31 Ekim 2022 Pazartesi

 Al-i imran 26:

  •  De ki:' Ey mülkün sahibi Allah(cc)'ım!, Sen mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de çekip alırsın. Dilediğini aziz eder, dilediğini de zelil edersin. Her hayır senin elindedir. Şüphesiz Sen her şeye kadirsin'.

 Al-i imran 25:

  •  Geleceğinden şüphe olmayan bir günde onları bir araya topladığımızda, herkesin yaptığının karşılığı hiç kimseye haksızlık yapılmaksızın eksiksiz olarak ödendiğinde, bakalım onların halleri nasıl olacak?.

30 Ekim 2022 Pazar

 Al-i imran 23-24:

  •  Daha önce vahiyden kendilerine pay verilenlere bir baksanıza! Onlara aralarında hüküm verirken Allah(cc)'ın kitabına başvurmaları yolunda çağrı yapılmıştı, ama bazısı inatla bundan yüz çevirdi. Çünkü onlar :' Ateş bize bir kaç günden fazla dokunmayacak' iddasında idiler. Bu gibi, uydurdukları batıl inançları, onları dinlerinden saptırdı.

29 Ekim 2022 Cumartesi

 Al-i imran 21-22:

  •  Allah(cc)'ın ayetlerini ısrarla inkar edenleri, haksız yere peygamberleri öldürenleri ve adaleti emredip yaymaya çalısanları öldürenleri, can yakıcı bir azap ile müjdele!. Onların yapıp ettikleri  dünyada da ahirette de boşa gitmiştir ve onlara yardım edecek kimse de yoktur.

 

28 Ekim 2022 Cuma

 Al-i imran 19-20:

  •  إِنَّ الدِّينَ عِندَ اللّهِ الإِسْلاَمُ
    Allah katında tek din islamdır. Kendilerine kitap verilenler, kendilerine hakikatın ilmi geldikten sonra, sadece aralarındaki kıskançlık yüzünden, ayrılığa düştüler. Kim Allah(cc)'ın ayetlerini tanımaz inkar ederse, bilsin ki, Allah(cc) hesabı çok hızlı şekilde görendir. Buna rağmen seninle tartışırlarsa de ki:' Ben bana tabi olanlarla birlikte kendimi Allah(cc)'a teslim ettim'. Kendilerine kitap verilenlere ve ümmilere de de ki:' Siz de teslim oldunuz mu?'. Eğer teslim oldularsa doğru yolu bulmuşlar demektir. Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen sadece tebliğdir. Şüphesiz ki, Allah(cc) kullarını görmektedir.

27 Ekim 2022 Perşembe

 Al-i imran 18:

  • Allah(cc) şahittir ki, kendisinden başka ilah yoktur ve bütün melekler de ve kendisine ilim verilmiş olanlar da tam bir doğruluk , adalet ve hakkaniyet içinde aynı gerçeğe şahitlik ederler. O her işinde mükemmel olandır ve her hükmünde tam isabet edendir.

 Al-i imran 17:

  •  Onlar, sabreden, sözünde duran, Allah(cc)'a yürekten bağlı, hayra harcayan ve seher vaktinde Allah(cc)'tan bağışlanma dileyenlerdir.

26 Ekim 2022 Çarşamba

 Al-i imran 15-16:

  •  De ki:'Size bütün bunlardan daha hayırlısını size haber vereyim mi?. Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilincine sahip kullar için, altlarından ırmaklar akan ve yerleşip sürekli kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve (hepsinin de üstünde) Allah(cc)'ın güzel rızası vardır'. Allah(cc) kullarını hakkıyla görendir. Ve onlar şöyle derler:
      رَبَّنَا إِنَّنَا آمَنَّا
    فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا
    وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

    'Rabbimiz, biz kesin olarak iman ettik,
    bizim günahlarımızı bağışla ve
    bizi ateş azabından koru
    '.

25 Ekim 2022 Salı

 Al-i imran 14:

  •   Kadınlara, çocuklara, altın ve gümüş cinsinden birikmiş hazinelere, soylu atlara, sığırlara ve arazilere yönelik dünyevi zevkler insanoğlu için çekici kılınmıştır. Bütün bu zevkler bu dünya hayatında tadılabilir, ama hedeflerin en güzeli Allah(cc) katında olandır.

 Al-i imran 13:

  •  Savaşta karşı karşıya gelen iki orduda sizin için bir mesaj vardır. Bir ordu Allah(cc) yolunda savaşıyor, diğeri ise O'nu inkar ediyordu. Onlar ötekilerin iki misli olduğunu gözleriyle görüyorlardı. Ama Allah(cc) dilediğini yardımıyla güçlendirir. İşte bu olayda basiret sahipleri için dersler vardır.

24 Ekim 2022 Pazartesi

 Al-i imran 10-12:

  •  Hakikatı ısrarla inkar edenlerin ne dünya malları ne de evlatları, Allah(cc)'a karşı onlara en ufak bir fayda sağlamaz. Ateşin yakıtı da onlar olacaktır. Firavun ahalisinin ve onlardan önce yaşayanların da başına gelenler onların da başına gelecek. Onlar mesajlarımızı yalanladılar ve Allah(cc) günahlarından dolayı onları suçüstü yakalayıverdi. Çünkü Allah(cc) karşılık vermede çok şedittir. O inkarcılara de ki:' Siz mutlaka yenilecek ve cehenneme sürüleceksiniz. Orası ne kötü bir yerdir!'.

23 Ekim 2022 Pazar

 Al-i imran 7-9:

  •  Sana ilahi kelamı indiren de O'dur. Onun ayetlerinden bir kısmının hükmü kesin ve nettir. Gerisi de müteşabihlerden oluşmuştur. Kalplerinde yamukluk bulunan kimseler, fitne çıkarmak ve tevil etmek amacıyla, onun müteşabih olan kısmının peşine düşerler. Oysa onun gerçek tevilini Allah(cc)'tan başkası bilemez. Ve ilimde derinleşenler derler ki:' Biz ona inanırız, onun tümü Rabbimizdendir. Derin kavrayış sahiplerinden başkası da bunu fark edemez. Ey Rabbimiz, bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi hakikatten saptırma ve bize rahmetini bağışla. Sensin hakiki lutuf sahibi. Ey Rabbimiz,  Geleceğine hiç şüphe olmayan o Gün'ü görüp yaşamaları için insanlığı bir araya toplayacaksın. Çünkü Allah(cc) vaadinden asla dönmez'

22 Ekim 2022 Cumartesi

 Al-i imran 5-6:

  • Şüphesiz ki, yerde ve gökte olan hiç bir şey Allah(cc)'a gizli kalmaz. Rahimlerde dilediği şekli size veren O'dur. Allah(cc)'tan başka ilah yoktur ve O aziz ve hakimdir.

21 Ekim 2022 Cuma

 Al-i imran 1-4:

  •  Elif-Lam-Mim. Allah(cc)'tan başka ilah yoktur ve O hay ve kayyum'dur. Önceki vahiylerden bugüne ulaşan hakikatleri doğrulayan bu ilahi kelamı sana sapasağlam indiren O'dur. Tevrat'ı ve Incil'i de (asıllarını) O indirmiştir. Geçmişte insanlığa yol gösterici olarak, hakkı batıldan kesin hatlarla ayıran mesajı da indiren O'dur.
    Şüphesiz ki Allah(cc)'ın ayetlerini inkar edenler için şiddetli bir azab vardır. Allah(cc) aziz'dir ve intikam sahibidir.

20 Ekim 2022 Perşembe

 Al-i imran suresi:
(Diyanet çevirisi)

  •  1. Elif. Lâm. Mîm.

    2. Hayy ve kayyûm olan Allah'tan başka ilâh yoktur.

    3. (Resûlüm!) O, sana Kitab'ı hak ve önceki kitapları tasdik edici olarak indirdi, Tevrat ile İncil'i ve Furkan'ı indirmişti.

    4. Daha önce de, insanlara doğru yolu göstermek üzere Furkan'ı indirmiştir. Bilinmeli ki, Allah'ın âyetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah, suçlunun hakkından gelen mutlak güç sahibidir.

    5. Şüphesiz ki ne yerde ne de gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz.

    6. Rahimlerde sizi dilediği gibi şekillendiren O'dur. O'ndan başka ilâh yoktur. O mutlak güç ve hikmet sahibidir.

    7. Sana Kitab'ı indiren O'dur. Onun (Kur'an'ın) bazı âyetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab'ın esasıdır. Diğerleri de müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşâbih âyetlerin peşine düşerler. Halbuki Onun tevilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek pâyeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. (Bu inceliği) ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar.

    8. (Onlar şöyle yakarırlar:) Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize tarafından rahmet bağışla. Lütfu en bol olan sensin.

    9. Rabbimiz! Gelmesinde şüphe edilmeyen bir günde, insanları mutlaka toplayacak olan sensin. Allah asla sözünden dönmez.

    10. Bilinmelidir ki inkâr edenlerin ne malları ne de evlâtları Allah huzurunda kendilerine bir fayda sağlayacaktır. İşte onlar cehennnemin yakıtıdır.

    11. (Onların yolu) Firavun hanedanının ve onlardan öncekilerin tuttuğu yola benzer. Onlar bizim âyetlerimizi yalanladılar, Allah da kendilerini günahları yüzünden yakalayıverdi. Allah'ın cezası çok şiddetlidir.

    12. (Resûlüm!) İnkâr edenlere de ki: Yakında mağlup olacaksınız ve cehenneme sürüleceksiniz. Orası kalınacak ne kötü bir yerdir!

    13. (Bedir'de) karşı karşıya gelen şu iki gurubun halinde sizin için büyük bir ibret vardır. Biri Allah yolunda çarpışan bir gurup, diğeri ise bunları apaçık kendilerinin iki misli gören kâfir bir gurup. Allah dilediğini yardımı ile destekler. Elbette bunda basiret sahipleri için büyük bir ibret vardır.

    14. Nefsanî arzulara, (özellikle) kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere karşı düşkünlük insanlara çekici kılındı. Bunlar, dünya hayatının geçici menfaatleridir. Halbuki varılacak güzel yer, Allah'ın katındadır.

    15. (Resûlüm!) De ki: Size bunlardan daha iyisini bildireyim mi? Takvâ sahipleri için Rableri yanında, içinden ırmaklar akan, ebediyyen kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve (hepsinin üstünde) Allah'ın hoşnutluğu vardır. Allah kullarını çok iyi görür.

    16. (Bu nimetler) "Ey Rabbimiz! İman ettik; bizim günahlarımızı bağışla, bizi ateş azabından koru!" diyen;

    17. Sabreden, dürüst olan, huzurda boyun büken, hayra harcayan ve seher vaktinde Allah'tan bağış dileyenler (içindir).

    18. Allah, adaleti ayakta tutarak (delilleriyle) şu hususu açıklamıştır ki, kendisinden başka ilâh yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de (bunu ikrar etmişlerdir. Evet) mutlak güç ve hikmet sahibi Allah'tan başka ilâh yoktur.

    19. Allah nezdinde hak din İslâm'dır. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonradır ki, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah'ın âyetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki Allah'ın hesabı çok çabuktur.

    20. Eğer seninle tartışmaya girerlerse de ki: "Bana uyanlarla birlikte ben kendimi Allah'a teslim ettim." Ehl-i kitaba ve ümmîlere de: "Siz de Allah'a teslim oldunuz mu?" de. Eğer teslim oldularsa doğru yolu buldular demektir. Yok eğer yüz çevirdilerse sana düşen, yalnızca duyurmaktır. Allah kullarını çok iyi görmektedir.

    21. Allah'ın âyetlerini inkâr edenler, haksız yere peygamberlerin canlarına kıyanlar ve adaleti emreden insanları öldürenler (yok mu), onlara acı bir azabı haber ver!

    22. İşte bunlar dünyada da ahirette de çabaları boşa giden kimselerdir. Onların hiçbir yardımcısı da yoktur.

    23. (Resûlüm!) Kendilerine Kitap'tan bir pay verilenleri (yahudileri) görmez misin ki, aralarında hükmetmesi için Allah'ın Kitab'ına çağırılıyorlar da, sonra içlerinden bir gurup cayarak geri dönüyor.

    24. Onların bu tutumları: Bize ateş, sadece sayılı günlerde dokunacaktır, demelerinin bir sonucudur. Onların vaktiyle uydurdukları şeyler de dinleri hakkında kendilerini yanıltmıştır.

    25. Fakat, onları gelmesinde şüphe edilmeyen bir gün için topladığımız ve hiçbir haksızlığa uğramaksızın herkese kazandığı şeyler tastamam ödendiği zaman halleri nice olur?

    26. (Resûlüm!) De ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin ve mülkü dilediğinden geri alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini de alçaltırsın. Her türlü iyilik senin elindedir. Gerçekten sen her şeye kadirsin.

    27. Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katarsın. Ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de sayısız rızık verirsin.

    28. Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa, artık onun Allah nezdinde hiçbir değeri yoktur. Ancak kâfirlerden gelebilecek bir tehlikeden sakınmanız başkadır. Allah, kendisine karşı (gelmekten) sizi sakındırıyor. Dönüş yalnız Allah'adır.

    29. De ki: İçinizdekileri gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde ve yerde olanları da bilir. Allah her şeye kadirdir.

    30. Herkesin, iyilik olarak yaptıklarını da kötülük olarak yaptıklarını da karşısında hazır bulduğu günde (insan) isteyecek ki kötülükleri ile kendisi arasında uzun bir mesafe bulunsun. Allah, kendisine karşı (gelmekten) sizi sakındırıyor. Allah kullarına çok şefkatlidir.

    31. (Resûlüm! ) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

    32. De ki: Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez.

    33. Allah Âdem'i, Nuh'u, İbrahim ailesi ile İmrân ailesini seçip âlemlere üstün kıldı.

    34. Bunlar birbirinden gelme bir nesillerdir. Allah işiten ve bilendir.

    35. İmrân'ın karısı şöyle demişti: "Rabbim! Karnımdakini azatlı bir kul olarak sırf sana adadım. Adağımı kabul buyur. Şüphesiz (niyazımı) hakkıyla işiten ve (niyetimi) bilen sensin."

    36. Onu doğurunca, Allah, ne doğurduğunu bilip dururken: Rabbim! Ben onu kız doğurdum. Oysa erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Kovulmuş şeytana karşı onu ve soyunu senin korumanı diliyorum, dedi.

    37. Rabbi Meryem'e hüsnü kabul gösterdi; onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriyya yı da onun bakımı ile görevlendirdi. Zekeriyya, onun yanına, mâbede her girişinde orada bir rızık bulur ve "Ey Meryem, bu sana nereden geliyor?" der; o da: Bu, Allah tarafındandır. Allah, dilediğine sayısız rızık verir, derdi.

    38. Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti: Rabbim! Bana tarafından hayırlı bir nesil bağışla. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin, dedi.

    39. Zekeriyya mâbedde durmuş namaz kılarken melekler ona şöyle nida ettiler: Allah sana, kendisi tarafından gelen bir Kelime'yi tasdik edici, efendi, iffetli ve sâlihlerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler.

    40. Zekeriyya: Rabbim! dedi, bana ihtiyarlık gelip çattığına, üstelik karım da kısır olduğuna göre benim nasıl oğlum olabilir? Allah şöyle buyurdu: İşte böyledir; Allah dilediğini yapar.

    41. Zekeriyya: Rabbim! (Oğlum olacağına dair) bana bir alâmet göster, dedi. Allah buyurdu ki: Senin için alâmet, insanlara, üç gün, işaretten başka söz söylememendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et.

    42. Hani melekler demişlerdi: Ey Meryem! Allah seni seçti; seni tertemiz yarattı ve seni bütün dünya kadınlarına tercih etti.

    43. Ey Meryem! Rabbine ibadet et; secdeye kapan, (O'nun huzurunda) eğilenlerle beraber sen de eğil.

    44. (Resûlüm!) Bunlar, bizim sana vahiy yoluyla bildirmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. İçlerinden hangisi Meryem'i himayesine alacak diye kur'a çekmek üzere kalemlerini atarlarken sen onların yanında değildin; onlar (bu yüzden) çekişirken de yanlarında değildin.

    45. Melekler demişlerdi ki: Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir Kelime'yi müjdeliyor. Adı Meryem oğlu İsa'dır. Mesîh'tir; dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah'ın kendisine yakın kıldıklarındandır.

    46. sâlihlerden olarak beşikte iken ve yetişkinlik halinde insanlara (peygamber sözleri ile) konuşacak.

    47. Meryem: Rabbim! dedi, bana bir erkek eli değmediği halde nasıl çocuğum olur? Allah şöyle buyurdu: İşte böyledir, Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmedince ona sadece "Ol!" der; o da oluverir.

    48. (Melekler, Meryem'e hitaben İsa hakkında sözlerine devam ettiler:) Allah ona yazmayı, hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i öğretecek.

    49. İsrailoğullarına bir elçi olacak (ve onlara şöyle diyecek:) Size Rabbinizden bir mucize getirdim: Size çamurdan bir kuş sureti yapar, ona üflerim ve Allah'ın izni ile o kuş oluverir. Yine Allah'ın izni ile körü ve alacalıyı iyileştirir, ölüleri diriltirim. Ayrıca evlerinizde ne yeyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer inanan kimseler iseniz, bunda sizin için bir ibret vardır.

    50. Benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri de helâl kılmam için gönderildim. Size Rabbinizden bir mucize getirdim. O halde Allah'tan korkun, bana da itaat edin.

    51. Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyle ise O'na kulluk edin. İşte bu doğru yoldur.

    52. İsa, onlardaki inkârcılığı sezince: Allah yolunda bana yardımcı olacaklar kimlerdir? dedi. Havârîler: Biz, Allah yolunun yardımcılarıyız; Allah'a inandık, şahit ol ki bizler müslümanlarız, cevabını verdiler.

    53. (Havârîler:) Rabbimiz! İndirdiğine inandık ve Peygamber'e uyduk. Şimdi bizi (birliğini ve peygamberlerini tasdik eden) şahitlerden yaz, dediler.

    54. (Yahudiler) tuzak kurdular; Allah da onların tuzaklarını bozdu. Allah, tuzak kuranların hayırlısıdır.

    55. Allah buyurmuştu ki: Ey İsa! Seni vefat ettireceğim, seni nezdime yükselteceğim, seni inkâr edenlerden arındıracağım ve sana uyanları kıyamete kadar kâfirlerden üstün kılacağım. Sonra dönüşünüz bana olacak. İşte o zaman ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim.

    56. İnkâr edenler var ya, onları dünya ve ahirette şiddetli bir azaba çarptıracağım; onların hiç yardımcıları da olmayacak.

    57. İman edip iyi davranışlarda bulunanlara gelince, Allah onların mükâfatlarını eksiksiz verecektir. Allah zalimleri sevmez.

    58. (Resûlüm!) Bu söylenenleri biz sana âyetlerden ve hikmet dolu Kur'an'dan okuyoruz.

    59. Allah nezdinde İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona "Ol!" dedi ve oluverdi.

    60. Gerçek, Rabbinden gelendir. Öyle ise şüphecilerden olma.

    61. Sana bu ilim geldikten sonra seninle bu konuda çekişenlere de ki: Geliniz, sizler ve bizler de dahil olmak üzere, siz kendi çocuklarınızı biz de kendi çocuklarımızı, siz kendi kadınlarınızı, biz de kendi kadınlarımızı çağıralım, sonra da dua edelim de Allah'tan yalancılar üzerine lânet dileyelim.

    62. Şüphesiz bu (İsa hakkında söylenenler), doğru haberlerdir. Allah'tan başka ilâh yoktur. Muhakkak ki Allah, evet O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.

    63. Eğer yine yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah, bozguncuları hakkıyla bilendir.

    64. (Resûlüm!) de ki: Ey ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz: Allah'tan başkasına tapmayalım. O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, işte o zaman: Şahit olun ki biz müslümanlarız! deyiniz.

    65. Ey ehl-i kitap! İbrahim hakkında niçin çekişirsiniz? Halbuki Tevrat ve İncil, kesinlikle ondan sonra indirildi. Siz hiç düşünmez misiniz?

    66. İşte siz böyle kimselersiniz! Hadi hakkında bilgi sahibi olduğunuz konuda tartıştınız; fakat bilgi sahibi olmadığınız konuda niçin tartışıyorsunuz! Oysa ki Allah, her şeyi bilir, siz ise bilmezsiniz.

    67. İbrahim, ne yahudi, ne de hıristiyan idi; fakat o, Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir müslüman idi; müşriklerden de değildi.

    68. İnsanların İbrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar, şu Peygamber (Muhammed) ve (ona) iman edenlerdir. Allah müminlerin dostudur.

    69. Ehl-i kitaptan bir kısmı istediler ki, ne yapıp edip sizi saptırabilsinler. Oysa onlar sadece kendilerini saptırırlar da farkına bile varmazlar.

    70. Ey ehl-i kitap! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah'ın âyetlerini inkâr edersiniz?

    71. Ey ehl-i kitap! Neden doğruyu eğriye karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?

    72. Ehl-i kitaptan bir gurup şöyle dedi: "Müminlere indirilmiş olana sabahleyin (görünüşte) inanıp akşamleyin inkâr edin. Belki onlar (böylece dinlerinden) dönerler.

    73. Sizin dininize uyanlardan başka hiçbir kimseye inanmayın. " (Resûlüm!) De ki: Doğru yol ancak Allah'ın yoludur. Yine (onlar, kendi aralarında şöyle dediler:) "Size verilenin benzerinin başka herhangi bir kimseye verildiğine, yahut Rabbinizin huzurunda onların size karşı deliller getireceklerine de (inanmayın)." De ki: Lütuf ve ihsan Allah'ın elindedir. Onu dilediğine verir. Allah'ın rahmeti geniştir ve O her şeyi hakkıyla bilir.

    74. Rahmetini dilediğine ayırır. Allah üstün lütuf sahibidir.

    75. Ehl-i kitaptan öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet bıraksan, onu sana noksansız iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, tepesine dikilip durmazsan onu sana iade etmez. Bu da onların, "Ümmîlere karşı yaptıklarımızdan dolayı bize vebal yoktur" demelerindendir. Allah adına bile bile yalan söylüyorlar.

    76. Hayır! (Gerçek onların dediği değil.) Her kim sözünü yerine getirir ve kötülükten sakınırsa, bilsin ki Allah sakınanları sever.

    77. Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere gelince, işte bunların ahirette bir payı yoktur. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır.

    78. Ehl-i kitaptan bir gurup, okuduklarını kitaptan sanasınız diye kitabı okurken dillerini eğip bükerler. Halbuki okudukları Kitap'tan değildir. Söyledikleri Allah katından olmadığı halde: Bu Allah katındandır, derler. Onlar bile bile Allah'a iftira ediyorlar.

    79. Hiçbir insanın, Allah'ın kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra (kalkıp) insanlara: Allah'ı bırakıp bana kul olun! demesi mümkün değildir. Bilakis (şöyle demesi gerekir): Okutmakta ve öğretmekte olduğunuz Kitap uyarınca Rabbe hâlis kullar olunuz.

    80. Ve size: Melekleri ve peygamberleri ilâhlar edinin, diye de emretmez. Siz müslüman olduktan sonra hiç size kâfirliği emreder mi?

    81. Hani Allah, peygamberlerden: "Ben size Kitap ve hikmet verdikten sonra nezdinizdekileri tasdik eden bir peygamber geldiğinde ona mutlaka inanıp yardım edeceksiniz" diye söz almış, "Kabul ettiniz ve bu ahdimi yüklendiniz mi?" dediğinde, "Kabul ettik" cevabını vermişler, bunun üzerine Allah: O halde şahit olun; ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim, buyurmuştu.

    82. Artık bundan sonra her kim dönerse işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir.

    83. Göklerde ve yerdekiler, ister istemez O'na teslim olduğu halde onlar (ehl-i kitap), Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki O'na döndürüleceklerdir.

    84. De ki: Biz, Allah a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Ya'kub ve Ya'kub oğullarına indirilenlere, Musa, İsa ve (diğer) peygamberlere Rableri tarafından verilenlere iman ettik. Onları birbirinden ayırdetmeyiz. Biz ancak O'na teslim oluruz.

    85. Kim, İslâm'dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır.

    86. İman etmelerinden, Resûl'ün hak olduğuna şehadet getirmelerinden ve kendilerine apaçık deliller gelmesinden sonra inkârcılığa sapan bir kavme Allah nasıl hidayet nasip eder? Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.

    87. İşte onların cezası, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanlığın lânetine uğramalarıdır.

    88. Bu lânete ebedî gömülüp gidecekler. Onların azapları hafifletilmez; yüzlerine de bakılmaz.

    89. Ancak, bundan sonra tevbe edip yola gelenler başka. Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir.

    90. İnandıktan sonra kâfirliğe sapıp sonra inkârcılıkta daha da ileri gidenlerin tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Ve işte onlar, sapıkların ta kendisidirler.

    91. Gerçekten, inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, onların hiçbirinden -fidye olarak dünya dolusu altın verecek olsa dahi- kabul edilmeyecektir. Onlar için acı bir azap vardır; hiç yardımcıları da yoktur.

    92. Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça "iyi" ye eremezsiniz. Her ne harcarsanız, Allah onu hakkıyla bilir.

    93. Tevrat'ın indirilmesinden önce, İsrail'in (Ya'kub'un) kendisine haram kıldıkları dışında, yiyeceğin her türlüsü İsrailoğullarına helâl idi. De ki: Eğer doğru sözlü iseniz o zaman Tevrat'ı getirip onu okuyun.

    94. Artık bundan sonra her kim Allah'a karşı yalan uydurursa, işte bunlar, zalimlerin ta kendisidirler.

    95. De ki: Allah doğruyu söylemiştir. Öyle ise, hakka yönelmiş olarak İbrahim'in dinine uyunuz. O, müşriklerden değildi.

    96. Şüphesiz, âlemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev (mâbet), Mekke'deki (Kâbe)dir.

    97. Orada apaçık nişâneler, (ayrıca) İbrahim'in makamı vardır. Oraya giren emniyette olur. Yoluna gücü yetenlerin o evi haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse bilmelidir ki, Allah bütün âlemlerden müstağnîdir.

    98. De ki: Ey ehl-i kitap! Allah yaptıklarınızı görüp dururken niçin Allah'ın âyetlerini inkâr edersiniz?

    99. De ki: Ey ehl-i kitap! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek müminleri Allah yolundan çevirmeye kalkisiyorsunuz? Allah yaptiklarinizdan habersiz degildir".

    100. Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir guruba uyarsanız imanınızdan sonra sizi yeniden inkârcılığa sevkederler.

    101. Size Allah'ın âyetleri okunurken, üstelik Allah Resûlü de aranızda iken nasıl inkâra saparsınız? Her kim Allah'a bağlanırsa kesinlikle doğru yola iletilmiştir.

    102. Ey iman edenler! Allah'tan, O'na yaraşır şekilde korkun ve ancak müslümanlar olarak can verin.

    103. Hep birlikte Allah'ın ipine (İslâm'a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişileridiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O'nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.

    104. Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    105. Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır.

    106. Nice yüzlerin ağardığı, nice yüzlerin de karardığı günü (düşünün.) İmdi, yüzleri kararanlara: İnanmanızdan sonra kâfir mi oldunuz? Öyle ise inkâr etmiş olmanız yüzünden tadın azabı! (denilir).

    107. Yüzleri ağaranlara gelince, onlar Allah'ın rahmeti içindedirler; orada ebedî kalacaklardır.

    108. İşte bunlar, Allah'ın, sana hak olarak okuduğumuz âyetleridir. Allah hiçbir kimseye haksızlık etmek istemez.

    109. Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. İşler, dönüp dolaşıp Allah'a varır.

    110. Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder; kötülükten meneder ve Allah'a inanırsınız: Ehl-i kitap da inansaydı, elbet bu, kendileri için çok iyi olurdu. (Gerçi) içlerinde iman edenler var; (fakat) çoğu yoldan çıkmışlardır.

    111. Onlar (ehl-i kitap) size, incitmekten başka bir zarar veremezler. Sizinle savaşa girecek olsalar, size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez.

    112. Onlar (yahudiler) nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın ahdine ve insanların (müminlerin) himayesine sığınmadıkça kendilerine zillet (damgası) vurulmuştur; Allah'ın hışmına uğramışlar ve miskinliğe mahkum edilmişlerdir. Çünkü onlar, Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Bu da, onların isyan etmiş ve haddi aşmış bulunmalarındandır.

    113. Hepsi bir değildir; ehl-i kitap içinde istikamet sahibi bir topluluk vardır ki, gece saatlerinde secdeye kapanarak Allah'ın âyetlerini okurlar.

    114. Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar; iyiliği emreder, kötülükten menederler; hayırlı işlere koşuşurlar. İşte bunlar iyi insanlardandır.

    115. Onların yaptıkları hiçbir hayır karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah, takvâ sahiplerini çok iyi bilir.

    116. İnkâr edenler var ya, onların malları da evlâtları da Allah'a karşı kendilerine hiçbir fayda sağlamayacaktır. İşte onlar, cehennemliklerdir; onlar orada ebedî kalacaklardır.

    117. Onların, bu dünya hayatında yapmakta oldukları harcamaların durumu, kendilerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinlerini vurup da mahveden kavurucu bir rüzgârın durumu gibidir. Onlara Allah zulmetmedi; fakat onlar kendilerine zulmediyorlar.

    118. Ey iman edenler! Kendi dışınızdakileri sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri durmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Gerçekten, kin ve düşmanlıkları ağızlarından (dökülen sözlerinden) belli olmaktadır. Kalplerinde sakladıkları (düşmanlıkları) ise daha büyüktür. Eğer düşünüp anlıyorsanız, âyetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz.

    119. İşte siz öyle kimselersiniz ki, onlar sizi sevmedikleri halde siz onları seversiniz. Siz, bütün kitaplara inanırsınız; onlar ise, sizinle karşılaştıklarında "İnandık" derler; kendi başlarına kaldıklarında da, size olan kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: Kininizden (kahrolup) ölün! Şüphesiz Allah kalplerin içindekini hakkıyla bilmektedir.

    120. Size bir iyilik dokunsa, bu onları tasalandırır; başınıza bir musibet gelse, buna da sevinirler. Eğer sabreder ve korunursanız, onların hilesi size hiçbir zarar vermez. Şüphesiz Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.

    121. Hani sen, sabah erkenden müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek için ailenden ayrılmıştın. . .-Allah, hakkıyle işiten ve bilendir.

    122. O zaman içinizden iki bölük bozulmaya yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Müminler, yalnız Allah'a dayanıp güvensinler.

    123. Andolsun, sizler güçsüz olduğunuz halde Allah, Bedir'de de size yardım etmişti. Öyle ise, Allah'tan sakının ki O'na şükretmiş olasınız.

    124. O zaman sen, müminlere şöyle diyordun: İndirilen üç bin melekle Rabbinizin sizi takviye etmesi, sizin için yeterli değil midir?

    125. Evet, siz sabır gösterir ve Allah'tan sakınırsanız, onlar (düşmanlarınız) hemen şu anda üzerinize gelseler, Rabbiniz, nişanlı beş bin melekle sizi takviye eder.

    126. Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bu sayede rahatlasın diye yaptı. Zafer, yalnızca mutlak güç ve hikmet sahibi Allah katındandır.

    127. Allah, kâfirlerden bir kısmının kökünü kessin veya onları perişan etsin, böylece bozulmuş bir halde dönüp gitsinler diye, size yardım eder).

    128. Ki bu işte senin yapacağın bir şey yoktur yahut (müslüman olsunlar da) tevbelerini kabul etsin, ya da (ısrar ederlerse) onlara azap etsin diye (Allah Bedir'de size yardım etti). Çünkü onlar zalimdirler.

    129. Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah, çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir.

    130. Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.

    131. Kâfirler için hazırlanmış bulunan ateşten sakının!

    132. Allah'a ve Resûl'üne itaat edin ki rahmete kavuşturulasınız.

    133. Rabbinizin bağışına ve takvâ sahipleri için hazırlanmış olup genişliği gökler ve yer kadar olan cennete koşun!

    134. O takvâ sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.

    135. Yine onlar ki, bir kötülük yaptıklarında, ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah'ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe-istiğfar ederler. Zaten günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde, bile bile ısrar etmezler.

    136. İşte onların mükâfatı, Rableri tarafından bağışlanma ve altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlerdir. Böyle amel edenlerin mükâfatı ne güzeldir!

    137. Sizden önce nice (milletler hakkında) ilâhî kanunlar gelip geçmiştir. Onun için, yeryüzünde gezin dolaşın da (Allah'ın âyetlerini) yalan sayanların âkıbeti ne olmuş, görün!

    138. Bu (Kur'an), bütün insanlığa bir açıklamadır; takvâ sahipleri için de bir hidayet ve bir öğüttür.

    139. Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz.

    140. Eğer siz (Uhud'da) bir acıya uğradınızsa, (Bedir'de de düşmanınız olan) o kavim de benzer bir acıya uğramıştır. O günleri biz insanlar arasında döndürür dururuz (zaferi bazen bir topluma bazen öteki topluma nasip ederiz.) Ta ki Allah, iman edenleri ortaya çıkarsın ve aranızdan şahitler edinsin. Allah zalimleri sevmez.

    141. Bir de (böylece) Allah, iman edenleri günahlardan temize çıkarmak, kâfirleri de helâk etmek ister.

    142. Yoksa Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız?

    143. Andolsun ki siz, ölümle yüzyüze gelmezden önce onu temenni ederdiniz. İşte şimdi onu karşınızda gördünüz.

    144. Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür ya da öldürülürse, gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, Allah'a hiçbir şekilde zarar vermiş olmayacaktır. Allah, şükredenleri mükâfatlandıracaktır.

    145. Hiçbir kimse yok ki, ölümü Allah'ın iznine bağlı olmasın. (Ölüm), belli bir süreye göre yazılmıştır. Her kim, dünya nimetini isterse, kendisine ondan veririz; kim de ahiret sevabını isterse, ona da bundan veririz. Biz şükredenleri mükâfatlandıracağız.

    146. Nice peygamberler vardı ki, beraberinde birçok Allah erleri bulunduğu halde savaştılar da, bunlar, Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı gevşeklik ve zaaf göstermediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever.

    147. Onların sözleri, sadece şöyle demekten ibaretti: Ey Rabbimiz! Günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlığımızı bağışla; ayaklarımızı (yolunda) sabit kıl; kâfirler topluluğuna karşı bizi muzaffer kıl!

    148. Allah da onlara dünya nimetini ve (daha da önemlisi,) ahiret sevabının güzelliğini verdi. Allah, iyi davrananları sever.

    149. Ey iman edenler! Eğer kâfirlere uyarsanız, gerisin geriye (eski dininize) döndürürler de, hüsrana uğrayanların durumuna düşersiniz.

    150. Oysa sizin mevlânız Allah'tır ve O, yardımcıların en hayırlısıdır.

    151. Allah'ın, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O'na ortak koşmaları sebebiyle, kâfirlerin kalplerine yakında korku salacağız. Gidecekleri yer de cehennemdir. Zalimlerin varacağı yer ne kötüdür!

    152. Siz Allah'ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken, Allah, size olan vâdini yerine getirmiştir. Nihayet, öyle bir an geldi ki, Allah arzuladığınızı (galibiyeti) size gösterdikten sonra zaafa düştünüz; (Peygamberin verdiği) emir konusunda tartışmaya kalkıştınız ve âsi oldunuz. Dünyayı isteyeniniz de vardı, ahireti isteyeniniz de vardı. Sonra Allah, denemek için sizi onlardan (onları mağlup etmekten) alıkoydu. Ve andolsun sizi bağışladı. Zaten Allah, müminlere karşı çok lütufkârdır.

    153. O zaman Peygamber arkanızdan sizi çağırdığı halde siz, durmadan (savaş alanından) uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. (Allah) size keder üstüne keder verdi ki, bundan dolayı gerek elinizden gidene, gerekse başınıza gelenlere üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    154. Sonra o kederin arkasından Allah size bir güven indirdi ki, (bu güvenin yol açtığı) uyuklama hali bir kısmınızı kaplıyordu. Kendi canlarının kaygısına düşmüş bir gurup da, Allah'a karşı haksız yere cahiliye devrindekine benzer düşüncelere kapılıyorlar, "Bu işten bize ne!" diyorlardı. De ki: İş (zafer, yardım, herşeyin karar ve buyruğu) tamamen Allah'a aittir. Onlar, sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyorlar. "Bu işten bize bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik" diyorlar. Şöyle de: Evlerinizde kalmış olsaydınız bile, öldürülmesi takdir edilmiş olanlar, öldürülüp düşecekleri yerlere kendiliklerinden çıkıp giderlerdi. Allah, içinizdekileri yoklamak ve kalplerinizdekileri temizlemek için (böyle yaptı). Allah içinizde ne varsa hepsini bilir.

    155. (Uhud'da) iki ordu karşılaştığı gün, sizi bırakıp gidenleri, sırf işledikleri bazı hatalar yüzünden şeytan (yerlerinden) kaydırmıştı. Yine de Allah onları affetti. Çünkü Allah, çok bağışlayıcıdır, halîmdir.

    156. Ey iman edenler! Sizler, inkâr edenler ve yeryüzünde sefere çıkan veya savaşan kardeşleri hakkında: "Eğer bizim yanımızda kalsalardı ölmezler, öldürülmezlerdi" diyenler gibi olmayın. Allah bu kanaatı onların kalplerine (kaybettikleri yakınları için onulmaz) bir hasret (yarası) olarak koydu. Canı veren de alan da Allah'tır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görür.

    157. Eğer Allah yolunda öldürülür ya da ölürseniz, şunu bilin ki, Allah'ın mağfireti ve rahmeti onların topladıkları bütün şeylerden daha hayırlıdır.

    158. Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de Allah'ın huzurunda toplanacaksınız.

    159. O vakit Allah'tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah'a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.

    160. Allah size yardım ederse, artık size üstün gelecek hiç kimse yoktur. Eğer sizi bırakıverirse, ondan sonra size kim yardım eder? Müminler ancak Allah'a güvenip dayanmalıdırlar.

    161. Bir peygambere, emanete hıyanet yaraşmaz. Kim emanete (devlet malına) hıyanet ederse, kıyamet günü, hainlik ettiği şeyin günahı boynuna asılı olarak gelir. Sonra herkese -asla haksızlığa uğratılmaksızın-kazandığı tastamam verilir.

    162. Allah'ın hoşnutluğunu gözetenle Allah'ın hışmına uğrayan bir olur mu hiç? Berikisinin yeri cehennemdir. Cehennem ise ne kötü bir varış noktasıdır.

    163. Onlar Allah katında derece derecedirler. Allah onların yaptıklarını görmektedir.

    164. Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah'ın âyetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler.

    165. (Bedir de) iki katını (düşmanınızın) başına getirdiğiniz bir musibet, (Uhud'da) kendi başınıza geldiği için mi "Bu nasıl oluyor!" dediniz? De ki: O, kendi kusurunuzdandır. Şüphesiz Allah'ın her şeye gücü yeter.

    166-167. İki birliğin karşılaştığı gün sizin başınıza gelenler, ancak Allah'ın dilemesiyle olmuştur ki, bu da, müminleri ayırdetmesi ve münafıkları ortaya çıkarması için idi. Bunlara: "Gelin, Allah yolunda çarpışın; ya da savunma yapın" denildiği zaman, "Harbetmeyi bilseydik, elbette sizin peşinizden gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok, kâfirliğe yakın idiler. Ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Halbuki Allah, onların içlerinde gizlediklerini daha iyi bilir.

    168. (Evlerinde) oturup da kardeşleri hakkında: "Bize uysalardı öldürülmezlerdi" diyenlere, "Eğer doğru sözlü insanlar iseniz, canlarınızı ölümden kurtarın bakalım!" de.

    169. Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler; Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar.

    170. Allah'ın, lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar.

    171. Onlar, Allah'tan gelen nimet ve keremin; Allah'ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceği müjdesinin sevinci içindedirler.

    172. Yara aldıktan sonra yine Allah'ın ve Peygamber'in çağrısına uyanlar (özellikle) bunların içlerinden iyilik yapanlar ve takvâ sahibi olanlar için pek büyük bir mükâfat vardır.

    173. Bir kısım insanlar, müminlere: "Düşmanlarınız olan insanlar, size karşı asker topladılar; aman sakının onlardan!" dediklerinde bu, onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve "Allah bize yeter. O ne güzel vekîldir!" dediler.

    174. Bunun üzerine, kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan, Allah'ın nimet ve keremiyle geri geldiler. Böylece Allah'ın rızasına uymuş oldular. Allah büyük kerem sahibidir.

    175. İşte o şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Şu halde, eğer iman etmiş kimseler iseniz onlardan korkmayın, benden korkun.

    176. (Resûlüm) İnkârda yarışanlar sana kaygı vermesin. Çünkü onlar, Allah'a hiçbir zarar veremezler. Allah onlara, ahiretten yana bir nasip vermemek istiyor. Onlar için çok büyük bir azap vardır.

    177. Şurası muhakkak ki, imanı verip inkârı alanlar, Allah'a hiçbir zarar veremezler. Onlar için elîm bir azap vardır.

    178. İnkâr edenler sanmasınlar ki, kendilerine mühlet vermemiz onlar için daha hayırlıdır. Onlara ancak günahlarını arttırmaları için fırsat veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

    179. Allah, müminleri (şu) bulunduğunuz durumda bırakacak değildir; sonunda murdarı temizden ayıracaktır. Bununla beraber Allah, size gaybı da bildirecek değildir. Fakat Allah, elçilerinden dilediğini ayırdeder. O halde Allah'a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder, takvâ sahibi olursanız sizin için de çok büyük bir ecir vardır.

    180. Allah'ın, kereminden kendilerine verdiklerini (infakta) cimrilik gösterenler, sanmasınlar ki o, kendileri için hayırlıdır; tersine bu onlar için pek fenadır. Cimrilik ettikleri şey de kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

    181. "Gerçekten Allah fakir, biz ise zenginiz" diyenlerin sözünü andolsun ki Allah işitmiştir. Onların (bu) dediklerini, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ile birlikte yazacağız ve diyeceğiz ki: Tadın o yakıcı azabı!

    182. Bu, dünyada iken kendi ellerinizle yapmış olduğunuzun karşılığıdır. Yoksa Allah kullarına zulmetmez.

    183. "Doğrusu Allah bize, (gökten inen) ateşin yiyeceği (yakıp kor edeceği) bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti" diyenlere şöyle de: Size, benden önce mucizelerle, (özellikle) dediğiniz (mucize) ile nice peygamberler geldi. Eğer doğru insanlar iseniz, ya onları niçin öldürdünüz?

    184. (Resûlüm!) Eğer seni yalancılıkla itham ettilerse (yadırgama); gerçekten, senden önce apaçık mucizeler, sahifeler ve aydınlatıcı kitap getiren nice peygamberler de yalancılıkla itham edildi.

    185. Her canlı ölümü tadacaktır. Ve ancak kıyamet günnü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Bu dünya hayatı ise aldatma metâından başka bir şey değildir.

    186. Andolsun ki, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz; sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve müşriklerden birçok üzücü sözler işiteceksiniz. Eğer sabreder ve takvâ gösterirseniz, muhakkak ki bu, (yapılacak) işlerin en değerlisidir.

    187. Allah, kendilerine kitap verilenlerden, "Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz" diyerek söz almıştı. Onlar ise bunu kulak ardı ettiler, onu az bir dünyalığa değiştiler. Yaptıkları alış-veriş ne kadar kötü!

    188. Sanma ki ettiklerine sevinen, yapmadıkları ile övülmek isteyenler, evet, sanma ki onlar azaptan kurtulacaklardır. Onlar için elem verici bir azap vardır.

    189. Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Allah'ın her şeye gücü yeter.

    190. Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde aklıselim sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır.

    191. Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah'ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru !

    192. Ey Rabbimiz! Doğrusu sen, kimi cehenneme koyarsan, artık onu rüsvay etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur.

    193. Ey Rabbimiz! Gerçek şu ki biz, "Rabbinize inanın!" diye imana çağıran bir davetçiyi (Peygamberi, Kur'an'ı) işittik, hemen iman ettik. Artık bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, ruhumuzu iyilerle beraber al, ey Rabbimiz!

    194. Rabbimiz! Bize, peygamberlerin vasıtasıyla vâdettiklerini de ikram et ve kıyamet gününde bizi rezil-rüsvay etme; şüphesiz sen vâdinden caymazsın!

    195. Bunun üzerine Rableri, onların dualarını kabul etti. (Dedi ki:) Ben, erkek olsun kadın olsun -ki hep birbirinizdensiniz- içinizden, çalışan hiçbir kimsenin yaptığını boşa çıkarmayacağım. Onlar ki, hicret ettiler, yurtlarından çıkarıldılar, benim yolumda eziyete uğradılar, çarpıştılar ve öldürüldüler; andolsun, ben de onların kötülüklerini örteceğim ve onları altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Bu mükâfat, Allah tarafındandır. Allah; karşılığın güzeli O'nun katındadır.

    196. İnkârcıların (refah içinde) diyar diyar dolaşması, sakın seni aldatmasın!

    197. Azıcık bir menfaattır o. Sonra onların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir!

    198. Fakat Rablerine karşı gelmekten sakınanlar için, Allah tarafından bir ikram olarak, altlarından ırmaklar akan, ebedî olarak kalacakları cennetler vardır. İyi kişiler için Allah katındaki (nimetler) daha hayırlıdır.

    199. Ehl-i kitaptan öyleleri var ki, Allah'a, hem size indirilene, hem de kendilerine indirilene tam bir samimiyetle ve Allah'a boyun eğerek iman ederler. Allah'ın âyetlerini az bir paraya satmazlar. İşte onlar için Rableri katında ecirleri vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk olandır.

    200. Ey iman edenler! Sabredin; (düşman karşısında) sebat göster

19 Ekim 2022 Çarşamba

--------------------------
Sonuç
  Enfal   süresi
  •  Ey iman edenler, Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilinci ile davranın ve Allah(cc)'ın size verdiklerinden canınızla ve mallarınızla Allah(cc) yolunda çaba sarfedin. Böyle davrananlara Yüce Rabbim, doğru ile yanlışı ayırt etme yeteneği bahşeder, günahlarını örter ve büyük bir bağışlanma onları bekler. Hakkı inkar da ısrar edenlerin sonu ise topluca cehennem olacaktır. Şu unutulmamalıdır ki, hakkı inkarda ısrarcı olanlar birbirleriyle dayanışma içindedirler, gerçek müminler de öyle olmadıkça yeryüzünde fitne ve büyük bir karışıklık hüküm sürecektir. Dolayısıyla, gerçek müminler de canlarıyla ve mallarıyla Allah(cc) yolunda birbirleriyle kenetlenip çaba göstermeleri gerekir.

18 Ekim 2022 Salı

 Dua saati:112. Dinimizi en güzel şekilde yaşama ve onu başkaları-na da anlatma hususunda Allah bize yeter.Dünyamızı mamur kılma, yeryüzünde Hakk’ın muradını gerçekleştirme ve bu yolda karşılaşacağımız her türlü musi-bete sabretme noktasında Allah bize yeter.Zihnimizi ve kalbimizi meşgul eden her meseleye karşı –iyilik ve ikram sahibi, yegâne kerim– Allah bize yeter.Taşkınlıkla üzerimize hücum edenlere karşı –bütün zalimlere hadlerini bildirme kudretine sahip bulunan– Allah bize yeter.Hakkımızda sinsi plan lar hazırlayan ve akla hayale gel-mez entrikalar çevirenlere karşı –cezalandırması da çok şid-detli olan– Allah bize yeter.Ölümün sıkıntılarına maruz kaldığımızda –kullarına hep hilm ile muamele eden– Allah bize yeter. Kabirde aşılması gereken bir akabe olan sorgu-sual esna-sında –şefkati engin– Allah bize yeter.Kıyamet koptuktan sonra yeniden dirilme ve hayatın he-sabını vermek üzere toplanma vaktinde –rahmeti sonsuz– Allah bize yeter.Amel defterlerinin uçuşup durduğu hesap hengamında ve herkesin yapıp ettiklerinin tartıldığı o dehşetli anda –çoğu za-man sürpriz ikramlarla kullarını sevindiren– Allah bize yeter..Sırat’tan selametle geçip ebedî saadet yurduna girme mevzuunda –her vakit bütün mahlukâtın ihtiyacını görüp gözeten– Allah bize yeter.[Rasûl-ü Ekrem’ine “Allah bana yeter. O’ndan başka ma-bud yoktur. Ben yalnız O’na dayanırım. Çünkü O, büyük Arş’ın, muazzam hükümranlığın sahibidir.” (Tevbe, 9/129) diyerek Kendisine sığınmasını talim buyuran Allah dünyevî ve uhrevî her ihtiyacımıza karşı bize yeter. (7 defa)]

17 Ekim 2022 Pazartesi

 Enfal 74-75:

  • İman edip zulum diyarından hicret edenler , Allah(cc) yolunda cihad edenlerle onlara kucak açıp yardım edenler var ya işte onlar gerçek müminlerdir. Onları engin bir bağış ve görkemli bir rızık beklemektedir. Ve ayrıca daha sonradan iman edip hicret eden ve sizinle beraber cihad edenler de sizdendirler. Nihayetinde sıkıca birbirine bağlanıp yakınlık kazananlar, Allah(cc)'ın koyduğu dustura göre birbirleri üzerinde temelden hak sahibidirler (birbirlerinden sorumludurlar). Şüphesiz ki, Allah(cc) her şeyi hakkıyla bilir.

 Enfal 73:

  •  Nihayetinde, (unutmayın ki) hakkı inkara şartlanmış olanlar da birbiriyle dayanışma içindedir. Siz de birbirinizle öyle olmadıkça, yeryüzünde fitne ve büyük bir karışıklık baş gösterecektir.

16 Ekim 2022 Pazar

 Sabah duasi: 77. Ya Rabbe’l-âlemîn ve ya Ekrame’l-ekramîn ve ya Erhame’r-râhimîn! Ey engin rahmet ve merhamet sahibi Rahman ü Rahîm Rabbimiz! Senden başka dertlerimize derman olabilecek, hastalıklarımıza şifa verebilecek, keder ve tasalarımızı izale buyurup kalblerimizi imar edebilecek bir güç ve kuvvet yoktur. İstirham ediyor, el açıp dileniyoruz; içimizi Senin hoşnutluğuna zıt bütün şâibelerden ve ağyar düşüncesinden temizle.. ne kalbimizde ne de dilimizde, küçük ya da büyük, iddia kokan hiçbir duygu ve düşünce bırakma.. bütün latîfelerimizi nezdinden lutfedeceğin esintilerle lebâleb doldur.. bizim gibi kendi uzaklığının vadilerinde âvâre dolaşanlara kurbet yamaçlarında tenezzüh etme imkanları ihsan et.. bahşettiğin nimetlerin lezzetlerini vicdanlarımıza duyur ve içimizdeki şükür hislerini coştur.. zâhirimizi, bâtınımızı, Senin yüce huzurundan uzaklaşmamıza ve Senden uzaklığın karanlık çukurlarına düşmemize sebep olabilecek her türlü isten, pastan, kirden ve sisten arındır!

15 Ekim 2022 Cumartesi

 Enfal 72:

  •  İman edip, zulmün egemen olduğu diyardan göç eden, Allah(cc) yolunda malları ve canlarıyla çaba gösterenler ve onlara kol kanat açıp yardım edenler var ya, işte onlar birbirlerinin dostu ve hamisidir. Fakat iman ettiği halde göç etmemiş olanların korunup kollanmasından siz sorumlu değilsiniz, ta ki sizin yanınıza göç edinceye kadar. Yine de dinsel baskılara karşı sizden yardım isterlerse, size düşen onlara yardım etmektir, yeter ki bu yardım kendileriyle aranızda anlaşma olan bir topluluğa karşı olmasın. Çünkü Allah(cc) yaptığınız her şeyi görmektedir.

14 Ekim 2022 Cuma

 Enfal 70-71:

  •  Ey peygamber, elindeki esirlere de ki:' Allah(cc) yüreklerinizde bir güzellik bulursa, bütün o sizden alınan şeylerden daha güzelini size bahşedecektir. Çünkü Allah(cc) çok esirgeyen, gerçek bağışlayıcıdır'. Ama sana ihanete kalkışırlarsa, unutmasınlar ki daha önce de Allah(cc)'a ihanet etmişlerdi de, bu yüzden Allah(cc) inananları onlara baskın çıkartmıştı. Çünkü Allah(cc) doğru hüküm ve hikmetle edip eyleyen, mutlak ve sınırsız bilgi sahibidir.

13 Ekim 2022 Perşembe

 Enfal 67-69:

  •  Kıyasıya girdiği zorlu bir meydan savaşından sonra değilse, esir almak bir peygamber için yakışık almaz. Siz bu dünyanın geçici kazançlarına talip olabiliyorsunuz, ama Allah(cc) sizin için öbür hayatın (güzel/iyi olmasını) murad ediyor. Çünkü Allah(cc) doğru hüküm ve hikmetle edip eyleyen en yüce iktidar sahibidir. Allah(cc) tarafından önceden buyrulmuş böyle bir ilke olmasaydı, aldığınız bütün bu esirler yüzünden başınıza mutlaka büyük bir azap çökerdi. O halde savaşta ele geçirdiğiniz şeyler içinden yanlız helal olanları kullanın ve Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilinci ile davranın. Nihayetinde Allah(cc) çok esirgeyen, gerçek bağışlayıcıdır.

12 Ekim 2022 Çarşamba

 Enfal 64-66:

  •  Ey peygamber, sana ve sana uyan müminlere Allah(cc) yeter. Ey peygamber, müminleri savaçta ölüm korkusunu alt etmeleri için yüreklendir. Sizden zor durumlara göğüs germesini bilen yirmi kişi çıkarsa, bunlar iki yüz kişiyi tepeleyebilir. Sizden böyle yüz kişi çıkarsa, hakkı inkara şartlanmış olanlardan bin kişiyi tepeleyebilir. Çünkü onlar bunu kavrayamayan bir guruhtur. Mevcut şartlarda Allah(cc) yükünüzü hafifletmiştir, zira sizin güçsüz olduğunuzu iyi biliyor. O halde sizden dirençli yüz kişi çıkacak olursa, bunlar iki yüz kişiyi alt edebilir, ama eğer sizden bin kişi çıkacak olursa, Allah(cc)'ın izniyle iki bin kişiyi alt edebilirler. Zira Allah(cc) zor durumlara göğüs germesini bilenlerle beraberdir.

11 Ekim 2022 Salı

 Enfal 61-63:

  •  Eğer onlar barıştan yana bir eğilim gösterirlerse, sen de barıştan yana ol ve Allah(cc)'a güven. Çünkü gerçekten O, her şeyi işiten, her şeyin aslını bilendir. Niyetleri sadece seni aldatmaksa, o zaman bil ki, Allah(cc) sana yeter. O dur seni yardımıyla ve müminlerle kuvvetlendiren, ki O dur müminlerin kalplerini de birbirine ısındıran. Yeryüzündeki her şeyi harcasaydınız bile, müminlerin kalplerini böyle birbirine ısındıramazdınız. Ama, işte Allah(cc) onları bir araya getirdi. Gerçekten de Allah(cc) hikmetle edip eyleyen en yüce iktidar sahibidir.

10 Ekim 2022 Pazartesi

 Enfal 58-60:

  •  Ayrıca kendileriyle anlaşma yaptığınız bir topluluğun size ihanet etmesinden haklı sebeplerle kaygı duyuyorsanız, siz de onlarla yaptığınız anlaşmayı bozduğunuzu açıklayın. Çünkü Allah(cc) hainleri sevmez. O hakkı inkar edenler, Allah(cc)'tan kaçıp kurtulabileceklerini sanmasınlar!. O'nun olmasını murat ettiği şeyin olmasını asla engelleyemezler. O halde onlara karşı toplayabildiğiniz kadar kuvvet ve binek hayvan hazır edin ki, bununla hem Allah(cc)'ın, hem sizin düşmanınız olan insanları, hem de sizin bilmediğiniz fakat Allah(cc)'ın bildiği başka düşmanlarınızı caydırabilesiniz. Allah(cc) yolunda her ne sarfederseniz size eksiksiz ödenecek ve size haksızlık ta yapılmayacaktır.

9 Ekim 2022 Pazar

 Enfal 55-57:

  •  Şurası bir gerçek ki, Allah(cc) katında canlıların en şerlisi, hakkı inkara şartlanmış ve dolayısıyla iman etmeyen tiplerdir. Onlarla ne zaman bir anlaşma yapsan, Allah(cc)'a karşı hiç bir sorumluluk hissetmeden futursuzca anlaşmayı bozarlar. Eğer onları savaşta ele geçirirseniz onlara öyle bir ibretlik ders verin ki, daha başka ve arkalarından gelip aynı şekilde davranmaya kalkacak olanlara da unutamayacakları bir ders olsun.

8 Ekim 2022 Cumartesi

 Enfal 52-54:

  •  Bunlarun tutumu ve gidişi tıpkı Firavun ve hanedanın ve onlardan öncekilerin durumu gibi; onlar Allah(cc)'ın ayetlerini inkar ettiler, Allah(cc) ta günahları sebebiyle onları kıskıvrak yakalayıverdi. Çünkü Allah(cc) pek kuvvetli ve azabı da çok şiddetlidir.
    Neticede, Allah(cc) bir topluma verdiği nimeti ve esenliği o toplum kendi gidişatını değiştirmedikçe asla değiştirmez. Çünkü Allah(cc) her şeyi işten her şeyi bilendir.
    Evet, aynen, Firavun ve hanedanı ile onlardan öncekilerin hali gibi!. Rablerinin ayetlerini yalan saydılar, Allah(cc) da günahları sebebiyle onları helak etti, Firavun ve beraberindekileri denizde boğdu. Çünkü onlar zalim kişilerdi.
    (
    That is, "Allah does not withdraw His favor from any people until they themselves prove by their conduct that they have become unworthy of it".ET
    )

7 Ekim 2022 Cuma

 Enfal 50-51:

  •  O hakikat inkarcılarını ölüme sürüklendiklerinde,bir bak nasıl olacak,  melekler, onların yüzlerine ve sırtlarına vuracak ve:' Yakıp kavuran azabı tadın bakalım!. Kendi ellerinizle işleye geldiğiniz günahlarınızın karşılığıdır bu, yoksa Allah(cc) kullarına zulüm etmez' diyecekler.

6 Ekim 2022 Perşembe

 Sabah duasi: 74.Yüce Mevlâmız! Bizi ulu dergâhından göndereceğin gaybî zırhla öyle donat ki, Senin masum kullarına adavet beslemeyi bir meslek hâline getiren amansız ve emansızların elleri bize uzanamasın! Şayet, nefislerine zulmederek kendilerini kin, haset, düşmanlık ve zulüm gibi çirkin ve kaba sıfatların mahbusu hâline getirmiş o tali’sizlerin hidayetini murad buyuruyorsan en kısa zamanda onların kalblerini de İslâm, Kur’ân ve iman istikametinde yumuşat! Yok eğer ıslahları kâbil değilse, kalbleri de hakka, hakikate bütün bütün kapanmış ve kapkara hâle gelmişse, ellerine kelepçeler, ayaklarına da prangalar vur.. çirkin ve menfur emellerine ulaşmalarına asla fırsat verme! Habibinin ve ashabının yalvardığı gibi biz de yalvarıyoruz: Ne olur, bu âciz ve korunup kollanmaya muhtaç kullarını, mülhitlerin tecavüzünden, münafıkların şerrinden, fasıkların fitnesiden sıyanet buyur!

5 Ekim 2022 Çarşamba

 Dua saati:54. Ya Rab! Sen lütufta bulunanların en güzelisin; bizi de umduklarımıza nâil eylemeni istirham ediyoruz. Başla-rımızdan aşağıya sağanak sağanak yağdırdığın nimetlerden dolayı evvel-âhir bütün hamd ü senalar Sana, bizim gibi liyakatsiz gönülleri iman ve İslâm’la şerefyâb kıldığın için bütün minnet ve şükran hislerimiz yine Sanadır; bizi iman ve İslâm’la şereflendirdiğin gibi ihsanla ve daha ötesiyle de donatmanı diliyoruz. Ey kudreti sonsuz olduğu gibi rahmeti de sonsuz olan bi-ricik Rabbimiz! Biz âciz bendelerini, ihsanda bulunduğun lütufları geri almak suretiyle ikaba maruz bırakma.. bizi de o nimetlere karşı kör ve nankör durumuna düşmekten sıyanet buyur.. bize hoşnutluğunun mahrumiyetini yaşatma! Ya Rab! Ulu dergâhının önüne geldik; Sana hatalarından dolayı uzak düşüp de hatasını anladıktan sonra içi neda-metle köpüren bir ihtiyaç sahibinin lisanıyla sesleniyoruz. Dileklerimizi de sevenlerin sevdiklerinden istemesi türün-den sayacağını ümid ederiz. Yaptığımız duaları, artık bütün bütün çaresiz kalmış muzdarr bir kulunun duası gibi kabul buyur ve nezd-i uluhiyetine yakınlık gibi payeler üstü bir payeyle taltif ettiğin kullarının gözlerindeki hicabı kaldırdı-ğın gibi, Hak ve hakikatle bizim aramıza girmiş perdeleri de kaldır!

4 Ekim 2022 Salı

 

Sabah duasi : 25. Ey merhameti nihayetsiz Rabbimiz! Enginlerden daha engin rahmetin, karşı konulmaz ve önünde durulmaz kudretin hakkı için, biz nâçar kullarına, her türlü endişe, keder, bela, musibet ve zorluk karşısında çıkış yolları ve iç ferahlığı lutfet.. bizleri salih kullarının bulunduğu halkaya dâhil eyle.. bütün insî ve cinnî şeytanlara, haddini aşan zalimlere, despotlara ve kalbi hasede kilitlenmişlere karşı şu acz u fakr içindeki kullarını koruyup kolla; bizi yakınlığına kabul buyur ve sıyanetinle taltif et. Bunları Senden dileniyoruz; çünkü, her şeyin perçemini tutan ve eşya üzerinde tasarruf hakkını kudret elinde bulunduran sadece Sensin.

3 Ekim 2022 Pazartesi

 Enfal 47-49:

  •  Memleketlerinden savaşa çalım satarak ve halka gösteriş yaparak çıkan ve Allah(cc) yolundan insanları alıkoyanlar gibi olmayın. Allah(cc) onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır. Ve o zaman şeytan , yapıp/ettiklerini onlara güzel göstererek :' bugün hiç bir insan size galip gelemez, çünkü ben sizin yanınızdayım' demişti, ama iki taraf birbirlerinin görüş alanına girince tabanları üzere geri dönüp dedi ki:' Benim sizinle hiç bir işim olamaz. Çünkü ben sizin görmediğinizi görüyorum, üstelik ben Allah(cc) tan korkarım. Çünkü Allah(cc)'ın cezalandırması pek şiddetli olur'.
    O zaman ikiyüzlü münafıklar ve kalbinde hastalık olanlar :' Bu adamlara dinleri yanlış yaptırıyor' dediler. Oysa, Allah(cc)'a dayanıp güvenen kişi şunu bilir ki; Allah(cc) azimdir, hakimdir.
    (
    This was the opinion of the hypocrites and the worldly-wise people of Al-Madinah. When they saw that the small band of Muslims was going to fight with the large and superior force of the Quraish they said to one another, "Over enthusiasm for their religion has made these people mad and they are going to meet with utter destruction. As they have been blinded by their Prophet, they cannot see that they are going into the very mouth of death" . ET
    )

2 Ekim 2022 Pazar

 Enfal 45-46:

  •  Ey iman edenler, bir düşman topluluğu ile karşılaştığınızda sebat edin ve Allah(cc)'ı sürekli anın ki kurtuluşa eresiniz. Allah(cc)'a ve O'nun elçisine tabii olun ve birbirinizle didişmeyin. Sonra direncinizi yitirirsiniz ve cesaretiniz gider. Ve zor durumlarda sabır gösterin, çünkü Allah(cc) sabredenlerle beraberdir.
    (
    As the Arabic word (sabr) which has been translated into fortitude is very comprehensive in meaning, 'practice fortitude' implies: "Keep your feelings and passions under control; avoid rashness, bewilderment, despair, and greediness: keep cool and calm and make considered decisions; remain firm and steadfast in the face of dangers and difficulties; don't take any wrong step even under the greatest provocations; don't lose your senses even when you are attacked by afflictions and are in a sad plight; don't take any hasty action in your impatience to achieve your objective without delay with the help of some seeming effective device and don't be enticed by the temptation of some worldly interest or gain or lust" . Allah helps those who practice fortitude (sabr) in accordance with the above implications.  ET

    )

1 Ekim 2022 Cumartesi

 Enfal 43-44:

  •  Allah(cc) onların sayısını rüyanda sana azmış gibi gösterdi. Çünkü eğer çok gösterseydi, yılgınlık duyacak ve yapılacak iş konusunda anlaşmazlığa düşecektiniz. Ama Allah(cc) sizi böyle bir duruma düşmekten kurtardı. Çünkü O, insanların sinelerinde sakladıkları şeyi çok iyi bilir. İşte böylece kavgada karşılaştığınız zaman, onları sizin gözünüzde az gösterdi, -tıpkı sizi de onların gözünde az gösterdiği gibi- ki, Allah(cc) yapılmasını irade buyurduğu iş gerçekleşsin. Nihayetinde her iş döner dolaşır Allah(cc)'ın dediğine varır.