Günün kitabı : Tenbihu'l Gafilin : Ebu'l leys Semerkandi :
Kıyamet günü şu üçü dışında kalan tüm gözler ağlayacaktır:
1 dünyada Allah korkusu ile ağlayan göz
2 Allah'ın haramlarina bakmaktan sakınan göz
3 Allah yolunda, düşman karşısında nöbet tutarken, uykusuz olarak sabahlayan göz
31 Mart 2015 Salı
Günün hadisi : ebu berze nadle ibn ubeyd el eslemi radıyallahü anh demiştir ki resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:' hiçbir kul kıyamet gününde ömrünü nerede tükettiğinden, bilgisini nasıl değerlendirdiğinden, malını hangi yollarla kazanıp nerelerde sarfettiğinden ve bedenini nerelerde yıprattığından hesaba çekilmedikçe bir adım dahi atamaz.'
Isra suresi : 78. Günesin batiya kaymasindan, gecenin karanligina kadar (belirli vakitlerde) geregi üzere namazi kil, bir de sabah namazini kil. Çünkü sabah namazinda, gece ve gündüz melekleri hazir bulunur.
79. Gecenin bir kisminda da sadece sana mahsus bir nafile olmak üzere uykudan kalk, Kur´ân ile teheccüd namazi kil, Rabbinin seni bir makam-i mahmuda (sefaat makamina) göndermesi kesindir.
80. (Ey Muhammed!) De ki: "Rabbim! Beni, takdir ettigin yere gönül rahatligi ve huzur içinde koy ve çikacagim yerden de dürüstlükle ve selametle çikmami sagla. Bana katindan yardim edici bir kuvvet ver."
81. (Ey Muhammed!) De ki: "Hak geldi, batil yok oldu. Elbette batil yok olmaya mahkumdur."
82. Biz Kur´ân´dan, iman edenler için bir sifa ve rahmet kaynagi olan âyetler indiriyoruz. Zalimlerin de ancak zararini artirir.
83. Biz insana nimet verdigimiz zaman, Allah´i anmaktan yüz çevirip uzaklasir. Ona fenalik dokununca da ümitsizlige kapilir.
84. De ki: "Herkes bulundugu hal ve niyetine göre is yapar. Bu durumda kimin en dogru yolda oldugunu Rabbiniz daha iyi bilir."
79. Gecenin bir kisminda da sadece sana mahsus bir nafile olmak üzere uykudan kalk, Kur´ân ile teheccüd namazi kil, Rabbinin seni bir makam-i mahmuda (sefaat makamina) göndermesi kesindir.
80. (Ey Muhammed!) De ki: "Rabbim! Beni, takdir ettigin yere gönül rahatligi ve huzur içinde koy ve çikacagim yerden de dürüstlükle ve selametle çikmami sagla. Bana katindan yardim edici bir kuvvet ver."
81. (Ey Muhammed!) De ki: "Hak geldi, batil yok oldu. Elbette batil yok olmaya mahkumdur."
82. Biz Kur´ân´dan, iman edenler için bir sifa ve rahmet kaynagi olan âyetler indiriyoruz. Zalimlerin de ancak zararini artirir.
83. Biz insana nimet verdigimiz zaman, Allah´i anmaktan yüz çevirip uzaklasir. Ona fenalik dokununca da ümitsizlige kapilir.
84. De ki: "Herkes bulundugu hal ve niyetine göre is yapar. Bu durumda kimin en dogru yolda oldugunu Rabbiniz daha iyi bilir."
30 Mart 2015 Pazartesi
Günün kitabı : Tenbihu'l Gafilin : Ebu'l leys Semerkandi :
Söylendiğine göre saadetin alametleri şu 11 haslettir:
1 insan dünyaya karşı ilgisiz ve ahirette karşı istekli olmalıdır
2 insan en çok ibadet ve kur'an okumaya önem vermelidir başlıca derdi bunlar olmalıdır
3 lüzumsuz yerlerde az konuşmalıdır
4 beş vakit namazını devamlı şekilde kilmalıdır
5 haramın çoğundan da azından da titizlikle uzak durmalıdır
6 salihlerle görüşüp konuşmalidir
7 alçak gönüllü olmalı kibirli olmamalıdır
8 iyiliksever olmalıdır
9 Allah'ın yarattığı tüm canlılara karşı merhametli olmalıdır
10 insanlara faydalı olmalıdır
11 ölümü sık sık anmalıdır.
Buna karşılık bedbahtlık alametleri de şu 11 haslettir:
1 servet biriktirme ihtirasına kapılmak
2 nefsin arzuları ile dünya hazlarını başlıca amaç edinmek
3 kaba ve çok konuşmak
4 namazları önem vermemek
5 haram ve çok şüpheli şeyler yiyip kötülerle görüşüp konuşmak
6 kötü huylu olmak
7 kibirli kendini beğenmiş ve burnu büyük olmak
8 başkalarına yararlı olmaktan kaçınmak
9 müslümanlara karşı yeterince merhametli olmamak
10 cimri olmak
11 ölümü hatıra getirmemek
Söylendiğine göre saadetin alametleri şu 11 haslettir:
1 insan dünyaya karşı ilgisiz ve ahirette karşı istekli olmalıdır
2 insan en çok ibadet ve kur'an okumaya önem vermelidir başlıca derdi bunlar olmalıdır
3 lüzumsuz yerlerde az konuşmalıdır
4 beş vakit namazını devamlı şekilde kilmalıdır
5 haramın çoğundan da azından da titizlikle uzak durmalıdır
6 salihlerle görüşüp konuşmalidir
7 alçak gönüllü olmalı kibirli olmamalıdır
8 iyiliksever olmalıdır
9 Allah'ın yarattığı tüm canlılara karşı merhametli olmalıdır
10 insanlara faydalı olmalıdır
11 ölümü sık sık anmalıdır.
Buna karşılık bedbahtlık alametleri de şu 11 haslettir:
1 servet biriktirme ihtirasına kapılmak
2 nefsin arzuları ile dünya hazlarını başlıca amaç edinmek
3 kaba ve çok konuşmak
4 namazları önem vermemek
5 haram ve çok şüpheli şeyler yiyip kötülerle görüşüp konuşmak
6 kötü huylu olmak
7 kibirli kendini beğenmiş ve burnu büyük olmak
8 başkalarına yararlı olmaktan kaçınmak
9 müslümanlara karşı yeterince merhametli olmamak
10 cimri olmak
11 ölümü hatıra getirmemek
Günün hadisi : enes ibni malik radıyallahü anh demiştir ki peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :' Şu üç haslet kimde bulunursa imanın tadını tatmış demektir. Allah'ı ve resulünü herşeyden ve herkezden daha fazla sevmek, sevdiği şahsı yalnız Allah rızası için sevmek, Allah onu küfürden kurtardıktan sonra yeniden küfre düşmeyi ateşe atılmaktan daha kerih görüp cehennem ve ona götürecek sebeplere karşı teyakkuz ve ürperti içinde bulunmak'
Isra suresi : 13. Her insanin amel defterini boynuna doladik, kiyamet günü açilmis bulacagi kitabi önüne çikaririz.
14. "Kitabini oku! Bugün hesap görücü olarak sana nefsin yeter!" deriz.
15. Kim dogru yola gelirse sirf kendi iyiligi için gelir. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Hiçbir günahkar baskasinin günah yükünü çekmez. Biz bir Peygamber göndermedikçe, hiç kimseye azab edecek degiliz.
16. Biz bir ülkeyi yok etmek istedigimiz zaman, simarik varliklilarina emrederiz, onlar itaat etmeyip orada kötülük islerler. Böylece, o ülke helaka müstahak olur, biz de onu yerle bir ederiz.
14. "Kitabini oku! Bugün hesap görücü olarak sana nefsin yeter!" deriz.
15. Kim dogru yola gelirse sirf kendi iyiligi için gelir. Kim de saparsa ancak kendi aleyhine sapar. Hiçbir günahkar baskasinin günah yükünü çekmez. Biz bir Peygamber göndermedikçe, hiç kimseye azab edecek degiliz.
16. Biz bir ülkeyi yok etmek istedigimiz zaman, simarik varliklilarina emrederiz, onlar itaat etmeyip orada kötülük islerler. Böylece, o ülke helaka müstahak olur, biz de onu yerle bir ederiz.
29 Mart 2015 Pazar
Günün kitabı : Tenbihu'l Gafilin : Ebu'l leys Semerkandi :
Anlatıldığına göre haccac'in ordu komutanlarindan biri olan muhalleb bin ebu sufre bir defasında, ipekli üniforması içinde caka sata sata , mutrif bin abdullah'ın yanından geçerken bu zat kendisine :' ey Allah'ın kulu bu yürüyüş Allah'ın ve resulünün nefret ettiği bir yürüyüştur' dedi bunun üzerine muhalleb ona 'beni tanıyor musun?' diye sorunca mutrif de kendisine şu cevabı verdi :' evet tanıyorum başlangıcın murdar bir meni damlası, sonun iğrenç kokulu bir leş, bu ikisi arasında da bir gübre çuvalının hamalısın!'
Anlatıldığına göre haccac'in ordu komutanlarindan biri olan muhalleb bin ebu sufre bir defasında, ipekli üniforması içinde caka sata sata , mutrif bin abdullah'ın yanından geçerken bu zat kendisine :' ey Allah'ın kulu bu yürüyüş Allah'ın ve resulünün nefret ettiği bir yürüyüştur' dedi bunun üzerine muhalleb ona 'beni tanıyor musun?' diye sorunca mutrif de kendisine şu cevabı verdi :' evet tanıyorum başlangıcın murdar bir meni damlası, sonun iğrenç kokulu bir leş, bu ikisi arasında da bir gübre çuvalının hamalısın!'
Günün hadisi : ebu musa el eşari radıyallahü anh demiştir ki peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:' iyi ve kötü arkadaşın hali güzel koku satan attarla, körükçü 'nün haline benzer. attar, ya sana güzel kokusundan verir ya sen paranla ondan satın alırsın ya da güzel kokusundan koklamış olursun. körükçü ise ya elbiseni yakar ya da kötü kokusundan rahatsız olursun'
Nahl suresi : 95. Allah´in ahdini az bir bedel karsiliginda degismeyin. Eger bilirseniz muhakkak ki Allah katindaki sevap sizin için daha hayirlidir.
96. Sizin yaninizdaki dünya mali tükenir, Allah´in katindakiler ise tükenmez. Muhakkak ki biz, Allah yolunda sabredenleri, yaptiklari amelin daha güzeliyle mükafatlandiracagiz.
97. Erkekten ve disiden, mümin olarak kim iyi amel islerse muhakkak onu güzel bir hayat ile yasatacagiz ve yapmakta olduklari amellerin daha güzeliyle mükafatlarini elbette verecegiz.
96. Sizin yaninizdaki dünya mali tükenir, Allah´in katindakiler ise tükenmez. Muhakkak ki biz, Allah yolunda sabredenleri, yaptiklari amelin daha güzeliyle mükafatlandiracagiz.
97. Erkekten ve disiden, mümin olarak kim iyi amel islerse muhakkak onu güzel bir hayat ile yasatacagiz ve yapmakta olduklari amellerin daha güzeliyle mükafatlarini elbette verecegiz.
28 Mart 2015 Cumartesi
Günün kitabı : Tenbihu'l Gafilin : Ebu'l leys Semerkandi :
ehli hikmetten bir zata göre kıskanç insan şu 5 bakımdan Allah'a ters düşmüş ona karşı gelmiştir
1 başkalarının elinde gördüğü her nimet karşısında nefret eder.
2 Allah'ın nimet taksimine kızar yani rabbine niye nimetini böyle bölüştürdün der
3 Allah'ın bağını kıskanır yani allah'ın kuluna verdiği nimeti dilediğine verdiği bir bağış iken, insan Allah'ın bağışını kıskanır
4 Allah'ın dostunu küçük düşürmek ister yani kendisine nimet verilenin elinden alınmasını ve onun yüzüstü bırakılmasını ister
5 Allahın düşmanını yani şeytan ı destekler .
Söylendiğine göre kıskanç insan cemiyet arasında sadece kınama ve zillet görür. meleklerden alacağı pay, sadece lanet ve kindir. yalnız başına iken sadece üzüntü ve ızdırap duyar, ölürken ancak sıkıntı ve korku ile karşılaşır, kıyamet gününde nasibi sadece rezillik ve cefadır. cehennemde de karşısıda sadece ateş ve yalaz çıkar.
ehli hikmetten bir zata göre kıskanç insan şu 5 bakımdan Allah'a ters düşmüş ona karşı gelmiştir
1 başkalarının elinde gördüğü her nimet karşısında nefret eder.
2 Allah'ın nimet taksimine kızar yani rabbine niye nimetini böyle bölüştürdün der
3 Allah'ın bağını kıskanır yani allah'ın kuluna verdiği nimeti dilediğine verdiği bir bağış iken, insan Allah'ın bağışını kıskanır
4 Allah'ın dostunu küçük düşürmek ister yani kendisine nimet verilenin elinden alınmasını ve onun yüzüstü bırakılmasını ister
5 Allahın düşmanını yani şeytan ı destekler .
Söylendiğine göre kıskanç insan cemiyet arasında sadece kınama ve zillet görür. meleklerden alacağı pay, sadece lanet ve kindir. yalnız başına iken sadece üzüntü ve ızdırap duyar, ölürken ancak sıkıntı ve korku ile karşılaşır, kıyamet gününde nasibi sadece rezillik ve cefadır. cehennemde de karşısıda sadece ateş ve yalaz çıkar.
Günün hadisi : abdullah ibni mes'ud radıyallahu anh demiştir ki, nebiler serveri efendimiz'e sallallahu aleyhi ve sellem :' Allah'ın en çok hoşnut olduğu amel hangisidir? ' diye sordum 'vaktinde edâ edilen namazdır' buyurdular 'sonra hangisidir?' diye sordum 'ebeveynine iyi davranmak, onların hukukuna riayet etmektir' buyurdular ' daha sonra hangisi gelir?' diye sorduğumda buyurdular ki: 'Allah yolunda mücahede etmektir'
Nahl suresi : 49. Göklerde ve yer yüzünde bulunan canlilar ve bütün melekler, kibirlenmeden Allah´a secde ederler.
50. Kendilerine hakim olan Rabblerinden korkarlar ve emrolunduklari her seyi yaparlar.
51. Allah, buyurmustur ki: Iki ilâh edinmeyin. O, ancak bir ilâhdir. Onun için yalniz benden korkun.
52. Göklerde ve yerde olan her sey yalniz O´nundur. Din de daima O´nundur. Böyle iken, siz Allah´tan baskasindan mi korkarsiniz?
53. Sizde nimet namına ne varsa hep Allah dandır. Sonra size sıkıntı dokununca Allah a feryad edersiniz.
54. Sonra Allah bu sıkıntıyi sizden kaldirdigi zaman, bir de bakarsiniz ki, içinizden bir topluluk, hemen Rablerine ortak kosarlar.
50. Kendilerine hakim olan Rabblerinden korkarlar ve emrolunduklari her seyi yaparlar.
51. Allah, buyurmustur ki: Iki ilâh edinmeyin. O, ancak bir ilâhdir. Onun için yalniz benden korkun.
52. Göklerde ve yerde olan her sey yalniz O´nundur. Din de daima O´nundur. Böyle iken, siz Allah´tan baskasindan mi korkarsiniz?
53. Sizde nimet namına ne varsa hep Allah dandır. Sonra size sıkıntı dokununca Allah a feryad edersiniz.
54. Sonra Allah bu sıkıntıyi sizden kaldirdigi zaman, bir de bakarsiniz ki, içinizden bir topluluk, hemen Rablerine ortak kosarlar.
27 Mart 2015 Cuma
Günün hadisi : ebu hureyre radıyallahü anh demiştir ki peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdular:' her gün iki melek inerek onlardan biri Allahım! Infak edenin malını bereketlendirmek suretiyle arkasına getir diye dua ederken diğeri malı tutup cimrilik edenin malını telef et diye beddua da bulunur'
Hicr suresi : 94. Simdi sen emrolundugunu açikça teblig et. Müsriklerden yüz çevir.
95. Muhakkak ki alay edenlere karsi biz sana yeteriz.
96. Onlar Allah ile birlikte baskasini ilâh edinenlerdir. Onlar yakinda bileceklerdir.
97. Gerçekten biliriz ki, onlarin söylediklerine gögsün daraliyor.
98. O halde Rabbini hamd ile tesbih et. Ve secde edenlerden ol.
99. Ve sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.
95. Muhakkak ki alay edenlere karsi biz sana yeteriz.
96. Onlar Allah ile birlikte baskasini ilâh edinenlerdir. Onlar yakinda bileceklerdir.
97. Gerçekten biliriz ki, onlarin söylediklerine gögsün daraliyor.
98. O halde Rabbini hamd ile tesbih et. Ve secde edenlerden ol.
99. Ve sana ölüm gelinceye kadar Rabbine ibadet et.
26 Mart 2015 Perşembe
Günün kitabı : Tenbihu'l Gafilin : Ebu'l leys Semerkandi : yalnız şu üç zümre nin arkasından söylenen söz gıybet sayılmaz:
1 zalim devlet adamları
2 açıktan açığa günah işleyen günahkarlar
3 bid'atcilar( daha önce mevcut olmayan, sonradan ortaya çıkan amel ve inançlara cikaranlar.)
fakat bu kimseler çekiştirirken hareketleri ve zihniyetleri söz konusu edilmelidir, yoksa mesela bedeni bir kusurları söz konusu edilirse o söz giybet olur, fakat insanları böyle kimselerin şerrinden korunmak amacıyla onların hareket ve zihniyetleri anlatılırsa böyle konuşmalar gıybet sayılmaz, nitekim peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:' kötünün kötülüğünu anlatınız ki insanlar ondan sakınsın'
1 zalim devlet adamları
2 açıktan açığa günah işleyen günahkarlar
3 bid'atcilar( daha önce mevcut olmayan, sonradan ortaya çıkan amel ve inançlara cikaranlar.)
fakat bu kimseler çekiştirirken hareketleri ve zihniyetleri söz konusu edilmelidir, yoksa mesela bedeni bir kusurları söz konusu edilirse o söz giybet olur, fakat insanları böyle kimselerin şerrinden korunmak amacıyla onların hareket ve zihniyetleri anlatılırsa böyle konuşmalar gıybet sayılmaz, nitekim peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:' kötünün kötülüğünu anlatınız ki insanlar ondan sakınsın'
Günün hadisi : ebu hureyre radıyallahu anh demiştir ki peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdular:' bir kimse herhangi bir müminden dünya sıkıntılarından birini giderirse, Allah'ta kıyamet gününde onun sıkıntılarından birini giderir. bir kimse darda kalana kolaylık gösterirse Allah'ta ona dünyada ve ahirette kolaylık gösterir. bir kimse bir müslümanın ayıbını kusurunu örterse Allah'ta onun dünya ve ahirette ayıplarını örter. Mü'min din kardeşinin yardımında olduğu sürece Allah onun yardımındadir. bir kimse ilim elde etmek için bir yol tutarsa Allah da ona o ilmi vesilesiyle cennetin yolunu kolaylaştırır. bir topluluk Allah'ın evlerinden bir evde toplanıp marifeti ilahi adına Allah'ın kitabını okur, onu aralarında müzakere eder, anlayıp kavramaya çalışırlarsa üzerlerine sekine iner, kendilerini Allah'ın rahmeti kaplar melekler onları kuşatırlar. cenabı hak orada bulunanları kendi yanında bulunanlara anlatır da anlatır. Ameli yetersiz olan kimseye nesebi fayda vermez'
Ibrahim süresi : 46. Gerçekten onlar çesitli hileler ve tuzaklar kurdular. Allah katinda da onlara hilelerine karsi azab var; isterse onlarin hileleri daglari yerinden oynatacak olsun
47. O halde sakin Allah´in peygamberlerine olan vaadinden cayacagini sanma! Süphesiz Allah her seye galiptir, intikam sahibidir.
48. O gün yeryüzü bir baska yere, gökler, baska göklere çevirilecek ve bütün varliklar, kabirlerinden çikip bir ve gücüne karsi durulmaz olan Allah´in huzuruna toplanacaklardir.
49. O gün, suçlularin zincire vurulmus oldugunu görürsün.
50. Gömlekleri katrandandir ve yüzlerini ates kaplar.
51. Çünkü Allah, herkesi kazandigi ile cezalandiracaktir. Gerçekten Allah, hesabi çabuk görendir.
52. Bu Kur´ân, kendisiyle uyarilsinlar, Allah´in ancak bir tek ilâh oldugunu bilsinler ve akil sahipleri ögüt alsinlar diye insanlara gönderilmis bir tebligdir.
47. O halde sakin Allah´in peygamberlerine olan vaadinden cayacagini sanma! Süphesiz Allah her seye galiptir, intikam sahibidir.
48. O gün yeryüzü bir baska yere, gökler, baska göklere çevirilecek ve bütün varliklar, kabirlerinden çikip bir ve gücüne karsi durulmaz olan Allah´in huzuruna toplanacaklardir.
49. O gün, suçlularin zincire vurulmus oldugunu görürsün.
50. Gömlekleri katrandandir ve yüzlerini ates kaplar.
51. Çünkü Allah, herkesi kazandigi ile cezalandiracaktir. Gerçekten Allah, hesabi çabuk görendir.
52. Bu Kur´ân, kendisiyle uyarilsinlar, Allah´in ancak bir tek ilâh oldugunu bilsinler ve akil sahipleri ögüt alsinlar diye insanlara gönderilmis bir tebligdir.
25 Mart 2015 Çarşamba
Günün kitabı : Tenbihu'l Gafilin : Ebu'l leys Semerkandi :
Ubbade bin samit den, radıyallahü anh, rivayet edildiğine göre peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:' siz kendi adınıza bana altı konuda garanti verirseniz ben de size cenneti garanti ederim:
1 konuşunca doğru söyleyiniz.
2 verdiğiniz sözleri tuttunuz.
3 aldığınız emanetleri yerine veriniz.
4 edep yerlerinizi koruyunuz.
5 bakışlarınızı sakındırmaz.
6 ellerinize hakim olunuz(mal olsun,başka bir şey olsun, haram şeylere el degdirmeyiniz )'
Ubbade bin samit den, radıyallahü anh, rivayet edildiğine göre peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:' siz kendi adınıza bana altı konuda garanti verirseniz ben de size cenneti garanti ederim:
1 konuşunca doğru söyleyiniz.
2 verdiğiniz sözleri tuttunuz.
3 aldığınız emanetleri yerine veriniz.
4 edep yerlerinizi koruyunuz.
5 bakışlarınızı sakındırmaz.
6 ellerinize hakim olunuz(mal olsun,başka bir şey olsun, haram şeylere el degdirmeyiniz )'
Günün hadisi : ebu musa el eşari radıyallahü anh demiştir ki resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem:' Allah zalime mehil üstüne mehil verir, bir kere de onun derdest etti mi artık iflah etmez' buyurdu ve akabinde şu ayeti okudu:' işte rabbinin yakalaması böyledir, o zalim ahaliyi böyle yakalar, zira onun yakalaması çok can yakıcı çok şiddetlidir(Hud, 102)'
Ibrahim süresi : 21. (Kiyamet günü) Insanlarin hepsi Allah´in huzuruna çikacaklar. Ve zayiflar büyüklük taslayanlara söyle diyecekler: "Bizler, sizlere uymustuk. Simdi siz, Allah´in azabindan en ufak bir seyi bizden savabilir misiniz?" Onlar da diyecekler ki: "Allah bizi hidayete erdirseydi, biz de size dogru yol gösterirdik. Artik simdi bizler sizlansak da sabretsek de birdir. Çünkü kaçacak yerimiz yoktur."
22. Is bitince seytan onlara söyle diyecek: "Süphesiz ki Allah size gerçek olani vaad etti, ben de size vaad ettim, ama sonra caydim! Zaten benim size karsi bir gücüm yoktu. Ancak ben sizi (küfür ve isyana) çagirdim, siz de geldiniz. O halde beni kinamayin, kendi kendinizi kinayin! Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Ben, önceden beni Allah´a ortak kosmanizi da kabul etmemistim." Dogrusu zalimler için aci bir azab vardir!
22. Is bitince seytan onlara söyle diyecek: "Süphesiz ki Allah size gerçek olani vaad etti, ben de size vaad ettim, ama sonra caydim! Zaten benim size karsi bir gücüm yoktu. Ancak ben sizi (küfür ve isyana) çagirdim, siz de geldiniz. O halde beni kinamayin, kendi kendinizi kinayin! Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Ben, önceden beni Allah´a ortak kosmanizi da kabul etmemistim." Dogrusu zalimler için aci bir azab vardir!
24 Mart 2015 Salı
Günün kitabı : Tenbihu'l Gafilin : Ebu'l leys Semerkandi : rivayet edildiğine göre Süfyanı Sevr-i şu 10 şey bir çeşit cefadır haksızlıktır demiştir:
1 bir kadının veya bir erkeğin dua ederken sadece kendisi için dua etmesi ana babası ile diğer mü minleri duasına katmaması
2 kur an okumayı bilen bir kimsenin her gün yüz ayet okumaması
3 mescide giren birinin iki rekat namaz kılmaksızın oradan çıkması
4 mezarlığın yanından geçen birinin orada yatan ölülere selam vermemesi onlar için dua etmemesi
5 cuma günü şehre inen kimsenin cuma namazı kılmaksızın oradan ayrılması
6 kişinin semtine bir âlim geldiği halde ayağına gidip ondan bir şey öğrenmemesi
7 birbirleri ile tanışan iki kimsenin birbirlerinin adlarını sormamaları
8 misafirlige çağırılan bir kimsenin bu davete icabet etmemesi
9 bir gencin gençliğini yok yere harcamasi, zamanı müsait olduğu halde ilim ve edep öğrenmemesi
10 komşusu aç olduğu halde karnı tok olanın yiyeceğinin bir kısmını aç komşusuna vermemesi
1 bir kadının veya bir erkeğin dua ederken sadece kendisi için dua etmesi ana babası ile diğer mü minleri duasına katmaması
2 kur an okumayı bilen bir kimsenin her gün yüz ayet okumaması
3 mescide giren birinin iki rekat namaz kılmaksızın oradan çıkması
4 mezarlığın yanından geçen birinin orada yatan ölülere selam vermemesi onlar için dua etmemesi
5 cuma günü şehre inen kimsenin cuma namazı kılmaksızın oradan ayrılması
6 kişinin semtine bir âlim geldiği halde ayağına gidip ondan bir şey öğrenmemesi
7 birbirleri ile tanışan iki kimsenin birbirlerinin adlarını sormamaları
8 misafirlige çağırılan bir kimsenin bu davete icabet etmemesi
9 bir gencin gençliğini yok yere harcamasi, zamanı müsait olduğu halde ilim ve edep öğrenmemesi
10 komşusu aç olduğu halde karnı tok olanın yiyeceğinin bir kısmını aç komşusuna vermemesi
Günün hadisi : usame ibni zeyd radıyallahu anhuma demiştir ki resulullah sallallahü aleyhi ve sellem i şöyle buyururken işittim:' kıyamet günü birisi getirebilir ve cehennem ateşine atılır, bağırsakları karnından dışarı sarkar onlarla birlikte değirmen çeviren merkep gibi döner durur, cehennem ahalisi onun yanına toplanırlar ve derler ki:' ey filan nedir bu halin? sen iyiliği emredip kötülüklerden men etmez miydin?' o kişi de 'evet, iyiliği emrederdim, fakat kendim yapmazdım, münkerden nehyederdim, ama kendim yapardım, der'
Rad suresi: 39. Allah diledigini imha eder, diledigini de yerinde birakir. Ana kitap O´nun katindadir.
40. Onlara vaad ettigimiz azabin bir kismini sana göstersek, yahut seni, onu görmeden vefat ettirsek, yine de sana düsen sadece teblig etmek, bize düsen de hesaba çekmektir.
41. Görmüyorlar mi ki, biz yeri etrafindan eksiltip duruyoruz. Allah öyle hükmeder ki, O´nun hükmünü engelleyecek kimse yoktur. O çok hizli hesap görür.
42. Onlardan öncekiler de hileler yapmislardi. Fakat sonuçta bütün hileler(in cezasi) Allah´a aittir. Her nefsin ne kazandigini O bilir. Bu dünyanin akibetinin kime ait oldugunu kâfirler de yakinda bilecekler.
40. Onlara vaad ettigimiz azabin bir kismini sana göstersek, yahut seni, onu görmeden vefat ettirsek, yine de sana düsen sadece teblig etmek, bize düsen de hesaba çekmektir.
41. Görmüyorlar mi ki, biz yeri etrafindan eksiltip duruyoruz. Allah öyle hükmeder ki, O´nun hükmünü engelleyecek kimse yoktur. O çok hizli hesap görür.
42. Onlardan öncekiler de hileler yapmislardi. Fakat sonuçta bütün hileler(in cezasi) Allah´a aittir. Her nefsin ne kazandigini O bilir. Bu dünyanin akibetinin kime ait oldugunu kâfirler de yakinda bilecekler.
23 Mart 2015 Pazartesi
Günün kitabı : Tenbihu'l Gafilin : Ebu'l leys Semerkandi : söylendiğine göre şu beş şeye devam etmek sevapları sıradağlar gibi arttırır ve rızkın bollaşmasıni saglar:
1 az veya çok devamlı şekilde sadaka vermek.
2 az veya çok devamlı şekilde akrabaları gözetmek.
3 devamlı şekilde Allah yolunda cihad etmek .
4 suyu israf etmeksizin devamlı şekilde abdest almak.
5 devamlı şekilde ana babaya itaat etmek.
1 az veya çok devamlı şekilde sadaka vermek.
2 az veya çok devamlı şekilde akrabaları gözetmek.
3 devamlı şekilde Allah yolunda cihad etmek .
4 suyu israf etmeksizin devamlı şekilde abdest almak.
5 devamlı şekilde ana babaya itaat etmek.
Günün hadisi : ibni mes'ud radıyallahu anh demiştir ki rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:' benden önce Allah'ın gönderdiği her bir peygamberin ümmeti içinde sünnetine sarılan emrine uyan havarileri ve dava arkadaşları vardı, sonra yapmadıklarını söyleyen ve emr olunmadıklarını yapan kötü nesiller onların yerini aldı, böyle kimselerle eliyle cihad eden kimse mümindir, diliyle cihad eden mümindir, kalbiyle cihad eden de mümindir, bu kadarcık olsun be infial göstermeyen kimse de artık hardal tanesi ağırlığında iman yok demektir'
Rad suresi : 9. Allah görünmeyeni de bilir, görüneni de. Büyüktür ve yücelerden yücedir.
10. Sizden sözü gizleyenle açiga vuran, gece gizlenenle gündüz açiga çikan, O´nun açisindan esittir (hepsini görür ve bilir).
11. Her insan için önünden ve arkasindan takip edenler vardir. Allah´in emrinden dolayi onu gözetirler. Allah bir kavme verdigini, o kavim kendisini bozup degistirmedikçe degistirmez. Allah bir kavme de kötülük murad etti mi, artik onun geri çevrilmesine de imkan yoktur. Onlar için Allah´dan baska bir veli de bulunmaz.
10. Sizden sözü gizleyenle açiga vuran, gece gizlenenle gündüz açiga çikan, O´nun açisindan esittir (hepsini görür ve bilir).
11. Her insan için önünden ve arkasindan takip edenler vardir. Allah´in emrinden dolayi onu gözetirler. Allah bir kavme verdigini, o kavim kendisini bozup degistirmedikçe degistirmez. Allah bir kavme de kötülük murad etti mi, artik onun geri çevrilmesine de imkan yoktur. Onlar için Allah´dan baska bir veli de bulunmaz.
22 Mart 2015 Pazar
Günün hadisi : Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu işittim: “Dikkat ediniz! Dünya ve içindekiler tümüyle melundur. Yani Allah’ın rahmetinden uzaklaştırılmışlardır. Ancak Allah’ı anmak ve Allah’ın rızasını kazanmaya götüren şeylerle; Âlim olup, ilim öğrenip ve ilim öğreten başka… her şey ve herkes.
21 Mart 2015 Cumartesi
Günün kitabı : kalplerin kesfi : Gazali : Ahmed ibni Hambel, Taberanî ve Ibni Hibban'a göre Peygamber'imiz (S.A.S.) bir gün namazdan bahsederken söyle buyuruyor:
"Kim namaza devam ederse o kendisine Kiyamet gününde Nur kilavuz ve kurtarici olur. Buna karsilik namazina önem vermeyenlere ne Nur, ne kilavuz ve ne de kurtarici olur. Böyfe bir kimsenin. Kiyamet Günü, arkadaslari Karun, Firavun, Haman ve Übeyy Ibni Half olur."
Alimlerden biri der ki; "Namaza önem vermeyenlerin Kiyamet Günü bu kimselere arkadas olmalarinin hikmeti sudur: Eger adam, varligi yüzünden namazi savsaklarsa Karun'a benzemis olur, o yüzden Mahser'de ona yoldas olur.
Eger saltanati yüzünden namazi savsaklarsa Firavun'a benzemis olur, o yüzden Mahser'de ona yoldas olur. Eger vezirligi yüzünden namazi savsaklarsa Hamam gibi olmus olur, o yüzden Mahser'de ona yoldas olur. Eger ticarete düskünlügü yüzünden namazi savsaklarsa Mekke kâfirlerinin tüccari Ubeyy Ibni Half gibi olmus olur. bu yüzden Mahser'de onun yoldasi olur."
"Kim namaza devam ederse o kendisine Kiyamet gününde Nur kilavuz ve kurtarici olur. Buna karsilik namazina önem vermeyenlere ne Nur, ne kilavuz ve ne de kurtarici olur. Böyfe bir kimsenin. Kiyamet Günü, arkadaslari Karun, Firavun, Haman ve Übeyy Ibni Half olur."
Alimlerden biri der ki; "Namaza önem vermeyenlerin Kiyamet Günü bu kimselere arkadas olmalarinin hikmeti sudur: Eger adam, varligi yüzünden namazi savsaklarsa Karun'a benzemis olur, o yüzden Mahser'de ona yoldas olur.
Eger saltanati yüzünden namazi savsaklarsa Firavun'a benzemis olur, o yüzden Mahser'de ona yoldas olur. Eger vezirligi yüzünden namazi savsaklarsa Hamam gibi olmus olur, o yüzden Mahser'de ona yoldas olur. Eger ticarete düskünlügü yüzünden namazi savsaklarsa Mekke kâfirlerinin tüccari Ubeyy Ibni Half gibi olmus olur. bu yüzden Mahser'de onun yoldasi olur."
Günün hadisi : Ebu Hureyre (r.a)'tan rivayet edilmiştir: Peygamber (s.a.v.), bîr gün İnsanların arasında iken bir adam gelip ona: “Ey Allah'ın resulü! İman nedir?” diye sordu. Peygamber (s.a.v.): “İman; Allah'a, meleklerine, kitabına, O'na kavuşmaya, peygamberlerine iman etmen ve öldükten sonra son dirilmeye iman etmendir” buyurdu. Adam: “Ey Allah'ın resulü! İslam nedir?” diye sordu. Peygamber (s.a.v.); “İslam; Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayarak O'na kulluk etmen, farz olan namazı dosdoğru kılman, farz olan zekatı vermen, Ramazan orucunu tutman” buyurdu. Adam: “Ey Allah'ın resulü! İhsan nedir?” diye sordu. Peygamber (s.a.v.); “İhsan; Allah'ı görüyormuşsun gibi O'na kulluk etmen, her ne kadar O'nu görmüyorsan da O seni görmektedir” buyurdu.
Yusuf suresi: 40. "Sizin Allah´i birakip da o taptiklariniz, sizin ve atalarinizin uydurdugu birtakim isimlerden baska bir sey degildir. Bunlara tapmaniz için Allah hiçbir delil indirmis degildir. Hüküm ancak Allah´a aittir: O, size, kendisinden baskasina tapmamanizi emretti. Iste dosdogru din budur. Fakat insanlarin çogu bunu bilmezler."
20 Mart 2015 Cuma
Günün kitabı : kalplerin kesfi : Gazali : Bilesin ki, sükür hem kalbi, hem dili ve hem de vücûdun belli basli organlarini ilgilendirir.
1 — Kalbi ilgilendiren sükür, iyilige yönelmek ve bütün canlilar için iyilik duygusu beslemektir.
2 — Dili ilgilendiren sükür, hamd mânâsi ifâde eden sözleri Allah (C.C)'i sükür için dile getirmektir.
3 — Baslica vücüd organlarini ilgilendiren sükür. Allah (C.C)'in verdigi nimetleri O'na kulluk maksadi ile kullanmak, O'nun emrine aykiri sekilde kullanmaktan sakinmaktir.
Buna göre gözler vasitasi ile yapilacak sükürden biri, müslümanin görülen kusurlarina göz yummak, kulak ile yapilacak bir sükür çesidi de müslüman hakkinda isitilen bir kusuru saklamaktir. Her kim davranis da göz ve kulaga bagislanan nimetlere karsilik olarak yapilacak olan sükür görevleri arasindadir.
Allâh (C.C.)'in tekdirine karsi hosnutluk belirtmek, dilin görevi olan bir sükür çesididir.
1 — Kalbi ilgilendiren sükür, iyilige yönelmek ve bütün canlilar için iyilik duygusu beslemektir.
2 — Dili ilgilendiren sükür, hamd mânâsi ifâde eden sözleri Allah (C.C)'i sükür için dile getirmektir.
3 — Baslica vücüd organlarini ilgilendiren sükür. Allah (C.C)'in verdigi nimetleri O'na kulluk maksadi ile kullanmak, O'nun emrine aykiri sekilde kullanmaktan sakinmaktir.
Buna göre gözler vasitasi ile yapilacak sükürden biri, müslümanin görülen kusurlarina göz yummak, kulak ile yapilacak bir sükür çesidi de müslüman hakkinda isitilen bir kusuru saklamaktir. Her kim davranis da göz ve kulaga bagislanan nimetlere karsilik olarak yapilacak olan sükür görevleri arasindadir.
Allâh (C.C.)'in tekdirine karsi hosnutluk belirtmek, dilin görevi olan bir sükür çesididir.
Hud suresi : 118. Eger Rabbin dileseydi elbette bütün insanlari tek bir ümmet yapardi. Halbuki yine de ihtilaf edip duracaklardi.
119. Ancak Rabbinin rahmetle yarligadigi kimseler baska. Onun içindir ki, onlari yaratti. Ve Rabbinin "Andolsun ki cehennemi cinlerden ve insanlardan tamamen dolduracagim" sözü böylece tamam oldu.
120. Peygamberlere ait haberlerden kalbini yatistiracak olanlardan her türlüsünü sana kissa olarak anlatiyoruz. Bunda da sana bir hakikat, müminlere de bir ögüt ve ibret gelmistir.
121. Imana gelmeyen o kâfirlere de ki: "Elinizden geleni geri koymayin! Biz de yapacagimizi yapacagiz."
122. Siz bekleyin görün, biz de bekleyip görecegiz.
123. Göklerin ve yerin gaybini bilmek yalnizca Allah´a mahsustur. Her is O´na döndürülür. Sen yalnizca O´na ibadet et ve yalnizca O´na dayan. Rabbin yaptiklarinizin hiçbirinden gafil degildir.
119. Ancak Rabbinin rahmetle yarligadigi kimseler baska. Onun içindir ki, onlari yaratti. Ve Rabbinin "Andolsun ki cehennemi cinlerden ve insanlardan tamamen dolduracagim" sözü böylece tamam oldu.
120. Peygamberlere ait haberlerden kalbini yatistiracak olanlardan her türlüsünü sana kissa olarak anlatiyoruz. Bunda da sana bir hakikat, müminlere de bir ögüt ve ibret gelmistir.
121. Imana gelmeyen o kâfirlere de ki: "Elinizden geleni geri koymayin! Biz de yapacagimizi yapacagiz."
122. Siz bekleyin görün, biz de bekleyip görecegiz.
123. Göklerin ve yerin gaybini bilmek yalnizca Allah´a mahsustur. Her is O´na döndürülür. Sen yalnizca O´na ibadet et ve yalnizca O´na dayan. Rabbin yaptiklarinizin hiçbirinden gafil degildir.
19 Mart 2015 Perşembe
Hud suresi : 58. Ne zaman ki emrimiz geldi, Hud´u ve beraberindeki iman edenleri, tarafimizdan bir rahmet ile kurtardik, ayrica onlari çok agir bir azaptan da kurtardik.
59. Iste Âd kavmi buydu. Rablerinin âyetlerini bile bile inkâr ettiler ve peygamberlerine isyan ettiler. Basa geçen her zorbanin emrine uyup arkasindan gittiler.
60. Hem bu dünyada, hem de kiyamet gününde bir lânetle izlendiler. Bilin ki, Âd kavmi, gerçekten Rablerini inkâr ettiler. Yine bilin ki, Hud´un kavmi olan Âd, defolup gittiler.
59. Iste Âd kavmi buydu. Rablerinin âyetlerini bile bile inkâr ettiler ve peygamberlerine isyan ettiler. Basa geçen her zorbanin emrine uyup arkasindan gittiler.
60. Hem bu dünyada, hem de kiyamet gününde bir lânetle izlendiler. Bilin ki, Âd kavmi, gerçekten Rablerini inkâr ettiler. Yine bilin ki, Hud´un kavmi olan Âd, defolup gittiler.
18 Mart 2015 Çarşamba
İkindi dersi:
Üç kelime öğrenelim: tilavet, baskı,varis
Root: tā lām wāw (ت ل و)
We recite : نَتۡلُو
Means:
Üç kelime öğrenelim: tilavet, baskı,varis
Root: tā lām wāw (ت ل و)
We recite : نَتۡلُو
Means:
تِلْو ( اسم ) : إِثْرَ
in pursuit of; in search of
- later than or behind; next to and following; because of; in pursuit or in search of
- directly following
- after; following
- later than or behind; next to and following; because of; in pursuit or in search of
- directly following
- after; following
تَلُوّ : تابِع
dependent ; follower ; subject ; subordinate ; subsidiary
تِلْو : تالٍ
succeeding
- following; subsequent
- following; next; future
- approaching ; next or that will come
- following as a consequence
- coming afterin time ; as a sequel to
- going or expected to happen, be or become; that will be after death; of time to come; (of a tense or participle) describing an event yet to happen
- coming in the future or after something else
- being or positioned or living nearest; the first or soonest
- following as a sequence or consequence
- following a specified event in time
- following; coming
- additional remark following a statement, verdict, etc
- following; subsequent
- following; next; future
- approaching ; next or that will come
- following as a consequence
- coming afterin time ; as a sequel to
- going or expected to happen, be or become; that will be after death; of time to come; (of a tense or participle) describing an event yet to happen
- coming in the future or after something else
- being or positioned or living nearest; the first or soonest
- following as a sequence or consequence
- following a specified event in time
- following; coming
- additional remark following a statement, verdict, etc
تِلْو :
young ; young one
تَلَوٍّ :
squirm
- quirming movement
- writhing; meandering
- sinuosity ;twisting ; twist .
- noun gerund of verb (to twist) .
- an act of wriggling
- noun gerund of verb to wriggle
- an act of writhing
- noun gerund of verb to writhe
- quirming movement
- writhing; meandering
- sinuosity ;twisting ; twist .
- noun gerund of verb (to twist) .
- an act of wriggling
- noun gerund of verb to wriggle
- an act of writhing
- noun gerund of verb to writhe
---------------------------------------------------------------------------------------------
Root: ḍād ʿayn fā (ض ع ف).
oppressing
: يَسۡتَضۡعِفُ
Means:
ضَعَّفَ ( فعل ) : أَضْعَفَ
cool
- to make or become calm, less excited,etc
- to press, be pressed, so that there is breaking or injury or subdue; overwhelm
- to make body or mind weak,or weaken authority or effectivness
- to take power of strength away from something
- cause to loose courage or confidence
- to lose energy and become weak
- to make someone weak
- damage or weaken
- to make languid
- make spiritless
- cause the destruction of something or somebody, spoil something or somebody
- gradually weaken somebody or something
- make or become soft or softer
- wear gradually away; make or become weak; wither
- make or become weak or weaker; relent, give way, succumb to temptation, etc
- cause the wreck of a ship, etc; completely ruin hopes, etc; suffer a wreck
- to press something down by lightly hitting it several times
- to make or become calm, less excited,etc
- to press, be pressed, so that there is breaking or injury or subdue; overwhelm
- to make body or mind weak,or weaken authority or effectivness
- to take power of strength away from something
- cause to loose courage or confidence
- to lose energy and become weak
- to make someone weak
- damage or weaken
- to make languid
- make spiritless
- cause the destruction of something or somebody, spoil something or somebody
- gradually weaken somebody or something
- make or become soft or softer
- wear gradually away; make or become weak; wither
- make or become weak or weaker; relent, give way, succumb to temptation, etc
- cause the wreck of a ship, etc; completely ruin hopes, etc; suffer a wreck
- to press something down by lightly hitting it several times
ضَعُف :
be
weak ; debilitated ; decline in force or power ; droop ; fail ; feeble ;
flag ; frail ; languish ; lose power or strength ; pine away ; slacken ;
waste away ; weaken
ضَعْف :
adynamia
- faintness; weekness; feebleness; vulnerability
- loss of strength and energy; weakness
- lacking vitality,power or strength
- becoming weak and thin
- losing energy and becoming weak
- a fault or shortcoming ; a weakness, esp. in character
- feebleness, ineffectiveness
- flaccidity,weakness
- the condition of being frail
- defect, incompleteness
- weakness, powerlessness
- weakness; lack of strength; slackness
- state of being thin; skinny; (of meat)having little fat
- a failure to perform an act required by law
- being without power
- the state or condition of being weak
- the state of being easily to be damaged for things:easily to be hurted for persons
- faintness; weekness; feebleness; vulnerability
- loss of strength and energy; weakness
- lacking vitality,power or strength
- becoming weak and thin
- losing energy and becoming weak
- a fault or shortcoming ; a weakness, esp. in character
- feebleness, ineffectiveness
- flaccidity,weakness
- the condition of being frail
- defect, incompleteness
- weakness, powerlessness
- weakness; lack of strength; slackness
- state of being thin; skinny; (of meat)having little fat
- a failure to perform an act required by law
- being without power
- the state or condition of being weak
- the state of being easily to be damaged for things:easily to be hurted for persons
ضَعَّفَ : ضاعَفَ
tamp
---------------------------------------------------------------------------------------------
Root: wāw rā thā (و ر ث
the inheritors,: ٱلۡوَٲرِثِين
Means:
وَرِثَ ( فعل ) : اِمْتَلَكَ عن طَرِيقِ المِيراث
inherit - is transmitted by inheritance
وَرَّثَ :
devise
- to plan or leave (real estate) by the terms of will
- leave by terms of a will
- to plan or leave (real estate) by the terms of will
- leave by terms of a will
وُرّثَ :
bequeathed ; devised
وُرّث :
bequeathed ; devised
Günün kitabı : Tenbihu'l Gafilin : Ebu'l leys Semerkandi :
Vaktiyle semerkand alimlerinden ebû hafs yeskendi, babama şöyle bir hikaye anlatmıştı. bu hikayeye göre adamın biri birgün ebu havs a gelerek:' oğlum beni kıyasıya dövdü! ' dedi. ebu havs ta:' subhânallah! nasıl olurda evlat babasını dövebilir?' deyince adam :'evet oğlum beni kıyasıya dövdü' diye üsteledi. bunun üzerine ebu hafs adama:' peki oğluna ilm-i edep kurallarını öğrettin mi?' diye sordu. adam :'hayır' dedi. arkasından ona:' peki oğluna kur'an okumayı öğrettin mi?' diye sordu. adam:' hayır' cevabını verdi. bu defa kendisine:' oğlun ne iş yapar?' diye sorunca adam:' çiftçidir' dedi. son olarak kendisine:' peki seni niçin dövdüğünü biliyor musun?' diye sorunca aldığı cevap :'hayır' oldu. bunun üzerine adam şöyle dedi:' kimbilir belkide senin oğlun sabah sabah kalkmış, eşeğine binmiş, öküzlerini önüne katmış, köpeğini arkasına takmış, tarlaya giderken, kur'an okumayı beceremediği için şarkı söylemeye başlamıştır. bu sırada sen karşısına çıkınca öküz sanmıştır da ondan dövmüştür. Allah'a şükret ki başını yarmamış'.
Vaktiyle semerkand alimlerinden ebû hafs yeskendi, babama şöyle bir hikaye anlatmıştı. bu hikayeye göre adamın biri birgün ebu havs a gelerek:' oğlum beni kıyasıya dövdü! ' dedi. ebu havs ta:' subhânallah! nasıl olurda evlat babasını dövebilir?' deyince adam :'evet oğlum beni kıyasıya dövdü' diye üsteledi. bunun üzerine ebu hafs adama:' peki oğluna ilm-i edep kurallarını öğrettin mi?' diye sordu. adam :'hayır' dedi. arkasından ona:' peki oğluna kur'an okumayı öğrettin mi?' diye sordu. adam:' hayır' cevabını verdi. bu defa kendisine:' oğlun ne iş yapar?' diye sorunca adam:' çiftçidir' dedi. son olarak kendisine:' peki seni niçin dövdüğünü biliyor musun?' diye sorunca aldığı cevap :'hayır' oldu. bunun üzerine adam şöyle dedi:' kimbilir belkide senin oğlun sabah sabah kalkmış, eşeğine binmiş, öküzlerini önüne katmış, köpeğini arkasına takmış, tarlaya giderken, kur'an okumayı beceremediği için şarkı söylemeye başlamıştır. bu sırada sen karşısına çıkınca öküz sanmıştır da ondan dövmüştür. Allah'a şükret ki başını yarmamış'.
Günün hadisi : ebu musa el eşari radıyallahü anh demiştir ki peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem:' her müslümanın verebileceği bir sadaka mutlaka vardır' buyurdular ben kendilerine :'kişi sadaka verecek bir şey bulamazsa ne yapmasını tavsiye edersiniz?' diye sordum. ' amelelik yapar hem kendisine geçindirir hem de tasadduk eder' buyurdular. 'eğer bu işte elinden gelmez se?' diye sordum 'darda kalan ihtiyaç sahiplerine yardım eder ' buyurdular. 'bunu da yapamazsa?' diye sordum. 'iyiliği veya hayır yapmayı tavsiye eder' buyurdular. ben 'peki bunu da yapamazsa?' dediğimde buyurdular ki :'kötülük yapmaktan uzak durur, zira bu da onun için bir sadakadır'
Hud suresi : 9. Ve sayet insana tarafimizdan bir rahmet tattirir, sonra da onu kendisinden geri alirsak, süphesiz o ümitsiz ve nankör bir kimse olur.
10. Ve sayet ona dokunan bir sıkıntıdan sonra bir nimet tattirirsak, "Artik benden bütün kötülükler silinip gitti." der, mutlaka böbürlenir ve simarir.
11. Ancak (her iki halde de) sabir gösterip iyi ameller isleyenler müstesnadir. Iste onlara bir magfiret ve büyük bir mükafat vardir.
10. Ve sayet ona dokunan bir sıkıntıdan sonra bir nimet tattirirsak, "Artik benden bütün kötülükler silinip gitti." der, mutlaka böbürlenir ve simarir.
11. Ancak (her iki halde de) sabir gösterip iyi ameller isleyenler müstesnadir. Iste onlara bir magfiret ve büyük bir mükafat vardir.
17 Mart 2015 Salı
Günün kitabı : Tenbihu'l Gafilin : Ebu'l leys Semerkandi : sahabelerden biri:' ana baba için dua etmemek evladı geçim darlığına düşürür' dedikten sonra kendisine:' evlat, ölümlerinden sonra ana babanın rızasını kazanabilir mi ?' diye sorulunca şöyle dedi :' evet, üç şey sayesinde evlat ölmüş ana babasının rızasını kazanabilir
1 evladın kendisi salih bir kimse olmalıdır, çünkü ana baba için evladın salih olması kadar sevindirici bir şey düşünülemez.
2 evlat, ana babasının akrabaları ve dostları ile eski münasebeti devam ettirmelidir .
3 evlat, ana babasının affedilmesini dilemeli onlar için dua etmeli ve onlar adına sadaka vermelidir'
1 evladın kendisi salih bir kimse olmalıdır, çünkü ana baba için evladın salih olması kadar sevindirici bir şey düşünülemez.
2 evlat, ana babasının akrabaları ve dostları ile eski münasebeti devam ettirmelidir .
3 evlat, ana babasının affedilmesini dilemeli onlar için dua etmeli ve onlar adına sadaka vermelidir'
Günün hadisi : ebu hureyre radıyallahü anh demiştir ki resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem bir kutsi hadiste yüce Allah ın şöyle buyurduğunu bildirmiştir:' her kim benim veli kuluma düşmanlık ederse bende ona karşı harp ilan ederim. kulum kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevimli hiçbir şeyle bana yakınlık kazanamaz. kulum farzlara ilave olarak yaptığı nafile ibadetlerle bana yakınlık kazanir da nihayet ben onu severim. onu sevince de onun işiten kulağı, gören gözü, tutup yakalayan eli, yürümesine vasıta olan ayağı olurum. hasılı onun işitmesi, görmesi, tutması, yürümesi, doğrudan doğruya meşiet i hassa dairesinde cereyan etmeye başlar. böylesi bir kul benden bir şey isterse istediğini muhakkak ona veririm. bana sığınırsa onu hıfz ve siyanetim altına alırım'
Yunus suresi : 99. Eger Rabbin dileseydi, yeryüzünde kim varsa hepsi toptan iman ederlerdi. O halde insanlari hep mümin olsunlar diye sen mi zorlayacaksin?
100. Allah´in izni olmadikça hiçbir kisinin iman etmesi mümkün degildir. Akillarini kullanmayanlar üzerine Allah bir ugursuzluk yükler.
101. De ki: "Göklerde ve yerde olup bitenlere dikkatle bakin!" Fakat o uyarmalar ve o âyetler, iman etmeyen bir kavme fayda vermez ki!
100. Allah´in izni olmadikça hiçbir kisinin iman etmesi mümkün degildir. Akillarini kullanmayanlar üzerine Allah bir ugursuzluk yükler.
101. De ki: "Göklerde ve yerde olup bitenlere dikkatle bakin!" Fakat o uyarmalar ve o âyetler, iman etmeyen bir kavme fayda vermez ki!
16 Mart 2015 Pazartesi
İkindi dersi:
Üç kelime ögrenelim: ufika,sual,fitne(like seduce)
Root: hamza fā kāf أ ف ك
is deluded: أُفِكَ
Means:
---------------------------------------------------------------------------------------------
Root: sīn hamza lām (س أ ل)
They ask, : يَسۡـَٔلُونَ
Means:
سأل question; ; beg; call; enquire; quiz; request; ask; drip; trickle; melt; inquire
---------------------------------------------------------------------------------------------
Root: fā tā nūn ف ت ن
will be tried, يُفۡتَنُونَ
Means:
Üç kelime ögrenelim: ufika,sual,fitne(like seduce)
Root: hamza fā kāf أ ف ك
is deluded: أُفِكَ
Means:
اِفْك ( اسم ) : كَذِب
falsehood ; lie ; lying ; telling of a lie or lies ; untruth
-
- aspersion
- act of aspersing; damaging or derogatory remark
- the invention of lies
- the act of lying ; a lie or lies
- the act of lying
- a lie or lies
- a trifle ; nonsense ;idle talk
- published false statement damaging to a person's reputation; defamatory written statement; act of publishing this
- intentially false statement; imposture
- telling of lies
- vilification ; defamation .
- defamation; slander; falsehooh; calumniation
- the state of being false, esp. untrue
-
- aspersion
- act of aspersing; damaging or derogatory remark
- the invention of lies
- the act of lying ; a lie or lies
- the act of lying
- a lie or lies
- a trifle ; nonsense ;idle talk
- published false statement damaging to a person's reputation; defamatory written statement; act of publishing this
- intentially false statement; imposture
- telling of lies
- vilification ; defamation .
- defamation; slander; falsehooh; calumniation
- the state of being false, esp. untrue
Root: sīn hamza lām (س أ ل)
They ask, : يَسۡـَٔلُونَ
Means:
سأل question; ; beg; call; enquire; quiz; request; ask; drip; trickle; melt; inquire
---------------------------------------------------------------------------------------------
Root: fā tā nūn ف ت ن
will be tried, يُفۡتَنُونَ
Means:
فَتَن ( فعل ) : أغْرَى
allure ; entice ; lure ; seduce ; tempt
فَتَن : سَحَرَ
bewitch ; captivate ; charm ; enchant ; enthrall ; entrance ; fascinate ; infatuate ; mesmerize ; spellbind ; thrill
فَتَن :
appeal to ; attract ; bring over ; draw ; enlist ; magnetize ; win (over) ; witch
فُتِن بِ :
be captivated by ; be charmed by ; be fascinated by ; be magnetized by
Günün kitabı : Tenbihu'l Gafilin : Ebu'l leys Semerkandi :
Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazreti musa'nın suhuf'unun muhtevası hakkında şöyle demiştir:' suhuf'ta altı cümle vardı :
1 cehennemin varlığına kesinlikle inanmış kimsenin nasıl gülebildiğine şaşıyorum.
2 ölümün gerçek olduğunu kesinlikle bilen bir kimsenin nasıl sevinebildigine şaşıyorum .
3 hesaplaşmanın kesinliğine inanan kimsenin nasıl kötülük işleyebileceğine şaşıyorum.
4 kadere kesinlikle inanan kimsenin nasıl uzüldüğüne şaşıyorum .
5 dünyanın ve dünyalilarin değişkenliğini ve gelip geçici olduğunu gören kimsenin dünyaya nasıl bel bağladığına şaşarım .
6 cennetin varlığına kesinlikle inanan kimsenin nasıl iyi amel işlemediğine saşıyorum.
la ilaha illallah, muhammedu'r rasulullah.
Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazreti musa'nın suhuf'unun muhtevası hakkında şöyle demiştir:' suhuf'ta altı cümle vardı :
1 cehennemin varlığına kesinlikle inanmış kimsenin nasıl gülebildiğine şaşıyorum.
2 ölümün gerçek olduğunu kesinlikle bilen bir kimsenin nasıl sevinebildigine şaşıyorum .
3 hesaplaşmanın kesinliğine inanan kimsenin nasıl kötülük işleyebileceğine şaşıyorum.
4 kadere kesinlikle inanan kimsenin nasıl uzüldüğüne şaşıyorum .
5 dünyanın ve dünyalilarin değişkenliğini ve gelip geçici olduğunu gören kimsenin dünyaya nasıl bel bağladığına şaşarım .
6 cennetin varlığına kesinlikle inanan kimsenin nasıl iyi amel işlemediğine saşıyorum.
la ilaha illallah, muhammedu'r rasulullah.
Günün hadisi : ebru hureyre radıyallahü anh demiştir ki resulullah sallallahü aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:' yedi şey size mani olmadan salih amelleri işlemekte acele ediniz. yoksa siz hâlâ unutturan fakirlik, azdıran zenginlik, keyfinizi kaçıran hastalık, bunak hale getiren ihtiyarlık, ansızın geliveren ölüm, beklenen en şerli şahıs olan deccal, yahut belası en müthiş ve acı olan kıyametin size gelip catmasını mı bekliyorsunuz?'
Yunus suresi : 61. Hangi isi yaparsan yap, Kur´ân´dan ne okursan oku, ne iste çalisirsan çalis, unutmayin ki, siz ona dalip gitmisken, biz sizin üzerinizde sahidiz. Ne yerde, ne de gökte zerre kadar hiç bir sey Rabbinin gözünden kaçmaz. Ne zerreden daha küçük, ne de ondan daha büyük! Ancak bunlarin hepsi apaçik bir kitaptadir. 62. Açin gözünüzü! Allah´in dostlari üzerine ne korku vardir, ne de onlar mahzun olurlar.
63. Onlar ki, iman etmisler ve Allah´a karsi gelmekten sakinmislardir.
64. Onlara dünya hayatinda da, ahiret hayatinda da müjdeler vardir. Allah´in sözlerinde degışıklik yoktur. Iste bu en büyük kurtulustur.
65. Habibim, onlarin laflari seni üzmesin. Çünkü san ve seref bütünüyle Allah´indir. O her seyi isitiyor, hepsini görüyor.
63. Onlar ki, iman etmisler ve Allah´a karsi gelmekten sakinmislardir.
64. Onlara dünya hayatinda da, ahiret hayatinda da müjdeler vardir. Allah´in sözlerinde degışıklik yoktur. Iste bu en büyük kurtulustur.
65. Habibim, onlarin laflari seni üzmesin. Çünkü san ve seref bütünüyle Allah´indir. O her seyi isitiyor, hepsini görüyor.
15 Mart 2015 Pazar
Günün kitabı : Tenbihu'l Gafilin : Ebu'l leys Semerkandi :
Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:' her kulun başında iki melek bekler. sağdaki iyilikleri yazan melek, soldaki kötülüklerini yazan meleğin amiridir. kul bir kötülük işleyince soldaki melek sağdaki ne:' bu kötülüğü yazayım mı ?' diye sorar sağdaki melek da ona :'kötülük sayısı beş oluncaya kadar bekle' diye cevap verir. kul kötülük işleyince soldaki melek yeni sağdaki ne:' yazayım mı?' diye sorar. sağdaki melek'te kendisine:' dur bir iyilik işlesin de o zaman yazarsın' diye cevap verir. o kul bir iyilik işleyince sağdaki melek :'bize bildirildiğine göre her iyiliğin on kat sevabı vardır, o halde gel bu kulun on sevabının beşini, beş kötülüğüne karşılık silelim ve kalan beş iyiliği de defterini geçirelim' der. bunun üzerine şeytan feryat ederek:' ben bu adem oğlu ile nasıl başa çıkacağım?' der.
Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:' her kulun başında iki melek bekler. sağdaki iyilikleri yazan melek, soldaki kötülüklerini yazan meleğin amiridir. kul bir kötülük işleyince soldaki melek sağdaki ne:' bu kötülüğü yazayım mı ?' diye sorar sağdaki melek da ona :'kötülük sayısı beş oluncaya kadar bekle' diye cevap verir. kul kötülük işleyince soldaki melek yeni sağdaki ne:' yazayım mı?' diye sorar. sağdaki melek'te kendisine:' dur bir iyilik işlesin de o zaman yazarsın' diye cevap verir. o kul bir iyilik işleyince sağdaki melek :'bize bildirildiğine göre her iyiliğin on kat sevabı vardır, o halde gel bu kulun on sevabının beşini, beş kötülüğüne karşılık silelim ve kalan beş iyiliği de defterini geçirelim' der. bunun üzerine şeytan feryat ederek:' ben bu adem oğlu ile nasıl başa çıkacağım?' der.
Günün hadisi : şeddad ibni evs radıyallahü anh demiştir ki resûl i ekrem sallallahü aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:' akıllı kişi kendini hesaba çeken (ayağının kayabileceği yerlerden ve insanlardan uzak duran) ve ölüm ötesi için salih amel işleyen, hazırlık yapandır. aciz kişi ise kendini heva ve hevesine kaptırıp ta Allahtan gerçekleşmeyecek şeyleri bekleyen kuruntu sahibi bir zavallıdır'
Yunus suresi : 7. Bize kavusmayi ummayanlar, dünya hayatina razi olup onunla tatmin bulanlar ve bizim âyetlerimizden gafil olanlar da vardir muhakkak.
8. Iste bunlarin kendi elleriyle ettikleri yüzünden varacaklari yer cehennemdir.
9. Hiç süphesiz iman edip salih ameller isleyenleri, imanlarindan dolayi Rableri hidayete erdirir. Naîm cennetlerinde altlarindan irmaklar akar durur.
10. Onlarin oradaki dualari: "Allahim, sen yücelerden yücesin"; saglik dilekleri "selâm", dualarinin sonu da "Âlemlerin Rabbi Allah´a hamdolsun." diye sükretmek olacaktir.
11. Eger Allah, insanlara, hayri çarçabuk istedikleri gibi, serri de alel-acele verseydi, onlarin hemen ecellerini getiriverirdi. Fakat bize kavusmayi ummayanlari kendi hallerine birakiriz da azginliklari içinde bocalayip giderler.
12. Insana bir sıkıntı dokundugu zaman, gerek yan yatarken, gerek otururken, gerek dikilirken bize dua eder. Kendisinden sıkıntısini gideriverdik mi sanki kendisine dokunan o sıkıntı için bize hiç yalvarmamis gibi aldirmadan geçer gider. Iste o asiri gidenlere yaptiklari seyler böyle güzel gelir.
8. Iste bunlarin kendi elleriyle ettikleri yüzünden varacaklari yer cehennemdir.
9. Hiç süphesiz iman edip salih ameller isleyenleri, imanlarindan dolayi Rableri hidayete erdirir. Naîm cennetlerinde altlarindan irmaklar akar durur.
10. Onlarin oradaki dualari: "Allahim, sen yücelerden yücesin"; saglik dilekleri "selâm", dualarinin sonu da "Âlemlerin Rabbi Allah´a hamdolsun." diye sükretmek olacaktir.
11. Eger Allah, insanlara, hayri çarçabuk istedikleri gibi, serri de alel-acele verseydi, onlarin hemen ecellerini getiriverirdi. Fakat bize kavusmayi ummayanlari kendi hallerine birakiriz da azginliklari içinde bocalayip giderler.
12. Insana bir sıkıntı dokundugu zaman, gerek yan yatarken, gerek otururken, gerek dikilirken bize dua eder. Kendisinden sıkıntısini gideriverdik mi sanki kendisine dokunan o sıkıntı için bize hiç yalvarmamis gibi aldirmadan geçer gider. Iste o asiri gidenlere yaptiklari seyler böyle güzel gelir.
14 Mart 2015 Cumartesi
İkindi dersi:
Üç kelime ögrenelim: zeyne(p),ama(kör , görmez),haşir
Root: zāy yā nūn (ز ي ن)
We have made fair-seeming زَيَّنَّا
Means:
---------------------------------------------------------------------------------------------
Root: ʿayn mīm hā (ع م ه)
wander blindly. يَعۡمَهُونَ
Means:
---------------------------------------------------------------------------------------------
Root: khā sīn rā خ س ر
(will be) the greatest losers. أَخۡسَرُونَ
Means:
Üç kelime ögrenelim: zeyne(p),ama(kör , görmez),haşir
Root: zāy yā nūn (ز ي ن)
We have made fair-seeming زَيَّنَّا
Means:
زَيْن ( اسم ) : حَسَن
beautiful ; fine ; good ; good-looking ; graceful ; handsome ; nice ; pretty ; well
زَيّن : زَخْرَفَ
adorn ; bedeck ; deck ; decorate ; dress ; embellish ; garnish ; grace ; ornament
-
- adorn
- decorate something; beautify and embellish
- adorn; decorate
- decorate (cloth) with raised patterns
- to decorate something for a special occasion
- to make beautiful by placing adornments:to paint
- to make something beautiful by adding more details
- making something more beautiful by adding decorations
- decorate with needlework
- decorate or embellish
- lend or add grace to; enhance or embellish
- add ornament to something; decorate something
- deck
- arrange an artistic display in a shop-window, etc; decorate
-
- adorn
- decorate something; beautify and embellish
- adorn; decorate
- decorate (cloth) with raised patterns
- to decorate something for a special occasion
- to make beautiful by placing adornments:to paint
- to make something beautiful by adding more details
- making something more beautiful by adding decorations
- decorate with needlework
- decorate or embellish
- lend or add grace to; enhance or embellish
- add ornament to something; decorate something
- deck
- arrange an artistic display in a shop-window, etc; decorate
زَيّن :
apply
cosmetics to ; beautify ; bedizen ; candy ; deck out ; improve ; make
attractive ; make beautiful ; make up ; overdecorate ; prank ; pretty up
; put cosmetics on ; refine ; spangle ; sugar ; sweeten ; tinsel ;
write or compose in an elegant or ornate style
---------------------------------------------------------------------------------------------
Root: ʿayn mīm hā (ع م ه)
wander blindly. يَعۡمَهُونَ
Means:
عَمَهَ ( فعل ) : ضَلّ
rove ; stray ; wander about
| Medical | blindness | عَمَه ( تَعَذُّر الإدراك |
| Medical | agnosia | عَمَه ( العَجْزُ عن إدراك مُنَبِّهٍ حِسِّيّ |
---------------------------------------------------------------------------------------------
Root: khā sīn rā خ س ر
(will be) the greatest losers. أَخۡسَرُونَ
Means:
خَسَّرَ ( فعل ) : أَضَلَّ
glamour
- affect with glamour or make glamorous
- to attract or tempt
- entice or incite (a person) to do a wrong or forbidden thing.
- affect with glamour or make glamorous
- to attract or tempt
- entice or incite (a person) to do a wrong or forbidden thing.
خَسَّرَ : أَهْلَكَ
ruin - cause the destruction of something or somebody, spoil something or somebody
خَسِرَ : ضَلّ
meanness
خَسِرَ :
forfeit
- lose the right to, be derived of, have to pay as a penality
- to be deprived of or cease to have;fail to find; suffer the loss of
- lose the right to, be derived of, have to pay as a penality
- to be deprived of or cease to have;fail to find; suffer the loss of
خَسِرَ : هَلَكَ
perished; destroyed; annihilated - to destroy; die (for animals)
خَسِر :
fail
to make use of ; fail to take advantage of ; forfeit ; let go by ; let
slip ; lose ; mislay ; miss ; neglect ; omit ; spend uselessly ;
squander ; suffer loss ; suffer or incur a loss ; throw away ; waste
Günün kitabı : Tenbihu'l Gafilin : Ebu'l leys Semerkandi :
Anlatıldığına göre israiloğulları zamanında bir kral vardı kendisine bir abidi met etmişlerdi. bunun üzerine o abiti çağırarak sarayına bağlanmasını her zaman yanında kalmasını teklif etti. bunun üzerine abit krala şöyle dedi:' ey kral! söylediklerin güzel fakat bir gün içeriye girince beni cariyenle oynaşır bulursan ne yaparsın?'. kral bu söze fazlası ile öfkelenerek:' ahlaksız herif! benim karşımda hangi cüretle böyle konuşursun?' dedi. bunun üzerine abit, krala şöyle dedi:' oysa benim kerem sahibi bir rabbim var ki günde 70 kere günah işlediğimi görse bile ne bana kızar ne beni kovar ne de beni rızkından mahrum eder. o halde ben nasıl olur da onun kapısını bırakıp bana henüz suç işlemeden kızan birine kapilanabilirim. bir de suç işlediğimi görse kimbilir bana neler yapacak?'. abit bu sözleri söyleyip kralın yanından çıkıp gitti.
Anlatıldığına göre israiloğulları zamanında bir kral vardı kendisine bir abidi met etmişlerdi. bunun üzerine o abiti çağırarak sarayına bağlanmasını her zaman yanında kalmasını teklif etti. bunun üzerine abit krala şöyle dedi:' ey kral! söylediklerin güzel fakat bir gün içeriye girince beni cariyenle oynaşır bulursan ne yaparsın?'. kral bu söze fazlası ile öfkelenerek:' ahlaksız herif! benim karşımda hangi cüretle böyle konuşursun?' dedi. bunun üzerine abit, krala şöyle dedi:' oysa benim kerem sahibi bir rabbim var ki günde 70 kere günah işlediğimi görse bile ne bana kızar ne beni kovar ne de beni rızkından mahrum eder. o halde ben nasıl olur da onun kapısını bırakıp bana henüz suç işlemeden kızan birine kapilanabilirim. bir de suç işlediğimi görse kimbilir bana neler yapacak?'. abit bu sözleri söyleyip kralın yanından çıkıp gitti.
Günün hadisi : enes ibni malik radıyallahü anh demiştir ki peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdular:' Allah hayrını, iyiliğini, dilediği kulunun cezasını dünyada hemen verir, ahirete bırakmaz. Fenalığını dilediği kulunun günahını ise kıyamet günü huzuruna çıkıncaya kadar tehir eder, dünyada cezalandırmaz'
Tevbe suresi : 111. Allah, müminlerden, canlarini ve mallarini, kendilerine cennet vermek üzere satin almistir: Allah yolunda çarpisacaklar da öldürecekler ve öldürülecekler. Bu, Tevrat´ta da, Incil´de de Kur´ân´da da Allah´in kendi üzerine yüklendigi bir ahittir. Allah´dan ziyade ahdine riayet edecek kim vardir? O halde yaptiginiz alis-veris ahdinden dolayi size müjdeler olsun! Ve iste o büyük kurtulus budur. 112. (Bunlar), O tevbekâr olanlar, o ibadet edenler, o hamd edenler, o oruçlular, o rükua varanlar, o secdeye kapananlar, iyiligi emredip, kötülükten vazgeçirenler, Allah´in hududunu koruyanlar (emirleriyle yasaklarinin ölçülerine riayet edenler)dir. Müjde ver o müminlere, müjde!
13 Mart 2015 Cuma
Günün kitabı : Tenbihu'l Gafilin : Ebu'l leys Semerkandi :
Ömer bin abdülaziz radıyallahü anh diyor ki Allah belirli kimselerin işledikleri bir günah yüzünden kamuyu (herkesi) cezalandırmaz. fakat günahlar açıkça işlenirde kamu (herkes) tarafından buna karşı çıkılmadığı taktirde o zaman toplumun tümü cezayı hak etmiş olur. anlatıldığına göre yüce Allah yuşa aleyhisselama :' ben senin kavminden kırk bin iyi kimse ile altmış bin kötü kimseyi helak edeceğim ' diye vahyedince, yuşa aleyhisselam :'kötülerin neden helak olacağı belli fakat iyilerin helaka ugrama sebebi nedir ?' diye sordu yüce Allah da ona şu cevabı verdi :'çünkü o iyiler kötülere benim adıma öfkelenmediler. tersine onlarla birlikte yiyip içtiler '
Ömer bin abdülaziz radıyallahü anh diyor ki Allah belirli kimselerin işledikleri bir günah yüzünden kamuyu (herkesi) cezalandırmaz. fakat günahlar açıkça işlenirde kamu (herkes) tarafından buna karşı çıkılmadığı taktirde o zaman toplumun tümü cezayı hak etmiş olur. anlatıldığına göre yüce Allah yuşa aleyhisselama :' ben senin kavminden kırk bin iyi kimse ile altmış bin kötü kimseyi helak edeceğim ' diye vahyedince, yuşa aleyhisselam :'kötülerin neden helak olacağı belli fakat iyilerin helaka ugrama sebebi nedir ?' diye sordu yüce Allah da ona şu cevabı verdi :'çünkü o iyiler kötülere benim adıma öfkelenmediler. tersine onlarla birlikte yiyip içtiler '
Günün hadisi : hazreti aişe radıyallahü anh demiştir ki resûl i ekrem sallallahü aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:' mekke fethinden sonra artık hicret yok fakat cihat, rabbimizin adını cihan'ın dört bir yanına duyurma, Allah ile kulları arasındaki engelleri ortadan kaldırmak gayreti, ve niyet vardır. o halde bu uğurda bir nefer olmanız istendiğinde tereddüt etmeden gerekeni yapın'
Tevbe suresi : 67. Münafiklarin erkekleri de kadinlari da birbirlerine benzerler. Kötülügü emreder, iyilikten sakindirirlar ve Allah yolunda harcamaktan ellerini sıkı tutarlar. Allah´i unuttular da, Allah da onlari unuttu. Gerçekten de münafiklar hep fâsık kimselerdir.
68. Allah, erkek kadin bütün münafiklara ve bütün kâfirlere cehennem atesini ebedî olarak vaad buyurdu. O ates onlara yeter. Allah onlara lânet etmistir. Onlara bitmez tükenmez bir azap vardir.
68. Allah, erkek kadin bütün münafiklara ve bütün kâfirlere cehennem atesini ebedî olarak vaad buyurdu. O ates onlara yeter. Allah onlara lânet etmistir. Onlara bitmez tükenmez bir azap vardir.
12 Mart 2015 Perşembe
İkindi dersi:
Üç kelime ögrenelim. hafiye,sıdk,nezle(iki anlamı var, nezle olma ve indirme) .
Root: khā fā yā (خ ف ي).
is hidden يَخۡفٰى
Means:
---------------------------------------------------------------------------------------------
Root: ṣād dāl qāf (ص د ق).
confirming مُصَدِّقًا
Means:
---------------------------------------------------------------------------------------------
Root: nūn zāy lām (ن ز ل).
He revealed = نَزَّلَ
Means:
---------------------------------------------------------------------------------------------
Üç kelime ögrenelim. hafiye,sıdk,nezle(iki anlamı var, nezle olma ve indirme) .
Root: khā fā yā (خ ف ي).
is hidden يَخۡفٰى
Means:
خَفِيَ ( فعل ) : اِخْتَفَى
be or become hidden
- to hide oneself
- be or become hidden (far from sight);be veiled
- to hide oneself
- be or become concealed
- to become impossible to see or find;to stop existing;to go missing (for a person)
- to change one's appearance
- to wear a disguise and change your appearance
- be concealed
- conceal oneself
- be or become hidden or unseen
- be or become protected
- disappear, fade or cease to exist
- to hide oneself
- be or become hidden (far from sight);be veiled
- to hide oneself
- be or become concealed
- to become impossible to see or find;to stop existing;to go missing (for a person)
- to change one's appearance
- to wear a disguise and change your appearance
- be concealed
- conceal oneself
- be or become hidden or unseen
- be or become protected
- disappear, fade or cease to exist
خَفِيّ :
hidden - concealed; invisible; veiled
---------------------------------------------------------------------------------------------
Root: ṣād dāl qāf (ص د ق).
confirming مُصَدِّقًا
Means:
صِدْق ( اسم ) : إخْلاص
candor ; faithfulness ; honesty ; sincerity ; trueheartedness
صَدَق : تَحَقّقَ
be true ; come true ; prove to be true or correct ; real ; turn out to be true ; valid
صَدَق على : صَحّ على
apply to ; be applicable to ; be true of ; hold good for
صِدْق : صِحّة
trueness ; truth ; truthfulness ; validity ; veracity ; verity
صِدْق : صِدْقًا
really
- in reality; truly; indeed; in fact
- realy ; actually .
- really; truly; actually
- in reality; truly; indeed; in fact
- realy ; actually .
- really; truly; actually
صَدَق : قالَ الصّدْقَ
be true ; say (tell ; sincere ; speak) the truth ; truthful
---------------------------------------------------------------------------------------------
Root: nūn zāy lām (ن ز ل).
He revealed = نَزَّلَ
Means:
نَزَل ( فعل ) : اِنْحَدَرَ
come down ; descend ; get down ; go down ; step down
نَزَّلَ : أَنْزَلَ
to get something by lifting it from higher place .
نَزِل : أصَابَهُ زُكَامٌ
catch cold ; have a cold
Günün kitabı : Tenbihu'l Gafilin : Ebu'l leys Semerkandi :
Bildirildiğine göre bir gün hazreti ömer radıyallahu anha peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem yanına girince onu ağlar durumda buldu peygamberimize:' ya rasulallah ağlamanın sebebi nedir ?' diye sorunca, ondan şu cevabı aldı :'cebrail demin bana gelerek dedi ki allah müslüman olarak ihtiyarlayan kimseye azap çektirmekten utanır. buna karşılık nasıl olur da müslüman olarak ihtiyarlayan bir kimse allah'ın emrine aykırı hareketler yapmaktan utanmaz'.
buna göre ihtiyar bu şerefi bilerek allah'a şükretmek ve allah'tan ve amel defterini tutan meleklerden utanarak günahlardan kaçınmalı allah'a ibadet etmeye yönelmelidir. çünkü ekinin biçim mevsimi yaklaşınca artık bekleyecek vakit kalmaz.
Bildirildiğine göre bir gün hazreti ömer radıyallahu anha peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem yanına girince onu ağlar durumda buldu peygamberimize:' ya rasulallah ağlamanın sebebi nedir ?' diye sorunca, ondan şu cevabı aldı :'cebrail demin bana gelerek dedi ki allah müslüman olarak ihtiyarlayan kimseye azap çektirmekten utanır. buna karşılık nasıl olur da müslüman olarak ihtiyarlayan bir kimse allah'ın emrine aykırı hareketler yapmaktan utanmaz'.
buna göre ihtiyar bu şerefi bilerek allah'a şükretmek ve allah'tan ve amel defterini tutan meleklerden utanarak günahlardan kaçınmalı allah'a ibadet etmeye yönelmelidir. çünkü ekinin biçim mevsimi yaklaşınca artık bekleyecek vakit kalmaz.
Günün hadisi : ibni mes'ud radıyallahu anh demiştir ki peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :'cehennemden en son çıkacak ve cennete en son girecek şahsi iyi biliyorum. bu şahıs cehennemden sürüne sürüne çıkar, izzet ve celal sahibi allahü teâlâ ona :'haydi git cennete gir' buyurur. o da cennete varır. ancak cennet kendisine çok doluymuş gibi gelir. dönüp :'ya rabbi cenneti tıka basa dolu buldum'. cenabı hak azze ve celle yine ona :'git cennete gir ' buyurur tekrar gider ve yine cennetin dopdolu olduğu hissine kapılır. bu defa dönüp :'yarabbi cenneti tıka basa dolu buldum ' der. Allah azze ve celle bu defa yine :'git ve cennete gir orada senin için dünya kadar ve dünyanın on misli genişliğinde yer var'. beklemediği bu ihsan karşısında şaşkınlığından:' yarabbi sen kâinatın mutlak hakimi olduğun halde benimle alay ediyor ve halime mi guluyorsun? '
Hadisin ravisi ibn mes'ud burada peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem'in azı dişleri görünceye kadar güldüğünü ve ardından şöyle buyurduğunu nakleder :'işte cennetliklerin en aşağı menzil ve mertebesinde bulunan şahıs böyle bir kimsedir'
Hadisin ravisi ibn mes'ud burada peygamber efendimizin sallallahü aleyhi ve sellem'in azı dişleri görünceye kadar güldüğünü ve ardından şöyle buyurduğunu nakleder :'işte cennetliklerin en aşağı menzil ve mertebesinde bulunan şahıs böyle bir kimsedir'
Tevbe suresi: 48- Surasi kesindir ki, bunlar daha önce de fitne çikarmak istediler ve sana türlü isler çevirdiler. Nihayet hak yerini buldu ve Allah´in emri onlarin zoruna gitmesine ragmen açiga çikti.
49. Içlerinden "Aman bana izin ver, basimi derde sokma" diyen de var. Dikkat et, baslarini asil kendileri derde soktular. Hiç süphesiz cehennem, kâfirleri elbette kusatacaktir.
50. Eger sana bir iyilik dokunursa fenalarina gider. Eger sana bir musibet gelirse "Biz zaten tedbirimizi önceden almistik." derler ve sevine sevine dönüp giderler.
51. De ki: "Hiçbir zaman bize Allah´in bizim için takdir ettiginden baskasi dokunmaz. O bizim mevlamizdir. Müminler yalnizca Allah´a tevekkül etsinler."
52. De ki: "Siz bizde iki güzelligin (Zafer veya sehitligin) birinden baskasini mi gözetirsiniz? Biz ise size Allah´in kendi katindan veya bizim elimizle bir azap indirmesini gözetiyoruz. Haydi siz gözetedurun, biz de sizinle beraber gözetmekteyiz."
53. O münafiklara sunu da de ki; gerek isteyerek, gerek istemeyerek infak edip durun. O infak ettikleriniz sizden hiçbir zaman kabul edilmeyecektir. Çünkü siz fasık bir kavimsiniz.
54. Infaklarin onlardan kabul olunmamasina sebep, gerçekte Allah´a ve Resulüne inanmamalari, namaza ancak üsene üsene gelmeleri, verdiklerini de ancak istemeye istemeye vermeleridir.
49. Içlerinden "Aman bana izin ver, basimi derde sokma" diyen de var. Dikkat et, baslarini asil kendileri derde soktular. Hiç süphesiz cehennem, kâfirleri elbette kusatacaktir.
50. Eger sana bir iyilik dokunursa fenalarina gider. Eger sana bir musibet gelirse "Biz zaten tedbirimizi önceden almistik." derler ve sevine sevine dönüp giderler.
51. De ki: "Hiçbir zaman bize Allah´in bizim için takdir ettiginden baskasi dokunmaz. O bizim mevlamizdir. Müminler yalnizca Allah´a tevekkül etsinler."
52. De ki: "Siz bizde iki güzelligin (Zafer veya sehitligin) birinden baskasini mi gözetirsiniz? Biz ise size Allah´in kendi katindan veya bizim elimizle bir azap indirmesini gözetiyoruz. Haydi siz gözetedurun, biz de sizinle beraber gözetmekteyiz."
53. O münafiklara sunu da de ki; gerek isteyerek, gerek istemeyerek infak edip durun. O infak ettikleriniz sizden hiçbir zaman kabul edilmeyecektir. Çünkü siz fasık bir kavimsiniz.
54. Infaklarin onlardan kabul olunmamasina sebep, gerçekte Allah´a ve Resulüne inanmamalari, namaza ancak üsene üsene gelmeleri, verdiklerini de ancak istemeye istemeye vermeleridir.
11 Mart 2015 Çarşamba
Günün kitabı : Tenbihu'l Gafilin : Ebu'l leys Semerkandi : cennetteki nimetlere kavuşmak isteyen kimse şu beş şeye devam etmelidir:
1 insanın kendisini tüm günahlardan uzak tutmasıdır. nitekim yüce Allah şöyle buyurur:' kim ki kendini günahlardan alıkoyuyorsa varacağı yer cennet olur'( naziat süresi 40 41)
2 az dünyalıkla yetinmektir. nitekim peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:' cennetin bedeli dünyayı terk etmektir'.
3 insanın ibadete düşkün olması ve her ibadete karşı ilgi göstermesidir. çünkü bu ibadetlerin herhangi biri sahibinin affedilerek cenneti hak etmesine sebep olabilir. nitekim yüce Allah şöyle buyuruyor:' bu cennet işlemiş olduğunuz amellere karşılık size miras kılınmıştır'( zuhruf suresi 72). yüce Allah başka bir ayette de şöyle buyurmuştur:' işlemiş oldukları amellere karşılık olarak onlar için ne göz alıcı nimetlerin hazırlandığını hiç kimse bilemez'( secde suresi 17) insanlar elde edecekleri nimetleri ancak ibadetlerde gösterdikleri gayret sayesinde elde ederler.
4 insanın salihleri ve iyilik işleyenleri sevmesi onlarla bir arada bulup onlarla düşüp kalkmasıdır. çünkü böyle bir kul affedilince dostlarına ve kardeşlerine şefaatçi olur. nitekim peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur :'çok din kardeşi ediniz. çünkü kıyamet günü her din kardeşinin ayrı bir şefaat yetkisi vardır'
5 insanın sık sık dua ederek allah'tan kendisine cenneti nasip ederek sonunu hayırlı kılmasını dilemesidir.
1 insanın kendisini tüm günahlardan uzak tutmasıdır. nitekim yüce Allah şöyle buyurur:' kim ki kendini günahlardan alıkoyuyorsa varacağı yer cennet olur'( naziat süresi 40 41)
2 az dünyalıkla yetinmektir. nitekim peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:' cennetin bedeli dünyayı terk etmektir'.
3 insanın ibadete düşkün olması ve her ibadete karşı ilgi göstermesidir. çünkü bu ibadetlerin herhangi biri sahibinin affedilerek cenneti hak etmesine sebep olabilir. nitekim yüce Allah şöyle buyuruyor:' bu cennet işlemiş olduğunuz amellere karşılık size miras kılınmıştır'( zuhruf suresi 72). yüce Allah başka bir ayette de şöyle buyurmuştur:' işlemiş oldukları amellere karşılık olarak onlar için ne göz alıcı nimetlerin hazırlandığını hiç kimse bilemez'( secde suresi 17) insanlar elde edecekleri nimetleri ancak ibadetlerde gösterdikleri gayret sayesinde elde ederler.
4 insanın salihleri ve iyilik işleyenleri sevmesi onlarla bir arada bulup onlarla düşüp kalkmasıdır. çünkü böyle bir kul affedilince dostlarına ve kardeşlerine şefaatçi olur. nitekim peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur :'çok din kardeşi ediniz. çünkü kıyamet günü her din kardeşinin ayrı bir şefaat yetkisi vardır'
5 insanın sık sık dua ederek allah'tan kendisine cenneti nasip ederek sonunu hayırlı kılmasını dilemesidir.
Günün hadisi : ibni abbâs radıyallahu anhuma demiştir ki resulullah sallallahü aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:' her kim ısrarlı bir şekilde istiğfara devam eder onu tabiatın bir yanı haline getirirse Allah ona her sıkıntıdan bir çıkış kapısı, üzüntüden bir kurtuluş çaresi gösterir onu hiç ummadığı yerlerden rızıklandırır'
Tevbe suresi: 16. Yoksa siz hep kendi halinize terk olunacaginizi mi sandiniz? Allah´in, içinizden cihad edenleri ve Allah´tan, Resulü´nden, müminlerden baska kimseye siginmayan ve baskaca siginacak bir yer aramayanlari görmedigini mi (zannediyorsunuz)? Allah bütün yaptiklarinizdan haberdardir.
17. Müsrikler kendi inkârlarina kendileri sahit olup dururlarken Allah´in mescidlerini imar etmeleri mümkün degildir. Onlarin bütün yaptiklari bosa gitmistir. Ve onlar ates içinde ebedi olarak kalacaklardir.
18. Allah´in mescidlerini, ancak Allah´a ve ahiret gününe inanan, namazi kilan, zekati veren ve Allah´dan baskasindan korkmayan kimseler imar ederler. Iste hidayet üzere olduklari umulanlar bunlardir.
17. Müsrikler kendi inkârlarina kendileri sahit olup dururlarken Allah´in mescidlerini imar etmeleri mümkün degildir. Onlarin bütün yaptiklari bosa gitmistir. Ve onlar ates içinde ebedi olarak kalacaklardir.
18. Allah´in mescidlerini, ancak Allah´a ve ahiret gününe inanan, namazi kilan, zekati veren ve Allah´dan baskasindan korkmayan kimseler imar ederler. Iste hidayet üzere olduklari umulanlar bunlardir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)