Enbiya 78-79:
- Davud(as) ve Süleyman(as) da. Hani o ikisi, bir topluluğa ait koyunların gece birinin tarlasına girip zarar vermesi ile ilgili karar vereceklerdi ve Biz bu karara şahittik. Fakat bu davada Süleyman(as)'a daha derin bir kavrayış vermiştik. Bununla beraber Biz, her ikisine de sağlam bir muhakeme ve ilim bahşetmiştik. Ve Dağlar taşlar, hatta kuşlar , Davut(as) gibi Allah(cc)'ın adıyla hareket ettiler ve bütün bunları yaptıran Bizdik.
(
Yukarıdaki ayette temas edilen kıssanın -ya da, daha doğru bir deyimle, menkıbenin- izahı için dayandığımız tek kaynak Hz. Peygamber'in Sahâbîleridir;; çünkü ne Kur’an ne de güvenilir Hadis kaynakları bu konuda herhangi bir açıklama vermemektedir. Bununla birlikte, pek çok Sahâbî ve onların erken ardılla-ş rının (tâbi'ûn), bir ya da iki önemsiz ayrıntının dışında, kıssanın özü hakkında tam bir fikir birliği içinde olmaları, onun o devirde eski Arap sözlü geleneğinde; çok bilinen bir rivayet olduğunu gösterir gibidir (karş. aşağıda 77. not). Kıssaya] göre, bir koyun sürüsü geceleyin yolunu şaşırarak komşu tarlaya girer ve orada: ekini tahrip eder. Dâvâ, bir hükme bağlaması için Hz. Davud'un önüne getirilir.: Hz. Davud, olayın koyun sahibinin ihmalinden doğduğunu görerek, değeri, aşağı yukarı tahrip edilen ekinin değerine denk olan sürünün olduğu gibi tarla sahibine tazminat olarak verilmesine hükmeder. Ama Hz. Davud'un genç oğlu Hz. Süleyman bu cezayı fazla sert bulur; çünkü dâvâlının varı yoğu bu koyun sürüsüdür; oysa, yapılan tahribat geçici mahiyette olup, yalnızca bir yıllık ürünün,] bir yıllık gelirin ziyanıyla alakalıdır. Bu sebeple Hz Süleyman, babasına hükmün] değiştirilmesi gerektiğini ve koyun sürüsünün sadece bir yıllık geçici intifâ hak- J kının (süt, yün, o yıl doğan kuzular vb.) ekin sahibine verilmesinin, koyun sa-: hibininse, eski haline getirinceye kadar tarlayı ıslah ve onarımla yükümlendiril- mesinin ve sonunda tarlanın da, koyunların da eski sahiplerine iade edilmesinin uygun olacağını söyler. Ancak bu yolla hem dâvâcmın uğradığı kayıp bütünüyle giderilmiş, hem de dâvâlı mağdur edilmemiş olacaktır. Hz. Davud oğlunun ortaya koyduğu çözümün kendisininkinden daha adil olduğunu görerek davayı bu yönde karara bağlar. Fakat, Hz. Davud'un kendisi de, en az Hz. Süleyman kadar derin bir adalet duygusuyla hareket ettiği içindir ki, Allah -Kur’an'ın deyişiyle- “o'nların bu hükümlerine tanıktı.”.ESED
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder