31 Mayıs 2022 Salı

 Bakara 121:

  •  Gerçek iman edenler, kendilerine ilahi kelamı emanet ettiğimiz ve ona hakkıyla uyanlardır. Asıl kaybedenler ise, hakikatı inkara kalkışanlardır.

30 Mayıs 2022 Pazartesi

 Bakara 120:

  •  Sen onların inançlarına uymadıkça, ne hristiyanlar ne de yahudiler seni kabullenecektir. De ki:' Dinleyin! Allah(cc)'ın rehberliği tek doğru rehberliktir'. Ve eğer sana gelen mutlak hakikatın bilgisinden sonra onların keyfi sistemine uyarsan, Allah(cc)'ın elinden seni kurtaracak ne bir yar, ne de bir yardımcı bulabilirsin.

29 Mayıs 2022 Pazar

 Bakara 118-119:

  •  Bilgiden yoksun olanlar:' Allah(cc) neden bizimle konuşmuyor ya da mucizevi bir işaret göstermiyor?' diyorlar. Onlardan önce yaşayanlar da tıpkı kendileri gibi konuşuyorlardı. Düşünceleri hep aynı!. Halbuki, Biz, yürekten inanıp tasdik etmeye niyetli olanlar için ayetleri, açık ve anlaşılır bir şekilde kıldık. Gerçekten Biz seni, hakikat ile müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik, ateşe mahkum olanlardan sen sorumlu değilsin.

28 Mayıs 2022 Cumartesi

 Bakara 116-117:

  •  Bir de :'Allah(cc) çocuk edindi' dediler. Haşa!, O, bundan münezzehdir. Göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur ve O'nun iradesine tabidir. Göklerin ve yerin yaratıcısı O'dur. Bir şeyin olmasını murad ettiğinde, sadece :'Ol!' der, o oluverir.

27 Mayıs 2022 Cuma

 Bakara 114-115:

  •  Allah(cc)'ın mescidlerinde, O'na ibadet edilmesini engelleyen ve onu tahrib etmeye çalışandan daha zalim biri olabilir mi?. Bu tür kimselerin oraya Allah(cc) korkusuyla girmeleri gerekirdi. Onlara dünyada zillet, ahirette ise büyük bir azab vardır. Doğu da batı da Allah(cc)'ındır. Şu halde nereye dönerseniz dönün, orası da Allah(cc)'ın yönüdür. Çünkü Allah(cc) sınırsızdır, ilmi herşeyi kuşatandır.
    (
    Bazı  özel  düzenlemeleri  ile  ne  kadar  çok  uyuşmazlık  içinde  olunsa  da  Allah inancını temel  eksen olarak kabul eden her dine tam saygı  gösterilmesi  zarure­ti,  İslam'ın temel prensiplerinden biridir.  O halde Müslümanlar,  ister cami,  ister­se  kilise ya  da  havra  olsun,  Allah'a  adanmış  bütün  ibadet mahallerini  korumak ve  onlara  saygı  göstermekle  yükümlüdürler  (karş.  22:40'ın  ikinci  paragrafı);  ve başka  bir inancın  mensuplarını  kendi  inançlarına  göre Allah'a  ibadet  etmekten alıkoyma teşebbüsleri Kur’an tarafından kutsallığa tecavüz fiili olarak nitelenmiş ve lanetlenmiştir.  Bu prensibin çarpıcı bir tasviri,  Hz.  Peygamber'in H.  10.  yılda Necrarflı bir Hristiyan heyetine karşı  davranışında  ömeklenmiştir.  Her ne  kadar Hz.  Isa'yı  “Allah'ın oğlu” ve Hz. Meryem'i “Allah'ın annesi”  olarak kabul etmele­ri İslâmî inançlarla temelden çatışıyor idiyse  de onlara Hz.  Peygamber’in mesci­dine  serbestçe  girme  izni  verilmişti  ve  o'nun  kesin  rızası  ile  orada  kendi  dinî ayinlerini  ifa  etmişlerdi (bkz.  Ibni Sa'd l/ l,  84  vd.).ESED
    )

26 Mayıs 2022 Perşembe

 Bakara 111-113:

  •  Bir de diyorlar ki:' Yahudi ve hristiyanlardan başkası cennete giremeyecek'. Bu onların kuruntusudur. Onlara de ki.' Eğer doğru olduğunuza inanıyorsanız, delilinizi gösterin!'. Hayır aksine, kim yönünü muhsin olarak Allah(cc)'a döndürürse, bunun mükafatını Rabbi huzurunda bulacaktır. Onlara ne bir korku ne de bir üzüntü vardır. Hepsi de aynı kitabı okudukları halde, yahudiler:' Hristiyanlar bir inanç temelinden yoksunlar' diyorlar, hristiyanlar da:' Yahudiler bir inanç temelinden yoksunlar' diyorlar. Vahye dair bilgisi olmayanlar da aynı şeyi söylüyorlar. Fakat Allah(cc), kıyamet günü anlaşamadıkları konular da son sözü söyleyecektir.
    (
     Burada iki zümre de birbirini yok sayıp te-melsizlikle  suçlarken,   referans  olarak  kendi  kitaplarını gösteriyorlardı. Bu ibare, âyette ifade edilen karşılıklı suçlama işini önce cahille­rin  değil  okumuş-yazmışların başlattığını vur­gular.  Bir  sonraki  cümle  bunun  en  güzel  deli­lidir.  Tarafların  alimleri  bu  iddiaları  ileri  sü­rer,  cahil kesimleri de onları takip eder.  Şu so­ru  sorulabilir:  İki  zümrenin  de  birbirleri  hak­kındaki yargısı doğrudur;  öyleyse bu âyetin kı-nayıcı   üslûbunu   nasıl   açıklayabiliriz?   Buna   verilecek cevap  şudur:  Hayır,  onların bir inanç temelinden yoksun  olduğu tesbiti  doğru  değil­dir.  Aksine onların inancının temeli araştırıla­cak  olursa,  karşımıza  insanlığın  değişmez  de­ğerlerinin  öbür  adı  olan  islâm  çıkar.  Hıristi­yanlar  Yahudileri  "kâfir"  ve  "cehennemlik"  olarak  görürken,  ellerinde  taşıdıkları  Kitab-ı  Mukaddes'te  Eski  Ahid  yer  alıyordu.  Bu  du­rum,   suçlamalarındaki   samimiyetsizliğin  ve  keyfiliğin  de  bir göstergesiydi. MI

    )

25 Mayıs 2022 Çarşamba

 Bakara 108-110:

  •  Yoksa daha önce Musa(as)'dan istenilen şeylerin benzerini, siz de peygamberinizden mi istiyorsunuz? Kim imanı inkarla değiştirirse, bilsin ki, doğru yoldan sapmıştır. Kitap ehlinden bir çoğu, hakikat kendileri için de apaçık ortada iken, sırf hasedlerinden dolayı, sizin inandıktan sonra geri döndürüp inkar etmenizi isterler. Allah(cc)'ın onlar hakkındaki hükmü gelince kadar onları hoşgörün ve dayanın. Zira unutmayın ki, Allah(cc) herşeye kadirdir. Nitekim, siz, size indirilene sıkı sıkı sarılıp onu takip edin ve zekatınızı verin. Nihayetinde , Allah(cc) bütün yapıp/ettiklerinizi görmektedir.
    (
    Bu  âyet,  40.  âyetle başlayan ve  buraya  kadar  67  âyet  tutan ve  buradan  son-ra  da  devam  eden  Isrâiloğullarmın  yahudileş-me  sürecini  anlatan  uzun  bölümün  amacını  ele verir.  Bütün bu tarihsel gerçeklerin anlatıl­masının amacı bu ümmetin  dikkatini  yahudi-leşme  tehlikesine  çekmektir.  Bu  gibi  pasajlar­da,  mü'minlerden sadır olan benzer olaylar ve­sile  edilerek Isrâiloğullarını yahudileştiren ne­denlere   dikkat   çekilmektedir. ESED

    )

24 Mayıs 2022 Salı

 Bakara 106-107:

  •  Biz yerine yenisini ya da daha hayırlısını getirmeden bir mesajı unutturmayız ya da yürürlükten kaldırmayız. Allah(cc)'ın herşeye kadir olduğunu bilmiyor musunuz?. Yine bilmiyor musunuz ki, göklerin ve yerin hakimiyeti Allah(cc)'a aittir. Ve, sizin için Allah(cc)'tan başka ne bir koruyup kollayıcı ne de bir yardımcı vardır.
    (
    Bu  pasajda  ortaya  konulan  prensip  -Kitâb-ı  Mukaddes  öğretisinin,  yerini  Kur’-an'ın  getirdiği  öğretiye  bırakması- birçok  Müslüman  alimin  yanlış  yorumlarına sebep  olmuştur.  Bu bağlamda kullanılan âyet (“mesaj”)  kelimesi,  aynı  zamanda Kur’an'ın  bir  “hükmü”nü  ifade  etmek  için  de  kullanılmaktadır  (çünkü  bu  hü­kümlerin her biri bir mesaj taşır). Âyet terimini bu sınırlı anlamda alan bazı alim­ler,  yukarıdaki  pasajdan,  Kur’an'ın  bazı  ayetlerinin  vahiy  tamamlanmadan  önce Allah'ın talimatı ile “nesh” edildiği (yürürlükten kaldırıldığı) sonucunu çıkarmak­tadırlar.  Bu iddianın -ki, yazdıklarını tashih için ikinci defa  okurken bazı bölüm­leri atan veya başkaları ile değiştiren herhangi bir yazarı akla getirmektedir- saç­malığının  yanısıra,  Kur’an'm  herhangi  bir ayetinin  “nesh”  edilmiş  olduğunu  bil­diren tek bir sahih Hadis bile bulunmamaktadır.  Sözde  “nesh doktrini”nin teme­linde  bazı  eski  müfessirlerin  Kur’an'ın  bir  pasajını  diğeri  ile  uzlaştırmadaki  ye­tersizlikleri  yatmaktadır:  Sözkonusu  ayetlerden  birinin  “neshedildiği”  yargısına vararak  altından  kalkılmaya  çalışılan  bir  yetersizlik.  Bu  keyfî  değerlendirme, “nesh  doktrini”nin  taraftarları  arasında  kaç  Kur’an  ayetinin  ve hangilerinin  nes­hedildiği,  ayrıca  bu  sözde nesih  ile,  sözkonusu  ayetin  Kur’an'ın tertibinden ta­mamen  çıkarıldığı  mı yoksa  yalnızca  o ayet  ile konulan  özel  hükmün veya  be­yanın mı iptal edildiği konusunda neden hiçbir görüş birliği olmadığını da açık­lamaktadır.  Kısacası,  “nesh doktrini”  hiçbir tarihsel  olguya dayanmamaktadır ve bu nedenle de reddedilmelidir. Diğer taraftan, yukarıdaki Kur’an pasajını yorum­lamadaki  zahirî  güçlük, âyet teriminin  “mesaj”  olarak  anlaşılması  ve  bu  ayetin, Yahudilerin ve Hristiyanların Kitâb-ı Mukaddes'in yerini  alan  herhangi bir vahyi kabul  etmediklerini  ifade  eden  önceki pasaj  ile  bağlantılı  olarak  okunması  ha­linde  derhal  ortadan  kalkar:  çünkü  onu  bu  şekilde  okumamız  halinde,  neshin, bizzat  Kur’an'ın  herhangi bir bölümü  ile  değil,  sadece  geçmiş  İlahî  mesajlar  ile ilgili  olduğunu  görürüz.ESED

    Bu âyetin ait olduğu pasaj,  daha ön­ce  kendilerine  vahiy  ile  hitap  edilen  topluluk­ların  ilâhî  kelama  sırt  çevirmeleri  ve  buna  da  gerekçe  üretmelerinin   anlatıldığı   bir   pasajın   hemen  ardından  gelmektedir.  Açıktır  ki  âyet­te,  Yahudilerin  Hz.  Muhammed'e  gelen  mesa­ja  karşı  sırt  dönme  gerekçeleri  çürütülmekte­dir.  Dolayısıyla  burada  söz  konusu  olan  nesh  Kur'an  içerisinde  yer  alan  herhangi  bir  âyet  ya  da âyetler gurubuna ilişkin  değil önceki mesaj­lara  ilişkin  bir neshtir. MI

    This is the answer to an objection which the Jews raised to create doubts in the minds of the Muslims. They argued like this: The Qur'an says that the former Scriptures had been sent down by Allah and that it also has been sent down by Him. If it is so, why does the Qur'an then give such commands as differ from those contained in the former Books'? How can the same Allah give different commands at different times? Besides, they said, "The Qur'an asserts that the Jews and the Christians have forgotten a part of the teachings sent down to them. How is it possible that the teachings of Allah could be obliterated from memory?" They did not raise these objections for the sake of arriving at the truth but for the sake of creating mischief. Allah answers their objections thus: "I am the Sovereign and My powers are unlimited. I can repeal any order of Mine or allow it to be forgotten, but I substitute for it something that serves the same purpose better or at least equally well." ET


    )

23 Mayıs 2022 Pazartesi

 Bakara 104-105:

  •  Ey iman edenler, :'Bizi dinle(رَاعِنَا)' demeyin, onun yerine:'Bize karşı tahammüllü ol' deyin. Ve ona kulak verin. Çünkü , hakikatı inkar edenleri şiddetli azap beklemektedir. Ne ehli kitaptan küfre sapanlar, ne de müşrikler Rabbinizden size bir hayrın indirilmesini isterler. Oysaki, Allah(cc) rahmetini dilediğine verir. Zira Allah(cc), sınırsız lütuf sahibidir.
    (
    Bu  âyetten  itibaren,  müminler  Yahudilerin  kurdukları  tuzaklara  karşı uyarılıyorlar. Onlar Hz. Peygamber‟e görünüşte saygı gösterseler de, daima onun bir  açığını  yakalamak  için  pusuda  bekliyorlardı.  Kaypak,  müphem  kelimeler kullanıyorlardı.  Mesela:  Müslümanlar,  Efendimize:  “Bizi  gözet,  himmet  et” anlamında râinaderlerdi. Buna benzer raina kelimesi İbranîcede hakaret ifade eder. Bunu fırsat bilerek, ağızlarını eğip bükerek, bu kelime ile Hz. Peygamber‟e hitap ederlerdi. Âyet, onların maskelerini indiriyor.SY

    İlk  bakışta  Hz.  Peygamber'in  çağdaşlarına  yönelik  olan  bu  tavsiye,  Kur’an'da  çok sık rastlandığı gibi,  aslında  ona yol  açan tarihsel  şartların ötesine  uzanan bir muh­teva  taşımaktadır.  Ashâb'a,  Hz.  Peygamber'e  saygı  ile  yaklaşmaları  ve  kişisel  istek ve  beklentilerini  o'nun  aracılığıyla vahyedilen  iman esaslarına tâbi  kılmaları  emre­dilmiştir: ve bu talimat, her mümin için ve her dönemde geçerliliğini korumaktadır.ESED

    In surah Al-Baqrah, the group of momineen have been asked not to say “ رَاعِناَ ” (raa ina) like the Jews (2:102). The Jews used to twist the words while addressing the Messenger (pbuh) in order to change the leanings of the spoken words. The word “ رَاعِناَ ” (ra’ina) was among such twisted words. This was the peak of their lowliness that they had even given up normal courtesy and came down to street language. They used to say the word in such a way, as to make it a derivative of “ رُعوُْنتَ ” (ra’onat). See heading (RA-in-Y). But Al-Minar says that “ رَاعِناَ ” (raa ina) is derived from “ مُرَاعَاة ” (mura ah). In this way “ً ”رَاعِن ا(ra’ina) would mean that you concede to us and then we will concede to you. To use such words for the Messenger (pbuh) is open disrespect and unbecoming. {Al-Minar vol.1 page 410}. That is, the prophet should be obeyed unconditionally which actually is obedience of Allah and their life’s duty. They should say “ ا نْظرُْناَ ” (unzarna) to the Messenger (pbuh) prophet. It means, look after us lest we become wayward, and they should not only listen to all his orders but obey them as well. “ وَاسْمَعُوْا ” (wasma’o) (2:102).
    But in my opinion, this verse tells even those who trust, to abstain from such acts and talk in which good and bad are mixed, or their difference is difficult to comprehend readily. If some saying or act has even a doubt that anything (word or deed) insulting the Messenger (pbuh), then that should be avoided and the purity of intent must not be cited for saying or doing them. Everything a Muslim says or does must be clear and unambiguous. There is no room for a poetic license sort of thing here.LUQ

    )

22 Mayıs 2022 Pazar

 Bakara 101-103:

  •  Onlara Allah(cc) katından ellerindeki hakikatı doğrulayıcı bir elçi gelince, kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, sanki gerçeği bilmiyorlarmış gibi, Allah(cc)'ın kitabına sırt döndüler. Ve onlar tutup Süleyman(as)'ın yönetimi sırasında, o dönemin şeytanlarının uydurduğu yalan ve desiselerin peşine takıldılar. Oysa ki, Süleyman(as) küfre sapıp nankörlük yapmadı, aksine o şeytanlar küfre sapıp nankörlük yaptılar, insanlara sihri öğrettiler. Yine babilli iki güç sahibine, Harut ve Marut'a verileni izlediklerini iddaa ettiler.  Oysa o ikisi :' Bakın biz balil esaretiyle sınanıyoruz, sakın küfre sapmayın' demedikçe hiç kimseye bir şey öğretmiyorlardı. Fakat Babildeki düzenbazlar bu iki kişiden , kişi ile eşi arasını açacak şeyler öğrendiler. Ne varki, o Babilli düzenbazlar, Allah(cc)'ın izni olmadan hiç kimseye bir zarar veremezlerdi. Ama yine de zarar verip yarar sağlamayan şeyler öğreniyorlardı. Doğrusu onlar, bu türden bir alışverişe giren kimsenin ahirette eli boş kalacağını çok iyi biliyorlardı. Kişiliklerini sattıkları şey ne fenadır, keşke bunu olsun bilselerdi!. Ve onlar hakikate inansalar, ve sorumluluklarının bilincinde olsalardı, Allah(cc) katından kendileri için hayırlı bir ödül alırlardı. Keşke bunu olsun anlayabilselerdi!.

21 Mayıs 2022 Cumartesi

 Bakara 99-100:

  •  Ansolsun ki, Biz size apaçık ayetler indirdik ki, onları sadecee fasıklar inkar eder. Onlar ne zaman söz verdilerse, içlerinden bir kısmı verdiği sözü bozup bir kenara atmadı mı? Zaten onların çoğu iman etmezler.

20 Mayıs 2022 Cuma

 Bakara 97-98:

  • De ki:' Kim Cebrail(as)'a düşman ise iyi bilsin ki, bu Kuran daha önceki vahiyleri tasdik etmek, inananlar için bir rehber ve müjde olmak üzere, Allah(cc)'ın izniyle senin kalbine o indirmiştir. Kim Allah(cc)'a, meleklerine, elçilerine, Cebrail(as)'a ve Mikail(as)'a düşman ise, iyi bilsin ki, Allah(cc) ta hakikatı inkar edenlerin düşmanıdır'.   
    (
    Birçok sahih Hadise göre, Medine Yahudilerinden bazı bilginler Cebrail'i “Yahu- dilerin düşmanı”  olarak tanımlıyorlardı.  Bunun  üç  sebebi vardı:  birincisi,  Yahu­di tarihinin ilk  dönemi boyunca başlarına gelen bütün felaket haberlerinin Ceb­rail  tarafından  kendilerine  aktarıldığını  düşünüyorlardı,  böylece  Cebrail  onların gözünde bir  “kara haberci”  oldu  (güzel  haberlerin taşıyıcısı ve bu nedenle ken­dilerinin  “dost’ü   olarak  gördükleri Mikail'in tersine);  İkincisi,  Muhammed'e  me­sajı  getirenin  Cebrail  olduğunun  Kur’an'da  defalarca  tekrarlanmasıydı,  halbuki Yahudiler yalnızca İsrail soyundan gelen birinin  İlahî vahye mazhar olabileceği­ni  düşünüyorlardı;  ve  üçüncü  olarak,  Cebrail  aracılığıyla  vahyedilmiş  olan Kur’an'ın bazı Yahudi  inanç ve  davranışlarının  şiddetli  eleştirileriyle  dolu  olma­sı ve onları Hz. Musa'nın hakiki mesajına karşı olmakla itham etmesiydi.  (Bu Ha­dislerin  ayrıntıları  için  bkz.  Taberî,  Zemahşerî,  Beğavî,  Râzî,  Beydâvî,  Ibni  Ke- sîr.) Ayet  97'deki m â  beyne yedeyhi ifadesini  “önceki  çağlarda  indirilenler/geç- miş vahiylerden  bugüne  kalmış  olanlar”  şeklinde  çevirmem hakkında bkz,  sûre 3,  not  3. ESED

     Zımnen:  Aslında  siz  Cebrail'e  düşman  ol­makla onu görevlendiren Allah'a düşmanlık edi­yorsunuz.  Zira  Cebrail'in Allah'tan  aldığı  mesa­jı  kime  götüreceğine  kendisi  değil  Allah  karar  verir.  O,  sadece bir elçidir ve elçiye zeval olmaz. MI

    )

19 Mayıs 2022 Perşembe

 Bakara 94-96:

  •  De ki:' Allah(cc) katında Ahiret yurdunun, insanlar arasında yanlızca size ait olduğu inancında eğer samimi iseniz, hadi ölümü isteyin'. Fakat işledikleri kötülükler yüzünden onlar hiç bir zaman ölümü istemeyecekler. Allah(cc), zalimleri çok iyi bilir. Ve sen onları başkalarından daha hırslı hayata bağlı göreceksin. Hatta müşriklerden bile çok bağlılar. Onların herbiri binlerce yıl yaşamak ister. Halbuki uzun yaşaması, böyle birini ahirette azaptan kurtarmaz, zira Allah(cc) onların yapıp ettiklerini görmektedir.
    (
    Bu tür ayetleri sırf israiloğullarına mal etmek, sanki başka toplumlarda bu tür hastalıklar yokmuş gibi davranmak, doğru değildir.  Buradaki asıl gösterge, dünya hayatına hırsla sıkı sıkı bağlanmaktır. Bu tiplerin gerçek anlamda ahiret hayatı diye bir düşünceleri yoktur, tek hedefleri dünyalık menfaatleridir, onun için çalışır, onun için herşeyi yaparlar.
    )

18 Mayıs 2022 Çarşamba

 Bakara 93:

  •  Yine bir zamanlar, Sina dağını üzerlerine şahit tutarak, :' Size emanet ettiğimiz şeye bütün gücünüzle sarılın, ve ona kulak verin' diyerek sizden kesin bir söz almıştık. (Bütün bunlara rağmen) onlar:' Dinledik, ama itaat etmiyoruz!' dediler. Zira hakikatı reddetmeleri yüzünden kalplerini buzağı sevgisi kaplamıştı. De ki:' Ne kötü şu inancınızın sizi yönelttiği şey!, Tabii eğer gerçekten bir şeylere inanıyorsanız!'.
    (

    Lafzen,  “hakikati  inkar  etmelerinden  dolayı  kalplerine  buzağı  yerleştirilmiştir”: Yani,  öncekiler  Hz.  Musa'nın  teklif  ettiği  hakiki  mesajdan  uzaklaştıktan  sonra “altın buzağı”  ile  sembolize  edilen maddî nesnelere  tapınmaya başladılar.ESED

    Bütün dinlerde, temel olarak indirilen vahye sarılma ve onu sıkı sıkıya takip edip ona kulak verme esasdır, ki bu da salatı ikame etmenin gerçek anlamıdır. Ama başka şeylerin peşine takılanların, bunu yapabilmesi zordur, hatta imkansızdır.
    )

17 Mayıs 2022 Salı

 Bakara 91-92:

  •  Nitekim onlara :' Allah(cc)'ın indirdiğine inanın' dendiğinde, :' Biz yanlızca bize indirilene inanırız' derler, ve zaten bildikleri bir gerçeği tasdik ve teyid eden bir hakikat olsa bile, sonra gelen her haberi inkar ederler. De ki :' Madem gerçek müminler idiniz, neden Allah(cc)'ın önceki peygamberlerini öldürdünüz?'. Hem ayrıca, Musa(as) size hakikatın tüm kanıtları ile gelmişti ama , onun yokluğunda (altın) buzağıya tapmaya başlamış ve böylece haince bir davranış tarzı içine girmiştiniz.
    (
     "Allah'ın  indirdiğine  inanın"  denildiğinde  verdikleri  "biz  kendimize  indirilene  inanırız"  cevabı,  aslında onların kendilerine indirilen ilâ­hî mesaja Allah'tan geldiği için  değil de Isrâiloğullanna  geldiği için  inandıklarını  gösterir.  Sa­mimi  değillerdir.  Çünkü  bir  inançta  ölçü,  me­sajın kimden  geldiği  değil kime  geldiğidir. MI

    )

16 Mayıs 2022 Pazartesi

 Bakara 89-90:

  •  Ve ne zaman Allah(cc) katından onlara, halen sahip oldukları hakikati tasdik eden yeni bir vahiy gelse, daha önce, hakikati inkara şartlanmış olanlara karşı üstün gelmek için yalvarıp yakardıklarını unutarak, daha önce tanıdıkları hakikatı bu sefer de inkara kalkıştılar. Ve Allah(cc)'ın laneti , hakikatı inkar eden herkesin üzerinedir.
    Allah(cc)'ın lütfunu dilediği kuluna bahşetmesini kıskanarak, Allah(cc)'ın indirdiği hakikatı inkar etmeleri ve böylece kendilerini kaptırdıkları şu boş gurur ne kötü!. Onlar böylece Allah(cc)'ın gazabını tekrar tekrar hakkettiler. Ve hakikati inkar edenler için hazırlanmış utanç verici bir azap vardır.
    (
    Before the advent of the Holy Prophet, the Jews were looking forward with great longings to the Prophet about whom there were many prophecies in their own Scriptures. They used to pray: "May he come soon so that we should triumph over the disbelievers and regain our lost glory! ". The people of Madinah themselves bore witness that the Jews lived in this expectation. It had become a bye-word with them to proclaim: "Let the pagans tyrannise over us as much as they like. When that Prophet comes, we will settle accounts with them." Accordingly, when the people of Madinah learnt that Muhammad (Allah's peace he upon him) had declared himself to be a Prophet, they recalled these things and thought that he might be the very Prophet about whom they had heard so much from the Jews. So they said to one another, "Let us go and accept him lest the Jews should forestall us." That was the reason why the Muslims of Madinah could not understand the attitude of the Jews who, instead of accepting him as the Prophet for whom they had been so anxiously waiting, had become his greatest opponents. As to the fact that "they did recognize the Holy Prophet," many proofs were furnished at that very time. The most authentic evidence is that of Hadrat Safiyyah (one of the wives of the Holy Prophet), who was the daughter of one learned Jew and the niece of another. She says, "When the Holy Prophet migrated to Madinah, my father and uncle went to see him. When they returned home, I myself heard the following conversation between them: Uncle: Is he really the same Prophet about whom there occur prophecies in our books? Father: By God, he is the same. U Are you quite sure of it? F. Yes. U. Then what is your intention? F. I will oppose him as long as I live and will not let his mission succeed. ( lbn Hisham, Vol. II, p. 165, Cairo Edition, 1936).  ET

    )

15 Mayıs 2022 Pazar

 Bakara 87-88:

  •  Nitekim, Musa(as)'a da ilahi kelamı vermiş, ve birbiri ardınca onu izleyen peygamberler göndermiştik. Meryem oğlu İsa(as)'ya da gerçeğin açık belgelerini vermiştik. Fakat her ne zaman bir elçi hoşunuza gitmeyen bir şey getirse, küstahça ona başkaldırdınız, kimilerini yalanladınız, kimilerini de öldürüyorsunuz, değil mi? Ama onlar :' Kalplerimiz ilimle dolu zaten!' diyorlar. Hayır!, bilakis Allah(cc), onları hakikati kabullenmeyi reddettikleri için rahmetinden dışlamıştır. Zira onların çok az bir kısmı hariç, iman etmiyorlar.

14 Mayıs 2022 Cumartesi

 Bakara 85-86:

  •  Buna rağmen, yine sizler birbirinizi katlediyor - ki bu kesinlikle yasaklanmıştı- kendi halkınızdan bir kısmını yurtlarından sürüp, onlara karşı günahkarlık ve nefrette yarışıp yardımlaşıyor, ve esir olarak elinize düştüklerinde onlardan fidye alıyorsunuz. Böyle davranarak, ilahi kelamın bir kısmına inanıp bir kısmına inan mıyormusunuz? Öyleyse bilin ki, içinizden böyle yapanların karşılaşacağı karşılık, dünya hayatında zillet ve ahirette de en acıklı azap olacaktır.  Zira, Allah(cc) yaptıklarınıza karşı duyarsız değildir.  İşte bunlardır ahireti feda edip dünya hayatını satın alanlar!. Böyle kimselerin azabı hafifletilmeyecek ve onlara yardım da edilmeyecektir.
    (
    Bu,  Hz.  Peygamber'in  hicreti sırasında Medine'de var  olan şartlara  bir atıftır.  İs­lam'dan önceki  dönemde  Medine'nin  iki Arap  kabilesi -Evs  ve  Hazrec- sürekli birbirleriyle  savaş halindeydiler;  ve orada yaşayan üç Yahudi  kabilesinden -B e ­nî  Kaynukâ',  Benî  Nadîr  ve  Benî  Kurayza-  ilk  ikisi  Hazrec'in  müttefiki  olduğu halde  üçüncüsü  Evs'in  müttefiki  idi.  Böylece,  yaptıkları  savaşlarda  Yahudiler, müşrikler ile ittifak halinde  öteki Yahudileri öldürüyorlardı (“birbirleriyle  günah ve  nefrette  yardımlaşarak”):  Bu,  Hz.  Musa'nın  Şeriatı'na  göre  iki  misli  ağır  suç idi.  Ancak yine de o şeriata  uyarak birbirlerinden  aldıkları esirleri  sonradan fid­ye karşılığı serbest bırakıyorlardı.  Kur’an'ın sonraki cümlede işaret ettiği açık tu­tarsızlık  işte budur.ESED

    As a concrete example of this may be cited the strange conduct of the different clans of the Jews, who lived in the neighbourhood of Madinah. Before the migration of the Holy Prophet, they had entered into alliances with the neighbouring Arab clans, Aus and Khazraj. When one Arab clan went to war with the other clan, their respective Jewish allies also went to war against each other. Thus Jews waged war upon Jews, whereas this was clearly against the teachings of their Scriptures which they knowingly violated. But when the Jews of one clan fell into the hands of the other clan as prisoners of war, they would redeem them after taking ransom for them. When they were questioned about this inhuman trade of their own brethren, they tried to justify it, saying that it was allowed by the Scriptures. It is strange that they forgot the same Scriptures which they brazenfacedly violated by going to war against each other. Thus on the one hand, they accepted that part of the Scriptures which allowed ransom for prisoners and , on the other hand, rejected that part which prohibited war against their own brethren in faith.  ET

    Yukarıdaki ayetlerde profili çizilen davranış tarzına sahip israiloğulları ile ilgili bu kıssaların anlatılmasındaki amaç, bilmem X asır önce israiloğullarının nasıl davrandığını bize tarihi gerçekleri ile anlatmak değildir diye düşünüyorum. Zira, bu  Kuran'ı tarih kitapları ile karıştırmak olur ki, kesinlikle bu yanlıştır. Fakat bir çok müfessir, bu tür kıssalarda hemen atlayarak, -X asır önce şöyle oldu, böyle davrandılar, bu ayet te ondan indi zaten- gibi olayı bir bakıma sulandırmakta, anlatılan kıssanın muhatabını israiloğullarına indirgemektedir. Bu kesinlikle yanlıştır ve bu doğu toplumlarının bir hastalığıdır ve - bana değil, ona söylüyor, ben zaten böyle değilim- vari yaklaşımlarla kendini temize çıkarmı girişimleridir. Yaşadığımız çağda, -hatta yıllarda-, müslüman olduğunu iddaa eden toplumlar içlerinde bir kısım topluluklara hala zulmediyor, onlarla savaşıyor, onlara karşı  günahkarlık ve nefrette yarışıyor, onları ele geçirdiklerinde -suçları olmadığı halde- hapse tıkıyor, sonra çıkarmak için rüşvet alıyor, ve bu ayetlerde bahsedilen davranış tarzlarının hepsini en güzel şekilde yapıyorlar!. Buradan neyi anlıyoruz? Bakara süresinde baştan beri münafıkların özellikleri anlatıldı, bu münafık davranış tarzına ait örnekler olması itibari ile bu kıssalar anlatıldı ve bu tiplerin hem dünyada rezil olacakları hem de ahiretlerinin bittiği ve onlara hiç bir şekilde de yardım edilmeyeceği belirtildi. Kim olursa olsun, ister X asır önce yaşamış veya bugün yaşayan her kim bu davranış tarzlarını sergilerse veya sergiledi ise, sonu hüsrandır, Yüce Rabbim bütün bunlara duyarsız değildir ve onlar sonsuza kadar kaybedenlerdir. Onlara tavsiyem de -hadi ölmüş gitmişlerin o şansı yok ama- yaşayanların şimdiden güneş kremlerini biriktirmeleridir, cehennemde ihtiyaç duyacaklar, işe yarar mı? sanmam!
    Sözün kısası, Kuran kendisini muhatap görene hitap eder, gerisi için de

    اَسَاطٖيرُ الْاَوَّلٖينَؕ
    (geçmişlerin masalları)

    )

13 Mayıs 2022 Cuma

 Bakara 83-84:

  •  Yine bir zamanlar israiloğullarında şöyle söz almıştık:
    1.  Allah(cc)'tan başkasına kulluk yapmayınız.
    2. Anne-babaya, yakınlara,öksüzlere ve biçarelere ne yapılması gerekiyorsa yapınız (إِحْسَاناً).
    3. İnsanlara ne söylenmesi gerekiyorsa onu söyleyin(حُسْناً).
    4. Salatı sıkı sıkı takip edin(وَأَقِيمُواْ الصَّلاَةَ).
    5. Karşılıksız yardımda bulunun(وَآتُواْ الزَّكَاةَ).

    Sonra pek azınız dışındakiler hariç, sözünüzden döndünüz.  Ayrıca sizden şöyle söz almıştık:

    1. Birbirinizin kanını dökmeyeceksiniz.
    2. Birbirinizi yurdunuzdan çıkarmaya çalışmayacaksınız.

    Siz de bunları kabul etmiştiniz ve şimdi de şahitlik ediyorsunuz.

    (
    • لاَ تَعْبُدُونَ إِلاَّ اللّهَ
    • وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَاناً وَذِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينِ
    • وَقُولُواْ لِلنَّاسِ حُسْناً
    • وَأَقِيمُواْ الصَّلاَةَ
    • وَآتُواْ الزَّكَاةَ
    • لاَ تَسْفِكُونَ دِمَاءكُمْ
    • وَلاَ تُخْرِجُونَ أَنفُسَكُم مِّن دِيَارِكُمْ

    )

 Bakara 82:

  •  Diğer taraftan iman edip salih amel işleyenlere de cennet vardır ve orada süresiz kalıcıdırlar.

12 Mayıs 2022 Perşembe

 Bakara 80-81:

  •  Ayrıca onlar :' Sayılı bir kaç gün dışında ateş bizi yakmayacak' diyorlar. Onlara bir sorsana:' Allah(cc)'tan söz mü aldınız? (Ki öyleyse, Allah(cc) vaadinden dönmez). Yoksa bilmediğiniz bir konuda Allah(cc)'a iftira mı atıyorsunuz?'. Aksine kim kötülük yapar ve suçu onu vebaliyle çepeçevre kuşatırsa, işte onlar ateş halkıdır.
    (
    Yaygın Yahudi  inancına  göre,  İsrailoğulları'ndan  günahkarlar bile  öteki  dünya­da sadece  çok sınırlı  bir ceza görecekler ve  “seçilmiş toplum”a mensup  olmala­rı sebebiyle cezaları çabucak kaldırılacaktır:  Bu,  Kur’an'm reddettiği bir inançtır.ESED
    )

11 Mayıs 2022 Çarşamba

 Bakara 78-79:

  • Onlar arasında ilahi kelamın gerçek bilgisine sahip olmayan ümmiler de var ve bunlar kitapla ilgilenmezler. Onlar sadece bir takım kuruntulara tabii olurlar ve zanna dayanırlar. O halde, yazıklar olsun onlara ki, kendi elleriyle uydurdukları kitabı, bu -Allah(cc)'tandır- deyip, sözde kazanç sağlıyorlar. Kendi elleriyle uydurduklarından dolayı yazıklar olsun onlara!, ve yine bütün bu kazandıklarından da yazıklar olsun onlara!.
    (
     Kur'an,  kuruntu  ürünü  bâtıl  inanç  ile  ce­halet arasında doğrudan bağ kuruyor.  Buradan,  tüm hurafelerin  de çıkış noktasının  söz  konu­su  cehalet  olduğunu  anlıyoruz.  Zımnen:  Vahiysiz  ve  kitapsız  dindarlık,  açığını  sahte  kutsallar  icat  ederek  kapatır.  Zira  taklide  dayalı  akide  zanna  mahkûmdurVahye  tabi  olmaya­nın  vehim  ve  kuruntusunu   dinleştirmekten   başka  yapacağı  bir  şey yoktur. MI
    )

10 Mayıs 2022 Salı

 Bakara 75-77:

  •  Bütün bunlardan sonra siz, onların size inanacaklarını mı sanıyorsunuz? Oysa onlardan bir çoğu Allah(cc)'ın kelamını işitip kavradıkları halde, bile bile onu tahrif ediyorlar. Onlar iman edenlerle buluştuklarında :' Biz de sizin gibi iman ettik' derler, birbirleriyle başbaşa kaldıklarında ise, (akıl hocaları -iman ettik- diyenlere) :' Rabbinizin katında size karşı koz olarak kulansınlar diye mi Allah(cc)'ın size açtığı şeyi onlara haber veriyorsunuz? Bu kadarını düşünemiyor musunuz?' derler. Asıl onlar düşünmez mi ki Allah(cc) onların gizlediklerini de açıkladıklarını da çok iyi biliyor.
    (
    Burada Müslümanlara hitap  edilmektedir.  İslam'ın  ilk döneminde özellikle o  za­manlar  çok  sayıda  Yahudinin  yaşadığı Medine'ye  hicretten  sonra  Müslümanlar, Yahudilerin,  tevhidî  inançlanndan dolayı  Kur’an mesajına ilk koşacaklar arasın­da  bulunacaklarım  bekliyorlardı.  Bu,  hayal  kırıklığı  ile  sonuçlanan  bir beklenti oldu.  Çünkü Yahudiler,  kendi dinlerini sadece  İsrailoğullarîna adanmış bir çeşit ulusal  miras  olarak kabul  ediyorlar ve yeni bir vahyin gereğine -veya  olabilirli­ğine- inanmıyorlardı.ESED

     "İman ettik"  diyenler  saf ve  samimi  kimi  Yahudiler,  onları  paylayanlarsa  haset  ve  inat­çı Yahudi liderleriydi.  Birinciler hakikati itiraf etmiş olsalar gerek ki,  akıl hocaları mü'minle-rin  eline  koz  vermemeleri  konusunda  onları  uyarıyordu.  Allah'ın  Isrâiloğullarma  açtığı  sır,  hiç  kuşkusuz  Hz.  Muhammed'in  Peygamber­liğiydi   [Tekvin,   21:21;    Tesniye,    18:15,    18;    33:2).  Bu  âyet,  Medine  Yahudilerinin  sadece  inkarcı  değil aynı zamanda ikiyüzlü oldukları­nı  da  gösterir.  Çünkü  14.  âyet  aynı  davranışı  münafıklara  nisbet  eder.  Sûrenin  8-20.  âyetle­rinde  sözü  edilen  münafıklarla  bu  âyettekile-rin  aynı  olması  da muhtemeldir.MI

    )

9 Mayıs 2022 Pazartesi

 Bakara 74:

  •  Bütün bunların ardından kalpleriniz katılaştı, kaya gibi hatta daha da sert oldu. Çünkü öyle kayalar var ki, içinden ırmaklar fışkırır ve öylesi de var ki, yarıldığında içinden su çıkar. Kimileri de var ki, Allah(cc)'ın haşmetinden harekete geçip yuvarlanır. Allah(cc) yaptıklarınıza karşı duyarsız değildir.

8 Mayıs 2022 Pazar

 Bakara 72-73:

  •  Yine bir zamanlar ey israiloğulları, siz bir adam öldürmüştünüz ve suçu birbirinize atıp duruyordunuz. Oysa Allah(cc) sizin örtbas ettiğiniz herşeyi açığa çıkarmaya kadirdir. Biz dedik ki:' Bu prensibi bu gibi çözülmemiş cinayet olaylarının bazılarında uygulayın'. Bu yolla Allah(cc) canları ölümden korur ve Kendi iradesini size gösterir ki, bunu görüp muhakemenizi kullanmayı öğrenesiniz.
    (
    İdribûhu  bi-ba'dibâ tabiri,  kelime  anlamıyla:  “onun bir kısmı  ile  ona  vur”  diye çevrilebilir  —ve  bu  karşılık,  İsrailoğulları'na,  kurban  edilen  sığırın  etinden  bir parça ile  öldürülen adamın cesedine vurmaları emrinin verildiği,  bunun üzerine adamın  mucizevî  olarak  canlanıp  katili  gösterdiği  gibi  gülünç  bir  iddianın  pek çok  müfessir  tarafından  ileri  sürülmesine  neden  olmuştur.  Ne  Kur’an,  ne  Hz. Peygamber'in  herhangi  bir  sözü,  hatta  ne  de  Kitâb-ı  Mukaddes,  bu  son  derece hayalî izaha  en ufak bir ruhsat vermez.  Bu nedenle,  sözkonusu iddia kabul edi­lemez. İdribûhu'dski  hû zamiri müzekker (eril) iken nefs ismi (ki burada “adam” diye  çevrilmiştir)  hakikatte  müennes  (dişil)  isimdir:  Buradan, idribûhu emrinin muhtemelen neföe işaret etmediği sonucu çıkar.  Diğer yandan, d arabe fiili (ke­lime  anlamı  “vurdu”)  çok  sık sembolik veya  mecazî anlamda  kullanılan  bir fiil­dir.  Mesela, darabe fi'l-ard (“yeryüzünde  seyahat  etti”),  veya darabe'ş-şey’ b i’ş-şey’ (“bir şeyi diğer bir şey ile kanştırdı”), ya da d arab e meselen (“benzetme yap­tı” veya “bir kıssa anlattı” yahut “bir tasvir yaptı”) veya ‘alâ darbin vâhidin (“ay­nen uygulandı”  veya  “aynı  şekilde”) veya duribet aleyhim ez-zilleh (“onlar aşa­ğılanmaya  uğradılar”  veya  “onlara  aşağılanma  uygulandı”) ve diğerleri  gibi.  Bü­tün bunları  gözönüne  alarak,  yukarıdaki  Kur’an  paragrafında  görülen idribûhuemrinin “ona” veya  “buna uygula”  diye çevrilmesinin daha  uygun olacağı kana­atindeyim (bu şekildeki bir kullanım ile toplumsal sorumluluk prensibine atıf ya­pılmaktadır). B a'dihâdaki  (“onun  bir  kısmı”) h â müennes  zamiri  ise,  öncesin­deki  en  yakın  müennes  isim  ile  ilgilidir —yani,  öldürülen nefis (kişi)  ile  veya üzerinde (fîhâ)  toplumun  anlaşmazlığa  düştüğü  cinayet  olayının  kendisi  ile. Böylece, idribûhu b i-ba‘d ih â tabirinin en uygun  karşılığı,  “bu  [prensibli bu  gibi [çözümlenmemiş  cinayet  olayllanndan  bazısına  uygulayın”  olmalıdır:  Çünkü, açıktır  ki,  bilinmeyen  şahıs  veya  şahıslar tarafından  işlenen  cinayetteki  toplum­sal sorumluluk prensibi,  bu tür bütün durumlara değil, yalnızca bazılarına tatbik edilebilir.ESED
    )

7 Mayıs 2022 Cumartesi

 Bakara 69-71:

  •  Onlar :' Bizim için Rabbine yalvar da onun rengini bize açıklasın' dediler. Musa(as) dedi ki:' Allah(cc) diyor ki - o bakanlara sürur veren, sapsarı bir sığırdır-' . Onlar :' Bizim için Rabbine yalvar da, onun mahiyetini bize iyice açıklasın. Çünkü sığırın nasıl bir şey olacağını tam anlayamadık. Biz, inşallah onu buluruz' dediler. Musa(as) :' Rabbim diyor ki - o henüz boyunduruk altına alınmayan, yer sürmeyen, ekin sulamayan, serbest dolaşan, renginde hiç alacası bulunmayan bir sığır -'. Onlar :' Tamam şimdi anladık nasıl bir şey isteniyor!' dediler ve sığırı bulup kestiler ama az kalsın kesmeyeceklerdi.
    (
    Yani,  Hz.  Musa  vasıtasıyla  kendilerine  vahyedilen  basit  bir  emrin  daha  net  bir tanımını  elde  etmeye  yönelik  inatçılıkları,  neredeyse  emri  yerine  getirmelerim imkansız  kılacaktı.  Bu  paragrafla  ilgili yorumunda  Taberî,  İbni  ‘Abbâs'ın  aşağı­daki görüşünü  aktarır:  “Eğer [ilk anda] seçtikleri herhangi bir sığırı kurban etsey- diler görevlerini yerine getirmiş olacaklardı; ama onu kendileri için karmaşık ha­le  getirdiler ve  Allah  da  onu  onlar  için  zorlaştırdı.”  Benzer bir görüş,  aynı  bağ­lamda,  Zemahşerî  tarafından  da  ifade  edilmiştir.  Bu  kıssanın  ahlakî  yönünün, bütün dinsel  hukukların (dolayısıyla İslam Hukuku'nun)  önemli bir problemine işaret ettiği görülmektedir:  yani,  başlangıçta genel ifadelerle verilen  herhangi bir dinî kanunla  ilgili ilave detaylar istemenin hoş görülmemesi —çünkü  bu  tür de­taylar,  sayı  ve  şekil  olarak  ne  kadar  çok  olursa,  kanun  da  o  kadar  katı  ve  kar­maşık hale gelir.  Bu  noktayı çok  iyi  kavrayan Reşid  Rıza,  yukarıdaki  Kur’an pa­sajı üzerindeki yorumunda aşağıdaki görüşleri serdeder (bkz. M enâr I,  345 vd.): “Bundan alınacak ders, kişinin kanunları daha karmaşık hale getirecek olan (hu­kukî)  taleplerde  bulunmaması  gerektiğidir.  İşte  ilk  Müslüman  nesiller  meseleyi böyle  görmüşlerdir.  Onlar meseleleri  kendi  içinde  giriftleştirmediler ve  böylece onlar  için, şeriat  (dîn),  tabii,  kolay ve  müsamahakar  idi.  Ama  sonradan  gelen­ler,  kendi  kıyaslamaları (ictihâdlan) yoluyla  çıkardıkları  (bazı)  buyrukları  dine ilave  ettiler;  ve  bu  (ilave)  buyruk ve  yasakları  o  kadar  çoğalttılar  ki  şeriat,  top­lum için ağır bir yük haline gelmeye başladı.” İslam Hukuku'nun gerçek emir ve buyruklarının  -yani,  Kur’an'da  ve  Hz.  Peygamber'in  öğretilerinde açık ve kesinolarak vaz'edilmiş  olanların-  neden  detaylardan  adeta  tamamen  uzak  olduğu­nun sosyolojik sebepleri konusunda State a n d  Government in İslam adlı kitabı­mı  (s.  11  vd.  ve  muhtelif bölümleri)  salık veririm.  (Türkçe  çevirisi, İslâm'da  Yö­netim B içim i—T.ç.n.)  Yukarıdaki  sığır kıssasında  tasvir edilen ve  Hz.  Peygam­ber'in  Ashâbı  tarafından  doğru  şekilde  kavranan  bu  problemin  önemi,  sûreye neden  “Bakara”  (sığır)  adı verildiğini  izah eder.  (Keza bkz.  5:101  ve  ilgili notlar 120-123.). ESED
    )

6 Mayıs 2022 Cuma

 Bakara 67-68:

  •  Yine bir zamanlar Musa(as) kavmine:' Allah(cc) bir sığır kesmenizi emrediyor' demişti de, onlar da:'Bizimle dalga mı geçiyorsun?' diye cevap verdiler. Musa(as) da:' Cahillerden olmaktan Allah(cc)'a sığınırım' demişti. Onlar da:' Madem öyle, bizim için Rabbine yalvar da bize onun niteliğini açıklasın' dediler. Musa(as) da:' O diyor ki, o ne yaşlı ne çok toy, bu ikisi arasında bir sığır olmalı. Hadi artık size verilen emri yerine getirin' dedi.

5 Mayıs 2022 Perşembe

 Bakara 65-66:

  •  Nitekim içinizde Yasak Günü'nü ihlal edenleri biliyorsunuz. Bu davranışlarından dolayı onlara :' Maymundan beter olun!' demiştik. Ve onları hem kendi zamanları hem de gelecek nesiller için uyarıcı bir örnek yaptık. Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilincinde olanlara da alınacak ibretlik ders vardır.

4 Mayıs 2022 Çarşamba

 Bakara 63-64:

  •  Yine bir zamanlar Sina dağını başınıza dikip sizden söz almış ve :' Size verdiğimiz mesaja sımsıkı sarılın, onun muhtevasını hatırdan çıkarmayın ki Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilincine varasınız' demiştik. Ama siz ondan sonra sözünüzden döndünüz. Eğer size karşı Allah(cc)'ın lütfu ve merhameti olmasaydı, kesinlikle kaybetmiştiniz.

3 Mayıs 2022 Salı

 Bakara 62:

  • Kuşkusuz, bu ilahi kelama iman edenlerle ile birlikte, yahudiler, hristiyanlar ve sabiilerden Allah(cc)'a ve Ahiret gününe inanmış ve salih amel işleyenlerin tümü Rablerinden hak ettikleri karşılığı göreceklerdir. Onlar ne korkacak ne de üzüleceklerdir.

    إِنَّ الَّذِينَ آمَنُواْ وَالَّذِينَ هَادُواْ وَالنَّصَارَى وَالصَّابِئِينَ مَنْ آمَنَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَعَمِلَ صَالِحاً فَلَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ

2 Mayıs 2022 Pazartesi

 Bakara 61:

  •  Ve yine bir zamanlar, Siz:' Ey Musa(as), Biz bir çeşit yiyecekten bıktık. Rabbine(رَبَّكَ) dua et de bize toprakta yetişen ürünler, sebze, salatalık, sarımsak, mercimek, soğan gibi ürünler çıkarsın' demiştiniz. Musa(as) da:' Daha hayırlı ve onurlu olan durumu daha aşağılık olanla mı değiştirmek istiyorsunuz?  O halde utanç içinde Mısır'a dönün. Orada o istedikleriniz var!' demişti. İşte böylece onlara, alçaklık ve yoksulluk mührü vuruldu ve Allah(cc)'ın gazabına uğradılar. İşte bu onların Allah(cc)'ın mesajlarını inkar etmeleri ve haksız yere peygamber öldürmelerinden dolayı idi. Bütün bunların asıl sebebi ise, isyankarlıkları ve taşkınlık yapmalarıydı.
    (
    İsrail Oğulları’nın burada dile getirdikleri ta-lep, günah olan bir talep değildi. Fakat, “Rabbin” demekle,  âdeta  ve  halâ  bir  inkâr  sergiliyorlardı. İkinci  olarak,  yerleşip  medenî  bir  hayata  ka-vuşmanın  hususiyetleri  çok  daha  başka  olduğu ve  onların  da  bu  hususiyetlere  uygun  taleplerde  bulunmaları  gerektiği  halde,  âdeta  ve  halâ  Mısı-r’daki kölelik hayatlarına bir arzu izhar etmiş ve hürriyetin,  bağımsız  bir  toplum  olmanın  kadrini  idrakten  daha  çok  uzakta  bulunduklarını  ortaya  koymuş oluyorlardı. Bu taleplerinin hemen arka-sından, Kur’ân-ı Kerim’in onlar yerleşik bir top-lum haline geldikten, hattâ kendileri için o zaman va’dedilmiş  ülke  olan  Filistin’e  yerleşip,  Hz.  Da-vud ve Hz. Süleyman (aleyhimesselâm) zamanla-rında çok büyük bir mülke ulaşmış bulunduktan sonra bile zihnen, ruhen ve manen kölelik günle-rine  döndüklerini,  neticede  işledikleri  cinayetleri,  zulümleri  nazara  vermesi,  kavmin  özelliklerini  anlamak ve bedevîlikle medenîliğin farklarını gör-me açısından çok önemlidir. Ayrıca âyet, Allah’ın gazabına uğradıklarını belirtmekle, Fâtiha Sûresi-’ndeki gazaba uğrayanlar ifadesine telmihte bu-lunmakta, âdeta onu tefsir etmektedir.
    Burada bir karşılaştırma yapma açısından, Hz. İsa’nın havarilerinin yine “Rabbin” tabirini kul-lanarak Hz. İsa’dan benzer bir talepte bulunduk-larına, fakat onların, arzın bitirdiklerinden değil de semavî bir sofra istemelerine (Mâide Sûresi/5: 112) dikkat çekilebilir.AÜ

    Yani,  “Özgürlüğünüzü, Mısır'daki esaretiniz sırasında yaşadığınız anlamsız rahat­lığa  değişir miydiniz?”  Sina  çölünde  dolaşıp durdukları sıralarda  pek çok Yahu­di,  Tevrat'ta açıkça ifade edildiği  üzere  (Sayılar,  xi),  Mısır'daki hayatlarının  nisbî güvenliğini  özlemle anıyorlardı.  Ve  zaten yukarıdaki Kur’an pasajının bir sonra­ki  cümlesinde  Hz.  Musa'nın  ona İmada bulunmasından da bu  anlaşılmaktadır.ESED

     Zımnen:   Allah'ın   lutfuyla   kendilerini   soykırımdan kurtarıp  türlü nimetler veren Al­lah'a şükredecekleri yerde,  "Hani bunun  soğa­nı,  sarımsağı?"  demeye başladılar. MI



    )

1 Mayıs 2022 Pazar

 Bakara 60:

  •  Yine bir zamanlar Musa(as) kavmi için su dileğinde bulunmuştu. Biz de kendisine :' Asanla taşa vur' demiştik. Bunun üzerine taştan oniki kaynak birden fışkırmıştı ki, halkın tümü nereden içeceğini bilsin. Allah(cc)'ın rızkında yiyin için, ama dönüp dolaşıp vardığınız, konup yerleştiğiniz yerlerde bozgunculuk ve taşkınlık çıkarmayın, saldırganlık yapmayın.