30 Eylül 2021 Perşembe

 Müminun 21-22:

  •  Ve evcil hayvanlarda da sizin için çıkarılacak bir çok ders vardır: Onların karınlarındaki sütten size içiriyoruz. Ayrıca onlardan çok farklı biçimlerde de faydalanıyorsunuz ki, (mesela) etleri ile besleniyorsunuz, ayrıca onların üzerinde - denizde gemiyle taşındığınız gibi- taşınıyorsunuz.

 Müminun 19-20:

  •  Ve nihayet onunla, sizin için , içinde yediğiniz bir çok meyvenin bulunduğu hurma ve üzüm bahçeleri yeşertmekteyiz. Ve yine sizin için, Tur-i Sina dağı çevresinde yetişen, ürününden yağ elde edilen ve yiyenlere hoş kokulu lezzetli bir katık sağlayan (zeytin) ağacını (çıkarıyoruz).

29 Eylül 2021 Çarşamba

 Müminun 17-18:

  •  Yine Biz, üzerinizde tabaka tabaka gökler yarattık. Biz yaratmaktan da, yarattıklarımızdan da habersiz değiliz. Gökten de , tesbit buyurduğumuz bir ölçüye göre yağmur indirdik ve onu yerde depoladık. Şunu da unutmayın ki, o suyu giderip yok etmeye de gücümüz yeter.
    (
     Kur’ân-ı  Kerim,  pek  çok  âyetlerde  dikkatle-rimizi suya çeker. Bu âyette sözü edilen su, yıl boyu  yeryüzüne  düşen  yağış  olabileceği  gibi,  göklerin  ve  yerin  yaratılıp  tesviyesi  sırasında Cenab-ı Allah’ın yerde –okyanuslarda, denizler-de,  göllerde  ve  yer-altı  su  kaynaklarında–  depo  ettiği su, hattâ ikisi de olabilir. Allah (c.c.), yer-de belli, değişmez ve yerle birlikte onda yaşayan varlıklara yetecek miktarda su depo etmiştir. Bu sudan bir miktarı, buharlaşma ve yağışlarla her yıl yeryüzünün bölgelerine dağıtılır. Bu dağıtım, tamamıyla İlâhî İrade ile olur ve Cenab-ı Allah’-ın, insanları cezalandırmak veya mükâfatlandır-mak gibi pek çok hikmetlerine binaen dağıtım-da  daima  farklılıklar  görülür.  Şu  kadar  ki,  her  yıl  yeryüzüne  ne  miktar  yağış  düşerse  düşsün, yeryüzüne depo edilmiş bulunan suyun miktarı değişmez. Ayrıca, yağmurun ne zaman geleceği, işaretleri ortaya çıkıncaya kadar tam bilinemediği ve yağmur rahmetin âdeta en önemli mücessem şekli olduğu için Allah, zaman zaman kuraklık-larla onun ne büyük bir nimet olduğunu insanla-ra hatırlatır ve onları yağmur duasına çağırır.Su  ile  ilgili  daha  hayret  verici  bir  husus  da  şudur:  Su,  iki  atom  hidrojen  ve  bir  atom  oksi-jenden oluşur. Fakat bu gazlar bir defa bir araya gelip, yeryüzünde belli miktarda ve ölçülü olarak bulunan muazzam su kütlesini oluşturmuştur ve artık bu kütleye bir damla bile ilâve olmamakta-dır. Bu gazlar dünyada bol bol bulunduğu halde, onların bir defa daha bir araya gelip, su kütleleri oluşturmasına mani olan kimdir? Ayrıca biliyo-ruz  ki,  su  buharlaşarak  yukarı çıkar.  Yine,  bu  bularlaşma  sonucunda  bu  gazların  ayrışmasına mani olan da kimdir? Ateistlerin, tabiatperestle-rin  bu  sorulara  verebilecekleri  cevap  var  mıdır? Yoksa yine tesadüf, sebepler, tabiat, tabiat güç-leri  deyip,  ortaya  bir  sürü  sahte  tanrılar  mı çı-karacaklardır? (Kısmen, Mevdûdî, 6: 90, not 17) Suyun  bir  başka  hayret  verici  özelliği  için  bkn.  Bakara Sûresi/2: 74, not 78.AÜ

    )

 Müminun 15-16:

  •  Ve şüphesiz, bütün bu sürecin ardından elbette öleceksiniz. Ve yine şüphe yok ki, Kıyamet günü yeniden diriltileceksiniz.

28 Eylül 2021 Salı

 Müminun 12-14:

  •  Nitekim, Biz insanı balçığın özünden yaratıyoruz. Sonra onu, birkaç damla sıvı , bir tohum halinde sağlam bir yere yerleştiriyoruz. Sonra bu sıvıdan döllenmiş hücreyi yaratıyoruz. Sonra bundan cenini ve ceninden de kemikleri yaratıyoruz. Sonra da kemiklere et giydirip onu yepyeni bir insan olarak var edip ortaya çıkarıyoruz. İşte herşeyi en güzel şekilde yaratan Allah(cc)'ın şanı ne yücedir.
    (
    İnsanın süzme çamurdan, yani balçığın özünden yaratıldığını bildiren âyetler, insan bedeninin toprakta yetişen ya da toprağın bileşiminde bulunan çeşitli organik veya inorganik maddelerden oluştuğuna, toprakta yetişen besinlerin özümlenmesi yoluyla bu unsurların sürekli olarak canlı hücrelere dönüştüğüne işaret etmektedir. Böylesi  bir  vücuda  bunca  imkânları  ve  sistemleri  lütfeden  Allah‟a  şükretme gereğini hatırlatmaktadır. 12-14. âyetlerde geçen mazi sigaları, bu yaratılış başından kıyamete kadar devam ettiğinden, muzari (geniş zaman) anlamı taşımaktadırlar.SY

    )

27 Eylül 2021 Pazartesi

 Müminun 8-11:

  • Bu müminler, öyle ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler, salatlarını tüm dünyevi kaygılardan uzak tutarlar. İşte varisler bunlardır; cennete varis ve orada sonsuza kadar kalacaklardır.

 Müminun 7:

  •  Artık kim bunun ötesine geçerse, haddi aşmıştır.

26 Eylül 2021 Pazar


Dua saati:15. Ey rahmeti kuşatılamayacak kadar geniş ve görüp gözetmesi başka kapılardan yardım dilenmeye ihtiyaç bı-rakmayacak kadar eksiksiz olan Rabbimiz! Biz kapı kulları-na merhamet buyur.. Seni hakkıyla zikredebilmemiz, Sana gerektiği gibi şükredebilmemiz ve en güzel şekilde ibadet edebilmemiz için bize yardım et.. himaye perdeni başımız-dan aşağı sarkıtıp bizi muhafazan altına al.. kendisine gü-vendiğimiz ve her şeyimizi emanet ettiğimiz vekilimiz ol ve bizi başkalarının ellerine bırakma.. bizi her zaman katında makbul, duru, katışıksız salih amellerle meşgul eyle.. bize ve dinimize karşı adavet duygularıyla oturup kalkanları da katından göndereceğin şeylerle oyala (oyala ki planlayıp durdukları kötülükleri yapamasınlar).. bizi onların kötülük-lerinden, komplolarından ve tuzaklarından koru, ey biricik merhamet Sahibi!

 

25 Eylül 2021 Cumartesi

 Müminun 1-6:

  •  Salat'larını tam bir saygı ve içtenlik ile takip eden, her türlü boş ve faydasız söz ve davranıştan uzak duran, infakta bulunarak sürekli arınma çabasında olan ve  iffetlerini koruyan, ki eşleri veya meşru şekilde sahip oldukları eşleri için kınanmazlar, işte bu müminler kurtuluşa ermiştir.
    (
    "Believers", who have attained true success, are those who have accepted the Message of Muhammad (Allah's peace be upon him), and have acknowledged him as their guide and followed the way of life taught by him.

    This assertion cannot be fully appreciated unless one keeps in view the background in which it was made. On the one hand, there were the well-to-do and prosperous chiefs of Makkah, the opponents of Islam, whose business was thriving and who were enjoying every good thing of life, and on the other hand, there were the followers of Islam majority of whom were either poor from the beginning, or had been reduced to poverty by ruthless antagonism to Islam. Therefore, the assertion, "Most certainly the Believers have attained true success", with which the discourse begins, was meant to tell the disbelievers that the criterion of success and failure that they had in mind was not correct. It was based on misconceptions besides being transitory and limited in nature: it led to failure and not true success. On the contrary, the followers of Muhammad (Allah's peace be upon him), whom they regarded as failures, were truly successful, because by accepting the invitation to the Right Guidance given by the Messenger of Allah, they had struck a bargain which would lead them to true success and everlasting bliss in this world as well as in the Hereafter, whereas by rejecting the Message the opponents had incurred loss and would meet with the evil consequences both in this world and in the next.

    This is the main theme of the Surah and the whole discourse, from the beginning to the end, is meant to impress the same.  ET

    )

24 Eylül 2021 Cuma

Müminun -1:
(Diyanet çevirisi)
  • 1. Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir;

    2. Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler;

    3. Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler;

    4. Onlar ki, zekâtı verirler;

    5. Ve onlar ki, iffetlerini korurlar;

    6. Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (câriyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerden dolayı) kınanmış değillerdir.

    7. Şu halde, kim bunun ötesine gitmek isterse, işte bunlar, haddi aşan kimselerdir.

    8. Yine onlar (o müminler) ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler;

    9. Ve onlar ki, namazlarına devam ederler.

    10. İşte, asıl bunlar vâris olacaklardır;

    11. (Evet) Firdevs'e vâris olan bu kimseler, orada ebedî kalıcıdırlar.

    12. Andolsun biz insanı, çamurdan (süzülüp çıkarılmış) bir özden yarattık.

    13. Sonra onu sağlam bir karargâhta nutfe haline getirdik.

    14. Sonra nutfeyi alaka (aşılanmış yumurta) yaptık. Peşinden, alakayı, bir parçacık et haline soktuk; bu bir parçacık eti kemiklere (iskelete) çevirdik; bu kemikleri etle kapladık. Sonra onu başka bir yaratışla insan haline getirdik. Yapıpyaratanların en güzeli olan Allah pek yücedir.

    15. Sonra, muhakkak ki siz, bunun ardından elbet öleceksiniz.

    16. Sonra da şüphesiz, sizler kıyamet gününde tekrar diriltileceksiniz.

    17. Andolsun biz, sizin üstünüzde yedi yol yarattık. Biz yaratmaktan habersiz değiliz.

    18. Gökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu arzda durdurduk. Bizim onu gidermeye de elbet gücümüz yeter.

    19. Böylece onun (yağmurun) sayesinde sizin yararınıza hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik. Bunlarda sizin için birçok meyveler vardır ve siz onlardan yersiniz.

    20. Tûr-i Sînâ'da da yetişen bir ağaç daha meydana getirdik ki, bu ağaç hem yağ hem de yiyenlerin ekmeğine katık edecekleri (zeytin) verir.

    21. Hayvanlarda sizin için elbette ibretler vardır. Onların karınlarındakinden (sütlerinden) size içiririz. Onlarda sizin için birçok faydalar daha vardır; etlerinden de yersiniz.

    22. Onların üzerinde ve gemilerde taşınırsınız.

    23. Andolsun ki, Nuh'u kavmine gönderdik ve o: Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin için O'ndan başka bir tanrı yoktur. Hâla sakınmaz mısınız? dedi.

    24. Bunun üzerine, kavminin inkarcı ileri gelenleri şöyle dediler: "Bu, tıpkı sizin gibi bir beşer olmaktan başka bir şey değildir. Size üstün ve hâkim olmak istiyor. Eğer Allah (peygamber göndermek) isteseydi, muhakkak ki melekler gönderirdi. Biz geçmişteki atalarımızdan böyle bir şey duymadık."

    25. "Bu, yalnızca kendisinde delilik bulunan bir kimsedir. Öyle ise, bir süreye kadar ona katlanıp bekleyin bakalım."

    26. (Nuh), Rabbim! dedi, beni yalanlamalarına karşı bana yardım et!

    27. Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: Gözlerimizin önünde (muhafazamız altında) ve bildirdiğimiz şekilde gemiyi yap. Bizim emrimiz gelip de sular coşup yükselmeye başlayınca her cinsten eşler halinde iki tane ve bir de, içlerinden, daha önce kendisi aleyhinde hüküm verilmiş olanların dışındaki aileni gemiye al. Zulmetmiş olanlar konusunda bana hiç yalvarma! Zira onlar kesinlikle boğulacaklardır.

    28. Sen, yanındakilerle birlikte gemiye yerleştiğinde: "Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamdolsun" de.

    29. Ve de ki: Rabbim! Beni bereketli bir yere indir. Sen, iskân edenlerin en hayırlısısın.

    30. Şüphesiz bunda (Nuh ve kavminin başından geçenlerde) birtakım ibretler vardır. Hakikaten biz (kullarımızı böyle) deneriz.

    31. Sonra onların ardından bir başka nesil meydana getirdik.

    32. Onlar arasından kendilerine: "Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka bir tanrınız yoktur. Hâla Allah'tan korkmaz mısınız?" (mesajını ileten) bir peygamber gönderdik.

    33. Onun kavminden, kâfir olup ahirete ulaşmayı inkâr eden ve dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz varlıklı kişiler: "Bu, dediler, sadece sizin gibi bir insandır; sizin yediğinizden yer, sizin içtiğinizden içer."

    34. "Gerçekten, sizin gibi bir beşere itaat ederseniz, herhalde ziyan edersiniz."

    35. "Size, öldüğünüz, toprak ve kemik yığını haline geldiğinizde, mutlak surette sizin (kabirden) çıkarılacağınızı mı vâdediyor?"

    36. "Bu size vâdedilen (öldükten sonra yeniden dirilmek, gerçek olmaktan) çok uzak!"

    37. "Hayat, şu dünya hayatımızdan ibarettir. (Kimimiz) ölürüz, (kimimiz) yaşarız; bir daha diriltilecek de değiliz."

    38. "Bu adam, sadece Allah hakkında yalan uyduran bir kimsedir; biz ona inanmıyoruz."

    39. O peygamber: Rabbim! dedi, beni yalanlamalarına karşılık bana yardımcı ol!

    40. Allah şöyle buyurdu: Pek yakında onlar mutlaka pişman olacaklar!

    41. Nitekim, vukuu kaçınılmaz olan korkunç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen sel süprüntüsüne çevirdik. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!

    42. Sonra onların ardından başka nesiller getirdik.

    43. Hiçbir ümmet, ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.

    44. Sonra biz peyderpey peygamberlerimizi gönderdik. Herhangi bir ümmete peygamberlerinin geldiği her defasında, onlar bu peygamberi yalanladılar; biz de onları birbiri ardından yok ettik ve onları ibret hikâyelerine dönüştürdük. Artık iman etmeyen kavmin canı cehenneme!

    45. Sonra âyetlerimizle ve apaçık bir fermanla Musa ve kardeşi Harun'u gönderdik.

    46. Firavun'a ve ileri gelenlerine de(gönderdik). Onlar ise kibire kapıldılar ve ululuk taslayan bir kavim oldular.

    47. Bu yüzden dediler ki: Kavimleri bize kölelik ederken, bizim gibi olan bu iki adama inanır mıyız?

    48. Böylece onları yalanladılar ve bu sebeple helâk edilenlerden oldular.

    49. Andolsun biz Musa'ya, belki onlar yola gelirler diye, Kitab'ı verdik.

    50. Meryem oğlunu ve annesini de (kudretimize) bir alâmet kıldık; onları, yerleşmeye elverişli, suyu bulunan bir tepeye yerleştirdik.

    51. "Ey Peygamber! Temiz olan şeylerden yeyin; güzel işler yapın. Ben sizin yaptıklarınızı hakkıyle bilmekteyim."

    52. "Şüphesiz bu (insanlar) bir tek ümmet olarak sizin ümmetinizdir; ben de sizin Rabbinizim. Öyle ise benden sakının" (denildi).

    53. Ne var ki insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her gurup kendilerinde bulunan (fikir ve davranış) ile sevinip böbürlenmektedirler.

    54. Şimdi sen onları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak!

    55. Sanıyorlar mı ki, onlara verdiğimiz servet ve oğullar ile.

    56. Kendilerine faydalar sağlamak için can atıyoruz? Hayır, onlar işin farkına varamıyorlar.

    57. Rablerine olan saygıdan dolayı kötülükten sakınanlar;

    58. Rablerinin âyetlerine inananlar;

    59. Rablerine ortak tanımayanlar;

    60. Ve Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri çarparak yapanlar;

    61. İşte onlar, iyiliklere koşuşurlar ve iyilik için yarışırlar.

    62. Biz hiç kimseyi gücünün yettiğinden başkası ile yükümlü kılmayız. Nezdimizde hakkı söyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.

    63. Hayır, onların (o inkârcıların) kalpleri bu hususta cehâlet içindedir. Ayrıca onların bundan (bu şirk ve inkârcılıklarından) öte birtakım (kötü) işleri vardır ki, onlar bu işleri yapar dururlar.

    64. En nihayet, refah ve bolluk içinde olanlarını sıkıntıya (veya azaba) uğrattığımızda, bakarsın ki onlar feryadı basarlar.

    65. Boşuna sızlanmayın bugün! Zira bizden yardım göremeyeceksiniz!

    66. Çünkü âyetlerim size okunurdu da, siz, buna karşı kibirlenerek arkanızı döner, geceleyin (Kâbe'nin etrafında toplanarak) hezeyanlar savururdunuz.

    67. Çünkü âyetlerim size okunurdu da, siz, buna karşı kibirlenerek arkanızı döner, geceleyin (Kâbe'nin etrafında toplanarak) hezeyanlar savururdunuz.

    68. Onlar bu sözü (Kur'an'ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine, daha önce geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?

    69. Yoksa Peygamberlerini henüz tanımadılar da bu yüzden mi onu inkâr ediyorlar?

    70. Yoksa onda bir cinnet olduğunu mu söylüyorlar? Hayır; o, kendilerine hakkı getirmiştir. Onların çoğu ise haktan hoşlanmamaktadırlar.

    71. Eğer hak, onların kötü arzu ve isteklerine uysaydı, mutlaka gökler ve yer ile bunlarda bulunanlar bozulur giderdi. Hayır, biz onlara şan ve şereflerini getirdik; fakat onlar kendi şereflerine sırt çevirdiIer.

    72. (Resûlüm!) Yoksa sen onlardan bir karşılık mı istiyorsun? Rabbinin vereceği daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

    73. Gerçek şu ki sen onları doğru bir yola çağırıyorsun.

    74. Ahirete inanmayanlar ise, ısrarla yoldan çıkmaktadırlar.

    75. Eğer onlara acıyıp da içinde bulundukları sıkıntıyı giderseydik, iyice körleşerek azgınlıklarında direnirlerdi.

    76. Andolsun, biz onları sıkıntıya düşürdük de yine Rablerine boyun eğmediler, tazarru ve niyazda da bulunmuyorlar.

    77. En nihayet üzerlerine, azabı çok şiddetli bir kapı açtığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada şaşkın ve ümitsiz kalmışlardır!

    78. O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne de az şükrediyorsunuz!

    79. Ve O, sizi yeryüzünde yaratıp türetendir. Sırf O'nun huzurunda toplanacaksınız.

    80. Ve O, yaşatan ve öldürendir; gecenin ve gündüzün değişmesi O'nun eseridir. Hâla aklınızı kullanmaz mısınız!

    81. Buna rağmen onlar, öncekilerin dedikleri gibi dediler.

    82. Dediler ki: Sahi biz, ölüp de bir toprak ve kemik yığını haline gelmişken, mutlaka yeniden diriltileceğiz öyle mi?

    83. Hakikaten, gerek bize, gerekse daha önce atalarımıza böyle bir vaadde bulunuldu; (fakat) bu geçmiştekilerin masallarından başka bir şey değildir!

    84. (Resûlüm!) de ki: Eğer biliyorsanız (söyleyin bakalım), bu dünya ve onda bulunanlar kime aittir?

    85. "Allah'a aittir" diyecekler. Öyle ise siz hiç düşünüp taşınmaz mısınız! de.

    86. Yedi kat göklerin Rabbi, azametli Arş'ın Rabbi kimdir? diye sor.

    87. "(Bunlar da) Allah'ındır" diyecekler. Şu halde siz Allah'tan korkmaz mısınız! de.

    88. Eğer biliyorsanız (söyleyin), her şeyin melekûtu (mülkiyeti ve yönetimi) kendisinin elinde olan, kendisi her şeyi koruyup kollayan, fakat kendisi korunmayan (buna muhtaç olmayan) kimdir? diye sor.

    89. "(Bunların hepsi) Allah'ındır" diyecekler. Öyle ise nasıl olup da büyüye kapılıyorsunuz? de.

    90. Doğrusu biz onlara gerçeği getirdik; onlar ise hakikaten yalancılardır.

    91. Allah evlât edinmemiştir; O'nunla beraber hiçbir tanrı da yoktur. Aksi takdirde her tanrı kendi yarattığını sevk ve idare eder ve mutlaka onlardan biri diğerine galebe çalardı. Allah, onların (müşriklerin) yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir.

    92. Allah, gaybı da şehâdeti de bilendir. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden çok yüce ve münezzehtir.

    93. (Resûlüm!) De ki: "Rabbim! Eğer onlara yöneltilen tehdidi (dünyevî sıkıntıyı ve uhrevî azabı) mutlaka bana göstereceksen.

    94. Bu durumda beni zalimler topluluğunun içinde bulundurma, Rabbim!"

    95. Biz, onlara yönelttiğimiz tehdidi sana göstermeye elbette ki kadiriz.

    96. Sen, kötülüğü en güzel bir tutumla sav. Biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz.

    97. Ve de ki: Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım!

    98. Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım, Rabbim!

    99. Nihayet onlardan (müşriklerden) birine ölüm gelip çattığında: "Rabbim! der, beni geri gönder;"

    100. "Ta ki boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım." Hayır! Onun söylediği bu söz (boş) laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır.

    101. Sûra üflendiği zaman artık aralarında akrabalık bağları kalmamıştır; birbirlerini de arayıp sormazlar.

    102. Artık kimlerin (sevap) tartılan ağır basarsa, işte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir.

    103. Kimlerin de tartıları hafif gelirse, artık bunlar da kendilerine yazık etmişlerdir; (çünkü onlar) ebedî cehennemdedirler.

    104. Ateş yüzlerini yakar; orada suratları çirkin ve gülünç bir halde bulunurlar.

    105. Size âyetlerim okunurdu da, siz onları yalanlardınız değil mi?

    106. Derler ki: Rabbimiz! Azgınlığımız bizi altetti; biz, bir sapıklar topluluğu idik.

    107. Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer bir daha (ettiklerimize) dönersek, artık belli ki biz zalim insanlarız.

    108. Buyurur ki: Alçaldıkça alçalın orada! Bana karşı konuşmayın artık!

    109. Zira kullarımdan bir zümre: Rabbimiz! Biz iman ettik; öyle ise bizi affet; bize acı! Sen, merhametlilerin en iyisisin, demişlerdi.

    110. İşte siz onları alaya aldınız; sonunda onlar (ile alay etmeniz) size beni yâdetmeyi unutturdu, siz onlara gülüyordunuz.

    111. Bugün ben onlara, sabrettiklerinin karşılığını verdim; onlar, hakikaten muratlarına erenlerdir.

    112. (Allah inkârcılara) "Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?" diye sorar.

    113. "Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık. İşte sayanlara sor" derler.

    114. Buyurur: Sadece az bir süre kaldınız; keşke siz (bunu) bilmiş olsaydınız!

    115. Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?

    116. Mutlak hakim ve hak olan Allah, çok yücedir. O'ndan başka tanrı yoktur, O, yüce Arş'ın sahibidir.

    117. Her kim Allah ile birlikte diğer bir tanrıya taparsa, -ki bu hususla ilgili hiçbir delili yoktur- o kimsenin hesabı ancak Rabbinin nezdindedir. Şurası muhakkak ki kâfirler iflah olmaz.

    118. (Resûlüm!) De ki: Bağışla ve merhamet et Rabbim! Sen merhametlilerin en iyisisin. 

23 Eylül 2021 Perşembe

 --------------------------
Sonuç
  Enbiya   süresi

  •  Hak ve hakikati alaya alarak, başka hedefler peşinde koşanlar, hesap verme zamanlarının yaklaştığının farkında değiller!. Allah(cc) onlardan hesap soracaktır ve onlar kendilerine yazık etmiştir. Hakkın yanında olanlar ve yanlız Allah(cc)'a kulluk edip ondan yardım bekleyenler, bundan asla yılmaz ve yorulmazlar. Onlar sözleşmelerine sadıktırlar. Onlar sadece Allah(cc)'ın hoşnut oldugu kullar için bağışlanma ve dua da bulunurlar. Allah(cc)'ın yarattığı bu kainatı ve herşeyi gören, onların sonlu olduğunu ve kendisinin de sonsuza kadar yaşamayacağının farkına varır ve ona göre davranır. Allah(cc) insanların gerçek değerlerini ortaya çıkarmak için hayır ve şerre izin verir. Daha önceleri defalarca bir çok elçi Allah(cc)'ın mesajını insanlara ulaştırmak için çaba gösterdi, fakat, onlar bu mesajı alaya aldılar ve sonunda o alay ettikleri onları tepe taklak perişan etti. Bütün bu elçiler, salih kullar ve salat'ı ikame eden , yanlızca Allah(cc) kulluk edip O'ndan yardım bekleyen kullardı. Bu elçiler ve onların yolundan giden ve Allah(cc)'ın ihsan takdir ettiği kullar, cehennemden uzak tutulurken, inkarcıların varacağı yer cehennem olacak  ve orada temelli kalacaklardır.
    Nihayetinde, Allah(cc), gizli açık herşeyi görmekte ve bilmektedir. Hiç kimse Allah(cc)'ın ne amaçla mühlet verdiğini bilemez. Allah(cc)'a kul olanların nihai duası da şudur:
    'Rabbim, şu inkarcılarla aramızdaki hükmünü iki taraf için de gerçeği ortaya çıkarak şekilde ver. Rabbimiz rahmandır ve bunca isnad ve iftiralarınıza karşı yegane yardım istenecek de O'dur'

22 Eylül 2021 Çarşamba

 Enbiya 112:

  •  Ve de ki:' Rabbim, şu inkarcılarla aramızdaki hükmünü iki taraf için de gerçeği ortaya çıkarak şekilde ver. Rabbimiz rahmandır ve bunca isnad ve iftiralarınıza karşı yegane yardım istenecek de O'dur'.

 Enbiya 108-111:

  •  De ki:' Bana sadece, ilahınızın tek bir ilah olduğu vahyedildi, dolayısıyla artık O'na boyun eğecek misiniz?'.  Ama eğer bu gerçeğe yüz çevirirlerse:' Ben bu gerçeği hepinize aynı şekilde duyurdum. Ama artık, size vaad edilen Hesap gününün yakın mı uzak mı olduğunu ben bilemem. İşin gerçeği, Allah(cc) sözün açığa vurulanını da , gizlisini de bilir. Ama ben bu ertelemenin sizin açınızdan bir sınama mı yoksa bir mühlet mi olduğunu bilemem'.
    (
     Lafzen,  “bir  süreye  kadar verilmiş  bir  mühlet  mi”;  yani,  imana  erişmek  için Al­lah tarafından merhameten verilmiş  bir fırsat mı?.ESED

    )

21 Eylül 2021 Salı

 Enbiya 107:

  •  İşte bu yüzden (Ey Peygamber), Biz seni bütün insanlığa rahmetimizin bir işareti olarak gönderdik.

 Enbiya 104-106:

  •  Nihayetinde, Biz hatırlatıcı mesajların ardından, bütün ilahi vahiylerin hikmet yüklü sayfalarında, (tekrar yarattığımız bu) yerin varisi salih kullarım olacak diye yazmışız. Hiç şüphesiz bu anlatılanlarda, Allah(cc)'a gereği gibi kulluk yapmak isteyen kullar için nice dersler vardır.
    (
     Yeryüzünde  iktidar,  servet  ve  güç  sahibi  olmak iyilik,  erdem ve  doğruluğun ölçütü ola­mayacağına göre, bu âyetteki vaad âhirete iliş­kin  olarak  anlaşılmalıdır.  Buna göre,  bir önce­ki  104.  âyet kıyametten  söz  etmektedir.  Dola­yısıyla  bu  âyetteki  vaad  edilen  el-ard,  "duru­lup  büküldükten  sonra  yeniden yaratılan  yer"  olarak  anlaşılabilir.  Bu  ise  mü'minlere  âhiret­te  vaad  edilen  mutluluk  diyarına  tekabül  et­mektedir.  Allahu  a'lem.  MI

    )

20 Eylül 2021 Pazartesi

 Enbiya 101-103:

  •  Fakat, haklarında tarafımızdan ihsan takdir edilmiş olanlara gelince, onlar cehennemden uzak tutulacaklardır. Öyle ki, onun hışırtısını bile duymuyacaklardır ve canlarının arzu ettiği şeyler içerisinde sonsuza kadar yaşayacaklardır. (Kıyamet gününün uyandıracağı) o büyük dehşet bile onları kaygılandırmayacak, çünkü melekler böylelerini:' Size söz verilen mutlu gün bugündür' diyerek karşılayacaktır.
    (
    Yani,  inanmaları  ve  dürüst,  erdemli  işler (yerinde,tutarlı ve yapılması gerekeni)  yapmalarından  ötürü  kendilerine  cen­net vaad edilenlere.ESED
    )

19 Eylül 2021 Pazar

 Enbiya 98-100:

  •  Şurası bir gerçek ki, siz ve Allah(cc) dışında kulluk ettiğiniz o nesneler, hepiniz cehemmen yakıtısınız. Varacağınız yer orasıdır!. Eğer o tapınıp durduğunuz şeyler gerçekten ilah olsaydı, oraya girmezlerdi. Ama işte gördüğünüz gibi oraya yerleşip, temelli kalacaksınız. Orada onların payına ah edip inlemek düşecek ve orada onlar başka bir şey işitmeyecekler.
    (
    Lafzen,  “ona  varmak  zorundasınız.”  “Allah  yerine  tapınıp  durduğunuz  bütün  o düzmece şeyler”  ifadesi sadece sahte tapınma nesnelerini değil,  düzmece dinsel otoriteler tarafından vaz‘  ve  telkin  edilen  sahte  ahlakî değerleri  de  içine  almak­tadır;  bütün  bunlar  ve  bunlara  dayandırılan  sistemler,  hepsi  “cehennem  yakı­tından  ibarettirler.ESED


    Şöyle  ki,  bu  dünyada gerçeğin  sesine  kulağını  kapalı  tutmanın  kaçınılmaz  sonu­cu öteki dünyada manevî “sağırlık” olacaktır; tıpkı gerçeği görmeyenlerin öte dün­yadaki  nasibinin  de  körlük ve  bir kenara  atılmak olacağı  gibi.ESED

    We learn from traditions that `Abdullah bin Azza'ara raised an objection in this connection, saying, "According to this not only our deities but Prophets Jesus and `Uzair and the Angels also will become fuel for Hell because they are also worshiped." The Holy Prophet replied, "Yes, everyone who would approve of his own worship instead of Allah's will go to Hell along with those who worshiped him." He meant to say, "There is no reason why Prophets Jesus and `Uzair and the Angels should go to Hell because they never approved that they should be worshiped instead of Allah, and were not responsible for this, on the other hand, they taught people to worship Allah alone". Of course, those who tried to become deities and became partners in the shirk of others will certainly go to Hell along with their worshipers. Likewise those, who induced others to take deities other than Allah, will go to Hell. Satan comes under this category for he induces others to make deities. Thus it is Satan who is made the real deity whom they obey and commit shirk Besides this, idols of stone and wood and other accessories of shirk will also be thrown into Hell along with the mushriks so that the latter should see that their deities were becoming a cause of the intensity of their torture of fire instead of becoming their intercessors.ET


    )

18 Eylül 2021 Cumartesi

 Enbiya 95-97:

  •  Bu bakımdan yok etmeye karar verdiğimiz bir toplumun, (tuttuğu bu günahkarca yoldan) geri dönmesi asla mümkün değildir. Ta ki, Yecuc ve Mecuc'un dünyaya salınıp, yeryüzünün her köşesine boşalacakları güne kadar!. Ki o zaman başa gelmesi kaçınılmaz olan kıyamet sözünün gerçekleşmesi de yaklaşmış olacaktır.
    O zaman hakkı inkara şartlanmış kimselerin gözleri yerinden fırlayacak ve :' Yazıklar olsun bize!, Bu kıyamet sözüne karşı hep umursamazlık gösterdik. Çünkü , zulum ve kötülük yapmaya eğilimli olan kimselerdik' diyecekler.
    (
    Yani,  bilerek  ve herhangi  bir mazeret  sözkonusu  olmaksızın;  çünkü bütün  pey­gamberler  Kıyamet  ve  Hesap  Günü  konusunda  insanları  uyarmışlardı;  karş 14:44-45.  “Eğilimli olan”  sözleriyle yaptığımız ilave,  bir önceki cümledeki ellezî-ne keferû “hakkı inkara şartlanmış olan kimseler”  ifadesinde  olduğu  gibi,  bir ni­yetlilik  ifade  etmektedir.ESED

    )

17 Eylül 2021 Cuma

 Enbiya 92-94:

  •  İşte (bütün peygamberler ve onların peşlerinden giden bütün müminler olarak) hepiniz, aynı inanç üzere tek ümmetsiniz. Ben de sizin Rabbinizim. Dolayısıyla yanlız Bana kulluk edin. Maalesef, (peygamberlerden sonra) insanlar dinde ihtilafa düştüler ve birliklerini parçaladılar. Ama şurası bir gerçek ki, her grubun dönüp dolaşıp gelecekleri yer huzurumuzdur (ve yaptıklarından hesap vereceklerdir).
    O bakımdan, kim mümin olarak salih amel işlerse, onun gayreti karşılıksız kalmayacaktır. Biz, bütün gayretlerini onun lehine kaydederiz.
    (
    Yani,  son derece  istenmeyen  bir durum olmasına  rağmen,  sahte tanrılara  tapın­maya,  sahte  manevî/ahlakî  değerleri  benimsemeye  götürmediği  takdirde,  mü­minlerin beraberliğinden ayrı ya da uzak  düşmek  (yahut bu  beraberliğin  parça­lanması)  dahî,  bu olumsuzluğu  giderici yönde  dürüst ve  erdemli çabalar göster­mek  şartıyla,  affedilmez  bir durum  değildir  (karş.  98-99.  ayetler).  Bu  anlam  ör­güsü içinde,  “yine de her kim ki inanır ...” ifadesinin anlamı budur ve bu 2:62'de ve  Kur’an'ın başka muhtelif yerlerinde  açıkça dile  getirilen  ilkenin bir yankısıdır.ESED

    In this verse, the addressees are the whole of mankind. It means: "O mankind, in reality all of you belonged to one community and had one and the same religion and all the Prophets brought one and the same Creed which was this: `Allah alone is the Lord of all mankind: therefore they should worship Him alone. "' But afterwards the people corrupted this Creed and invented and adopted the things they liked and mixed their own theories, whims and practices in it. This brought into being countless communities and religions. Thus it is absolutely wrong to say that a particular Prophet was the founder of a particular religion and another of another, and so on. The very fact that different religions came into being at different periods of tithe, does not prove that the Prophets created these differences. It is obvious that the Prophets of God could not found different religions nor could they teach their followers to worship any beings other than Allah.ET

    )

16 Eylül 2021 Perşembe

Enbiya 91:

  •  İffetini koruyan o kadın(Meryem (as)) da.  Biz ona ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu bütün insanlar için rahmetimizin bir simgesi kılmıştık.

 Enbiya 89-90:

  •  Zekeriya (as) da. Hani bir zaman:' Ey Rabbim, Beni (evlatsız) tek başıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın' diye yakarmıştı. Biz onun yakarışına karşılık vererek, onun eşini kendisi için çocuk doğurmaya elverişli hale getirdik Yahya(as)'ı armağan ettik. İşte bunlar hayırda birbiriyle yarışan insanlardı. Bize, hem ümit hem endişe ile yalvarıp yakarırlardı. Zira onlar Bize karşı derin bir saygı duyarlardı.

15 Eylül 2021 Çarşamba

 Enbiya 87-88:

  • Ve o balık olayının kahramanı(Yunus (as)) da.  Kızgınlıkla çekip gitmişti ve hakkında hiç bir işlem yapmayacağımızı zannediyordu. Derken o düştüğü zifiri karanlığın içinde :' Senden başka ilah yok, sınırsız kudret ve yüceliğin ile herşeyin üstündesin, doğrusu ben gerçekten büyük bir haksızlık yaptım' diye yakarmıştı. Bunun üzerine, Biz de onun bu yakarışına karşılık vererek, onu düştüğü sıkıntıdan kurtardık. İnananları Biz işte böyle kurtarırız.

 Enbiya 85-86:

  •  İsmail(as), İdris(as) ve o sorumluluk sahibi de.  Onlar da sabreden kullarımızdandı. Onların hepsini rahmetimizle kuşatmıştık ve onlar gerçekten dürüst ve erdemli kimselerdi.

14 Eylül 2021 Salı

 Enbiya 83-84:

  • Ve Eyyub(as) de. Hani o:' Ey Rabbim, bir dert geldi beni buldu. Sen merhametlilerin en merhametlisisin' diye yakarmış ve Biz de onun bu yakarışına karşılık vererek o çektiği dertten onu kurtarmıştık. Ayrıca , ona katımızdan bir rahmet ve Bize kulluk edenlere bir ders olmak üzere, sayılarını bir kat arttırarak yeni bir zürriyet verdik.

 

13 Eylül 2021 Pazartesi

 Enbiya 80-82:

  •  Ayrıca, Biz ona (Davud(as)) karşılaşılan zorluklara karşı kendisini koruma sanatı ögrettik. Hala şükretmeyecek misiniz?.
    Süleyman(as)'a da, bereketli kıldığımız topraklara doğru giderken, rüzgarı nasıl kullanabileceğini ögrettik.  Çünkü herşeyin aslını bilen Biziz.
    Asi birilerini de onun buyruğu altına verdik ki, onlar onun için dalgıçlık ve bu türden işler yapıyordu. Bu güçleri de gözetim altında tutan Bizdik.

12 Eylül 2021 Pazar

 Enbiya 78-79:

  •  Davud(as) ve Süleyman(as) da. Hani o ikisi, bir topluluğa ait koyunların gece birinin tarlasına girip zarar vermesi ile ilgili karar vereceklerdi ve Biz bu karara şahittik. Fakat bu davada Süleyman(as)'a daha derin bir kavrayış vermiştik. Bununla beraber Biz, her ikisine de sağlam bir muhakeme ve ilim bahşetmiştik. Ve Dağlar taşlar, hatta kuşlar , Davut(as) gibi Allah(cc)'ın adıyla hareket ettiler ve bütün bunları yaptıran Bizdik.
    (
    Yukarıdaki  ayette  temas  edilen  kıssanın -ya  da,  daha  doğru  bir  deyimle,  menkıbenin-  izahı  için  dayandığımız  tek  kaynak  Hz.  Peygamber'in  Sahâbîleridir;; çünkü ne Kur’an ne de güvenilir Hadis kaynakları bu konuda herhangi bir açık­lama vermemektedir.  Bununla birlikte,  pek çok Sahâbî ve onların erken  ardılla-ş rının (tâbi'ûn),  bir ya  da  iki  önemsiz  ayrıntının  dışında,  kıssanın özü  hakkında tam bir fikir birliği içinde olmaları,  onun o devirde eski Arap sözlü  geleneğinde; çok bilinen bir rivayet olduğunu gösterir gibidir  (karş.  aşağıda 77.  not).  Kıssaya] göre,  bir koyun sürüsü geceleyin yolunu şaşırarak komşu tarlaya girer ve  orada: ekini tahrip eder.  Dâvâ,  bir hükme bağlaması için Hz.  Davud'un önüne getirilir.: Hz. Davud, olayın koyun sahibinin ihmalinden doğduğunu görerek, değeri, aşa­ğı yukarı tahrip  edilen  ekinin değerine denk olan  sürünün  olduğu  gibi  tarla  sa­hibine tazminat olarak verilmesine hükmeder. Ama Hz. Davud'un genç oğlu Hz. Süleyman bu cezayı fazla  sert bulur;  çünkü dâvâlının varı yoğu  bu koyun  sürü­südür;  oysa,  yapılan  tahribat  geçici  mahiyette  olup,  yalnızca  bir  yıllık  ürünün,] bir yıllık gelirin ziyanıyla alakalıdır.  Bu sebeple Hz Süleyman,  babasına hükmün] değiştirilmesi  gerektiğini ve koyun sürüsünün  sadece  bir yıllık geçici  intifâ hak- J kının  (süt,  yün,  o yıl  doğan  kuzular vb.)  ekin  sahibine  verilmesinin,  koyun  sa-: hibininse,  eski haline getirinceye  kadar tarlayı ıslah  ve  onarımla yükümlendiril- mesinin ve sonunda tarlanın da, koyunların da eski sahiplerine iade edilmesinin uygun  olacağını söyler.  Ancak bu  yolla hem  dâvâcmın uğradığı kayıp bütünüy­le  giderilmiş,  hem  de  dâvâlı  mağdur  edilmemiş  olacaktır.  Hz.  Davud  oğlunun ortaya  koyduğu çözümün kendisininkinden daha adil olduğunu  görerek davayı bu  yönde  karara  bağlar.  Fakat,  Hz.  Davud'un  kendisi  de,  en  az  Hz.  Süleyman kadar derin  bir  adalet  duygusuyla  hareket  ettiği  içindir  ki,  Allah -Kur’an'ın  de­yişiyle- “o'nların  bu  hükümlerine tanıktı.”.ESED

    )

11 Eylül 2021 Cumartesi

 Enbiya 76-77:

  •  Ve Nuh(as). (İbrahim(as) ve Lut(as)'dan) çok önceleri Bize yalvarmış ve bunun üzerine Biz de onun duasını kabul etmiş ve onu ve yakınlarını büyük bir beladan kurtarmıştık. Yine onu ayetlerimizi yalanlayan bir topluluğa karşı desteklemiştik, zira onlar günaha gömülüp gitmiş bir topluluktu ve bu yüzden onları suda boğarak helak ettik.

 Enbiya 74-75:

  •  Ve Lut(as)'a da sağlam bir muhakeme yetisi ve ilim verdik. Onu iğrenç işler yapan bir toplumdan kurtardık. Çünkü onlar gerçekten günaha gömülüp gitmiş bir toplumdu. Ve Lut(as)'ı rahmetimizle kuşattık. Çünkü o, salih kullarımızdandı.

10 Eylül 2021 Cuma

 Enbiya 72-73:

  •  Ve ona ayrıca İshak(as)'ı ve (onun oğlu) Yakub(as)'u armağan ettik ve onların dürüst ve erdemli insanlar olmalarını sağladık. Ve onları buyruklarımız doğrultusunda başkalarına yol gösteren önderler yaptık. Çünkü onlara salih amel işlemeyi, salat'ı ikame etmeyi ve zekatı (arınmak ve yücelmek için ödenmesi gereken bedeli) vahyettik. Böylece onlar hep Biz'e kulluk ettiler.

9 Eylül 2021 Perşembe

 Enbiya 68-71:

  •  Onlar:' Eğer yapılacak bir şey varsa o da onu yakmaktır ki, böylece ilahlarınıza sahip çıkmış olursunuz' dediler. Ne var ki , Biz :' Ey ateş! serin ol, İbrahim(as)'a dokunma ' dedik. Neticede onlar İbrahim(as)'a tuzak kurmaya çalıştılar ama Biz onların bütün yapıp ettiklerini boşa çıkardık. Ve onu da (kardeşinin oğlu) Lut(as)'mı da gelecek bütün çağlar için kutlu kıldığımız bir beldeye ulaştırarak kurtardık.

8 Eylül 2021 Çarşamba

 Enbiya 65-67:

  •  Ama çok geçmeden yine eski kafalarına döndüler ve İbrahim(as)'a:' Bu putların konuşamadığını pekala sen de biliyorsun!' dediler. İbrahim(as):' O halde size hiç bir fayda veya zarar veremeyecek olan bu putlara ne diye ibadet ediyorsunuz? Size de şu taptıklarınıza da yazıklar olsun!. Aklınız çalışmıyor mu sizin?' dedi.
    (
    Lafzen, “başlan üzerine geri döndürüldüler”: zihnen tepetaklak olmayı, fikrinden caymayı  ifade  eden  deyimsel  bir ifade  —burada,  Hz.  İbrahim'i  temize  çıkarma temayülünden  âniden  vazgeçip  eski  suçlayıcı  tavırlarına  dönmelerini  anlatmak için  kullanılmaktadır.ESED
    )

7 Eylül 2021 Salı

 Enbiya 58-64:

  •  Hepsini paramparça edip, dönüp ona başvursunlar diye en büyüğünü sağlam bıraktı. Kavmi :' İlahlarımıza bunu kim yaptı? Gerçekten o çok zalim biriymiş!' dediler. Bazıları :' İbrahim(as) diye bir gencin onları diline doladığını duymuştuk' deyince , dediler ki:' Öyleyse onu insanların gözü önüne getirin ki, belki görgü tanığı biri vardır'. (İbrahim(as) gelince) ona:' Bunu ilahlarımıza sen mi yaptın?' dediler. (İbrahim(as)) :' Belki onu şu büyükleri yapmıştır, konuşuyorsa ona sorun' dedi.
    Bunun üzerine gerçeğe uyanan vijdanlarına yöneldiler (فَرَجَعُوا إِلَى أَنفُسِهِمْ) ve dediler ki:' Biziz!, evet Biziz en büyük yanlışlığı ve haksızlığı yapan zalim!'.
    (
    Lafzen,  “kendi kendilerine  dönüp”  —yani,  birbirlerini  suçlayarak. Yani,  “hemen  İbrahim'i  suçlamakla  o'na  haksızlık yapıyorsunuz”  (Taberî).ESED
    )

6 Eylül 2021 Pazartesi

 Enbiya 51-57:

  • Biz daha önce de İbrahim(as)'a doğru yolu anlama ve kavrama yeteneği (رُشْدَهُ) vermiştik. Biz onu çok iyi biliyorduk.
    Hani , o babasına ve kavmine :' Ne bu tapıp durduğunuz bu putlar, neyin nesi?' dediğinde,
    onlar :' Biz atalarımızı da bunlara kulluk eder bulduk (dolayısıyla biz de onlardan dolayı tapıyoruz)' dediler.
    O da:' Doğrusu siz de atalarınız da apaçık bir sapıklık içindeymişiniz!' dedi. Onlar :' Sen bunları söylerken gerçekten ciddi misin, yoksa şaka mı yapıyorsun?' dediler.
    O da:' Yoo!, Sizin Rabbiniz yerlerin ve göklerin Rabbidir ki, onları O yaratmıştır. Ben de bu gerçeğe tanıklık etmek icin gönderildim' dedi.
    Sonra da içinden:' Allah(cc)'a yemin olsun ki, siz dönüp gittiğiniz zaman, bu putlarınıza bir tuzak kurucağım' dedi.

5 Eylül 2021 Pazar

 Enbiya 48-50:

  •  Nitekim Biz, Musa(as) ve Harun(as)'a da Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilinci ile hareket eden kimseler için doğruyu eğriden ayırmaya yarayan bir ölçü, yolu aydınlatan bir ışık ve ögüt kaynağı verdik. Onlar öyle duyarlı ve bilinçli kimseler ki, algı ve tasavvurlarının ötesinde olsa da Rablerinden korkarlar ve Kıyametin (dehşetinden de) titrerler.
    İndirdiğimiz bu (vahiy de, öncekiler gibi) uyarıcı hatırlatıcı ve bereket yüklü bir mesajdır. Hal böyleyken yine de onu inkar mı edeceksiniz?.
    (
    Önceki peygamberlere “doğruyu eğriden yahut hakkı bâtıldan ayırd etmeye yarayan bir ölçü (furkân) ”olarak verilen vahye  ilişkin bu atfın anlamı iki boyutludur: ilki, bu atıf, tüm ilahi vahiylerin tarihî bir süreklilik arzettiği yolunda­ki Kur’ânî öğretiye  işaret etmektedir (bu  husus  2:4  hk.  5.  notta  açıklanmıştır);  İkin­cisi de,  bu  atıfla,  tüm ahlakî değerler için sadece  ve sadece vahyin mutlak bir  ölçü olabileceği belirtilmektedir;  deyim yerindeyse Hz. Musa Şeriatı,  kendine özgü çizgi­leriyle  yalnızca  İsrailoğulları'nı  bağladığına  ve  sadece  belirli  bir tarihsel ve  kültürel çerçeve içinde geçerli olduğuna göre, furkân terimi burada kendi çizgileri ve şartla­rı içinde Hz.  Musa  Şeriatı'yla değil,  fakat hem Tevrat'ta hem de bütün İlahî mesajlar­da yer alan ortak ve değişmez ahlakî gerçeklerle,  temel ahlakî ilkelerle alakalıdır.ESED

    Peygamber  kıssalarının  Hz.  Musa  ve  Hz.  Harun  ile  başlaması,  boykot  sonrası  dönemde  inen  sûrelerin  genel  karakteristiğine  uygun­dur.  Zira  bu  sûrelerde  (A'raf,  Cin,  Isrâ,  Neml)  doğrudan  veya  dolaylı  olarak  mutlaka  Isrâiloğullarına  ve  onların  Yahudileşme  problemine değinilir.Mİ


    )

4 Eylül 2021 Cumartesi

 Enbiya 45-47:

  •  De ki:' Ben yanlızca vahye dayanarak sizi uyarıyorum'. Ama ne kadar uyarsan da, (kalbi) sağır olanlar bu çağrıyı işitmeyecekler. Rabbinin azabından onlara bir esinti dokunsa :' Yazıklar olsun bize!, Biz gerçekten zalimlermişiz!' derler.
    Ve Biz, Kıyamet günü öyle doğru teraziler kurarız ki, kimse en küçük bir haksızlığa uğramaz ve bir hardal tanesi kadar bile olsa (iyi kötü ) herşeyi teraziye koyarız. Hesap görücü olarak kimse Biz'den ileri geçemez.
    (
    Bediüzzaman    hazretleri,    bu    cümleyi,    Kur’ân’ın  eşsiz  belâgatının  örneklerinden  biri  olarak zikreder. Âyet, azabın en hafifini haber vermekte  ve  kullanılan  bütün  kelimeler,  bu  hafifliği  ifade  etmektedir.  Şart  edatı  “sa”  (in), şart, dolayısıyla ihtimal manâsı verdiğinden azlık  ifade  eder.  Dokunma,  değme  manâsındaki messe,  esinti  manâsındaki nefha,  “nekâl”  gibi  daha  ağır  ceza  belirten  bir  kelime  değil  de  cezanın  hafifini  ifade  eden  azap  (azâb)  ve  rahmet,  merhamet  ifade  eden  Rabbin  (Rabbike) kelimelerinin her biri azlık, hafiflik belirtmekle,  manâya  katkıda  bulunur.  (Sözler,  484–485;  İşârâtü’l-İ’câz, 36–37) .AÜ

    It is difficult for us to understand the exact nature of the "Balance". Anyhow it is clear that the "Balance" will weigh accurately all the human moral deeds instead of material things, and will help judge whether a man is virtuous or wicked and how much. The Qur'an has used this word to make mankind understand that every deed, good or bad, will be weighed and judged according to merit.ET

    )

3 Eylül 2021 Cuma

 Enbiya 42-44:

  •  De ki:' Gece veya gündüz, sizi Rahman'a karşı kim koruyabilir?'. Maalesef, O'na yöneleceklerine, Rablerinin mesajlarından büsbütün yüz çeviriyorlar.
    Yoksa onlar, gerçekten kendilerini Bizim elimizden kurtaracak ilahları olduğunu mu düşünüyorlar? Onların bu düzmece ilahları kendilerini bile koruyacak halde değillerdir. Dolayısıyla, onlara inanıp güvenenlere, Bize karşı kimse arka çıkamayacaktır.
    Biz bu tipleri de onların atalarını da nimetlerimizden nasiplendirdik. Öyle ki, ömürleri onlara pek uzun göründü. Fakat bu insanlar, Bizim yeryüzündeki herşeyden hergün birşeyler eksilttiğimizin farkında değiller mi? Yine de paçayı kurtaracaklarını mı zannediyorlar?
    (
    Bu  anlam  akışı  içinde,  Allah'a Rahmân olarak atıfta  bulunulması,  bütün yaratıl­mış  âlemin tek ve biricik  koruyucusunun  O  olduğunu  ifade  içindir. ESED

    Lafzen,  “tâ ki hayatları/ömürleri (umr) uzasın” —yani, bu müreffeh ve geçici tat­minlerle  dolu  hayatın böyle  sürüp  gideceği düşüncesine iyice  kendilerini kaptırıncaya kadar (Zemahşerî).ESED

    )

2 Eylül 2021 Perşembe

 Enbiya 41:

  •  Andolsun ki, senden önce de nice elçilerle alay edildi de, o alay edenleri alay ettikleri şey (tepeleyip) perişan etti.
    (
    Lafzen,  “alaya  aldıkları  şey,  onlan  (yani,  peygamberleri)  küçümseyenleri  perişan etti.”  Bunun  anlamı  şudur:  Manevî  hakikatlerin  istihza  ile  reddedilmeleri  onlarla alay  edenleri  kaçınılmaz  şekilde  çarpacak  ve  onlann  ölümden  sonraki  hayatları üzerinde yıkıcı bir etki yapmakla kalmayıp -toplum içindeki bir çoğunluk tarafın­dan inatla sürdürüldüğü takdirde- toplumların manevî/ahlakî temellerini ve bu sû­rede dünyevî mutluluklannı ve hatta bazan fiziksel varlıklarını da tahrip  edecektir.ESED

    )

 Enbiya 40:

  •  Azap, başlarına öyle ansızın patlayıp onları şaşkına çevirecek ki, yerlerinde donup kalacaklar. Artık, ne onu savmaya güçleri yetecek, ne de kendilerine geri dönüş için fırsat verilecek.

1 Eylül 2021 Çarşamba

 Enbiya 36-39:

  •  Hakkı inkarda direnenler seni görünce :' Bu mu sizin ilahlarınızı diline dolayan adam!' diyerek alay ediyorlar. Ama, Rahman'ın (adının) anılıp yüceltilmesi gerektiğinde, O'nun ısrarla tanımamazlıktan gelen de onlardır.
    İnsanoğlu aceleci bir yaradılışa sahiptir. Zamanı gelince mesajlarımın gerçek olduğunu size göstereceğim, dolayısıyla acele etmenize gerek yok!.
    Buna rağmen, onlar diyorlar ki:' Sözünüzün eri iseniz, (cevap verin bakalım) bu tehdit ne zaman gerçekleşecek?'. Hakkı inkarda ısrar eden bu kimseler, yüzlerini ve sırtlarını ateşten koruyamayacakları, dahası hiç bir yardım da alamayacakları zamanı keşke bilselerdi!.