7 Mayıs 2022 Cumartesi

 Bakara 69-71:

  •  Onlar :' Bizim için Rabbine yalvar da onun rengini bize açıklasın' dediler. Musa(as) dedi ki:' Allah(cc) diyor ki - o bakanlara sürur veren, sapsarı bir sığırdır-' . Onlar :' Bizim için Rabbine yalvar da, onun mahiyetini bize iyice açıklasın. Çünkü sığırın nasıl bir şey olacağını tam anlayamadık. Biz, inşallah onu buluruz' dediler. Musa(as) :' Rabbim diyor ki - o henüz boyunduruk altına alınmayan, yer sürmeyen, ekin sulamayan, serbest dolaşan, renginde hiç alacası bulunmayan bir sığır -'. Onlar :' Tamam şimdi anladık nasıl bir şey isteniyor!' dediler ve sığırı bulup kestiler ama az kalsın kesmeyeceklerdi.
    (
    Yani,  Hz.  Musa  vasıtasıyla  kendilerine  vahyedilen  basit  bir  emrin  daha  net  bir tanımını  elde  etmeye  yönelik  inatçılıkları,  neredeyse  emri  yerine  getirmelerim imkansız  kılacaktı.  Bu  paragrafla  ilgili yorumunda  Taberî,  İbni  ‘Abbâs'ın  aşağı­daki görüşünü  aktarır:  “Eğer [ilk anda] seçtikleri herhangi bir sığırı kurban etsey- diler görevlerini yerine getirmiş olacaklardı; ama onu kendileri için karmaşık ha­le  getirdiler ve  Allah  da  onu  onlar  için  zorlaştırdı.”  Benzer bir görüş,  aynı  bağ­lamda,  Zemahşerî  tarafından  da  ifade  edilmiştir.  Bu  kıssanın  ahlakî  yönünün, bütün dinsel  hukukların (dolayısıyla İslam Hukuku'nun)  önemli bir problemine işaret ettiği görülmektedir:  yani,  başlangıçta genel ifadelerle verilen  herhangi bir dinî kanunla  ilgili ilave detaylar istemenin hoş görülmemesi —çünkü  bu  tür de­taylar,  sayı  ve  şekil  olarak  ne  kadar  çok  olursa,  kanun  da  o  kadar  katı  ve  kar­maşık hale gelir.  Bu  noktayı çok  iyi  kavrayan Reşid  Rıza,  yukarıdaki  Kur’an pa­sajı üzerindeki yorumunda aşağıdaki görüşleri serdeder (bkz. M enâr I,  345 vd.): “Bundan alınacak ders, kişinin kanunları daha karmaşık hale getirecek olan (hu­kukî)  taleplerde  bulunmaması  gerektiğidir.  İşte  ilk  Müslüman  nesiller  meseleyi böyle  görmüşlerdir.  Onlar meseleleri  kendi  içinde  giriftleştirmediler ve  böylece onlar  için, şeriat  (dîn),  tabii,  kolay ve  müsamahakar  idi.  Ama  sonradan  gelen­ler,  kendi  kıyaslamaları (ictihâdlan) yoluyla  çıkardıkları  (bazı)  buyrukları  dine ilave  ettiler;  ve  bu  (ilave)  buyruk ve  yasakları  o  kadar  çoğalttılar  ki  şeriat,  top­lum için ağır bir yük haline gelmeye başladı.” İslam Hukuku'nun gerçek emir ve buyruklarının  -yani,  Kur’an'da  ve  Hz.  Peygamber'in  öğretilerinde açık ve kesinolarak vaz'edilmiş  olanların-  neden  detaylardan  adeta  tamamen  uzak  olduğu­nun sosyolojik sebepleri konusunda State a n d  Government in İslam adlı kitabı­mı  (s.  11  vd.  ve  muhtelif bölümleri)  salık veririm.  (Türkçe  çevirisi, İslâm'da  Yö­netim B içim i—T.ç.n.)  Yukarıdaki  sığır kıssasında  tasvir edilen ve  Hz.  Peygam­ber'in  Ashâbı  tarafından  doğru  şekilde  kavranan  bu  problemin  önemi,  sûreye neden  “Bakara”  (sığır)  adı verildiğini  izah eder.  (Keza bkz.  5:101  ve  ilgili notlar 120-123.). ESED
    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder