yaşar halini belli etmezdi kalbinde dünya sevgisi yer yoktu nefsin isteklerine hiç uymaz her an Allahü teâlâyı hatırladı Helalinden lokma bulabilirse yer bulamazsın sabreder de Allahü Teala'nın rızasını onda dokuzu helal rızıktadır buyururdu.
..
dokumacılık yaparak nafakasını temin etmeye çalışırdı dünya malına ve lezzetlerine hiç iltifat etmezdi 40 sene müddetle iki gömlekle idare etti birini yıkar digerini giyerdi ahiretteki sonsuz nimetleri terkEdip 'te dünyanın geçici yalancı ve aldatıcı zevklerini tercih edenlerin Zavallıliliklarını gafletlerini ve yakalandıkları bu hastalığın tehlikesini bildirmek için Hazreti Ali'nin :' dünya çöplük gibidir Kim ona Talip olursa sıkıntılarına katlanmaya hazır olsun ' sözünü sık sık tekrar ederdi.
..
ibadetin esası sıkıntılara katlanıp şehvetleri terk etmek yenilen Lokman'ın helalden olmasına dikkat etmektir.
Yusuf bin esad
velilerden hadis fıkıh ve kıraat alimi Halep ile Antakya arasında bir köyde doğdu Antakya'da yaşadı 810 da vefat etti.
..
haram ve şüpheli işlerden çok sakınır çok ibadet ederdi kendi halinde yaşar halini belli etmezdi kalbinde dünya sevgisi yer yoktu nefsin isteklerine hiç uymaz her an Allahü teâlâyı hatırladı Helalinden lokma bulabilirse yer bulamazsın sabreder de Allahü Teala'nın rızasını onda dokuzu helal rızıktadır buyururdu.
..
dokumacılık yaparak nafakasını temin etmeye çalışırdı dünya malına ve lezzetlerine hiç iltifat etmezdi 40 sene müddetle iki gömlekle idare etti birini yıkar digerini giyerdi ahiretteki sonsuz nimetleri terkEdip 'te dünyanın geçici yalancı ve aldatıcı zevklerini tercih edenlerin Zavallıliliklarını gafletlerini ve yakalandıkları bu hastalığın tehlikesini bildirmek için Hazreti Ali'nin :' dünya çöplük gibidir Kim ona Talip olursa sıkıntılarına katlanmaya hazır olsun ' sözünü sık sık tekrar ederdi.
..
ibadetin esası sıkıntılara katlanıp şehvetleri terk etmek yenilen Lokman'ın helalden olmasına dikkat etmektir.
Gunun hadisi: ukbe İbni Amir Radıyallahu demiştir ki ben :' ya Resulullah Çetin imtihanları maruz kalınca kurtulmanın yolu nedir?' diye sordum buyurdular ki :' aleyhine olacak şekilde konuşmaktan sakın. bulunduğun mekanda Cenabı hakkın rızasına matuf işlerle meşgul ol . günah ve kusurların için de gözyaşı dök'.
Saffat suresi:27. Ve onlar birbirlerine yönelmiş, karşılıklı (olarak birbirlerini) mes’ûl tutarlar (çekişirler).
28. (Tâbi‘ olanlar, elebaşlarına:) “Doğrusu siz, bize sağdan gelirdiniz (hayrımıza çalışır görünürdünüz)!” derler.
29,30. (O reisler ise) derler ki: “Bil‘akis, (siz zâten) mü’min kimseler olmamıştınız. Hem bizim için, sizin üzerinizde bir güç yoktu. Bil‘akis (siz), bir azgınlar topluluğu idiniz.”
31,32. “Artık Rabbimizin (azab) sözü üzerimize hak oldu; şübhesiz biz (bu azâbı) tadacak kimseleriz. Evet, (biz) sizi azdırdık; çünki kendimiz azgın kimseler idik.”
33. Artık şübhesiz ki o gün onlar, azabda ortaktırlar.
34. İşte biz, günahkârlara böyle yaparız.
28. (Tâbi‘ olanlar, elebaşlarına:) “Doğrusu siz, bize sağdan gelirdiniz (hayrımıza çalışır görünürdünüz)!” derler.
29,30. (O reisler ise) derler ki: “Bil‘akis, (siz zâten) mü’min kimseler olmamıştınız. Hem bizim için, sizin üzerinizde bir güç yoktu. Bil‘akis (siz), bir azgınlar topluluğu idiniz.”
31,32. “Artık Rabbimizin (azab) sözü üzerimize hak oldu; şübhesiz biz (bu azâbı) tadacak kimseleriz. Evet, (biz) sizi azdırdık; çünki kendimiz azgın kimseler idik.”
33. Artık şübhesiz ki o gün onlar, azabda ortaktırlar.
34. İşte biz, günahkârlara böyle yaparız.
25 Aralık 2015 Cuma
Sabah duasi:79. Ya Ekrame’l-ek ramîn ve ya Erhame’r-râhimîn!! Sen bizim yegâne Mevlâmızsın. Biz de derdimizi Sana şerhediyor, hâl-i pürme lâlimizi, kullukla asla bağdaştırılamayacak nâhoş hâllerimizi Sana şikayet ediyoruz. Bilerek ya da bilmeyerek içine düştüğümüz günahlardan dolayı bizi azaba maruz bırakma, ikâba uğratma.. insî ve cinnî şeytanların gelip gelip inananların tepesine binmelerine, tebelleş olmalarına da müsaade etme.. enbiyâ-i izâmı ve rusül-ü kirâmı koruyup kurtardığın gibi bizleri de din ve diyanet düşmanlarının şerlerinden, tuzaklarından, hilelerinden kurtar ve her zaman sıyanet buyur! O sevgili kullarının bazılarına dokunan zararı def ü ref’ etmiş, bazılarını içinde bulundukları sıkıntılardan çekip çıkarmış, diğer bazılarını da kefere ve fecerinin verebilecekleri zararlar karşısında hıfz u inayet seralarına almıştın. Yâ Rabberrahîm! Bize dokunan ve dokunması muhtemel olan zararları da kaldır.. gaflet, heva ve heves gayyalarından bizi de kurtar.. hata işlemekten, masiyetlere düşmekten, küfrün ve dalâletin karanlık vadilerine yuvarlanmaktan muhafaza buyur.. marifet basamaklarındaki derecelerimizi yükselt.. kurbiyetinin halâvetini ve üns esintilerini gönüllerimize tattır.. bütün hâl, hareket, tavır ve davranışlarımızda ruhumuzun heykelini ikâme etmeyi müyesser kıl.. dünyada ve âhirette sağanak sağanak yağdırdığın ve yağdıracağın lütuflarının kadr ü kıymetini bilmeyi de nasip eyle!
Günün kitabi: kalplerin keşfi : gazali
..
Allah (C.C)'a ibâdet etmemiz ve bu ibadetin farz olusu üzerimize geçmis farz kereminden dolayidir. Kaldi ki O'nun bize bu yolda emir vermis olmasi, ibadetimize karsilik mükâfat vermesi, fazilet ve emrini kirdigimiz takdirde ceza vermesi bir adalettir.
"Tevekkülce" gelince, sikinti ve darlik aninda ve basimiza bir belâ gelince gönül rahatligi ve sogukkanlilik içinde Allah (C.C)'a güvenmektir. Allah (C.C)'a tevekkül edenler, her seye yalniz O'nun gücü yettigini, ferahliga çikaracak araçlarin O'nun her seyi planlayip zamani gelince yaratan otoritesine bagli oldugunu bilirler.
Böyleleri ne atalarindan, ne çocuklarindan, ne servetlerinden ve ne de teknolojik ürünlerden medet ummazlar. Tersine O'nun gösterdigi istikâmetten yürüyerek her seyi O'na havale ederler, Durum ve sartlar ne olursa olsun. O'nun baskasini dayanak ve umut kaynagi olarak tanimazlar.
Zaten kendisine tevekkül edenlere O. kâfidir.
«Riza" ´ya gelince o öa ilâhî takdirin her türlü gelismelerini gönül hosnutlugu ile karsilamaktir.
Âlimlerimizden biri der ki: «Allah (C.C)'a en yakin kimseler. O'nun kendilerine ayirdigi payi en ziyade gönül huzuru ile benimseyenlerdir» Su vecizeyi düsünerek okuyalim. "Nice sevinçler aslinda hastaliktir, nice hasta-likfar da aslinda sifâdir."
Nitekim bir sâir söyle der:
"Her nimet, azi disleri arasinda senin için türlü belâlar saklar.
Buna karsilik belâlar bekledigin yerden sevindirici sonuçlarla karsilasirsin.
Yasadikça basina gelenlere karsi sabirli ol; cünki her seyin sonu vardir.
Her sikintinin bir ferahtigi; her harisin bazi kusurlari vardir.
Hic süphesiz, bize en yeterli söz Allah (C.C)'in kelâmidir."
Ulu Allah (C.C.) bu konuda söyle buyuruyor:
«— Aslinda hakkinizda hayirli olan bir sey sizin hosunuza gitmeyebilir. Buna karsilik hakkinizda ser olan bir sey sizin hosunuza gidebilir. Hiç süphesiz siz degil, Allah bilir.»
(Bakara Sûre-i Celilesi: 216)
..
Allah (C.C)'a ibâdet etmemiz ve bu ibadetin farz olusu üzerimize geçmis farz kereminden dolayidir. Kaldi ki O'nun bize bu yolda emir vermis olmasi, ibadetimize karsilik mükâfat vermesi, fazilet ve emrini kirdigimiz takdirde ceza vermesi bir adalettir.
"Tevekkülce" gelince, sikinti ve darlik aninda ve basimiza bir belâ gelince gönül rahatligi ve sogukkanlilik içinde Allah (C.C)'a güvenmektir. Allah (C.C)'a tevekkül edenler, her seye yalniz O'nun gücü yettigini, ferahliga çikaracak araçlarin O'nun her seyi planlayip zamani gelince yaratan otoritesine bagli oldugunu bilirler.
Böyleleri ne atalarindan, ne çocuklarindan, ne servetlerinden ve ne de teknolojik ürünlerden medet ummazlar. Tersine O'nun gösterdigi istikâmetten yürüyerek her seyi O'na havale ederler, Durum ve sartlar ne olursa olsun. O'nun baskasini dayanak ve umut kaynagi olarak tanimazlar.
Zaten kendisine tevekkül edenlere O. kâfidir.
«Riza" ´ya gelince o öa ilâhî takdirin her türlü gelismelerini gönül hosnutlugu ile karsilamaktir.
Âlimlerimizden biri der ki: «Allah (C.C)'a en yakin kimseler. O'nun kendilerine ayirdigi payi en ziyade gönül huzuru ile benimseyenlerdir» Su vecizeyi düsünerek okuyalim. "Nice sevinçler aslinda hastaliktir, nice hasta-likfar da aslinda sifâdir."
Nitekim bir sâir söyle der:
"Her nimet, azi disleri arasinda senin için türlü belâlar saklar.
Buna karsilik belâlar bekledigin yerden sevindirici sonuçlarla karsilasirsin.
Yasadikça basina gelenlere karsi sabirli ol; cünki her seyin sonu vardir.
Her sikintinin bir ferahtigi; her harisin bazi kusurlari vardir.
Hic süphesiz, bize en yeterli söz Allah (C.C)'in kelâmidir."
Ulu Allah (C.C.) bu konuda söyle buyuruyor:
«— Aslinda hakkinizda hayirli olan bir sey sizin hosunuza gitmeyebilir. Buna karsilik hakkinizda ser olan bir sey sizin hosunuza gidebilir. Hiç süphesiz siz degil, Allah bilir.»
(Bakara Sûre-i Celilesi: 216)
Gunun hadisi: Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki: "Ölü kabre konulur. Salih kişi, kabrinde korkusuz ve endişesiz oturtulur. Sonra kendisine: "Hangi dinde idin?" denilir. "İslâm dinindeydim" der. "Şu adam nedir?" denilir. "O, Allah'ın Resülü Muhammed'dir, bize Allah indinden açık deliller getirdi, biz de onu tasdik ettik" der. Ona: "Allah'ı gördün mü?" denilir. O: "Allah'ı görmek hiç kimseye mümkün ve muvafık değildir" der. Bu safhadan sonra cehenneme doğru bir delik açılır. Oraya bakar, ateş alevlerinin birbirini kırıp yok etmeye çalıştığını görür. Kendisine: "Allah'ın seni koruduğu ateşe bak!" denilir. Sonra ona cennet cihetinden bir delik açılır ve onun güzelliklerine ve içinde bulunan (nimet)lere bakar. Kendisine: "İşte senin makamın!" denilir ve yine ona: "Sen bunlar hususunda yakîn (kesin iman) sahibi idin. Bu iman üzere öldün, bu iman üzere yeniden diriltileceksin inşaallah!" denilir.
Saffat süresi :20,21. Ve: “Eyvâh bize! Bu, dîn (cezâ) günüdür!” derler. (Melekler der ki:) “(Evet) bu, kendisini yalanlamakta olduğunuz ayırma günü (aranızda hüküm verme günü)dür!”
22,23,24. (Meleklere ise o gün şöyle denilir:) “Zulmedenleri ve onlara eşlik edenleri ve Allah’dan başka tapmakta oldukları şeyleri toplayın; sonra onları Cehennemin yoluna götürün! Ve tutun onları! Çünki onlar, sorguya çekilecek kimselerdir.”
22,23,24. (Meleklere ise o gün şöyle denilir:) “Zulmedenleri ve onlara eşlik edenleri ve Allah’dan başka tapmakta oldukları şeyleri toplayın; sonra onları Cehennemin yoluna götürün! Ve tutun onları! Çünki onlar, sorguya çekilecek kimselerdir.”
24 Aralık 2015 Perşembe
Gunun kitabi: evliyalar: hikmet koray
Ahmed kuseyri
büyük evliyalardan doğum tarihi bilinmemekle birlikte 1549 senesinde Hatay'da vefat etti aslen Suriye selçuklularından olup soyu ashab-ı kiramdan peygamber efendimizin amcası Hazreti Abbas'ın dayandığı rivayet edilir.
..
İlk tahsilini babasından aldıysa da daha sonra amcası Şeyh Davut'un Arabi Akaid fıkıh tefsir dersleri aldı bu tahsili sırasında büyük İslam alimlerinden İmam Gazali ve Muhyiddin Arabi Hazretleri'nin eserlerini okudu diğer amcası Şeyh Aliden de ders alıp genç yaşta tasavvuf ilminde yetisti.
..
Halep'te Zekeriya Camii'nde verdiği vaazları hutbeleri büyük bir alaka ile dinlenirdi.
..
Osmanlı Devleti'ne sadakati hizmeti ile çok takdir toplamıştır Türbesi'nde bir Osmanlı sancağı sorguç ve tug tarihi bir hatıra olarak durmaktadır.
..
Ahmet kuseyri Hazretleri Hatay'da pek çok talebe yetiştirmiş insanların İslamiyeti öğrenmelerine İslam ahlakının yayılmasına hizmet etmiştir Ayrıca Yollar medreseler mescitler ve çeşmeler yaptırmıştır Altınözü civarında kuseyr çayı üzerinde halen faal halde olan köprü onun yaptığı bir hayır eseridir.
Ahmed kuseyri
büyük evliyalardan doğum tarihi bilinmemekle birlikte 1549 senesinde Hatay'da vefat etti aslen Suriye selçuklularından olup soyu ashab-ı kiramdan peygamber efendimizin amcası Hazreti Abbas'ın dayandığı rivayet edilir.
..
İlk tahsilini babasından aldıysa da daha sonra amcası Şeyh Davut'un Arabi Akaid fıkıh tefsir dersleri aldı bu tahsili sırasında büyük İslam alimlerinden İmam Gazali ve Muhyiddin Arabi Hazretleri'nin eserlerini okudu diğer amcası Şeyh Aliden de ders alıp genç yaşta tasavvuf ilminde yetisti.
..
Halep'te Zekeriya Camii'nde verdiği vaazları hutbeleri büyük bir alaka ile dinlenirdi.
..
Osmanlı Devleti'ne sadakati hizmeti ile çok takdir toplamıştır Türbesi'nde bir Osmanlı sancağı sorguç ve tug tarihi bir hatıra olarak durmaktadır.
..
Ahmet kuseyri Hazretleri Hatay'da pek çok talebe yetiştirmiş insanların İslamiyeti öğrenmelerine İslam ahlakının yayılmasına hizmet etmiştir Ayrıca Yollar medreseler mescitler ve çeşmeler yaptırmıştır Altınözü civarında kuseyr çayı üzerinde halen faal halde olan köprü onun yaptığı bir hayır eseridir.
Yasin suresi:60,61. “Ey Âdemoğulları! (Ben) size: ‘Şeytana kulluk etmeyin! Çünki o size apaçık bir düşmandır ve bana kulluk edin! Bu dosdoğru bir yoldur’ diye (tavsiye ederek) ahdetmedim mi?”
62. “Böyle iken, yemîn olsun ki (şeytan), içinizden birçok nesilleri dalâlete sevk etmiştir. Hiç mi akıl erdirmiyordunuz?”
63. “(İşte) bu, va‘d olunageldiğiniz Cehennemdir!”
64. “İnkâr etmekte olduğunuzdan dolayı bugün girin oraya!”
65. O gün onların ağızlarını mühürleriz de bize elleri söyler ve neler kazanıyor idiyseler ayakları şâhidlik eder!
62. “Böyle iken, yemîn olsun ki (şeytan), içinizden birçok nesilleri dalâlete sevk etmiştir. Hiç mi akıl erdirmiyordunuz?”
63. “(İşte) bu, va‘d olunageldiğiniz Cehennemdir!”
64. “İnkâr etmekte olduğunuzdan dolayı bugün girin oraya!”
65. O gün onların ağızlarını mühürleriz de bize elleri söyler ve neler kazanıyor idiyseler ayakları şâhidlik eder!
23 Aralık 2015 Çarşamba
Sabah duasi: 78. Ya Rabbe’l-âle mîn ve ya Erhame’r-râhimîn! Yüce nezdinden göndereceğin bir nurla simalarımızı pırıl pırıl hâle getir.. sadrımızı, sinemizi, kâmil imana, tastamam ihsana aç ve bizi, sevip razı olduğun amelleri işlemeye muvaffak kıl! Ya İlahenâ ve ya Mev lânâ! İhlasa erdirdiğin ve nezdinde mak bûliyet payesiyle şereflendirdiğin kullarının kalblerindeki kilitleri çözdüğün gibi bizim kalbimizin kapılarını da Senin marifetine ve muhabbetine aç.. sinelerimizde paslanmaya yüz tutmuş kilitleri çöz.. bizi kapının eşiğine yüz sürmekten mahrum etme ve o ulu dergâhına yüz sürüp bir dilekte bulunduktan sonra da talebimizi reddetmek suretiyle bizi cezalandırma! Ya Rab! Sana sığınıyor, isteyeceğimizi sadece Senden istiyor ve yalnızca Sana teveccühte bulunuyoruz. Sen de biliyorsun ki, başka bir şey değil, Senden sadece Seni istiyoruz. Zaten Rab olarak da birtek Senden razı olabiliriz. Ne olur, bahtına düştük, bizi cismaniyetin ve bedene kulluğun derekelerinden, alt basamaklarından, kalbin, ruhun ve sırrın derecelerine, üst basamaklarına çıkar. Çıkaracağına inancımız da tamdır, zira bizi ve işlerimizi koruyup kollayan yegâne Zat Sensin. Biz dostluğun gereklerini ortaya koyamasak, ahdimize sadık ve vefalı olamasak da Sen bizi ümit ettiğimiz hususlarda haybet ve hüsrana uğratma!
Gunun kitabi: evliyalar: hikmet koray
Abdullah bin hubeyk
evliyaların büyüklerinden küfe de doğdu Antakya'da yaşadı doğum ve vefat tarihleri bilinmemektedir zühd ve takva da Üstün Bir dereceye yükseldi bu Ümmet içinde Yahya Aleyhisselam'ın zühdüne sahip zat diye meşhur oldu.
..
kendisinden nasihat isteyen birisine Ey Horasan'li dilinle Yalan söyleme gözünü harama bakma kalbinle Müslüman kardeşine Haset etme kin tutma ve iyi şeyler Arzu et Eğer böyle yapmazsan sonunda Bedbaht olursun.
allahü Teala'nın sonsuz İhsanina rağmen günah işlemekte ısrar edenlere sana iyilik edene bile kötülük ediyorsun kötülük edene nasıl iyilik edebilirsin diyerek gafletten uyandırirdi.
kendisine ne kadar ilim tahsil etmeliyiz diye soruldu cevap olarak iyi ile kötüyü birbirinden ayıracak kadar olsun öğreniniz buyurdu .
Abdullah Bin ubey açgözlülük etmekten insanları sakındırır ve tamahkâr aç gözlü insan zincirine bağlamış ölüye benzer Kalpteki Tamah kalbi mühurler bu kalp ise ölüdür tamahkâr olmaz nefsin şehvet ve arzularına uymaz.
..
Allahu Teala kalpleri kendini anlamak için yarattığı halde insanlar onları şehvet istek ve Arzu ile doldurulmuştur kalplerden şehvetin izini silecek şey yalnız Allahü teâlânın korku ve sevgisidir.
..
Abdullah bin hubeyk
evliyaların büyüklerinden küfe de doğdu Antakya'da yaşadı doğum ve vefat tarihleri bilinmemektedir zühd ve takva da Üstün Bir dereceye yükseldi bu Ümmet içinde Yahya Aleyhisselam'ın zühdüne sahip zat diye meşhur oldu.
..
kendisinden nasihat isteyen birisine Ey Horasan'li dilinle Yalan söyleme gözünü harama bakma kalbinle Müslüman kardeşine Haset etme kin tutma ve iyi şeyler Arzu et Eğer böyle yapmazsan sonunda Bedbaht olursun.
allahü Teala'nın sonsuz İhsanina rağmen günah işlemekte ısrar edenlere sana iyilik edene bile kötülük ediyorsun kötülük edene nasıl iyilik edebilirsin diyerek gafletten uyandırirdi.
kendisine ne kadar ilim tahsil etmeliyiz diye soruldu cevap olarak iyi ile kötüyü birbirinden ayıracak kadar olsun öğreniniz buyurdu .
Abdullah Bin ubey açgözlülük etmekten insanları sakındırır ve tamahkâr aç gözlü insan zincirine bağlamış ölüye benzer Kalpteki Tamah kalbi mühurler bu kalp ise ölüdür tamahkâr olmaz nefsin şehvet ve arzularına uymaz.
..
Allahu Teala kalpleri kendini anlamak için yarattığı halde insanlar onları şehvet istek ve Arzu ile doldurulmuştur kalplerden şehvetin izini silecek şey yalnız Allahü teâlânın korku ve sevgisidir.
..
Fatir suresi: 29. Doğrusu Allah’ın kitâbını okuyanlar, namazı hakkıyla edâ edenler ve kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden (Allah yolunda) gizlice ve açıkça sarf edenler aslâ zarar etmeyecek bir ticâret umarlar.
30. Tâ ki (Allah), onlara mükâfâtlarını tam olarak versin ve lütfundan onlara (daha da) arttırsın! Çünki O, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Şekûr (kullarının mükâfâtını fazlasıyla veren)dir.
30. Tâ ki (Allah), onlara mükâfâtlarını tam olarak versin ve lütfundan onlara (daha da) arttırsın! Çünki O, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Şekûr (kullarının mükâfâtını fazlasıyla veren)dir.
22 Aralık 2015 Salı
Günün kitabi: kalplerin kesfi:gazali
..
O halde bize ne oluyor da bizi yoktan var ederek en mükemmel kivama getiren yagmur tanesi sayisinca kusur isledigimiz halde, yokluklari helakimiz demek olan nice nimet ve destegini bizden alikoymayan gerçek efendimize ibadet etmiyoruz. Bizleri bir kusurumuz üzerine yakalayip hesaplasmaya çekebilecegi halde mühlet verirsek bizde tevbe edelim de kusurumuzu bagislasin, kabahatimizi örtsün.
Aklin basinda olan kimse ibadete lâyik olan Rabb'ini tanimakta ve bütün varligi ile O'na yönelerek rizasini dilemekte gecikmez. Her isledigi günahtan tevbe ederek yaraticisina siginir, O'nun rahmetinden hiç bir zaman umut kesmez, nimetlerine sükrederek sevgisini arar ve buna devam ederek ola ki. O'nun sevgisini kazananlarin defterini yazilir da, kendisi efendisine kavusmaya arzulu efendisi ise onu yanina almaktan daha arzulu iken ölür.
..
O halde bize ne oluyor da bizi yoktan var ederek en mükemmel kivama getiren yagmur tanesi sayisinca kusur isledigimiz halde, yokluklari helakimiz demek olan nice nimet ve destegini bizden alikoymayan gerçek efendimize ibadet etmiyoruz. Bizleri bir kusurumuz üzerine yakalayip hesaplasmaya çekebilecegi halde mühlet verirsek bizde tevbe edelim de kusurumuzu bagislasin, kabahatimizi örtsün.
Aklin basinda olan kimse ibadete lâyik olan Rabb'ini tanimakta ve bütün varligi ile O'na yönelerek rizasini dilemekte gecikmez. Her isledigi günahtan tevbe ederek yaraticisina siginir, O'nun rahmetinden hiç bir zaman umut kesmez, nimetlerine sükrederek sevgisini arar ve buna devam ederek ola ki. O'nun sevgisini kazananlarin defterini yazilir da, kendisi efendisine kavusmaya arzulu efendisi ise onu yanina almaktan daha arzulu iken ölür.
Fatir suresi:5. Ey insanlar! Muhakkak ki Allah’ın va‘di haktır. Öyle ise dünya hayâtı sakın sizi aldatmasın! Ve sakın o çok aldatıcı (şeytan), sizi (isyâna sürüklerken) Allah(’ın affına güvendirmek) ile kandırmasın!
6. Şübhesiz ki şeytan size düşmandır; öyle ise (siz de) onu (kendinize) düşman edinin! (O,) kendi tarafdarlarını ancak alevli ateş ehlinden olsunlar diye çağırır.
7. O kimseler ki inkâr ettiler, onlar için (pek) şiddetli bir azab vardır. Ve o kimseler ki îmân edip sâlih ameller işlediler, onlar için bir mağfiret ve (pek) büyük bir mükâfât vardır.
6. Şübhesiz ki şeytan size düşmandır; öyle ise (siz de) onu (kendinize) düşman edinin! (O,) kendi tarafdarlarını ancak alevli ateş ehlinden olsunlar diye çağırır.
7. O kimseler ki inkâr ettiler, onlar için (pek) şiddetli bir azab vardır. Ve o kimseler ki îmân edip sâlih ameller işlediler, onlar için bir mağfiret ve (pek) büyük bir mükâfât vardır.
21 Aralık 2015 Pazartesi
Gunun kitabi: kalplerin kesfi: gazali
..
Ona tutulanlar, onunla ilgili bir dilegini ele gecirmis ise calimindan gecilmez,
iyice bastan çikarak Âhireti hatirindan siler, düsüncesini ona acar. Fakat günün birinde ayagi kayinca neaameti büyük, hayiflanmasi agir oiur. Ölüm krizleri ve acilari, basina üsüsür.
Onun tutkunlari hic bir zaman onunla ilgili amaçlarina ulasamazlar, yorgunluktan hic kurtulamazlar, oradan sonunda aziksiz cikarak ve kendilerine yuva hazirlaamadiklari bir âieme ayak basarlar.
Aman kendini sakin ondan, yâ emirel mü´minin. Ona elinden geldigi kadar mesefeli davran, ondan mümkün oldugu kadar uzak dur. Çunki dünya tutkunlari ne zaman bir sevince guvenseler o onlari bir kötülüge sürukier. Orada halka zararli olanlar ne yaptiklarinin farkinda olmadan calim satarlar. Ondan yarar saglayanlar insansiz ve zararlidirlar.
Onun bollugunun arkasi beladir, orada kalmak yok olusa dogru adim atmaktir. Onun sevinci hüzün ile karisiktir. Orada sirtini donup giden bir daha geri gelmez. Gelecegin ne oldugu bilinmedigi için hep yalanci ümitlerini ve batil emellerini bekler.
Arzulari yalanci, emelleri bos, katiksizi bulanik, coskunlugunun sonu hayal kirikligidir. Akli basinda ve önünü gören herkes orada her zaman endise içindedir, elindeki varligin kaçacagindan endiseiidir. Gelebilecek belânin her an korkusu altindadir.
..
Ona tutulanlar, onunla ilgili bir dilegini ele gecirmis ise calimindan gecilmez,
iyice bastan çikarak Âhireti hatirindan siler, düsüncesini ona acar. Fakat günün birinde ayagi kayinca neaameti büyük, hayiflanmasi agir oiur. Ölüm krizleri ve acilari, basina üsüsür.
Onun tutkunlari hic bir zaman onunla ilgili amaçlarina ulasamazlar, yorgunluktan hic kurtulamazlar, oradan sonunda aziksiz cikarak ve kendilerine yuva hazirlaamadiklari bir âieme ayak basarlar.
Aman kendini sakin ondan, yâ emirel mü´minin. Ona elinden geldigi kadar mesefeli davran, ondan mümkün oldugu kadar uzak dur. Çunki dünya tutkunlari ne zaman bir sevince guvenseler o onlari bir kötülüge sürukier. Orada halka zararli olanlar ne yaptiklarinin farkinda olmadan calim satarlar. Ondan yarar saglayanlar insansiz ve zararlidirlar.
Onun bollugunun arkasi beladir, orada kalmak yok olusa dogru adim atmaktir. Onun sevinci hüzün ile karisiktir. Orada sirtini donup giden bir daha geri gelmez. Gelecegin ne oldugu bilinmedigi için hep yalanci ümitlerini ve batil emellerini bekler.
Arzulari yalanci, emelleri bos, katiksizi bulanik, coskunlugunun sonu hayal kirikligidir. Akli basinda ve önünü gören herkes orada her zaman endise içindedir, elindeki varligin kaçacagindan endiseiidir. Gelebilecek belânin her an korkusu altindadir.
Gunun hadisi: Ebu Musa radıyallahu anh demiştir ki Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu Cennet hazinelerinden bir tanesini sana söylememi ister misin Ben de tabii ki ya resulallah diyerek memnuniyetini ifade ettim buyurdular ki o hazine :'La havle vela kuvvete illa billah ' zikridir.
zikrin meali gerçek güç ve kuvvet sahibi sadece Allah'tır güç ve kuvvet sahibi olmak sadece Allah'ın lütuf ve ihsaniyladir.
zikrin meali gerçek güç ve kuvvet sahibi sadece Allah'tır güç ve kuvvet sahibi olmak sadece Allah'ın lütuf ve ihsaniyladir.
Ahzab suresi: 66. O gün, yüzleri ateş içinde çevrilirken: “Eyvah bize! Keşke Allah’a itâat etseydik, peygambere de itâat etseydik!” diyeceklerdir.
67. Ve: “Rabbimiz! Gerçekten biz, reislerimize ve büyüklerimize uyduk da (onlar) bizi (hak) yoldan saptırdılar” diyeceklerdir.
68. “Rabbimiz! Onlara azabdan iki kat ver ve onlara büyük bir lâ‘netle lâ‘net et!”
67. Ve: “Rabbimiz! Gerçekten biz, reislerimize ve büyüklerimize uyduk da (onlar) bizi (hak) yoldan saptırdılar” diyeceklerdir.
68. “Rabbimiz! Onlara azabdan iki kat ver ve onlara büyük bir lâ‘netle lâ‘net et!”
20 Aralık 2015 Pazar
Günün kitabi: kalplerin keşfi : gazali
..
Ariflerden biri der ki: «Ey insanlar! Amellerinizi düsünerek tasinarak isleyin. Hiç bir zaman Allah korkusunu kalbinizden çikarmayin.
Uzak vadeli emeller ile oyalanarak ölümü unutmayin. Dünyaya sakin bel baglamayin, çünki o gayet aldatici ve gaddardir, üstten bakarak gözünüzü boyar, bos vaadler ile aklinizi basinizdan alir, süslenip puslenerek kendisine talib çeker.
Böylece alimli bir gelin gibi ortaya çikar. Böylece bakislar ona dikilmis,
kalbler ona tutuimus, nefisler ona âsik oiur.
Oysa nice âsikinin kanina girmis, nice ona gönül baglayani yüzüstü brrakmistir. Ona gerçegin gözü ile bakin. O sayisiz belâlarin yurdudur ve onu bizzat yaraticisi horlamistir.
Onun yenisi yipranir, mülkü elden gider, ileri geleni itibardan düser, çogu azalir, sevgisi ölür, iyiligi kaybolur.
Gaflet dalginligindan gözlerinizi açiniz Allah (C.C) hayrinizi versin gün gelir sizin için «Falanca rahatsizdir» yahut «agir hastadir. Acaba iyilesmesinin çaresi var mi? Yahut onu doktora mi gösterelim» denilmeden uykunuzdan uyanin. Sonra senin için doktor çagrilir, fakat iyilesmene umut kalmadigi görülür. O zaman «falanca vasi yerini yapti mali «saydi derler. Sonra dili agirlasti dostlari ile konusamiyor, komsularini tanimiyor» denir.
Bu arada alnindan terler bosalir, arka arkaya iniltileri duyulur, yaklasan akibetini kestirmeye baslarsin, gözlerin fal tasi gibi açilip sabit bir noktaya dikilir, tahminlerinin gerçeklesmek üzere oldugunu sezersin, dilin pelteklesir, kardeslerin ve yakinlarin aglamaya baslar. «Bu oglun falancadir, su da kardeslerin filancadir» diyerek sana yanibasindakiler takdim edilir, ama artik konusmaktan alakonmussundur, konusamaz bir dilin mühürlenmistir.
Arkasindan ilâhî hüküm üzerine iner, canin bedeninden sonra göklere çikarilir.
O zaman yakinlarin basinda toplanir, kefenini hazirlarlar, ölünü yikayip kefene sararlar. Artik gidenin gelenin olmaz, seni kiskananlar rahatlar yakinlarin mirasini paylasmaya koyulur, sen ise amellerin ile basbasa kalirsin
..
Ariflerden biri der ki: «Ey insanlar! Amellerinizi düsünerek tasinarak isleyin. Hiç bir zaman Allah korkusunu kalbinizden çikarmayin.
Uzak vadeli emeller ile oyalanarak ölümü unutmayin. Dünyaya sakin bel baglamayin, çünki o gayet aldatici ve gaddardir, üstten bakarak gözünüzü boyar, bos vaadler ile aklinizi basinizdan alir, süslenip puslenerek kendisine talib çeker.
Böylece alimli bir gelin gibi ortaya çikar. Böylece bakislar ona dikilmis,
kalbler ona tutuimus, nefisler ona âsik oiur.
Oysa nice âsikinin kanina girmis, nice ona gönül baglayani yüzüstü brrakmistir. Ona gerçegin gözü ile bakin. O sayisiz belâlarin yurdudur ve onu bizzat yaraticisi horlamistir.
Onun yenisi yipranir, mülkü elden gider, ileri geleni itibardan düser, çogu azalir, sevgisi ölür, iyiligi kaybolur.
Gaflet dalginligindan gözlerinizi açiniz Allah (C.C) hayrinizi versin gün gelir sizin için «Falanca rahatsizdir» yahut «agir hastadir. Acaba iyilesmesinin çaresi var mi? Yahut onu doktora mi gösterelim» denilmeden uykunuzdan uyanin. Sonra senin için doktor çagrilir, fakat iyilesmene umut kalmadigi görülür. O zaman «falanca vasi yerini yapti mali «saydi derler. Sonra dili agirlasti dostlari ile konusamiyor, komsularini tanimiyor» denir.
Bu arada alnindan terler bosalir, arka arkaya iniltileri duyulur, yaklasan akibetini kestirmeye baslarsin, gözlerin fal tasi gibi açilip sabit bir noktaya dikilir, tahminlerinin gerçeklesmek üzere oldugunu sezersin, dilin pelteklesir, kardeslerin ve yakinlarin aglamaya baslar. «Bu oglun falancadir, su da kardeslerin filancadir» diyerek sana yanibasindakiler takdim edilir, ama artik konusmaktan alakonmussundur, konusamaz bir dilin mühürlenmistir.
Arkasindan ilâhî hüküm üzerine iner, canin bedeninden sonra göklere çikarilir.
O zaman yakinlarin basinda toplanir, kefenini hazirlarlar, ölünü yikayip kefene sararlar. Artik gidenin gelenin olmaz, seni kiskananlar rahatlar yakinlarin mirasini paylasmaya koyulur, sen ise amellerin ile basbasa kalirsin
Günün hadisi: Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki:
"Kul (bazan), Allah'ın rızasına uygun olan bir kelamı, ehemmiyet vermeksizin sarfeder de Allah onun sebebiyle cennetteki derecesini yükseltir. Yine kul (bazan) Allah'ın hoşnutsuzluğuna sebep olan bir kelimeyi ehemmiyet vermeksizin sarfeder de Allah, o sebeple onu cehennemde yetmiş yıllık aşağıya atar."
"Kul (bazan), Allah'ın rızasına uygun olan bir kelamı, ehemmiyet vermeksizin sarfeder de Allah onun sebebiyle cennetteki derecesini yükseltir. Yine kul (bazan) Allah'ın hoşnutsuzluğuna sebep olan bir kelimeyi ehemmiyet vermeksizin sarfeder de Allah, o sebeple onu cehennemde yetmiş yıllık aşağıya atar."
19 Aralık 2015 Cumartesi
Gunun kitabi: kalplerin kesfi: gazali
..
Ulu Allah (C.C) buyuruyor ki:
"O gün biz herkesi teker teker imami ile çagirinz. Kitabi sagdan verilenler yok mu? Onlar kitablarini okurlar ve en ufak bir haksizliga ugratilmadiklarini görürler»
(Isra Sûre-i Celilesi - 71)
Herkesin imâmi çagrildigi bildirilen yer. «Arasat» meydanidir. Tefsir âlimleri âyette «herkesin teker teker birlikte çagirilacagini» belirttigi "imam"`in ne mânaya geldigi hakkinda farkli görüsler ileri sürüyorlar.
Ibni Abbas (R.A.) ile ona katilanlarin görüsüne göre âyetteki "imâm", içinde herkesin amelleri yazili bulunan defterdir. Buna göre âyetten maksadin herkes defteri ile birlikte hesaplasmaya çagrilacagini belirtmektir. Kur'an'in su âyeti de bu görüsü desteklemektedir.
Ulu Allah (C.C) söyle buyuruyor:
«— Amel defterî sagindan verilenlere getince onlar, «îste defterim, alin okuyun onu» derler. Buna karsilik defteri soldan verilenlere gelince onlar da «keske defterim bana verilmeseydi!» derler.»
(Hakka Sûre-i Celilesi. 19—25)
Ibni Zeyd (r.a.) der ki imâm gökten indirilen kitaptir. Buna göre insanlar. «Ey Incil Ümmeti». «Ey Tevrat Ümmeti» ve «Ey Kur'an Ümmeti» diye huzura çagirilacaklardir.
Mücahid ve Katade'ye (r.a.) göre "imâm" ümmetlerin peygamberleri demektir. Buna göre «Ibrahim (A.S)'e bagli olanlari getirin.» «Musa (A.S)'ya uyanlari getirin», «Isa (A.S)'ya uyanlari getirin» ve «Muhammed (S.A.S)'e uyanlari getirin» denilecektir.
Hz. Ali (r.a) buyurur ki; «Bu âyetteki "imâm", insan topluluklarinin her devirdeki imâmi demektir. Buna göre her asrin halki, emirlerini uygulayip yasaklarindan kaçindiklari önderle huzura, cagrilacakiardir.
ibni Ömer'in. rivayet ettigi sahih bir hadise göre Peygamberimiz (S.A.S.) söyle buyurmustur.
"Allah (C.C) Kiyamet günü bizden önce ve sonraki bütün insanlari bir araya topladigi zaman her gaddar namina bir sancak dikilerek» «bu adam falan falan kimselere haksizlik eden kisidir» diye ilân edilir.»
Ebû Hureyre (R.A.) tarafindan rivayet edildigine göre. Peygamber'imiz (S.A.S.) yukardaki âyetin açiklamasi hakkinda söyle buyuruyor:
«— Onlardan biri çagirilarak defteri sagdan verilir, boyu atmis arsim olacak sekilde uzatilir, yüzü bembeyazdir. Basina parlak inciden bir tac konur. Adam hemen arkadaslarinin yanina kosar, uzaktan onu görünce hep birlikte «Allah'im! 8u adami bizim yanimiza getir, onu hakkimizda ugurlu eyle, diye dua ederler. Adam yanlarina varinca onlara «müjdeler olsun, hepiniz ayri ayri benim gibi olacaksiniz» der.»
Kâfire sira gelince yüzü kararir, boyu Hz. Adem (A.S) suretine göre altmis arsin olacak sekilde uzatilir. Onun basina da kâfirliginin alâmeti olacak bir tac giydirilir. Arkadaslari onu görünce hep birlikte «Allah'im! bunun serrinden sana siginiriz, onu bizden irak eyle, onu yerin dibine batir» derler. Fakat adam onlara gelerek «Kahrolasicalar, hepiniz bu kiliga gireceksiniz» der.
..
Ulu Allah (C.C) buyuruyor ki:
"O gün biz herkesi teker teker imami ile çagirinz. Kitabi sagdan verilenler yok mu? Onlar kitablarini okurlar ve en ufak bir haksizliga ugratilmadiklarini görürler»
(Isra Sûre-i Celilesi - 71)
Herkesin imâmi çagrildigi bildirilen yer. «Arasat» meydanidir. Tefsir âlimleri âyette «herkesin teker teker birlikte çagirilacagini» belirttigi "imam"`in ne mânaya geldigi hakkinda farkli görüsler ileri sürüyorlar.
Ibni Abbas (R.A.) ile ona katilanlarin görüsüne göre âyetteki "imâm", içinde herkesin amelleri yazili bulunan defterdir. Buna göre âyetten maksadin herkes defteri ile birlikte hesaplasmaya çagrilacagini belirtmektir. Kur'an'in su âyeti de bu görüsü desteklemektedir.
Ulu Allah (C.C) söyle buyuruyor:
«— Amel defterî sagindan verilenlere getince onlar, «îste defterim, alin okuyun onu» derler. Buna karsilik defteri soldan verilenlere gelince onlar da «keske defterim bana verilmeseydi!» derler.»
(Hakka Sûre-i Celilesi. 19—25)
Ibni Zeyd (r.a.) der ki imâm gökten indirilen kitaptir. Buna göre insanlar. «Ey Incil Ümmeti». «Ey Tevrat Ümmeti» ve «Ey Kur'an Ümmeti» diye huzura çagirilacaklardir.
Mücahid ve Katade'ye (r.a.) göre "imâm" ümmetlerin peygamberleri demektir. Buna göre «Ibrahim (A.S)'e bagli olanlari getirin.» «Musa (A.S)'ya uyanlari getirin», «Isa (A.S)'ya uyanlari getirin» ve «Muhammed (S.A.S)'e uyanlari getirin» denilecektir.
Hz. Ali (r.a) buyurur ki; «Bu âyetteki "imâm", insan topluluklarinin her devirdeki imâmi demektir. Buna göre her asrin halki, emirlerini uygulayip yasaklarindan kaçindiklari önderle huzura, cagrilacakiardir.
ibni Ömer'in. rivayet ettigi sahih bir hadise göre Peygamberimiz (S.A.S.) söyle buyurmustur.
"Allah (C.C) Kiyamet günü bizden önce ve sonraki bütün insanlari bir araya topladigi zaman her gaddar namina bir sancak dikilerek» «bu adam falan falan kimselere haksizlik eden kisidir» diye ilân edilir.»
Ebû Hureyre (R.A.) tarafindan rivayet edildigine göre. Peygamber'imiz (S.A.S.) yukardaki âyetin açiklamasi hakkinda söyle buyuruyor:
«— Onlardan biri çagirilarak defteri sagdan verilir, boyu atmis arsim olacak sekilde uzatilir, yüzü bembeyazdir. Basina parlak inciden bir tac konur. Adam hemen arkadaslarinin yanina kosar, uzaktan onu görünce hep birlikte «Allah'im! 8u adami bizim yanimiza getir, onu hakkimizda ugurlu eyle, diye dua ederler. Adam yanlarina varinca onlara «müjdeler olsun, hepiniz ayri ayri benim gibi olacaksiniz» der.»
Kâfire sira gelince yüzü kararir, boyu Hz. Adem (A.S) suretine göre altmis arsin olacak sekilde uzatilir. Onun basina da kâfirliginin alâmeti olacak bir tac giydirilir. Arkadaslari onu görünce hep birlikte «Allah'im! bunun serrinden sana siginiriz, onu bizden irak eyle, onu yerin dibine batir» derler. Fakat adam onlara gelerek «Kahrolasicalar, hepiniz bu kiliga gireceksiniz» der.
Ahzab suresi:1. Ey Peygamber! Allah’dan sakın; kâfirlere ve münâfıklara itâat etme! Şübhe yok ki Allah, Alîm (herşeyi hakkıyla bilen)dir, Hakîm (her işi hikmetli olan)dır.
2. Ve Rabbinden sana vahyedilene tâbi‘ ol! Şübhesiz ki Allah, ne yaparsanız hakkıyla haberdardır.
3. O hâlde Allah’a tevekkül et! Çünki vekîl olarak Allah yeter!
2. Ve Rabbinden sana vahyedilene tâbi‘ ol! Şübhesiz ki Allah, ne yaparsanız hakkıyla haberdardır.
3. O hâlde Allah’a tevekkül et! Çünki vekîl olarak Allah yeter!
18 Aralık 2015 Cuma
Günün kitabi: kalplerin keşfi : gazali
..
Bilesin ki ibadetin temeli, Allah (C.C)'i tanimak. O'ndan çekinmek, umudu O'na baglamak ve kendini her an O'nun denetimi altinda hissetmektir. Insan bu sifatlardan uzaklasinca imanin özünü kavrayamaz. Çünki Allah (C.C)'i tanimaksizin. O'nun beseri bilgi ve hayal sinirlarini askin, benzersiz bir isitici, görücü, yaratici, bilgili ve muktedir bir ilâh olduguna inanmadikça yapilacak ibadet geçerli degildir.
..
Bilesin ki ibadetin temeli, Allah (C.C)'i tanimak. O'ndan çekinmek, umudu O'na baglamak ve kendini her an O'nun denetimi altinda hissetmektir. Insan bu sifatlardan uzaklasinca imanin özünü kavrayamaz. Çünki Allah (C.C)'i tanimaksizin. O'nun beseri bilgi ve hayal sinirlarini askin, benzersiz bir isitici, görücü, yaratici, bilgili ve muktedir bir ilâh olduguna inanmadikça yapilacak ibadet geçerli degildir.
Gunun hadisi: Ebu'd-Derda radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın şöyle dediğini işittim: "Kim bir ilim öğrenmek için bir yola sülûk ederse Allah onu cennete giden yollardan birine dahil etmiş demektir. Melekler, ilim talibinden memnun olarak kanatlarını (üzerlerine) koyarlar. Semavat ve yerde olanlar ve hatta denizdeki balıklar âlim için istiğfar ederler. Âlimin âbid üzerindeki üstünlüğü dolunaylı gecede kamerin diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir. Âlimler peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler, ne dinar ne dirhem miras bırakırlar, ama ilim miras bırakırlar. Kim de ilim elde ederse, bol bir nasib elde etmiştir."
Lokman süresi :33. Ey insanlar! Rabbinizden sakının ve öyle bir günden korkun ki, (o gün) ne baba çocuğuna (onun nâmına birşey) öder, ne de çocuk babasına (onun nâmına) bir şey ödeyicidir. Şübhe yok ki Allah’ın va‘di haktır; öyle ise sakın dünya hayâtı sizi aldatmasın! Ve sakın o çok aldatıcı (şeytan) sizi (bir taraftan günâha sevk ederek) Allah(’ın affına güvendirmek) ile şaşırtmasın!
17 Aralık 2015 Perşembe
Sabah duasi: 77. Ya Rabbe’l-âlemîn ve ya Ekrame’l-ekramîn ve ya Erhame’r-râhimîn! Ey engin rahmet ve merhamet sahibi Rahman ü Rahîm Rabbimiz! Senden başka dertlerimize derman olabilecek, hastalıklarımıza şifa verebilecek, keder ve tasalarımızı izale buyurup kalblerimizi imar edebilecek bir güç ve kuvvet yoktur. İstirham ediyor, el açıp dileniyoruz; içimizi Senin hoşnutluğuna zıt bütün şâibelerden ve ağyar düşüncesinden temizle.. ne kalbimizde ne de dilimizde, küçük ya da büyük, iddia kokan hiçbir duygu ve düşünce bırakma.. bütün latîfelerimizi nezdinden lutfedeceğin esintilerle lebâleb doldur.. bizim gibi kendi uzaklığının vadilerinde âvâre dolaşanlara kurbet yamaçlarında tenezzüh etme imkanları ihsan et.. bahşettiğin nimetlerin lezzetlerini vicdanlarımıza duyur ve içimizdeki şükür hislerini coştur.. zâhirimizi, bâtınımızı, Senin yüce huzurundan uzaklaşmamıza ve Senden uzaklığın karanlık çukurlarına düşmemize sebep olabilecek her türlü isten, pastan, kirden ve sisten arındır!
Günün kitabı : Evliyalar: hikmet koray
Aydi baba
Gaziantep velilerinden. İsmi Mehmet olup Babasının ismi Mehmet Nami Efendi'dir Babası da Alim bir zat idi . aydi baba 1812 sırasında Antep'te doğdu İlk tahsilini bu vilayette başlayan aydi baba sonra İlim öğrenmek için Halep Kayseri ve İstanbul'a gitti ilim tahsilini tamamlayınca memleketine dönüşünde Kayseri medresesi'nde bir süre müderrislik yaptı.
..
bir arkadaşıyla beraber İstanbul'a gitmiş İstanbul'da kuşadalı İbrahim Efendi'ye talebe olmuş ve ondan tarikatını insanlara öğretmek için diploma almıştır.
..
İstanbul dönüşünde iki şerefeli camide imamlık yapmaya başlamış evinin bir bölümünü tekke haline getirerek insanlara doğru yolu anlatmak için çalışmistir. şehrin ileri gelenleri ve halktan pek çok kimse derslerine katıldı bir süre sonra Allahü Teala'nın Aşk ile Yanan aydi baba talebelerine :' Biz şeyhlik yapıyorduk ama talebe bile olamamışız ben size Hoca olmaya layık değilim eğer halktan uzak olmazsak Allahü teâlâya yakın olamayız ' diyerek Şeyhli imamlığı ve hatipligi bıraktı.
..
aydi baba Allahü Teala'nın aşkı ile Yunus Emre gibi şiirler söylemiştir gündüz yazdığı şiirlerinde aydi, gece söylediği şiirlerinde ise Ayani mahlasını kullanmıştır. aydi babanın şiirlerinin toplandığı bir Divanı vardır.
Aydi baba
Gaziantep velilerinden. İsmi Mehmet olup Babasının ismi Mehmet Nami Efendi'dir Babası da Alim bir zat idi . aydi baba 1812 sırasında Antep'te doğdu İlk tahsilini bu vilayette başlayan aydi baba sonra İlim öğrenmek için Halep Kayseri ve İstanbul'a gitti ilim tahsilini tamamlayınca memleketine dönüşünde Kayseri medresesi'nde bir süre müderrislik yaptı.
..
bir arkadaşıyla beraber İstanbul'a gitmiş İstanbul'da kuşadalı İbrahim Efendi'ye talebe olmuş ve ondan tarikatını insanlara öğretmek için diploma almıştır.
..
İstanbul dönüşünde iki şerefeli camide imamlık yapmaya başlamış evinin bir bölümünü tekke haline getirerek insanlara doğru yolu anlatmak için çalışmistir. şehrin ileri gelenleri ve halktan pek çok kimse derslerine katıldı bir süre sonra Allahü Teala'nın Aşk ile Yanan aydi baba talebelerine :' Biz şeyhlik yapıyorduk ama talebe bile olamamışız ben size Hoca olmaya layık değilim eğer halktan uzak olmazsak Allahü teâlâya yakın olamayız ' diyerek Şeyhli imamlığı ve hatipligi bıraktı.
..
aydi baba Allahü Teala'nın aşkı ile Yunus Emre gibi şiirler söylemiştir gündüz yazdığı şiirlerinde aydi, gece söylediği şiirlerinde ise Ayani mahlasını kullanmıştır. aydi babanın şiirlerinin toplandığı bir Divanı vardır.
Günün hadisi : Ebu Hureyre Radıyallahü Anh demiştir ki Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir Kutsi hadiste Yüce Allah ın şöyle buyurduğunu bildirmiştir :' benim kulumda maiyyet ve muamelem onun Benim hakkımdaki zannı üzeredir. beni hatırlayıp zikrettiğin de onunla beraber olurum. eğer beni gönlünde veya yalnız başına hatırlayıp zikrederse Bende onu bu suretle yad ederim. şayet beni bir topluluk içinde hatırlayıp anarsa Ben de onu daha hayırlı bir topluluk içinde yad ederim'
Rum süresi : 53. Ve sen, körlerin sapıklıklarından (kendilerini çıkaran) hidâyet vericisi değilsin! Çünki sen (da‘vetini), ancak âyetlerimize îmân edip de kendileri Müslüman olan kişilere işittirebilirsin.
54. Allah, sizi zayıf yaratan; sonra zayıflığın ardından (size) bir kuvvet veren; sonra kuvvetin ardından (tekrar) bir zayıflık ve bir ihtiyarlık verendir. (O,) dilediğini yaratır. Çünki O, Alîm (kullarının her hâlini hakkıyla bilen)dir, Kadîr (her dilediğine gücü yeten)dir.
55. Kıyâmet koptuğu gün günahkârlar, (dünyada) bir saatten başka kalmadıklarına yemîn eder. İşte (haktan) böyle çevriliyorlardı.
56. Kendilerine ilim ve îmân verilen kimseler ise: “Yemîn olsun ki (siz), Allah’ın Kitâbı’nda (va‘d edilen), yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu, yeniden dirilme günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz” der.
57. Artık o gün, zulmedenlere, ne ma‘zeretleri fayda verir, ne de onlardan (Allah’ı) râzı etmeleri istenir.
54. Allah, sizi zayıf yaratan; sonra zayıflığın ardından (size) bir kuvvet veren; sonra kuvvetin ardından (tekrar) bir zayıflık ve bir ihtiyarlık verendir. (O,) dilediğini yaratır. Çünki O, Alîm (kullarının her hâlini hakkıyla bilen)dir, Kadîr (her dilediğine gücü yeten)dir.
55. Kıyâmet koptuğu gün günahkârlar, (dünyada) bir saatten başka kalmadıklarına yemîn eder. İşte (haktan) böyle çevriliyorlardı.
56. Kendilerine ilim ve îmân verilen kimseler ise: “Yemîn olsun ki (siz), Allah’ın Kitâbı’nda (va‘d edilen), yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu, yeniden dirilme günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz” der.
57. Artık o gün, zulmedenlere, ne ma‘zeretleri fayda verir, ne de onlardan (Allah’ı) râzı etmeleri istenir.
16 Aralık 2015 Çarşamba
Sabah duasi: 75.Ey selamet ve esenli ğin kaynağı, biricik mel cei miz, yegâne Rabbimiz! Biz mücrim kullarını bütün yaramaz ve uygunsuz düşünce ve davranış lardan sıyanet buyur.. topyekün bela ve musibetlerden koru.. dünyada da, âhirette de utanç verici, yüz kızartıcı, rezil rüsvâ edici hâllere düşmekten muhafaza et! Ya Mevlânâ ve ya İlâ henâ! Biliyor ve inanıyoruz ki, Sen, kullarının ibadet ü tâatına asla ve kat’a muhtaç olmadığın gibi, onların işlediği masiyetler de Senin ululuğuna asla zarar veremez. Ne olur, bahtına düştük, kasden ya da min gayr-i kasdin, içine düştüğümüz kusurlardan dolayı bizi muâheze etme! İhlas-ı tâmma mazhar olmuş kullarının arasına bizi de al ve ibadetlerimizin riya ve süm’a gibi virüslerle kirlenmesine izin verme!
Gunun kitabi: Evliyalar: hikmet koray
Hz. Ebu bekir (r.a.)
peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem İslam'ı tebliğe başlandığında ilk iman eden hür erkek.
..
asıl adı Abdulkabe olup İslam'dan sonra Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona Abdullah adını verdiği kaydedilir azaptan Azad edilmiş mânâsına Atik dürüst Sadık Emin ve İffetli olduğundan dolayı da Sıddık lakabı ile anılmıştır deve yavrusunun babası manasına gelen Ebubekir adıyla meşhur olmuştur.
..
İslam'dan önce de Saygın dürüst kişilikli putlara tapmayan ve evinde put bulundurmayan Hanif bir tacı olan Ebubekir ölümüne kadar Hazreti peygamberden hiç ayrılmamıştır bütün servetini kazancını İslam için harcamış kendisi sade bir şekilde yaşamıştır.
..
içki içmek câhiliye döneminde çok yaygın bir adet olduğu halde o hiç içmemiştir. Kumaş ve elbise ticareti ile meşgul olurdu sermayesi 40 bin dirhem di ki bunun büyük bir kısmını İslam için harcamıştır.
..
İlk Müslümanların birçoğu İslam'ın onun daveti ile kabul etmişlerdir.
..
Hazreti Ebubekir cahiliye döneminde de güzel ahlakı ile tanınan sevilen bir kişi ile Mekke'de eş Nak diye bilinen kan diyeti ve kefalet ödenmesi işlerinin yürütülmesi ile görevliydi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ile büyük bir dostlukları vardı sık sık buluşur Allah'ın birliği Mekke müşriklerinin durumu ve Ticaret gibi konularda müşavere ederlerdi İkisi de cahiliye kültürüne karşıydılar şiir yazamaz şiiri sevmezlerdi Daha ziyade tesekkür ederlerdi.
..
Hz Hatice'den sonra Resulullah'a ilk iman eden otur Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem İslam'ı tebliğ in inc zamanlarında kiminle konuştuysa En azından bir tereddüt görmüş ancak Ebubekir tereddütsüz bir şekilde kabul etmiştir Hatta Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bütün insanların imanı bir kefeye Hz Ebubekir'in ki bir kefeye konsa onun imanı ağır basardi. diye Latif bir benzetmede yapmıştır.
..
Medine'ye hicretten sonra Mescid i Nebi'nin inşası sırasında masrafların bir kısmını Hz.Ebubekir karşılamıştır.
..
Hazreti Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefatından sonra onun vefatını duyan Müslümanlar büyük bir üzüntüye kapıldılar ve ilk anda ne yapmaları gerektiğini karar veremediler ama o da bir ölumlüydü Hz Ömer onun Hazreti Musa gibi Rabbi ile buluşmaya gittigini onun için öldü diyen olursa ellerini keseceğini söylüyordu. Hazreti Ebubekir onları sakinleştirme iş sonra dışarı çıkıp Ömer'i susturmuş ve Ey insanlar Allah birdir ondan başka ilah yoktur Muhammed onun kulu ve elçisidir Allah apaçık hakikattır Muhammed'e kulluk eden varsa bilsin ki o ölmüştür Allah'a kulluk edenlere gelince Şüphesiz Allah diri Baki ve ebedidir size Allah'ın şu buyruğunu Hatırlatırım Muhammed sadece bir elçidir ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir şimdi o ölür ve öldürülürse siz ökçelerinizin üzerinde geriye mi döneceksiniz kim ökçesi üzerinde geriye dönerse Allah'a hiçbir ziyan veremez Allah şükredenleri mükafatlandıracaktır Allah'ın kitabı Resulullah'ın sünnetine sarılan doğruyu bulur o ikisinin arasına ayıran sapıtır şeytan peygamberimizin ölümü ile sizi aldatmasın dininizden saptırmasın şeytanın size ulaşmasını fırsat vermeyiniz.
..
daha sonra Hz Ebubekir'in halife seçilmesinin ardından mescitte yaptığı konuşmada:' sizin en hayırlınız değilim ama başınıza geçtim görevimi hakkıyla yaparsan bana yardım ediniz yanılırsam doğru yolu gösteriniz Ben Allah ve Resulüne itaat ettiğim müddetçe Siz de bana itaat ediniz Ben İsyan edersem itaat etmeniz gerekmez demiştir.
Hz. Ebu bekir (r.a.)
peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem İslam'ı tebliğe başlandığında ilk iman eden hür erkek.
..
asıl adı Abdulkabe olup İslam'dan sonra Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ona Abdullah adını verdiği kaydedilir azaptan Azad edilmiş mânâsına Atik dürüst Sadık Emin ve İffetli olduğundan dolayı da Sıddık lakabı ile anılmıştır deve yavrusunun babası manasına gelen Ebubekir adıyla meşhur olmuştur.
..
İslam'dan önce de Saygın dürüst kişilikli putlara tapmayan ve evinde put bulundurmayan Hanif bir tacı olan Ebubekir ölümüne kadar Hazreti peygamberden hiç ayrılmamıştır bütün servetini kazancını İslam için harcamış kendisi sade bir şekilde yaşamıştır.
..
içki içmek câhiliye döneminde çok yaygın bir adet olduğu halde o hiç içmemiştir. Kumaş ve elbise ticareti ile meşgul olurdu sermayesi 40 bin dirhem di ki bunun büyük bir kısmını İslam için harcamıştır.
..
İlk Müslümanların birçoğu İslam'ın onun daveti ile kabul etmişlerdir.
..
Hazreti Ebubekir cahiliye döneminde de güzel ahlakı ile tanınan sevilen bir kişi ile Mekke'de eş Nak diye bilinen kan diyeti ve kefalet ödenmesi işlerinin yürütülmesi ile görevliydi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ile büyük bir dostlukları vardı sık sık buluşur Allah'ın birliği Mekke müşriklerinin durumu ve Ticaret gibi konularda müşavere ederlerdi İkisi de cahiliye kültürüne karşıydılar şiir yazamaz şiiri sevmezlerdi Daha ziyade tesekkür ederlerdi.
..
Hz Hatice'den sonra Resulullah'a ilk iman eden otur Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem İslam'ı tebliğ in inc zamanlarında kiminle konuştuysa En azından bir tereddüt görmüş ancak Ebubekir tereddütsüz bir şekilde kabul etmiştir Hatta Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bütün insanların imanı bir kefeye Hz Ebubekir'in ki bir kefeye konsa onun imanı ağır basardi. diye Latif bir benzetmede yapmıştır.
..
Medine'ye hicretten sonra Mescid i Nebi'nin inşası sırasında masrafların bir kısmını Hz.Ebubekir karşılamıştır.
..
Hazreti Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in vefatından sonra onun vefatını duyan Müslümanlar büyük bir üzüntüye kapıldılar ve ilk anda ne yapmaları gerektiğini karar veremediler ama o da bir ölumlüydü Hz Ömer onun Hazreti Musa gibi Rabbi ile buluşmaya gittigini onun için öldü diyen olursa ellerini keseceğini söylüyordu. Hazreti Ebubekir onları sakinleştirme iş sonra dışarı çıkıp Ömer'i susturmuş ve Ey insanlar Allah birdir ondan başka ilah yoktur Muhammed onun kulu ve elçisidir Allah apaçık hakikattır Muhammed'e kulluk eden varsa bilsin ki o ölmüştür Allah'a kulluk edenlere gelince Şüphesiz Allah diri Baki ve ebedidir size Allah'ın şu buyruğunu Hatırlatırım Muhammed sadece bir elçidir ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir şimdi o ölür ve öldürülürse siz ökçelerinizin üzerinde geriye mi döneceksiniz kim ökçesi üzerinde geriye dönerse Allah'a hiçbir ziyan veremez Allah şükredenleri mükafatlandıracaktır Allah'ın kitabı Resulullah'ın sünnetine sarılan doğruyu bulur o ikisinin arasına ayıran sapıtır şeytan peygamberimizin ölümü ile sizi aldatmasın dininizden saptırmasın şeytanın size ulaşmasını fırsat vermeyiniz.
..
daha sonra Hz Ebubekir'in halife seçilmesinin ardından mescitte yaptığı konuşmada:' sizin en hayırlınız değilim ama başınıza geçtim görevimi hakkıyla yaparsan bana yardım ediniz yanılırsam doğru yolu gösteriniz Ben Allah ve Resulüne itaat ettiğim müddetçe Siz de bana itaat ediniz Ben İsyan edersem itaat etmeniz gerekmez demiştir.
Gunun hadisi: fedale İbn i Beyt radıyallahu anh demiştir ki Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir şahsın namazdan sonra Allah'a hamd etmeden ve Peygambere Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e salavat getirmeden dua ettiğini fark etti bunun üzerine Bu şahıs acele etti buyurdu sonra o şahsı yanına çağırdı Hem ona hem de oradakilere şu tavsiyede bulundu :' biriniz namaz sonrası dua ederken Allah'a hamd ve Sena ile başlasın sonra Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e salavat getirsin daha sonra Arzu ettiği şekilde dua etsin'
Ankebut süresi : 53. Bir de senden azâbı acele istiyorlar. Hâlbuki belirlenmiş bir müddet olmasaydı, o azab onlara mutlakā gelirdi. Ve şübhesiz ki (o istedikleri azab), kendilerine haberleri olmadan ansızın gelecektir.
54. Senden azâbı acele istiyorlar. Doğrusu Cehennem, kâfirleri gerçekten kuşatıcıdır.
55. O gün o azab onları hem üstlerinden, hem ayaklarının altından kaplayacak ve (Allah onlara): “Yapmakta olduğunuz şeyleri tadın!” diyecektir.
56. Ey îmân eden kullarım! Şübhesiz ki benim arzım geniştir; öyle ise ancak bana kulluk edin!
57. Her nefis ölümü tadıcıdır;(1) sonra ancak bize döndürüleceksiniz.
54. Senden azâbı acele istiyorlar. Doğrusu Cehennem, kâfirleri gerçekten kuşatıcıdır.
55. O gün o azab onları hem üstlerinden, hem ayaklarının altından kaplayacak ve (Allah onlara): “Yapmakta olduğunuz şeyleri tadın!” diyecektir.
56. Ey îmân eden kullarım! Şübhesiz ki benim arzım geniştir; öyle ise ancak bana kulluk edin!
57. Her nefis ölümü tadıcıdır;(1) sonra ancak bize döndürüleceksiniz.
15 Aralık 2015 Salı
Sabah duasi: 74.Yüce Mevlâmız! Bizi ulu dergâhından göndereceğin gaybî zırhla öyle donat ki, Senin masum kullarına adavet beslemeyi bir meslek hâline getiren amansız ve emansızların elleri bize uzanamasın! Şayet, nefislerine zulmederek kendilerini kin, haset, düşmanlık ve zulüm gibi çirkin ve kaba sıfatların mahbusu hâline getirmiş o tali’sizlerin hidayetini murad buyuruyorsan en kısa zamanda onların kalblerini de İslâm, Kur’ân ve iman istikametinde yumuşat! Yok eğer ıslahları kâbil değilse, kalbleri de hakka, hakikate bütün bütün kapanmış ve kapkara hâle gelmişse, ellerine kelepçeler, ayaklarına da prangalar vur.. çirkin ve menfur emellerine ulaşmalarına asla fırsat verme! Habibinin ve ashabının yalvardığı gibi biz de yalvarıyoruz: Ne olur, bu âciz ve korunup kollanmaya muhtaç kullarını, mülhitlerin tecavüzünden, münafıkların şerrinden, fasıkların fitnesiden sıyanet buyur!
Gunun kitabi: Evliyalar: hikmet koray
Terzi baba
Anadolu'da yetişen büyük velîlerden 1780 sonrasında doğdun 1847 sonrasında Erzincan'da vefat etti Terzi Baba temel din bilgilerini tahsil ettikten sonra anne ve babasının isteği üzerine bir sanat sahibi olmak için terzilik öğrenmeye başladı. Terzi Baba diye meşhur olması buradan gelmektedir. dünyaya hiç rağbeti yoktu ahirete meyli çok fazla idi mesleği ile meşgul olurken ibadeti terketmez nefsin Arzu ve isteklerini yapmamak hususunda azami gayret gösterirdi.
..
Terzi Baba birçok manevi sözler göstermiş Onun bu yüksek derecesi halk arasında rağbet görmeye başlayınca zamanla Terzi Baba ya bağlı Talebelerin sayısı Günden güne artmıştır bu hale çekemeyenler onun hakkında dedikodu etmeye başladılar Ümmi bir Cahilin başına bu kadar insan toplanmış zorladı Hatta ilimden biraz nasibi olanlar da bu gibi sözleri söylemeye başladı Bunun üzerine beldenin müftüsü terzi babayı imtihan için davet etti maksadı ise Terzi Baba sorulan sualler cevap vermeyince cehaletini anlayıp insanlara yol gösterme davasından vazgeçmesini temin etmekti. Terzi Baba müftü Efendi'nin davasını kabul etti Orada büyük bir ilim Meclisine toplandığını gördü. Müftü efendiye kendisini niçin davet ettiğini sorduğunda müftü Efendi Ona biz seni imtihan için davet ettik hakkınızda bir çok dedikodu yapıyor buna son vermek lazım geldi şimdi bazı sualler soracağız siz cevap vereceksiniz dedi sonra sorulara başladılar. terzi babanın büyük bir hakikati ortaya çıkarmak için Allahü Teala'nın Bu Şehirde yaşayanların göre 7 diğer belgeleri gore sekiz tane sıfatı subutiyesi vardır bu bölgeye göre Allah u Teala'nın subuti sıfatları şunlardır: ilim Semi basar irade Hayat kelam ve Tekvin . Bu şehre göre Allahu Teala onun Kudret sıfatı yoktur Çünkü bu şehir insanları Allah u Teala'nın Kudret sıfatının inkar etmektedirler Eğer Bu Şehrin İnsanları Allah u Teala'nın Kudret sıfatının inansalardı Allahu Teala bir ümmi kulunda insanlara doğru yolu gösterme kabiliyetini yaratmaya kadirdir derlerdi cevabını verir vermez orada bulunanlar terzi babanın ilmi ledüniye sahip Kamil bir zat olduğuna kanaat getirip ellerini kapatarak af dilediler ona gereken ikram ve hürmeti gösterdiler.
Terzi baba
Anadolu'da yetişen büyük velîlerden 1780 sonrasında doğdun 1847 sonrasında Erzincan'da vefat etti Terzi Baba temel din bilgilerini tahsil ettikten sonra anne ve babasının isteği üzerine bir sanat sahibi olmak için terzilik öğrenmeye başladı. Terzi Baba diye meşhur olması buradan gelmektedir. dünyaya hiç rağbeti yoktu ahirete meyli çok fazla idi mesleği ile meşgul olurken ibadeti terketmez nefsin Arzu ve isteklerini yapmamak hususunda azami gayret gösterirdi.
..
Terzi Baba birçok manevi sözler göstermiş Onun bu yüksek derecesi halk arasında rağbet görmeye başlayınca zamanla Terzi Baba ya bağlı Talebelerin sayısı Günden güne artmıştır bu hale çekemeyenler onun hakkında dedikodu etmeye başladılar Ümmi bir Cahilin başına bu kadar insan toplanmış zorladı Hatta ilimden biraz nasibi olanlar da bu gibi sözleri söylemeye başladı Bunun üzerine beldenin müftüsü terzi babayı imtihan için davet etti maksadı ise Terzi Baba sorulan sualler cevap vermeyince cehaletini anlayıp insanlara yol gösterme davasından vazgeçmesini temin etmekti. Terzi Baba müftü Efendi'nin davasını kabul etti Orada büyük bir ilim Meclisine toplandığını gördü. Müftü efendiye kendisini niçin davet ettiğini sorduğunda müftü Efendi Ona biz seni imtihan için davet ettik hakkınızda bir çok dedikodu yapıyor buna son vermek lazım geldi şimdi bazı sualler soracağız siz cevap vereceksiniz dedi sonra sorulara başladılar. terzi babanın büyük bir hakikati ortaya çıkarmak için Allahü Teala'nın Bu Şehirde yaşayanların göre 7 diğer belgeleri gore sekiz tane sıfatı subutiyesi vardır bu bölgeye göre Allah u Teala'nın subuti sıfatları şunlardır: ilim Semi basar irade Hayat kelam ve Tekvin . Bu şehre göre Allahu Teala onun Kudret sıfatı yoktur Çünkü bu şehir insanları Allah u Teala'nın Kudret sıfatının inkar etmektedirler Eğer Bu Şehrin İnsanları Allah u Teala'nın Kudret sıfatının inansalardı Allahu Teala bir ümmi kulunda insanlara doğru yolu gösterme kabiliyetini yaratmaya kadirdir derlerdi cevabını verir vermez orada bulunanlar terzi babanın ilmi ledüniye sahip Kamil bir zat olduğuna kanaat getirip ellerini kapatarak af dilediler ona gereken ikram ve hürmeti gösterdiler.
Ankebut suresi:2. İnsanlar hiç imtihân edilmeden, (sâdece) “Îmân ettik!” demeleriyle (kendi hâllerine) bırakılıvereceklerini mi sandılar?
3. And olsun ki (biz), onlardan öncekileri de imtihân ettik; Allah doğru söyleyenleri de muhakkak bilir, yalancıları da muhakkak bilir.
4. Yoksa kötülükleri yapanlar, bizden kaçacaklarını (ve kurtulacaklarını) mı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar!
5. Kim Allah’a kavuşmayı umuyorsa, artık şübhesiz ki, (bunun için) Allah’ın ta‘yîn ettiği vakit mutlakā gelicidir. Çünki O, Semî‘ (hakkıyla işiten)dir, Alîm (herşeyi bilen)dir.
6. Ve kim cihâd ederse, artık ancak kendisi için cihâd etmiş olur. Şübhesiz ki Allah, âlemlerden elbette müstağnî (hiçbir şeye muhtaç olmayan
3. And olsun ki (biz), onlardan öncekileri de imtihân ettik; Allah doğru söyleyenleri de muhakkak bilir, yalancıları da muhakkak bilir.
4. Yoksa kötülükleri yapanlar, bizden kaçacaklarını (ve kurtulacaklarını) mı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar!
5. Kim Allah’a kavuşmayı umuyorsa, artık şübhesiz ki, (bunun için) Allah’ın ta‘yîn ettiği vakit mutlakā gelicidir. Çünki O, Semî‘ (hakkıyla işiten)dir, Alîm (herşeyi bilen)dir.
6. Ve kim cihâd ederse, artık ancak kendisi için cihâd etmiş olur. Şübhesiz ki Allah, âlemlerden elbette müstağnî (hiçbir şeye muhtaç olmayan
14 Aralık 2015 Pazartesi
Sabah duasi: 73.Rabbimiz! Bizi nezdinden öyle bir inayetle te’yîd buyur ki, gönüllerimiz ve ruhlarımız gerçek hayatın içlere inşirah salan nefesleriyle dolup taşsın.. imanın hakikatini göster.. yakîn zirveleriyle tanıştır; tanıştır da ihlâs ve samimiyet, fıtratlarının bir derinliği hâline gelmiş salih kullarının teveccühleri ölçüsünde bir teveccühle yüzlerimizi Sana çevirebilelim; Senin kapından başka hiçbir kapının dilencisi olmayalım ve Senden gayrı hiçbir şeye gizli-açık kullukta bulunmayalım. Yâ Rab! Bütün maksutların ve mahbubların ötesinde yegâne matlup Sensin! Kalbler de perçemler de Senin elindedir. Bütün her şeyin, önünde-sonunda varıp dayanacağı biricik mercî’ de yine Sensin!
Gunun kitabi: Evliyalar: hikmet koray
Pir muhammed erzincani
evliyaların büyüklerinden Erzincan'ın Kaleriç kasabasında doğmuştur zamanın önde gelen alimlerinden okuyup ilimde yüksek Bir dereceye ulaşmış ve meşhur bir müderris olmuştur her ne sorulursa hemen cevap verirdi.
..
şirvanlı Seyyid Yahya Şirvani Hazretlerinin dergahından pişmiş onun talebesi olmuş ibadet yolunun edepleri ni öğrenmiştir.
..
Pir Muhammed Şirvan dan sonra Erzincan'a gelince kaleriç kasabasına yerleşmiş bir Mescit ve Dergah inşa ettirmiştir o bölgenin insanlarını terbiye etmeye kalplerine Allahü Teala'nın aşkına yerleştirmeye çalışmıştır ekseriyetle Kalericde kalmış cuma günleri Erzincan'a gidip Camii kebir'de insanlara Vaaz ve nasihat de bulunmuş hikmetli sözler söylemiştir.
Pir muhammed erzincani
evliyaların büyüklerinden Erzincan'ın Kaleriç kasabasında doğmuştur zamanın önde gelen alimlerinden okuyup ilimde yüksek Bir dereceye ulaşmış ve meşhur bir müderris olmuştur her ne sorulursa hemen cevap verirdi.
..
şirvanlı Seyyid Yahya Şirvani Hazretlerinin dergahından pişmiş onun talebesi olmuş ibadet yolunun edepleri ni öğrenmiştir.
..
Pir Muhammed Şirvan dan sonra Erzincan'a gelince kaleriç kasabasına yerleşmiş bir Mescit ve Dergah inşa ettirmiştir o bölgenin insanlarını terbiye etmeye kalplerine Allahü Teala'nın aşkına yerleştirmeye çalışmıştır ekseriyetle Kalericde kalmış cuma günleri Erzincan'a gidip Camii kebir'de insanlara Vaaz ve nasihat de bulunmuş hikmetli sözler söylemiştir.
Gunun hadisi: İbni Mesud radıyallahu anh demişler ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur ken işittim:' Allah bizden bir şeyi işitip de onu başkalarına tebliğ eden kimsenin ahlak ve şerefini güzelleştirip yüzünü ak etsin. kendisine bu tebliğin ulaştığı nice kimseler vardır ki o bilgiyi Bizzat benden işitip nakleden den daha anlayışlı ve kavrayışlı olurlar'
Kasas suresi:79. Derken, ziyneti içinde (ihtişâmla) kavminin karşısına çıktı. Dünya hayâtını isteyenler dedi ki: “Keşke Kārun’a verilen (servet) gibi bizim de olsa; şübhesiz o elbette büyük bir nasib sâhibidir.”
80. Kendilerine ilim verilenler ise dedi ki: “Yazıklar olsun size! Îmân edip sâlih amel işleyen bir kimse için, Allah’ın sevâbı daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur.”
81. Nihâyet, onu da sarayını da yere geçiriverdik;(2) artık Allah’a karşı ona yardım edecek bir topluluk da olmadı. Kendi kendini kurtarabilecek kimselerden de değildi.
82. Dün onun yerinde olmayı temennî edenler, (ertesi sabah): “Vay! Demek şu gerçek ki Allah, kullarından dilediğine rızkı genişletiyor ve (dilediğine de) daraltıyor. Eğer Allah bize lütufta bulunmuş olmasaydı, elbette bizi de yere batırırdı. Vay! Demek şu gerçek ki, kâfirler kurtuluşa ermeyecek!” demeye başladılar.
83. İşte âhiret yurdu! (Biz) onu yeryüzünde büyüklenmeyi ve fesâdı istemeyenlere veririz. (Güzel) âkıbet ise, takvâ sâhiblerinindir.
84. Kim iyilikle gelirse, artık ona ondan daha hayırlısı vardır. Kim de kötülükle gelirse, kötülükleri yapanlar, artık ancak yapmakta olduklarıyla cezâlandırılırlar.
80. Kendilerine ilim verilenler ise dedi ki: “Yazıklar olsun size! Îmân edip sâlih amel işleyen bir kimse için, Allah’ın sevâbı daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur.”
81. Nihâyet, onu da sarayını da yere geçiriverdik;(2) artık Allah’a karşı ona yardım edecek bir topluluk da olmadı. Kendi kendini kurtarabilecek kimselerden de değildi.
82. Dün onun yerinde olmayı temennî edenler, (ertesi sabah): “Vay! Demek şu gerçek ki Allah, kullarından dilediğine rızkı genişletiyor ve (dilediğine de) daraltıyor. Eğer Allah bize lütufta bulunmuş olmasaydı, elbette bizi de yere batırırdı. Vay! Demek şu gerçek ki, kâfirler kurtuluşa ermeyecek!” demeye başladılar.
83. İşte âhiret yurdu! (Biz) onu yeryüzünde büyüklenmeyi ve fesâdı istemeyenlere veririz. (Güzel) âkıbet ise, takvâ sâhiblerinindir.
84. Kim iyilikle gelirse, artık ona ondan daha hayırlısı vardır. Kim de kötülükle gelirse, kötülükleri yapanlar, artık ancak yapmakta olduklarıyla cezâlandırılırlar.
13 Aralık 2015 Pazar
Sabah duasi:72. Ya Rab! Dünyaya, ukbâya ve bu iki diyar arasında bir geçit sayılan kabir âlemine ait endişelerimizi emn ü emana çevir.. dualarımıza icabet et.. beslediğimiz ümitlerimizi haybet ve hüsranla neticelendirme.. herhangi bir talep ve istek izhar etmediğimiz bir zamanda, Sen, rahmet ve merhametinin, lütuf ve inayetinin neticesi –değerlendirilip nemalandırılmaya açık– bir ilk mevhibe olarak bizleri varlık sahasına çıkardın; hayat nimetiyle şereflendirdin ve bunların da ötesinde imanla, İslâm’la pâyelendirdin. Rabbimiz! İşte bir kez daha kapına geldik. Rızan istikametindeki arzu ve recalarımızı kabulle karşılayacağın mülahazalarıyla içimizi Sana açıyoruz. Ne olur, salih kullarının niyazlarını kabul buyurduğun gibi bizim dualarımızı da kabul buyur! Ey bütün hamd ü senâların yegâne sahibi ve biricik mercii Yüce Rabbimiz! Hazinelerinden bizlere lutfettiğin bütün nimetler, kalblerimizi donattığın tüm zînetler ve ruhlarımıza sevdirdiğin topyekün güzellikler için Sana hamd ve şükranlarımızı arzediyoruz. Bahtına düştük, hâlimize merhamet eyle ve lütfen bu kadar ikram ü i’zaz ve ihsanda bulunduktan sonra bunları geri almak suretiyle bizi ikab etme.. hoşnutluğundan mahrum bırakmak suretiyle cezalandırma! Sana doğru yürüdüğümüz rıza yolunda hususî inayetinle bizi teyi’d buyur ki, huzuruna yüzümüz ak olarak gelebilelim.
Gunun kitabi: evliyalar: hikmet koray
Buhari
Kur'an ı Kerim'den sonra dünyanın en kıymetli kitabı sayılan Buhari Şerif Adlı meşhur hadis kitabını yazan hadis alimlerinin en büyüğü.
..
tahsilini doğduğu yer olan buharada başladı O zaman burası önemli merkezlerinden birisi idi hadis âlimi ve dördüncü tabakadan Ravi olan İmam Buhari küçük yaşta babasını kaybetti onu ve kardeşini duası makbul Saliha bir hanım olan annesi yetiştirdi babalarından Miras kalan serveti onların tahsili ve terbiyesi için harcadı İmam buhari'nin gözleri küçük yaşta bir hastalıktan dolayı görmez oldum annesi tedavi ettirmeye çalıştı ise da oğlunun körlüğü devam etti çocuğunun görmesi için uzun zaman dua etti bir gece rüyasında İbrahim Aleyhisselam'ın görüp dua istedi İbrahim Aleyhisselam ona Üzülme Allah u Teala onun gözlerini geri verecek diye müjdeledi sabah olunca İmam buharının gözleri tekrar görmeye başladı.
..
İlk tahsil ilk yıllarında hadis ilmini öğrenmeye karşı ilgi duymaya başladı 15 yaşına girmeden 70 bin hadis i şerifi ezberlemişti.
..
16 yaşında Annesi ve kardeşiyle beraber hacca gitti Hac vazifesini yaptıktan sonra onlar buhara'ya döndü kendisi Mekke'de kılıp Hadis i Şerif toplamaya başladı 18 yaşına geldiğinde sahabe ve tabiin fetvalarını topladı Bu arada Medine'ye gitti Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem in kabr i şerifi başında geceleri Ay Işığında tarih- ul kebir kitabını yazdı.
..
hafızası o kadar kuvvetli idi ki bir Hadis i Şerifi bir defa işitmesi ile ezberliyordu.
..
İmam Buhari hadisi şerifleri ravilerini çok inceler dinin emirlerine uymayan edeplerini gözetmeyen ahlakında bir kusur olanların rivayet ettiği hadisleri almazdı.
..
İmam Buhari ömrünün son yıllarında nişabur'a döndü ilimdeki üstünlüğünü bilenler etrafında toplanmıştır ilim Meclisine devam edenlerin çok bu ve gördüğü itibar bazılarının kıskanıp Hoş olmayan bir tutum içersinde girmelerine sebep oldu bu yüzden nisaburdan ayrılıp buhara'ya gitti Bu arada da vali Halit Bin Ahmet İmam buhariye haber verip eserlerini alıp yanına gelmesini onları bizzat kendisinden dinlemek istediğini bildirdi Ayrıca kendi çocukları için hususi Hadis i Şerif dersi vermesini istedi İmam Buhari Vali şöyle cevap verdi :' ben ilmi Emir'in kapısına götürüp zelil Etmem ilmi istiyorsan mescitte yahut evindeki ilim meclisin de hazır bulun. bu sözünü kabul etmezsen beni kürsüde ders vermekten men et. öylece Allah katında mazur olayım Halbuki ben peygamber efendimizin :' herkime bir ilimden Sorulur o da onu gizlerse kıyamet günü ateşten bir gem vurulur ' hadis i şerifi gereğince ilmi gizleyemem çocukları için hususi ders vermesini istemesine karşılık da şöyle cevap verdi ben bir kısım kimseleri Hadis i Şerif dersinden Men edip birkaç kişiye ders veremem deyince Vali oradan çıkması için Emir verdi.
valiyi Allah'a havale edip Buhari terk etti aradan bir ay geçmeden Vali görevinden alındı Ve bir mertebe bindirilip kötü işler yapmanın sonucu İşte budur Diye bağırarak Şehirde dolaştirilmistir.
..
İmam Buhari Hazretlerinin buharadan çıkış haberi üzerine Semerkantıllar kendisini davet etti yolda giderken Semerkant bunlardan bir kısmının kendisini isteyip bir kısmında istemediği haberini alınca hertenk teki akrabalarının yanına gitti. orada hastalanıp bir ay sonra Ramazan Bayramı gecesi vefat etmiştir kabri oradadır.
Buhari
Kur'an ı Kerim'den sonra dünyanın en kıymetli kitabı sayılan Buhari Şerif Adlı meşhur hadis kitabını yazan hadis alimlerinin en büyüğü.
..
tahsilini doğduğu yer olan buharada başladı O zaman burası önemli merkezlerinden birisi idi hadis âlimi ve dördüncü tabakadan Ravi olan İmam Buhari küçük yaşta babasını kaybetti onu ve kardeşini duası makbul Saliha bir hanım olan annesi yetiştirdi babalarından Miras kalan serveti onların tahsili ve terbiyesi için harcadı İmam buhari'nin gözleri küçük yaşta bir hastalıktan dolayı görmez oldum annesi tedavi ettirmeye çalıştı ise da oğlunun körlüğü devam etti çocuğunun görmesi için uzun zaman dua etti bir gece rüyasında İbrahim Aleyhisselam'ın görüp dua istedi İbrahim Aleyhisselam ona Üzülme Allah u Teala onun gözlerini geri verecek diye müjdeledi sabah olunca İmam buharının gözleri tekrar görmeye başladı.
..
İlk tahsil ilk yıllarında hadis ilmini öğrenmeye karşı ilgi duymaya başladı 15 yaşına girmeden 70 bin hadis i şerifi ezberlemişti.
..
16 yaşında Annesi ve kardeşiyle beraber hacca gitti Hac vazifesini yaptıktan sonra onlar buhara'ya döndü kendisi Mekke'de kılıp Hadis i Şerif toplamaya başladı 18 yaşına geldiğinde sahabe ve tabiin fetvalarını topladı Bu arada Medine'ye gitti Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem in kabr i şerifi başında geceleri Ay Işığında tarih- ul kebir kitabını yazdı.
..
hafızası o kadar kuvvetli idi ki bir Hadis i Şerifi bir defa işitmesi ile ezberliyordu.
..
İmam Buhari hadisi şerifleri ravilerini çok inceler dinin emirlerine uymayan edeplerini gözetmeyen ahlakında bir kusur olanların rivayet ettiği hadisleri almazdı.
..
İmam Buhari ömrünün son yıllarında nişabur'a döndü ilimdeki üstünlüğünü bilenler etrafında toplanmıştır ilim Meclisine devam edenlerin çok bu ve gördüğü itibar bazılarının kıskanıp Hoş olmayan bir tutum içersinde girmelerine sebep oldu bu yüzden nisaburdan ayrılıp buhara'ya gitti Bu arada da vali Halit Bin Ahmet İmam buhariye haber verip eserlerini alıp yanına gelmesini onları bizzat kendisinden dinlemek istediğini bildirdi Ayrıca kendi çocukları için hususi Hadis i Şerif dersi vermesini istedi İmam Buhari Vali şöyle cevap verdi :' ben ilmi Emir'in kapısına götürüp zelil Etmem ilmi istiyorsan mescitte yahut evindeki ilim meclisin de hazır bulun. bu sözünü kabul etmezsen beni kürsüde ders vermekten men et. öylece Allah katında mazur olayım Halbuki ben peygamber efendimizin :' herkime bir ilimden Sorulur o da onu gizlerse kıyamet günü ateşten bir gem vurulur ' hadis i şerifi gereğince ilmi gizleyemem çocukları için hususi ders vermesini istemesine karşılık da şöyle cevap verdi ben bir kısım kimseleri Hadis i Şerif dersinden Men edip birkaç kişiye ders veremem deyince Vali oradan çıkması için Emir verdi.
valiyi Allah'a havale edip Buhari terk etti aradan bir ay geçmeden Vali görevinden alındı Ve bir mertebe bindirilip kötü işler yapmanın sonucu İşte budur Diye bağırarak Şehirde dolaştirilmistir.
..
İmam Buhari Hazretlerinin buharadan çıkış haberi üzerine Semerkantıllar kendisini davet etti yolda giderken Semerkant bunlardan bir kısmının kendisini isteyip bir kısmında istemediği haberini alınca hertenk teki akrabalarının yanına gitti. orada hastalanıp bir ay sonra Ramazan Bayramı gecesi vefat etmiştir kabri oradadır.
Kasas suresi:39. Böylece o (Fir‘avun) ve askerleri o memlekette haksız yere büyüklük tasladı ve gerçekten kendilerinin bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
40. Bunun üzerine onu ve askerlerini yakaladık da onları denize atıverdik. Artık bak, o zâlimlerin âkıbeti nasıl oldu!
41. Hem onları, (insanları) ateşe çağıran öncüler kıldık; (onlar) kıyâmet günü de yardım olunmayacaklardır.
42. Ve bu dünyada onların peşine bir lâ‘net taktık. Kıyâmet günü ise onlar,çirkin kılınmış kimselerdendir.
40. Bunun üzerine onu ve askerlerini yakaladık da onları denize atıverdik. Artık bak, o zâlimlerin âkıbeti nasıl oldu!
41. Hem onları, (insanları) ateşe çağıran öncüler kıldık; (onlar) kıyâmet günü de yardım olunmayacaklardır.
42. Ve bu dünyada onların peşine bir lâ‘net taktık. Kıyâmet günü ise onlar,çirkin kılınmış kimselerdendir.
12 Aralık 2015 Cumartesi
Sabah duasi: 71. Ey hem kudretine hem de merhametine hudut olmayan biricik Rabbimiz! Senden nezd-i ulûhiyetinden göndereceğin mukaddes bir ruhla sinelerimizi tertemiz hâle getirmeni, basiretlerimizi keskinleştirmeni ve aradaki perdeleri kaldırarak mükaşefe yollarını bizim için de açmanı diliyoruz. Ne olur, Senin büyüklüğüne layık feth-i mübînleri bizim için de müyesser kıl ve yüce katından lütuf buyuracağın ilm-i ledün ve rahmanî tecellîlerle bizim kalb kâselerimizi de doldur! Ey sevip hoşnut olduğu kullarını her zaman koruyup kollayan Sultanlar Sultanı! Senin hıfz u inayetinden başka sığınacak melce’ ve dayanağı olmayan bu zayıf ve garip kullarını da, önümüzden ve arkamızdan gelebilecek tehlikelerden sıyanet buyur; buyur ki Senin saîd kullarından olalım ve şekavet derelerine düşmekten kurtulalım. Ey zikrinden âciz olduğumuz biricik Mezkûr ve şükrüne tâkat getiremediğimiz yegâne Meşkûr! Bize Seni anma hususunda bir an bile fütur getirmeyecek diller, muradını anlamaya muktedir gönüller, sağanak sağanak gönderdiğin nimetlerine karşı hamd ve şükür duygusuyla gerilmiş zihinler ver.. sinelerimizi ilmine muvafık bilgi ve hikmet damlacıklarıyla doldur.. günahlarımızı yarlığa.. bizi, kadın erkek bütün kardeşlerimizi, Habîbinin yolunda yol arkadaşlığı yaptığımız dostlarımızı ve yine sırf Senin hoşnutluğun için birbirimizi sevdiğimiz kardeşlerimizi gönüllerde birer yâd-ı cemîl hâline getir ve hepimizi Naîm cennetlerinin vârisleri kıl!
Gunun kitabi: evliyalar: hikmet koray
Hacı muhammed sami efendi
son asırda Anadolu'da yetişmiş velilerden 1848 sonrasında Erzincan'da doğdu 1912 senesinde Erzincan'da vefat etti ilk tahsilini köyünde tamamladıktan sonra, Erzincan'da medresede Arapça ve Farsça öğrendi aha sonra ilim tahsiline devam etmek üzere İstanbul'a geldi Fatih medresesinde akli ve nakli ilimleri öğrendi.
buradaki tahsilini tamamladıktan sonra ve dürüstlük diploması alarak Erzincan'a döndü.
..
zaman zaman Erzincan'daki Camikebir da yaptığı was ve nasihatları ile insanlara islâmiyetin emir ve yasaklarını anlattı.
..
Hacı muhammed sami efendi
son asırda Anadolu'da yetişmiş velilerden 1848 sonrasında Erzincan'da doğdu 1912 senesinde Erzincan'da vefat etti ilk tahsilini köyünde tamamladıktan sonra, Erzincan'da medresede Arapça ve Farsça öğrendi aha sonra ilim tahsiline devam etmek üzere İstanbul'a geldi Fatih medresesinde akli ve nakli ilimleri öğrendi.
buradaki tahsilini tamamladıktan sonra ve dürüstlük diploması alarak Erzincan'a döndü.
..
zaman zaman Erzincan'daki Camikebir da yaptığı was ve nasihatları ile insanlara islâmiyetin emir ve yasaklarını anlattı.
..
Neml suresi:70. (Habîbim, yâ Muhammed!) Artık onlara karşı üzülme ve (size) tuzak kurmakta olduklarından dolayı sıkıntıda olma!
71. “Bir de eğer (iddiânızda) doğru kimseler iseniz, bu va‘d (edilen azab) ne zaman?” diyorlar.
72. De ki: “Acele istiyor olduğunuz şeyin (azâbın) bir kısmı, belki size gelmek üzere olabilir!”
73. Hâlbuki şübhesiz Rabbin, insanlara karşı elbette pek büyük bir lütuf sâhibidir; fakat onların çoğu şükretmezler.
74. Ve muhakkak ki Rabbin, onların sîneleri neyi gizliyor ve neyi açıklıyorsa elbette bilir.
75. Çünki gökte ve yerde gizli hiçbir şey yoktur ki, apaçık bir kitabda (Levh-i Mahfûz’da) bulunmasın!
71. “Bir de eğer (iddiânızda) doğru kimseler iseniz, bu va‘d (edilen azab) ne zaman?” diyorlar.
72. De ki: “Acele istiyor olduğunuz şeyin (azâbın) bir kısmı, belki size gelmek üzere olabilir!”
73. Hâlbuki şübhesiz Rabbin, insanlara karşı elbette pek büyük bir lütuf sâhibidir; fakat onların çoğu şükretmezler.
74. Ve muhakkak ki Rabbin, onların sîneleri neyi gizliyor ve neyi açıklıyorsa elbette bilir.
75. Çünki gökte ve yerde gizli hiçbir şey yoktur ki, apaçık bir kitabda (Levh-i Mahfûz’da) bulunmasın!
11 Aralık 2015 Cuma
Sabah duasi: 70. Yâ İlahenâ ve Ya Rabbenâ! Kalb gözü açık olanların bütün eşyada ayan-beyan görebilece ği Zâhir Sen, gayblar gaybı Bâtın Sen, dillerde vird ü zeban Sen, esmâ-i hüsnasıyla malum, sı fât-ı ulyâsıyla maruf da yine Sensin. Senden zâhirimizi tertemiz hâle getirmeni ve batınımızı da nûrânîlerin içleri gibi tenvîr buyurmanı diliyoruz. Bizim yanımızda ol, aleyhimizde olma.. işlerimizi yoluna koy.. sevip hoşnut olmadığın ne kadar kötü haslet ve ne kadar çirkin davranış varsa onların hepsiyle bizim aramızı –doğu batı arası kadar– uzak tut!
Gunun kitabi: kalplerin keşfi : gazali
Hz. Adem (A.S.) oglu Sit (A.S.)´a su bes nasihatte bulundu ve bu nasihatleri ilerde kendi ogullarina, vasiyet etmesini istedi. Nasihatler sunlardir:
1 — Ogullarina, dünyaya güvenmemelerini söyle, çünki, ben bakî oldugunu gözönüne alarak Cennet'e güvendim, fakat Allah (C.C) beni oradan çikardi.
2 — Ogullarina, kadinlarin arzusuna uyarak bir ise girismemelerini söyle. Çünki ben esimin arzusuna uyarak yasaklanmis agacin meyvasindan yedigim için sonra pisman oldum.
3 — Okullarina, girisecekleri her isin sonunu bastan düsünmelerini söyle, eger ben giristigim davranisin sonunu düsünseydim, basima bildiginiz haller gelmezdi.
4 — Herhangi bir ise girisirken içinize süphe düserse, ondan uzak durun, çünki ben yasak agacin meyvasini yerken içime süphe düstü, buna ragmen vazgeçmedigim için sonra pismanliga düstüm.
5 — Giriseceginiz islerde bilenlere danisin, eger ben yasak agaca yanasmadan önce meleklere danissaydim, basima bu haller gelmezdi.»
Hz. Adem (A.S.) oglu Sit (A.S.)´a su bes nasihatte bulundu ve bu nasihatleri ilerde kendi ogullarina, vasiyet etmesini istedi. Nasihatler sunlardir:
1 — Ogullarina, dünyaya güvenmemelerini söyle, çünki, ben bakî oldugunu gözönüne alarak Cennet'e güvendim, fakat Allah (C.C) beni oradan çikardi.
2 — Ogullarina, kadinlarin arzusuna uyarak bir ise girismemelerini söyle. Çünki ben esimin arzusuna uyarak yasaklanmis agacin meyvasindan yedigim için sonra pisman oldum.
3 — Okullarina, girisecekleri her isin sonunu bastan düsünmelerini söyle, eger ben giristigim davranisin sonunu düsünseydim, basima bildiginiz haller gelmezdi.
4 — Herhangi bir ise girisirken içinize süphe düserse, ondan uzak durun, çünki ben yasak agacin meyvasini yerken içime süphe düstü, buna ragmen vazgeçmedigim için sonra pismanliga düstüm.
5 — Giriseceginiz islerde bilenlere danisin, eger ben yasak agaca yanasmadan önce meleklere danissaydim, basima bu haller gelmezdi.»
Gunun hadisi:Ubade İbnu's-Sâmit radıyallahu aanh anlatıyor: "Ben ehl-i Suffa'dan birkısım insanlara yazı ve Kur'ân'ı öğretmiştim. Onlardan bir adam bana bir yay hediye etti. Ben de: "(Bu yay) benim için (büyük) bir mal değil, onunla Allah yolunda atış yaparım, gidip Resûlullah Aleyhissalâtu vesselâm'a soracağım" dedim. Gidip sordum:
"Ey Allah 'ın Resûlü! dedim. Kendilerine yazı ve Kur'ân öğrettiğim kimselerden biri bana bir yay hediye etti. Bu benim için bir mal da değil. Ben onunla Allah yolunda atış yaparım!" dedim. Aleyhissalâtu vesselâm bana:
"Eğer ateşten bir takı takınmayı seversen kabul et!" diye cevap verdi."
"Ey Allah 'ın Resûlü! dedim. Kendilerine yazı ve Kur'ân öğrettiğim kimselerden biri bana bir yay hediye etti. Bu benim için bir mal da değil. Ben onunla Allah yolunda atış yaparım!" dedim. Aleyhissalâtu vesselâm bana:
"Eğer ateşten bir takı takınmayı seversen kabul et!" diye cevap verdi."
Neml suresi:3. (O mü’minler) o kimselerdir ki namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler ve onlar âhirete gerçekten kat‘î olarak inanırlar.
4. Şübhesiz ki âhirete inanmayanların (kötü) amellerini kendilerine süslü gösterdik; bu yüzden onlar bocalayıp dururlar.
5. İşte bunlar öyle kimselerdir ki, azâbın en kötüsü onlarındır. Ve onlar âhirette gerçekten en ziyâde hüsrâna uğrayacak olanlardır.
6. (Ey Resûlüm!) Hem hiç şübhesiz ki bu Kur’ân, Hakîm (her işi hikmetli olan), Alîm (herşeyi bilen Allah) tarafından sana ulaştırılıyor.(2)
4. Şübhesiz ki âhirete inanmayanların (kötü) amellerini kendilerine süslü gösterdik; bu yüzden onlar bocalayıp dururlar.
5. İşte bunlar öyle kimselerdir ki, azâbın en kötüsü onlarındır. Ve onlar âhirette gerçekten en ziyâde hüsrâna uğrayacak olanlardır.
6. (Ey Resûlüm!) Hem hiç şübhesiz ki bu Kur’ân, Hakîm (her işi hikmetli olan), Alîm (herşeyi bilen Allah) tarafından sana ulaştırılıyor.(2)
10 Aralık 2015 Perşembe
Sabah duasi:67. Ey yücelerden yüce Sultanımız! Senden, ulu ve münezzeh Zâtının nurlarıyla kalblerimizi ulvî hakîkatlere açmanı diliyoruz. Salih kullarını aynı zamanda birer idrak ve anlayış kahramanı hâline getirdiğin gibi bizi de nezd-i ulûhiyetinden göndereceğin marifet vesilesi ilimle donat ve idrak ufku açık kullarından eyle.. dostlarının duyuş ve görüş hislerini nasıl inkişaf ettirmişsen, bizleri de öyle, sadece Seni görüp Seni duyan ve başka şeylere bakarken de yine Senin işaret ve emir buyurduğun çerçevede bakan bahtiyar kullardan kıl! Ey Mevlâ-yı Müteâl! Gelip Sana ulaşan yolları biz şaşkın kullarına da göster.. fazlınla işlerimizi kolaylaştır ve bizi başka değil sadece –libasların en hayırlısı olan– takva elbisesiyle zinetlendir. Bütün bunları Senden dileniyoruz Ya Rabbenâ; dileniyoruz, çünkü Sen her şeye gücü yeten, kudreti sonsuz yegâne zâtsın. Rabbimiz! Ne olur, bize de rahmet, şefkat ve merhametinle muamelede bulun; bulun ve her türlü tasa, gam ve darlıktan çıkış yolları nasip eyle!
Gunun kitabi: evliyalar:hikmet koray
Seyyid ahmet capakcuri
Anadolu velilerinden Bingöl'ün Kürt köyünde 1830 senesinde doğdu ilim öğrenmeye hevesli olmasına rağmen bir medreseye gidemediği için çok üzülürdü bir gün dağda koyunlarını otlatırken tanımadığı bir zat ile karşılaştı biraz konuştuktan sonra Ahmet çapakçur i derdini açtı ilim öğrenmeye hevesli olduğunu fakat mektup gidemediğini söyledikten sonra gözleri yaşlı bir halde Efendim 12 yaşındayım sadece Fatiha suresini biliyorum dedi . o zat kendisini teselli edip Allahu Teala seni ilim erbabı eylesin Sana faydalı ilim nasip etsin diye duada bulundu daha sonra köyüne dönen Ahmet çapakçur i babası tarafından palu ya götürüldü burada Ali Septi'nin derslerine katılan Ahmet çapakçur i kısa zamanda manevi derecelere kavuştu daha sonra Harput'a gelip yerleşti burada insanlara Allahü teâlânın Emir ve yasaklarını bildirmek için çalıştı birçok talebe yetiştirdi
Seyyid ahmet capakcuri
Anadolu velilerinden Bingöl'ün Kürt köyünde 1830 senesinde doğdu ilim öğrenmeye hevesli olmasına rağmen bir medreseye gidemediği için çok üzülürdü bir gün dağda koyunlarını otlatırken tanımadığı bir zat ile karşılaştı biraz konuştuktan sonra Ahmet çapakçur i derdini açtı ilim öğrenmeye hevesli olduğunu fakat mektup gidemediğini söyledikten sonra gözleri yaşlı bir halde Efendim 12 yaşındayım sadece Fatiha suresini biliyorum dedi . o zat kendisini teselli edip Allahu Teala seni ilim erbabı eylesin Sana faydalı ilim nasip etsin diye duada bulundu daha sonra köyüne dönen Ahmet çapakçur i babası tarafından palu ya götürüldü burada Ali Septi'nin derslerine katılan Ahmet çapakçur i kısa zamanda manevi derecelere kavuştu daha sonra Harput'a gelip yerleşti burada insanlara Allahü teâlânın Emir ve yasaklarını bildirmek için çalıştı birçok talebe yetiştirdi
Gunun hadisi: Ebru umame radıyallahu anh demiştir ki Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:' her kim bizzat cihada katılmaz veya bir askeri mücahidi teçhiz etmez veyahut onun geride bıraktığı aile fertlerine sahip çıkmayıp hayrı dokunmazsa Allah kıyamet gününden önce o kimseyi ciddi bir musibete uğratır'
Suara suresi:88. O gün ki, (onda) ne mal fayda verir, ne de evlâd!
89. Ancak Allah’a selîm (sağlam) bir kalble gelen müstesnâ.
90. (O gün) Cennet takvâ sâhiblerine yaklaştırılır!
91. Cehennem de azgınlara açıkça gösterilir!
92,93. Ve onlara: “Sizin, Allah’dan başka tapmakta olduklarınız hani nerededir? Size yardım ediyorlar mı, veya kendilerine yardımları dokunuyor mu?” denilir.
94,95. Artık onlar ve azgınlar ve İblis’in askerleri, hepsi oraya (Cehenneme) yüzüstü atılırlar.
96,97. Onlar orada (putlarıyla) çekişerek derler ki: “Allah’a yemîn olsun ki, (biz) elbette apaçık bir dalâlet içinde imişiz.”
98. “Çünki, sizi âlemlerin Rabbiyle bir tutuyorduk.”
99. “Bizi ancak günahkârlar dalâlete düşürdü.”
100,101. “Şimdi artık bizim, ne şefâatçilerimiz, ne de yakın bir dostumuz vardır!”
102. “Buna rağmen ah keşke, bizim için hakîkaten (dünyaya) bir (dönüş) daha olsa da mü’minlerden olsak!”
103. Şübhesiz ki bunda, elbette bir ibret vardır. Fakat onların çoğu îmân etmiş kimseler değildir.
89. Ancak Allah’a selîm (sağlam) bir kalble gelen müstesnâ.
90. (O gün) Cennet takvâ sâhiblerine yaklaştırılır!
91. Cehennem de azgınlara açıkça gösterilir!
92,93. Ve onlara: “Sizin, Allah’dan başka tapmakta olduklarınız hani nerededir? Size yardım ediyorlar mı, veya kendilerine yardımları dokunuyor mu?” denilir.
94,95. Artık onlar ve azgınlar ve İblis’in askerleri, hepsi oraya (Cehenneme) yüzüstü atılırlar.
96,97. Onlar orada (putlarıyla) çekişerek derler ki: “Allah’a yemîn olsun ki, (biz) elbette apaçık bir dalâlet içinde imişiz.”
98. “Çünki, sizi âlemlerin Rabbiyle bir tutuyorduk.”
99. “Bizi ancak günahkârlar dalâlete düşürdü.”
100,101. “Şimdi artık bizim, ne şefâatçilerimiz, ne de yakın bir dostumuz vardır!”
102. “Buna rağmen ah keşke, bizim için hakîkaten (dünyaya) bir (dönüş) daha olsa da mü’minlerden olsak!”
103. Şübhesiz ki bunda, elbette bir ibret vardır. Fakat onların çoğu îmân etmiş kimseler değildir.
9 Aralık 2015 Çarşamba
Sabah duasi: 65. Ey Rabbimiz ve ey yegâne İlahımız! Zihinlerin idrakinden âciz olduğu yücelerden yüce Zâtın, ulvî sıfatların, birbirinden güzel isimlerin hakkı için ve Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa (sallallahü aleyhi ve sellem) hürmetine sinelerimizi tertemiz hâle getirerek pürnur eyle.. her şeyin başı ve bütün sevgilerin de en saf, en duru kaynağı olan muhabbetine mazhar kıl ve ‘mustafeyne’lahyar’ diye tavsif buyurduğun seçkinlerden seçkin kullarının evsafıyla bizleri de donat.. her zaman ve her yerde işiten kulağımız, gören gözümüz, hisseden kalbimiz ol ve nezdindeki ilm-i ledünden bizleri de hissedar eyle! Ey merhameti hayallerimizin sınırlarını aşkın Merhametliler Merhametlisi! Biz nâçar ve kimsesiz kullarına da şefkatle muamelede bulun!
Gunun kitabi: evliyalar: hikmet koray
haci tevfik Rıfkı
Harput'un büyük velilerinden 1863 senesinde Harputlu doğdu zamanın büyük âlimlerinden ders aldı.
..
Kemale erince öğretmen oldu ve bir Mülkiye mektebi'nde din Arabi Ve mantık dersleri vermeye başladı halktan baziları Hacı Tevfik Efendi bu kadar ilim öğrendin ama sonunda bir mektup Hoca oldun dediklerinde:'
Siz benden ne bekliyorsunuz? bir köşede oturup ciltler dolusu kitap yazmama mı yoksa kulluk borcunu dahi yerine getirmekten aciz olan insanlar gibi meydanlara çıkıp İslamiyeti kuralım diyerek Nara atıp dolaşma mı? yine cevap vereyim Meal yazmaya gelince Bize öğretenler bile buna cüret gösteremedi ki biz onlardan öğrendik. Yüce Mukaddes kitabı okuyup bunu tefsir etmemi bekliyorsanız bu cahilliktir aptallıktır. çünkü buna şu tevfikin Gücü yetmez kafasına göre tefsir eden ve o ufacık beyni ile anladıklarını yorumlayan anlatan ve kendinden birşeyler katan ise imansız olur . Onun için derim ki bu dünyada en büyük huner insan yetiştirmektir . yok Eğer meydanlarda din elden gidiyor diye Nutuk atmamı istiyorsanız İşte bu en büyük aptallıktır. İslamiyeti kurtarmayı bırakalım islamiyetle kurtulmaya bakalım. Siz ve Biz kimiz ki o yüce dinin koruyucusu veya gözetecisi Yüce Mevla dır. o bu dini insanların kurtuluşu için göndermiş ama bu yolda Cihat ayrı bir husustur mücadeleyi elden bırakmak anlamına yormayınız. çalışınız öğreniniz Yaşayınız ve çalıştırınız öğretiniz ve bunları yapabiliyorsak Sizler çok Bahtiyar ve Mesuduz'.
haci tevfik Rıfkı
Harput'un büyük velilerinden 1863 senesinde Harputlu doğdu zamanın büyük âlimlerinden ders aldı.
..
Kemale erince öğretmen oldu ve bir Mülkiye mektebi'nde din Arabi Ve mantık dersleri vermeye başladı halktan baziları Hacı Tevfik Efendi bu kadar ilim öğrendin ama sonunda bir mektup Hoca oldun dediklerinde:'
Siz benden ne bekliyorsunuz? bir köşede oturup ciltler dolusu kitap yazmama mı yoksa kulluk borcunu dahi yerine getirmekten aciz olan insanlar gibi meydanlara çıkıp İslamiyeti kuralım diyerek Nara atıp dolaşma mı? yine cevap vereyim Meal yazmaya gelince Bize öğretenler bile buna cüret gösteremedi ki biz onlardan öğrendik. Yüce Mukaddes kitabı okuyup bunu tefsir etmemi bekliyorsanız bu cahilliktir aptallıktır. çünkü buna şu tevfikin Gücü yetmez kafasına göre tefsir eden ve o ufacık beyni ile anladıklarını yorumlayan anlatan ve kendinden birşeyler katan ise imansız olur . Onun için derim ki bu dünyada en büyük huner insan yetiştirmektir . yok Eğer meydanlarda din elden gidiyor diye Nutuk atmamı istiyorsanız İşte bu en büyük aptallıktır. İslamiyeti kurtarmayı bırakalım islamiyetle kurtulmaya bakalım. Siz ve Biz kimiz ki o yüce dinin koruyucusu veya gözetecisi Yüce Mevla dır. o bu dini insanların kurtuluşu için göndermiş ama bu yolda Cihat ayrı bir husustur mücadeleyi elden bırakmak anlamına yormayınız. çalışınız öğreniniz Yaşayınız ve çalıştırınız öğretiniz ve bunları yapabiliyorsak Sizler çok Bahtiyar ve Mesuduz'.
Gunun hadisi: Ebu katade radıyallahu anh demiştir ki Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :' Elbette sabreder mükafatını sadece Allah'tan bekler ve cephede düşmanla çarpışırken Sebat edip kaçmadan ilahi kelimetullah yolunda şehit düşersen kul hakkına terettup eden borçların hariç günahlarına kefaret olur . çünkü borç hususundaki istisnai bana bizzat cibril hatırlattı'
8 Aralık 2015 Salı
Sabah duasi: 62. Yüce Allahım! Sen Zatıyla kâim olup başkasına muhtaç olmayan yegâne varlıksın ve Senden başka her şey Senin kayyumiyetine (ayakta tutmana) muhtaçtır. Yine Sen sıfât-ı sübhaniyen (mukaddes ve münezzeh sıfatların) ile her şeyi kuşatansın ve bütün kevn ü âlem Senin bu ihata dairen içinde bulunmaktadır. Esma-i hüsnası (güzellerden güzel isimleri) ile kainat üzerinde tecellilerde bulunan ve bütün eşya, tecellilerinin değişik karelerinden ibaret olan Zat-ı Ecell-i A’lâ da Sensin. Rabbimiz! Bizi nezdinden göndereceğin bir ruh ve Senin muhabbetine ulaştıracak bir marifetle te’yîd buyur.. kalbimizde dolaylı ya da doğrudan Senin rızana ulaştırmayan/ ulaştırmayacak olan sevgiler varsa onları da sil süpür.. tatmak, görmek gibi havâss-ı zâhiremizi, hayal, hafıza gibi havâss-ı bâtınamızı ve kalbe bağlı duygularımızı, Senin emrine muhalefetten muhafaza eyle! Rabbimiz! Bütün bunları dilenirken yine Senin gazabından rızana sığınıyor, cezalandırmandan rahmaniyet ve rahîmiyetine iltica ediyoruz; ne olur, göz açıp kapayıncaya kadar bile olsa bizi nefislerimizle başbaşa bırakma!
Günün kitabi: Evliyalar: hikmet koray
Beyzade haci mehmet nuri efendi
Anadolu'da yaşayan evliyaların büyüklerinden 1853 senesinde doğdu tahsil hayatını tamamladıktan sonra devlet işlerinde vazife başladı Mehmet Nuri Efendi sözü sohbeti yerinde Rey ve fikirlerinden daima istifade edilir Mert Dürüst vefakâr hak ve hukuka son derece uyan bu hususta titizlik gösteren bir zat idi . devrin olayları hakkında fikirlerini söylemekten hiç çekilmezdi bölge halkı aşiret reisleri Üzerinde büyük nüfus sahibi idi bunlar arasında sık sık meydana gelen ihtilafların kısa zamanda halleder verdiği adilane hükümler taraflarca memnunlukla kabul edilirdi . 1913 de Hac farizasını yerine getirmek için hacca gitti. Şeyh Sait isyanı sırasında Mehmet Nuri Efendi İzmit'te mecburi istikameti tabi tutuldu Bu sırada çok eziyet ve sıkıntı çekti uzun süre sonra serbest bırakıldı Harput'a Döndükten bir süre sonra 1938 de vefat etti.
talebelerinden birine nasihat şöyledir : Allah u teâlâ'yı an. Allah teâlâ'yı anmaktan Gafil olan ölü ve kördür . Allahu tealayı anmak kalbin cilasıdır. günahları temizler. günahlardan Tövbe Et ilmihal bilgilerini İhlas ile öğren . din büyüklerinin yolunda ol. kalbini dalâletten , yanlış ve bozuk inançlardan temizle her zaman abdestli bulun farzları ve vacipleri yerine getir Resullah Efendimizin sünnetlerine yapışmakta gayretli ol . dinde azimetlere yapış . ruhsatlardan , zaruret sebebiyle izin verilen şeylerle amel etmekten uzak dur . bozuk kimselerin yanına gitme. kötü huylarını at iyi beğenilen huylarla Bezen . yumuşak ve cömert ol cahillerle mücadeleden yüz çevir. insanların faydası için yeryüzü gibi ol. insanlardan gelen eziyetve sıkıntılara sabret.
Beyzade haci mehmet nuri efendi
Anadolu'da yaşayan evliyaların büyüklerinden 1853 senesinde doğdu tahsil hayatını tamamladıktan sonra devlet işlerinde vazife başladı Mehmet Nuri Efendi sözü sohbeti yerinde Rey ve fikirlerinden daima istifade edilir Mert Dürüst vefakâr hak ve hukuka son derece uyan bu hususta titizlik gösteren bir zat idi . devrin olayları hakkında fikirlerini söylemekten hiç çekilmezdi bölge halkı aşiret reisleri Üzerinde büyük nüfus sahibi idi bunlar arasında sık sık meydana gelen ihtilafların kısa zamanda halleder verdiği adilane hükümler taraflarca memnunlukla kabul edilirdi . 1913 de Hac farizasını yerine getirmek için hacca gitti. Şeyh Sait isyanı sırasında Mehmet Nuri Efendi İzmit'te mecburi istikameti tabi tutuldu Bu sırada çok eziyet ve sıkıntı çekti uzun süre sonra serbest bırakıldı Harput'a Döndükten bir süre sonra 1938 de vefat etti.
talebelerinden birine nasihat şöyledir : Allah u teâlâ'yı an. Allah teâlâ'yı anmaktan Gafil olan ölü ve kördür . Allahu tealayı anmak kalbin cilasıdır. günahları temizler. günahlardan Tövbe Et ilmihal bilgilerini İhlas ile öğren . din büyüklerinin yolunda ol. kalbini dalâletten , yanlış ve bozuk inançlardan temizle her zaman abdestli bulun farzları ve vacipleri yerine getir Resullah Efendimizin sünnetlerine yapışmakta gayretli ol . dinde azimetlere yapış . ruhsatlardan , zaruret sebebiyle izin verilen şeylerle amel etmekten uzak dur . bozuk kimselerin yanına gitme. kötü huylarını at iyi beğenilen huylarla Bezen . yumuşak ve cömert ol cahillerle mücadeleden yüz çevir. insanların faydası için yeryüzü gibi ol. insanlardan gelen eziyetve sıkıntılara sabret.
Günün hadisi: Ebu Hureyre Radıyallahü Anh demiştir ki Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :' sizden biriniz Hak rızası istikametinde daim ve Kaim olması hizmette fütur göstermemesi , evinde oturup 70 sene namaz kılmasından şahsi kemalat yapmasından efdaldir. istemez misiniz Allah sizi bağışlasın ve cennete koysun. Eğer buna talipseniz Onun rızasını tahsili yolunda Maddi manevi fedakarlık yaparak mücahede ediniz . Zira her kim rıza i ilahi yolunda Bir deve sağımı süresi kadar olsun mücâhede ederse cenneti hak etmiş olur'
Furkan suresi:63. Rahmân’ın kulları ise, öyle kimselerdir ki, yeryüzünde tevâzû‘ (ve vakar) içinde yürürler; câhiller onlara bir lâf attıkları zaman, “Selâm (Allah selâmet versin)!” derler (geçerler).
64. Onlar ki, Rablerine secde eden kimseler olarak ve kıyâma durarak gecelerler.
65. Ve onlar ki: “Rabbimiz! Cehennem azâbını bizden uzaklaştır! Çünki onun azâbı devamlıdır” derler.
66. Gerçekten orası ne kötü bir karargâh ve (ne kötü) bir ikāmetgâhtır!(4)
64. Onlar ki, Rablerine secde eden kimseler olarak ve kıyâma durarak gecelerler.
65. Ve onlar ki: “Rabbimiz! Cehennem azâbını bizden uzaklaştır! Çünki onun azâbı devamlıdır” derler.
66. Gerçekten orası ne kötü bir karargâh ve (ne kötü) bir ikāmetgâhtır!(4)
7 Aralık 2015 Pazartesi
Günün kitabı : Evliyalar: hikmet koray
Beyzade efendi
Anadolu evliyalarından asıl adı Ali Rıza olup babasının adı ise Hacı Bekir Iğdır 1810 senesinde Harput'ta doğdu. babası aslen türkistanlı olup önce Mısır'a sonra da bu bölgenin Napolyon tarafından işgali üzerine Harput'a göç etti.
..
genç Yaşına rağmen tahsil döneminde zeka ve Dirayet ile kendini herkese sevdirip durup dinlenmeden çalışarak yüksek derecelere kavuştu.
..
haramlardan şüphelilerden sakınmaya önem veren Beyzade Efendi yıllarca Harput'ta insanlara hakkın yolunu anlatarak onların kurtuluşuna vesile olmuştur.
..
Beyzade Efendi 93 Rus harbi olarak bilinen savaşa da katılmıştır.
..
Beyzade Efendi gösterişi ve ihtişamı asla sevmez de çok mütevazi ve halka karşı büyük bir sevgi ve hürmet gösterirdi. camiye giderken halkı rahatsız etmemek için daima ıssız ve Ara sokaklardan geçer ve etrafına bakMazdi. Çünkü halk kendisini görünce işi ve gücü bırakıp ona hürmet için ayağa kalkıp selamladı . yüzünde şefkat ve mülayemet le karışık bir muhabbet mevcut olup karşılaştığı kimselerde daima derin bir hürmet ve muhabbet hissi nasıl olurdu. az konuşur söylenenleri dikkatli dinleyip bir müddet düşündukten sonra cevap ve nasihatlarda bulunurdu.
..
temizliğe son derece dikkat ve itina gösterirdi ve İslamiyetin belli başlı Erkan'ı temizliktir temiz olmayanın imanından şüphe edilir diyerek bütün talebelerine nasihat ederdi.
Beyzade efendi
Anadolu evliyalarından asıl adı Ali Rıza olup babasının adı ise Hacı Bekir Iğdır 1810 senesinde Harput'ta doğdu. babası aslen türkistanlı olup önce Mısır'a sonra da bu bölgenin Napolyon tarafından işgali üzerine Harput'a göç etti.
..
genç Yaşına rağmen tahsil döneminde zeka ve Dirayet ile kendini herkese sevdirip durup dinlenmeden çalışarak yüksek derecelere kavuştu.
..
haramlardan şüphelilerden sakınmaya önem veren Beyzade Efendi yıllarca Harput'ta insanlara hakkın yolunu anlatarak onların kurtuluşuna vesile olmuştur.
..
Beyzade Efendi 93 Rus harbi olarak bilinen savaşa da katılmıştır.
..
Beyzade Efendi gösterişi ve ihtişamı asla sevmez de çok mütevazi ve halka karşı büyük bir sevgi ve hürmet gösterirdi. camiye giderken halkı rahatsız etmemek için daima ıssız ve Ara sokaklardan geçer ve etrafına bakMazdi. Çünkü halk kendisini görünce işi ve gücü bırakıp ona hürmet için ayağa kalkıp selamladı . yüzünde şefkat ve mülayemet le karışık bir muhabbet mevcut olup karşılaştığı kimselerde daima derin bir hürmet ve muhabbet hissi nasıl olurdu. az konuşur söylenenleri dikkatli dinleyip bir müddet düşündukten sonra cevap ve nasihatlarda bulunurdu.
..
temizliğe son derece dikkat ve itina gösterirdi ve İslamiyetin belli başlı Erkan'ı temizliktir temiz olmayanın imanından şüphe edilir diyerek bütün talebelerine nasihat ederdi.
Gunun hadisi: Ebu Hureyre Radıyallahü Anh demiştir ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :' Allah kendi rızası istikametinde cihada çıkan kimseye: onu başka bir gaye değil sadece benim rızamı tahsil Yolunda mücahede Aşkı , Bana olan imanı ve Peygamberimi tastiki yollara düşürmüştür . buyurarak kendisini İhsan ve lütfuyla ağırlayacağını taahhüt eder.
Furkan süresi :9. Bak, senin hakkında nasıl misâller getirdiler de dalâlete düştüler; artık (onlar, hidâyete) hiçbir yol bulamazlar.
10. Eğer dilerse, sana bundan daha hayırlısını, altlarından ırmaklar akan Cennetleri verecek ve sana saraylar ihsân edecek olan (Allah) ne yücedir!
11. Bil‘akis (onlar) kıyâmeti yalanladılar; bunun üzerine (biz de) kıyâmeti yalanlayanlara (pek) alevli bir ateş hazırladık!
10. Eğer dilerse, sana bundan daha hayırlısını, altlarından ırmaklar akan Cennetleri verecek ve sana saraylar ihsân edecek olan (Allah) ne yücedir!
11. Bil‘akis (onlar) kıyâmeti yalanladılar; bunun üzerine (biz de) kıyâmeti yalanlayanlara (pek) alevli bir ateş hazırladık!
6 Aralık 2015 Pazar
Günün kitabı : kalplerin keşfi : gazali
O halde bize ne oluyor da bizi yoktan var ederek en mükemmel kivama getiren yagmur tanesi sayisinca kusur isledigimiz halde, yokluklari helakimiz demek olan nice nimet ve destegini bizden alikoymayan gerçek efendimize ibadet etmiyoruz. Bizleri bir kusurumuz üzerine yakalayip hesaplasmaya çekebilecegi halde mühlet verirsek bizde tevbe edelim de kusurumuzu bagislasin, kabahatimizi örtsün.
Aklin basinda olan kimse ibadete lâyik olan Rabb'ini tanimakta ve bütün varligi ile O'na yönelerek rizasini dilemekte gecikmez. Her isledigi günahtan tevbe ederek yaraticisina siginir, O'nun rahmetinden hiç bir zaman umut kesmez, nimetlerine sükrederek sevgisini arar ve buna devam ederek ola ki. O'nun sevgisini kazananlarin defterini yazilir da, kendisi efendisine kavusmaya arzulu efendisi ise onu yanina almaktan daha arzulu iken ölür.
O halde bize ne oluyor da bizi yoktan var ederek en mükemmel kivama getiren yagmur tanesi sayisinca kusur isledigimiz halde, yokluklari helakimiz demek olan nice nimet ve destegini bizden alikoymayan gerçek efendimize ibadet etmiyoruz. Bizleri bir kusurumuz üzerine yakalayip hesaplasmaya çekebilecegi halde mühlet verirsek bizde tevbe edelim de kusurumuzu bagislasin, kabahatimizi örtsün.
Aklin basinda olan kimse ibadete lâyik olan Rabb'ini tanimakta ve bütün varligi ile O'na yönelerek rizasini dilemekte gecikmez. Her isledigi günahtan tevbe ederek yaraticisina siginir, O'nun rahmetinden hiç bir zaman umut kesmez, nimetlerine sükrederek sevgisini arar ve buna devam ederek ola ki. O'nun sevgisini kazananlarin defterini yazilir da, kendisi efendisine kavusmaya arzulu efendisi ise onu yanina almaktan daha arzulu iken ölür.
Günün hadisi: Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"İbrahim aleyhisselam sadece üç yalan söylemiştir: Bunlardan ikisi Allah'ın zatıyla ilgili; biri "İnne sagimü" sözüdür; diğeri de "Bel fegalehu kebiruhum haza" sözüdür. Bir tanesi de zevce-i pâkleri Sâre Hatun hakkındadır. Hz. İbrahim zalim birinin diyarına (Mısır'a) beraberinde Sâre de olduğu halde gelmişti. Sâre güzel bir kadındı. Sâre'ye: "Bu cebbâr herif, bilirse ki sen karımsın, senin için bana galebe çalar. Eğer sana soracak olursa, kızkardeşim olduğunu söyle! Çünkü sen, zaten İslâm yönünden kardeşimsin, din kardeşiyiz. Ben yeryüzünde senden ve benden başka bir müslüman bilmiyorum" dedi.
Bunlar zâlim kralın memleketine girince, adamlarından biri bunları gördü. Hemen gidip:
"Senin memleketine öyle güzel bir kadın girdi ki, sizden başkasının olması münasib değildir" dedi. Kral derhal adamlar gönderip, Sâre'yi yanına getirtti. Hz. İbrahim namaza durdu. Sâre adamın yanına girince, kraI (onu ayakta karşıladı, fakat) elini ona uzatamadı. Eli şiddetli şekilde tutuldu. Sâre'ye:
"Elimi salması için Allah'a dua et! Sana zarar vermeyeceğim!" dedi. Sâre de dediğini yaptı. Ama kral tekrar Sâre'ye sataşmak istedi. Eli, öncekinden daha şiddetli tutulup kaldı. Sâre'ye aynı şekilde ricada bulundu. O da kabul etti. (Adam normal hale dönünce tekrar) sataşmak istedi. Eli önceki iki seferden daha şiddetli şekilde tutuldu. Sâre'ye yine:
"Allah'a dua et, elimi salsın, sana zarar vermeyeceğim!" diye rica etti. Sâre dua etti, adamın elleri açıldı. Kral kadını getiren adamı çağırdı ve ona: "Sen bana insan değil bir şeytan getirmişsin. Bunu diyarımdan çıkar!" dedi. Sâre'ye, Hâcer'i bağış olarak verdi.
Sâre yürüyerek geldi. İbrahim onu görünce:
"Nasılsın, ne haber?" dedi. Sâre:
"Hayır var! Allah cebbârın elini tuttu ve (bana) bir hâdim verdi!" dedi."
Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh der ki:
"Ey sema suyunun oğulları! Bu kadın (Hâcer) sizin annenizdir."
"İbrahim aleyhisselam sadece üç yalan söylemiştir: Bunlardan ikisi Allah'ın zatıyla ilgili; biri "İnne sagimü" sözüdür; diğeri de "Bel fegalehu kebiruhum haza" sözüdür. Bir tanesi de zevce-i pâkleri Sâre Hatun hakkındadır. Hz. İbrahim zalim birinin diyarına (Mısır'a) beraberinde Sâre de olduğu halde gelmişti. Sâre güzel bir kadındı. Sâre'ye: "Bu cebbâr herif, bilirse ki sen karımsın, senin için bana galebe çalar. Eğer sana soracak olursa, kızkardeşim olduğunu söyle! Çünkü sen, zaten İslâm yönünden kardeşimsin, din kardeşiyiz. Ben yeryüzünde senden ve benden başka bir müslüman bilmiyorum" dedi.
Bunlar zâlim kralın memleketine girince, adamlarından biri bunları gördü. Hemen gidip:
"Senin memleketine öyle güzel bir kadın girdi ki, sizden başkasının olması münasib değildir" dedi. Kral derhal adamlar gönderip, Sâre'yi yanına getirtti. Hz. İbrahim namaza durdu. Sâre adamın yanına girince, kraI (onu ayakta karşıladı, fakat) elini ona uzatamadı. Eli şiddetli şekilde tutuldu. Sâre'ye:
"Elimi salması için Allah'a dua et! Sana zarar vermeyeceğim!" dedi. Sâre de dediğini yaptı. Ama kral tekrar Sâre'ye sataşmak istedi. Eli, öncekinden daha şiddetli tutulup kaldı. Sâre'ye aynı şekilde ricada bulundu. O da kabul etti. (Adam normal hale dönünce tekrar) sataşmak istedi. Eli önceki iki seferden daha şiddetli şekilde tutuldu. Sâre'ye yine:
"Allah'a dua et, elimi salsın, sana zarar vermeyeceğim!" diye rica etti. Sâre dua etti, adamın elleri açıldı. Kral kadını getiren adamı çağırdı ve ona: "Sen bana insan değil bir şeytan getirmişsin. Bunu diyarımdan çıkar!" dedi. Sâre'ye, Hâcer'i bağış olarak verdi.
Sâre yürüyerek geldi. İbrahim onu görünce:
"Nasılsın, ne haber?" dedi. Sâre:
"Hayır var! Allah cebbârın elini tuttu ve (bana) bir hâdim verdi!" dedi."
Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh der ki:
"Ey sema suyunun oğulları! Bu kadın (Hâcer) sizin annenizdir."
Nur suresi:21. Ey îmân edenler! Şeytanın adımlarına uymayın! Kim şeytanın adımlarına tâbi‘ olursa, artık şübhesiz ki o, çirkin işleri ve kötülüğü emreder! Eğer üzerinizde Allah’ın ihsânı ve rahmeti olmasaydı, içinizden hiçbir kimse ebedî olarak temize çıkamazdı. Fakat Allah, dilediğini temize çıkarır. Çünki Allah, Semî‘ (hakkıyla işiten)dir, Alîm (herşeyi bilen)dir.
22. İçinizden fazîletli ve servet sâhibi kimseler, akrabâlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere bir şey vermemeye yemîn etmesin; affetsinler, aldırmasınlar!(1) Dikkat edin, (sizin onları bağışlamanıza mükâfaten) Allah’ın (da) sizi bağışlamasını arzû etmez misiniz? Çünki Allah, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.
22. İçinizden fazîletli ve servet sâhibi kimseler, akrabâlara, yoksullara ve Allah yolunda hicret edenlere bir şey vermemeye yemîn etmesin; affetsinler, aldırmasınlar!(1) Dikkat edin, (sizin onları bağışlamanıza mükâfaten) Allah’ın (da) sizi bağışlamasını arzû etmez misiniz? Çünki Allah, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.
5 Aralık 2015 Cumartesi
Gunun kitabi: kalplerin keşfi :gazali
Hikâye ederler ki: Hz. Isâ (A.S.) bir gün yolda IbLis ile karsilasir, bir elinde bal, digerinde kül vardir. Hz. isâ (A.S.) ona «Ey Allah (C.C)'in düsmani, bu bal ile külü ne yapacaksin?» diye sorar. Iblis söyle cevap verir: «Bali dedikoducularin agzina çaliyorum ki, hic dilleri takilmadan dedikodunun doruguna ulassinlar. Külü ise baskalari onlara hor gözle baksin diye yetimlerin yüzlerine serpiyorum."
Hikâye ederler ki: Hz. Isâ (A.S.) bir gün yolda IbLis ile karsilasir, bir elinde bal, digerinde kül vardir. Hz. isâ (A.S.) ona «Ey Allah (C.C)'in düsmani, bu bal ile külü ne yapacaksin?» diye sorar. Iblis söyle cevap verir: «Bali dedikoducularin agzina çaliyorum ki, hic dilleri takilmadan dedikodunun doruguna ulassinlar. Külü ise baskalari onlara hor gözle baksin diye yetimlerin yüzlerine serpiyorum."
Gunun hadisi:İbnu Abbâs radıyallahu anhüma anlatıyor: "Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: "Biz, ümmetlerin sonuncusuyuz ve hesabı ilk görülecek olanlarız. Orada: "Ümmî ümmet ve peygamberi nerededir?" denilir. Bilesiniz, biz sonuncu olan ilkleriz (yani dünyaya gelişte sonuncuyuz, Kıyamet günü hesabı verip cennete girmede ilkleriz."
Muminun süresi : 105. (Allah onlara buyurur ki:) “Âyetlerim size okunuyordu da (siz) onları yalanlıyordunuz değil mi?”
106. (Onlar şöyle) derler: “Rabbimiz! Bedbahtlığımız bize gālib geldi de dalâlete düşenler topluluğu olduk.”
107. “Rabbimiz! Bizi buradan çıkar; artık bir daha (küfre) dönersek, o takdirde gerçekten (kendi nefsimize) zulmeden kimseler oluruz.”
108. (Allah onlara) buyurur ki: “(Yıkılıp gidin!) Kesin orada sesinizi! Bana konuşmayın!”
109. “Çünki kullarımdan bir zümre vardı ki: ‘Rabbimiz! (Biz) îmân ettik; artık bizi bağışla; bize merhamet buyur; sen merhametlilerin en hayırlısısın!’ diyorlardı.”
110. “Hâlbuki (siz) onları eğlence edindiniz; tâ ki (onlar ile alay etmeniz) size beni anmayı unutturdu ve (siz) onlara gülüyordunuz.”
111. “Şübhesiz ki ben, sabretmelerine karşılık bugün onları mükâfâtlandırdım; gerçekten kurtuluşa erenler, ancak onlardır!”
112. (Allah, inkâr edenlere:) “Yeryüzünde seneler adediyle ne kadar kaldınız?” buyurur.
113. (Onlar:) “Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık; artık o sayanlara (hesab tutan o meleklere) sor!” derler.
114. (Allah şöyle) buyurur: “Ancak pek az kaldınız; eğer gerçekten siz biliyor olsaydınız!”(1)
106. (Onlar şöyle) derler: “Rabbimiz! Bedbahtlığımız bize gālib geldi de dalâlete düşenler topluluğu olduk.”
107. “Rabbimiz! Bizi buradan çıkar; artık bir daha (küfre) dönersek, o takdirde gerçekten (kendi nefsimize) zulmeden kimseler oluruz.”
108. (Allah onlara) buyurur ki: “(Yıkılıp gidin!) Kesin orada sesinizi! Bana konuşmayın!”
109. “Çünki kullarımdan bir zümre vardı ki: ‘Rabbimiz! (Biz) îmân ettik; artık bizi bağışla; bize merhamet buyur; sen merhametlilerin en hayırlısısın!’ diyorlardı.”
110. “Hâlbuki (siz) onları eğlence edindiniz; tâ ki (onlar ile alay etmeniz) size beni anmayı unutturdu ve (siz) onlara gülüyordunuz.”
111. “Şübhesiz ki ben, sabretmelerine karşılık bugün onları mükâfâtlandırdım; gerçekten kurtuluşa erenler, ancak onlardır!”
112. (Allah, inkâr edenlere:) “Yeryüzünde seneler adediyle ne kadar kaldınız?” buyurur.
113. (Onlar:) “Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık; artık o sayanlara (hesab tutan o meleklere) sor!” derler.
114. (Allah şöyle) buyurur: “Ancak pek az kaldınız; eğer gerçekten siz biliyor olsaydınız!”(1)
4 Aralık 2015 Cuma
Gunun kitabi: kalplerin keşfi : gazali
..
Gaflet dalginligindan gözlerinizi açiniz Allah (C.C) hayrinizi versin gün gelir sizin için «Falanca rahatsizdir» yahut «agir hastadir. Acaba iyilesmesinin çaresi var mi? Yahut onu doktora mi gösterelim» denilmeden uykunuzdan uyanin. Sonra senin için doktor çagrilir, fakat iyilesmene umut kalmadigi görülür. O zaman «falanca vasi yerini yapti mali «saydi derler. Sonra dili agirlasti dostlari ile konusamiyor, komsularini tanimiyor» denir.
Bu arada alnindan terler bosalir, arka arkaya iniltileri duyulur, yaklasan akibetini kestirmeye baslarsin, gözlerin fal tasi gibi açilip sabit bir noktaya dikilir, tahminlerinin gerçeklesmek üzere oldugunu sezersin, dilin pelteklesir, kardeslerin ve yakinlarin aglamaya baslar. «Bu oglun falancadir, su da kardeslerin filancadir» diyerek sana yanibasindakiler takdim edilir, ama artik konusmaktan alakonmussundur, konusamaz bir dilin mühürlenmistir.
Arkasindan ilâhî hüküm üzerine iner, canin bedeninden sonra göklere çikarilir.
O zaman yakinlarin basinda toplanir, kefenini hazirlarlar, ölünü yikayip kefene sararlar. Artik gidenin gelenin olmaz, seni kiskananlar rahatlar yakinlarin mirasini paylasmaya koyulur, sen ise amellerin ile basbasa kalirsin
..
Gaflet dalginligindan gözlerinizi açiniz Allah (C.C) hayrinizi versin gün gelir sizin için «Falanca rahatsizdir» yahut «agir hastadir. Acaba iyilesmesinin çaresi var mi? Yahut onu doktora mi gösterelim» denilmeden uykunuzdan uyanin. Sonra senin için doktor çagrilir, fakat iyilesmene umut kalmadigi görülür. O zaman «falanca vasi yerini yapti mali «saydi derler. Sonra dili agirlasti dostlari ile konusamiyor, komsularini tanimiyor» denir.
Bu arada alnindan terler bosalir, arka arkaya iniltileri duyulur, yaklasan akibetini kestirmeye baslarsin, gözlerin fal tasi gibi açilip sabit bir noktaya dikilir, tahminlerinin gerçeklesmek üzere oldugunu sezersin, dilin pelteklesir, kardeslerin ve yakinlarin aglamaya baslar. «Bu oglun falancadir, su da kardeslerin filancadir» diyerek sana yanibasindakiler takdim edilir, ama artik konusmaktan alakonmussundur, konusamaz bir dilin mühürlenmistir.
Arkasindan ilâhî hüküm üzerine iner, canin bedeninden sonra göklere çikarilir.
O zaman yakinlarin basinda toplanir, kefenini hazirlarlar, ölünü yikayip kefene sararlar. Artik gidenin gelenin olmaz, seni kiskananlar rahatlar yakinlarin mirasini paylasmaya koyulur, sen ise amellerin ile basbasa kalirsin
Gunun hadisi: Hz. Hafsa radıyallahu anha anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ben Bedir ve Hudeybiye'ye katılanlardan hiç kimsenin cehenneme girmemesini ümid ederim" buyurdular. Ben: "Ey AIlah'ın Resülü! Allah Teala hazretleri: "Sizden cehenneme varmayacak hiç kimse yoktur. Bu senin Rabbin katında kesinleşmiş bir hükümdür" (Meryem 71), buyurmadı mı?" dedim. Bunun üzerine Aleyhissalâtu vesselâm: "(Ey Hafsa!) Sen Allah'ın: "Sonra biz, Allah'tan korkup (O'na karşı gelmekten) sakınanları kurtarır, zalimleri de toptan orada bırakırız" (Meryem 72) buyurduğunu işitmedin mi?" buyurdu."
Muminun suresi:52. İşte gerçekten bu (ümmet-i İslâmiye) tek bir ümmet olarak sizin ümmetinizdir. Ben de sizin Rabbinizim; öyle ise benden sakının!
53. Fakat (insanlar din husûsunda) işlerini kendi aralarında parça parça böldüler. Her kısım kendi yanında bulunan (din) ile memnundurlar.
54. Artık onları bir zamâna kadar dalâletleriyle (baş başa) bırak!
55,56. (Onlar,) kendilerine vermekte olduğumuz mal ve oğullar ile, onların hayırlarına mı koşuyoruz sanıyorlar? Hayır! (Onlar işin) farkına varmıyorlar!(2)
53. Fakat (insanlar din husûsunda) işlerini kendi aralarında parça parça böldüler. Her kısım kendi yanında bulunan (din) ile memnundurlar.
54. Artık onları bir zamâna kadar dalâletleriyle (baş başa) bırak!
55,56. (Onlar,) kendilerine vermekte olduğumuz mal ve oğullar ile, onların hayırlarına mı koşuyoruz sanıyorlar? Hayır! (Onlar işin) farkına varmıyorlar!(2)
3 Aralık 2015 Perşembe
Sabah duasi:59. Rabbimiz! Günahlarımızdan ve hatalarımızdan dolayı bize azap etme! Senin azabına uğrayarak helak olma endişesinden dolayı tir tir titriyoruz; bahtına düştük, ne olur, bizi azabından koru ve bize dünyada ve âhirette afv ü âfiyet ver. Ey yüceler yücesi Allahımız! Senin kapından başka sığınacak yerleri olmayan biz muhtaç kullarını içine yuvarlandığımız bir takım yakışıksız amellerden dolayı muâhaze etme.. dönüp dolaşıp Sana gönül bağlamış kullarına musallat olmak isteyen vatan, millet, insanlık ve din düşmanlarına fırsat verme.. bizi hem Senin hem de yüce habibin Hazreti Muhammed (aleyhi efdalüssalavât ve ekmelüttahiyyât)’ın asla dokunulamayan ve zarar verilemeyen himayene dâhil eyle ve yürüdüğümüz yolumuzu her biri birer takva âbidesi hâline gelmiş müttakî önderlerin yollarıyla birleştir. Ey ihsanda bulunup kullarını mevhibeleriyle donatmakla hazinelerinden hiçbir şey eksik olmayan yüce Rabbimiz! Bizi de günahların zarar veremeyeceği sağlamlıkta bir sadakat, yüzünü sadece Sana çevirmekle huzur bulan bir kalb ve yalnızca Cemal-i bâ-kemaline ulaşmakla itmi’nana erecek bir ‘sır’ ile donatmanı istiyoruz.
Gunun kitabi: Evliyalar: hikmet koray
Ali bin emrullah
Osmanlı Alim ve evliyalarının en meşhurlarındandır tefsir hadis fıkıh âlimidir 1516 da Isparta'da doğmuş Anadolu'nun çeşitli şehirlerinde kadın ve Kadıasker olarak vazife yapmış 1571 senesinde de Edirne'de vefat etmiştir.
..
Kur'an ı Kerim pek çok hadis i şerifi ezberlemiştir yazı Hat sanatında Usta olup tesirli bir hitabete ve üstün bir hafızaya sahipti.
..
Ali Efendi ye göre insanın hakiki saadete kavuşması iki şekilde gerçekleşir: birincisi doğru bir itikada yani Ehl i sünnet itikadına sahip olmak. İkincisi doğru amelleri yapmak ve güzel ahlaka sahip olmak. Bunları elde etmek için de önce Bunları iyice öğrenmek sonra da öğrendikleriyle amel etmek lazımdır. itikat mahalli olan kalp batıl inançlarla dolmuşsa ve adi kötü huylarla kirlenip kararmışsa insan Fazilet sahibi olan ve saadete kavuşan kimselerin derecesine yükselmekten son derece uzaktır . böyle kimselerin kalpleri Ulvi alemin feyzlerine kapalıdır. bir insan tabiatı ve kendini inceleyerek hemen Müslüman olduktan sonra İslam alimlerinin kitaplarından Muhammed Aleyhisselam'ın hayatını ve güzel ahlakını da öğrenirse imanı kuvvetlenir . ahlak bilgisi öğrenerek iyi ve kötü huyları faydalı ve zararlı işleri anlar. iyi işleri yapıp dünyada olgun kıymetli bir insan olur . işleri düzeninde ve kolaylıkla hasıl olur . dünyada rahat huzur içinde yaşar kendisini herkes sever Allahu Teala ondan razı olur ahirette de Allah u Teala'nın Merhametine mukafatlarına kavuşur.
..
Ali bin emrullah
Osmanlı Alim ve evliyalarının en meşhurlarındandır tefsir hadis fıkıh âlimidir 1516 da Isparta'da doğmuş Anadolu'nun çeşitli şehirlerinde kadın ve Kadıasker olarak vazife yapmış 1571 senesinde de Edirne'de vefat etmiştir.
..
Kur'an ı Kerim pek çok hadis i şerifi ezberlemiştir yazı Hat sanatında Usta olup tesirli bir hitabete ve üstün bir hafızaya sahipti.
..
Ali Efendi ye göre insanın hakiki saadete kavuşması iki şekilde gerçekleşir: birincisi doğru bir itikada yani Ehl i sünnet itikadına sahip olmak. İkincisi doğru amelleri yapmak ve güzel ahlaka sahip olmak. Bunları elde etmek için de önce Bunları iyice öğrenmek sonra da öğrendikleriyle amel etmek lazımdır. itikat mahalli olan kalp batıl inançlarla dolmuşsa ve adi kötü huylarla kirlenip kararmışsa insan Fazilet sahibi olan ve saadete kavuşan kimselerin derecesine yükselmekten son derece uzaktır . böyle kimselerin kalpleri Ulvi alemin feyzlerine kapalıdır. bir insan tabiatı ve kendini inceleyerek hemen Müslüman olduktan sonra İslam alimlerinin kitaplarından Muhammed Aleyhisselam'ın hayatını ve güzel ahlakını da öğrenirse imanı kuvvetlenir . ahlak bilgisi öğrenerek iyi ve kötü huyları faydalı ve zararlı işleri anlar. iyi işleri yapıp dünyada olgun kıymetli bir insan olur . işleri düzeninde ve kolaylıkla hasıl olur . dünyada rahat huzur içinde yaşar kendisini herkes sever Allahu Teala ondan razı olur ahirette de Allah u Teala'nın Merhametine mukafatlarına kavuşur.
..
Hacc süresi : 42,43,44. (Habîbim, yâ Muhammed!) Seni yalanlıyorlarsa artık (bil ki) onlardan önce Nûh’un kavmi, Âd ve Semûd (kavimleri), İbrâhîm’in kavmi ve Lût’un kavmi, hem Medyen halkı da (peygamberlerini) yalanlamıştı. Mûsâ da yalanlandı. Fakat o kâfirlere mühlet verdim; sonra onları (azâbımla) yakaladım.(2) Artık (bak) benim (onları) inkârım (cezâlandırmam) nasıl oldu!
45. Nitekim o (halkı) zâlim olan nice şehirler vardır ki, onları helâk etmişizdir. Şimdi o, duvarları çatıları üzerine çökmüş (harâb olmuş) bir hâldedir; kullanılmaz hâle gelmiş nice kuyular ve (bomboş) kalmış nice yüksek saraylar (hep sâhibsiz kaldılar)!
46. (İnkâr edenler) yeryüzünde hiç dolaşmadılar mı ki, kendileri için onlarla akılerdirecekleri kalbler ve onlarla işitecekleri kulaklar olsun! Ama şu gerçek ki, gözler kör olmaz, fakat göğüslerdeki kalbler (basîretler) kör olur.(3)
45. Nitekim o (halkı) zâlim olan nice şehirler vardır ki, onları helâk etmişizdir. Şimdi o, duvarları çatıları üzerine çökmüş (harâb olmuş) bir hâldedir; kullanılmaz hâle gelmiş nice kuyular ve (bomboş) kalmış nice yüksek saraylar (hep sâhibsiz kaldılar)!
46. (İnkâr edenler) yeryüzünde hiç dolaşmadılar mı ki, kendileri için onlarla akılerdirecekleri kalbler ve onlarla işitecekleri kulaklar olsun! Ama şu gerçek ki, gözler kör olmaz, fakat göğüslerdeki kalbler (basîretler) kör olur.(3)
2 Aralık 2015 Çarşamba
Sabah duasi:57. Ey bilinmesi gerektiği ölçüde bilmekten fersah fersah uzak bulunduğumuz yüce Rabbimiz! Bizi marifet denizinin derinliklerine daldır; daldır ki, kalblerimiz saffet bulsun, yolumuzun sonu da vuslat olsun! Bizi nurunla rızıklandır.. şek ve şüphenin karanlık vadilerinden uzaklaştır.. zahirimizi ve batınımızı ilahî inayetinle te’yîd buyur ve bizi cismaniyetinin altında kalıp da ezilenlerin elîm akıbetine maruz bırakma! Ey kullarının dualarına her zaman mukabelede bulunan yüceler yücesi Rab! Bizim dualarımızı da kabul et.. bizi dünyada da, ukbada da kaybedenlerden eyleme.. her türlü bela ve musibetlerden sıyanet buyur ve umduklarımızın ötesinde sürpriz lütuflarınla sevindir!
Gunun kitabı : Evliyalar: hikmet koray
Ahmet mürşidi efendi
Anadolu evliyalarından Diyarbakır'da doğdu Doğum tarihi belli değildir.
..
Ahmet Mürşidi Efendi Diyarbakır'da çok talebe yetiştirdi ve insanlara doğru yolu göstermek için vaaz ve nasihatlarda bulundu.
Bir gün şöyle vaaz etti :' Ey insanoğlu bil ki o sakladığın mallar senin değil Hepsi emanettir bir gün sen ahirete göçersin Onlar burada kalır oraya Bir Kefenden Başka bir şey götüremezsin bir gün biriktirdiğin malları mirasçılarına bırakıp gidersin bütün mal ve mülkün elinden gidip o benim malım mülküm dediğin şeyler yeni sahiplerinin eline geçer topladığın Malın hesabını Yarın kıyamet gününde vereceksin bu halinle kıyamet günü halin ne olacak? Sana söylenecek en tesirli söz Şu olsa gerek sen bu geçici Dünyayı baki mi sandın? Halbuki Bunların hepsi Fani idi.
çok mal toplayanlar yarın kıyamet gününde hepsinin hesabını vereceklerdir birçok soru varsa ondan sonra malının helal olduğu Anlaşılan kimse kurtulur haram ise Elbette azap ederler helal malın zekatı Sorulur Eğer hesabı kolay verirsen kurtulursun Ey bu fani mülkün ragbetlisi olan insan kalbini durmadan uzun uzun Bitmez Tükenmez emellerle dolduruyorsun Aklın varsa ihtiyacından fazlasını heveslenme Bu Fani alemden kimse Baki kalmaz şimdi elinde tuttuğun için sahibi olduğunu sandığın şeylerin hiç birisi aslında senin değildir bir gün bu yerde Elbette ayrılacaksın topladıkları Hiçbiri bu dünyadan seninle beraber gitmez mezara bir kefenle girersin gözümden bile sakındığın malların sefasını mirasçıların sürer çoğu zaman seni rahmetle anmak akıllarına bile gelmez Bu Fani dünyanın malına itibar etme iyi kimselerin yolunda yürü varsa bile Sakın ona muhabbet eyleme sana emanet olan mallara Benim deme gaflet gösterme Bilirsin ki bu fani Alem bir misafirhanedir bir an önce yolculuk hazırlığı yapmayan Divanedir bu dünyanın değişmez adeti şudur Gelen gider konan Göçer Çünkü yakında sen de bu dünyadan gideceksin gönül vermen boşuna. çabuk Unutursun birisi ile çok dostluk edip ona iyice alışırsan ayrılması da çok güç olur Kim Bu yer benim dedi ise sonunda o yer onu yedi'.
Ahmet mürşidi efendi
Anadolu evliyalarından Diyarbakır'da doğdu Doğum tarihi belli değildir.
..
Ahmet Mürşidi Efendi Diyarbakır'da çok talebe yetiştirdi ve insanlara doğru yolu göstermek için vaaz ve nasihatlarda bulundu.
Bir gün şöyle vaaz etti :' Ey insanoğlu bil ki o sakladığın mallar senin değil Hepsi emanettir bir gün sen ahirete göçersin Onlar burada kalır oraya Bir Kefenden Başka bir şey götüremezsin bir gün biriktirdiğin malları mirasçılarına bırakıp gidersin bütün mal ve mülkün elinden gidip o benim malım mülküm dediğin şeyler yeni sahiplerinin eline geçer topladığın Malın hesabını Yarın kıyamet gününde vereceksin bu halinle kıyamet günü halin ne olacak? Sana söylenecek en tesirli söz Şu olsa gerek sen bu geçici Dünyayı baki mi sandın? Halbuki Bunların hepsi Fani idi.
çok mal toplayanlar yarın kıyamet gününde hepsinin hesabını vereceklerdir birçok soru varsa ondan sonra malının helal olduğu Anlaşılan kimse kurtulur haram ise Elbette azap ederler helal malın zekatı Sorulur Eğer hesabı kolay verirsen kurtulursun Ey bu fani mülkün ragbetlisi olan insan kalbini durmadan uzun uzun Bitmez Tükenmez emellerle dolduruyorsun Aklın varsa ihtiyacından fazlasını heveslenme Bu Fani alemden kimse Baki kalmaz şimdi elinde tuttuğun için sahibi olduğunu sandığın şeylerin hiç birisi aslında senin değildir bir gün bu yerde Elbette ayrılacaksın topladıkları Hiçbiri bu dünyadan seninle beraber gitmez mezara bir kefenle girersin gözümden bile sakındığın malların sefasını mirasçıların sürer çoğu zaman seni rahmetle anmak akıllarına bile gelmez Bu Fani dünyanın malına itibar etme iyi kimselerin yolunda yürü varsa bile Sakın ona muhabbet eyleme sana emanet olan mallara Benim deme gaflet gösterme Bilirsin ki bu fani Alem bir misafirhanedir bir an önce yolculuk hazırlığı yapmayan Divanedir bu dünyanın değişmez adeti şudur Gelen gider konan Göçer Çünkü yakında sen de bu dünyadan gideceksin gönül vermen boşuna. çabuk Unutursun birisi ile çok dostluk edip ona iyice alışırsan ayrılması da çok güç olur Kim Bu yer benim dedi ise sonunda o yer onu yedi'.
1 Aralık 2015 Salı
Sabah duasi: 55. Ey merhameti sonsuz Rabbimiz! Bizim ve cihanın dört bir bucağındaki bütün kullarının sinelerini imana ve İslâm’a açmanı; hakikat ile aramıza giren bütün perdeleri de kaldırmanı diliyoruz. Rabbimiz! Şayet, Senin bu masum kullarına düşmanlık duygularıyla oturup kalkanların hakkı, hakikati tanıyıp hidayete ermelerini murad buyuruyorsan, onları en kısa zamanda sırat-ı müstakîme ulaştır; kalblerini iman ve İslâm istikametinde yumuşat ve hem bizi hem de onları razı ve hoşnut olduğun amelleri işlemeye muvaffak eyle! Ey kudreti sonsuz ulu Rabbimiz! Yüce dinini bugün de bir kere daha yücelt.. müslümanları nusretinle te’yîd buyur.. bizim ve inanan kardeşlerimizin mağlubiyeti için gayret gösterenleri, bu menfur isteklerinde fiyaskoya uğrat.. boyunlarındaki tasmayı, ayaklarındaki prangayı kulluklarının en büyük alâmeti sayan bu âciz ve fakir kullarını, kardeşlerimizi ve arkadaşlarımızı da azîz kıl ve tutup kaldır!
Gunun kitabi: Evliyalar: hikmet koray
Molla Ayas Efendi
Osmanlı Alim ve velilerindendir. tam olarak nerede doğdu ve vefat tarihi bilinmemektedir . fakat Bursa'da vefat edip zeyniler kabristanına defnedildi tahmin edilmektedir . küçük yaşta Keskin zekası ile ilim meclislerinde bulunmuş ve ilim tahsil etmiştir. din ve fen bilimlerindeki tahsilini tamamladıktan sonra genç yaşta ilimde olgunlaşmıştir. Onun bu ilminden haberdar olan Sultan ikinci Murad Han, Şehzade Mehmed e hoca tayin etmiştir. birkaç sene Fatih Sultan Mehmet Han'a ilim öğreten Molla Ayaz zeynettin Hafi Hazretlerinin talebelerinden Abdüllatif makdisinin talebesi olan Tacettin İbrahim Karamaninin hizmetine girmiştir.
..
insanları doğru yola iletmek için Bursaya yerleşmiş omrunun sonuna kadar orada kalmıştır pek çok talebe yetiştirmiş talebelerinin geçimini kendisi karşılamıştır Allah u Teala'nın kendisine İhsan ettiği maldan, ihtiyaç sahiplerine bol bol ikramda bulunurdu dünya ve dünya ehlinden ayrılıp bütün varlığı ile Allahu tealâ'ya yöneldi vakitlerini İlim öğrenmek ve öğretmek Allah'a Teala'ya ibadet etmekle geçirirdi. insanlara sık sık nasihatlerde bulunur Allahü Teala'nın dinini öğrenip onun rızasına kavuşmak için gayret etmelerini temin ederdi.
..
Molla Ayas yetiştirmiş olduğu talebeler yaninda birçok kitabı haşiyeler ve tashihler yaptı kitaplarda görülen yanlışlıkları düzeltmeye çok önem verirdi bu işte tanındı evinde Ayni kitabının birkaç nüshası bulunurdu bakanlar her birinin baştan sona tahsis edilmiş anlaşılmayan yerlerinin de açıklanmış olduğunu görürdu.
Molla Ayas Efendi
Osmanlı Alim ve velilerindendir. tam olarak nerede doğdu ve vefat tarihi bilinmemektedir . fakat Bursa'da vefat edip zeyniler kabristanına defnedildi tahmin edilmektedir . küçük yaşta Keskin zekası ile ilim meclislerinde bulunmuş ve ilim tahsil etmiştir. din ve fen bilimlerindeki tahsilini tamamladıktan sonra genç yaşta ilimde olgunlaşmıştir. Onun bu ilminden haberdar olan Sultan ikinci Murad Han, Şehzade Mehmed e hoca tayin etmiştir. birkaç sene Fatih Sultan Mehmet Han'a ilim öğreten Molla Ayaz zeynettin Hafi Hazretlerinin talebelerinden Abdüllatif makdisinin talebesi olan Tacettin İbrahim Karamaninin hizmetine girmiştir.
..
insanları doğru yola iletmek için Bursaya yerleşmiş omrunun sonuna kadar orada kalmıştır pek çok talebe yetiştirmiş talebelerinin geçimini kendisi karşılamıştır Allah u Teala'nın kendisine İhsan ettiği maldan, ihtiyaç sahiplerine bol bol ikramda bulunurdu dünya ve dünya ehlinden ayrılıp bütün varlığı ile Allahu tealâ'ya yöneldi vakitlerini İlim öğrenmek ve öğretmek Allah'a Teala'ya ibadet etmekle geçirirdi. insanlara sık sık nasihatlerde bulunur Allahü Teala'nın dinini öğrenip onun rızasına kavuşmak için gayret etmelerini temin ederdi.
..
Molla Ayas yetiştirmiş olduğu talebeler yaninda birçok kitabı haşiyeler ve tashihler yaptı kitaplarda görülen yanlışlıkları düzeltmeye çok önem verirdi bu işte tanındı evinde Ayni kitabının birkaç nüshası bulunurdu bakanlar her birinin baştan sona tahsis edilmiş anlaşılmayan yerlerinin de açıklanmış olduğunu görürdu.
Gunun hadisi: Ebu Hureyre Radıyallahü Anh demiştir ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :' sahip olduğu altın ve Gümüş'ün zekatını vermeyen kişinin bu kıymetli eşyaları kıyamet günü cehennem ateşinde kızdırılarak levha haline dönüştürür ve onunla sahibinin yanları alnı ve sırtı dağlanır bu ateşte kızartılmış levhalar soğudukça süresi elli bin sene olan bir günde kullar arasında hüküm verilinceye ve o zekatı esirgeyen kişinin Cennete mi Yoksa cehenneme mi gideceği belli oluncaya kadar tekrar tekrar kızdırılıp azap edilir'.
Enbiya süresi :96,97. Nihâyet Ye’cüc ve Me’cüc’ün (seddi) açıldığı ve onların her tepeden akın etmekte olduğu ve gerçek va‘d (olan kıyâmet)in yaklaştığı zaman bir de bakarsın ki, inkâr edenlerin gözleri (dehşetten) donuktur. “Eyvah bize! Hakîkaten bundan gaflet içindeydik, (biz) bil‘akis (nefsimize) zulmeden kimseler imişiz!” (derler).
98. Muhakkak ki siz ve Allah’dan başka tapmakta olduklarınız, Cehennemin yakacağısınız! Siz oraya girecek olanlarsınız!
99. Eğer onlar birer ilâh olsaydı, oraya girmezlerdi. Hâlbuki (tapan ve tapılan) hepsi orada ebedî olarak kalıcıdırlar.
100. Onlar için orada inim inim inlemek vardır. Ve onlar orada (hiçbir şey) işitmezler.(2)
98. Muhakkak ki siz ve Allah’dan başka tapmakta olduklarınız, Cehennemin yakacağısınız! Siz oraya girecek olanlarsınız!
99. Eğer onlar birer ilâh olsaydı, oraya girmezlerdi. Hâlbuki (tapan ve tapılan) hepsi orada ebedî olarak kalıcıdırlar.
100. Onlar için orada inim inim inlemek vardır. Ve onlar orada (hiçbir şey) işitmezler.(2)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)