31 Ocak 2019 Perşembe

--------------------------
Sonuç
  Müzzemmil süresi:

  •     Bu süre, Allah(cc) yolunda mücadele eden veya edeceklere(bu ağır yükü yüklenmek isteyenlere) bu işin yolunu, yöntemini anlatıyor sanırım. Bu ağır ve onurlu görev için, öncelikle Allah(cc)'ın mesajını anlamak gerekir ki, bu da gece kalkışı ile en güzel şekilde yapılabilir, namaz ve kulluk dikkat edilmesi gereken diğer husus. Karşılıksız harcamada bulunmak(zekat) ve Allah(cc)'a güzel bir borç verme de, bu yolun yapılması gerekenler listesinde üst sırada. Bu yolda genelde, kendisine nimet verilenler (Kuran'da bir çok yerde geçtiği gibi; mal ve evlat verilenler,yani güç ve servet sahipleri) engel olmaya çalışacak, ama onlara takılmadan, onların hakkından Allah(cc)'ın geleceği bilinerek, hareket edilmeli.
  • Netice olarak, benim bu sürede anladığım en önemli konu, Allah(cc) yolunda mücade edeceksen, ki bu ağır bir yük, donanımın olsun, bunun içinde en iyi zaman gece teheccüt kalkışı. Namaz,kulluk, Allah(cc) yolunda harcamakla da bu donanımı sağlamlaştır, yola devam et. Gerisini Allah(cc) halleder.
    Yoksa siz hala teheccüte kalkmıyor musunuz?:-)

30 Ocak 2019 Çarşamba

Çalışma 20+:
  •   İnsanın kendini kontrol ve disiplinize etmesi açısından gece teheccüte kalkması son derece önemli. Kendini kontrol edebilen ancak, Allah(cc) yolunda daha donanımlı olarak mücadele edebilir.
  • Tabii, Gece teheccüte kalkma, ki genelde bu zorlanılan bir konu, bu yolda ne kadar samimi olunduğunun da bir göstergesi.
  • O zaman, gece kalkışı insanda bir kararlılık ve sarsılmazlık (steadfastness) bilinci de oluşturuyor ki, bu da Allah(cc) yolunda çaba sarfedenlerin en çok ihtiyaç duyacağı şey. 

29 Ocak 2019 Salı

Çalışma 20:
  •    Evet, baştaki gece teheccüte kalkma ve ibadet konusuna yeninden dönülüyor. Peygamber efendimiz(sav) ve yanındakilerden bir grubun bunu zaten yaptığını Allah(cc)'nin gördüğünü hatırlatıyor, ve kendimizi gece kalkışı ve süresi konusunda zorlamamamız gerektiği hatırlatılıyor. İleride çeşitli mazeretlerin olabileceği, Alla(cc)'ın mazeretleri dikkate aldığı da hatırlatılarak, Allah(cc)'ın rahmeti üzerinden yeniden duruluyor.
  • Burada enteresan bir detay, Allah(cc)'ın lüftündan nasip ettiği rızkını aramak için yola koyulup çaba harcayan ile, Allah(cc) yolunda mücadele eden, yanyana zikrediliyor, ikisinin de önemiminin bir bakıma yüksek olduğu hatırlatılır şekilde.
  • Ayet devamındaki diğer bir önemli noktada  فَاقْرَءُوا مَا تَيَسَّرَ مِنَ الْقُرْآنِ şeklinde kuran'ı anlamak ve algılamak amaçlı okumadan, tekrar فَاقْرَءُوا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُ şeklinde hatırlatılıyor. Gece kalkışının anlama ve algılamada ne kadar işimizi kolaylaştırdığını başlangıçta belirmişti Allah(cc). Bunun ne kadar önemli olduğu iki defa aynı şey tekrarlanarak pekiştirilme yoluna gidilmiş.
  • Temelde bu süre, Allah(cc)'ın mesajını anlama, algılama ve anlatma gibi bu ağır görevi üstlenenlere bunun metodu da bu son sürede maddeler halinde verilmiş.
    •   Öncelikle Kuran'ın anlama ve algılama ki, bu en iyi şekilde gece yapılabilir.
    • Namaz ve kulluğu hakkını vererek yapın
    • Karşılıksız harcamada bulunun(zekat teriminin ilk geçtiği yer.)
    • Allah'a güzel bir borç verin(Tabii,unutulmamalıdır ki; zaten veren Allah(cc), verdiğini tekrar geri kendi yolunda harcayın ki,bu verdiğiniz size fazlasıyla Allah(cc) katında geri verilsin)

28 Ocak 2019 Pazartesi

Çalışma 15-19:
  •    Demek peygamberler  Allah(cc) emirlerini insanlara iletmek için olacaklara şahit olmak için gönderiliyor ve bu yeni bir şey değil, ilk insan ile başlayan bir süreç. Firavun benzetmesi de manidar, siz de firavun gibi Allah(cc) mesajına reaksiyon gösterirseniz, Ben de ona yaptığımı size yaparım vurgusumu var acaba? Kıyametin dehşeti daha önce açıklanmıştı, şimdi peşisıra dünyevi yapacakları da örnekle veriliyor(Razi).
    Kuranda , gelen peygamberlerin getirdikleri mesaj hep aynı olduğu yazılı. Sadece peygamberin geldiği toplumun genel zaafiyetlerini törpüleyici özel bazı emirler oluyor ama temele olarak hepsi aynı.
  • İlk örneğin, Musa(as) ve firavun üzerinden verilmesi de, aynı Musa(as), firavun sarayında büyüdü ve onun bildiği , tanıdığı biri idi, aynı şekilde Hz. Muhammed(sav) de Mekkeliler arasında doğdu, büyüdü ve tanıdıkları, bildikleri bir idi. Ama, aynı Musa(as) olduğu gibi, Hz. Muhammed(sav)'de de onun doruluğundan, dürüstlüğünden emin idiler, ama esas karşı çıktıkları Allah(cc) idi. Haşa, hayatlarına karışan ve müdahil olan bir Allah(cc) istemiyorlardı.
  • Kuranda neden Musa(as) kıssaları gibi kıssalar var, hatta, aynı kıssa farklı açılardan anlatılıyor?  Sanırım, bunun sebebi, bugün yapay zeka ile uğraşan bilim adamların yaptığı gibi; bir yapay zeka ağına, bir şey öğretmek için, o konunun negatif örneklerini de, pozitif örneklerini de tekrar tekrar o yapay zeka ağına beslemek gerekiyor, taki, doğru örnekleri, doğru, yalnış örnekleri yalnış olarak algılayasıya kadar. İnsan beyni de  aynı..
  • Allah(cc) mesajını ciddiye almassanız, sabii çocukların bile saçlarını ağartacak kadar dehşetli o gün den korkun diyor Allah(cc). Suçsuz çocuklar o kadar korkacaksa, biz günahkarlar ne kadar korkmamız lazım, artık siz düşünün.
  • 19 ayette geçen
    إِنَّ هَـٰذِهِ تَذْكِرَةٌ ۖ
      ise, Kuran'ın bir diğer özelliğini gösteriyor. تَذْكِرَةٌ  kelimesi, bir öğüt, hatırlatma (memento ; reminder) anlamı vardır ki (sözlüklerden), bu da bize mesajın her zaman aynı olduğunu, sadece şimdi yeniden hatırlatıldığını söylemek için, sanırım. DEvamında, artık dileyen Rabbine giden bir yol tutsun denerek, bu hatırlatmanın muhatabı, kendi özgür iradesi ile başbaşa bırakılıyor, muhakkak, özgür irade ile seçilmesi gerekir yolun, zorla güzellik olmuyor.
  • İniş sırasında şimdiye kadar, hep Rabb (ربّ) kelimesi karşımız çıktı, Allah (الله) yerine. Genelde, yardım ve hidayet istenirken, Rabb, ama verdiği nimetler ve her şey için şükrederken Allah lafzı kullanılıyor diyor bazı yorumcular. Enteresan tesbit.




27 Ocak 2019 Pazar

Çalışma 11-14:
  •    Burada Allah düşmanlarını, Allah Bana bırakın diyor, onlara hak ettiklerini en şiddetli şekilde vermek Benim işim diyor, ki onları aynı zamanda  أُولِي النَّعْمَةِ şeklinde tanımlayarak, onlara çok nimetler verdiğini de hatırlatıyor. Onlar sizi meşgul etmesin, siz bakın asıl işinize, biraz süre tanıyın, belki düşünürler, yok olmassa, kendileri bilir.Allah onlara hakkettiklerini çok şiddetli verecek, hem bu dünyada hem kıyamette.
    Razinin 11-14 ile ilgili tefsiri enteresan:
    •    Bil ki bu dört mertebeyi (sayılan dört şeyi), ruhi cezalar manasına hamletmek de mümkündür. Buna göre, "enkal" (bukağılar - zincirler - kelepçeler), nefsin, bedeni lezzetler ve cismani bağlarda zincirli kalmaya devam etmesinden ibarettir. Çünkü nefis dünyada bu sevgi ve rağbet melekesini kazanıp, beden uzaklaşır, kazanma vasıtaları artık batıl olduğu - işe yaramadığı için, inlemesi artar.

      Böylece bu, sanki ruh ve safa alemine kaçıp kurtulmasına mani bağlar ve kelepçeler gibi olur. Sonra bu ruhi bağlardan, ruhi bir ateş doğar. Çünkü bedeni hallere olan şiddetli arzusu ve bunlara ulaşma imkanı bulamaması, birşeyi elde etmeye son derece arzu duyan ama onu elde edemeyen kimsenin, bundan dolayı kalbinin yanması gibi, bu kimsede şiddetli bir ruhi yangına sebebiyet verir. İşte bu, "Cahim (yakıcı ateş)"rir.. Sonra o, mahrumiyyet yiyeceğini ve ayrılık elemini yudumlar. İşte, "Boğazda takınıp kalan bir yiyecek"den murad budur. Sonra o, bu haller yüzünden, Allah´ın nurunun tecellisinden ve mukaddes (yüce) kimseler zincirine dahil olmaktan mahrum olmaya devam eder. İşte, "elem verici bir azab "dan murad da budur. Bu ifadenin, "azaben elimen" şeklinde nekire oluşu, bu azabın, geçenlerden daha şiddetli ve daha mükemmel olduğuna delalet eder.

      Bil ki ben, bu ayetlerden muradın sadece söylediğim bu mana olduğunu söylemiyorum. Aksine diyorum ki: Bu ayet, dört cismanî (bedenî azab) mertebesinin ve dört ruhî (azab) mertebesinin var olduğunu beyan ediyor. Her nekadar ayetin lafzı, cismani (azab) mertebelerine nisbetle "hakikat", ruhî (azab) mertebelerine nisbetle de meşhur bilinen bir "mecaz" ise de, ayeti her iki manaya da hamletmek imkansız değildir.
Çalışma 9-10:
  •   8. ayetteki Rabbimizi anmak ve tümüyle ona yönelmek dışında, üçüncü  emir de, O'nu vekil edinmek. Yani bizim adımıza en güzel kararları alabilecek ve uygulayabilecek olan O'dur, ki vekilin anlamı da budur(A person who is an authorized representative or proxy). Doğunun da,  Batının da (yani her yerin) Rabbi Allah olduğuna göre , onu vekil edinmek yapılacak en güzel iştir. Razi: 'Çünkü Ben senin vekilin olduğum zaman, senin kendi işlerini düzeltmeye gayretinden daha güzel şekilde işlerini düzeltirim' şeklinde yorumluyor. Süper..
  • 10. ayette, iniş sırasına göre sabrın kuranda ilk geçtiği yer burası. Rabbi anıp,tümüyle ona yöneldikten sonra, O'nu vekil edineceğiz ve sonrasında sabredeceğiz, hükmün gerçekleşmesini. Zorluklar karşısında sabır göstermek gerekiyor, aynı zamanda ayette de buyrulduğu gibi, هَجْرًا جَمِيلًا (hijr jamil), insanlardan güzellikle ayrılmak gerekiyor, yani onlara biraz süre tanımak, tolerans göstermek gerekiyor. 

26 Ocak 2019 Cumartesi

Çalışma 8:
  •   Ayette tebettül ve tebtil kelimeleri ile ilgili.
    Rabbinin adını an ve bütün benliğinle O'na yönel.
    tebettül -> her şeyden ilgi ve alakayı kesip bir şeye yönelmektir.
    Razi'nin de belirttiği gibi, tebtil olmadan (tümüyle kendini vermeden) tebettül olmaz. Tebtil bir kişisel tasarruf, ama tebettül bir nihai amaç. O kişisel tasarruf yapılmadan nihai amaca ulaşmak imkansız.
    Hz. Meryem annemiz de betül ismi ile anılırdı ki, hiç evlenmediğinden ve tümüyle Allah(cc) adandığından., Hz. Fatima annemiz de, diğer kadınlardan farklı ve yüksek bir seviyeye ulaştığından dolayı (Mary (as) is called Baul since she did not marry. Fatima (as) is also called Batul since she was different from and superior to other women at the time in terms of deeds, conduct, and knowledge such that she had reached the stage of severance from all things besides Allah. (https://www.al-islam.org/enlightening-commentary-light-holy-quran-vol-18/surah-al-muzzammil-chapter-73 ) )
Çalışma 5:
  •    5. ayette, sanki muzzemmil kelimesinin anlamına denk gelen açıklama yapılıyor gibi. Yani ağır bir yük  ve sorumluluk gerektiren bir mesaj iletilecek, dolayısıyla bu mesajı hakkını vererek anlamanın en güzel yolu onu gece çalışmak.(6) 
  • 7. ayette geçen  سَبْحًا   fiili için genel olarak, çevirilerde
     Çünkü gündüz seni alıkoyacak çok iş ve meşğuliyetler vardır şeklinde yapılmış. buradaki sabt -> meşğuliyet anlamı yanında yüzme anlamı da var, ki yüzme en çok hareket gerektiren bir fiil. Bir bakıma, yaşanan çevre bir bakıma denize benzetiliyor ve orada, bir çoklarının olduğu gibi, boğulmadan, yüzün iması da var (The Arabic nominal form sabh denotes movement and it is also applied to swimming, since the latter entails frequent movements. The human society is seemingly likened to a boundless ocean in which many people are drowning).
Çalışma 4:
  •   4. ayetteki  تَرْتِيلًا tertil üzere okuma ile ilgili kuranda iki yerde geçiyor ve kuranı güzel sesle okuma manaları yok, asıl olan, anlayarak algılayarak okuma, ki bu da yavaş yavaş düşünerek okumayı ifade ediyor sanırım. Tertil kelime anlamı bakımından; bazı şeyleri görünür şekilde,en uygun bir düzen içinde ve acele etmeden bir araya getirmek anlamına gelir (Esed, Cevheri,Beydavi ve Lisanu-l Arab dan)

Çalışma 3:


  • Sürenini devamındaki teheccüt namazı için gece kalkma ile ilgili, peygamber efendimiz(sav) farz olup olmadığı ile ilgili tefsircilerin farklı görüşleri var. Razi'nin belirttiği gibi, peygamber efendimiz(sav) zaten kalkıyordu(20) ama, yine de O'na farz oldugu ile ilgli bazı fikirleri aktarıyor ki enteresan. 20. ayette belirtildiği gibi, peygamber efendimiz(sav) zaten kalkıyordu gecenin bir kısmını namaz ve ibadetle geçiriyordu, ama  2. ve 3. ayette belirtilen oranlarda değildi. Dolayısıyla sanki farzı terketmiş gibi bir duruma düşülür, eger farz olduğunu düşünürsek, diyerek, oradaki ayetleri yorum ve algılamada dikkat edilecek konu özetleniyor.

25 Ocak 2019 Cuma

Çalışma 2:
  •  Müzzemmil kelimesinin anlamı hakkında farklı görüşler olmakla beraber, örtü ürtünmek, üzerine bir şey almak anlamları hep ön planda tutulmuştur.  Fakat,
    Elmalılının,Razinin de aktardığına göre de:
      İkrime, "Müzzemmil, yük yüklemek mânâsına gelen "ziml" kökünden türetilen ve "büyük yük, yüklenen" mânâsından mecaz olarak, "Ey Peygamberlik yükünü yüklenen!" demek olduğunu söylemiştir ki, güzel bir mânâdır.Devmındaki 5. ayette sanki bu anlamı daha da pekiştiriyor gibi.
  • Ama her halukarda, üzerine bir yük alma ile ilişkili.
Çalışma 1:
    Müzzemmil süresi:
     (Diyanet çevirisi:)
1. Ey örtünüp bürünen (Peygamber)!
2, 3. Kalk, birazı hariç olmak üzere geceyi; yarısını ibadetle geçir. Yahut bundan biraz eksilt.
4. Yahut buna biraz ekle. Kur'an'ı ağır ağır, tane tane oku.
5. Şüphesiz biz sana (sorumluluğu) ağır bir söz vahy edeceğiz.
6. Şüphesiz gece ibadetinin etkisi daha fazla, (bu ibadetteki) sözler (Kur'an ve dua okuyuşlar) ise daha düzgün ve açıktır.
7. Çünkü gündüzün sana uzun bir meşguliyet vardır.
8. Rabbinin adını an ve bütün benliğinle O'na yönel.
9. O, doğunun da batının da Rabbidir. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Öyle ise onu vekil edin.
10. Onların söylediklerine sabret ve onlardan güzellikle ayrıl.
11. Nimet içinde yüzen o yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.
12, 13. Çünkü bizim yanımızda (kâfirler için) bukağılar vardır, cehennem vardır, boğazdan zor geçen yiyecekler vardır ve elem dolu bir azap vardır.
14. Yerin ve dağların sarsılacağı ve dağların akıp giden kum yığını olacağı günü (kıyameti) hatırla.
15. (Ey Mekkeliler!) Şüphesiz biz size üzerinize şahitlik edecek bir peygamber gönderdik. Nitekim, Firavun'a da bir peygamber göndermiştik.
16. Ama Firavun o peygambere isyan etti, biz de onu ağır ve çetin bir şekilde yakalayıverdik.
17. Hal böyle iken inkar ederseniz, çocukları ak saçlı ihtiyarlara çevirecek olan bir günden (kıyametten) nasıl korunursunuz?
18. O günle gök (bile) yarılır, Allah'ın vadi gerçekleşir.
19. Şüphesiz bunlar bir öğüttür. Kim dilerse Rabbine ulaştıran bir yol tutar.
20. (Ey Muhammed!) Şüphesiz Rabbin, senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, yarısını ve üçte birini ibadetle geçirdiğini biliyor. Beraberinde bulunanlardan bir topluluk da böyle yapıyor. Allah gece ve gündüzü düzenleyip takdir eder. Sizin buna (gecenin tümünde yahut çoğunda ibadete) gücünüzün yetmeyeceğini bildi de sizi bağışladı (yükünüzü hafifletti.) Artık Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Allah, içinizde hastaların bulunacağını, bir kısmınızın Allah'ın lütfundan rızık aramak üzere yeryüzünde dolaşacağını, diğer bir kısmınızın ise Allah yolunda çarpışacağını bilmektedir. O halde, Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin, Allah'a güzel bir borç verin. Kendiniz için önceden ne iyilik gönderirseniz onu Allah katında daha üstün bir iyilik ve daha büyük mükafat olarak bulursunuz. Allah'tan bağışlama dileyin. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

24 Ocak 2019 Perşembe

--------------------------
Sonuç
  Kalem süresi:

  •   İlk inen Alak süresinde oku,ögren,ve başkalarına da aktar, emrini takiben orada da kalem ile başkalarına da aktarma üzerinde durulmuştu. Burada bir kez daha kalemin(yani yazmanın ve bu sayede daha geniş kitlelere ulaşmanın) önemi vurgulanıyor. Kuranın zamanın ötesinde kendisini muhatap kabul eden herkese hitap ettiğini düşünürsek (burada özelde peygamber efendimiz(sav) hitap var aslen..), devamında;
    •  Ey muhatap!, bu tebliğ vazifesinde sana deli diyecekler belki, Ama kim deli kim akıllı Allah(cc) gösterecek. Kim doğru yolda, kim sapıtmış Allah(cc) çok iyi biliyor. Siz o yoldan sapmışlara sakın boyun eğmeyin, Allah(cc)'nin bu güzel dinini ve bu güzel vazifeyi az bir menfaate satmayın. Siz onları idare edin, onlarda sizi idare etsinler isterler ama, buna yanaşmayın. Allah(cc) bu tipleri alınlarından mühürledi cehennemlik diye. Kim bunlar?, diyanetin  çevirisi;
      Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.  Süper!!..
    • Ey muhatap, hiç bir zaman Allah(cc)'yi hesaba katmadan davranma. Her zaman aklı selim insanlarla beraber ol ki, yanlış yapsanız da, birbirinizi uyarıp düzeltebilesiniz. Her zaman Allah(cc)'ye sığın ve ondan iste ki, daha güzelini ancak O verebilir.
    • Allah(cc) gerçek iman sahipleri ile, suçlu adileri hiç bir zaman bir tutmuyacak. O suçlular dünyada Allah(cc)'ye teslim olup, O'na dayanarak bir hayat sürdürmediler, kıyamette de Allah(cc)'nin o engin rahmetinden mahrum kalacaklar. Onları muhatap alıp, bir şey yapmaya kalkmayın, Allah(cc) onları kendine muhatap alıyor ve onların cezasını Allah(cc) verecek, onlar Allah(cc) ile savaşıyor, yaptıklarını aslında ona karşı yapıyorlar. Onlara az bir mühlet verilse de , Allah(cc) nin onlara karşı tuzağı çok zorlu, işleri bir hayli zor. Halbuki siz onlardan bir şey de istemediniz, dünyalık olarak, kendilerini borçlumu hissediyorlar da bundan kaçıyorlar!..
    •  Ey muhatap!, sana düşen, sabır. Sakın bu ağır ama onurlu vazifede görevi terk etme. Allah(cc)'ye sığın, O'nun sonsuz rahmeti ve hazineleri senin imdadına yetişir. Nihayetinde , Allah(cc)'nin bu güzel mesajı, bütün insanlara bir ögüt ve uyarıdır.
                 ---İsteyen alır, istemeyen kendi bilir.---

23 Ocak 2019 Çarşamba

Çalışma 10:
  •    Siz ey Allah(cc)'ın mesajına muhatap olanlar! Rabbinizin hükmüne sabredin, çünkü onun planı en mükemmeldir, sabırsızlık gösterip, görevinizi aksatmayın. Allah(cc) 'ye sığının ve dayanın. Allah(cc)'ın lutfuyla, kazanacak olan sizsiniz.
  • Allah(cc)'dan isterseniz, O da sizi seçer ve has kullarından yapar sizi.(48-49-50)
  • Bu inkarcılar, bu uyarı ve öğüdü her duyduklarında, gözleriyle sizi adeta öldürmek isteseler de , size deli vb. sıfatlar taksalar da, sabredin bakın Allah(cc) ne yapacak!
  • Sabırlı olun, Çünkü bu mesaj bütün insanlara bir ögüt ve uyarıdan başka bir şey değildir.
Çalışma 9:
  •   O halde Allah(cc)'ın mesajını yalanlayan ve dikkate almayanları Allah(cc)'ye bırak. Onların hakkından O gelecek. Onlara mühlet verecek, ama sonları kötü.
  • Bu insanlar nasıl bir kafa yapısıyla düşünüyor? Onlardan bir ücret isteyen mi var, yol gösterme ve gerçeği öğretme karşılığı?(46) Yoksa onların yanında gayb kitabı var , onlar zaten herşeyi biliyor, Allah(cc)'ın mesajına ihtiyaçları mı yok? Allah hakkında kendi istedikleri ve diledikleri şekilde karar veriyorlar.!
Çalışma 8:
  •    Allah(cc) 'a  karşı sorumluluk bilinciyle davranan lar cennetle müjdeleniyor.(34). Allah(cc) , kendisine teslim olmuş , sığınmış kulları ile suçluları bir tutmayacak.  
  • أَفَنَجْعَلُ الْمُسْلِمِينَ كَالْمُجْرِمِينَ
  • muslimun ve mucrimun kelimelerindeki el belirlilik takısı ile müslüman veya mücrim olduğunu kanıtlamış olanlar kasdediliyor.
  •  Allahın(cc) kendisine teslim olup kulluk edenlerle, ısrarla inkar edenleri bir tutacağını düşünmek ne kadar mantıklı? Nerde yazıyor bu? Bunu kim uyduruyor?
  • Paçaların tutuşup, gerçeğin ayan beyan ortaya döküleceği gün ne yapacaklar?
  • Dünyada iken secdeye davet edilenler (kulluk ve Allah(cc) ye teslimiyete), bunu yapmadılar, kıyamette de yapma imkanları olmayacak, Allah(cc) o engin rahmetinden orada mahrum olacaklar.(42)
  • O gün gözleri düşmüş, başı yerde, sığınacak bir yerleri olmamış olacak ve bu halde rezil olacaklar. Halbuki dünyada iken Allah(cc)'ye inanıp,güvenip,teslim olup öyle bir ömür sürerek, Kıyamet günü de Allah(cc)'ın rahmetine nail olabilirlerdi.

22 Ocak 2019 Salı

Çalışma 7:
  •     17-32 ayetler muhteşem bir kıssa. Allahın insanı her fırsatta sınadığını ve insanın nasıl davranacağını kendisine ve yakınındakinlere şahit yapacağının çok güzel bir örneği;
    Malum bahçe sahipleri, ertesi gün gidip hasat yapacağız sakın, bir fakire falan denk gelmeyelim, gidip ürünümüz hasat edelim kimseye çaktırmadan diyorlar, ama Allahı(cc) hesaba katmıyorlar.
    Kendilerinden emin oldukları da  عَلَى حَرْدٍ قَادِرِينَ demelerinden belli. Taberi, istedikleri ve iddaa ettikleri o şeyi yapmaya güçleri yeter olduğundan kesin eminler diyor.(they thought they had power to do what they claimed and what they were desiring).
    Bahçeye gidince, talan olmuş, tanınmaz halde buluyorlar. Buraya kadar yanlışlar silsilesi olaylar hep negatif. Ne Allah(cc) yi hesaba katıp, Allah(cc) nasip ederse diyorlar ne de Allah(cc) bize ihsan ettiği nimetlerden fakirlere de verelim düşüncesi var. Hep banacı tipler. İnsan bu yanlış yapar. Bu noktadan sonra esas ders başlıyor. İçlerinden aklı selim olan biri: Ben size Allah(cc) analım dememişmiydim diyor. Yapılan yanlış anlaşıldı ve düzeltme yoluna gidiliyor. Sonra diğerleri de olayın farkına varıyorlar ve kendi aralarında tartışıyorlar, yani olayı irdeliyorlar, üstünü örtmek yok. Sonra yaptıkları yanlıştan dolayıda kendi kendilerini kınıyorlar; Yazıklar olsun bize!   Ama, yine de umutsuzluk yok, artık farkına vardılar, veren de , alan da Allah(cc). Tekrar ona dönüyorlar. Ümitsiz yok, Allah daha iyisini verir. Sonuçta yapılan yanlışlıktan bu bahçe sahipleri karlı çıktı. Çok güzel bir ders aldılar ve dersi geçtiler. Allah(cc) bize de nasip etsin.


Çıkarılacak dersler:
  • Her zaman Allah(cc) hesaba kat, herşeye O müdahil.
  • Aklı selim insanlarla arkadaşlık et, sen yanılsan da onlar seni düzeltir.
  • Yapılan yanlışlar müzakere edilip, bir daha tekrarlanmaması için açık ve net bir şekilde ortaya konulmalı.
  • Veren de alan da Allah(cc).
  •  Ümitsizliğe kapılmak yok, Allah(cc) daha da iyisini verir.




Çalışma 6:

  •     Bu yalancılara ne yapılacak?
    • Onlar alınlarından(burunlarından) damgalanacaklar.
      Burada burunlarından diye çevrilen kelime  الْخُرْطُومِ  aslında bu kelime türkçede de kullandığımız hortum. Burada biraz kinaye de var gibi, bu tipler burnu hortum gibi uzun olan hayvanlara da benzetiliyor gibi.
  • Taberinin yorumu da çok güzel
      Onların her işini ortaya çıkaracağız ve herkez kim olduklarını bilecek, kimseden saklanamayacaklar, aynı hayvanlar, ne oldukları belli olsun diye, alınlarından damdalandıkları gibi.
    (We will make his matter clear and evident so that they will know him and he will not be hidden from them, just as the branding mark on the snouts (of animals))
Çalışma 5:

  • Kim bu kendisine itaat edilmemesi gereken yalancılar?:

    • Olur olmaz yemin eden, aşağılık, daima kusur arayıp iğneleyen, durmadan laf götürüp getiren, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günahkâr, huysuz ve sert, bütün bunlardan sonra bir de ne idüğü belirsiz kimselere, serveti ve çocukları var diye sakın boyun eğme.(10-16) 
     
Çalışma 4:
  •    تُدْهِنُ bu ayette geçen ve onlar senin yumuşak davranmanı isterler ki onlarda yumuşak davransın şeklinde yapılan çevirilerde duhun -> yumuşak davranma, gevşek davranma şeklinde genel çeviriler var ama, arapça da duhun aynı zaman da yağlamak anlamı da var. Acaba , onlara yagcılık yap, idare et, onlarda seni idare etsin gibi bir anlama da çıkıyor olabilir mi? Örneğin ekmeğin üstüne yag sürmek(for spreading butter on toast..) içinde duhun kullanıyorlar.
  • Allah (cc) kim sapmış kim hidayet üzere biliyor ve bu yalancılara itaat edilmemesini buyuruyor. Onlar, bir bakıma, yalakalık(çok mu ağır oldu!), yağcılık yapmanı istiyorlar ki, seni de onlar idare etsin.

21 Ocak 2019 Pazartesi

Çalışma 3:
  • Ama yüce bir ahlak üzere olan kim, kim deli kim akıllı yakında herkez görecek.(5-6)
  • الْمَفْتُونُ
  • buradaki maftun -> gerçeklerden uzak ve büyülenmiş(kandırılmış) (charmed or lured away from the truth).
  • Allah yolunda gitmek isteyenlere sizi kandırmışlar denmesi adet haline gelmiş sanki, hayret..
Çalışma 2:
  •   İlk inen Alak süresinde de kaleme atıf vardı, burada da. Yazmanın önemi üzerinde duruluyor, yani başkasına aktarabilme yolları. Sözlü kültürde sadece çevrendedilere bir şeyler aktarabilirken, yazılı kültürde uzaktaki hatta sonra geleceklere de ulaşabilme imkanı var.
  • Demek bu yolda gidenlere deli diyecekler.(2)
  • Ama kesintisiz(bitmez tükenmez) bir ödül olduğu da hatırlatılıyor.(3)
    menne -> kuranda değişik türevleri bir çok yerde geçiyor., minnet(favor) anlamları da var. Mesela;
    Tur(52) :27 de, Allah bize lütfetti de..(Allah conferred favor upon us..)
Çalışma 1:
   Kalem süresi:
     (Diyanet çevirisi:)
   
1, 2. Nûn. (Ey Muhammed) Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına ki, sen Rabbinin nimeti sayesinde, bir deli değilsin.
3. Şüphesiz sana tükenmez bir mükâfat vardır.
4. Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.
5, 6. Hanginizin deli olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.
7. Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapan kişiyi daha iyi bilir. O, hidayete erenleri de daha iyi bilir.
8. O halde yalanlayanlara boyun eğme.
9. İstediler ki, yumuşak davranasın, böylece onlar da yumuşak davransınlar.
10, 11, 12, 13, 14. Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.
15. Âyetlerimiz kendisine okunduğu zaman, "Öncekilerin masalları!" der.
16. Yakında biz onun burnunu damgalayacağız.
17. Şüphesiz biz, vaktiyle "bahçe sahipleri"ne belâ verdiğimiz gibi, onlara (Mekkeli inkarcılara) da belâ verdik. Hani o bahçe sahipleri, sabah erkenden (fakirler gelmeden) bahçenin ürünlerini devşirmeye yemin etmişlerdi.
18. (Bunu tasarlarken) istisna da yapmıyorlardı. ("İnşaallah" demiyorlardı.)
19. Nihayet onlar uykuda iken Rabbinden bir afet (ateş) bahçeyi sardı.
20. Böylece bahçe, (anızı) yakılmış toprağa döndü.
21, 22. Derken, sabahleyin birbirlerine, "Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin" diye seslendiler.
23, 24. Bunun üzerine, "Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yola koyuldular.
25. (Yoksullara yardım etmeğe) güçleri yettiği halde (böyle söyleyerek) erkenden yola çıktılar.
26. Fakat bahçeyi o halde gördüklerinde, "Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!" dediler.
27. (Gerçeği anlayınca da), "Hayır, meğer biz mahrum bırakılmışız!" dediler.
28. Onların en akl-ı selim sahibi olanı, "Ben size ‘Rabbinizi tespih etseydiniz ya! dememiş miydim?" dedi.
29. Onlar, "Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz). Şüphesiz biz zalim kimseler imişiz" dediler.
30. Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.
31. Şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz!"
32. "Umulur ki, Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz artık Rabbimizi arzulayanlarız."
33. İşte böyledir azap! Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür; ah bir bilselerdi!
34. Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında Naîm cennetleri vardır.
35. Biz müslümanları suçlular gibi kılar mıyız?
36. Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz?
37. Yoksa size ait bir kitabınız var da (bu batıl hükümleri) ondan mı okuyorsunuz?
38. Onda, "Seçip beğendiğiniz her şey mutlaka sizindir" (diye mi yazılı?)
39. Yahut bizden, her ne hükmederseniz mutlaka öyle olacağına dair Kıyamete kadar sürecek kesin sözler mi aldınız?
40. Sor onlara: "Onların hangisi bu (iddianın doğruluğu)na kefildir?"
41. Yoksa onların ortakları mı var? Doğru söyleyenler iseler, haydi getirsinler ortaklarını!
42, 43. Baldırların açılacağı (işlerin zorlaşacağı) ve kâfirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir halde buna güç yetiremeyecekleri günü (Kıyamet gününü) düşün. Halbuki onlar sağlıklarında secde etmeye çağrılıyorlar(ve buna yanaşmıyorlar)dı.
44. (Ey Muhammed!) Bu sözü (Kur'an'ı) yalanlayanlarla beni başbaşa bırak. Biz onları bilemeyecekleri biçimde adım adım helaka yaklaştıracağız.
45. Onlara mühlet veriyorum. Şüphesiz benim tuzağım sağlamdır.
46. Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar bu yüzden ağır bir borç yükü altına mı girmişlerdir?
47. Yahut gayb (levh-i mahfuz) kendi yanlarında da onlar mı (bundan aktarıp) yazıyorlar?
48. Sen, Rabbinin hükmüne sabret. Balık sahibi (Yûnus) gibi olma. Hani o, (balığın karnında) kederli bir halde Rabbine yakarmıştı.
49. Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, o mutlaka kınanmış bir halde ıssız bir yere atılacaktı.
50. (Fakat böyle olmadı.) Rabbi onu (peygamber olarak) seçti ve salih kimselerden kıldı.
51. Şüphesiz inkar edenler Zikr'i (Kur'-an'ı) duydukları zaman neredeyse seni gözleriyle devirecekler. (Senin için,) "Hiç şüphe yok o bir delidir" diyorlar.
52. Halbuki o (Kur'an), âlemler için ancak bir öğüttür.

20 Ocak 2019 Pazar

--------------------------
Sonuç:

   Alak süresi:
  • Ey bu kuranı kendine muhatap kabul eden insan! Allah(cc) ın mesajını anlamaya ve algılamaya çalış, onu başkalarına da aktar. Allah(cc) sana  bilmediğini öğretti, kalemi öğretti ki, başkalarına da sen de öğrendiğini aktarabilesin. Allah(cc) yaptığı gibi, sen de ilahi mesajı öğren ve başkalarına aktar. Allah(cc)'ın bir çok nimetler verdiği ve azıp kendisine yeteceğini sanan akılsızlar gibi olma. Dönüp dolaşıp varacağınız yer Allah(cc) huzuru. Bu yolda seni engellemeye çalışan Ebu cehil kılıklılar olacak, Allah(cc) onlara biraz mühlet verecek, belki vazgeçerler diye, ama sonunda onlara hak ettiklerini verecek, istedikleri kadar o çok güvendikleri taraftarlarına gidip yardım istesinler, bu onların azgınlıklarını daha da arttıracak ama, sonuç değişmeyecek. Kula yakışan sadece Rabbine boyun eğmek, O'na meyletmek, ve teslim olmak, sadece ondan beklemek ve O'na yaklaşma yolları aramaktır.
    En doğrusunu Allah(cc) bilir.
Çalışma 6:
  •    17 de  o taraftarlarını çağırsın, biz de zebanileri çağırırız buyuruyor Allah(cc), yani bu Ebu cehil kılıklılar güçlerini hep arkalarındaki ona inanan ve tabi olan taraftarlarından alıyor, aynı firavun gibi, o da ne zaman sıkışsa halkına gidiyordu. 
  • Allah(cc) de zebanileri çağırırız diyor. Zebani kelimesi farklı diller de de kullanıldığı gibi güçlü, kuvvetli, sert tabiatlı kişileri de ifade eder. Allah(cc) insanlara hep orantılı karşılık vereceğini de bir bakıma belirtiyor sanırım. İstese, helak edeceğim de diyebilir di, ki eder de, Allah(cc) her şeye kadirdir. Ama, O yine de, kendi taraftarlarını yardıma çağıranlara karşılık, onlara güçlü, kuvvetli, sert tabiatlı kimseleri musallat edeceğini söylüyor.
  • 19. da sakın ona boyun eğme, yani ona meyletme bile, sen sadece Allah(cc) ye secde et, yani O'na teslim ol,tevekkül et , ve Allah(cc)'a yaklaş.
Çalışma 5:
  •     15-16 da ile yukarıda belirtilen tavırların bırakılması yoksa bir bedeli olacağı tehditi var. 
  • deki sef -> sürükleme anlamı genelde verilmiş ama, dilciler aynı zamanda karartma, anlamı da var diyor, örneğin su ısıtacakları zaman kazanı üzerine koymak için ateş çevresine konan üç taş kararır(köyde büyüyenler bilir!), o taşlara da sef deniyor.
  • İnsanları Allah (cc) yolundan alıkoyan, engelleyen Ebu cehil kılıklıları Allah(cc) bu ayetlerde sanırım, dünyada da rezil edeceğini söylüyor hem de örnek olarak, Ebu cehil vakasında olduğu gibi çok zayıf birine bunu yaptırır, kendini güçlü kuvvetli, ikdirarlı zanneden ve tuğyaan eden, sonunda kendisinden kat kat zayıf biri tarafından bertaraf edilir. Ebu cehili, öldürüp başını keserek, peygamber efendimiz(sav) getiren İbn Mesud, o kadar zayıftı ki, başını taşıyamadığından sürükleyerek getirdi(Razi).
  • deki nasiye -> alın, perçem gibi anlamlar verilmiş genelde. Kahkül ya da saçın bittiği yer anlamları da var. Yalancı, günahkar gibi sıfatları belirtildiğine göre, bu nasiye sanırım kişiliği ifade ediyor
Çalışma 4:
  •    Ebu cehil tabiatlı insanlar, Allah(cc) onca nimetlerine rağmen, mal ve evlatlar, zenginlik onları sadece azdırmış, halbuki dönüşün Allah(cc) olduğunu unutuyor hep(6-7).
    İnsan, kendisine verilen imkanları tuğyaan için kullanıyor. Tuğyaan ile ilgili farklı dillerde de benzer kelimeler var,
       hindu dilinde thugee -> a group of criminals or gangsters( bir grup suçlu ya da çete)
       ingilizcede thugs -> a gorup of gansters (bir grup çete)
    Yani bir bakıma tuğyaan, sanırım sadece azmak olarak çevrilemez, belki saga sola saldıran ne yapacağı belli olayan azmış demek daha mı kelimeyi doğru tanımlar? Ne dersiniz?
  • Allah verdiği nimetler ile zenginleştirdi ama, insanın tuğyaanı kınanıyor. Razi , insanın zenginleşince Allah(cc) ya olan ihtiyacı daha da artar diyor. Çünkü eldeki mal,evlat vb. nimetlerin selameti için , Allah(cc) ye daha fazla ızdırabla yalvarması gerekir diyor.
  • 9-10 da kula hitap edilerek, Allah(cc) ye kulluğu engellemeye çalışan kınanıyor.
  • 11-12 de engelleyene hitap edilerek, o engellenene kimse, ya hidayet üzere ise ve takvayı emrediyorsa denilerek, uyarı var.
    Razinin de belirttiği gibi, insan hidayet üzere olmak ile kendini ıslah eder, takvayı emrederek ve tavsiye ederek te, başkalarını ıslah etmeye çalışır. Her ikisi beraber yapılması gerekiyor diyebilir miyiz?
  • 14 de Allahın(cc) her şeyi gördüğü hatırlatılıyor

19 Ocak 2019 Cumartesi

Çalışma 3:
   İkranın iki defa tekrarlanması ve hemen devamında, kalem kullanmayı öğretmesi ve bilmediğini ögretmesi de bu ikra fiilinin doğal sürecinin devamı niteliğinde sanki. İnsan bilecek ki, bildiğini yazıya dökebilsin, ve onu başkalarına da aktarabilsin ve öğretebilsin.
Çalışma 2:

   Enteresan bir diğer nokta da sürekli tekrarladığımız, bismillah da,
  Allahın adıyla dememize rağmen ilk emirde bi ismi rabbike deniliyor, yani Rabbinin adıyla. Razi buradaki temel sebebin, Rab kulluğu gerektirir, onu vurgulamak için diyor.
Çalışma 1:
 Alak süresi:

(Diyanet çevirisi)
1, 2. Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı "alak" dan yarattı.
3. Oku! Senin Rabbin en cömert olandır.
4, 5. O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.
6, 7. Hayır, insan kendini yeterli gördüğü için mutlaka azgınlık eder.
8. Şüphesiz dönüş ancak Rabbinedir.
9, 10. Sen, namaz kıldığında kulu (bundan) engelleyeni gördün mü?
11, 12. Ne dersin, ya o (engellenen kul) hidâyet üzere ise; ya da takvayı (Allah'a karşı gelmekten sakınmayı) emrediyorsa!?
13. Ne dersin engelleyen, Peygamberi yalanlamış ve yüz çevirmişse!?
14. O Allah'ın, her şeyi gördüğünü bilmiyor mu?
15, 16. Hayır! Andolsun, eğer vazgeçmezse, muhakkak onu perçeminden; o yalancı, günahkâr perçeminden yakalarız.
17. Haydi, taraftarlarını çağırsın.
18. Biz de zebânileri çağıracağız.
19. Hayır! Sakın sen ona uyma; secde et ve Rabbine yaklaş.

-------------------------------------------------------------

İlk inen süre olması itibariyle, ilk emirleri ve uyarıları da içeriyor. Allah(cc) ilk emri ikra olmuş.


اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ - 96:1
 İkra emrinin tam olarak ne ifade ettiği ile ilgili farklı yorumlar var özellikle safiyane bir oku emri olmadığı kesin gibi. Farklı ayetlerdeki aynı kelimenin kullanımları da (75:17,10:15 gibi) dikkate alındığında , oku, anla, anladıklarını da başkalarına aktar anlamı içeriyor gibi geliyor bana. Bir bakıma, bugün vaizlarin yaptığı göreve benzer bir durum. Farklı tefsirci ve mealciler bu yönde çeviri yapmışlar, ki ben de katılıyorum. 
Farklı dillerde benzer kelimeler de, aynı anlamlara doğru yönlendiriyor.
  • İbranicede aynı kelime mevcut, benzer anlamlarla.
  • İkri -> read in steps. (adımlar halinde oku)  
  • Ayrıca 7:204 de Kuran okunduğu zaman ona kulak verin ve susup dinleyin ki rahmete eresiniz. (Yani, bir bakıma, içeriğini anlamaya ve algılamaya çalışarak, o yüce mesajın güzelliğine ulaşın.) 
  • Diğer bir ilgi çekici husus da, kuran okumak ile ilgili, temelde, iki kelime var, biri ikra, diğeri tilavet. Euzu besmele çekin emri ikra için kullanılmış, tilavet ederken de demiyor, Şeytandan sakınılacak zaman ikra yaparken , bir bakıma şeytan bizi anlama ve algılama ve de aktarma  sürecinde aldatmasın yanıltmasın. 
  • Enteresan bir mesele de, 2:228 de var.   
    kelimesi de ق ر أ köklerinden gelme. Ama burada kadınların ay halini ifade ediyor.
    İnternetteki bir dil bilimcinin tesbiti çok güzel: bu kelime, kadınların kanı rahimlerinde biriktirip, sonunda dışarı çıkarmalarını ifade eder, dolayısıyla anlam olarak, bir şeyi biriktirmek ve dagıtmak veya başka bir yere transfer etmek anlamı vardır diyor. Çok enteresan bir yorum. 
      
  • Enteresan bir diger tesbit de: Peygamber efendimiz(sav) bu ilk emre cevabı. Ben okuma bilmem demiyor, ben onlardan biri değilim diyor (yani ikra fiilini yapanlardan biri). Sözlü aktarım kültürünün egemen olduğu o zaman ki arapları düşününce ilk reaksiyon daha mantıklı geliyor. Adeta, ben diğerlerine bir şeyler anlatan biri değil ki diyor verilen cevap.  
  • Başka bir dilci,
      karaet'un - nagutu -> arapça, develerin hamile klaması, bebeği taşıması ve sonra onu doğurmasını ifade der, diyor ki bu süreçte bir şeyi  biriktirip olgunlaştırıp sonra dışarı aktarma eyleminin farklı bir türü.
    En doğrusunu Allah(cc) bilir.




18 Ocak 2019 Cuma

Yeni başlangıç:
Teheccüt programımız da, bundan böyle,  kuran sürelerini iniş sırasına göre işleyecek ve acizane benim anladığım kadarıyla ve Allah'ın nasip ettiği kadarıyla anlamaya çalışacağız.
Gece görüşmek üzere.
Evet, Son duamızdan bir saat sonra sizlerden ayrılmış ve bir süredir teheccüt programımı aksatmıştım ( yaklaşık 2.5 yıl), elde olmayan sebeplerle..
İleride daha detaylı anlatırım.