31 Mart 2023 Cuma

 Nisa 20-21:

  •  Ama eğer bir kadını bırakıp başka birini almak isterseniz, ona ne kadar fazla vermiş olsanız da mehirlerini geri almayın. Ona iftira ederek ve apaçık bir günaha girerek, verdiğinizi geri almak olur mu hiç? Kendinizi birbirinize adadıktan ve eşiniz sizden sağlam bir taahhüt aldıktan sonra, onu nasıl geri alabilirsiniz?

30 Mart 2023 Perşembe

 Nisa 19:

  • Ey iman edenler, hanımlarınıza, onların arzusu dışında, zorla mirasçı olmanız size helal değildir. Ve apaçık bir şekilde bir hayasızlık işlemedikleri takdirde, onlara verdiğiniz herhangi bir şeyi geri almak için baskı yapmayın. Ve hanımlarınızla, uygun bir şekilde geçinin. Zira, onlardan hoşlanmıyor olsanız bile, olurki hoşlanmadığınız bir şeyi Allah(cc) büyük bir hayra vesile kılmıştır.

29 Mart 2023 Çarşamba

 Nisa 17-18:

  •   Allah(cc)'ın kabul edeceği tevbe, bilmeyerek kötülük işledikten sonra, hemen zaman kaybetmeden günahtan dönüş yapanların tevbesidir. İşte Allah(cc) bunların tevbesini kabul eder. Allah(cc) herşeyi bilendir, hikmet sahibidir. Yoksa, ölüm gelip çatıncaya kadar, kötülükte ısrar ederek, ya da ısrarla hakikatı inkar ederek,  son anda :' Ben şimdi tevbe ettim' diyenin tevbesi kabul edilmez. İşte böylelerine çok elim bir azab hazırladık.

28 Mart 2023 Salı

 Nisa 15-16:

  •  Hayasızca davranışlarda bulunan kadınlarınıza gelince, içinizden onların işlediği suça şahit olan dört kişi çağırın. Eğer bunlar şahitlik yaparsa, suçlu kadınları ölüm alıp götürünceye kadar ya da Allah(cc) onlara (tevbe etmeleri süretiyle) bir kapı açıncaya kadar evlerinde hapsedin.  Suçluların her ikisini de (böyle erkekleri de ) cezalandırın. Ama her ikisi de tevbe eder ve gidişatlarını düzeltirlerse, onları kendi hallerine bırakın. Çünkü Allah(cc) tevbeleri kabul edendir, rahmet kaynağıdır.

27 Mart 2023 Pazartesi

 Nisa 13-14:

  •  Bunlar Allah(cc)'ın koyduğu sınırlardır. Kim Allah(cc)'a ve Resul'une itaat ederse, Allah(cc) onu zemininden ırmaklar akan cennete koyacaktır ve orada sürekli kalıcıdırlar ve büyük kurtuluş ta budur. Kim de Allah(cc)'a ve Elçisine karşı gelir, sınırları aşarsa, Allah(cc) onu, cehenneme koyacaktır ve orada sürekli kalıcıdırlar. Ayrıca onlara alçaltıcı bir azab vardır.

26 Mart 2023 Pazar

 Nisa 12:

  •  Çocukları olmayan kadınlarınızın terekelerinin yarısı sizindir. Ama çocukları varsa, yapmış oldukları vasiyet ve ödemek zorunda oldukları borçları çıktıktan sonra kalanın dörtte biri sizindir. Eğer çocugunuz yoksa, dul kalan hanımlarınız, terekenizin dörtte birini alırlar. Eğer çocuğunuz varsa, yaptığınız vasiyet ve ödemek zorunda olduğunuz borçlar düşüldükten sonra kalanın sekizde biri onlarındır. Eğer kadın veya erkek, birinci dereceden mirasçıya sahip değilse, ama bir erkek veya kız kardeşi varsa, bunların her birine altıda bir düşer. Ama ikiden fazla kişi varsa, yapılan vasiyet ve ödenmek zorunda kalınan borçlar düşüldükten sonra kalanın üçte birini alırlar. Bu her iki durumda da mirasçılar zarara uğratılmamalıdırlar. Bu Allah(cc)'ın emridir ve Allah(cc) her şeyi bilir, halimdir.
    (
     Bu  son  iki  âyette,  İslâm  miras  hukukunun  tesbit   buyurduğu   taksimatta   temel   birimler   verilmektedir.  Miras  paylaşımında  söz  konusu  olabilecek  bütün  ihtimaller,  bu  temel  birimlerle  birlikte, Sünnet’e dayalı olarak hesap edilir.
    • İslâm  miras  hukukunda,  hiç  de  az  olmayan  bazı  istisnalar  dışında,  kadına  erkeğin  yarı-sı pay verilmesi çok haksız eleştirilere sebep olmuştur.  Önce  hemen  şu  hususu  belirtelim  ki, İslâm’a yöneltilen eleştirilen hiçbiri, cevabıgerektiren bir eleştiri değildir; bir başka ifade ile İslâm,  cevap  verme  konumunda  olmayıp, başka her türlü din, sistem ve düşünce, ken-dini İslâm’a göre ayarlama, ona göre değerlen-dirme  mevkiindedir.  Bu  bakımdan,  bu  meal  çalışmasında eleştirilere cevap vermekten çok, eleştirilen  konulardaki  hikmetlerden  bilebil-diklerimizi, samimi zihin ve kalblere anlatma gayesi güdülmektedir.
    • İkinci  olarak,  Kur’ân-ı  Kerim,  İslâm  miras  hukukunun  hükümlerini,  Allah’ın  tesbit  ve  emrettiği mutlaka uyulması gereken hüküm-ler  olarak  takdim  buyurmaktadır.  Önceki  âyet, bu hükümleri Allah’ın İlim ve Hikmet sıfatlarına bağlarken, bu âyet, İlim ve Hilim sıfatlarına  bağlamaktadır. Şu  halde  bu  hü-kümler,  her  şeyi  hakkıyla  bilen  Allah’ın İl-mine  ve  asla  manâsız  ve  abes  işlerle  alâkasıolmayan  Hikmetine  dayanmaktadır.  Dolayı-sıyla bize düşen, bu hükümlerdeki hikmetleri araştırmaktır. Bu hükümleri yerine getirme-me, önceki âyette de açıkça ifade buyuruldu-ğu  üzere,  Allah’a  ve  Rasûlü’ne  isyan,  onları–haşa–  beğenmeyip  tenkit  etmek  ise  İslâm dairesinden çıkmak demektir.
    • İslâm,  her  şeyden  önce,  önceki  notta  belir-tildiği gibi, kadına mirasta hak vermekle bir inkılâp yapmıştır. İkinci olarak, İslâm evren-seldir; her zamana, her şarta ve her topluma hitap eder; gelip geçici, belli döneme ve belli medeniyet veya kültüre has değerleri nazara almaz.  Bunun  yerine,  meselelere  küllî  (bü-tüncül)  bakar  ve  cüz’î  hükümleri  bu  küllî  prensipler çerçevesinde değerlendirir. Bu ba-kımdan, miras taksimatının tesbitinde, mira-sın  mahiyeti  ve  ondan  pay  alacaklarla  ilgili  olarak hayata katılım ve hayatta üstlendikleri rol, ailedeki mevkileri, aile bütçesine katkıla-rı,  aile  ve  toplumun  diğer  fertleriyle  müna-sebetleri  gibi  her  türlü  sosyolojik  ve  ayrıca psikolojik  faktörlerin  tamamını  nazara  alır. Mesele,  bir  kadın-erkek  eşitliği  ve  münase-beti  meselesi  değil,  miras  ve  miras  taksim  meselesidir.  Her  mesele,  kendi  konumunda  değerlendirilir ve değerlendirilmelidir.
    • İslâm, ailenin geçimini erkeğe yükler; kadın ise, mal sahibi olma, malını kullanma ve onu nemalandırma  hakkına  sahip  olmasına  rağ-men, aile içinde kendisini bile geçindirmekle yükümlü değildir. Şu halde, ailesini geçindir-mekle sorumlu olan erkeğin kadın karşısında ekonomik  bir  fazlalığı  bulunmalıdır. İkin-ci olarak,  erkek,  evlenme  esnasında  kadına önemli  miktarda  mehir  verir  ve  bunu  kadı-nın  rızası  olmadan  asla  geri  alamaz.  Üçüncü  olarak, kadın, kendi evinde olduğu gibi, baba evinde de ekonomiye erkek nisbetinde katkıda bulunmaz; İslâm, bunu ona yüklemez. Dola-yısıyla, mirasta erkek kardeşleri oranında pay alması  açık  bir  haksızlık  olacaktır.  Evlenip  yuva  kurduğunda  ise,  kendi  yarım  hissesini  eşinin fazladan hissesiyle zaten tamamlayacak, bunun da ötesinde, erkek, hissesini eşiyle ve çocuklarıyla paylaşmak zorunda kalırken, ka-dın kendi hissesini sadece kendisi için kullan-ma hakkını elinde bulunduracaktır. Dördüncü olarak, günümüzde medenî denilen toplumlar da dahil olmak üzere, kız çocuğu evlenirken, daha  çok  erkeğin  evine  gider.  Bu  bakımdan, onun  baba  evinin  malından  erkek  kardeşleri nisbetinde  miras  alması,  sevgiye,  şefkate  ve  hürmete muhtaç kadını, babası ve erkek kar-deşleri gözünde kendi mallarını yabancıya ta-şıyan bir unsur olma derekesine düşürecek ve onu, baba ve kardeşşefkat ve merhametinden mahrum  bırakacaktır.  Nitekim,  günümüzde  bu çok rastlanılan bir durumdur. İnsana veri-len değer, ona bırakılan mal veya onun sahip olduğu  madde  ile  ölçülmez.  Dolayısıyla,  ka-dına mirasta erkeğin yarısı pay vermek, asla kadını erkekten aşağı görmek demek değildir. Böyle düşünenler, bütün değer ölçüleri mad-deden ve maddî vasıtalardan ibaret olanlardır.
    • İslâm, miras taksiminde, terikenin sadece ve-fat edene ait bir mal olmadığını, onda Cenab-ıAllah’ın fazlından verdiği miktar ve bereketin de payı bulunduğunu nazara alarak, mirastan uzak  akrabayı,  kimsesizleri  ve  yoksulları  da  faydalandırdığı  gibi,  terike  sahibinin  kendi  adına  yapacağı  vasiyete  de  yer  vermektedir.  Kısaca İslâm, “malın belli ellerde dolaşan bir devlet olması”nın önünü almaktadır.AÜ

    )

25 Mart 2023 Cumartesi

 Nisa 11:

  •  Çocuklarınızın varisliği konusunda Allah(cc) size şunu emreder:  Erkek, iki kadının hissesine eşit miktarda alacaktır, ama eğer ikiden fazla kadın varsa onlara mirasın üçte ikisi verilecektir. Sadece bir tane varsa, onun yarısını alacaktır. Ölen anne-baba için, geride bir çocuk bırakmaları durumunda, her biri terekenin altıda birini alacaktır. Ama hiç çocuk bırakmamışsa, ve anne-baba tek mirasçı ise, annesi üçte birini alır, eğer ölenin erkek ve kız kardeşleri varsa, o zaman annesine , yapmış olduğu herhangi bir vasiyeti veya olan bir borcu düşüldükten sonra kalanın altıda biri verilecektir.
    Anne-babalarınıza ve çocuklarınıza gelince, hangisinin sizin bırakacağınız fayda ve imkanlara daha layık olduğunu bilemessiniz. (İşte bu nedenledir) Allah(cc)'tan gelen emirler. Zira, Allah(cc) her şeyi bilen, hikmet sahibidir.

 Nisa 10:

  • Doğrusu yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, karınlarını ateşle dolduruyorlar.  Nihayetinde, onlar çılgın bir cehennem ateşine gireceklerdir.

24 Mart 2023 Cuma

 Nisa 7-9:

  •  Anne-baba ve akrabanın geriye bıraktığından erkeklere bir pay var, aynı şekilde anne-babanın ve akrabanın bıraktığından kadınlara da, ister az ister çok olsun, bir pay vardır. Bu Allah(cc) tarafından tayin edilen bir paydır. (Mirasın) bölüşülmesi sırasında, (öteki) akrabalar, yetimler ve muhtaçlar da hazır bulunursa, onlara geçimleri için bir kısmını ayırın ve onlarla uygun bir dilde konuşun. Geriye eli ermez, gücü yetmez çocuklar bıraktıkları takdirde (halleri ne olur) diye korkacak olanlar, (yetimlere haksızlık etmekten de) aynı şekilde korksunlar. Allah(cc)'a karşı sorumluluk hissi ile davransınlar ve doğru ve yerinde söz söylesinler.

23 Mart 2023 Perşembe

 Nisa 6:

  • Yetimleri, evlenme çağına gelinceye kadar gözetleyin, ama aklen olgunlaştıklarını tesbit ederseniz, mallarını kendilerine geri verin. Büyüyüp mallarını geri alacaklar endişesiyle, alelacele ve saçıp savurarak mallarını yemeye kalkmayın. İhtiyacı olmayan kimse tenezzul etmesin, muhtaç olan da münasip bir şekilde yararlansın. Mallarını kendilerine iade ettiğinizde, bunu şahitlerle tesbit ettirin. Hesap sorucu olarak Allah(cc) yeter.

22 Mart 2023 Çarşamba

 Nisa 4-5:

  •  Kadınlara mehirlerini hiç bir karşılık beklemeden verin, ama eğer onlar kendi rızaları ile bir kısmını size bırakırlarsa, gönül rahatlığı ile bıraktıklarından faydalanabilirsiniz.  Allah(cc)'ın koruyasınız diye sizin sorumluluğunuza bıraktığı malları, muhakeme yeteneği zayıf kimselere emanet etmeyin, ama bu mallarla onların geçimini karşılayın, onları giydirin ve (durumu) uygun bir dille anlatın.

21 Mart 2023 Salı

 Nisa 2-3:

  •  Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (haramı helalle) değiştirmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin, zira bu büyük bir günahtır. Eğer yetimlere karşı adil davranamamaktan korkuyorsanız, o zaman size helal olan diğer kadınlardan biri ile evlenin, hatta, ikisi,üçü, dördü ile. Ama onlara adil bir şekilde davranamayacağınızdan korkuyorsanız, o zaman sadece bir tane ile, ya da meşru şekilde sahip olduklarınız ile evlenin. Bu, doğru yoldan sapmamanız için daha uygundur.

20 Mart 2023 Pazartesi

 Nisa 1:

  •  Ey insanlar, sizi tek bir canlıdan yaratan, ondan da eşini yaratan, ve her ikisinden de bir çok erkek ve kadın meydana getiren Rabbinize karşı sorumluluk bilinciyle davranın. Kendisi adına birbirinizden hak talep ettiğiniz Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilinciyle davranın ve akrabalık bağlarını gözetin. Şüphesiz, Allah(cc) üzerinizde daimi bir gözetleyicidir.

19 Mart 2023 Pazar

  Nisa suresi:
(Diyanet çevirisi)

  •  1. Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.

    2. Yetimlere mallarını verin, temizi pis olanla değişmeyin, onların mallarını kendi mallarınıza katarak (kendi malınızmış gibi) yemeyin; çünkü bu, büyük bir günahtır.

    3. Eğer (kendileriyle evlendiğiniz takdir de) yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız beğendiğiniz (veya size helâl olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.

    4. Kadınlara mehirlerini gönül rızası ile (cömertçe) verin; eğer gönül hoşluğu ile o mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa onu da afiyetle yeyin.

    5. Allah'ın geçiminize dayanak kıldığı mallarınızı aklı ermezlere (reşit olmayanlara) vermeyin; o mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.

    6. Evlilik çağına gelinceye kadar yetimleri (gözetip) deneyin, eğer onlarda akılca bir olgunlaşma görürseniz hemen mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (de geri alacaklar) diye o malları israf ile ve tez elden yemeyin. Zengin olan (veli) iffetli olmaya çalışsın, yoksul olan da (ihtiyaç ve emeğine) uygun olarak yesin. Mallarını kendilerine verdiğiniz zaman yanlarında şahit bulundurun. Hesap sorucu olarak da Allah yeter.

    7. Ana-babanın ve yakınların bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır; ana-babanınve yakınların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. Gerek azından, gerek çoğundan belli bir hisse ayrılmıştır.

    8. (Mirastan payı olmayan) yakınlar, yetimler ve yoksullar miras taksiminde hazır bulunursa bundan, onları da rızıklandırın ve onlara güzel söz söyleyin.

    9. Geriye eli ermez, gücü yetmez çocuklar bıraktıkları takdirde (halleri ne olur) diye korkacak olanlar (yetimlere haksızlık etmekten) korkup titresinler; Allah'tan sakınsınlar ve doğru söz söylesinler.

    10. Haksızlıkla yetimlerin mallarını yiyenler şüphesiz karınlarına ancak ateş tıkınmış olurlar; zaten onlar alevlenmiş ateşe gireceklerdir.

    11. Allah size, çocuklarınız hakkında, erkeğe, kadının payının iki misli (miras vermenizi) emreder. (Çocuklar) ikiden fazla kadın iseler, ölünün bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer yalnız bir kadınsa yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, ana-babasından her birinin mirastan altıda bir hissesi vardır. Eğer çocuğu yok da ana-babası ona vâris olmuş ise, anasına üçte bir (düşer). Eğer ölenin kardeşleri varsa, anasına altıda bir (düşer. Bütün bu paylar ölenin) yapacağı vasiyetten ve borçtan sonradır. Babalarınız ve oğullarınızdan hangisinin size, fayda bakımından daha yakın olduğunu bilemezsiniz. Bunlar Allah tarafından konmuş farzlardır (paylardır). Şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.

    12. Yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra eşlerinizin, eğer çocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuğunuz yoksa, sizin de, yapacağınız vasiyetten ve borçtan sonra, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır (zevcelerinizindir). Çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadının, anababası ve çocukları bulunmadığı halde (kelâle şeklinde) malı mirasçılara kalırsa ve bir erkek yahut bir kızkardeşi varsa, her birine altıda bir düşer. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktırlar. (Bu taksim) yapılacak vasiyetten ve borçtan sonra, kimse zarara uğramaksızın (yapılacak)tır. Bunlar Allah'tan size vasiyettir. Allah her şeyi hakkıyle bilendir, halîmdir.

    13. Bunlar, Allah'ın (koyduğu) sınırlardır. Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse Allah onu, zemininden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır; orada devamlı kalıcıdırlar; işte büyük kurtuluş budur.

    14. Kim Allah'a ve Peygamberine karşı isyan eder ve sınırlarını aşarsa Allah onu, devamlı kalacağı bir ateşe sokar ve onun için alçaltıcı bir azap vardır.

    15. Kadınlarınızdan fuhuş yapanlara karşı aranızdan dört şahit getirin. Eğer şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye yahut Allah onlara bir yol açıncaya kadar evlerde hapsedin.

    16. İçinizden fuhuş yapan her iki tarafa ceza verin; eğer tevbe eder, uslanırlarsa artık onlara ceza verip eziyet etmekten vazgeçin; çünkü Allah tövbeleri çok kabul eden ve çok esirgeyendir.

    17. Allah'ın kabul edeceği tevbe, ancak bilmeden kötülük edip de sonra tez elden tevbe edenlerin tevbesidir; işte Allah bunların tevbesini kabul eder; Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.

    18. Yoksa kötülükleri yapıp yapıp da içlerinden birine ölüm gelip çatınca "Ben şimdi tevbe ettim" diyenler ile kâfir olarak ölenler için (kabul edilecek) tevbe yoktur. Onlar için acı bir azap hazırlamışızdır.

    19. Ey iman edenler! Kadınlara zorla vâris olmanız size helâl değildir. Apaçık bir edepsizlik yapmadıkça, onlara verdiğinizin bir kısmını ele geçirmeniz için de kadınları sıkıştırmayın. Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmazsanız (biliniz ki) Allah'ın hakkınızda çok hayırlı kılacağı bir şeyden de hoşlanmamış olabilirsiniz.

    20. Eğer bir eşi bırakıp da yerine başka bir eş almak isterseniz, onlardan birine yüklerle mehir vermiş olsanız dahi ondan hiçbir şeyi geri almayın. Siz iftira ederek ve apaçık günah işleyerek onu geri alır mısınız?

    21. Vaktiyle siz birbirinizle haşir-neşir olduğunuz ve onlar sizden sağlam bir teminat almış olduğu halde onu nasıl geri alırsınız!

    22. Geçmişte olanlar bir yana, babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin; çünkü bu bir hayasızlıktır, iğrenç bir şeydir ve kötü bir yoldur.

    23. Analarınız, kızlarınız, kızkardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kızkardeş kızları, sizi emziren analarınız, süt bacılarınız, eşlerinizin anaları, kendileriyle birleştiğiniz eşlerinizden olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız size haram kılındı. Eğer onlarla (nikâhlanıp da) henüz birleşmemişseniz kızlarını almanızda size bir mahzur yoktur. Kendi sulbünüzden olan oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi birden almak da size haram kılındı; ancak geçen geçmiştir. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

    24. (Harp esiri olarak) sahip olduğunuz cariyeler müstesna, evli kadınlar da size haram kılındı. Allah'ın size emri budur. Bunlardan başkasını, namuslu olmak ve zina etmemek üzere mallarınızla (mehirlerini vererek) istemeniz size helâl kılındı. Onlardan faydalanmanıza karşılık kararlaştırılmış olan mehirlerini verin. Mehir kesiminden sonra (bir miktar indirim için) karşılıklı anlaşmanızda size günah yoktur. Şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.

    25. İçinizden, imanlı hür kadınlarla evlenmeye gücü yetmeyen kimse, ellerinizin altında bulunan imanlı genç kızlarınız (sayılan) cariyelerinizden alsın. Allah sizin imanınızı daha iyi bilmektedir. Hep aynı köktensiniz (insanlık bakımından aranızda fark yoktur). Öyle ise iffetli yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost da tutmamaları şartı ve sahiplerinin izni ile onları (cariyeleri) nikâhlayıp alın, mehirlerini de normal miktarda verin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa onlara, hür kadınların cezasının yarısı (uygulanır). Bu (cariye ile evlenme izni), içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

    26. Allah size (bilmediklerinizi) açıklamak ve sizi, sizden önceki (iyi) lerin yollarına iletmek ve sizin günahlarınızı bağışlamak istiyor. Allah hakkıyle bilicidir, yegâne hikmet sahibidir.

    27. Allah sizin tevbenizi kabul etmek ister; şehvetlerine uyanlar (kötü arzuların esiri olanlar) ise büsbütün yoldan çıkmanızı isterler.

    28. Allah sizden (yükünüzü) hafifletmek ister; çünkü insan zayıf yaratılmıştır.

    29. Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret olması hali müstesna, mallarınızı, bâtıl (haksız ve haram yollar) ile aranızda (alıp vererek) yemeyin. Ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah, sizi esirgeyecektir.

    30. Kim düşmanlık ve haksızlık ile bunu (haram yemeyi veya öldürmeyi) yaparsa (bilsin ki) onu ateşe koyacağız; bu ise Allah'a çok kolaydır.

    31. Eğer yasaklandığınız büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere sokarız.

    32. Allah'ın sizi, birbirinizden üstün kıldığı şeyleri (başkasında olup da sizde olmayanı) hasretle arzu etmeyin. Erkeklerin de kazandıklarından nasipleri var, kadınların da kazandıklarından nasipleri var. Allah'tan lütfunu isteyin; şüphesiz Allah her şeyi bilmektedir.

    33. (Erkek ve kadından) her biri için, ana, baba ve akrabanın bıraktığından (hisselerini alacak olan) vârisler kıldık. Yeminlerinizin bağladığı kimselere de paylarını verin. Çünkü Allah her şeyi görmektedir.

    34. Allah'ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için sâliha kadınlar itaatkârdır. Allah'ın kendilerini korumasına karşılık gizliyi (kimse görmese de namuslarını) koruyucudurlar. Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve (bunlarla yola gelmezlerse) dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür.

    35. Eğer karı-kocanın aralarının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin. Bunlar barıştırmak isterlerse Allah aralarını bulur; şüphesiz Allah her şeyi bilen, her şeyden haberdar olandır.

    36. Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlar (köle, cariye, hizmetçi ve benzerlerine) iyi davranın; Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez.

    37. Bunlar cimrilik eden ve insanlara da cimriliği tavsiye eden, Allah'ın kendilerine lütfundan verdiğini gizleyen kimselerdir. Biz, kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırladık.

    38. Allah'a ve ahiret gününe inanmadıkları halde mallarını, insanlara gösteriş için sarfedenler de (ahirette azaba dûçâr olurlar). Şeytan bir kimseye arkadaş olursa, ne kötü bir arkadaştır o!

    39. Allah'a ve ahiret gününe iman edip de Allah'ın kendilerine verdiğinden (O'nun yolunda) harcasalardı ne olurdu sanki! Allah onların durumunu hakkıyle bilmektedir.

    40. Şüphe yok ki Allah zerre kadar haksızlık etmez. (Kulun yaptığı iş, eğer bir kötülük ise, onun cezasını adaletle verir.) İyilik olursa onu katlar (kat kat arttırır), kendinden de büyük mükâfat verir.

    41. Her bir ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve seni de onlara şahit olarak gösterdiğimiz zaman halleri nice olacak!

    42. Küfür yoluna sapıp peygamberi dinlemeyenler o gün yerin dibine batırılmayı temenni ederler ve Allah'tan hiçbir haberi gizleyemezler.

    43. Ey iman edenler! Siz sarhoş iken -ne söylediğinizi bilinceye kadar- cünüp iken de -yolcu olan müstesna- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya bir yolculuk üzerinde bulunursanız, yahut sizden biriniz ayak yolundan gelirse, yahut kadınlara dokunup da (bu durumlarda) su bulamamışsanız o zaman temiz bir toprakla teyemmüm edin: Yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz Allah çok affedici ve bağışlayıcıdır.

    44. Kendilerine Kitap'tan nasip verilenlere baksana! Sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan çıkmanızı istiyorlar!

    45. Allah düşmanlarınızı sizden daha iyi bilir. Gerçek bir dost olarak Allah yeter, bir yardımcı olarak da Allah kâfidir.

    46. Yahudilerden bir kısmı kelimeleri yerlerinden değiştirirler, dillerini eğerek, bükerek ve dine saldırarak (Peygambere karşı) "İşittik ve karşı geldik", "dinle, dinlemez olası", "râinâ" derler. Eğer onlar "İşittik, itaat ettik, dinle ve bizi gözet" deselerdi şüphesiz kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olacaktı; fakat küfürleri (gerçeği kabul etmemeleri) sebebiyle Allah onları lânetlemiştir. Artık pek az inanırlar.

    47. Ey ehl-i kitap! Biz, birtakım yüzleri silip dümdüz ederek arkalarına çevirmeden, yahut onları, cumartesi adamları gibi lânetlemeden önce (davranarak), size gelenleri doğrulamak üzere indirdiğimize (Kitab'a) iman edin; Allah'ın emri mutlaka yerine gelecektir.

    48. Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını, (günahları) dilediği kimse için bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse büyük bir günah (ile) iftira etmiş olur.

    49. Kendilerini temize çıkaranlara ne dersin! Hayır, Allah dilediğini temize çıkarır ve hiç kimse kıl payı kadar haksızlık görmez.

    50. Bak, nasıl da Allah üzerine yalan uyduruyorlar; apaçık bir günah olarak bu (onlara) yeter!

    51. Kendilerine Kitap'tan nasip verilenleri görmedin mi? Putlara ve bâtıla (tanrılara) iman ediyorlar, sonra da kâfirler için: "Bunlar, Allah'a iman edenlerden daha doğru yoldadır" diyorlar!

    52. Bunlar, Allah'ın lânetlediği kimselerdir; Allah'ın rahmetinden uzaklaştırdığı (lânetli) kimseye gerçek bir yardımcı bulamazsın.

    53. Yoksa onların mülkten (hükümranlıktan) bir nasipleri mi var? Öyle olsaydı insanlara çekirdek filizi (kadar bir şey bile) vermezlerdi.

    54. Yoksa onlar, Allah'ın lütfundan verdiği şeyler için insanlara hased mi ediyorlar? Oysa İbrahim soyuna Kitab'ı ve hikmeti verdik ve onlara büyük bir hükümranlık bahşettik.

    55. Onlardan bir kısmı İbrahim'e inandı, kimi de ondan yüz çevirdi; (onlara) kavurucu bir ateş olarak cehennem yeter.

    56. Şüphesiz âyetlerimizi inkâr edenleri gün gelecek bir ateşe sokacağız; onların derileri pişip acı duymaz hale geldikçe, derilerini başka derilerle değiştiririz ki acıyı duysunlar! Allah daima üstün ve hakîmdir.

    57. İnanıp; iyi işler yapanları da, içinde ebediyen kalmak üzere girecekleri, zemininden ırmaklar akan cennetlere sokacağız. Orada onlar için tertemiz eşler vardır ve onları koyu (tatlı) bir gölgeye koyarız.

    58. Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitici, her şeyi görücüdür.

    59. Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e ve sizden olan ülülemre (idarecilere) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah'a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah'a ve Resûl'e götürün (onların talimatına göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir.

    60. Sana indirilene ve senden önce indirilenlere inandıklarını ileri sürenleri görmedin mi? Tâğut'a inanmamaları kendilerine emrolunduğu halde, Tâğut'un önünde muhakemeleşmek istiyorlar. Halbuki şeytan onları büsbütün saptırmak istiyor.

    61. Onlara: Allah'ın indirdiğine (Kitab'a) ve Resûl'e gelin (onlara başvuralım), denildiği zaman, münafıkların senden iyice uzaklaştıklarını görürsün.

    62. Elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir felâket gelince hemen, biz yalnızca iyilik etmek ve arayı bulmak istedik, diye yemin ederek sana nasıl gelirler!

    63. Onlar Allah'ın, kalplerindekini bildiği kimselerdir; onlara aldırma, kendilerine öğüt ver ve onlara, kendileri hakkında tesirli söz söyle.

    64. Biz her peygamberi -Allah'ın izniyle- ancak kendisine itaat edilmesi için gönderdik. Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah'tan bağışlanmayı dileseler, Resûl de onlar için istiğfar etseydi Allah'ı ziyadesiyle affedici, esirgeyici bulurlardı.

    65. Hayır, Rabbine andolsun ki aralarında çıkan anlaşmazlık hususunda seni hakem kılıp sonra da verdiğin hükümden içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın (onu) tam manasıyla kabullenmedikçe iman etmiş olmazlar.

    66. Eğer onlara, kendinizi öldürün yahut yurtlarınızdan çıkın, diye emretmiş olsaydık, içlerinden pek azı müstesna, bunu yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, onlar için hem daha hayırlı hem de (imanlarını) daha pekiştirici olurdu.

    67. O zaman elbette kendilerine nezdimizden büyük mükâfat verirdik.

    68. Ve onları dosdoğru bir yola iletirdik.

    69. Kim Allah'a ve Resûl'e itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddîkler, şehidler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!

    70. Bu lütuf Allah'tandır. Bilen olarak Allah yeter.

    71. Ey iman edenler! Tedbirinizi alın; bölük bölük savaşa çıkın, yahut (gerektiğinde) topyekün savaşın.

    72. İçinizden bazıları vardır ki (cihad konusunda) pek ağırdan alırlar. Eğer size bir felâket erişirse: "Allah bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadım" der.

    73. Eğer Allah'tan size bir lütuf erişirse -sanki sizinle onun arasında (zahirî) bir dostluk yokmuş gibi- "Keşke onlarla beraber olsaydım da ben de büyük bir başarı kazansaydım !" der.

    74. O halde, dünya hayatını ahiret karşılığında satanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yolunda savaşır da öldürülür veya galip gelirse biz ona yakında büyük bir mükâfat vereceğiz.

    75. Size ne oldu da Allah yolunda ve "Rabbimiz! Bizi, halkı zalim olan bu şehirden çıkar, bize tarafından bir sahip gönder, bize katından bir yardımcı yolla!" diyen zavallı erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz!

    76. İman edenler Allah yolunda savaşırlar, inanmayanlar ise tâğut (bâtıl davalar ve şeytan) yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarına karşı savaşın; şüphe yok ki şeytanın kurduğu düzen zayıftır.

    77. Kendilerine, ellerinizi savaştan çekin, namazı kılın ve zekâtı verin, denilen kimseleri görmedin mi? Sonra onlara savaş farz kılınınca, içlerinden bir gurup hemen Allah'tan korkar gibi, hatta daha fazla bir korku ile insanlardan korkmaya başladılar da "Rabbimiz! Savaşı bize niçin yazdın! Bizi yakın bir süreye kadar ertelesen (daha bir müddet savaşı farz kılmasan) olmaz mıydı?" dediler. Onlara de ki: "Dünya menfaati önemsizdir, Allah'tan korkanlar için ahiret daha hayırlıdır ve size kıl payı kadar haksızlık edilmez."

    78. Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile! Kendilerine bir iyilik dokunsa "Bu Allah'tan" derler; başlarına bir kötülük gelince de "Bu senden" derler. "Hepsi Allah'tandır"" de. Bu adamlara ne oluyor ki bir türlü laf anlamıyorlar!

    79. Sana gelen iyilik Allah'tandır. Başına gelen kötülük ise nefsindendir. Seni insanlara elçi gönderdik; şahit olarak da Allah yeter.

    80. Kim Resûl'e itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur. Yüz çevirene gelince, seni onların başına bekçi göndermedik!

    81. "Başüstüne" derler, ama yanından ayrılınca onlardan bir kısmı, senin dediğinden başkasını gizlice kurar. Allah da onların gizlice kurduklarını yazar. Sen onlara aldırma ve Allah'a dayan; sana vekil olarak Allah yeter.

    82. Hâla Kur'an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah'tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızlık bulurlardı.

    83. Onlara güven veya korkuya dair bir haber gelince hemen onu yayarlar; halbuki onu, Resûl'e veya aralarında yetki sahibi kimselere götürselerdi, onların arasından işin içyüzünü anlayanlar, onun ne olduğunu bilirlerdi. Allah'ın size lütuf ve rahmeti olmasaydı, pek azınız müstesna, şeytana uyup giderdiniz.

    84. Artık Allah yolunda savaş. Sen, kendinden başkası (sebebiyle) sorumlu tutulmazsın. Müminleri de teşvik et. Umulur ki Allah kâfirlerin gücünü kırar (güçleriyle size zarar vermelerini önler). Allah'ın gücü daha çetin ve cezası daha şiddetlidir.

    85. Kim iyi bir işe aracılık ederse onun da o işten bir nasibi olur. Kim kötü bir işe aracılık ederse onun da ondan bir payı olur. Allah her şeyin karşılığını vericidir.

    86. Bir selam ile selamlandığınız zaman siz de ondan daha güzeli ile selamlayın; yahut aynı ile karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını arayandır.

    87. Allah -ki ondan başka hiçbir tanrı yoktur elbette sizi kıyamet günü toplayacaktır, bunda asla şüphe yoktur. Söz bakımından Allah'tan daha doğru kim vardır!

    88. Size ne oldu da münafıklar hakkında iki gruba ayrıldınız? Halbuki Allah onları kendi ettikleri yüzünden baş aşağı etmiştir (küfürlerine döndürmüştür). Allah'ın saptırdığını doğru yola getirmek mi istiyorsunuz? Allah'ın saptırdığı kimse için asla (doğruya) yol bulamazsın!

    89. Sizin de kendileri gibi inkâr etmenizi istediler ki onlarla eşit olasınız. O halde Allah yolunda göç edinceye kadar onlardan hiçbirini dost edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün ve hiçbirini dost ve yardımcı edinmeyin.

    90. Ancak kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir topluma sığınanlar yahut ne sizinle ne de kendi toplumlarıyla savaşmak (istemediklerin) den yürekleri sıkılarak size gelenler müstesna. Allah dileseydi onları başınıza belâ ederdi de sizinle savaşırlardı. Artık onlar sizi bırakıp bir tarafa çekilir de sizinle savaşmazlar ve size barış teklif ederlerse bu durumda Allah size, onların aleyhinde bir yola girme hakkı vermemiştir.

    91. Hem sizden hem de kendi toplumlarından emin olmak isteyen başkalarını da bulacaksınız. Bunlar her ne zaman fitneye götürülseler ona baş aşağı dalarlar (daldırılırlar). Eğer sizden uzak durmaz, sulh teklif etmez ve ellerini çekmezlerse onları yakalayın, rastladığınız yerde öldürün. İşte onlar üzerine sizin için apaçık yetki verdik.

    92. Yanlışlıkla olması dışında bir müminin bir mümini öldürmeye hakkı olamaz. Yanlışlıkla bir mümini öldüren kimsenin, mümin bir köle azat etmesi ve ölenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gereklidir. Meğer ki ölünün ailesi o diyeti bağışlamış ola. (Bu takdirde diyet vermez). Eğer öldürülen mümin olduğu halde, size düşman olan bir toplumdan ise mümin bir köle azat etmek lâzımdır. Eğer kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir toplumdan ise ailesine teslim edilecek bir diyet ve bir mümin köleyi azat etmek gerekir. Bunları bulamayan kimsenin, Allah tarafından tevbesinin kabulü için iki ay peşpeşe oruç tutması lâzımdır. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir.

    93. Kim bir mümini kasden öldürürse cezası, içinde ebediyen kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lânetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.

    94. Ey iman edenler! Allah yolunda savaşa çıktığınız zaman iyi anlayıp dinleyin. Size selam verene, dünya hayatının geçici menfaatine göz dikerek "Sen mümin değilsin" demeyin. Çünkü Allah'ın nezdinde sayısız ganimetler vardır. Önceden siz de böyle iken Allah size lütfetti; o halde iyi anlayıp dinleyin. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

    95. Müminlerden -özür sahibi olanlar dışında- oturanlarla malları ve canlarıyle Allah yolunda cihad edenler bir olmaz. Allah, malları ve canları ile cihad edenleri, derece bakımından oturanlardan üstün kıldı. Gerçi Allah hepsine de güzellik (cennet) vadetmiştir; ama mücahidleri, oturanlardan çok büyük bir ecirle üstün kılmıştır.

    96. Kendinden dereceler, bağışlama ve rahmet vermiştir. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

    97. Kendilerine yazık eden kimselere melekler, canlarını alırken: "Ne işde idiniz!" dediler. Bunlar: "Biz yeryüzünde çaresizdik" diye cevap verdiler. Melekler de: "Allah'ın yeri geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!" dediler. İşte onların barınağı cehennemdir; orası ne kötü bir gidiş yeridir.

    98. Erkekler, kadınlar ve çocuklardan (gerçekten) âciz olup hiçbir çareye gücü yetmeyenler, hiç bir yol bulamayanlar müstesnadır.

    99. İşte bunları, umulur ki Allah affeder; Allah çok affedicidir, bağışlayıcıdır.

    100. Allah yolunda hicret eden kimse yeryüzünde gidecek bir çok güzel yer ve bolluk (imkân) bulur. Kim Allah ve Resûlü uğrunda hicret ederek evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse artık onun mükâfatı Allah'a düşer. Allah da çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

    101. Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman kâfirlerin size kötülük etmelerinden endişe ederseniz, namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler, sizin apaçık düşmanınızdır.

    102. Sen de içlerinde bulunup onlara namaz kıldırdığın zaman, onlardan bir kısmı seninle beraber namaza dursunlar, silahlarını (yanlarına) alsınlar, böylece (namazı kılıp) secde ettiklerinde (diğerleri) arkanızda olsunlar. Sonra henüz namazını kılmamış olan (bu) diğer gurup gelip seninle beraber namazlarını kılsınlar ve onlar da ihtiyat tedbirlerini ve silahlarını alsınlar. O kâfirler arzu ederler ki siz silahlarınızdan ve eşyanızdan gafil olsanız da üstünüze birden baskın yapsalar. Eğer size yağmurdan bir eziyet olur yahut hasta bulunursanız silahlarınızı bırakmanızda size günah yoktur. Yine de tedbirinizi alın. Şüphesiz Allah, kâfirler için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.

    103. Namazı bitirince de ayakta, otururken ve yanınız üzerinde yatarken (daima) Allah'ı anın. Huzura kavuşunca da namazı dosdoğru kılın; çünkü namaz müminler üzerine vakitleri belli bir farzdır.

    104. O (düşman) topluluğu takip etmekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı çekiyorsanız onlar da, sizin çektiğiniz gibi acı çekmektedirler. Üstelik siz Allah'tan, onların ümit etmedikleri şeyleri umuyorsunuz. Allah ilim ve hikmet sahibidir.

    105. Allah'ın sana gösterdiği şekilde insanlar arasında hükmedesin diye sana Kitab'ı hak ile indirdik; hainlerden taraf olma!

    106. Ve Allah'tan mağfiret iste, çünkü Allah, çok bağışlayıcı, ziyadesiyle esirgeyicidir.

    107. Kendilerine hıyanet edenleri savunma; çünkü Allah hainliği meslek edinmiş günahkârları sevmez.

    108. İnsanlardan gizler de Allah'tan gizlemezler. Halbuki geceleyin, O'nun razı olmadığı sözü düzüp kurarken O, onlarla beraber idi. Allah yaptıklarını kuşatıcıdır (O'nun ilminden hiçbir şeyi gizleyemezler).

    109. Haydi siz dünya hayatında onlara taraf çıkıp savundunuz, ya kıyamet günü Allah'a karşı onları kim savunacak yahut onlara kim vekil olacak?

    110. Kim bir kötülük yapar yahut nefsine zulmeder de sonra Allah'tan mağfiret dilerse, Allah'ı çok bağışlayıcı ve esirgeyici bulacaktır.

    111. Kim bir günah kazanırsa onu ancak kendi aleyhine kazanmış olur. Allah her şeyi bilicidir, büyük hikmet sahibidir.

    112. Kim kasıtlı veya kasıtsız bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, muhakkak ki, büyük bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.

    113. Allah'ın sana lütfu ve esirgemesi olmasaydı, onlardan bir güruh seni saptırmaya yeltenmişti. Onlar yalnızca kendilerini saptırırlar, sana hiçbir zarar veremezler. Allah sana Kitab'ı ve hikmeti indirmiş ve sana bilmediğini öğretmiştir. Allah'ın lütfu sana gerçekten büyük olmuştur.

    114. Onların fısıldaşmalarının birçoğunda hayır yoktur. Ancak bir sadaka yahut bir iyilik yahut da insanların arasını düzeltmeyi isteyen (in fısıldaşması) müstesna. Kim Allah'ın rızasını elde etmek için bunu yaparsa, biz ona yakında büyük bir mükâfat vereceğiz.

    115. Kendisi için doğru yol belli olduktan sonra, kim Peygamber'e karşı çıkar ve müminlerin yolundan başka bir yola giderse, onu o yönde bırakırız ve cehenneme sokarız; o ne kötü bir yerdir.

    116. Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; ondan başka günahları dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah'a ortak koşarsa büsbütün sapıtmıştır.

    117. Onlar (müşrikler) O'nu bırakıp yalnızca bir takım dişilerden (dişi isimli tanrılardan) istiyorlar, ancak inatçı şeytandan dilekte bulunuyorlar.

    118. Allah onu (şeytanı) lânetlemiş; o da: "Yemin ederim ki, kullarından belli bir pay edineceğim" demiştir.

    119. "Onları mutlaka saptıracağım, muhakkak onları boş kuruntulara boğacağım, kesinlikle onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar (putlar için nişanlayacaklar), şüphesiz onlara emredeceğim de Allah'ın yarattığını değiştirecekler" (dedi). Kim Allah'ı bırakır da şeytanı dost edinirse elbette apaçık bir ziyana düşmüştür.

    120. (Şeytan) onlara söz verir ve onları ümitlendirir; halbuki şeytanın onlara söz vermesi aldatmacadan başka bir şey değildir.

    121. İşte onların yeri cehennemdir; ondan kaçıp kurtulacak bir yer de bulamayacaklardır.

    122. İman eden ve iyi işler yapanları, içinde ebedî kalmak üzere, zemininden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Allah, (bu söylenenleri) hak bir söz olarak vâdetti. Söz verme ve onu tutma bakımından kim Allah'tan daha doğru olabilir?

    123. Ne sizin kuruntularınız ne de ehl-i kitabın kuruntuları (gerçektir); kim bir kötülük, yaparsa onun cezasını görür ve kendisi için Allah'tan başka dost da, yardımcı da bulamaz.

    124. Erkek olsun, kadın olsun, her kim de mümin olarak iyi işler yaparsa, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar.

    125. İşlerinde doğru olarak kendini Allah'a veren ve İbrahim'in, Allah'ı bir tanıyan dinine tâbi olan kimseden dince daha güzel kim vardır? Allah İbrahim'i dost edinmiştir.

    126. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır ve Allah her şeyi kuşatmıştır. (Hiçbir şey O'nun ilim ve kudretinin dışında kalamaz).

    127. Senden kadınlar hakkında fetva istiyorlar. De ki, onlara ait hükmü size Allah açıklıyor: Kitap'ta, kendileri için yazılmışı (mirası) vermeyip nikâhlamak istediğiniz yetim kadınlar, çaresiz çocuklar ve yetimlere karşı âdil davranmanız hakkında size okunan âyetler (Allah'ın hükmünü apaçık ortaya koymaktadır). Hayırdan ne yaparsanız şüphesiz Allah onu bilmektedir.

    128. Eğer bir kadın kocasının geçimsizliğinden yahut kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse, aralarında bir sulh yapmalarında onlara günah yoktur. Sulh (daima) hayırlıdır. Zaten nefisler kıskançlığa hazırdır. Eğer iyi geçinir ve Allah'tan korkarsanız şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    129. Üzerine düşüp uğraşsanız da kadınlar arasında âdil davranmaya güç yetiremezsiniz; bâri birisine tamamen kapılıp da diğerini askıya alınmış gibi bırakmayın. Eğer arayı düzeltir, günahtan sakınırsanız Allah şüphesiz çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

    130. Eğer (eşler) birbirinden ayrılırsa Allah, bol nimetinden her birini zenginleştirir (diğerine muhtaç olmaktan kurtarır); Allah'ın lütfu geniş, hikmeti büyüktür.

    131. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Sizden önce kendilerine Kitap verilenlere ve size "Allah'tan korkun" diye emrettik. Eğer inkâr ederseniz biliniz ki göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Allah hudutsuz zengindir, ziyadesiyle övgüye lâyıktır.

    132. Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Vekil olarak Allah yeter.

    133. Ey insanlar! Allah dilerse sizi yokluğa gönderip başkalarını getirir; Allah buna kadirdir.

    134. Kim dünya mükâfatını isterse (bilsin ki) dünyanın da ahiretin de mükâfatı Allah katındadır. Allah her şeyi işiten ve her şeyi görendir.

    135. Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan, kendini, ana-babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahitlik eden kimseler olun. (Haklarında şahitlik ettikleriniz) zengin olsunlar, fakir olsunlar Allah onlara (sizden) daha yakındır. Hislerinize uyup adaletten sapmayın, (şahitliği) eğer, büker (doğru şahitlik etmez), yahut şâhidlik etmekten kaçınırsanız (biliniz ki) Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    136. Ey iman edenler! Allah'a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği Kitab'a ve daha önce indirdiği kitaba iman (da sebat) ediniz. Kim Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve kıyamet gününü inkâr ederse tam manasıyle sapıtmıştır.

    137. İman edip sonra inkâr edenleri, sonra yine iman edip tekrar inkâr edenleri, sonra da inkârlarını arttıranları Allah ne bağışlayacak, ne de onları doğru yola iletecektir.

    138. Münafıklara, kendileri için acı bir azap olduğunu müjdele!

    139. Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet (güç ve şeref) mi arıyorlar? Bilsinler ki bütün izzet yalnızca Allah'a aittir.

    140. O (Allah), Kitap'ta size şöyle indirmiştir ki: Allah'ın âyetlerinin inkâr edildiğini yahut onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, onlar bundan başka bir söze dalıncaya (konuya geçinceye) kadar kâfirlerle beraber oturmayın; yoksa siz de onlar gibi olursunuz. Elbette Allah, münafıkları ve kâfirleri cehennemde bir araya getirecektir.

    141. Sizi gözetleyip duranlar, eğer size Allah'tan bir zafer (nasib) olursa, "Sizinle beraber değil miydik?" derler. Kâfirlerin (zaferden) bir nasipleri olursa (bu sefer de onlara), "Sizi yenip (öldürebileceğimiz halde öldürmeyip) müminlerden korumadık mı?" derler. Artık Allah kıyamet gününde aranızda hükmedecektir ve kâfirler için müminler aleyhine asla bir yol vermeyecektir.

    142. Şüphesiz münafıklar Allah'a oyun etmeye kalkışıyorlar; halbuki Allah onların oyunlarını başlarına çevirmektedir. Onlar namaza kalktıkları zaman üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar, Allah'ı da pek az hatıra getirirler.

    143. Bunların arasında bocalayıp durmaktalar,ne onlara (bağlanıyorlar) ne bunlara. Allah'ın şaşırttığı kimseye asla bir (çıkar) yol bulamazsın.

    144. Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin; (bunu yaparak) Allah'a, aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?

    145. Şüphe yok ki münafıklar cehennemin en alt katındadırlar. Artık onlara asla bir yardımcı bulamazsın.

    146. Ancak tevbe edip hallerini düzeltenler, Allah'a sımsıkı sarılıp dinlerini (ibadetlerini) yalnız onun için yapanlar başkadır. İşte bunlar (gerçekte) müminlerle beraberdirler ve Allah müminlere yakında büyük mükâfat verecektir.

    147. Eğer siz iman eder ve şükrederseniz, Allah size neden azap etsin! Allah şükre karşılık veren ve her şeyi bilendir.

    148. Allah kötü sözün açıkça söylenmesini sevmez; ancak haksızlığa uğrayan başka. Allah her şeyi işitici ve bilicidir.

    149. Bir iyiliği açıklar yahut gizlerseniz veya bir kötülüğü (açıklamayıp) affederseniz, şüphesiz Allah da ziyadesiyle affedici ve kadirdir.

    150. Allah'ı ve peygamberlerini inkâr edenler ve (inanma hususunda) Allah ile peygamberlerini birbirinden ayırmak isteyip "Bir kısmına iman ederiz ama bir kısmına inanmayız" diyenler ve bunlar (iman ile küfür) arasında bir yol tutmak isteyenler yok mu;

    151. İşte gerçekten kâfirler bunlardır. Ve biz kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.

    152. Allah'a ve peygamberlerine iman eden ve onlardan hiçbirini diğerlerinden ayırmayanlara (gelince) işte Allah onlara bir gün mükâfatlarını verecektir. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

    153. Ehl-i kitap senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Onlar Musa'dan, bunun daha büyüğünü istemişler de, "Bize Allah'ı apaçık göster" demişlerdi. Zulümleri sebebiyle hemen onları yıldırım çarptı. Bilâhare kendilerine açık deliller geldikten sonra buzağıyı (tanrı) edindiler. Biz bunu da affettik. Ve Musa'ya apaçık delil (ve yetki) verdik.

    154. Söz vermeleri (ni takviye) için Tûr'u başlarına diktik de onlara, "Baş eğerek kapıdan girin" dedik, "Cumartesi günü sınırı aşmayın" dedik. Kendilerinden sağlam söz aldık.

    155. Sözlerinden dönmeleri, Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ve "Kalplerimiz kılıflanmıştır" demeleri sebebiyle (onları lânetledik, türlü belâlar verdik. Onların kalpleri kılıflı değildir;) tam aksine küfürleri sebebiyle Allah o kalpler üzerine mühür vurmuştur; pek azı müstesna artık iman etmezler.

    156. Bir de inkâr etmelerinden ve Meryem'in üzerine büyük bir iftira atmalarından;

    157. Ve "Allah elçisi Meryem oğlu İsa'yı öldürdük" demeleri yüzünden (onları lânetledik). Halbuki onu ne öldürdüler, ne de astılar; fakat (öldürdükleri) onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında ihtilâfa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler; bu hususta zanna uymak dışında hiçbir (sağlam) bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler.

    158. Bilâkis Allah onu (İsa'yı) kendi nezdine kaldırmıştır. Allah izzet ve hikmet sahibidir.

    159. Ehl-i kitaptan her biri, ölümünden önce ona muhakkak iman edecektir. Kıyamet gününde de o, onlara şahit olacaktır.

    160. Yahudilerin yaptıkları zulümden, bir de çok kimseyi Allah yolundan çevirmelerinden, menetmelerinden dolayı kendilerine (daha önce) helâl kılınmış bulunan temiz ve iyi şeyleri onlara haram kıldık.

    161. Menedildikleri halde faizi almalarından ve haksız (yollar) ile insanların mallarını yemelerinden dolayı içlerinden inkâra sapanlara acı bir azap hazırladık.

    162. Fakat içlerinden ilimde derinleşmiş olanlar ve müminler, sana indirilene ve senden önce indirilene iman edenler, namazı kılanlar, zekâtı verenler; Allah'a ve ahiret gününe inananlar var ya; işte onlara pek yakında büyük mükâfat vereceğiz.

    163. Biz Nuh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. Ve (nitekim) İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, esbâta (torunlara), İsa'ya, Eyyûb'e, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a vahyettik. Davud'a da Zebûr'u verdik.

    164. Bir kısım peygamberleri sana daha önce anlattık, bir kısmını ise sana anlatmadık. Ve Allah Musa ile gerçekten konuştu.

    165. (Yerine göre) müjdeleyici ve sakındırıcı olarak peygamberler gönderdik ki insanların peygamberlerden sonra Allah'a karşı bir bahaneleri olmasın! Allah izzet ve hikmet sahibidir.

    166. Fakat Allah sana indirdiğine şahitlik eder; onu kendi ilmi ile indirdi. Melekler de (buna) şahitlik ederler. Ve şahit olarak Allah kâfîdir.

    167. İnkâr eden ve (başkalarını da) Allah yolundan alıkoyanlar şüphesiz doğru yoldan çok uzaklaşmışlardır.

    168. İnkâr edip zulmedenleri Allah asla bağışlayacak değildir. Onları (başka) bir yola iletecek de değildir.

    169. Ancak orada ebedî kalmak üzere cehennem onların yoluna (iletecektir). Bu da Allah'a çok kolaydır.

    170. Ey insanlar! Resûl size Rabbinizden gerçeği getirdi (bunda şüphe yoktur), şu halde kendi iyiliğinize olarak (ona) iman edin. Eğer inkâr ederseniz, göklerde ve yerde ne varsa şüphesiz hepsi Allah'ındır. (O'nun sizin inanmanıza ihtiyacı yoktur). Allah geniş ilim ve hikmet sahibidir.

    171. Ey ehl-i kitap! Dininizde aşırı gitmeyin ve Allah hakkında, gerçekten başkasını söylemeyin. Meryem oğlu İsa Mesîh, ancak Allah'ın resûlüdür, (o) Allah'ın, Meryem'e ulaştırdığı "kün: Ol" kelimesi(nin eseri)dir, O'ndan bir ruhtur. (O'nun tarafından gönderilmiş, yahut teyit edilmiş, yahut da Cebrail tarafından üfürülmüş bir ruhtur). Şu halde Allah'a ve peygamberlerine iman edin. "(Tanrı) üçtür" demeyin, sizin için hayırlı olmak üzere bundan vazgeçin. Allah ancak bir tek Allah'tır. O, çocuğu olmaktan münezzehtir. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Vekil olarak Allah yeter.

    172. Ne Mesîh ve ne de Allah'a yakın melekler, Allah'ın kulu olmaktan geri dururlar. O'na kulluktan geri durup büyüklenen kimselerin hepsini (Allah) yakında huzuruna toplayacaktır.

    173. İman edip iyi işler yapanlara (Allah) ecirlerini tam olarak verecek ve onlara lütfundan daha fazlasını da ihsan edecektir. Kulluğundan yüz çeviren ve kibirlenenlere gelince onlara acı bir şekilde azap edecektir. Onlar, kendileri için Allah'tan başka ne bir dost ve ne de bir yardımcı bulurlar. (Kendilerini Allah'ın azabından kurtaracak bir kimse bulamazlar.)

    174. Ey insanlar! Şüphesiz size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apaçık bir nur indirdik.

    175. Allah'a iman edip O'na sımsıkı sarılanlara gelince, Allah onları kendinden bir rahmet ve lütuf (deryası) içine daldıracak ve onları kendine doğru (giden) bir yola götürecektir.

    176. Senden fetva isterler. De ki: "Allah, babası ve çocuğu olmayan kimsenin mirası hakkındaki hükmü şöyle açıklıyor: Eğer çocuğu olmayan bir kimse ölür de onun bir kızkardeşi bulunursa, bıraktığının yarısı bunundur. Kızkardeş ölüp çocuğu olmazsa erkek kardeş de ona vâris olur. Kızkardeşler iki tane olursa (erkek kardeşlerinin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer erkekli kadınlı daha fazla kardeş mevcut ise erkeğin hakkı, iki kadın payı kadardır. Şaşırmamanız için Allah size açıklama yapıyor. Allah her şeyi bilmektedir.

18 Mart 2023 Cumartesi

   --------------------------
Sonuç
  Mümtehine   süresi

  •  Müminler dost edinecekleri kimseleri iyi seçmelidir. Allah(cc)'a inançları dolayısıyla, inananlara zulm edenlere şevkatla yaklaşıp dost edinmek, onlara yardım etmek doğru değildir, ve bunu yapan yoldan sapmıştır. Mümin, sadece Allah(cc)'a dayanıp O'na güvenmeli ve O'na yönelmelidir. Nihayetinde, Allah(cc), o sapıtmış topluluğu rahmetinden dışlamış ve onları düşmanı olarak mimlemiştir ve onları acıklı bir azab beklemektedir.

17 Mart 2023 Cuma

 Mümtehine 13:

  •  Ey iman edenler, Allah(cc)'ın kendilerine gazab ettiği bir topluluğu dost edinmeyin. Onlar ahiretten, kabir ehli arasına karışan inkarcıların ümit kestiği gibi, ümit kesmişlerdir.

16 Mart 2023 Perşembe

 Mümtehine 12:

  •  Ey Peygamber, mümin kadınlar sana gelip, Allah(cc)'tan başka hiç bir şeye ilahlık yakıştırmayacaklarına, hırsızlık yapmayacaklarına, zina yapmayacaklarına, çocuklarını öldürmeyeceklerine, (elleri ve ayakları arasında olandan) hiç yoktan yalan uydurup iftira atmayacaklarına ve senin bildireceğin meşru konularda sana karşı çıkmayacaklarına dair biat ederlerse, onların biatlerini kabul et, ve Allah(cc)'tan onlar için mağfiret dile. Çünkü Allah(cc) çok bağışlayıcı, sonsuz rahmet kaynağıdır.

15 Mart 2023 Çarşamba

 Mümtehine 11:

  •  Eğer inkarcılara kaçan hanımlarınızdan dolayı bir mağduriyet yaşarsanız, (aynı şekilde karşı tarafa) misillemede bulunarak mahsuplaşın (eşlerin mağdur ettiği kocalara, kaçan eşleri için harcadıklarına denk bir karşılık siz verin). Ve inandığınız Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilinci ile davranın.

14 Mart 2023 Salı

 Mümtehine 10:

  •  Ey iman edenler, eğer mümin kadınlar size muhacir olarak gelirse, her ne kadar Allah(cc) onların imanını tam olarak biliyorsa da, siz yine de onları deneyin, eğer onların mümin olduğundan emin olursanız, artık onları inkarcılara geri göndermeyin. Ne o kadınlar inkarcı eşlerine helaldir, ne de eşleri o kadınlara helaldir. Onların verdiklerini de geri iade edin. Ve siz bu kadınların mehirlerini verdiğiniz sürece, onlarla nikahlanmanızda bir beis yoktur. Ayrıca, inkarda ısrar eden kadınları da (zorla) nikahınızda tutmayın, onlara verdiğinizi isteyin, ayrıca onlarda verdiklerini sizden geri isteyebilir. İşte bunlar Allah(cc)'ın hükmüdür. Zira Allah(cc) her şeyi bilendir, hikmetle hükmedendir.

13 Mart 2023 Pazartesi

 Mümtehine 8-9:

  • İnancınızdan dolayı size karşı savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan inkarcılara karşı, nezaketle ve adaletle davranmanızı Allah(cc) yasaklamaz. Aksine, Allah(cc) adaletle davranları sever.  Fakat, inancınızdan dolayı sizinle savaşan ve sizi yurtlarınızdan çıkartan ve onlara yardım edenlere dostlukla yaklaşmanızı yasaklar. Zira gerçek zalimler onlardır.

12 Mart 2023 Pazar

 Mümtehine 6-7:

  •  Onlarda, Allah(cc)'ı ve Ahiret gününü bekleyen herkes için güzel bir örnek vardır. Ama eğer (bu misyondan) yüz çevirirseniz, bilin ki Allah(cc) kimseye muhtaç değildir, nihayetinde bütün övgülere layık olan tek Allah(cc)'tır.
    Mümkündür ki, Allah(cc), sizin düşman olarak algıladığınız kimselerle sizin aranızda bir sevgi bağı var edebilir, ve Allah(cc)'ın buna gücü yeter, zira Allah(cc) çok bağışlayıcı, rahmet kaynağıdır.

11 Mart 2023 Cumartesi

 Mümtehine 4-5:

  •  Gerçekten İbrahim(as) ve ona uyanlarda  sizler için güzel ve yerinde bir örnek vardır. Onlar kendi putperest toplumlarına şöyle seslendiler:' Kesinlikle biz sizden de, sizin Allah(cc)'tan başka taptıklarınızdan da uzağız. Sizin inandığınız her şeyi inkar ediyoruz. Sizinle bizim aramızda, tek Allah(cc)'a inanacağınız güne kadar sürecek bir düşmanlık ve nefret vardır'. Tek istisna, İbrahim(as)'ın babasına :' Senin için Allah(cc)'tan bağışlama dileyeceğim. Ama senin adına Allah(cc)'tan bir şey elde etmek benim elimde değil' demesiydi. (Ve İbrahim(as) ve ona uyanlar):' Rabbimiz, Sana güveniyor ve Sana yöneliyoruz. Çünkü bütün yolların varışı Sanadır. Ey Rabbimiz, bizi, hakikatı inkar edenlere fitne aracı yapma. Ve günahlarımızı bağışla. Ey Rabbimiz, Sensin tek kudret ve hikmet sahibi' diye dua ettiler.

10 Mart 2023 Cuma

 Mümtehine 1-3:

  •  Ey iman edenler, size gelmiş olan hakikati inkar ederek, yanlızca Rabbiniz Allah(cc)'a inancınızdan dolayı, Peygamberi ve sizleri yurtlarınızdan çıkartan düşmanlarımı (عَدُوِّي) - ki onlar sizin de düşmanlarınızdır-  şevkat göstererek dost edinmeyin. Eğer Benim yolumda gayret göstermek için ve Benim rızamı kazanmak arzusu ile evlerinizden çıkıp gittiyseniz, onlara gizli bir şevkatle yaklaşarak dostluk yapmayın.  Hem gizlediğiniz, hem açığa vurduğunuz her şeyden haberdarım. Ve içinizden her kim bunu yaparsa, doğru yoldan sapmış olur.
    Eğer sizi ele geçirirlerse, size düşmanlıklarını kesintisiz sürdürürler, hatta elleriyle ve dilleriyle size sürekli kötülük etmeye çalışırlar. Ve sizin de onlar gibi hakikatı inkar etmenizi isterler. Size ne yakınlarınızın ne de çocuklarınızın faydası olur, Kıyamet günü Allah(cc) onlarla aranızı ayıracaktır. Allah(cc) yaptıklarınızı, hakkıyla görendir.
    (Kuran'da genelde Yüce Rabbim'den bahsedilirken; genelde Allah(cc) ve Biz kelimeleri kullanılır, Biz çoğul kullanımı ile ilgili bir çok mantıklı ve makul açıklama vardır (şu anki konumuz bu değil). Fakat burada direk, Yüce Rabbim, düşmanlığı kişiselleştirerek düşmanlarım (عَدُوِّي) diyor (sondaki ي). Yani, Allah(cc), inancı dolayısıyla kendisine zulmedilen, yurdundan çıkartılan ve kendisine düşmanlık yapılan kullarına bunları yapanları, direk düşmanı olarak görüyor  -ve de düşmanlığı kişiselleştirerek-. Bir insanın düşebileceği en alt seviye bu olsa gerek. Zira Allah(cc), bizzat kendisini düşmanı olarak görüyor. Bir insanın yapabileceği en extrem aptallık ta, Allah(cc)'ı kendisine kişisel düşman yapması olsa gerek!.)

9 Mart 2023 Perşembe

  Mümtehine suresi:
(Diyanet çevirisi)

  •  1. Ey iman edenler! Eğer benim yolumda savaşmak ve rızamı kazanmak için çıkmışsanız, benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanlara sevgi göstererek, gizli muhabbet besleyerek onları dost edinmeyin. Oysa onlar, size gelen gerçeği inkâr etmişlerdir. Rabbiniz Allah'a inandığınızdan dolayı Peygamber'i de sizi de yurdunuzdan çıkarıyorlar. Ben, sizin saklı tuttuğunuzu da, açığa vurduğunuzu da en iyi bilenim. Sizden kim bunu yaparsa (onları dost edinirse) doğru yoldan sapmış olur.

    2. Şayet onlar sizi ele geçirirlerse, size düşman kesilecekler, size ellerini ve dillerini kötülükle uzatacaklardır. Zaten inkâr edivermenizi istemektedirler.

    3. Kıyamet günü yakınlarınız ve çocuklarınız size fayda vermezler. Çünkü Allah aranızı ayırır. Allah, yaptıklarınızı görendir.

    4. İbrahim'de ve onunla beraber olanlarda, sizin için gerçekten güzel bir örnek vardır. Onlar kavimlerine demişlerdi ki: "Biz sizden ve Allah'ı bırakıp taptıklarınızdan uzağız. Sizi tanımıyoruz. Siz bir tek Allah'a inanıncaya kadar, sizinle bizim aramızda sürekli bir düşmanlık ve öfke belirmiştir." Şu kadar var ki, İbrahim babasına: "Andolsun senin için mağfiret dileyeceğim. Fakat Allah'tan sana gelecek herhangi bir şeyi önlemeye gücüm yetmez" demişti. (O müminler şöyle dediler:) Rabbimiz! Ancak sana dayandık, sana yöneldik. Dönüş de ancak sanadır.

    5. Rabbimiz! Bizi, inkâr edenler için deneme konusu kılma, bizi bağışla! Ey Rabbimiz! Yegâne galip ve hikmet sahibi, ancak sensin.

    6. Andolsun, onlar sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü arzu edenler için güzel bir örnektir. Kim yüz çevirirse şüphesiz Allah, zengindir, hamde lâyık olandır.

    7. Olur ki Allah sizinle düşman olduklarınız arasında yakında bir dostluk meydana getirir. Allah gücü yetendir. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.

    8. Allah, sizinle din uğrunda savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayanlara iyilik yapmanızı ve onlara âdil davranmanızı yasaklamaz. Çünkü Allah, adaletli olanları sever.

    9. Allah, yalnız sizinle din uğrunda savaşanları, sizi yurtlarınızdan çıkaranları ve çıkarılmanız için onlara yardım edenleri dost edinmenizi yasaklar. Kim onlarla dost olursa işte zalimler onlardır.

    10. Ey iman edenler! Mümin kadınlar hicret ederek size geldiği zaman, onları, imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz de onların inanmış kadınlar olduklarını öğrenirseniz onları kâfirlere geri göndermeyin. Bunlar onlara helâl değildir. Onlar da bunlara helâl olmazlar. Onların (kocalarının) sarfettiklerini (mehirleri) geri verin. Mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Kâfir kadınları nikâhınızda tutmayın, sarfettiğinizi isteyin. Onlar da sarfettiklerini istesinler. Allah'ın hükmü budur. Aranızda O hükmeder. Allah bilendir, hikmet sahibidir.

    11. Eğer eşlerinizden biri, sizi bırakıp kâfirlere kaçar, siz de (onlarla savaşıp) galip gelirseniz, eşleri gitmiş olanlara (ganimetten), harcadıkları kadar verin. İnandığınız Allah'a karşı gelmekten sakının.

    12. Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, iyi işi işlemekte sana karşı gelmemek hususunda sana biat etmeye geldikleri zaman, biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

    13. Ey iman edenler! Kendilerine Allah'ın gazap ettiği bir kavmi dost edinmeyin. Zira onlar, kâfirlerin kabirlerdekilerden (onların dirilmesinden) ümit kestikleri gibi ahiretten ümit kesmişlerdir.

8 Mart 2023 Çarşamba

  --------------------------
Sonuç
  Ahzab   süresi

  •  Mümin, Allah(cc)'a karşı sorumluluk hissi ile davranmalıdır. Zira Allah(cc)'a verlien sözü hesabı mutlaka sorulacaktır. Münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar ise türlü entrikalarla her zaman, kendileri yoldan çıktığı gibi,  sizi de yolunuzdan çıkarmaya çalışacaklardır. Burada tek yapılacak olan, Allah(cc)'ın Peygamberini örnek almaktır. Mümin asla duruşunu değiştirmez ve verdiği sözden geri dönmez. Nihayetinde, Allah(cc), müminler için sınırsız bir mağfiret ve muhteşem bir ödül hazırlamıştır. Mümin, asla münafıklara ve inkarcılara uymaz ve onların eziyetlerine aldırmaz, Allah(cc)'a güvenir ve vekil olarak ta Allah(cc) yeter. Münafıklar ve hakikatı inkar edinlere gelince ise, onlar için büyük bir azab hazırlanmıştır ve cehennemde sonsuza kadar kalacaklardır.

 Dua saati:13. Rabbimiz! Bizleri muhafaza buyur, buyur ki Sen bi-ricik koruyucumuzsın.. dünyanın bütün kötülüklerinden, bizim için ar vesilesi olabilecek durumlardan ve âhiret aza-bından koru.. koru ki, Sen bizim korkup endişe ettiğimiz şeylerin üstesinden gelebilecek kadar büyük ve ulusun!Rabbimiz! Ancak Senin inayetinle bozguncuların şerlerini defedebiliriz. Kötü kimselerin fenalıklarından, kâfirlerin ve münafıkların hile ve hud’alarından korunmak için sığınabi-leceğimiz Senin kapından başka kapı da yoktur. Ey, bir belaya maruz kaldıklarında sabırları, lutfedilen ni-metler karşısında da şükürleri pek az olan biz zayıf ve çare-siz kulların Rabbi! Dünyanın feci ve korkutan hâdiseleri ve dehrin musibetleri karşısında bize inayet eyle ve kâfirlerin ve fesatçıların şerlerinin bize ulaşmasına mani ol!

7 Mart 2023 Salı

 Ahzab 72-73:

  •  Gerçek şu ki, Biz (akıl ve irade) emanetini , göklere, yere ve dağlara sunduk, ama (sorumluluğundan) korktukları için yüklenmeyi reddettiler. O emaneti insan yüklendi. Zaten o, haksızlığa ve akılsızlığa son derece meyilli biridir.
    Bundan dolayıdır ki, Allah(cc) münafık erkek ve kadınlarla, müşrik erkek ve kadınlara azab edecek, mümin erkek ve kadınların tevbelerini de kabul edecektir.

6 Mart 2023 Pazartesi

 Ahzab 69-71:

  •  Ey iman edenler, siz Musa(as)'a eziyet eden (israilogulları) gibi olmayın. Unutmayın ki, Allah(cc), onu ileri sürdükleri bütün iddaalardan temize çıkardı. Çünkü o, Allah(cc) katında büyük şeref ve itibar sahibiydi. Ey iman edenler, Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilinciyle davranın ve (her zaman) hakkı ve doğruyu konuşun. (O zaman) Allah(cc) işlerinizi değerli kılar ve günahlarınızı affeder. Ve (bilin ki) kim Allah(cc) ve Resul'una itaat ederse, o büyük kurtuluşa erer.

5 Mart 2023 Pazar

 Sabah duasi:83. Ey hiç açılmaz gibi görünen kapıları bile ardına kadar açmaya muktedir olan yüce Rabbimiz! Senden, arkasında hayır ve güzellik olan bütün kapıları en yakın zamanda bizim için de açmanı diliyoruz. Ey bütün sebepleri yaratan ve onlara hükmeden ulu Sultanımız! Nezdinden göndereceğin inayet sürprizleriyle, bize de, ümitlerimizin ve hayallerimizin ötesinde maksûdumuza, matlûbumuza, mahbû bu muza ulaşacağımız imkanlar lutfet! Nezdinde makbul ve mukarreb kullar gibi, bizleri de emredilen hususlarla meşgul olup tamamını bihakkın yerine getiren.. nehyedilen hususlardan yüz çevirip hepsinden içtinab eden.. hedefinde hep Senin hoşnutluğun olan.. insanların ellerindeki şeylere tama(h) etmeyen.. peygamberâne bir iffet, peygamberâne bir ismet ve peygamberâne bir fetanet peşinde olup, her zaman Senin sâdık u masdûk elçilerinin yürüdükleri şehrahlardan yürüme gayreti içinde bulunan.. gözü-gönlü sürekli Sana müteveccih ve hiç ara vermeden hep ölüm ötesi hayat için hazırlık yapan salih kimselerden eyle!

 Sabah duasi: 75.Ey selamet ve esenli ğin kaynağı, biricik mel cei miz, yegâne Rabbimiz! Biz mücrim kullarını bütün yaramaz ve uygunsuz düşünce ve davranış lardan sıyanet buyur.. topyekün bela ve musibetlerden koru.. dünyada da, âhirette de utanç verici, yüz kızartıcı, rezil rüsvâ edici hâllere düşmekten muhafaza et! Ya Mevlânâ ve ya İlâ henâ! Biliyor ve inanıyoruz ki, Sen, kullarının ibadet ü tâatına asla ve kat’a muhtaç olmadığın gibi, onların işlediği masiyetler de Senin ululuğuna asla zarar veremez. Ne olur, bahtına düştük, kasden ya da min gayr-i kasdin, içine düştüğümüz kusurlardan dolayı bizi muâheze etme! İhlas-ı tâmma mazhar olmuş kullarının arasına bizi de al ve ibadetlerimizin riya ve süm’a gibi virüslerle kirlenmesine izin verme!

4 Mart 2023 Cumartesi

 Ahzab 64-68:

  •  Şüphesiz ki, Allah(cc) hakikatı inkar edenleri rahmetinden dışlamış ve onlar için yakıcı bir ateş hazırlamıştır. Onlar orada sonsuza kadar kalacaklar, ne bir dost ne de bir yardımcı bulabileceklerdir. Yüzleri ateşte darmadağın olduğu gün :' Eyvah, keşke Allah(cc)'a itaat etseydik, keşke Elçi'ye uysaydık' diyecekler. Ve devamın da:' Ey Rabbimiz, biz liderlerimize ve ileri gelenlerimize uyduk, onlar da bizi doğru yoldan uzaklaştırdılar. Ey Rabbimiz, onlara azabın iki mislini ver, ve rahmetinden tamamen mahrum bırak'.

 Ahzab 63:

  •  İnsanlar sana, kıyamet vakti hakkında soru soracaklar, de ki:' Ona dair bilgi sadece Allah(cc) katındadır. Biz bilemeyiz belki çok yakın (belki de değil!)'.

3 Mart 2023 Cuma

 Ahzab 60-62:

  •  Eğer münafıklar, kalplerinde hastalık olanlar ve medine'de uygunsuz haberler çıkarıp söylenti yayanlar , bu yaptıklarından vazgeçmezlerse, seni onların üzerine musallat ederiz de, bundan sonra senin çevrende çok az kalabilirler. Öyleleri Allah(cc)'ın rahmetinden kovulmuştur. Nerede kendilerine raslanırsa derdest edilir ve hak ettikleri şekilde öldürülürler. Daha önce gelip geçmiş toplumlar için Allah(cc)'ın sünneti budur ve Allah(cc)'ın sünnetinde asla değişiklik bulamassın.

2 Mart 2023 Perşembe

 Ahzab 59:

  • Ey Peygamber, eşlerine, kızlarına ve diğer mümin kadınlara (toplum içine çıktıklarında) dış kıyafetlerini üzerlerine almalarını söyle. Bu (onların iffetli kadınlar olarak) tanınmalarını ve rahatsız edilmemelerini temin eder.  Ama, unutma ki, Allah(cc) çok bağışlayıcı, rahmet kaynağıdır.

1 Mart 2023 Çarşamba

 Ahzab 58:

  •  Mümin erkek ve kadınları yapmadıkları bir şeyle suçlayanlar ise; onlar iftira atma suçu işlemiş ve böylece açık bir günaha girmiş olurlar.

 Ahzab 57:

  •  Allah(cc)'ı  ve Resul'unu incitenlere gelince; Allah(cc) onları bu dünyada da ahirette de rahmetinden dışlayacak ve onlar için alçaltıcı bir azap hazırlayacaktır.