12 Eylül 2021 Pazar

 Enbiya 78-79:

  •  Davud(as) ve Süleyman(as) da. Hani o ikisi, bir topluluğa ait koyunların gece birinin tarlasına girip zarar vermesi ile ilgili karar vereceklerdi ve Biz bu karara şahittik. Fakat bu davada Süleyman(as)'a daha derin bir kavrayış vermiştik. Bununla beraber Biz, her ikisine de sağlam bir muhakeme ve ilim bahşetmiştik. Ve Dağlar taşlar, hatta kuşlar , Davut(as) gibi Allah(cc)'ın adıyla hareket ettiler ve bütün bunları yaptıran Bizdik.
    (
    Yukarıdaki  ayette  temas  edilen  kıssanın -ya  da,  daha  doğru  bir  deyimle,  menkıbenin-  izahı  için  dayandığımız  tek  kaynak  Hz.  Peygamber'in  Sahâbîleridir;; çünkü ne Kur’an ne de güvenilir Hadis kaynakları bu konuda herhangi bir açık­lama vermemektedir.  Bununla birlikte,  pek çok Sahâbî ve onların erken  ardılla-ş rının (tâbi'ûn),  bir ya  da  iki  önemsiz  ayrıntının  dışında,  kıssanın özü  hakkında tam bir fikir birliği içinde olmaları,  onun o devirde eski Arap sözlü  geleneğinde; çok bilinen bir rivayet olduğunu gösterir gibidir  (karş.  aşağıda 77.  not).  Kıssaya] göre,  bir koyun sürüsü geceleyin yolunu şaşırarak komşu tarlaya girer ve  orada: ekini tahrip eder.  Dâvâ,  bir hükme bağlaması için Hz.  Davud'un önüne getirilir.: Hz. Davud, olayın koyun sahibinin ihmalinden doğduğunu görerek, değeri, aşa­ğı yukarı tahrip  edilen  ekinin değerine denk olan  sürünün  olduğu  gibi  tarla  sa­hibine tazminat olarak verilmesine hükmeder. Ama Hz. Davud'un genç oğlu Hz. Süleyman bu cezayı fazla  sert bulur;  çünkü dâvâlının varı yoğu  bu koyun  sürü­südür;  oysa,  yapılan  tahribat  geçici  mahiyette  olup,  yalnızca  bir  yıllık  ürünün,] bir yıllık gelirin ziyanıyla alakalıdır.  Bu sebeple Hz Süleyman,  babasına hükmün] değiştirilmesi  gerektiğini ve koyun sürüsünün  sadece  bir yıllık geçici  intifâ hak- J kının  (süt,  yün,  o yıl  doğan  kuzular vb.)  ekin  sahibine  verilmesinin,  koyun  sa-: hibininse,  eski haline getirinceye  kadar tarlayı ıslah  ve  onarımla yükümlendiril- mesinin ve sonunda tarlanın da, koyunların da eski sahiplerine iade edilmesinin uygun  olacağını söyler.  Ancak bu  yolla hem  dâvâcmın uğradığı kayıp bütünüy­le  giderilmiş,  hem  de  dâvâlı  mağdur  edilmemiş  olacaktır.  Hz.  Davud  oğlunun ortaya  koyduğu çözümün kendisininkinden daha adil olduğunu  görerek davayı bu  yönde  karara  bağlar.  Fakat,  Hz.  Davud'un  kendisi  de,  en  az  Hz.  Süleyman kadar derin  bir  adalet  duygusuyla  hareket  ettiği  içindir  ki,  Allah -Kur’an'ın  de­yişiyle- “o'nların  bu  hükümlerine tanıktı.”.ESED

    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder