31 Mart 2016 Perşembe
Dua saati:Allah’ım, başta güzel ülkemizin güzel insanları olmak üzere bütün ümmet-i Muhammed’in (aleyhissalâtü vesselam) her türlü musibetten kurtulup selâmete çıkmasını Senden istiyor, bilhassa kadını erkeğiyle kardeşlerimize ve arkadaşlarımıza vifak ve ittifak, birlik ve düzen, güç ve kuvvet nasip etmeni dileniyoruz.
Günün kitabı: kalplerin keşfi, Gazali
..
Ulu Allâh (C.C.) su âyette hiç bir seyi müstesna tutmayarak sükür karsiliginda her nimeti artiracagini kesinlikle belirtmektedir:
Ve hatirlayin kî, Rabb'iniz size sunu bildirmisi.
"Eger sükrederseniz, kesinlikle size daha fazlasini veririm. Eger nankörlük ederseniz, hiç süphesiz, azabim pek çetindir."
(ibrahim Sûre Celilesi; 7)
Oysa ki, asagidaki bes seyin bagisini kayda baglamis, kesinlikle verecegini belirtmemistir.
"1 — Zenginlik" Ulu Allâh (C.C.) bu konuda:
"Eger geçim darligindan korkuyorsaniz, Allâh eger dilerse size zenginlik bagislayacak. O her sey] bilen ve her yaptigi yerinde olandir."
(Tevbe Sûre Celîlesi: 28) buyuruyor.
"2 — Dualari kabul etmek" Ulu Allah (C.C.) bu konuda:
"Putlariniza degil ancak Allah'a dua edersiniz. O da dilerse hakkinda onun yardimini dilediginiz sikintiyi çözer de ona ortak kostuklarinizi unutuverirsiniz» buyuruyor."
(En'am Sûre Celilesi; 41).
"3 — Rizik" Ulu Allah (C.C.) bu konuda:
"Allah diledigine, hesapsiz rizik verir." buyuruyor. (Nur Sûre Celilesi: 38)
"4 — Afv" Ulu Allah (C.C.) bu konuda:
«Hiç süphesiz. Allâh kendisine ortak kosulmasini bagislamaz. Bunun disindaki günahlari diledigi kimselere bagislar.» buyuruyor. (Nisa Süre-i Celilesi. 48)
"5 - Tevbeyi kabul etmek" Ulu Allâh (C.C.) bu konuda:
«Allah, diledigi kimselerin tevbesini kabul eder.» buyuruyor. (Tevbe Süre-i Celilesi 15)
Öteyandan sukur Allâh (C.C.)'a has davranislardan biri olarak gösterilmektedir.
Nitekim Ulu Allah (C.C.) söyle buyuruyor:
"Eger Allah'a, karsilik beklemeksizin, iyilik ederek Allâh'a borç verirseniz, onu size kat kat geri verir ve günahlarinizi afveder. Allah merhametli ve iyiligin karsiligini fazlasi ile verendir." (Tegabun Sûre-i Celilesi; 17)
Ulu Allah (C.C) su iki âyette cennetliklerin ilk sözlerinin sükür olacagini belirtmektedir.
Ulu Allah (C.C.) söyle buyuruyor:
«— Bize verdigi sözü yerine getirerek istedigimiz yerde oturmak üzere cenneti bagislayan Allah'a hamd (sükr) olsun.»
(Zûmer Sûre-i Celilesi; 74)
«— Cennetliklerin (oraya girince) söyleyecekleri sözlerin son cümlesi «alemlerin Rabb'ina hamd (sükr) olsun» dur.»
(Yûnus Sûre-i Celilesi: 10)
..
Ulu Allâh (C.C.) su âyette hiç bir seyi müstesna tutmayarak sükür karsiliginda her nimeti artiracagini kesinlikle belirtmektedir:
Ve hatirlayin kî, Rabb'iniz size sunu bildirmisi.
"Eger sükrederseniz, kesinlikle size daha fazlasini veririm. Eger nankörlük ederseniz, hiç süphesiz, azabim pek çetindir."
(ibrahim Sûre Celilesi; 7)
Oysa ki, asagidaki bes seyin bagisini kayda baglamis, kesinlikle verecegini belirtmemistir.
"1 — Zenginlik" Ulu Allâh (C.C.) bu konuda:
"Eger geçim darligindan korkuyorsaniz, Allâh eger dilerse size zenginlik bagislayacak. O her sey] bilen ve her yaptigi yerinde olandir."
(Tevbe Sûre Celîlesi: 28) buyuruyor.
"2 — Dualari kabul etmek" Ulu Allah (C.C.) bu konuda:
"Putlariniza degil ancak Allah'a dua edersiniz. O da dilerse hakkinda onun yardimini dilediginiz sikintiyi çözer de ona ortak kostuklarinizi unutuverirsiniz» buyuruyor."
(En'am Sûre Celilesi; 41).
"3 — Rizik" Ulu Allah (C.C.) bu konuda:
"Allah diledigine, hesapsiz rizik verir." buyuruyor. (Nur Sûre Celilesi: 38)
"4 — Afv" Ulu Allah (C.C.) bu konuda:
«Hiç süphesiz. Allâh kendisine ortak kosulmasini bagislamaz. Bunun disindaki günahlari diledigi kimselere bagislar.» buyuruyor. (Nisa Süre-i Celilesi. 48)
"5 - Tevbeyi kabul etmek" Ulu Allâh (C.C.) bu konuda:
«Allah, diledigi kimselerin tevbesini kabul eder.» buyuruyor. (Tevbe Süre-i Celilesi 15)
Öteyandan sukur Allâh (C.C.)'a has davranislardan biri olarak gösterilmektedir.
Nitekim Ulu Allah (C.C.) söyle buyuruyor:
"Eger Allah'a, karsilik beklemeksizin, iyilik ederek Allâh'a borç verirseniz, onu size kat kat geri verir ve günahlarinizi afveder. Allah merhametli ve iyiligin karsiligini fazlasi ile verendir." (Tegabun Sûre-i Celilesi; 17)
Ulu Allah (C.C) su iki âyette cennetliklerin ilk sözlerinin sükür olacagini belirtmektedir.
Ulu Allah (C.C.) söyle buyuruyor:
«— Bize verdigi sözü yerine getirerek istedigimiz yerde oturmak üzere cenneti bagislayan Allah'a hamd (sükr) olsun.»
(Zûmer Sûre-i Celilesi; 74)
«— Cennetliklerin (oraya girince) söyleyecekleri sözlerin son cümlesi «alemlerin Rabb'ina hamd (sükr) olsun» dur.»
(Yûnus Sûre-i Celilesi: 10)
Ta-ha süresi :105. (Ey Resûlüm!) Sana (kıyâmet gününde) dağlar(ın nasıl olacağın)dan soruyorlar; de ki: “Rabbim (o gün) onları ufalayıp savuracak!”
106. “Onları(n yerlerini) dümdüz, bomboş bir hâlde bırakacak!”
107. “Orada ne bir çukur, ne de bir tümsek göreceksin!”
108. “O gün (herkes) o çağırıcıya (İsrâfîl’e) uyarlar; ona karşı yan çizmek yoktur. Öyle ki, Rahmân(’ın heybetin)den dolayı sesler kısılmıştır; artık seslerin en hafîfinden (yalvaran dudakların kıpırdaması, korkulu ayakların hışırtısından) başka bir şey işitmezsin!”(1)
106. “Onları(n yerlerini) dümdüz, bomboş bir hâlde bırakacak!”
107. “Orada ne bir çukur, ne de bir tümsek göreceksin!”
108. “O gün (herkes) o çağırıcıya (İsrâfîl’e) uyarlar; ona karşı yan çizmek yoktur. Öyle ki, Rahmân(’ın heybetin)den dolayı sesler kısılmıştır; artık seslerin en hafîfinden (yalvaran dudakların kıpırdaması, korkulu ayakların hışırtısından) başka bir şey işitmezsin!”(1)
30 Mart 2016 Çarşamba
Günün kitabı: kalplerin keşfi, Gazali
..
Gaflet dalginligindan gözlerinizi açiniz Allah (C.C) hayrinizi versin gün gelir sizin için «Falanca rahatsizdir» yahut «agir hastadir. Acaba iyilesmesinin çaresi var mi? Yahut onu doktora mi gösterelim» denilmeden uykunuzdan uyanin. Sonra senin için doktor çagrilir, fakat iyilesmene umut kalmadigi görülür. O zaman «falanca vasi yerini yapti mali «saydi derler. Sonra dili agirlasti dostlari ile konusamiyor, komsularini tanimiyor» denir.
Bu arada alnindan terler bosalir, arka arkaya iniltileri duyulur, yaklasan akibetini kestirmeye baslarsin, gözlerin fal tasi gibi açilip sabit bir noktaya dikilir, tahminlerinin gerçeklesmek üzere oldugunu sezersin, dilin pelteklesir, kardeslerin ve yakinlarin aglamaya baslar. «Bu oglun falancadir, su da kardeslerin filancadir» diyerek sana yanibasindakiler takdim edilir, ama artik konusmaktan alakonmussundur, konusamaz bir dilin mühürlenmistir.
Arkasindan ilâhî hüküm üzerine iner, canin bedeninden sonra göklere çikarilir.
O zaman yakinlarin basinda toplanir, kefenini hazirlarlar, ölünü yikayip kefene sararlar. Artik gidenin gelenin olmaz, seni kiskananlar rahatlar yakinlarin mirasini paylasmaya koyulur, sen ise amellerin ile basbasa kalirsin
..
Gaflet dalginligindan gözlerinizi açiniz Allah (C.C) hayrinizi versin gün gelir sizin için «Falanca rahatsizdir» yahut «agir hastadir. Acaba iyilesmesinin çaresi var mi? Yahut onu doktora mi gösterelim» denilmeden uykunuzdan uyanin. Sonra senin için doktor çagrilir, fakat iyilesmene umut kalmadigi görülür. O zaman «falanca vasi yerini yapti mali «saydi derler. Sonra dili agirlasti dostlari ile konusamiyor, komsularini tanimiyor» denir.
Bu arada alnindan terler bosalir, arka arkaya iniltileri duyulur, yaklasan akibetini kestirmeye baslarsin, gözlerin fal tasi gibi açilip sabit bir noktaya dikilir, tahminlerinin gerçeklesmek üzere oldugunu sezersin, dilin pelteklesir, kardeslerin ve yakinlarin aglamaya baslar. «Bu oglun falancadir, su da kardeslerin filancadir» diyerek sana yanibasindakiler takdim edilir, ama artik konusmaktan alakonmussundur, konusamaz bir dilin mühürlenmistir.
Arkasindan ilâhî hüküm üzerine iner, canin bedeninden sonra göklere çikarilir.
O zaman yakinlarin basinda toplanir, kefenini hazirlarlar, ölünü yikayip kefene sararlar. Artik gidenin gelenin olmaz, seni kiskananlar rahatlar yakinlarin mirasini paylasmaya koyulur, sen ise amellerin ile basbasa kalirsin
Günün hadisi:Temîmu'd-Dâri radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Din nasihatten (hayırhahlıktan) ibarettir!" demişti. Biz sorduk: "Ey Allah'ın Resûlü! Kimin için hayırhah olmaktır?"
"Allah için, Allah'ın kitabı için, Resûlü için ve müslümanların imamları ve hepsi için!" buyurdular."
"Allah için, Allah'ın kitabı için, Resûlü için ve müslümanların imamları ve hepsi için!" buyurdular."
Meryem süresi :83. Görmedin mi, şübhesiz ki biz, şeytanları kâfirlerin üzerine gönderdik; onları (vesveseleriyle teşvîk ederek) sürekli tahrîk ediyorlar.
84. Öyle ise onlar hakkında acele etme! (Biz) onlar için (günlerini ve nefeslerini) birer birer sayıyoruz.
85. O gün, takvâ sâhiblerini (kendilerine ikramda bulunmak için) hey’et hâlinde Rahmân’ın huzûruna toplarız.
86. Günahkârları da susamış oldukları hâlde Cehenneme süreriz!
84. Öyle ise onlar hakkında acele etme! (Biz) onlar için (günlerini ve nefeslerini) birer birer sayıyoruz.
85. O gün, takvâ sâhiblerini (kendilerine ikramda bulunmak için) hey’et hâlinde Rahmân’ın huzûruna toplarız.
86. Günahkârları da susamış oldukları hâlde Cehenneme süreriz!
29 Mart 2016 Salı
Günün kitabı: kalplerin keşfi, gazali
..
Seddat Ibni Evs (R.A.) der ki; «Mü'min için dünya ve âhiretin en korkunç olayi ölümdür. Onun acisi, testere ile biçilmekten, makas ile dogranmaktan ve kazanda kaynamaktan daha siddetlidir. Eger ölü diriltilerek yasayanlara basindan geçenleri anlatsa, dünyalilar ne yiyip içip eglenebilir ve ne de uykudan tad alabilirdi.»
Zeyt Ibni Eslem'den, o da babasindan naklen rivayet olunur ki: «Mü'min dünyadaki ameli ile ulasabilecegi derecelerden birisine ulasamamissa kendisine siddetli ölüm acisi çektirilir de ölümün sarsinti ve acisi sayesinde cennetteki derecesini elde eder.
Kâfirin de karsiligi verilmemis bir iyiligi varsa cani kolay alinir da iyiliginin sevabini tüketerek cehenneme gönderilir.»
Bir çok agir hastalara ölmek üzere iken neler hissettiklerini sormayi aliskanlik haline getiren bir ma'rifet ehline komada iken:
«Sen ölümü nasil buluyorsun?» diye sorarlar. Cevabi söyle olur: "sanki gökler yere kapaklanmis ve sanki canim ignenin deliginden çikiyor."
..
Seddat Ibni Evs (R.A.) der ki; «Mü'min için dünya ve âhiretin en korkunç olayi ölümdür. Onun acisi, testere ile biçilmekten, makas ile dogranmaktan ve kazanda kaynamaktan daha siddetlidir. Eger ölü diriltilerek yasayanlara basindan geçenleri anlatsa, dünyalilar ne yiyip içip eglenebilir ve ne de uykudan tad alabilirdi.»
Zeyt Ibni Eslem'den, o da babasindan naklen rivayet olunur ki: «Mü'min dünyadaki ameli ile ulasabilecegi derecelerden birisine ulasamamissa kendisine siddetli ölüm acisi çektirilir de ölümün sarsinti ve acisi sayesinde cennetteki derecesini elde eder.
Kâfirin de karsiligi verilmemis bir iyiligi varsa cani kolay alinir da iyiliginin sevabini tüketerek cehenneme gönderilir.»
Bir çok agir hastalara ölmek üzere iken neler hissettiklerini sormayi aliskanlik haline getiren bir ma'rifet ehline komada iken:
«Sen ölümü nasil buluyorsun?» diye sorarlar. Cevabi söyle olur: "sanki gökler yere kapaklanmis ve sanki canim ignenin deliginden çikiyor."
Günün hadisi:İmam Mâlik (radıyallâhu anh)'e ulaştığına göre, Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurmuştur: "İstikamet üzere olun. (Bunun sevabını) siz sayamazsınız. Şunu bilin ki, en hayırlı ameliniz namazdır. (Zâhirî ue bâtînî temizliği koruyarak) abdestli olmaya ancak mü'min riayet eder."
Meryem suresi:68. Artık Rabbine yemîn olsun ki, onları (o kâfirleri) ve şeytanları elbette (mahşerde) toplayacağız; sonra onları diz üstü çökmüş olarak muhakkak Cehennemin etrâfında hazır bulunduracağız!
69. Sonra her tâifeden Rahmân’a en çok isyân eden hangileri ise, şübhesiz çekip çıkaracağız (ve önce onları Cehenneme atacağız)!
70. Sonra elbette biz, ona (Cehenneme) girmeye daha lâyık olan kimseleri en iyi bileniz.
71. Hem sizden oraya uğramayacak hiçbir kimse yoktur. (Bu,) Rabbinin kendi üzerine aldığı kesinleşmiş bir hükümdür.(3)
(3) Bazı rivâyetlere göre insanların hepsi Cehenneme uğrayacak, fakat Cennetlikler azab görmeden çıkacaklardır. Hz. Câbir (ra)’ın bir rivâyetinde: “Cennetlikler evvelâ Cehenneme uğrayacaklar. Fakat Cehennem onlara serinlik ve esenlik yeri olacaktır. Hatta insanlar onun serinliğinden ürperip feryâd edeceklerdir. Cenâb-ı Hakk o gün Cehennemi mü’minlere,tıpkı İbrâhîm Aleyhisselâm’ın atıldığı ateşi ona serinletici ve emniyet verici kıldığı gibi yapacaktır. Cennet ehli, ne ile korkutulmuş olduklarını görecek ve Cennetteki lezzetlerine kuvvet verecek bir dehşetle Cehennemi temâşâ edeceklerdir.” (Celâleyn Şerhi, c. 5, 40)
72. Sonra (şirk ve küfürden) sakınanları kurtarırız (Cennete koyarız) ve zâlimleri diz üstü çökmüş olarak orada bırakırız.
69. Sonra her tâifeden Rahmân’a en çok isyân eden hangileri ise, şübhesiz çekip çıkaracağız (ve önce onları Cehenneme atacağız)!
70. Sonra elbette biz, ona (Cehenneme) girmeye daha lâyık olan kimseleri en iyi bileniz.
71. Hem sizden oraya uğramayacak hiçbir kimse yoktur. (Bu,) Rabbinin kendi üzerine aldığı kesinleşmiş bir hükümdür.(3)
(3) Bazı rivâyetlere göre insanların hepsi Cehenneme uğrayacak, fakat Cennetlikler azab görmeden çıkacaklardır. Hz. Câbir (ra)’ın bir rivâyetinde: “Cennetlikler evvelâ Cehenneme uğrayacaklar. Fakat Cehennem onlara serinlik ve esenlik yeri olacaktır. Hatta insanlar onun serinliğinden ürperip feryâd edeceklerdir. Cenâb-ı Hakk o gün Cehennemi mü’minlere,tıpkı İbrâhîm Aleyhisselâm’ın atıldığı ateşi ona serinletici ve emniyet verici kıldığı gibi yapacaktır. Cennet ehli, ne ile korkutulmuş olduklarını görecek ve Cennetteki lezzetlerine kuvvet verecek bir dehşetle Cehennemi temâşâ edeceklerdir.” (Celâleyn Şerhi, c. 5, 40)
72. Sonra (şirk ve küfürden) sakınanları kurtarırız (Cennete koyarız) ve zâlimleri diz üstü çökmüş olarak orada bırakırız.
Meryem suresi: 39. (Ey Resûlüm!) Onları pişmanlık günü ile korkut! O zaman (onlar için) iş bitirilmiştir! Hâlbuki onlar (dünyada bundan) gaflet içindedirler ve onlar (bu güne) îmân etmezler.
40. Şübhesiz ki, yeryüzüne ve üzerinde bulunan kimselere ancak biz vâris oluruz ve (onlar) ancak bize döndürülürler.
40. Şübhesiz ki, yeryüzüne ve üzerinde bulunan kimselere ancak biz vâris oluruz ve (onlar) ancak bize döndürülürler.
28 Mart 2016 Pazartesi
Günün kitabı: kalplerin keşfi, gazali
..
Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:
"Zâlimlere meyletmeyiniz ki, cehennemi boyLamayasiniz. Zaten Allah'dan baska yardimcilariniz yoktur. Sonra O'ndan yardim göremezsiniz."
(Hûd Sûre-i Celilesi. 113)
Bir tefsir âlimi yukardaki âyet hakkinda sunlari yaziyor, «Bütün dil âlimleri âyette gecen «rükün» kelimesinin azlikcokluk farki söz konusu olmaksizin kayitsiz sartsiz olarak «meyil ve siginma» mânâsina geldiginde görüsbirligi içindedirler.
Abdurrahman Zeyd. «Buradaki Ruk'un» yardakçilik etmektir. Bu da zâlimlerin küfrüne karsi ses çikarmamaktir» der.
Ikrime {R.A.) ise onlara meyil göstermeyin yasaginin «Onlar ile hiç bir sekilde isbirligi yapmayiniz» demek oldugunu belirtir.
Anlasiliyor ki âyetle umumî olarak müsriklerle fasik müslümanlara meyil etmek yasaklanmistir.
Nisabûrî tefsirinde der ki, «muhakkikler bu âyette yasaklanan "meyil gösterme" nin «zalimlerin tutumundan memnun olma, onlarin yolunu baskalarina karsi övmek ve güzel göstermek ve onlarin her hangi bir haksiz davranisina ortak olmak» demek oldugunu belirtiyorlar. Bu görüsü ileri sürenlere göre, her hangi bir zarari önlemek üzere veya geçici de olsa belirli bir yarar saglamak amaci ile zâlim yetkililere basvurmak âyette yasak onan «meyil göstermek» mefhûmuna girmez.
Nisabûrî diyor ki «Bence bu görüs, yasama ve ruhsat yoludur, zâlimlerin hepsi ile uzak kalmak iktiza eder, Allah (C.C) kuluna kâfi degilmidir?
Ben de derim ki Nisaburi [r.a.) dogru söylemistir, zâlimlere meyletme maddesini kökünden kesmek evlâdir. Bu husus bu zamanlardaki kötülükten nehiy, iyilige emir mümkün olamiyor. Halbuki zâlimlere meyletmede nice aldanma ve aldatmalar vardir. Bazi bakimlardan davranislari zulüm sifatini kazananlara belli belirsiz meyil göstermek, insani bu sekilde cehennemin atesine yakalanmaya sürüklüyorsa zulüm ve haksizligin içine batmis, kimseler son derece meyletmek, onlarin çevresine katilmaya, yardakçilari olmaya can atmak, onlarla semimi ahbapliklar kurup kötülüklerinde davranis ortakligina girismek, verdikleri nisan ve rütbeleri takinmaktan iftihar duymak, onlarin geçici saltanatinin parlakligina kamasan gözlerle bakmak, aslinda basak tanesinden daha dayaniksiz ve sivrisinek kanadindan daha güçsüz olduklari halde geçici olarak ellerinde bulunan ihtisama imrenmek, eger bütün bunlar, böylesine yürekten taraftar olmaktan ileri gelmiyorsa, bunlar hakkinda ne demeli, istenen de...
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— insan dostunun dinindendir. Buna göre herkes kimleri dost edindigine iyi baksin.»
Rivayet olunur ki Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyurmustur:
«— Iyi bir sohbet arkadasi misk saticisi gibidir, sana misk vermese bile üzerine kokusu bulasir. Kötü bir sohbet arkadasi körük çekene benzer, tutusturdugu ates seni yakmasa bile üzerine dumani bulasir.»
Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:
«— Allah'dan baskalarini dost edinenler, agdan yuva yapan örümcek gibidirler. Oysa ki, eger bilseler, hiç süphesiz örümcek yuvasi yuvalarin en çürügüdür»
(Ankebût Sûre-i Celilesl - 41)
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Bir zengine zenginliginden- dolayi saygi gösteren kimse dininin üçte birini kaybetmistir.»
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Fâsik övüldügü zaman Allah (C.C) gadaba gelir ve bu yüzden Ars titrer.»
Ulu Allah (C.C) buyuruyor ki:
"O gün biz herkesi teker teker imami ile çagirinz. Kitabi sagdan verilenler yok mu? Onlar kitablarini okurlar ve en ufak bir haksizliga ugratilmadiklarini görürler»
..
Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:
"Zâlimlere meyletmeyiniz ki, cehennemi boyLamayasiniz. Zaten Allah'dan baska yardimcilariniz yoktur. Sonra O'ndan yardim göremezsiniz."
(Hûd Sûre-i Celilesi. 113)
Bir tefsir âlimi yukardaki âyet hakkinda sunlari yaziyor, «Bütün dil âlimleri âyette gecen «rükün» kelimesinin azlikcokluk farki söz konusu olmaksizin kayitsiz sartsiz olarak «meyil ve siginma» mânâsina geldiginde görüsbirligi içindedirler.
Abdurrahman Zeyd. «Buradaki Ruk'un» yardakçilik etmektir. Bu da zâlimlerin küfrüne karsi ses çikarmamaktir» der.
Ikrime {R.A.) ise onlara meyil göstermeyin yasaginin «Onlar ile hiç bir sekilde isbirligi yapmayiniz» demek oldugunu belirtir.
Anlasiliyor ki âyetle umumî olarak müsriklerle fasik müslümanlara meyil etmek yasaklanmistir.
Nisabûrî tefsirinde der ki, «muhakkikler bu âyette yasaklanan "meyil gösterme" nin «zalimlerin tutumundan memnun olma, onlarin yolunu baskalarina karsi övmek ve güzel göstermek ve onlarin her hangi bir haksiz davranisina ortak olmak» demek oldugunu belirtiyorlar. Bu görüsü ileri sürenlere göre, her hangi bir zarari önlemek üzere veya geçici de olsa belirli bir yarar saglamak amaci ile zâlim yetkililere basvurmak âyette yasak onan «meyil göstermek» mefhûmuna girmez.
Nisabûrî diyor ki «Bence bu görüs, yasama ve ruhsat yoludur, zâlimlerin hepsi ile uzak kalmak iktiza eder, Allah (C.C) kuluna kâfi degilmidir?
Ben de derim ki Nisaburi [r.a.) dogru söylemistir, zâlimlere meyletme maddesini kökünden kesmek evlâdir. Bu husus bu zamanlardaki kötülükten nehiy, iyilige emir mümkün olamiyor. Halbuki zâlimlere meyletmede nice aldanma ve aldatmalar vardir. Bazi bakimlardan davranislari zulüm sifatini kazananlara belli belirsiz meyil göstermek, insani bu sekilde cehennemin atesine yakalanmaya sürüklüyorsa zulüm ve haksizligin içine batmis, kimseler son derece meyletmek, onlarin çevresine katilmaya, yardakçilari olmaya can atmak, onlarla semimi ahbapliklar kurup kötülüklerinde davranis ortakligina girismek, verdikleri nisan ve rütbeleri takinmaktan iftihar duymak, onlarin geçici saltanatinin parlakligina kamasan gözlerle bakmak, aslinda basak tanesinden daha dayaniksiz ve sivrisinek kanadindan daha güçsüz olduklari halde geçici olarak ellerinde bulunan ihtisama imrenmek, eger bütün bunlar, böylesine yürekten taraftar olmaktan ileri gelmiyorsa, bunlar hakkinda ne demeli, istenen de...
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— insan dostunun dinindendir. Buna göre herkes kimleri dost edindigine iyi baksin.»
Rivayet olunur ki Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyurmustur:
«— Iyi bir sohbet arkadasi misk saticisi gibidir, sana misk vermese bile üzerine kokusu bulasir. Kötü bir sohbet arkadasi körük çekene benzer, tutusturdugu ates seni yakmasa bile üzerine dumani bulasir.»
Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:
«— Allah'dan baskalarini dost edinenler, agdan yuva yapan örümcek gibidirler. Oysa ki, eger bilseler, hiç süphesiz örümcek yuvasi yuvalarin en çürügüdür»
(Ankebût Sûre-i Celilesl - 41)
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Bir zengine zenginliginden- dolayi saygi gösteren kimse dininin üçte birini kaybetmistir.»
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Fâsik övüldügü zaman Allah (C.C) gadaba gelir ve bu yüzden Ars titrer.»
Ulu Allah (C.C) buyuruyor ki:
"O gün biz herkesi teker teker imami ile çagirinz. Kitabi sagdan verilenler yok mu? Onlar kitablarini okurlar ve en ufak bir haksizliga ugratilmadiklarini görürler»
Günün hadisi:
53 - Yezid İbnu Erkam (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: " Size, uyduğunuz takdirde benden sonra asla sapıtmayacağınız iki şey bırakıyorum. Bunlardan biri diğerinden daha büyüktür. Bu, Allah'ın Kitabı'dır. Semâdan arza uzatılmış bir ip durumundadır. (Diğeri de) kendi neslim, Ehl-i Beytim'dir. Bu iki şey, cennette Kevser havuzunun başında bana gelip (hakkınızda bilgi verinceye kadar) birbirlerinden ayrılmayacaklardır. Öyleyse bunlar hakkında, ardımdan bana nasıl bir halef olacağınızı siz düşünün"
53 - Yezid İbnu Erkam (radıyallahu anh) anlatıyor: Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: " Size, uyduğunuz takdirde benden sonra asla sapıtmayacağınız iki şey bırakıyorum. Bunlardan biri diğerinden daha büyüktür. Bu, Allah'ın Kitabı'dır. Semâdan arza uzatılmış bir ip durumundadır. (Diğeri de) kendi neslim, Ehl-i Beytim'dir. Bu iki şey, cennette Kevser havuzunun başında bana gelip (hakkınızda bilgi verinceye kadar) birbirlerinden ayrılmayacaklardır. Öyleyse bunlar hakkında, ardımdan bana nasıl bir halef olacağınızı siz düşünün"
Kehf süresi:101. Onlar ki, beni anmaktan (ve âyetlerimi görmekten) gözleri bir perde içinde idi ve (Kur’ân’ı) dinlemeye tahammül edemiyorlardı.
102. O inkâr edenler, beni bırakıp da kullarımı (kendilerine) dostlar edineceklerini mi sandı(lar)? Şübhesiz ki biz, Cehennemi kâfirler için (onlara münâsib) bir ağırlama yeri olarak hazırladık!
103. (Habîbim, yâ Muhammed!) De ki: “Size amelce en çok zarara uğrayanları bildirelim mi?”
104. Onlar dünya hayâtındaki çalışmaları boşa giden, fakat gerçekten kendilerini güzel bir iş yapıyor sananlardır.
102. O inkâr edenler, beni bırakıp da kullarımı (kendilerine) dostlar edineceklerini mi sandı(lar)? Şübhesiz ki biz, Cehennemi kâfirler için (onlara münâsib) bir ağırlama yeri olarak hazırladık!
103. (Habîbim, yâ Muhammed!) De ki: “Size amelce en çok zarara uğrayanları bildirelim mi?”
104. Onlar dünya hayâtındaki çalışmaları boşa giden, fakat gerçekten kendilerini güzel bir iş yapıyor sananlardır.
27 Mart 2016 Pazar
Dua saati: 115. Allah’ım! Senden, bizlere iç ve dış fetihler nasib bu-yurmanı, bu fetihlerin müyesser olabilmesi için şânına layık nusretlerle bizlere el uzatmanı diliyoruz. Allah’ım! “İlahî yardım ve zaferin geldiği zaman”ın anla-tıldığı Nasr sûresinin sırrını Senden diliyoruz, bu sır hürme-tine bizlere fetihler müyesser eyle!Allah’ım! “Biz sana aşikâr bir fetih ve zafer ihsan ettik. Bu da Allah’ın, senin geçmiş ve gelecek kusurlarını bağışlaması, sana yaptığı ihsan ve in’âmı tamamlaması, seni dosdoğru yola hidâyet etmesi. Ve sana şanlı bir zafer vermesi içindir.” buyurduğun Fetih sûresinin sırrını da bizlere bahşetmeni di-liyor ve dileniyoruz. Bu sûrenin ihtiva ettiği “Allah’ın Fethi”, nusret ve yardımı; büyük başarıyı yaşatması; fevz u necâta erdirmesi; Mü’minleri mağfiret buyurması ve inananlara sekîne indirmesi gibi in’âm ve ihsanların yüzüsuyu hürme-tine, bizleri bu sırra erdir, geçmişte yaşattığın nimetleri bir de bizlere yaşat!Allah’ım! Vaadinde “Allah içinizden iman edip makbul ve güzel işler işleyenlere kesin olarak vaad buyurur ki: Daha önce müminleri dünyada hakim kıldığı gibi kendilerini de hakim kılacak” buyurduğun ayetin sırrını bağışla bizlere.. Ve biz zayıf ve kimsesiz kullarına, bu vaadini gerçekleştir.. Bizler böyle bir ihsana nail olmaya layık değilsek de, Sen, böyle bir ihsanı ve dahasını vermeye ehilsin.. Bu lütfunu ne olursun, bizden esirgeme.. Rabbimiz! Senden talep ettiğimiz yukarıdaki lütufları, ona olan ihtiyacımızdan dolayı, tez zamanda bizlere ihsan bu-yurmanı bekliyor ve diliyoruz
Günün kitabı: kalplerin keşfi, gazali
..
Adamin biri Peygamber (S.A.S.)imize: «Yâ Rasûlallah, acaba neden ölümü sevmiyorum» diye sordu. Peygamber'imiz de ona:
«malin var mi» diye sordu, adam «evet, var Yâ Rasûlallah» diye cevap verdi. Bunun üzerine Peygamber (S.A.S.)imiz adama söyle buyurdu:
«Malini önden gönder (hayir yolunda sarf et} cünki müminin kalbi malina baglidir. Buna göre eger onu önden gönderirse ölüp ona kavusmak ister. Buna karsilik eger onu geride birakirsa kendisi de dünyada kalip onunla birlikte olmak ister.»
..
Adamin biri Peygamber (S.A.S.)imize: «Yâ Rasûlallah, acaba neden ölümü sevmiyorum» diye sordu. Peygamber'imiz de ona:
«malin var mi» diye sordu, adam «evet, var Yâ Rasûlallah» diye cevap verdi. Bunun üzerine Peygamber (S.A.S.)imiz adama söyle buyurdu:
«Malini önden gönder (hayir yolunda sarf et} cünki müminin kalbi malina baglidir. Buna göre eger onu önden gönderirse ölüp ona kavusmak ister. Buna karsilik eger onu geride birakirsa kendisi de dünyada kalip onunla birlikte olmak ister.»
Günün hadisi: - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselam'ın yanında bir cenaze geçti. Oradakiler, cenaze hakkında hayırlı senada bulundular. Aleyhissalatu vesselam:
"Vacib oldu! (Vacib oldu! Vacib oldu!)" buyurdular. Sonra bir cenaze daha geçti. Bunu kötü sözlerle yâdettiler. Resûlullah yine: "Vacib oldu!" buyurdular. Hz. Ömer radıyallahu anh:
"Ey Allah'ın Resûlü! Vacib olan nedir?" diye sordu.
"Öncekini hayırla yâdettiniz ona cennet vacib oldu. İkincisini kötülükle yadettiniz ona da cehennem vacib oldu. Sizler Allah'ın yeryüzündeki şahidlerisiniz!" buyurdu."
"Vacib oldu! (Vacib oldu! Vacib oldu!)" buyurdular. Sonra bir cenaze daha geçti. Bunu kötü sözlerle yâdettiler. Resûlullah yine: "Vacib oldu!" buyurdular. Hz. Ömer radıyallahu anh:
"Ey Allah'ın Resûlü! Vacib olan nedir?" diye sordu.
"Öncekini hayırla yâdettiniz ona cennet vacib oldu. İkincisini kötülükle yadettiniz ona da cehennem vacib oldu. Sizler Allah'ın yeryüzündeki şahidlerisiniz!" buyurdu."
Kehf suresi:45. (Habîbim, yâ Muhammed!) Onlara dünya hayâtına (dâir) şöyle misâl de getir: (Dünyanın hâli) gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki, onunla yeryüzünün bitkileri (yetişip) birbirine karışır; fakat sonunda rüzgârların kendisini savuracağı bir çöp hâline gelir. Çünki Allah, herşeye gücü yetendir.
26 Mart 2016 Cumartesi
Dua saati:114. Ya Rab! Bizleri, dünyanın dört bir yanında insanlı-ğın hizmeti için adanmışlık duygusu içinde koşuşturan kar-deşlerimizi, bacılarımızı, erkeğiyle ve kadınıyla dostlarımızı nusretinle teyid buyur! Teyid buyur da İslam’ın ve Müslü-manların izzetlerini koru! Din-i mübin-i İslam’ın zelîl olarak algılanmasını ve onu temsil eden insanların perişaniyetini arzu edenleri de, planlarını tersyüz etmek suretiyle zelil ve perişan kıl!Rabbimiz! Bize, kardeşlerimize, dostlarımıza, insanlığa kurtuluş reçetesi sunan dinimize ve bu güzel dini en güzel şekilde temsil gayreti içinde olan Müslümanlara inayetinle sahip çık ve inananları katından bir güçle teyid buyur! Senin bu masum kulların hakkında kötülük düşünüp onlara zarar vermek isteyenleri emellerine ulaştırma.. tuzak kuranların tuzaklarını başlarına çevir.. komplo peşinde olanları mak-satlarının aksiyle tokatla..Ey Hâfiz ve Hafîz Rabbimiz! Ne olur, bizleri ve zikri geçen kardeşlerimizi, dostlarımızı, dinimizi ve bütün müslümanları her türlü şerden ve zarardan muhafaza buyur. İnananları başarısız kılma ve dinimizin ap-ak vechesini kara gösterme arzusuyla yanıp tutuşanların, plan üstüne plan yapanların ve bu uğurda kötü düşüncelerini fiiliyata dökenlerin hakla-rından gel, onları Sana havale ediyoruz..
Günün kitabı: kalplerin keşfi, gazali
..
Sahabelerden Zeyd Ibni Erkam (R A.) buyurur; «Bir gün, Hz. Ebu Bekr'in (R.A.) yaninda oturuyordum. Bir ara su isteyince ona bal ile tatlandirilmis su getirdiler. Serbeti agzina götürürken bir anda vazgeçerek aglamaya basladi, onun gözyaslari yanindakileri de aglatti. Yanindakiler sustu, fakat onun gözyaslari bir, türlü dinmedi. Bir ara aglamasinin siddeti daha da artti. Devamli hüngür hungur agladigi için yanindakiler, neden gözyasi döktügünü ona sormaya firsat bulamayacaklarini sandilar.
Fakat bir müddet sonra aglamayi kesti ve gözlerini silince yanindakiler ona: «Ya RAsulallah (S.A.V)'in halifesi! Seni aglatan nedir?» diye sordular. O da söyle cevap buyurdu:
«— Bir gün Peygamber (S.A.V)'imiz ile birlikte idim, O'nu kendinden bir seyi kovarken gördüm, yaninda baska kimse yoktu. «Ey Allah (C.C)'in Rasulu! Kendinden uzaklastirmak istedigin nedir?» diye sordum, bana su cevabi verdi:
«Su dünya gözümün önüne dikildi, ona! «Defol! uzaklas benden!» dedim, sonra bana dönerek: sen beni basindan savdin, ama senden sonra gelenler elimden yakalarini kurtaramayacaklardir, dedi.»
..
Sahabelerden Zeyd Ibni Erkam (R A.) buyurur; «Bir gün, Hz. Ebu Bekr'in (R.A.) yaninda oturuyordum. Bir ara su isteyince ona bal ile tatlandirilmis su getirdiler. Serbeti agzina götürürken bir anda vazgeçerek aglamaya basladi, onun gözyaslari yanindakileri de aglatti. Yanindakiler sustu, fakat onun gözyaslari bir, türlü dinmedi. Bir ara aglamasinin siddeti daha da artti. Devamli hüngür hungur agladigi için yanindakiler, neden gözyasi döktügünü ona sormaya firsat bulamayacaklarini sandilar.
Fakat bir müddet sonra aglamayi kesti ve gözlerini silince yanindakiler ona: «Ya RAsulallah (S.A.V)'in halifesi! Seni aglatan nedir?» diye sordular. O da söyle cevap buyurdu:
«— Bir gün Peygamber (S.A.V)'imiz ile birlikte idim, O'nu kendinden bir seyi kovarken gördüm, yaninda baska kimse yoktu. «Ey Allah (C.C)'in Rasulu! Kendinden uzaklastirmak istedigin nedir?» diye sordum, bana su cevabi verdi:
«Su dünya gözümün önüne dikildi, ona! «Defol! uzaklas benden!» dedim, sonra bana dönerek: sen beni basindan savdin, ama senden sonra gelenler elimden yakalarini kurtaramayacaklardir, dedi.»
Günün hadisi: Ebu Ümâme radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Ey âdemoğlu! Eğer fazla malını Allah yolunda harcarsan bu senin için daha hayırlıdır, kendine saklarsan senin için zararlıdır. Kefâf (yeterli miktar) sebebiyle levm edilmezsin. (Harcamaya), bakımları üzerinde olanlardan başla. Üstteki el (yani veren), alttaki elden (yani alandan) daha hayırlıdır."
"Ey âdemoğlu! Eğer fazla malını Allah yolunda harcarsan bu senin için daha hayırlıdır, kendine saklarsan senin için zararlıdır. Kefâf (yeterli miktar) sebebiyle levm edilmezsin. (Harcamaya), bakımları üzerinde olanlardan başla. Üstteki el (yani veren), alttaki elden (yani alandan) daha hayırlıdır."
Kehf süresi: 6. Şimdi bu söze (Kur’ân’a) îmân etmezlerse, belki sen arkalarından üzülerek kendini harâb edeceksin!
7. Şübhesiz ki biz, yeryüzündeki şeyleri kendine bir ziynet kıldık ki, (insanların) hangileri amelce daha güzeldir diye onları imtihân edelim.
8. Bununla berâber muhakkak ki biz, orada (yeryüzünde) ne varsa, elbette kupkuru bir toprak ediciyiz.(1)
7. Şübhesiz ki biz, yeryüzündeki şeyleri kendine bir ziynet kıldık ki, (insanların) hangileri amelce daha güzeldir diye onları imtihân edelim.
8. Bununla berâber muhakkak ki biz, orada (yeryüzünde) ne varsa, elbette kupkuru bir toprak ediciyiz.(1)
25 Mart 2016 Cuma
Dua saati:112. Dinimizi en güzel şekilde yaşama ve onu başkaları-na da anlatma hususunda Allah bize yeter.Dünyamızı mamur kılma, yeryüzünde Hakk’ın muradını gerçekleştirme ve bu yolda karşılaşacağımız her türlü musi-bete sabretme noktasında Allah bize yeter.Zihnimizi ve kalbimizi meşgul eden her meseleye karşı –iyilik ve ikram sahibi, yegâne kerim– Allah bize yeter.Taşkınlıkla üzerimize hücum edenlere karşı –bütün zalimlere hadlerini bildirme kudretine sahip bulunan– Allah bize yeter.Hakkımızda sinsi plan lar hazırlayan ve akla hayale gel-mez entrikalar çevirenlere karşı –cezalandırması da çok şid-detli olan– Allah bize yeter.Ölümün sıkıntılarına maruz kaldığımızda –kullarına hep hilm ile muamele eden– Allah bize yeter. Kabirde aşılması gereken bir akabe olan sorgu-sual esna-sında –şefkati engin– Allah bize yeter.Kıyamet koptuktan sonra yeniden dirilme ve hayatın he-sabını vermek üzere toplanma vaktinde –rahmeti sonsuz– Allah bize yeter.Amel defterlerinin uçuşup durduğu hesap hengamında ve herkesin yapıp ettiklerinin tartıldığı o dehşetli anda –çoğu za-man sürpriz ikramlarla kullarını sevindiren– Allah bize yeter..Sırat’tan selametle geçip ebedî saadet yurduna girme mevzuunda –her vakit bütün mahlukâtın ihtiyacını görüp gözeten– Allah bize yeter.[Rasûl-ü Ekrem’ine “Allah bana yeter. O’ndan başka ma-bud yoktur. Ben yalnız O’na dayanırım. Çünkü O, büyük Arş’ın, muazzam hükümranlığın sahibidir.” (Tevbe, 9/129) diyerek Kendisine sığınmasını talim buyuran Allah dünyevî ve uhrevî her ihtiyacımıza karşı bize yeter. (7 defa)]
Günün kitabı: kalplerin keşfi, gazali
..
Hz. Ömer (R.A.) der ki: «sözüme kulak verin, size Allah (C.C)'in malindan ne kadarini kendime helâl saydigimi aciklayayim mi; Biri kislik, biri yazlik olmak üzere iki entari, hac ve ömre için bir ihram, bunlarin disinda herhangi bir Kureys'linin ki kadar zaruri geçim kaynagi bunlardan ne daha fazla ya ne daha aza malik degilim, Allah (C.C)'a yemin ederim ki, bu kadarinin bile helâl olup olmadigini bilemiyorum.»
..
Hz. Ömer (R.A.) der ki: «sözüme kulak verin, size Allah (C.C)'in malindan ne kadarini kendime helâl saydigimi aciklayayim mi; Biri kislik, biri yazlik olmak üzere iki entari, hac ve ömre için bir ihram, bunlarin disinda herhangi bir Kureys'linin ki kadar zaruri geçim kaynagi bunlardan ne daha fazla ya ne daha aza malik degilim, Allah (C.C)'a yemin ederim ki, bu kadarinin bile helâl olup olmadigini bilemiyorum.»
Günün hadisi:1648 - Hz. Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Bana en sevgili olanınız, kıyamet günü de bana mevkice en yakın bulunacak olanınız, ahlâkça en güzel olanlarınızdır. Bana en menfur olanınız, kıyamet günü de mevkice benden en uzak bulunacak olanınız, gevezeler, boşboğazlar ve yüksekten atanlardır." (Cemaatte bulunan bâzıları): "Ey Allah'ın Resûlü! Yüksekten atanlar kimlerdir`?" diye sordular. "Onlar mütekebbir (büyüklük taslayan) kimselerdir!" cevabını verdi."
24 Mart 2016 Perşembe
Dua saati:110. Allahım! Nice ümit ve emellerimi gerçekleştirdin, onca beklenti ve taleplerime cevap verdin.. beni kaç kere sevdiğin ve hoşnut olduğun işlere muvaffak eyledin.. has-talıklarıma şifa lutfettin.. hasımlarının ellerine ve dillerine düşürmedin. Ey bu lütf u ihsanlarda bulunmasa bile, Zatı itibarıyla bütün hamd ve senâlar hakkı olan Meşkûr u Mah-mud, şükürler olsun Sana. Allahım, i’tikad, söz ve amel bakımından şanına lâyık ol-mayan her türlü kusurdan Zatını yüce tutma ve Sana layık olan sıfatları da isbat etme adına dile getirilen sözlerin en gü-zelleriyle, renk renk, desen desen tesbîh ü takdîs ifadeleriyle Seni anmak istiyorum. Sırf Senin hoşnutluğunu gözeterek ve rızana ermiş bir kul olma ümidi besleyerek Seni tesbîh ü takdîs etmeyi arzuluyorum. Bu talebimi gerçekleştirmeyi nasip eyle Allahım; beni bu devletten mahrum kılma, rah-metine açılan ellerimi boş koyma. Bu bendeni, hatalarını itiraf edip pişmanlıkla kıvranan, herhangi bir inhiraftan son-ra yeniden toparlanıp dergâhına yönelen, büyük-küçük her gaflet karşısında himmet ka nat larını açıp Senin inâyetine sı-ğınan “tevvâbîn” unvanlı kullarının arasına kat. Bu perişan kulunu bilhassa seher vakitlerinde istiğfara sarılarak Senin mağfiretini dileyen Hak erlerinin safına dâhil et; günahlar-dan, ayıplardan, isyanlardan, kusurlardan, düşünce kay-malarından ve zihin kirlenmelerinden muhafaza buyur.
Günün kitabı: kalplerin keşfi, gazali
..
Allah'dan Başkasını Dost Edinmek
Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:
"Zâlimlere meyletmeyiniz ki, cehennemi boyLamayasiniz. Zaten Allah'dan baska yardimcilariniz yoktur. Sonra O'ndan yardim göremezsiniz."
(Hûd Sûre-i Celilesi. 113)
Bir tefsir âlimi yukardaki âyet hakkinda sunlari yaziyor, «Bütün dil âlimleri âyette gecen «rükün» kelimesinin azlikcokluk farki söz konusu olmaksizin kayitsiz sartsiz olarak «meyil ve siginma» mânâsina geldiginde görüsbirligi içindedirler.
Abdurrahman Zeyd. «Buradaki Ruk'un» yardakçilik etmektir. Bu da zâlimlerin küfrüne karsi ses çikarmamaktir» der.
Ikrime {R.A.) ise onlara meyil göstermeyin yasaginin «Onlar ile hiç bir sekilde isbirligi yapmayiniz» demek oldugunu belirtir.
Anlasiliyor ki âyetle umumî olarak müsriklerle fasik müslümanlara meyil etmek yasaklanmistir.
Nisabûrî tefsirinde der ki, «muhakkikler bu âyette yasaklanan "meyil gösterme" nin «zalimlerin tutumundan memnun olma, onlarin yolunu baskalarina karsi övmek ve güzel göstermek ve onlarin her hangi bir haksiz davranisina ortak olmak» demek oldugunu belirtiyorlar. Bu görüsü ileri sürenlere göre, her hangi bir zarari önlemek üzere veya geçici de olsa belirli bir yarar saglamak amaci ile zâlim yetkililere basvurmak âyette yasak onan «meyil göstermek» mefhûmuna girmez.
Nisabûrî diyor ki «Bence bu görüs, yasama ve ruhsat yoludur, zâlimlerin hepsi ile uzak kalmak iktiza eder, Allah (C.C) kuluna kâfi degilmidir?
Ben de derim ki Nisaburi [r.a.) dogru söylemistir, zâlimlere meyletme maddesini kökünden kesmek evlâdir. Bu husus bu zamanlardaki kötülükten nehiy, iyilige emir mümkün olamiyor. Halbuki zâlimlere meyletmede nice aldanma ve aldatmalar vardir. Bazi bakimlardan davranislari zulüm sifatini kazananlara belli belirsiz meyil göstermek, insani bu sekilde cehennemin atesine yakalanmaya sürüklüyorsa zulüm ve haksizligin içine batmis, kimseler son derece meyletmek, onlarin çevresine katilmaya, yardakçilari olmaya can atmak, onlarla semimi ahbapliklar kurup kötülüklerinde davranis ortakligina girismek, verdikleri nisan ve rütbeleri takinmaktan iftihar duymak, onlarin geçici saltanatinin parlakligina kamasan gözlerle bakmak, aslinda basak tanesinden daha dayaniksiz ve sivrisinek kanadindan daha güçsüz olduklari halde geçici olarak ellerinde bulunan ihtisama imrenmek, eger bütün bunlar, böylesine yürekten taraftar olmaktan ileri gelmiyorsa, bunlar hakkinda ne demeli, istenen de...
..
Allah'dan Başkasını Dost Edinmek
Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:
"Zâlimlere meyletmeyiniz ki, cehennemi boyLamayasiniz. Zaten Allah'dan baska yardimcilariniz yoktur. Sonra O'ndan yardim göremezsiniz."
(Hûd Sûre-i Celilesi. 113)
Bir tefsir âlimi yukardaki âyet hakkinda sunlari yaziyor, «Bütün dil âlimleri âyette gecen «rükün» kelimesinin azlikcokluk farki söz konusu olmaksizin kayitsiz sartsiz olarak «meyil ve siginma» mânâsina geldiginde görüsbirligi içindedirler.
Abdurrahman Zeyd. «Buradaki Ruk'un» yardakçilik etmektir. Bu da zâlimlerin küfrüne karsi ses çikarmamaktir» der.
Ikrime {R.A.) ise onlara meyil göstermeyin yasaginin «Onlar ile hiç bir sekilde isbirligi yapmayiniz» demek oldugunu belirtir.
Anlasiliyor ki âyetle umumî olarak müsriklerle fasik müslümanlara meyil etmek yasaklanmistir.
Nisabûrî tefsirinde der ki, «muhakkikler bu âyette yasaklanan "meyil gösterme" nin «zalimlerin tutumundan memnun olma, onlarin yolunu baskalarina karsi övmek ve güzel göstermek ve onlarin her hangi bir haksiz davranisina ortak olmak» demek oldugunu belirtiyorlar. Bu görüsü ileri sürenlere göre, her hangi bir zarari önlemek üzere veya geçici de olsa belirli bir yarar saglamak amaci ile zâlim yetkililere basvurmak âyette yasak onan «meyil göstermek» mefhûmuna girmez.
Nisabûrî diyor ki «Bence bu görüs, yasama ve ruhsat yoludur, zâlimlerin hepsi ile uzak kalmak iktiza eder, Allah (C.C) kuluna kâfi degilmidir?
Ben de derim ki Nisaburi [r.a.) dogru söylemistir, zâlimlere meyletme maddesini kökünden kesmek evlâdir. Bu husus bu zamanlardaki kötülükten nehiy, iyilige emir mümkün olamiyor. Halbuki zâlimlere meyletmede nice aldanma ve aldatmalar vardir. Bazi bakimlardan davranislari zulüm sifatini kazananlara belli belirsiz meyil göstermek, insani bu sekilde cehennemin atesine yakalanmaya sürüklüyorsa zulüm ve haksizligin içine batmis, kimseler son derece meyletmek, onlarin çevresine katilmaya, yardakçilari olmaya can atmak, onlarla semimi ahbapliklar kurup kötülüklerinde davranis ortakligina girismek, verdikleri nisan ve rütbeleri takinmaktan iftihar duymak, onlarin geçici saltanatinin parlakligina kamasan gözlerle bakmak, aslinda basak tanesinden daha dayaniksiz ve sivrisinek kanadindan daha güçsüz olduklari halde geçici olarak ellerinde bulunan ihtisama imrenmek, eger bütün bunlar, böylesine yürekten taraftar olmaktan ileri gelmiyorsa, bunlar hakkinda ne demeli, istenen de...
Günün hadisi:Abdullah lbnu Sa'dî radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanına bir heyet olarak geldik. Ben:
"Ey Allah'ın Resülü! Muhakkak ki ben, arkamda, artık hicretin sona erdiğini zanneden bir kavim bıraktım" dedim. Aleyhissalâtu vesselâm:
"Küffârla kıtal edildiği müddetçe, hicret sona ermeyecektir" buyurdu."
"Ey Allah'ın Resülü! Muhakkak ki ben, arkamda, artık hicretin sona erdiğini zanneden bir kavim bıraktım" dedim. Aleyhissalâtu vesselâm:
"Küffârla kıtal edildiği müddetçe, hicret sona ermeyecektir" buyurdu."
Sıra süresi:
16. Ve (biz) bir şehri (isyanları yüzünden) helâk etmek istediğimiz zaman, oranın şımarık ileri gelenlerine (Allah’a itâat etmelerini) emrederiz de (onlar) orada (emrimize) isyân ederler;(3) böylece oraya (azab) söz(ü) hak olur; artık (biz de) orayı tamâmen mahvederek helâk ederiz.
------
(3) Şımarmış olan bu ileri gelenler, Cenâb-ı Hakk’ın kendilerine günahtan dönmelerihusûsunda olan emrini dinlemediklerinde, oranın halkı başlarındaki idârecilerin bu isyânına bizzat iştirâk ederek (veya hoş görerek) zulümlerine ortak olduklarında, artık isyan umûmîleşir ve böylece azab, o beldeye hak olur. (Râzî, c. 10/20, 178)
------
17. Nûh’dan sonra da nice nesilleri (isyanları sebebiyle) helâk ettik. Kullarının günahlarından hakkıyla haberdar, kemâliyle görücü olarak Rabbin yeter!
16. Ve (biz) bir şehri (isyanları yüzünden) helâk etmek istediğimiz zaman, oranın şımarık ileri gelenlerine (Allah’a itâat etmelerini) emrederiz de (onlar) orada (emrimize) isyân ederler;(3) böylece oraya (azab) söz(ü) hak olur; artık (biz de) orayı tamâmen mahvederek helâk ederiz.
------
(3) Şımarmış olan bu ileri gelenler, Cenâb-ı Hakk’ın kendilerine günahtan dönmelerihusûsunda olan emrini dinlemediklerinde, oranın halkı başlarındaki idârecilerin bu isyânına bizzat iştirâk ederek (veya hoş görerek) zulümlerine ortak olduklarında, artık isyan umûmîleşir ve böylece azab, o beldeye hak olur. (Râzî, c. 10/20, 178)
------
17. Nûh’dan sonra da nice nesilleri (isyanları sebebiyle) helâk ettik. Kullarının günahlarından hakkıyla haberdar, kemâliyle görücü olarak Rabbin yeter!
23 Mart 2016 Çarşamba
Dua saati:109. Allahım, beni, bütün mü’min kardeşlerimi, mü’mine bacılarımı ve arkadaşlarımı kurbiyetinin halâveti ve üns esintileriyle rızıklandır. Eziyet ve ızdırap veren sâiklerden halas eyle. Sen benim Rabb-i Rahimimsin; ben ise Senin zavallı ve boynu tasmalı bir kapıkulunum. Evliya ve asfiya-ya lütuf buyurduğun faziletleri bana ve benimle beraber bu-lunanlara da nasip et. Allahım, âkıbet açısından hayırlı olan dualarımı kabul buyur; beni emel ve ümitlerimde hüsrana uğratma. İnsî ve cinnî hasımlarımı da Sana havale ediyo-rum, düşmanlık yapanların haklarından gel.Allahım, işte ben mücrim kulun, pek çok hata ve günaha bulaşmış ellerimi kaldırıyor ve Sana yalvarıyorum. Senden talepte bulunmaya yüzüm olmasa da, âsî ve günahkâr bi-rinin suçluluğu içinde ve mahcubiyetten kısılmış sesimle Sana hâlimi arz ediyorum.Allahım, hakkındaki hüsn-ü zannıma göre bana muamele ve mukabelede bulun ve bağışla beni. Ey yegâne merhamet sahibi Rahman ü Rahîm ve ey tevbeye koşan günahkârları mağfiret buyuran Gaffâr u Settâr! Bu bendeni de rahmetin-le yarlığa. Rabbim, dünyada ve ukbada Sensin dostluğuna güvenilen Yüce Mevlâ.. Sensin kendisine ümit bağlanan Mürtecâ ve Sensin yegâne güç ve kuvvet sahibi.
Günün kitabı: kalplerin keşfi:gazali
..
Ibni Semmak (rahimehullah) buyuruyor ki: «Bir gün mezarliktan geçerken kabirlerden biri üzerinde su manzum kitabeyi okudum:
«Akraba ve yakinlarim, kabrimin yanindan gelip geçiyorlar.
Sanki beni hiç tanimanrslar gibi!
Mirasçilar malimi bölüsüyorlar.
Fakat borçlarimi tereddütsüz reddediyorlar.
Herkes payini almis ve kendi hayatini yasiyor.
Aman Allah (C.C)'im! Ne de çabuk unuttular beni!»
..
Ibni Semmak (rahimehullah) buyuruyor ki: «Bir gün mezarliktan geçerken kabirlerden biri üzerinde su manzum kitabeyi okudum:
«Akraba ve yakinlarim, kabrimin yanindan gelip geçiyorlar.
Sanki beni hiç tanimanrslar gibi!
Mirasçilar malimi bölüsüyorlar.
Fakat borçlarimi tereddütsüz reddediyorlar.
Herkes payini almis ve kendi hayatini yasiyor.
Aman Allah (C.C)'im! Ne de çabuk unuttular beni!»
Günün hadisi:
ibnu Mes'ud (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Allah'tan hakkııyla hayâ edin!" buyurdular. Biz:
"Ey Allah'ın Resûlü, elhamdülillah, biz Allah'tan hayâ ediyoruz" dedik. Arıcak O, şu açıklamayı yaptı.: "Söylemek istediğim bu (sizin anladığınız haya) değil. Allah'tan hakkıyla haya etmek, başı ve onun taşıdıklarını, batnı ve onun ihtivâ ettiklerini muhafaza etmen, ölümü ve toprakta çürümeyi hatırlamandır. Kim ahireti dilerse dünya hayatının zinetini terketmeli, âhireti bu hayata tercih etmelidir. Kim bu söylenenleri yerine getirirse, Allah'tan hakkıyla haya etmiş olur. "
ibnu Mes'ud (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Allah'tan hakkııyla hayâ edin!" buyurdular. Biz:
"Ey Allah'ın Resûlü, elhamdülillah, biz Allah'tan hayâ ediyoruz" dedik. Arıcak O, şu açıklamayı yaptı.: "Söylemek istediğim bu (sizin anladığınız haya) değil. Allah'tan hakkıyla haya etmek, başı ve onun taşıdıklarını, batnı ve onun ihtivâ ettiklerini muhafaza etmen, ölümü ve toprakta çürümeyi hatırlamandır. Kim ahireti dilerse dünya hayatının zinetini terketmeli, âhireti bu hayata tercih etmelidir. Kim bu söylenenleri yerine getirirse, Allah'tan hakkıyla haya etmiş olur. "
Nahl süresi:
97. Erkek olsun, kadın olsun; kim mü’min olarak sâlih bir amel işlerse, artık ona elbette hoş bir hayat yaşatacağız! Ve muhakkak onlara (âhirette) mükâfâtlarını, yapmakta olduklarının daha güzeli ile vereceğiz!
98. Artık Kur’ân okuyacağın zaman, kovulmuş şeytandan hemen Allah’a sığın!(2)
99. Şu şübhesiz ki îmân edenler ve Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) bir hâkimiyeti yoktur!
100. O’nun hâkimiyeti, ancak onu dost edinenler ve O’na (Allah’a) ortak koşanlar üzerindedir.
97. Erkek olsun, kadın olsun; kim mü’min olarak sâlih bir amel işlerse, artık ona elbette hoş bir hayat yaşatacağız! Ve muhakkak onlara (âhirette) mükâfâtlarını, yapmakta olduklarının daha güzeli ile vereceğiz!
98. Artık Kur’ân okuyacağın zaman, kovulmuş şeytandan hemen Allah’a sığın!(2)
99. Şu şübhesiz ki îmân edenler ve Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) bir hâkimiyeti yoktur!
100. O’nun hâkimiyeti, ancak onu dost edinenler ve O’na (Allah’a) ortak koşanlar üzerindedir.
22 Mart 2016 Salı
Günün kitabı: kalplerin keşfi, gazali
..
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Birinci derecede dünyaya önem veren kimsenin, Allah (C.C)'dan hiç bir sey beklemeye yüzü olamaz. Ulu Allah (C.C) dört hasleti onun kalbinden hiç çikarmaz:
1 — Kurtulusu olmayan bir endise,
2 — Hiç bos vakit birakmayan kesintisiz bir mesguliyet,
3 — Hiç bir zenginlice varamayan fakirlik,
4 — Hedefine varmasi imkansiz bir ihtiras»
..
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Birinci derecede dünyaya önem veren kimsenin, Allah (C.C)'dan hiç bir sey beklemeye yüzü olamaz. Ulu Allah (C.C) dört hasleti onun kalbinden hiç çikarmaz:
1 — Kurtulusu olmayan bir endise,
2 — Hiç bos vakit birakmayan kesintisiz bir mesguliyet,
3 — Hiç bir zenginlice varamayan fakirlik,
4 — Hedefine varmasi imkansiz bir ihtiras»
Günün hadisi:1648 - Hz. Câbir (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Bana en sevgili olanınız, kıyamet günü de bana mevkice en yakın bulunacak olanınız, ahlâkça en güzel olanlarınızdır. Bana en menfur olanınız, kıyamet günü de mevkice benden en uzak bulunacak olanınız, gevezeler, boşboğazlar ve yüksekten atanlardır." (Cemaatte bulunan bâzıları): "Ey Allah'ın Resûlü! Yüksekten atanlar kimlerdir`?" diye sordular. "Onlar mütekebbir (büyüklük taslayan) kimselerdir!" cevabını verdi."
21 Mart 2016 Pazartesi
Dua saati:108. Ey kullarına her zaman rahmet ve merhametiyle muamele eden yüce Allahım! Hakkındaki yakînimi arttır, imanımı kuvvetlendir; hâlimi ıslah eyle ve akıbetimi güzel-leştir.. tökezlemelerimi azalt, sürçmelerimi bağışla ve bana yeniden doğrulup toparlanma fırsatı ver. Hatalarımı ve gü-nahlarımı yarlığa, ihtiyaçlarımı gider ve düşkünlüğüme, za-yıflığıma, âcizliğime merhamet et.Ey rahmeti sonsuz Allahım! Gönlümü Senden gelecek her şeye karşı hoşnutluk hisleriyle doldur; beni lütuflarınla, sürpriz hediyelerinle sevindir ve vicdanımı nimetlerine, ih-sanlarına karşı şükür duygularıyla coştur. Rabbim! Senden sadece cömertlik ve âlicenaplık gördüm; fazl ü kereminden gayri bir şey hatırlamıyorum. Daha önce bol bol lütuf bu-yurduğun nimetlerini bundan sonra da devam ettir ve beni Sana kurbet kesbederek yakınlığına mazhar olmuş salih kul-larının halkasına dâhil et.Ey recâ kapısının biricik sahibi.. ey bütün ümit ve beklen-tilerin yegâne mercii! Kusurlarla âlûde olan ve gaflet denilen illetten bir türlü kurtulamayan bu zavallı kulun, yine Sana el açıyor... Evet, ben talep ettiğim bu lütuflara ve payelere ehil değilim; fakat saygı duyulup cezasından sakınmaya lâyık olan da, günahkârların günahlarını bağışlama, şanına ya-raşan da yalnız Sensin. Ne olur, beni katında makbul olan, tertemiz ve salih amellere muvaffak eyle; dönüp varacağım ve mesken tutacağım yeri güzel kılarak bendeni orada da ihsanlarınla mesrur et.
Günün kitabı:
Kalplerin keşfi, gazali,
Bilesin ki ibadetin temeli, Allah (C.C)'i tanimak. O'ndan çekinmek, umudu O'na baglamak ve kendini her an O'nun denetimi altinda hissetmektir. Insan bu sifatlardan uzaklasinca imanin özünü kavrayamaz. Çünki Allah (C.C)'i tanimaksizin. O'nun beseri bilgi ve hayal sinirlarini askin, benzersiz bir isitici, görücü, yaratici, bilgili ve muktedir bir ilâh olduguna inanmadikça yapilacak ibadet geçerli degildir.
Nitekim, tasrali bir Arab, Muhammed Ibni Ali Ibni Hüseyin'e (Rahimehullah) «Sen Allah (C.C)'a ibadet ederken O'nu görüyor musun?» diye sorar. Muhammed Ibni Ali «Tabii! Öyle olmasa görmedigim kimseye niye ibadet edeyim» diye cevap verir.
Tasrali Arab: «O'nu nasil olabiliyor da görüyorsun» diye sorar. Muhammed Ibni Ali ona der ki: «Göz bebeklerinin karsilasmasi mânâsinda O'nu gözler göremez, fakat gerçek iman sayesinde kalbler görür.
Duyu organlari vasitasi ile idrak edilemez, çünki insanlarin bir benzeri degildir. Âyetleri ile taninir, alâmetleri araciligi ile sifatlan tezahür eder, beserî hüküme cümlelerinin ötesindedir. Iste O, yerin ve gögün ortaksiz tek ilâhidir.»
Muhammed Ibni Ali'nin cevabini dinleyen tasrali Arab, bu sözlere «Allah (C.C), peygamberligi nereye havale edecegini cok iyi bilir» diye karsilik verir.
Kalplerin keşfi, gazali,
Bilesin ki ibadetin temeli, Allah (C.C)'i tanimak. O'ndan çekinmek, umudu O'na baglamak ve kendini her an O'nun denetimi altinda hissetmektir. Insan bu sifatlardan uzaklasinca imanin özünü kavrayamaz. Çünki Allah (C.C)'i tanimaksizin. O'nun beseri bilgi ve hayal sinirlarini askin, benzersiz bir isitici, görücü, yaratici, bilgili ve muktedir bir ilâh olduguna inanmadikça yapilacak ibadet geçerli degildir.
Nitekim, tasrali bir Arab, Muhammed Ibni Ali Ibni Hüseyin'e (Rahimehullah) «Sen Allah (C.C)'a ibadet ederken O'nu görüyor musun?» diye sorar. Muhammed Ibni Ali «Tabii! Öyle olmasa görmedigim kimseye niye ibadet edeyim» diye cevap verir.
Tasrali Arab: «O'nu nasil olabiliyor da görüyorsun» diye sorar. Muhammed Ibni Ali ona der ki: «Göz bebeklerinin karsilasmasi mânâsinda O'nu gözler göremez, fakat gerçek iman sayesinde kalbler görür.
Duyu organlari vasitasi ile idrak edilemez, çünki insanlarin bir benzeri degildir. Âyetleri ile taninir, alâmetleri araciligi ile sifatlan tezahür eder, beserî hüküme cümlelerinin ötesindedir. Iste O, yerin ve gögün ortaksiz tek ilâhidir.»
Muhammed Ibni Ali'nin cevabini dinleyen tasrali Arab, bu sözlere «Allah (C.C), peygamberligi nereye havale edecegini cok iyi bilir» diye karsilik verir.
Günün hadisi: 1635 - İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "İki kişiye karşı hased caizdir: Birincisi o kimsedir ki, Allah kendisine Kur'ân-ı Kerim'i nasib etmiştir, o da onu, gece ve gündüz boyu ikame eder. İkincisi de o kimsedir ki, Allah Teâla ona mal vermiştir de o da gece ve gündüz (hak yolda) infak eder."
20 Mart 2016 Pazar
Pazar sohbetleri:
Bir yiğit vardı gömdüler şu karşı bayıra...
Arkadan kefenini, gömleğini soydular.
“Aman kalkar!” deyip üstüne taşlar koydular,
Bir yiğit vardı; gömdüler şu karşı bayıra.
Yiğidim, hele anlatıver olup biteni!
Sen dertli, vatan dertli, oturup ağlayalım...
Ağlayıp da sînelerimizi dağlayalım,
Yiğidim, hele anlatıver olup biteni. ü
Ses ver yiğidim, yoksa beni duymuyor musun!
Yıllar var ki hep hayâlinle oynaşıyorum,
Kalkıp geleceğin ümîdiyle yaşıyorum...
Ses ver yiğidim, yoksa beni duymuyor musun?!
Sırtımda ârdan bir gömlek, yılların vebâli,
Ümitle ışıldayan gönlüm, seni bekliyor;
Kâh göklerde uçup, kâh yerlerde emekliyor.
Sırtımda ardan bir gömlek, yılların vebâli.
Her tarafta harâb eller, baykuşlara bayram,
Köprüler birbir yıkılmış ve yollar yolcusuz,
Gelip uğrayanı kalmamış çeşmeler, susuz..
Her tarafta harâb eller, baykuşlara bayram.
İrâdelerde çatırtı, ruhlarda müşiş şok,
Târihi yağmaladı bir düzine tâlihsiz;
Değerler altüst oldu, mukaddesât sâhibsiz,
İrâdelerde çatırdı, ruhlarda müşiş şok.
Tıpkı rüyâlarda olduğu gibi diril, gel!
Beyaz atının üzerinde bir sabah erken;
Gözlerim kapalı rûhumda seni süzerken
Tıpkı rüyâlarda olduğu gibi diril, gel!
Bir yiğit vardı gömdüler şu karşı bayıra...
Arkadan kefenini, gömleğini soydular.
“Aman kalkar!” deyip üstüne taşlar koydular,
Bir yiğit vardı; gömdüler şu karşı bayıra.
Yiğidim, hele anlatıver olup biteni!
Sen dertli, vatan dertli, oturup ağlayalım...
Ağlayıp da sînelerimizi dağlayalım,
Yiğidim, hele anlatıver olup biteni. ü
Ses ver yiğidim, yoksa beni duymuyor musun!
Yıllar var ki hep hayâlinle oynaşıyorum,
Kalkıp geleceğin ümîdiyle yaşıyorum...
Ses ver yiğidim, yoksa beni duymuyor musun?!
Sırtımda ârdan bir gömlek, yılların vebâli,
Ümitle ışıldayan gönlüm, seni bekliyor;
Kâh göklerde uçup, kâh yerlerde emekliyor.
Sırtımda ardan bir gömlek, yılların vebâli.
Her tarafta harâb eller, baykuşlara bayram,
Köprüler birbir yıkılmış ve yollar yolcusuz,
Gelip uğrayanı kalmamış çeşmeler, susuz..
Her tarafta harâb eller, baykuşlara bayram.
İrâdelerde çatırtı, ruhlarda müşiş şok,
Târihi yağmaladı bir düzine tâlihsiz;
Değerler altüst oldu, mukaddesât sâhibsiz,
İrâdelerde çatırdı, ruhlarda müşiş şok.
Tıpkı rüyâlarda olduğu gibi diril, gel!
Beyaz atının üzerinde bir sabah erken;
Gözlerim kapalı rûhumda seni süzerken
Tıpkı rüyâlarda olduğu gibi diril, gel!
Dua saati:107. Allahım, her şeyi yaratan yegâne Hâlık Sen, benim sahibim ve yaratıcım da Sensin. Bütün mahlûkatını rahme-tinin tecellileriyle payidar eylediğin gibi bana da merhamet buyur. Ey engin rahmet sahibi ve yegâne merhametli Rab-bim! Sen her şeyi ihata eden ilminle benim hata ve günah-larımı da bilirsin; ne ki, aynı zaman da Sen rahmeti bütün varlığı kuşatan Rahman ü Rahîmsin. Bağışla günahlarımı, affet hatalarımı, kabul buyur tevbemi ve yakarışlarımı...
Günün kitabı:geylani külliyatı, abdülkadir geylani
..
Allah ne tür bir davranış sergileyeceğini görmek için sana sıkıntı verir. senin ,verdiği söze güvenip güvenmediğini Allah'ın seni gördüğünü ve bildiğini Bilip bilmediğini dener. bilmez misin ki bir işçi hükümdarın evinde ondan bahşiş vermesini istese bu davranışı kabalık ve açıkgözlülük olarak algılanır ve derhal evden atılır ve kendisine bunun istemeye ihtiyacı var denilir. kulunun kalbinde hırs açıkgözlülük dünya isteği korktuğu ve beklediği insanlar varken imanı olgunlaşmaz.Buda ancak sürekli düşünmekten ve peygamberlerin ve Salih kullarının hallerine bakmakla Allah'ın onları düşmanlarının elinden nasıl kurtardıgini , onlara yardım ettiğini ve çıkış kapısı hazırladığını bakıp üzerinde düşünmekle olur, doğru ve sağlam düşünce olunca tevekkülde sağlam olur , dünya kalpten gider, insanlar Cinler melekler ve bütün varlıklar Unutulur ve hak anılır.
(13recep 546 medrese sohbetinden,bağdat )
..
Allah ne tür bir davranış sergileyeceğini görmek için sana sıkıntı verir. senin ,verdiği söze güvenip güvenmediğini Allah'ın seni gördüğünü ve bildiğini Bilip bilmediğini dener. bilmez misin ki bir işçi hükümdarın evinde ondan bahşiş vermesini istese bu davranışı kabalık ve açıkgözlülük olarak algılanır ve derhal evden atılır ve kendisine bunun istemeye ihtiyacı var denilir. kulunun kalbinde hırs açıkgözlülük dünya isteği korktuğu ve beklediği insanlar varken imanı olgunlaşmaz.Buda ancak sürekli düşünmekten ve peygamberlerin ve Salih kullarının hallerine bakmakla Allah'ın onları düşmanlarının elinden nasıl kurtardıgini , onlara yardım ettiğini ve çıkış kapısı hazırladığını bakıp üzerinde düşünmekle olur, doğru ve sağlam düşünce olunca tevekkülde sağlam olur , dünya kalpten gider, insanlar Cinler melekler ve bütün varlıklar Unutulur ve hak anılır.
(13recep 546 medrese sohbetinden,bağdat )
Ibrahim süresi:44. (Ey Resûlüm!) O hâlde insanları, kendilerine azâbın geleceği gün (kıyâmet) ile korkut! Zîrâ (o gün) o zulmedenler: “Rabbimiz! Bizi (dünyaya gönderip) yakın bir vakte kadar (kısa bir zaman için bile olsa, ecelimizi) te’hîr et ki, senin da‘vetine uyalım ve o peygamberlere tâbi‘ olalım!” derler. (Onlara şöyle denilir:) “Hâlbuki daha önce (dünyada iken) sizin için hiçbir (şekilde) sona erme olmadığına dâir yemîn etmemiş miydiniz?”
19 Mart 2016 Cumartesi
Dua saati:106. Ey her zaman güzellikler izhar edip çirkinlikleri örten ve en çirkin görünen şeyleri dahî izâfî güzelliklerle bezeyen Güzeller Güzeli! Basar ve basiretimin önündeki günah ve is-yan perdelerini kaldır; doğruları görmeme ve eşyanın haki-katını bilmeme mani olan bütün engelleri def’et.. şu dünya hayatında, gönlümü güzellik duygularıyla mamur kıl.. bana her zaman güzel kalmanın yollarını göster.. ve beni yeniden diriltileceğim mahşer gününde rezil rüsvâ eyleme!
Günün kitabı:kalplerin keşfi, gazali
..
Seytanin sizma yollarini bilmeksizin kalbi ona karsi savunmakta basariya ulasilamaz. Demek ki, onun sizma yollarini bilmek farz oluyor. Seytanin kaleye benzettigimiz kalbe girmek için kullanacagi yollar ve sizma yerleri kulun bir takim sifatlaridir. Bunlar çoktur. Bazilari sunlardir:
1. — Öfke ve azgin istek.
öfke, akli ürkütüp kaçiran bir canavardir, akil zayiflayinca seytanin ordusu hücuma geçer. Insan öfkelendikçe, çocugun topla oynadigi gibi seytan onunla oynar.
Anlatildigina göre Allah (C.C)'in velilerinden biri Iblise «ademoglunun nasil yendigini bana söyle» der. Seytan da «öfke ve azgin arzulari kabardigi zaman onu ele alirim» diye cevab verir.
2 — Kiskançlik ve ihtiras.
Insan bir seye karsi ihtiras baglayinca ihtirasi, gözünü kör ve kulagini sagir eder. Böyle olunca da seytana aradigi firsat verilmis olur. Aslinda kotu ve çirkin de olsa, arzusuna vardiran her vasita, muhterisin gözüne güzel gelir.
Rivayete göre Hz. Nuh (A.S.) Allah (C.C)'in emrine uyarak her canli türünden birer çift alarak gemiye bindigi zaman tanimadigi bir ihtiyarin geminin bir kösesine sindigini görür, ona «gemiye niye girdin?» diye, sorar. Ihtiyar «adamlarinin kalblerine sizmak için girdim, öylece kalbleri benim elimde kalirken senin yaninda sadece vücudlari kalacak» diye cevap verir.
Bu cevap üzerine ihtiyarin kimligini teshiste gecikmeyen Hz. Nuh (A.S) «defol buradan, ey Allah (C.C)'in düsmani, sen mel'un seytandan baskasi degilsin» diye onu kovmak ister.
Bu sirada Iblis, Hz. Nuh (A.S)'a «ben insanlari bes sey vasitasi ile helake sürüklerim, simdi üçünü sana anlatacagim. Fakat geri kalan ikisini söylemem» der.
O anda ulu Allah (C.C) Hz. Nuh (A.S)'a «sana ikisini söylesin, geriye kalan üc tanesi mühim degil» diye vahiy gönderir. Bunun üzerine Hz. Nuh (A.S) seytana «ikisini söyle yeter» der. Seytan Hz. Nuh (A.S)'a su karsiligi verir, «o ikisi öyle vasitalardir ki, beni hic yalanci çikarmamislardir, hic bir zaman beni hedefimden geri birakmamislardir, insanlari bunlar sayesinde mahvederim. Bunlar ihtiras ve kiskançliktir. Kiskançlik yüzünden ben kendim lanetlenerek kovuldum.
Ihtirasa gelince, bir agacm meyvasi disinda cennetteki her sey Adem (A.S)'e mubah kilinmisti, ihtirasini alevlendirerek onu yasak agacin meyvasindon yemeye ikna ettim.»
3 — Oburluktur.
Isterse yenen yemek sirf helâl olsun. Çünkü oburluk nefsin asiri isteklerini güçlendirir, asiri arzular da seytanin silahlandir.
Rivayete göre bir gün Iblis Hz.Yahya'ya (A.S.) görünür, elinde cesitli maddelerden yapilmis bir yular tomari vardir. Hz. Yahya (A.S): «bu yularlar nedir» diye sorar. Seytan «bunlar insanlari yakalamaya yarayan cesit çesit arzulardir» diye cevap verir.
Hz. Yahya (A.S) seytana: «içlerinde bana ait olani var mi» diye sorar. Seytan der ki, «galiba bir keresinde karnini tikabasa doyurmustun da seni böylelikle namazdan ve zikirden alakoymustuk» Hz.Yahya (A.S): «baska bir sey var mt» diye sorar. Seytan «hayir» der.
Bunun üzerine Hz. Yahya (A.S): «bir daha karnimi tika-basa» doldurmamak, bundan sonra boynumun borcu olsun» der.
Seytan da Hz. Yahya'ya «andolsun ki. bundan sonra bende hiç bir müslümana nasihat etmeyecegim» diye karsilik verir.
4 — Bu huylardan biri de elbise, ev mobilya da süs düskünlügüdür.
Seytan insanin kalbinde süse düskünlük oldugunu görünce, bu yoldan tohum atar ve tohumlarin yumurtlamasini soglar. Seytan böyle seylere karsi zaafi olan kimseyi durmadan yeni evler yapmaya, yapilarin duvar ve tavanlarini türlü türlü geleneklere göre süslemeye ve odalarini genisletmeye çagirir, çesit çesit kiyafetler ve binek hayvanlari ile bezenmeye davet eder ve insani ömrü boyunca bu çesit arzularin esiri halinde tutar.
Zaten bu yolda seytan insani bir kere kandirdiktan sonra ikinci bir sefer onu ele almasi gerekmez, çünkü bu zaaflarin biri digerini çeker, kulun ömrü doluncaya kadar bu yolda yürür, Nihayet günün birinde seytanin yolunda ve doyumsuz arzularin emrinde iken oluverir.
Böyte kimselerin akibetinin kötü olmasindan korkulur. Allah (C.C) hepimizi korusun!
5 — Bu huylardan biri insanlara umut baglamaktir.
Sefvan Ibni Selim (R.A.) der ki: «bir gün Abdullah Ibni Hanzele'ye Iblis görünür ve der ki: «ya Ibni Hanzele! Sana bir sey ögretmek istiyorum.» Ibni Hanzele «ihtiyacim yok» diye karsilik verir.
Seytan ona «bir dinle de bak, eger yararli ise kabul eder, degilse reddedersin» Ey Ibni Hanzele. Allah (C.C)'dan baska hiç kimseden kesin ümid baglayarak bir sey isteme. Kizinca ne hale düstügünü gör, çünkü öfkelendigin zaman seni kolayca ele geçiririm.»
6 — Bu huylardan biri acelecilik ve sebatsizliktir.
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Acelecilik seytandan agsr davranmak ise Allah'dandir."
Çünkü insan aceleye kapilinca, seytan ona, hiç ummadigi taraftan kötülügünü benimsetir.
Rivayete göre Hz. Isa (A.S.) dogdugu zaman, yandaslari derhal Iblise kosup derler ki: «yeryüzünde bütün putlarin basi egildi» Seytan onlara «olan oldu, siz yerinizde kalin» diyerek hemen uçusa geçer. Yeryüzünün altini üstüne getirir, putlarin boyun egmesine sebep olan olayi» ögrenemez.
Sonunda Hz. Isa'nin (A.S.) dogdugunu tesbit eder, çevresini bütün meleklerin kusattigini görür. Bunun üzerine hemen yandaslarinin yanina döner ve onlara söyle der:
«dün gece dünyaya bîr peygamber geldi, bu çocuk hariç, hiç bir gebelik ve dogum hadisesi olmamistir ki, ben yaninda bulunmayayim. Bu geceden sonra artik putlara tapilmaz, bundan ümidinizi kesin. Bundan sonra ademoguliarina acelecilik ve densizlik yolu ile sokulmaya bakin.»
6 — Bu huylardan biri para ve mal düskünlügüdür.
Yiyecek - içecek ile diger zarurî ihtiyaçlarin ötesinde kalan bütün varlik, hayvanat ve akabat seytanin konagidir.
Sabit ül-Bünananî (R.A.) der ki: «Peygamber'imize (S.A.S.) peygamberlik görevi verildigi zaman Iblis seytanlarina sunu söyledi: «bir sey oldu, ama nedir bilmiyorum, gidin iyice ögrenin.»
Iblis'in adamlari her tarafi arastirdilar, fakat ne oldugunu ögrenemeyerek geri döndüler, «bir sey ögrenemedik» dediler. Bunun üzerine Iblis «ben size simdi haber getiririm» diyerek kayboldu.
Bir müddet sonra çikageidi ve adamlarina «Allah (C.C) Hz. Muhammed (S.A.V)'i peygamber olarak görevlendirmistir» dedi.
Bundan sonra Iblis adamlarini Peygamber (S.A.V)´imizin sahabilerine (Allah (C.C) onlardan razi olsun) göndermeye basladi, fakat hepsi her seferinde eli bos ve hayal kirikligi içinde dönüyorlardi, dönüste sözleri sunlar oluyordu, «hayatimizda bir gün böyle adamlarla karsilasmadik, tam yanlarina sokuluyoruz, namaza kalkiyorlar, böylece bütün gayretlerimiz bosa çikiyor.»
Bu sözleri dinleyen Iblis adamlarina söyle dedi: «onlari bir müddet kendi hallerine birakin. Allah (C.C)'in izni ile yakinda bütün dünyayi fethedeceklerdir, o zaman biz de onlardan istediklerimizi sizdiririz.»
Rivayete göre Hz. isa (A.S.) bir gün bir tas parçasini yastik edinerek yere yaslanir, bu sirada yanina gelen seytan ona: «ya Isa! Galiba dünyadan hoslaniyorsun» der.
Bunun üzerine Hz. Isa (A.S.) tasi basinin altindan kaldirip atar ve seytana: «dünya ile birlikte bu da senin olsun» der.
7 — Bu huylardan biri de cimrilik ve yoksul düsme korkusudur.
insani fakirlere yardim etmekten, sadaka vermekten alakoyan, biriktirme ve varlik yigma hirsini kiskirtarak neticede aci azaba sürükleyen bu huydur. Pintiligin afetlerinden biri mal biriktirmek için çarsi - pazar dolasmaktir. Zaten böyle yerler seytanlarin cirit attiklari yerlerdir.
8 — Bu huylardan bîri taassub.
Kendi görüslerine körü - körüne baglanmak, karsi taraftakilere kin beslemek onlara küçümseyen bakislarla bakmaktir.
..
Seytanin sizma yollarini bilmeksizin kalbi ona karsi savunmakta basariya ulasilamaz. Demek ki, onun sizma yollarini bilmek farz oluyor. Seytanin kaleye benzettigimiz kalbe girmek için kullanacagi yollar ve sizma yerleri kulun bir takim sifatlaridir. Bunlar çoktur. Bazilari sunlardir:
1. — Öfke ve azgin istek.
öfke, akli ürkütüp kaçiran bir canavardir, akil zayiflayinca seytanin ordusu hücuma geçer. Insan öfkelendikçe, çocugun topla oynadigi gibi seytan onunla oynar.
Anlatildigina göre Allah (C.C)'in velilerinden biri Iblise «ademoglunun nasil yendigini bana söyle» der. Seytan da «öfke ve azgin arzulari kabardigi zaman onu ele alirim» diye cevab verir.
2 — Kiskançlik ve ihtiras.
Insan bir seye karsi ihtiras baglayinca ihtirasi, gözünü kör ve kulagini sagir eder. Böyle olunca da seytana aradigi firsat verilmis olur. Aslinda kotu ve çirkin de olsa, arzusuna vardiran her vasita, muhterisin gözüne güzel gelir.
Rivayete göre Hz. Nuh (A.S.) Allah (C.C)'in emrine uyarak her canli türünden birer çift alarak gemiye bindigi zaman tanimadigi bir ihtiyarin geminin bir kösesine sindigini görür, ona «gemiye niye girdin?» diye, sorar. Ihtiyar «adamlarinin kalblerine sizmak için girdim, öylece kalbleri benim elimde kalirken senin yaninda sadece vücudlari kalacak» diye cevap verir.
Bu cevap üzerine ihtiyarin kimligini teshiste gecikmeyen Hz. Nuh (A.S) «defol buradan, ey Allah (C.C)'in düsmani, sen mel'un seytandan baskasi degilsin» diye onu kovmak ister.
Bu sirada Iblis, Hz. Nuh (A.S)'a «ben insanlari bes sey vasitasi ile helake sürüklerim, simdi üçünü sana anlatacagim. Fakat geri kalan ikisini söylemem» der.
O anda ulu Allah (C.C) Hz. Nuh (A.S)'a «sana ikisini söylesin, geriye kalan üc tanesi mühim degil» diye vahiy gönderir. Bunun üzerine Hz. Nuh (A.S) seytana «ikisini söyle yeter» der. Seytan Hz. Nuh (A.S)'a su karsiligi verir, «o ikisi öyle vasitalardir ki, beni hic yalanci çikarmamislardir, hic bir zaman beni hedefimden geri birakmamislardir, insanlari bunlar sayesinde mahvederim. Bunlar ihtiras ve kiskançliktir. Kiskançlik yüzünden ben kendim lanetlenerek kovuldum.
Ihtirasa gelince, bir agacm meyvasi disinda cennetteki her sey Adem (A.S)'e mubah kilinmisti, ihtirasini alevlendirerek onu yasak agacin meyvasindon yemeye ikna ettim.»
3 — Oburluktur.
Isterse yenen yemek sirf helâl olsun. Çünkü oburluk nefsin asiri isteklerini güçlendirir, asiri arzular da seytanin silahlandir.
Rivayete göre bir gün Iblis Hz.Yahya'ya (A.S.) görünür, elinde cesitli maddelerden yapilmis bir yular tomari vardir. Hz. Yahya (A.S): «bu yularlar nedir» diye sorar. Seytan «bunlar insanlari yakalamaya yarayan cesit çesit arzulardir» diye cevap verir.
Hz. Yahya (A.S) seytana: «içlerinde bana ait olani var mi» diye sorar. Seytan der ki, «galiba bir keresinde karnini tikabasa doyurmustun da seni böylelikle namazdan ve zikirden alakoymustuk» Hz.Yahya (A.S): «baska bir sey var mt» diye sorar. Seytan «hayir» der.
Bunun üzerine Hz. Yahya (A.S): «bir daha karnimi tika-basa» doldurmamak, bundan sonra boynumun borcu olsun» der.
Seytan da Hz. Yahya'ya «andolsun ki. bundan sonra bende hiç bir müslümana nasihat etmeyecegim» diye karsilik verir.
4 — Bu huylardan biri de elbise, ev mobilya da süs düskünlügüdür.
Seytan insanin kalbinde süse düskünlük oldugunu görünce, bu yoldan tohum atar ve tohumlarin yumurtlamasini soglar. Seytan böyle seylere karsi zaafi olan kimseyi durmadan yeni evler yapmaya, yapilarin duvar ve tavanlarini türlü türlü geleneklere göre süslemeye ve odalarini genisletmeye çagirir, çesit çesit kiyafetler ve binek hayvanlari ile bezenmeye davet eder ve insani ömrü boyunca bu çesit arzularin esiri halinde tutar.
Zaten bu yolda seytan insani bir kere kandirdiktan sonra ikinci bir sefer onu ele almasi gerekmez, çünkü bu zaaflarin biri digerini çeker, kulun ömrü doluncaya kadar bu yolda yürür, Nihayet günün birinde seytanin yolunda ve doyumsuz arzularin emrinde iken oluverir.
Böyte kimselerin akibetinin kötü olmasindan korkulur. Allah (C.C) hepimizi korusun!
5 — Bu huylardan biri insanlara umut baglamaktir.
Sefvan Ibni Selim (R.A.) der ki: «bir gün Abdullah Ibni Hanzele'ye Iblis görünür ve der ki: «ya Ibni Hanzele! Sana bir sey ögretmek istiyorum.» Ibni Hanzele «ihtiyacim yok» diye karsilik verir.
Seytan ona «bir dinle de bak, eger yararli ise kabul eder, degilse reddedersin» Ey Ibni Hanzele. Allah (C.C)'dan baska hiç kimseden kesin ümid baglayarak bir sey isteme. Kizinca ne hale düstügünü gör, çünkü öfkelendigin zaman seni kolayca ele geçiririm.»
6 — Bu huylardan biri acelecilik ve sebatsizliktir.
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
"Acelecilik seytandan agsr davranmak ise Allah'dandir."
Çünkü insan aceleye kapilinca, seytan ona, hiç ummadigi taraftan kötülügünü benimsetir.
Rivayete göre Hz. Isa (A.S.) dogdugu zaman, yandaslari derhal Iblise kosup derler ki: «yeryüzünde bütün putlarin basi egildi» Seytan onlara «olan oldu, siz yerinizde kalin» diyerek hemen uçusa geçer. Yeryüzünün altini üstüne getirir, putlarin boyun egmesine sebep olan olayi» ögrenemez.
Sonunda Hz. Isa'nin (A.S.) dogdugunu tesbit eder, çevresini bütün meleklerin kusattigini görür. Bunun üzerine hemen yandaslarinin yanina döner ve onlara söyle der:
«dün gece dünyaya bîr peygamber geldi, bu çocuk hariç, hiç bir gebelik ve dogum hadisesi olmamistir ki, ben yaninda bulunmayayim. Bu geceden sonra artik putlara tapilmaz, bundan ümidinizi kesin. Bundan sonra ademoguliarina acelecilik ve densizlik yolu ile sokulmaya bakin.»
6 — Bu huylardan biri para ve mal düskünlügüdür.
Yiyecek - içecek ile diger zarurî ihtiyaçlarin ötesinde kalan bütün varlik, hayvanat ve akabat seytanin konagidir.
Sabit ül-Bünananî (R.A.) der ki: «Peygamber'imize (S.A.S.) peygamberlik görevi verildigi zaman Iblis seytanlarina sunu söyledi: «bir sey oldu, ama nedir bilmiyorum, gidin iyice ögrenin.»
Iblis'in adamlari her tarafi arastirdilar, fakat ne oldugunu ögrenemeyerek geri döndüler, «bir sey ögrenemedik» dediler. Bunun üzerine Iblis «ben size simdi haber getiririm» diyerek kayboldu.
Bir müddet sonra çikageidi ve adamlarina «Allah (C.C) Hz. Muhammed (S.A.V)'i peygamber olarak görevlendirmistir» dedi.
Bundan sonra Iblis adamlarini Peygamber (S.A.V)´imizin sahabilerine (Allah (C.C) onlardan razi olsun) göndermeye basladi, fakat hepsi her seferinde eli bos ve hayal kirikligi içinde dönüyorlardi, dönüste sözleri sunlar oluyordu, «hayatimizda bir gün böyle adamlarla karsilasmadik, tam yanlarina sokuluyoruz, namaza kalkiyorlar, böylece bütün gayretlerimiz bosa çikiyor.»
Bu sözleri dinleyen Iblis adamlarina söyle dedi: «onlari bir müddet kendi hallerine birakin. Allah (C.C)'in izni ile yakinda bütün dünyayi fethedeceklerdir, o zaman biz de onlardan istediklerimizi sizdiririz.»
Rivayete göre Hz. isa (A.S.) bir gün bir tas parçasini yastik edinerek yere yaslanir, bu sirada yanina gelen seytan ona: «ya Isa! Galiba dünyadan hoslaniyorsun» der.
Bunun üzerine Hz. Isa (A.S.) tasi basinin altindan kaldirip atar ve seytana: «dünya ile birlikte bu da senin olsun» der.
7 — Bu huylardan biri de cimrilik ve yoksul düsme korkusudur.
insani fakirlere yardim etmekten, sadaka vermekten alakoyan, biriktirme ve varlik yigma hirsini kiskirtarak neticede aci azaba sürükleyen bu huydur. Pintiligin afetlerinden biri mal biriktirmek için çarsi - pazar dolasmaktir. Zaten böyle yerler seytanlarin cirit attiklari yerlerdir.
8 — Bu huylardan bîri taassub.
Kendi görüslerine körü - körüne baglanmak, karsi taraftakilere kin beslemek onlara küçümseyen bakislarla bakmaktir.
Günün hadisi:Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki:
"Kul (bazan), Allah'ın rızasına uygun olan bir kelamı, ehemmiyet vermeksizin sarfeder de Allah onun sebebiyle cennetteki derecesini yükseltir. Yine kul (bazan) Allah'ın hoşnutsuzluğuna sebep olan bir kelimeyi ehemmiyet vermeksizin sarfeder de Allah, o sebeple onu cehennemde yetmiş yıllık aşağıya atar."
"Kul (bazan), Allah'ın rızasına uygun olan bir kelamı, ehemmiyet vermeksizin sarfeder de Allah onun sebebiyle cennetteki derecesini yükseltir. Yine kul (bazan) Allah'ın hoşnutsuzluğuna sebep olan bir kelimeyi ehemmiyet vermeksizin sarfeder de Allah, o sebeple onu cehennemde yetmiş yıllık aşağıya atar."
Ibrahim süresi:21. Ve (kıyâmet günü onlar) hep birlikte Allah’ın huzûruna çıkarlar da zayıflar, büyüklük taslayanlara der ki: “Doğrusu biz size tâbi‘ idik; şimdi siz, Allah’ın azâbından herhangi bir şeyi bizden def‘ edebilecek kimseler misiniz?” (Onlar da) derler ki: “Eğer Allah bizi hidâyete erdirseydi, (biz de) sizi elbette hidâyete sevk ederdik. (Artık) sızlansak da sabretsek de bizim için birdir; bizim için kaçıp sığınacak bir yer yoktur!”
22. Nihâyet (hesabları görülüp) iş(leri) bitirilince şeytan (onlara) şöyle der: “Muhakkak ki Allah, size gerçek bir va‘d ile söz verdi; (ben de) size va‘d ettim; fakat size sözümde durmadım. Bununla berâber benim için sizin üzerinize (zorlayacak) bir güç yoktu;(1) sizi sâdece çağırdım (siz de) hemen (ve hiç sonunu düşünmeden) bana uydunuz. Öyle ise beni kınamayın; bil‘akis kendinizi kınayın! (Bugün artık) ne ben sizin kurtarıcınızım, ne de siz benim kurtarıcımsınız! Daha önce (dünyada iken) beni (Allah’a) ortak koşmanızı doğrusu ben (bu gün) inkâr ettim.” Şübhesiz ki o zâlimler yok mu, onlar için (pek) elemli bir azab vardır.
22. Nihâyet (hesabları görülüp) iş(leri) bitirilince şeytan (onlara) şöyle der: “Muhakkak ki Allah, size gerçek bir va‘d ile söz verdi; (ben de) size va‘d ettim; fakat size sözümde durmadım. Bununla berâber benim için sizin üzerinize (zorlayacak) bir güç yoktu;(1) sizi sâdece çağırdım (siz de) hemen (ve hiç sonunu düşünmeden) bana uydunuz. Öyle ise beni kınamayın; bil‘akis kendinizi kınayın! (Bugün artık) ne ben sizin kurtarıcınızım, ne de siz benim kurtarıcımsınız! Daha önce (dünyada iken) beni (Allah’a) ortak koşmanızı doğrusu ben (bu gün) inkâr ettim.” Şübhesiz ki o zâlimler yok mu, onlar için (pek) elemli bir azab vardır.
18 Mart 2016 Cuma
Dua saati:105. Ey her varlığa ihsan deryasından nimetler yağdıran ve ikramı her ikram sahibinden sonsuz derece üstün olan.. ey herkesi ve her şeyi merhametle kuşatan ve kerem ü lut-fundan günahkarları dahî mahrum bırakmayan Rabbim! Benim istediklerimi de ver, cömertlik ve merhametinle beni de sevindir; ikram ve rahmet yağmurların neticesinde be-nim emelimi de gerçekleştir. Şu âciz bendeni eli boş, ümidi kırık, zavallı ve perişan bırakma. Sadece korktuğum tehlike-lerden değil, hiç sezemediğim, tahmin bile edemediğim ve dolayısıyla da endişe duymadığım musibetlerden de beni emin eyle.
Günün kitabı: kalplerin keşfi, gazali
..
Hz. Ali. (kerramellahu vechehu) buyurur ki: «Bir sabah erken saatlerde Hz. Ömer (R.A)'i deve üzerinde bir vadide yol alirken gördüm. O'na «Ey mü'minlerin emiri, nereye gidiyorsun?» diye sordum. «Zekât gelirlerinden bir deve kaybolmus da onu ariyorum» diye cevap verdi. Kendisine «Senden sonra gelecek olan Halifelerin canina okudun» diye takildim.
Bana söyle cevap verdi. «Ey Hasan'in babasi, beni kinama. Hz. Muhammed'i (S.A.S.) peygamber olarak gönderene (Allah (C.C)'a) yemin ederim ki. Firat nehri kenarinda bir kuzu kaybolsa. Kiyamet günü hesabi Ömer'den sorulur. Çünki ne müslümanlari perisan eden devlet baskanma ve ne de mü'minierin yüreklerine korku salan fasik idareciye itaat yoktur.»
..
Hz. Ali. (kerramellahu vechehu) buyurur ki: «Bir sabah erken saatlerde Hz. Ömer (R.A)'i deve üzerinde bir vadide yol alirken gördüm. O'na «Ey mü'minlerin emiri, nereye gidiyorsun?» diye sordum. «Zekât gelirlerinden bir deve kaybolmus da onu ariyorum» diye cevap verdi. Kendisine «Senden sonra gelecek olan Halifelerin canina okudun» diye takildim.
Bana söyle cevap verdi. «Ey Hasan'in babasi, beni kinama. Hz. Muhammed'i (S.A.S.) peygamber olarak gönderene (Allah (C.C)'a) yemin ederim ki. Firat nehri kenarinda bir kuzu kaybolsa. Kiyamet günü hesabi Ömer'den sorulur. Çünki ne müslümanlari perisan eden devlet baskanma ve ne de mü'minierin yüreklerine korku salan fasik idareciye itaat yoktur.»
Günün hadisi:, Hz. enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Bir gün Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yanında biz olduğumuz halde (gezintiye) çıktı. Derken, etrafındaki binalara rağmen (daha yüksek olduğu için) sivrilen bir kubbe görmüştü: "Bu da ne?" diye sordu. "Ensardan falancaya ait" dendi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) sükut buyurdu, ancak binaya karşı içinden hoşnutsuz olmuştu. Bir müddet sonra, sahibi geldi. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e cemaatin içinde selam verdi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) yüzünü çevirdi ve selamını almadı. Tekrar tekrar selam verdi ise de aynı şekilde davranarak selamını almadı. Adam anladı ki Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) kendisine kızgındır ve yüz çevirmektedir. Durumu arkadaşlarına açarak: "Allah'a kasem olsun, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın bakışını iyi bulmuyorum. Hakkımda ne olup bitti, bilemiyorum da dedi. Kendisine: "Gezinirken kubbeni gördü. "Bu kimin?" dedi. Sana ait olduğunu haber verdik" dediler.
Adam hemen dönüp, kubbesini yıktı, öyle ki yerle bir etti. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir başka gün yine gezintiye çıktı. Kubbeyi göremeyince: "Kubbeye ne oldu?" diye sordu.
Kubbe sâhibiyle olup biten gelişmeler haber verildi. Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) "Bilin ki, zaruri olmayan her bina, sahibine bir vebaldir" buyurdu.
Adam hemen dönüp, kubbesini yıktı, öyle ki yerle bir etti. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) bir başka gün yine gezintiye çıktı. Kubbeyi göremeyince: "Kubbeye ne oldu?" diye sordu.
Kubbe sâhibiyle olup biten gelişmeler haber verildi. Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) "Bilin ki, zaruri olmayan her bina, sahibine bir vebaldir" buyurdu.
Rad süresi:18. Rableri(nin emri)ne icâbet edenlere, (yaptıklarının) daha güzeli (olan bir karşılık, Cennet) vardır. O’na icâbet etmeyenler ise, eğer yeryüzünde bulunanların hepsive onunla berâber bir misli daha gerçekten kendilerinin olsa, (Allah’ın azâbından kurtulmak için) onu elbette fedâ ederlerdi. İşte onlara hesâbın kötüsü vardır ve varacakları yer Cehennemdir. O ise, ne kötü yataktır!
17 Mart 2016 Perşembe
Dua saati:104. Allahım, beşeriyete ait uzaklıkları aşarak kurbet ufkuna ulaşan mukarrebîn kullarının gönülleri Senin izzet, azamet ve ululuğunun tecellileriyle dolunca, onlar iman esaslarını ve bilhassa, ima nın kutb-u a’zamını, aksine ihti-mal vermeyecek şekilde bil diler, kabullendiler, duyup his-settiler ve varıp irfan ufkuna taht kurdular.. sonra da, artık sadece Senin münezzeh sevgine mazhar işlere yönelip hoş-nut olacağın amellere koştular. Rabbim, benim kalbimi ve kadını erkeğiyle bütün kardeşlerimin gönüllerini de izzet ve celâl nurlarınla doldur. Hem öyle doldur ki; dünyanın bütün meseleleri gözümüzde küçülüversin; dünyevî süs ve zinetler nezdimizde hiçbir kıymet ifade etmesin. Ey şefkati gazabının önünde bulunan ve merhameti her şeyi kuşatan Allahım, ey Raûf, ey Rahîm Rabbim! Benim niyazıma ve benimle beraber Sana teveccüh eden kardeşle-rimin yakarışlarına Zâtına has lütf u kereminin enginliğiyle mukabelede bulun; bize merhamet buyur, lütuflarını üze-rimize bol bol yağdır ve bizi maddî-manevî nimetlerinden mahrum etme. Allahım, lütf u kereminden dileniyorum; beni her işimde en çabuk ve kolay başarıya, sarsılmaz bir irfan ufkuna, maddî-manevî sağlık ve âfiyete, hakiki mu-habbete ve Sana kavuşma iştiyakına nâil eyle.
Günün kitabı: kalplerin keşfi, gazali
..
Rivayete göre Iblis bir gün Imam-i Sâfi´ye (rehimehullahu) sorar, «ey Imam! Beni diledigi gibi yaratan ve diledigi yolda kullanan sonra da dilerse cennete koyacak ve dilerse cehenneme gönderecek olan Allah (C.C) hakkinda ne düsünüyorsun, tutumunda adil midir, yoksa zalim mi?»
Safiî onun bu sözüne düsünür sonra söyle cevap verir «behey herif! Eger seni senin arzuna uyarak yaratti ise sana zulmetmistir, yok eger kendi muradina binaen seni var etti ise O, yaptigindan mes'ul degildir.»
Seytan aldigi cevabin korsisinda öyle perisan oldu ki, nerede ise yerin dibine geçeyazdi. Fakat çok geçmeden kendisini toparlayarak Safiiye dedi ki: «ey Imam! Ben bu soru ile yetmis bin abidin zihnini bulandirarak onlari kulluk divanindan çikardim.»
Bilesin ki, kalb bir kale gibidir, seytan da oraya girip onu ele geçirmek, onu fethetmek isteyen bir düsman. Kaleyi düsmana karsi savunmak için onun kapilarindan giris yerlerinde ve gediklerinde nöbetçi bulundurmak gerekir. Bu nöbetçilik ve muhafizlik görevini kaleyi iyice tanimayanlar basaramaz.
..
Rivayete göre Iblis bir gün Imam-i Sâfi´ye (rehimehullahu) sorar, «ey Imam! Beni diledigi gibi yaratan ve diledigi yolda kullanan sonra da dilerse cennete koyacak ve dilerse cehenneme gönderecek olan Allah (C.C) hakkinda ne düsünüyorsun, tutumunda adil midir, yoksa zalim mi?»
Safiî onun bu sözüne düsünür sonra söyle cevap verir «behey herif! Eger seni senin arzuna uyarak yaratti ise sana zulmetmistir, yok eger kendi muradina binaen seni var etti ise O, yaptigindan mes'ul degildir.»
Seytan aldigi cevabin korsisinda öyle perisan oldu ki, nerede ise yerin dibine geçeyazdi. Fakat çok geçmeden kendisini toparlayarak Safiiye dedi ki: «ey Imam! Ben bu soru ile yetmis bin abidin zihnini bulandirarak onlari kulluk divanindan çikardim.»
Bilesin ki, kalb bir kale gibidir, seytan da oraya girip onu ele geçirmek, onu fethetmek isteyen bir düsman. Kaleyi düsmana karsi savunmak için onun kapilarindan giris yerlerinde ve gediklerinde nöbetçi bulundurmak gerekir. Bu nöbetçilik ve muhafizlik görevini kaleyi iyice tanimayanlar basaramaz.
Günün hadisi:Muâz İbnu Enes el-Cüheni radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Kim sabah namazından çıkınca, iki rek'atlik kuşluk namazını kılıncaya kadar hayırdan başka bir şey söylemeden namaz kıldığı yerde oturur beklerse, Allah onun günahlarını, denizin köpüğü kadar çok da olsa bağışlar."
"Kim sabah namazından çıkınca, iki rek'atlik kuşluk namazını kılıncaya kadar hayırdan başka bir şey söylemeden namaz kıldığı yerde oturur beklerse, Allah onun günahlarını, denizin köpüğü kadar çok da olsa bağışlar."
16 Mart 2016 Çarşamba
Dua saati:103. Allahım, biz günah kâr kullarız; hatalarımız her yanı-mızı kuşattı ve bizi çepeçevre sardı. Fakat, biz mücrim olsak da, Sen Halîm ü Rahîmsin; rahmetinin enginliğine çağıran Sen, günahkârların affına ferman çıkaran da Sensin. Ken-dimizi idare etmekten, nefislerimize söz geçirmekten âciz kaldık; âcizlere, fakirlere, muhtaçlara ve ihtiyaçları zaruret çizgisinde bulunanlara iltifatın türünden bizleri de teveccüh-lerinle sevindir. Hususiyle, şu muhtaç ve zavallı kulun ben, Abdülkadir Geylanî Efendimiz’in (kuddise sırruhû) dediği gibi diyorum; benim için bütün sebepler sukût etti; bütün kapılar yüzüme kapandı. Sen kimsesizler kimsesi ve darda kalanların yegâne melceisin. Günahlarım dağlar azametin-de olsa da, Senden başka sığınak bilmiyorum; her şeyi ku-şatan merhametine itimad ediyorum. Sen Berr ü Rahîmsin; sürekli iyilik edip ihsanda bulunursun, kullarına rahmetinle muamele edersin.Dergâhında dilenciyim Rabbim, kapının tutsağıyım. Kul-ların arasında her şeyini yitirmiş, iflas etmiş bir garibim; ama senin ihsanlarının talibiyim. Ey hilm, rahmet ve cömertlik tahtının sultanı Rabbim, ey Halîm, ey Rahîm, Ey Kerîm; hâlime acı ve bana rahmaniyetinle muamele et. Dünyada ve âhirette beni rüsvâ eyleme. Sen bana sonsuz nimetler verdin ama ben onların şükrünü eda edemedim. Beni bir dertle imtihan ettin ama ben sabırlı olamadım. Buna rağ-men beni hizlana uğratmadın; sürekli hatalar içinde bocala-dığımı gördüğün hâlde beni rezilliğe dûçar kılmadın. Halimi ıslah et Allahım; kalbimi nurlandır. Beni her amelinde ihlâsı gözeten, Seni seven ve Senin tarafından sevilen, Senden gelen her şeyi hoşnutlukla karşılayan ve rızana mazhar olan kullarından eyle.
Günün kitabı: kalplerin keşfi, gazali
..
Peygamber'imize (S.A.S.) «mümin ve münafik kimdir» diye sormuslar, Peygamber'imiz su cevabi vermistir:
"Müminin gözü namazda, oruçta olur, münafigin gözü ise —hayvanlarda oldugu gibi— yemekte, içmekte, ibadet ve namazdan uzak durmakta olur. Mümin, eli vardikça sadaka verir. Allah'dan günahlarinin affedilmesini diler. Münafik ise ihtiras ve bos kuruntular pesindedir. Müminin Allah'dan baska hiç bir kimsede umudu olmaz, münafik ise Allah'dan baska herkese umut baglar. Mümin, dini yerine malini feda eder, münafik ise mali ugruna dinini satar. Mümin Allah'dan baska hiç kimseden korkmaz. Münafik ise Allah´dan baska herkesten çekinir. Mümin iyilik islemekle birlikte aglar, münafik ise kötülük isledigi halde güler. Mümin yalnizliktan ve kendi basina kalmaktan hoslanir. Münafik ise giriskenlikten ve kalabaliktan hoslanir.
Mümin tohum eker, (yapici ve üreticidir) kargasaliktan hoslanmaz, münafik ise yikicidir, bununla birlikte emeksiz ürün pesindedir. Mümin dininin prensiplerine uygun bir idare ugruna emir verir ve yasaklar koyar, düzelticidir. Münafik ise bas olma ihtirasi ugruna emirler verir ve yasaklar koyar, yikicidir. Daha dogrusu kötülügü emrederken iyiligi ve dogruyu yasaklar."
..
Peygamber'imize (S.A.S.) «mümin ve münafik kimdir» diye sormuslar, Peygamber'imiz su cevabi vermistir:
"Müminin gözü namazda, oruçta olur, münafigin gözü ise —hayvanlarda oldugu gibi— yemekte, içmekte, ibadet ve namazdan uzak durmakta olur. Mümin, eli vardikça sadaka verir. Allah'dan günahlarinin affedilmesini diler. Münafik ise ihtiras ve bos kuruntular pesindedir. Müminin Allah'dan baska hiç bir kimsede umudu olmaz, münafik ise Allah'dan baska herkese umut baglar. Mümin, dini yerine malini feda eder, münafik ise mali ugruna dinini satar. Mümin Allah'dan baska hiç kimseden korkmaz. Münafik ise Allah´dan baska herkesten çekinir. Mümin iyilik islemekle birlikte aglar, münafik ise kötülük isledigi halde güler. Mümin yalnizliktan ve kendi basina kalmaktan hoslanir. Münafik ise giriskenlikten ve kalabaliktan hoslanir.
Mümin tohum eker, (yapici ve üreticidir) kargasaliktan hoslanmaz, münafik ise yikicidir, bununla birlikte emeksiz ürün pesindedir. Mümin dininin prensiplerine uygun bir idare ugruna emir verir ve yasaklar koyar, düzelticidir. Münafik ise bas olma ihtirasi ugruna emirler verir ve yasaklar koyar, yikicidir. Daha dogrusu kötülügü emrederken iyiligi ve dogruyu yasaklar."
Günün hadisi:Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "(Ey mü'minler! Amel ve ibadetlerinizi) itidal üzere yapın, ifrattan kaçının. Zira sizden hiç kimseyi (ateşten) ameli kurtaracak değildir."
Sahabiler: "Seni de mi amelin kurtarmaz, ey Allah'ın Resülü!" dediler. Aleyhissalatu vesselâm: "Beni de, buyurdular. Eğer Allah kendi katından bir rahmet ve fazl ile benim günahlarımı bağışlamazsa beni de amelim kurtarmaz!" buyurdular."
Sahabiler: "Seni de mi amelin kurtarmaz, ey Allah'ın Resülü!" dediler. Aleyhissalatu vesselâm: "Beni de, buyurdular. Eğer Allah kendi katından bir rahmet ve fazl ile benim günahlarımı bağışlamazsa beni de amelim kurtarmaz!" buyurdular."
Yusuf süresi:70. Sonunda (Yûsuf) onların yüklerini hazırlayınca, su kabını kardeşinin (Bünyâmin’in) yüküne koydu; sonra bir tellâl (arkalarından): “Ey kāfile! Doğrusu siz gerçekten hırsız kimselersiniz!” diye seslendi.
71. (Yûsuf’un kardeşleri) onlara dönerek: “Ne kaybettiniz?” dediler.
72. (Onlar) dediler ki: “Melik’in su kabını kaybettik; hem onu getirene bir deve yükü (bahşiş) var”; (tellâl:) “Ben de buna kefîlim” (dedi).
73. (Yûsuf’un kardeşleri:) “Allah’a yemîn olsun, şübhesiz (siz de) bilmişsinizdir ki (biz) bu yerde (Mısır’da) fesad çıkarmak için gelmedik; (biz) hırsız kimseler de değiliz” dediler.
74. (O nidâ edenler:) “Eğer yalancılar iseniz o hâlde (sizin şeriatınıza göre) bunun cezâsı nedir? (Hükmünüzü siz verin!)” dediler.
75. (Onlar da:) “Bunun cezâsı, (su kabı) kimin yükünde bulunursa, işte o (kişinin köle olarak alıkonması) onun cezâsıdır. O zâlimleri böyle cezâlandırırız” dediler.
76. Bunun üzerine (Yûsuf, su kabını aramak üzere), kardeşinin yükünden önce onların yüklerine başladı; (en) sonra onu kardeşinin yükünden çıkardı. İşte Yûsuf’a böyle bir çâre öğrettik. Yoksa Melik’in kānûnuna göre (Yûsuf) kardeşini alıkoyamayacaktı; ancak Allah’ın dilemesi müstesnâ. (Biz) kimi dilersek derecelerle yükseltiriz. Her ilim sâhibinin üstünde, bir bilen vardır.(1)
71. (Yûsuf’un kardeşleri) onlara dönerek: “Ne kaybettiniz?” dediler.
72. (Onlar) dediler ki: “Melik’in su kabını kaybettik; hem onu getirene bir deve yükü (bahşiş) var”; (tellâl:) “Ben de buna kefîlim” (dedi).
73. (Yûsuf’un kardeşleri:) “Allah’a yemîn olsun, şübhesiz (siz de) bilmişsinizdir ki (biz) bu yerde (Mısır’da) fesad çıkarmak için gelmedik; (biz) hırsız kimseler de değiliz” dediler.
74. (O nidâ edenler:) “Eğer yalancılar iseniz o hâlde (sizin şeriatınıza göre) bunun cezâsı nedir? (Hükmünüzü siz verin!)” dediler.
75. (Onlar da:) “Bunun cezâsı, (su kabı) kimin yükünde bulunursa, işte o (kişinin köle olarak alıkonması) onun cezâsıdır. O zâlimleri böyle cezâlandırırız” dediler.
76. Bunun üzerine (Yûsuf, su kabını aramak üzere), kardeşinin yükünden önce onların yüklerine başladı; (en) sonra onu kardeşinin yükünden çıkardı. İşte Yûsuf’a böyle bir çâre öğrettik. Yoksa Melik’in kānûnuna göre (Yûsuf) kardeşini alıkoyamayacaktı; ancak Allah’ın dilemesi müstesnâ. (Biz) kimi dilersek derecelerle yükseltiriz. Her ilim sâhibinin üstünde, bir bilen vardır.(1)
15 Mart 2016 Salı
Dua saati:101. Ey âcizlerin güç kaynağı, kimsesizlerin yegâne sı-ğınağı Rabbimiz! Bize ihsan buyurduğun imkân, istidat ve kabiliyetleri, maddî-manevî nimetleri Din-i Mübîn’i hayatı-mıza hayat kılma ve onu herkese duyurma istikametinde kullanabilmemiz için yardımcımız ol.. nezd-i Uluhiyetinden mahz-ı fazl olarak bize inayet buyur ve şu âciz kullarını ölüm ötesinin sıkıntılarından kurtararak âhiret saadetine ka-vuştur ve ekstra bir lütufla biz biçare kullarına da Cemâl-i Bâkemâlini müşahede ufkunu tuttur.Ey ihsanı hem dünyayı hem de âhireti doldurup donatan Rabbimiz, gönüllerimizi Zatına karşı aşk u iştiyakla, saygı ve haşyet hisleriyle doldur; bizi dur durak bilmeden ihlâs peşinde koşan ve kalbi her zaman huşû ile meşbû olan kul-larından eyle. Ey, günahlarla kirlenmiş kimseleri hemen cezalandır-mayan, haddi ni bilmezlere manevî kirlerinden arınma fır-satları veren Merhametliler Merhametlisi! Rah mâniyetine has bir teveccüh ve nazarla bizim dua ve yakarışlarımıza da icabet buyur. Şüphesiz hepimiz boynu tasmalı, ayağı prangalı ve elleri kelepçeli kullarınız, Senin dergâhının kö-leleriyiz. Senden sıdk, emanet ve ismet gibi mü’min sıfat-larını hayatımız boyunca bize yâr etmeni istiyoruz. İnsî ve cinnî bütün şeytanların şerlerinden, fitlerinden, dürtülerin-den ve sürekli kötülüğü dayatan, hep çirkinliklere çağıran nefsin desiselerinden, vesveselerinden, tuzaklarından he-pimizi korumanı dileniyoruz.
Şiir:
Mezarimdan dogrulacagim günü ve mahsere varacagimi düsündüm
Dört köselik cukurumdaki ikamet süremi
Yapayalniz ve tek basima, nice izzet ve mevkiden sonra
Günahimin ve topragimin tutuklusu olarak, onunla basbasa hesaplasman üzerinde eni boyu düsündüm.
Ve amel defterim verildigi zamanki halimin perisanligini,
Fakat ümidim sendedir. Rabb'im, yaraticim! Umarim ki, ey Allah'im sen bagislarsin günahkâri!
Mezarimdan dogrulacagim günü ve mahsere varacagimi düsündüm
Dört köselik cukurumdaki ikamet süremi
Yapayalniz ve tek basima, nice izzet ve mevkiden sonra
Günahimin ve topragimin tutuklusu olarak, onunla basbasa hesaplasman üzerinde eni boyu düsündüm.
Ve amel defterim verildigi zamanki halimin perisanligini,
Fakat ümidim sendedir. Rabb'im, yaraticim! Umarim ki, ey Allah'im sen bagislarsin günahkâri!
Günün kitabı: kalplerin keşfi, gazali
..
Hz. Yakub (A.S.) ölüm melegi (azrail) ile dosttu. Bir gün Azrail. Hz.Yakub (A.S.)´u ziyarete gider. Hz.Yakub (A.S.) O'na "Ya Azrail, görüsmeye mi geldin, yoksa canimi almaya mi" diye sorar.
Azrail, "gelisim ziyaret içindir" cevabini verir.
Hz.Yakub (A.S.) "senden bir ricam var" der. Azrail "nedir" der. Hz.Yakub (A.S.) "ölümümün yaklastigini, canimi almaya hazirlandigini bana önceden bildirmeni istiyorum" der.
Azrail, "hay hay, sana iki veya üç haberci gönderirim" karsiligini verir.
Hz.Yakub (A.S.)'un ömrü dolunca bir gün yine ölüm meleri karsisina dikilir. Hz.Yakub (A.S.) yine sorar, "ziyaretçi misin, yoksa canimi almaya mi geldin"?
Azrail, "canini almaya geldim" cevabini verir.
Hz.Yakub (A.S.) "sen bana daha önce iki veya üc haberci gönderecegini söylemedinmi?" diye sorar.
Azrail su cevabi verir, "söyledigimi yaparak sana üc haberci gönderdim: Önce siyah iken sonra agaran sacin, güçlü iken halsizlesen vücudun ve dimdik iken kamburlasan vücudun, ey Yakub. iste bunlar benim ademogullarina gönderdigim ön haberciierdir."
Sair bu durumu söyle tasvir eder:
Geçti yillar, günler, günahlar üremekte
Geldi ölüm hcbercisi. fakct kalb gafil
Dünyadan nasibin aldanmak ve pismanlik
Dünyada kalman ise imkânsiz ve bos kuruntu.
..
Hz. Yakub (A.S.) ölüm melegi (azrail) ile dosttu. Bir gün Azrail. Hz.Yakub (A.S.)´u ziyarete gider. Hz.Yakub (A.S.) O'na "Ya Azrail, görüsmeye mi geldin, yoksa canimi almaya mi" diye sorar.
Azrail, "gelisim ziyaret içindir" cevabini verir.
Hz.Yakub (A.S.) "senden bir ricam var" der. Azrail "nedir" der. Hz.Yakub (A.S.) "ölümümün yaklastigini, canimi almaya hazirlandigini bana önceden bildirmeni istiyorum" der.
Azrail, "hay hay, sana iki veya üç haberci gönderirim" karsiligini verir.
Hz.Yakub (A.S.)'un ömrü dolunca bir gün yine ölüm meleri karsisina dikilir. Hz.Yakub (A.S.) yine sorar, "ziyaretçi misin, yoksa canimi almaya mi geldin"?
Azrail, "canini almaya geldim" cevabini verir.
Hz.Yakub (A.S.) "sen bana daha önce iki veya üc haberci gönderecegini söylemedinmi?" diye sorar.
Azrail su cevabi verir, "söyledigimi yaparak sana üc haberci gönderdim: Önce siyah iken sonra agaran sacin, güçlü iken halsizlesen vücudun ve dimdik iken kamburlasan vücudun, ey Yakub. iste bunlar benim ademogullarina gönderdigim ön haberciierdir."
Sair bu durumu söyle tasvir eder:
Geçti yillar, günler, günahlar üremekte
Geldi ölüm hcbercisi. fakct kalb gafil
Dünyadan nasibin aldanmak ve pismanlik
Dünyada kalman ise imkânsiz ve bos kuruntu.
Günün hadisi:Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Bir adam vardı, (günah işleyerek nefsine zulmetmekte) çok ileri idi. Ölüm gelip çatınca oğullarına dedi ki: "Ben ölünce, cesedimi yakın, külümü iyice ezin ve rüzgarın önünde saçın. Allah'a yemin olsun, eğer Rabbim beni bir yakalarsa hiç kimseye vermediği azabı verir!"
Ölünce, bu söylediği ona yapıldı. Allah da arz'a emrederek:
"Sende ondan ne varsa bana toplayıver!" dedi. Arz da topladı. Adam ayakta duruyordu. "Sen böyle bir vasiyeti niye yaptın?" diye Rabb Teâla sordu.
"Senden korktuğum için ey Rabbim!" cevabını verdi. Allah Teâla Hazretleri bu cevap üzerine onu affetti."
Ölünce, bu söylediği ona yapıldı. Allah da arz'a emrederek:
"Sende ondan ne varsa bana toplayıver!" dedi. Arz da topladı. Adam ayakta duruyordu. "Sen böyle bir vasiyeti niye yaptın?" diye Rabb Teâla sordu.
"Senden korktuğum için ey Rabbim!" cevabını verdi. Allah Teâla Hazretleri bu cevap üzerine onu affetti."
Yusuf süresi:15. Nihâyet (kardeşleri) onu götürüp, kendisini kuyunun dibine bırakmaya hep berâber karar verdiklerinde (ona eziyet ettiler de biz) ona: “Şânım hakkı için, bu işlerini onlar hiç farkında olmadıkları bir sırada kendilerine haber vereceksin!” diye vahyettik.
16. Derken yatsı vakti ağlayarak babalarına geldiler.
17. Dediler ki: “Ey babamız! Doğrusu biz gittik, yarış ediyorduk; Yûsuf’u da eşyâmızın yanında bırakmıştık (bir de baktık) ki onu kurt yemiş! Şimdi (biz), ne kadar doğru söyleyen kimseler olsak da, sen bize inanıcı değilsin!”
18. Ve (Yûsuf’un) gömleğinin üzerinde yalan bir kan getirdiler. (Yûsuf’un hayatta olduğunu peygamberlik ferâsetiyle anlayan Ya‘kūb) dedi ki: “Hayır, nefisleriniz sizi (aldatıp, kötü) bir işe sürüklemiş. Artık (bana düşen) güzel bir sabır(dır). Çünki sizin bu anlattıklarınıza karşı kendisinden yardım istenecek olan, ancak Allah’dır.”
19. Derken (Mısır’a giden) bir kāfile gelip sucularını (kuyuya) gönderdiler (o) da kovasını saldı. (Aşağıdaki Yûsuf’u gördü ve:) “Hey, müjde! Bu bir erkek çocuk!” dedi. Onu bir ticâret malı olarak sakladılar. Hâlbuki Allah, onların ne yapacaklarını hakkıyla bilendir.
20. Onu az bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Zâten (onlar), onun hakkında rağbetsiz (ona değer vermeyen) kimselerden idiler.
21. Onu satın alan Mısır’lı (vezir) ise, karısına: “Onun makāmını şerefli tut (ona iyi bak)! Olur ki bize faydası dokunur veya onu evlâd ediniriz” dedi.(1) Böylece Yûsuf’u o yerde (Mısır’da) yerleştirdik (ki adâletle hükmetsin), bir de ona rüyâların ta‘bîrini öğretelim (diye böyle yaptık).(2) Allah ise, emrinde gālibdir (dilediği herşeyi yapar); fakat insanlarınçoğu bilmezler.
16. Derken yatsı vakti ağlayarak babalarına geldiler.
17. Dediler ki: “Ey babamız! Doğrusu biz gittik, yarış ediyorduk; Yûsuf’u da eşyâmızın yanında bırakmıştık (bir de baktık) ki onu kurt yemiş! Şimdi (biz), ne kadar doğru söyleyen kimseler olsak da, sen bize inanıcı değilsin!”
18. Ve (Yûsuf’un) gömleğinin üzerinde yalan bir kan getirdiler. (Yûsuf’un hayatta olduğunu peygamberlik ferâsetiyle anlayan Ya‘kūb) dedi ki: “Hayır, nefisleriniz sizi (aldatıp, kötü) bir işe sürüklemiş. Artık (bana düşen) güzel bir sabır(dır). Çünki sizin bu anlattıklarınıza karşı kendisinden yardım istenecek olan, ancak Allah’dır.”
19. Derken (Mısır’a giden) bir kāfile gelip sucularını (kuyuya) gönderdiler (o) da kovasını saldı. (Aşağıdaki Yûsuf’u gördü ve:) “Hey, müjde! Bu bir erkek çocuk!” dedi. Onu bir ticâret malı olarak sakladılar. Hâlbuki Allah, onların ne yapacaklarını hakkıyla bilendir.
20. Onu az bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Zâten (onlar), onun hakkında rağbetsiz (ona değer vermeyen) kimselerden idiler.
21. Onu satın alan Mısır’lı (vezir) ise, karısına: “Onun makāmını şerefli tut (ona iyi bak)! Olur ki bize faydası dokunur veya onu evlâd ediniriz” dedi.(1) Böylece Yûsuf’u o yerde (Mısır’da) yerleştirdik (ki adâletle hükmetsin), bir de ona rüyâların ta‘bîrini öğretelim (diye böyle yaptık).(2) Allah ise, emrinde gālibdir (dilediği herşeyi yapar); fakat insanlarınçoğu bilmezler.
14 Mart 2016 Pazartesi
Dua saati: 98. Allahım! Yüce nezdinden göndereceğin burhanlarla bizi de destekle.. hakkı-hakîkati, selim ve sâlim aklı ve apa-çık beyanı her zaman yol arkadaşlarımız eyle.. ulu katındaki ulvî sırların perdesini bizim için de aralayıver.. ne olur, göz-lerimizin nuru muhlis ve muhlas kullarına gösterdiğin güzel-likleri bize de göster.. rahmet hazinelerini bizim için de aç, aç ve bizi bırakma başkalarına muhtaç!Ey bütün mülkün sahibi olan ve keremine hudut olma-yan rahmeti engin Rabbimiz! Yüce Zâtına yakınlıkla serfi-raz kıldığın kulların için nezdinde tuttuğun lütuflarla biz âciz ve muhtaç kullarını da sevindir ve bizi mahrum ve ümit-sizliğe yenilmiş bîçarelerden eyleme! Ya Rab, mevhibe sa-ğanaklarınla bizi de sırılsıklam hâle getir.. ulûhiyetinin ve rubûbiyetinin sırlarını bize de aç ve yüce katından göndere-ceğin inayet, sıyanet ve kilâetle bizi de te’yîd buyur...
Günün kitabı:kalplerin keşfi, gazali
..
Yine Hz. Isa (AS.):
Ey Havarilerim! Dünyayi sizin için yüzüstü yere yatirdim, benden sonra bir daha belini dogrultmasina imkan vermeyiniz. Zira dünyanin çirkin taraflarindan biri. orada Allah (C.C)'a karsi gelinmesidir. Yine onun diger bir çirkin yönü, ona yüz çevirmeden Ahiretin ele geçirilmesidir.
Ey havarilerim! Dünyayi üzerinde geçilip gidilecek bir köprü kabul ediniz, onu kalici bir yurt sayip imar etmeye kalkismayiniz. Biliniz ki, her günahin kaynagi dünya sevgisidir. Nice bir anlik azgin arzular sahiplerine uzun acilara mal olmustur.
Dünyayi önünüzde çökerttim ve siz de sirtina bindiniz. Sakin orada krallar ile ve kadinlar ile çatismaya girismeyiniz. Krallar ile dünya üzerinde çekismeye kalkismayiniz, çünki onlari dünyalari ile basbasa biraktikça size dokunmazlar. Kadinlara gelince onlara tutulmaktan namaz ve oruç sayesinde kaçininiz.
Dünya hem isteyen, hem de istenen bir seydir. Dünyadaki riziklarini tamamlasinlar diye, ahireti gaye edinenlerin dünya, peslerinden kosar. Buna karsilik dünya düskünlerini de ahiret arar, ölüm gelip de yakalayincaya kadar .
..
..
Yine Hz. Isa (AS.):
Ey Havarilerim! Dünyayi sizin için yüzüstü yere yatirdim, benden sonra bir daha belini dogrultmasina imkan vermeyiniz. Zira dünyanin çirkin taraflarindan biri. orada Allah (C.C)'a karsi gelinmesidir. Yine onun diger bir çirkin yönü, ona yüz çevirmeden Ahiretin ele geçirilmesidir.
Ey havarilerim! Dünyayi üzerinde geçilip gidilecek bir köprü kabul ediniz, onu kalici bir yurt sayip imar etmeye kalkismayiniz. Biliniz ki, her günahin kaynagi dünya sevgisidir. Nice bir anlik azgin arzular sahiplerine uzun acilara mal olmustur.
Dünyayi önünüzde çökerttim ve siz de sirtina bindiniz. Sakin orada krallar ile ve kadinlar ile çatismaya girismeyiniz. Krallar ile dünya üzerinde çekismeye kalkismayiniz, çünki onlari dünyalari ile basbasa biraktikça size dokunmazlar. Kadinlara gelince onlara tutulmaktan namaz ve oruç sayesinde kaçininiz.
Dünya hem isteyen, hem de istenen bir seydir. Dünyadaki riziklarini tamamlasinlar diye, ahireti gaye edinenlerin dünya, peslerinden kosar. Buna karsilik dünya düskünlerini de ahiret arar, ölüm gelip de yakalayincaya kadar .
..
Günün hadisi:
Ukbe İbnu Âmir radıyallahu anh anlatıyor: "Üzerimizde develeri gütme işi vardı, (bunu sırayla yapıyorduk.) (Bir gün) gütme nöbeti bana gelmişti. Günün sonunda develeri kıra ben çıkarıyordum. (Birgün, nöbetimden dönüşte) Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a geldim, ayakta halka hitabediyordu. Söylediklerinden şu sözlere yetiştim:
"Güzelce abdest alıp, sonra iki rek'at namaz kılan ve namaza bütün ruhu ve benliği ile yönelen hiç kimse yoktur ki kendisine cennet vâcib olmasın!"
(Bunları işitince kendimi tutamayıp:) "Bu ne güzel!'' dedim. (Bu sözüm üzerine) önümde duran birisi:
"Az önce söylediği daha da güzeldi!'' dedi. (Bu da kim? diye) baktım. Meğer Ömer İbnu'I-Hattâb'mış. O, sözüne devam etti:
"Seni gördüm, daha yeni geldin. Sen gelmezden önce şöyle demişti:
"Sizden kim abdestini alır ve bunu en güzel şekilde yapar, sonra da: "Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve Resûlühü. (Şehâdet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki Muhammed Allah'ın kulu ve Resûlüdür)" derse, kendisine cennetin sekiz kapısı da açılır; hangisinden isterse oradan cennete girer."
Ukbe İbnu Âmir radıyallahu anh anlatıyor: "Üzerimizde develeri gütme işi vardı, (bunu sırayla yapıyorduk.) (Bir gün) gütme nöbeti bana gelmişti. Günün sonunda develeri kıra ben çıkarıyordum. (Birgün, nöbetimden dönüşte) Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a geldim, ayakta halka hitabediyordu. Söylediklerinden şu sözlere yetiştim:
"Güzelce abdest alıp, sonra iki rek'at namaz kılan ve namaza bütün ruhu ve benliği ile yönelen hiç kimse yoktur ki kendisine cennet vâcib olmasın!"
(Bunları işitince kendimi tutamayıp:) "Bu ne güzel!'' dedim. (Bu sözüm üzerine) önümde duran birisi:
"Az önce söylediği daha da güzeldi!'' dedi. (Bu da kim? diye) baktım. Meğer Ömer İbnu'I-Hattâb'mış. O, sözüne devam etti:
"Seni gördüm, daha yeni geldin. Sen gelmezden önce şöyle demişti:
"Sizden kim abdestini alır ve bunu en güzel şekilde yapar, sonra da: "Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve Resûlühü. (Şehâdet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki Muhammed Allah'ın kulu ve Resûlüdür)" derse, kendisine cennetin sekiz kapısı da açılır; hangisinden isterse oradan cennete girer."
Hud suresi:118. Eğer Rabbin dileseydi, insanları elbette (İslâm üzere) bir tek ümmet yapardı; fakat (onlar) ihtilâf eden kimseler olarak, (böyle) devâm edip duracaklardır.
119. Ancak Rabbinin merhamet buyurduğu kimseler müstesnâ. Zâten onları bunun için (rahmete ehil olanları rahmet, ihtilâfa ehil olanları ihtilâf için) yarattı. Böylece Rabbinin, “Celâlim hakkı için, Cehennemi bütün cinlerden ve insanlardan dolduracağım!” sözü tamâm oldu.
120. (Ey Resûlüm!) Peygamberlerin haberlerinden, kendisi ile senin kalbini takviye edeceğimiz herşeyi sana anlatıyoruz. Bunda (bu sûrede) de sana hak ve mü’minlere bir nasîhat ve bir ihtar geldi.
121. O hâlde, îmân etmeyenlere de ki: “Elinizden geleni yapın! Şübhesiz biz de (öyle) yapanlarız.”
122. “Ve (siz bizim âkıbetimizi) bekleyin; doğrusu biz de (sizin âkıbetinizi) bekleyenleriz.”
123. Hâlbuki göklerin ve yerin gaybı Allah’a âiddir ve bütün işler hep O’na döndürülür;(1) öyle ise O’na ibâdet et ve O’na tevekkül et! Çünki Rabbin, yapmakta olduklarınızdan gāfil değildir.
119. Ancak Rabbinin merhamet buyurduğu kimseler müstesnâ. Zâten onları bunun için (rahmete ehil olanları rahmet, ihtilâfa ehil olanları ihtilâf için) yarattı. Böylece Rabbinin, “Celâlim hakkı için, Cehennemi bütün cinlerden ve insanlardan dolduracağım!” sözü tamâm oldu.
120. (Ey Resûlüm!) Peygamberlerin haberlerinden, kendisi ile senin kalbini takviye edeceğimiz herşeyi sana anlatıyoruz. Bunda (bu sûrede) de sana hak ve mü’minlere bir nasîhat ve bir ihtar geldi.
121. O hâlde, îmân etmeyenlere de ki: “Elinizden geleni yapın! Şübhesiz biz de (öyle) yapanlarız.”
122. “Ve (siz bizim âkıbetimizi) bekleyin; doğrusu biz de (sizin âkıbetinizi) bekleyenleriz.”
123. Hâlbuki göklerin ve yerin gaybı Allah’a âiddir ve bütün işler hep O’na döndürülür;(1) öyle ise O’na ibâdet et ve O’na tevekkül et! Çünki Rabbin, yapmakta olduklarınızdan gāfil değildir.
13 Mart 2016 Pazar
Dua saati:96. Yüce Allahımız! Gönüllerimizi sıdk, emanet, ihlâs ve yakîn hisleriyle buluştur ve bizi kalbleri rikkatle çar-pan huşû ve hudû sahibi, murâkabe, heybet ve marifet-i tâmme ehli insanlardan eyle! Destekleyenimiz, yardım edenimiz ve koruyup kollayanımız Sen ol! Ne olur, biz âciz ve muhtaç kullarını hüsrana uğramış zavallıların düştükleri acıklı durumlara maruz bırakma.. kalblerimizin üzerinden sis ve pas perdelerini kaldır; kaldır ki hakkı hak olarak gö-rüp bilebilelim. Yüceler Yücesi Rabbimiz! Senden bize nezdindeki nurlar-dan bir nur göndermeni ve onunla zâhir-bâtın bütün hisle-rimizi nurlandırmanı, gönüllerimizi ağyar ve masiva karan-lıklarından arındırmanı ve yürüyeceğimiz yolları, insanlığa en mümtaz rehber olarak seçip vazifelendirdiğin habibin Muhammed Mustafa’nın nuruyla ışıklandırmanı diliyoruz. Dualarımızı kabul buyur Rabbimiz!
Günün kitabı: kalplerin keşfi, gazali
..
«Tanidiklar arasindaki gerçek dost çabucak kayboluyor.
Ne kapici ve ne de bekçi öiüme engel olamiyor.
O hald'e dünyadan ve dünya hazlarindan nasil ferahlik
buluyorsun?
Ey sözleri ve nefes'eri sayilan kimse!
Ey gafil! Kusurlara batmissin.
Ömrünü dünya hazlarina dalarak harcamissin!
ölüm, aldandi diye, câhile redamet etmez.
Baskalarina bilgi dagitanlara da acimaz!
Basinda durdugun nice kabrin icindekini
Ölüm cevap veremez, dilsize çevirdi, oysa o dilsiz degildi.
Köskün pek bayindirdi, herkesçe begeniliyordu.
Kabrin ise bu gün mezarlikta belirsiz olmustur.»
..
«Tanidiklar arasindaki gerçek dost çabucak kayboluyor.
Ne kapici ve ne de bekçi öiüme engel olamiyor.
O hald'e dünyadan ve dünya hazlarindan nasil ferahlik
buluyorsun?
Ey sözleri ve nefes'eri sayilan kimse!
Ey gafil! Kusurlara batmissin.
Ömrünü dünya hazlarina dalarak harcamissin!
ölüm, aldandi diye, câhile redamet etmez.
Baskalarina bilgi dagitanlara da acimaz!
Basinda durdugun nice kabrin icindekini
Ölüm cevap veremez, dilsize çevirdi, oysa o dilsiz degildi.
Köskün pek bayindirdi, herkesçe begeniliyordu.
Kabrin ise bu gün mezarlikta belirsiz olmustur.»
Hud suresi:48. (Tarafımızdan) buyuruldu ki: “Ey Nûh! Sana ve berâberindekilerden (çoğalarak tüm dünyaya yayılacak) olan ümmetlere bizden selâm ve bereketlerle (gemiden) in! (Onlardan ileride) öyle ümmetler de olacaktır ki, kendilerini yakında (dünyada) faydalandıracağız, sonra (inkâr etmelerinden dolayı) bizden onlara (yine pek) elemli bir azab dokunacaktır.”
49. (Habîbim, yâ Muhammed!) Bunlar gayb haberlerindendir ki, onları sana vahyediyoruz. Bundan önce onları ne sen biliyordun, ne de kavmin!(1) Öyle ise sabret! Şübhesiz ki âkıbet (sonunda asıl kazanç) takvâ sâhiblerinindir.
49. (Habîbim, yâ Muhammed!) Bunlar gayb haberlerindendir ki, onları sana vahyediyoruz. Bundan önce onları ne sen biliyordun, ne de kavmin!(1) Öyle ise sabret! Şübhesiz ki âkıbet (sonunda asıl kazanç) takvâ sâhiblerinindir.
12 Mart 2016 Cumartesi
Dua saati:95. Allahım! Kalblerimizi muhabbet, mehafet, Sana ve yüce katındaki güzelliklere karşı şevk u iştiyak hisleriyle dol-dur.. bizi Habîbin Hazreti Muhammed Mustafa (sallalahü aleyhi ve sellem) ve ulu Zatına yakınlıkla payelendirdiğin kurbet kahramanlarının maiyyetiyle şereflendir.. fazlından ve rahmetinden dileniyoruz; takva ile serfiraz, seçkin ve ha-yırlı kullarınla beraber, Firdevs cennetlerini, bizim de men-zilimiz, makarrımız ve ikâmetgâhımız eyle!Kullarını bağışlamayı, onların günahlarını setretmeyi, on-ları hep rahmet ve iyiliklerle sevindirmeyi Zatına layık bir şekilde çok seven yüceler yücesi Rabbimiz! Lütf u keremin-le, bizim gözyaşlarımıza da merhamet buyurup, dualarımıza icabet etmeni, sürçmelerimizi, tökezlemelerimizi, kapaklan-malarımızı mağfiret buyurmanı, kusurlarımızı yarlığamanı, hatalarımızı görmezden gelmeni diliyoruz.
Günün kitabı: kalplerin keşfi, gazali
..
Allah (C.C)'a ibâdet etmemiz ve bu ibadetin farz olusu üzerimize geçmis farz kereminden dolayidir. Kaldi ki O'nun bize bu yolda emir vermis olmasi, ibadetimize karsilik mükâfat vermesi, fazilet ve emrini kirdigimiz takdirde ceza vermesi bir adalettir.
"Tevekkülce" gelince, sikinti ve darlik aninda ve basimiza bir belâ gelince gönül rahatligi ve sogukkanlilik içinde Allah (C.C)'a güvenmektir. Allah (C.C)'a tevekkül edenler, her seye yalniz O'nun gücü yettigini, ferahliga çikaracak araçlarin O'nun her seyi planlayip zamani gelince yaratan otoritesine bagli oldugunu bilirler.
Böyleleri ne atalarindan, ne çocuklarindan, ne servetlerinden ve ne de teknolojik ürünlerden medet ummazlar. Tersine O'nun gösterdigi istikâmetten yürüyerek her seyi O'na havale ederler, Durum ve sartlar ne olursa olsun. O'nun baskasini dayanak ve umut kaynagi olarak tanimazlar.
Zaten kendisine tevekkül edenlere O. kâfidir.
«Riza" ´ya gelince o öa ilâhî takdirin her türlü gelismelerini gönül hosnutlugu ile karsilamaktir.
Âlimlerimizden biri der ki: «Allah (C.C)'a en yakin kimseler. O'nun kendilerine ayirdigi payi en ziyade gönül huzuru ile benimseyenlerdir» Su vecizeyi düsünerek okuyalim. "Nice sevinçler aslinda hastaliktir, nice hasta-likfar da aslinda sifâdir."
..
Allah (C.C)'a ibâdet etmemiz ve bu ibadetin farz olusu üzerimize geçmis farz kereminden dolayidir. Kaldi ki O'nun bize bu yolda emir vermis olmasi, ibadetimize karsilik mükâfat vermesi, fazilet ve emrini kirdigimiz takdirde ceza vermesi bir adalettir.
"Tevekkülce" gelince, sikinti ve darlik aninda ve basimiza bir belâ gelince gönül rahatligi ve sogukkanlilik içinde Allah (C.C)'a güvenmektir. Allah (C.C)'a tevekkül edenler, her seye yalniz O'nun gücü yettigini, ferahliga çikaracak araçlarin O'nun her seyi planlayip zamani gelince yaratan otoritesine bagli oldugunu bilirler.
Böyleleri ne atalarindan, ne çocuklarindan, ne servetlerinden ve ne de teknolojik ürünlerden medet ummazlar. Tersine O'nun gösterdigi istikâmetten yürüyerek her seyi O'na havale ederler, Durum ve sartlar ne olursa olsun. O'nun baskasini dayanak ve umut kaynagi olarak tanimazlar.
Zaten kendisine tevekkül edenlere O. kâfidir.
«Riza" ´ya gelince o öa ilâhî takdirin her türlü gelismelerini gönül hosnutlugu ile karsilamaktir.
Âlimlerimizden biri der ki: «Allah (C.C)'a en yakin kimseler. O'nun kendilerine ayirdigi payi en ziyade gönül huzuru ile benimseyenlerdir» Su vecizeyi düsünerek okuyalim. "Nice sevinçler aslinda hastaliktir, nice hasta-likfar da aslinda sifâdir."
Günün hadisi:Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: ""Resûlullah aleyhissalâtu vesselam'ın yanında bir cenaze geçti. Oradakiler, cenaze hakkında hayırlı senada bulundular. Aleyhissalatu vesselam:
"Vacib oldu! (Vacib oldu! Vacib oldu!)" buyurdular. Sonra bir cenaze daha geçti. Bunu kötü sözlerle yâdettiler. Resûlullah yine: "Vacib oldu!" buyurdular. Hz. Ömer radıyallahu anh:
"Ey Allah'ın Resûlü! Vacib olan nedir?" diye sordu.
"Öncekini hayırla yâdettiniz ona cennet vacib oldu. İkincisini kötülükle yadettiniz ona da cehennem vacib oldu. Sizler Allah'ın yeryüzündeki şahidlerisiniz!" buyurdu."
"Vacib oldu! (Vacib oldu! Vacib oldu!)" buyurdular. Sonra bir cenaze daha geçti. Bunu kötü sözlerle yâdettiler. Resûlullah yine: "Vacib oldu!" buyurdular. Hz. Ömer radıyallahu anh:
"Ey Allah'ın Resûlü! Vacib olan nedir?" diye sordu.
"Öncekini hayırla yâdettiniz ona cennet vacib oldu. İkincisini kötülükle yadettiniz ona da cehennem vacib oldu. Sizler Allah'ın yeryüzündeki şahidlerisiniz!" buyurdu."
Hud suresi:15. Kim dünya hayâtını ve ziynetini isterse, onlara orada (dünyada) amellerinin karşılığını tam olarak veririz ve onlara orada bir eksiklik yapılmaz.
16. İşte onlar öyle kimselerdir ki, âhirette onlar için ateşten başka bir şey yoktur. (Dünyada özene bezene) yaptıkları şeyler, orada (âhirette) boşa gitmiştir ve yapmakta oldukları şeyler bâtıldır.
16. İşte onlar öyle kimselerdir ki, âhirette onlar için ateşten başka bir şey yoktur. (Dünyada özene bezene) yaptıkları şeyler, orada (âhirette) boşa gitmiştir ve yapmakta oldukları şeyler bâtıldır.
11 Mart 2016 Cuma
Dua saati: 93. Allahım! Rahmet, şefkat ve merhametine sığınarak bir kere daha huzurunda el açıyor, korku ve endişe içinde olan fakirlerin, yoksulların, ihtiyaçları ızdırar derecesine ulaşmış muhtaçların hisleriyle Sana yalvarıyoruz: Bize dünyada tastamam bir âfiyet ve ötelerde de Cennetini ve Rıdvanını ihsan eyle.. ne nefsimizin ne de kullarından herhangi birisinin acımasızlığıyla bizi göz açıp kapayıncaya kadar olsun başbaşa bırakma; hele bize karşı haddini aşanlara, adavet besleyenlere, komplo kuranlara bizi hiç muhtaç etme.. o türlü şerîr kimselerin tuzaklarından ve kötülüklerinden bizi koru! Allahım! Dünyada ve âhirette her türlü korku ve endişeden bizi emin eyle; eyle ki, sadece Senden korkalım ve Sana sığınalım. Bizi yakınlığınla mükafaatlandır.. salih kullarını koruyup gözettiğin gibi, bizi de gözetip kolla ve fâcirlerin hıyanetlerine, şerîr kimselerin kötülüklerine karşı her zaman yardımcımız ve koruyanımız Sen ol!
Günün kitabı : kalplerin keşfi, Gazali
..
Rivayet edildigine göre, sahâbilerden biri olan Ebû Derda (R.A.) Humus halkina söyle seslendi:
«— Ey Humus halki! Oturamayacaginiz kadar çok binalar kurmaktan, ulasilmasi mümkün oimayan emeller beslemekten, yiyeceginizden çok varlik ve servet biriktirmekten utanmiyor musunuz?
Sizden önce gelip göçenler de büyük binalar yükseltmisler, çok servetler yigmislar ve uzak vadeli emeller pesinde kosmuslardir. Fakat kurduklari binalar mezarlari oldu. Uzak vadeli emellerinde hayal kirikligina ugradilar ve yigdiklari servetler de hiç bir islerine yaramadi.»
..
Rivayet edildigine göre, sahâbilerden biri olan Ebû Derda (R.A.) Humus halkina söyle seslendi:
«— Ey Humus halki! Oturamayacaginiz kadar çok binalar kurmaktan, ulasilmasi mümkün oimayan emeller beslemekten, yiyeceginizden çok varlik ve servet biriktirmekten utanmiyor musunuz?
Sizden önce gelip göçenler de büyük binalar yükseltmisler, çok servetler yigmislar ve uzak vadeli emeller pesinde kosmuslardir. Fakat kurduklari binalar mezarlari oldu. Uzak vadeli emellerinde hayal kirikligina ugradilar ve yigdiklari servetler de hiç bir islerine yaramadi.»
Yunus süresi:88. Mûsâ şöyle dedi: “Rabbimiz! Şübhe yok ki sen, Fir‘avun’a ve ileri gelenlerine dünya hayâtında ziynet (şa‘şaa) ve mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye (mi bunlara mal mülk verdin)? Rabbimiz! (Artık) onların (o azılı kâfirlerin)mallarını yok et ve kalblerini şiddetle sık, öyle ki, elemli azâbı görünceye kadar îmân etmesinler! (Ehl-i îmâna yaptıklarının cezâsını görsünler!)”
89. (Allah, Mûsâ’ya ve duâsına iştirâk eden Hârûn’a hitâben:) “Şübhesiz ikinizin de duâsı (onların küfürde ısrarları sebebiyle) kabûl olunmuştur; artık istikāmette devâm edin ve sakın o (hakkı, hakîkati) bilmeyenlerin yoluna uymayın!” buyurdu.
89. (Allah, Mûsâ’ya ve duâsına iştirâk eden Hârûn’a hitâben:) “Şübhesiz ikinizin de duâsı (onların küfürde ısrarları sebebiyle) kabûl olunmuştur; artık istikāmette devâm edin ve sakın o (hakkı, hakîkati) bilmeyenlerin yoluna uymayın!” buyurdu.
10 Mart 2016 Perşembe
Dua saati:91. Allahım! Huzurunda boyun büküyor ve Senden afv ü âfiyet istiyoruz. Bizi hoşnutluğun, teveccühün, ilâhî nef-haların, dostluğun, yakınlığın, muhabbetin, maiyyetin, hıfz u sıyanetin, koruyup kollaman, yardımınla zaferler nasip etmen, düşmanların acımasızlığına bırakmaman, himaye etmen, gözetmen ve raiyyetinden has kullarına yaptığın muameleyle muamele etmen, hastalıklarımıza şifa vermen, dertlerimize devalar lutfetmen, içine düştüğümüz sıkıntı-lardan kurtarman ve yürüdüğümüz yolda başarılı kılman, maddî-manevî her türlü esaretten zincirlerimizi çözmen, başarı, muvaffakiyet ve düşmanlık besleyen hainlere karşı zaferler nasip etmen, onların şerrinden, tuzaklarından, komplolarından, fesat düşüncelerinden, fitne ve nifakların-dan korumanla mesrur et!Yüce Rabbimiz! Bizleri âlim, ârif, halîm, çok çok tevbede bulunup dergâhına teveccüh eden, âh u enînlerle kapının tokmağına sürekli dokunan, mütevazi, huzurunda hep el-pençe haşyet içinde duran, Kur’ân ahlâkıyla ahlâklanan, vakur, ciddi, mehabetli, muhlis (ihlası kazanmış), muhlas (ihlasa erdirilmiş), Senin bütün icraat-ı sübhaniyenden razı olmuş ve Senin rızana ermiş, Seni her şeyden daha çok se-ven ve nezdinde müstesna sevgine mazhar olmuş ve daima kalbi niyazla atan, dudakları münacaatlarla kıpırdayan salih kullarından eyle!Ey merhametlilerin en merhametlisi celâl ve ikram sahi-bi olan Mevlâmız! Yüce Zatı için uyku gibi ârizî şeyler asla sözkonusu olamayacak ve himayesine aldıklarına kat’iyen dokunulamayacak Azametli Sultanımız! Ne olur, bizleri hep hıfz u inayetinle koruyup kolla! Ey gizli ve sürpriz lütufları pek bol olan Allahımız! Bizi endişe ettiğimiz tehlikelerden de, nereden geleceği belli olmayan her türlü bela ve musi-betlerden de muhafaza buyur!
Günün kitabı:geylani külliyatı, abdülkadir geylani
..
saçmalama ! sen Senin olmayan yanında bulunmayan bir şeyin kendine ait olduğunu iddia ediyorsun. benliğin bütünüyle sana hakim olmuş kalbinde insanlar ve dünya var. insanlar ve dünya kalbinde Allah'tan daha büyük . sen Allah dostlarından çok uzaksın . işaret ettiğim hallere ermek istersen kalbini her şeyden temizlemeye çalış, emirleri tut, yasaklardan kaç , kaderine sabret ve Dünya'yı kalbinden çıkar. Bundan sonra bana gel ki seninle konuşayım ve bunun ötesine sana haber vereyim . Bunu yaparsan İstediğini elde edersin. bunu yapmadan önce konuşmak boşunadır .
Yazık sana ! bir lokma yiyeceğin azalıyor, bir tanecik tohumun ziyan oluyor veya Onur'un kırılıyor da hemen kıyametin kopuveriyor ve Allah'a karşı gelerek şikayet etmeye başlıyorsun, sinirini eşini ve çocuğunu döverek çıkartıyorsun. dinine peygamberini seviyorsan, akıllı ve uyanık kimselerden olsaydın , Allah'ın huzurunda susar ve onun bütün yapıp ettiklerini kendin hakkında bir nimet bilirdin.
(13recep 546, salı sohbetinden,bağdat )
..
saçmalama ! sen Senin olmayan yanında bulunmayan bir şeyin kendine ait olduğunu iddia ediyorsun. benliğin bütünüyle sana hakim olmuş kalbinde insanlar ve dünya var. insanlar ve dünya kalbinde Allah'tan daha büyük . sen Allah dostlarından çok uzaksın . işaret ettiğim hallere ermek istersen kalbini her şeyden temizlemeye çalış, emirleri tut, yasaklardan kaç , kaderine sabret ve Dünya'yı kalbinden çıkar. Bundan sonra bana gel ki seninle konuşayım ve bunun ötesine sana haber vereyim . Bunu yaparsan İstediğini elde edersin. bunu yapmadan önce konuşmak boşunadır .
Yazık sana ! bir lokma yiyeceğin azalıyor, bir tanecik tohumun ziyan oluyor veya Onur'un kırılıyor da hemen kıyametin kopuveriyor ve Allah'a karşı gelerek şikayet etmeye başlıyorsun, sinirini eşini ve çocuğunu döverek çıkartıyorsun. dinine peygamberini seviyorsan, akıllı ve uyanık kimselerden olsaydın , Allah'ın huzurunda susar ve onun bütün yapıp ettiklerini kendin hakkında bir nimet bilirdin.
(13recep 546, salı sohbetinden,bağdat )
Yunus süresi:26. (Îmân edip) güzel amel işleyenlere daha güzel karşılık (olarak Cennet), bir de ziyâde (Allah’ın cemâline mazhar olmak) vardır! Ve onların yüzlerine ne bir karalık bulaşır, ne de bir aşağılık! İşte onlar Cennet ehlidirler. Onlar orada ebedî olarak kalıcıdırlar.
27. Kötülükleri kazananlara gelince, bir kötülüğün cezâsı onun misli iledir ve onları bir zillet kaplar. Onları Allah’(dan gelecek azâb)a karşı kurtarıcı hiçbir kimse yoktur. Sanki yüzleri, geceden karanlık parçalarla kaplanmıştır. İşte onlar ateş ehlidirler! Onlar orada ebedî olarak kalıcıdırlar!
28. Ve o (mahşer) günü onları hep birlikte toplayacağız, sonra şirk koşanlara: “(Haydi) yerinize! Siz ve (Allah’a şirk koştuğunuz) ortaklarınız!” diyeceğiz. Artık onların aralarını ayırmışızdır ve ortakları (olan putlar, onlara) şöyle der: “(Siz hakîkatte) bize tapmıyordunuz (kendi nefsinize ve şeytanlarınıza tapıyordunuz)!”
29. “Şimdi bizimle sizin aranızda şâhid olarak Allah yeter; doğrusu (biz) sizin (bize) tapmanızdan tamâmen habersiz olanlardık!”
30. İşte orada herkes geçmişte yaptıklarını deneye(rek, neticenin ne olduğunu iyice anlaya)cak! Artık hak Mevlâları olan Allah’a döndürülmüşlerdir ve uydurmakta oldukları şeyler kendilerinden kaybolup gitmiştir.
27. Kötülükleri kazananlara gelince, bir kötülüğün cezâsı onun misli iledir ve onları bir zillet kaplar. Onları Allah’(dan gelecek azâb)a karşı kurtarıcı hiçbir kimse yoktur. Sanki yüzleri, geceden karanlık parçalarla kaplanmıştır. İşte onlar ateş ehlidirler! Onlar orada ebedî olarak kalıcıdırlar!
28. Ve o (mahşer) günü onları hep birlikte toplayacağız, sonra şirk koşanlara: “(Haydi) yerinize! Siz ve (Allah’a şirk koştuğunuz) ortaklarınız!” diyeceğiz. Artık onların aralarını ayırmışızdır ve ortakları (olan putlar, onlara) şöyle der: “(Siz hakîkatte) bize tapmıyordunuz (kendi nefsinize ve şeytanlarınıza tapıyordunuz)!”
29. “Şimdi bizimle sizin aranızda şâhid olarak Allah yeter; doğrusu (biz) sizin (bize) tapmanızdan tamâmen habersiz olanlardık!”
30. İşte orada herkes geçmişte yaptıklarını deneye(rek, neticenin ne olduğunu iyice anlaya)cak! Artık hak Mevlâları olan Allah’a döndürülmüşlerdir ve uydurmakta oldukları şeyler kendilerinden kaybolup gitmiştir.
9 Mart 2016 Çarşamba
Dua saati:90. Allah’ım! Şayet rahmetinle sarıp sarmalamasaydın biz çoktan helak olurduk ve re’fet ve şefkatinle muamele et-meseydin muhakkak hüsrana uğrardık. Allahım! Bendelerin olan bizler şayet Sana –eksik-gedik de olsa– kullukta bulu-nabiliyorsak bu tamamen Senin iznin, inayetin ve lütfunla olmaktadır. İsyanlarımıza gelince onlar da yine Senin takdi-rindir ve Sen onların hepsini bilir, görür, duyar ve nezdinde muhafaza edersin. Ya Rab! Sen de biliyorsun ki, -başta bu âciz benden olmak üzere- irtikâp ettiğimiz bir kısım günahları, cür’etimizden ya-hut ulu Zâtının ve yüce dininin hukukunu hafife aldığımız-dan dolayı işlemedik. Ne çare ki şeytan ayaklarımızı kaydır-dı, şeytanın içimizdeki santrali gibi çalışan nefs-i emmare de hep kötülük pompalayıp durdu. Ya Rab! Sen affetmeyi seven bir kerem sahibisin, bir keremkânîsin. İşte nedamet hisleri içinde kapına geldik ve günahlarımızdan tevbe ediyor, “tevbeler olsun” diyoruz. Ne olur, dualarımızı kabul buyur ve içine düştüğümüz günah ve hatalardan dolayı bizi azaba maruz bırakma.
Günün kitabı: geylani külliyatı, abdülkadir geylani
..
Yazık sana Allah dostu olduğunu iddia ediyorsun ama bulanıksın . Allah dostu Allah'ın kitabına ve peygamberin sünnetine uyarak içini ve dışını temizlenmiş olan kimsedir. temizliği arttıkça varlık denizi'nden çıkar ve kalbi arındıkça istemeyi, Dilemeyi, tercihte bulunmayı terkeder . iyiliğin temeli sözlerinde ve işlerinde Peygamberimize uymaktır. kulun kalbi arındıkça peygamberimizi rüyasında kendisine bir şeyi emrederken ya da yasaklarken görür. adeta bütün varlığı kalpten ibaret olur ve beden diye bir şey kalmaz.
(9 recep 546 sohbetinden,bağdat )
..
Yazık sana Allah dostu olduğunu iddia ediyorsun ama bulanıksın . Allah dostu Allah'ın kitabına ve peygamberin sünnetine uyarak içini ve dışını temizlenmiş olan kimsedir. temizliği arttıkça varlık denizi'nden çıkar ve kalbi arındıkça istemeyi, Dilemeyi, tercihte bulunmayı terkeder . iyiliğin temeli sözlerinde ve işlerinde Peygamberimize uymaktır. kulun kalbi arındıkça peygamberimizi rüyasında kendisine bir şeyi emrederken ya da yasaklarken görür. adeta bütün varlığı kalpten ibaret olur ve beden diye bir şey kalmaz.
(9 recep 546 sohbetinden,bağdat )
Günün hadisi: Enes radıyallahu anh demişler ki Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :' kafir Bir iyilik yaptığında bu üyeliğine mukabil kendisine dünyalık bir nimet taktırılır. Mümine gelince Allah onun iyiliklerinin karşılığını ahirette vermek üzere biriktirir. Ayrıca dünyada yaptığı kulluğa mukabil rızık ihsan eder'
Yunus süresi:18. Allah’ı bırakıp da kendilerine ne zararı dokunacak, ne de fayda verecek şeylere (putlara) tapıyorlar ve: “Bunlar, Allah katında bizim şefâatçilerimizdir” diyorlar. De ki: “Allah’a göklerde ve yerde bilemeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?” O, onların ortak koşmakta oldukları şeylerden pek münezzeh ve pek yücedir.
19. Hâlbuki insanlar ancak (inanan ve güzel ameller işleyen) tek bir ümmetti; sonra ihtilâfa düştüler. Eğer Rabbin tarafından (hak ettikleri azâbın te’hîrine dâir) önceden (söylenmiş) bir söz olmasaydı (cezâları hemen gelir ve) üzerinde ihtilâf etmekte oldukları şeyler hakkında, aralarında elbette (çoktan) hüküm verilmiş olurdu.
20. “Ona, Rabbinden (bizim istediğimiz gibi) bir mu‘cize indirilmeli değil miydi?” diyorlar. O hâlde de ki: “Gayb ancak Allah’ındır; (eğer îmân etmezseniz) artık (cezânızı)bekleyin, doğrusu ben de sizinle berâber (azâbınızın nasıl olacağını) bekleyenlerdenim!”
19. Hâlbuki insanlar ancak (inanan ve güzel ameller işleyen) tek bir ümmetti; sonra ihtilâfa düştüler. Eğer Rabbin tarafından (hak ettikleri azâbın te’hîrine dâir) önceden (söylenmiş) bir söz olmasaydı (cezâları hemen gelir ve) üzerinde ihtilâf etmekte oldukları şeyler hakkında, aralarında elbette (çoktan) hüküm verilmiş olurdu.
20. “Ona, Rabbinden (bizim istediğimiz gibi) bir mu‘cize indirilmeli değil miydi?” diyorlar. O hâlde de ki: “Gayb ancak Allah’ındır; (eğer îmân etmezseniz) artık (cezânızı)bekleyin, doğrusu ben de sizinle berâber (azâbınızın nasıl olacağını) bekleyenlerdenim!”
8 Mart 2016 Salı
Dua saati: 89. Üzerimizdeki lütuflarını saymakla tüketemeyece-ğimiz, ihsanı, keremi bol, rahmeti, şefkati ve merhameti sonsuz Rabbimiz! Bize dünya adına verdiğin bütün ni-metleri din-i mübin-i İslâm’a hizmet etme istikametinde kullanmayı nasip eyle! Bizi, kardeşlerimizi, hepimizi bütün mevcûdâtı kuşatan ve her şeye şâmil olan engin rahmetin-den mahrum etme!Allahım! Kapıkulların olarak biz, sadece Sana güveniyor ve ümid edip beklediklerimizi de yalnız Senden bekliyoruz; her hâlimizi ıslah buyur ve bizi göz açıp kapayıncaya kadar, hatta ondan da az bir süre kendimizle, nefsimizle başbaşa bırakma!Ey kullarına her zaman hilmle muamele edip, onların gü-nahlarını görmezden gelen ve yeniden dönüp sırat-ı müsta-kimi bulmaları için fırsat üstüne fırsat veren yüce Mevlâmız! Bizler çok hatalar irtikâp ettik, çok günahlar işledik. Şimdi “Tevbeler tevbesi!” diyor, yüce huzurunda boyun bükü-yor, huşû ile iki büklüm oluyoruz. Şayet bizi cezalandıracak olursan adaletinle muamele etmiş olursun; yok eğer onca günahlarımıza, kusurlarımıza ve isyanlarımıza rağmen o hu-dudu olmayan rahmet ve merhametinle muamelede bulu-nur ve affedersen, o da Senin fazlın olur; Senin fazlın bizim hayal sınırlarımızı bile aşacak kadar büyüktür. Rahmeti gazabının önünde bulunan, kullarının tevbelerini kabul buyuran ve dua dua yalvaranların nidalarına icabet eden Yüce Rabbimiz! Amellerimizdeki eksiklere ve sözleri-mizdeki kırık-döküklere değil, hakkındaki hüsn-ü zannımıza ve rahmetine bağladığımız recâmıza göre muamele et ve bizim dualarımıza da icabet buyur; bizi haybet ve hüsrana uğratma!
Günün kitabı: kalplerin keşfi, gazali
Peygamber'imize (S.A.S.) «mümin ve münafik kimdir» diye sormuslar, Peygamber'imiz su cevabi vermistir:
"Müminin gözü namazda, oruçta olur, münafigin gözü ise —hayvanlarda oldugu gibi— yemekte, içmekte, ibadet ve namazdan uzak durmakta olur. Mümin, eli vardikça sadaka verir. Allah'dan günahlarinin affedilmesini diler. Münafik ise ihtiras ve bos kuruntular pesindedir. Müminin Allah'dan baska hiç bir kimsede umudu olmaz, münafik ise Allah'dan baska herkese umut baglar. Mümin, dini yerine malini feda eder, münafik ise mali ugruna dinini satar. Mümin Allah'dan baska hiç kimseden korkmaz. Münafik ise Allah´dan baska herkesten çekinir. Mümin iyilik islemekle birlikte aglar, münafik ise kötülük isledigi halde güler. Mümin yalnizliktan ve kendi basina kalmaktan hoslanir. Münafik ise giriskenlikten ve kalabaliktan hoslanir.
Mümin tohum eker, (yapici ve üreticidir) kargasaliktan hoslanmaz, münafik ise yikicidir, bununla birlikte emeksiz ürün pesindedir. Mümin dininin prensiplerine uygun bir idare ugruna emir verir ve yasaklar koyar, düzelticidir. Münafik ise bas olma ihtirasi ugruna emirler verir ve yasaklar koyar, yikicidir. Daha dogrusu kötülügü emrederken iyiligi ve dogruyu yasaklar."
Peygamber'imize (S.A.S.) «mümin ve münafik kimdir» diye sormuslar, Peygamber'imiz su cevabi vermistir:
"Müminin gözü namazda, oruçta olur, münafigin gözü ise —hayvanlarda oldugu gibi— yemekte, içmekte, ibadet ve namazdan uzak durmakta olur. Mümin, eli vardikça sadaka verir. Allah'dan günahlarinin affedilmesini diler. Münafik ise ihtiras ve bos kuruntular pesindedir. Müminin Allah'dan baska hiç bir kimsede umudu olmaz, münafik ise Allah'dan baska herkese umut baglar. Mümin, dini yerine malini feda eder, münafik ise mali ugruna dinini satar. Mümin Allah'dan baska hiç kimseden korkmaz. Münafik ise Allah´dan baska herkesten çekinir. Mümin iyilik islemekle birlikte aglar, münafik ise kötülük isledigi halde güler. Mümin yalnizliktan ve kendi basina kalmaktan hoslanir. Münafik ise giriskenlikten ve kalabaliktan hoslanir.
Mümin tohum eker, (yapici ve üreticidir) kargasaliktan hoslanmaz, münafik ise yikicidir, bununla birlikte emeksiz ürün pesindedir. Mümin dininin prensiplerine uygun bir idare ugruna emir verir ve yasaklar koyar, düzelticidir. Münafik ise bas olma ihtirasi ugruna emirler verir ve yasaklar koyar, yikicidir. Daha dogrusu kötülügü emrederken iyiligi ve dogruyu yasaklar."
Tevbe suresi:111. Şübhesiz ki Allah, mü’minlerden nefislerini ve mallarını, karşılığında Cennet hakîkaten onların olmak üz ere satın almıştır! (2) (Onlar) Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler; (Allah tarafından onlara) Tevrât’ta, İncîl’de ve Kur’ân’da (söz verilen bu Cennet, Allah’ın) kendi üzerine hak bir va‘ddir. Ve Allah’dan daha çoksözünü yerine getiren kim olabilir? Öyle ise yaptığınız bu alış-verişinizden dolayı sevinin! İşte büyük kurtuluş ise ancak budur!
7 Mart 2016 Pazartesi
Dua saati:88. Ey güç ve kuvvetin yegâne sahibi olan yüce Allahı-mız! Sen Kavîsin, biz ise Senin zayıf, âciz ve muhtaç kapı-kullarınız. Zayıf ve âcizleri Senden başka kim koruyup kol-layabilir ve ihtiyaçlarını is’af edebilir! Ne olur, salih kullarını sevindirdiğin gibi bizi de sürpriz lütuflarınla sevindir ve üze-rimizdeki nimetlerini tamamla! Ey her şeye gücü yeten Rabbimiz! Bize ve yeryüzünün de-ğişik yerlerindeki bütün inananlara, özellikle de gadre, zulme ve haksızlığa uğratılmış mazlumlara dünyada ve ukbada tasa ve elem sebebi olan kötülüklerin hepsini bertaraf et! Servetine ve şefkatine hudut olmayan Ganiy-yi Mutlak yüce Mevlâmız! Şayet Sen bizi sevip de muhabbetini gönül-lerimize atmasaydın, biz Seni asla sevemezdik. –İnşaallah, yüce Zâtını ve hikmetli icrâatını sevilmesi gerektiği ölçüde sevebiliyoruzdur. – Senden işte o, kalblerimize vaz’ettiğin ilk sevgi hürmetine mukaddes muhabbetini ve muazzez sevgini şiarımız hâline getirmeni ve bir daha da o sevginin gönüllerimizden kayıp gitmesine izin vermemeni diliyoruz. Allahım! Duamıza icabet buyur, merhametini sinelerimize duyur; servetinin ve şefkatinin tatlı tecellîleriyle de gönülle-rimizi doyur!
Günün kitabı: kalplerin keşfi, gazali
..
peygamber'imize (S.A.S.) «mümin ve münafik kimdir» diye sormuslar, Peygamber'imiz su cevabi vermistir:
"Müminin gözü namazda, oruçta olur, münafigin gözü ise —hayvanlarda oldugu gibi— yemekte, içmekte, ibadet ve namazdan uzak durmakta olur. Mümin, eli vardikça sadaka verir. Allah'dan günahlarinin affedilmesini diler. Münafik ise ihtiras ve bos kuruntular pesindedir. Müminin Allah'dan baska hiç bir kimsede umudu olmaz, münafik ise Allah'dan baska herkese umut baglar. Mümin, dini yerine malini feda eder, münafik ise mali ugruna dinini satar. Mümin Allah'dan baska hiç kimseden korkmaz. Münafik ise Allah´dan baska herkesten çekinir. Mümin iyilik islemekle birlikte aglar, münafik ise kötülük isledigi halde güler. Mümin yalnizliktan ve kendi basina kalmaktan hoslanir. Münafik ise giriskenlikten ve kalabaliktan hoslanir.
Mümin tohum eker, (yapici ve üreticidir) kargasaliktan hoslanmaz, münafik ise yikicidir, bununla birlikte emeksiz ürün pesindedir. Mümin dininin prensiplerine uygun bir idare ugruna emir verir ve yasaklar koyar, düzelticidir. Münafik ise bas olma ihtirasi ugruna emirler verir ve yasaklar koyar, yikicidir. Daha dogrusu kötülügü emrederken iyiligi ve dogruyu yasaklar."
..
..
peygamber'imize (S.A.S.) «mümin ve münafik kimdir» diye sormuslar, Peygamber'imiz su cevabi vermistir:
"Müminin gözü namazda, oruçta olur, münafigin gözü ise —hayvanlarda oldugu gibi— yemekte, içmekte, ibadet ve namazdan uzak durmakta olur. Mümin, eli vardikça sadaka verir. Allah'dan günahlarinin affedilmesini diler. Münafik ise ihtiras ve bos kuruntular pesindedir. Müminin Allah'dan baska hiç bir kimsede umudu olmaz, münafik ise Allah'dan baska herkese umut baglar. Mümin, dini yerine malini feda eder, münafik ise mali ugruna dinini satar. Mümin Allah'dan baska hiç kimseden korkmaz. Münafik ise Allah´dan baska herkesten çekinir. Mümin iyilik islemekle birlikte aglar, münafik ise kötülük isledigi halde güler. Mümin yalnizliktan ve kendi basina kalmaktan hoslanir. Münafik ise giriskenlikten ve kalabaliktan hoslanir.
Mümin tohum eker, (yapici ve üreticidir) kargasaliktan hoslanmaz, münafik ise yikicidir, bununla birlikte emeksiz ürün pesindedir. Mümin dininin prensiplerine uygun bir idare ugruna emir verir ve yasaklar koyar, düzelticidir. Münafik ise bas olma ihtirasi ugruna emirler verir ve yasaklar koyar, yikicidir. Daha dogrusu kötülügü emrederken iyiligi ve dogruyu yasaklar."
..
Günün hadisi:Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "(Ey mü'minler! Amel ve ibadetlerinizi) itidal üzere yapın, ifrattan kaçının. Zira sizden hiç kimseyi (ateşten) ameli kurtaracak değildir."
Sahabiler: "Seni de mi amelin kurtarmaz, ey Allah'ın Resülü!" dediler. Aleyhissalatu vesselâm: "Beni de, buyurdular. Eğer Allah kendi katından bir rahmet ve fazl ile benim günahlarımı bağışlamazsa beni de amelim kurtarmaz!" buyurdular."
Sahabiler: "Seni de mi amelin kurtarmaz, ey Allah'ın Resülü!" dediler. Aleyhissalatu vesselâm: "Beni de, buyurdular. Eğer Allah kendi katından bir rahmet ve fazl ile benim günahlarımı bağışlamazsa beni de amelim kurtarmaz!" buyurdular."
Tevbe süresi:67. Münâfık erkekler ve münâfık kadınlar birbirlerindendir. Kötülüğü emrederler, iyilikten men‘ ederler ve ellerini sıkı tutarlar (hayır yapmazlar). (Onlar) Allah’ı unuttular, bunun üzerine (O da) onları unuttu (lütfundan mahrûm etti)! Şübhesiz ki münâfıklar, fâsıkların ta kendileridir.
68. Allah, münâfık erkeklere, münâfık kadınlara ve kâfirlere, içinde ebediyen kalıcı oldukları Cehennem ateşini va‘d etti.(2) O, onlara yeter! Allah ise onlara lâ‘net etti! Ve onlar için dâimî bir azab vardır.
68. Allah, münâfık erkeklere, münâfık kadınlara ve kâfirlere, içinde ebediyen kalıcı oldukları Cehennem ateşini va‘d etti.(2) O, onlara yeter! Allah ise onlara lâ‘net etti! Ve onlar için dâimî bir azab vardır.
6 Mart 2016 Pazar
Sabah duasi:86. Ey celâl ve ikram sahibi Rabbimiz! İhsan ve keremine sığınarak bize dünyada da, ukbâda da afv u âfiyet vermeni diliyoruz. Hiçbir şeyi gerçekleştirmek Senin için zor değildir; ne olur, başka gidecek kapıları olmayan zayıf ve âciz kullarının bu taleplerini kabul buyur! Rabbimiz! Allah tanımaz, Peygamber bilmez, Dine, diyanete saygı duymaz nâdanların yapıp ettikleri kötülükler ve zulümler tahammül edilemez bir hâl aldı. Senin bu masum kulların hakkında kötülük düşünüp onlara zarar vermek isteyenlerin emellerini gerçekleştirmelerine müsaade etme.. tuzak kuranların tuzaklarını başlarına çevir.. komplo peşinde olanları maksatlarının aksiyle tokatla.. haklarımıza tecavüz eden ya da etmeyi düşünen ne kadar haddini bilmez varsa, onların hepsini Sana havale ediyoruz; haklarından gel! Mallarını ve canlarını Rabbilerinin yoluna adayan muhabbet fedailerini hiçbir zaman yalnız bırakmayan Kudreti Sonsuz Rabbimiz! Hayatını Dine hizmete vakfetmiş masum insanlara karşı kinle, nefretle, hasetle, adavetle diş bileyen amansız zalimlerin yapmak istedikleri şerlere karşı Senin inayetine sğınıyoruz. Ehl-i iman hakkında kötülük düşünen ne kadar şerîr insan varsa, Sen bizi onların şerlerinden ve tuzaklarından koru.. zararları bize ulaşabilecek tahrip temsilcilerinin oyunlarını boz ve emellerini gerçekleştirmelerine fırsat verme.. sağlamlardan daha sağlam himayene bizi de al ve bütün şerîrlerin şerlerinden, komplocuların komplolarından sıyanet buyur.. kâfirlerin, fâcirlerin ve zâlimlerin entrikalarını başlarına geçir ve bütün inananları ebedlere kadar devam edecek ve başka hiçbir korumaya muhtaç bırakmayacak olan hıfzınla muhafaza et!
Günün kitabı: kalplerin keşfi, Gazali
..
Rivayete göre Iblis bir gün Imam-i Sâfi´ye (rehimehullahu) sorar, «ey Imam! Beni diledigi gibi yaratan ve diledigi yolda kullanan sonra da dilerse cennete koyacak ve dilerse cehenneme gönderecek olan Allah (C.C) hakkinda ne düsünüyorsun, tutumunda adil midir, yoksa zalim mi?»
Safiî onun bu sözüne düsünür sonra söyle cevap verir «behey herif! Eger seni senin arzuna uyarak yaratti ise sana zulmetmistir, yok eger kendi muradina binaen seni var etti ise O, yaptigindan mes'ul degildir.»
Seytan aldigi cevabin korsisinda öyle perisan oldu ki, nerede ise yerin dibine geçeyazdi. Fakat çok geçmeden kendisini toparlayarak Safiiye dedi ki: «ey Imam! Ben bu soru ile yetmis bin abidin zihnini bulandirarak onlari kulluk divanindan çikardim.»
Bilesin ki, kalb bir kale gibidir, seytan da oraya girip onu ele geçirmek, onu fethetmek isteyen bir düsman. Kaleyi düsmana karsi savunmak için onun kapilarindan giris yerlerinde ve gediklerinde nöbetçi bulundurmak gerekir. Bu nöbetçilik ve muhafizlik görevini kaleyi iyice tanimayanlar basaramaz.
..
Rivayete göre Iblis bir gün Imam-i Sâfi´ye (rehimehullahu) sorar, «ey Imam! Beni diledigi gibi yaratan ve diledigi yolda kullanan sonra da dilerse cennete koyacak ve dilerse cehenneme gönderecek olan Allah (C.C) hakkinda ne düsünüyorsun, tutumunda adil midir, yoksa zalim mi?»
Safiî onun bu sözüne düsünür sonra söyle cevap verir «behey herif! Eger seni senin arzuna uyarak yaratti ise sana zulmetmistir, yok eger kendi muradina binaen seni var etti ise O, yaptigindan mes'ul degildir.»
Seytan aldigi cevabin korsisinda öyle perisan oldu ki, nerede ise yerin dibine geçeyazdi. Fakat çok geçmeden kendisini toparlayarak Safiiye dedi ki: «ey Imam! Ben bu soru ile yetmis bin abidin zihnini bulandirarak onlari kulluk divanindan çikardim.»
Bilesin ki, kalb bir kale gibidir, seytan da oraya girip onu ele geçirmek, onu fethetmek isteyen bir düsman. Kaleyi düsmana karsi savunmak için onun kapilarindan giris yerlerinde ve gediklerinde nöbetçi bulundurmak gerekir. Bu nöbetçilik ve muhafizlik görevini kaleyi iyice tanimayanlar basaramaz.
Günün hadisi:Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Mükâfaatın büyüklüğü belânın büyüklüğü ile (orantılıdır). Allah bir cemaati sevdi mi onları musebete müptela eder. Kim bundan razı olursa Allah da ondan razı olur, kim de razı olmazsa Allah da ondan razı olmaz."
"Mükâfaatın büyüklüğü belânın büyüklüğü ile (orantılıdır). Allah bir cemaati sevdi mi onları musebete müptela eder. Kim bundan razı olursa Allah da ondan razı olur, kim de razı olmazsa Allah da ondan razı olmaz."
5 Mart 2016 Cumartesi
Dua saati:83. Ey hiç açılmaz gibi görünen kapıları bile ardına kadar açmaya muktedir olan yüce Rabbimiz! Senden, arkasında hayır ve güzellik olan bütün kapıları en yakın zamanda bi-zim için de açmanı diliyoruz. Ey bütün sebepleri yaratan ve onlara hükmeden ulu Sultanımız! Nezdinden göndereceğin inayet sürprizleriyle, bize de, ümitlerimizin ve hayallerimi-zin ötesinde maksûdumuza, matlûbumuza, mahbû bu muza ulaşacağımız imkanlar lutfet!Nezdinde makbul ve mukarreb kullar gibi, bizleri de em-redilen hususlarla meşgul olup tamamını bihakkın yerine getiren.. nehyedilen hususlardan yüz çevirip hepsinden içti-nab eden.. hedefinde hep Senin hoşnutluğun olan.. insan-ların ellerindeki şeylere tama(h) etmeyen.. peygamberâne bir iffet, peygamberâne bir ismet ve peygamberâne bir fetanet peşinde olup, her zaman Senin sâdık u masdûk elçilerinin yürüdükleri şehrahlardan yürüme gayreti içinde bulunan.. gözü-gönlü sürekli Sana müteveccih ve hiç ara vermeden hep ölüm ötesi hayat için hazırlık yapan salih kimselerden eyle!
Günün kitabı: kalplerin keşfi, gazali
..
Bilesin ki, kul dünya sevgisini terketmedikce. Allah (C.C)'a karsi ibadetini kemâle erdiremez. Bir vecize söyledir. «En tesirli nasihat arada perde kalmaksizin kalbe ulasan nasihattir» «Aradaki perdeler» de hic Süphesiz, dünyanin koydugu engellerdir.
Hikmet ehlinir sözlerindendir: «Dünya bir anlik bir zamandir, sen onu ibadetle geçir.»
Sâir Ebû Velid-ül Baci bu konuda söyle der:
«Ben kesinlikle bildikten sonra.
Bütün ömrümün aslinda bir an oldugunu.
Neden onun kiymetini bilerek, onu.
Iyilik ve ibadet yolunda kullanmayayim?»
..
Bilesin ki, kul dünya sevgisini terketmedikce. Allah (C.C)'a karsi ibadetini kemâle erdiremez. Bir vecize söyledir. «En tesirli nasihat arada perde kalmaksizin kalbe ulasan nasihattir» «Aradaki perdeler» de hic Süphesiz, dünyanin koydugu engellerdir.
Hikmet ehlinir sözlerindendir: «Dünya bir anlik bir zamandir, sen onu ibadetle geçir.»
Sâir Ebû Velid-ül Baci bu konuda söyle der:
«Ben kesinlikle bildikten sonra.
Bütün ömrümün aslinda bir an oldugunu.
Neden onun kiymetini bilerek, onu.
Iyilik ve ibadet yolunda kullanmayayim?»
Tevbe süresi:24. De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, zevceleriniz, kabîleniz, kazandığınız mallar, (iyi iken) durgunluğa uğramasından korktuğunuz ticâret ve hoşunuza giden meskenler size Allah’dan, Resûlünden ve O’nun yolunda cihâd etmekten daha sevgili ise, artık Allah (hakkınızda azab) emrini getirinceye kadar bekleyin! Çünki Allah, fâsıklar topluluğunu (isyanlarındaki ısrarları sebebiyle) hidâyete erdirmez.”(1)
4 Mart 2016 Cuma
Dua saati:81. Rabbimiz! Şayet Sen bize azap eder ve ayıplarımızın, günahlarımızın ortaya dökülüp utanılacak hâllere maruz kalmamıza izin verirsen, biz başka hangi kapının tokmağına dokunabiliriz; bizi bu hâllere düşmekten başka kim koruya-bilir?! Biz Senin kapıkullarınız ve işte bir kez daha, günahla-rımız sırtımızda bir kambur gibi, onun hacaletiyle huzuruna geldik. Şayet bizi hata ve isyanlarımızın karşılığı olan ikâba maruz bırakır ve yüzümüzün kararmasına mani olmazsan, Sen de biliyorsun ki biz bunlara fazlasıyla müstehakız. Fa-kat, dağlar büyüklüğündeki cürümlerimize, günahlarımıza rağmen merhametinin ve şefkatinin enginliğiyle muamele-de bulunursan, o da Sana pek yaraşır. Ya Rab! Biz yapıp ettiklerimizle kendimizi beşerî yanları-mızın esiri hâline getirdik. Ne olur, Sen, bizi hem cismaniye-timizin hem de yaratılmışlara kulluğun esaretinden kurtar! Bizi ihlâs kahramanlarından eyle! Sen kullarına karşı pek merhametli, pek lütufkârsın; bize de lütfunla muâmelede bulunup dosdoğru yolu göster ve geçeceğimiz yolları düz ve pürüzsüz hâle getir! Ezelî ilminde kendileri hakkında ebedî mutluluk takdîr ettiğin bahtiyar kulların gibi bizi de Cehen-nemden uzak tut! Cehennemin hışırtılarını bize de işittirme, hissettirme! Bizi de ebedî nimetlerine garket ve mahşer gü-nünün tasa ve sıkıntılarından koru!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)