Bakara 69-71:
- Onlar :' Bizim için Rabbine yalvar da onun rengini bize açıklasın' dediler. Musa(as) dedi ki:' Allah(cc) diyor ki - o bakanlara sürur veren, sapsarı bir sığırdır-' . Onlar :' Bizim için Rabbine yalvar da, onun mahiyetini bize iyice açıklasın. Çünkü sığırın nasıl bir şey olacağını tam anlayamadık. Biz, inşallah onu buluruz' dediler. Musa(as) :' Rabbim diyor ki - o henüz boyunduruk altına alınmayan, yer sürmeyen, ekin sulamayan, serbest dolaşan, renginde hiç alacası bulunmayan bir sığır -'. Onlar :' Tamam şimdi anladık nasıl bir şey isteniyor!' dediler ve sığırı bulup kestiler ama az kalsın kesmeyeceklerdi.
(
Yani, Hz. Musa vasıtasıyla kendilerine vahyedilen basit bir emrin daha net bir tanımını elde etmeye yönelik inatçılıkları, neredeyse emri yerine getirmelerim imkansız kılacaktı. Bu paragrafla ilgili yorumunda Taberî, İbni ‘Abbâs'ın aşağıdaki görüşünü aktarır: “Eğer [ilk anda] seçtikleri herhangi bir sığırı kurban etsey- diler görevlerini yerine getirmiş olacaklardı; ama onu kendileri için karmaşık hale getirdiler ve Allah da onu onlar için zorlaştırdı.” Benzer bir görüş, aynı bağlamda, Zemahşerî tarafından da ifade edilmiştir. Bu kıssanın ahlakî yönünün, bütün dinsel hukukların (dolayısıyla İslam Hukuku'nun) önemli bir problemine işaret ettiği görülmektedir: yani, başlangıçta genel ifadelerle verilen herhangi bir dinî kanunla ilgili ilave detaylar istemenin hoş görülmemesi —çünkü bu tür detaylar, sayı ve şekil olarak ne kadar çok olursa, kanun da o kadar katı ve karmaşık hale gelir. Bu noktayı çok iyi kavrayan Reşid Rıza, yukarıdaki Kur’an pasajı üzerindeki yorumunda aşağıdaki görüşleri serdeder (bkz. M enâr I, 345 vd.): “Bundan alınacak ders, kişinin kanunları daha karmaşık hale getirecek olan (hukukî) taleplerde bulunmaması gerektiğidir. İşte ilk Müslüman nesiller meseleyi böyle görmüşlerdir. Onlar meseleleri kendi içinde giriftleştirmediler ve böylece onlar için, şeriat (dîn), tabii, kolay ve müsamahakar idi. Ama sonradan gelenler, kendi kıyaslamaları (ictihâdlan) yoluyla çıkardıkları (bazı) buyrukları dine ilave ettiler; ve bu (ilave) buyruk ve yasakları o kadar çoğalttılar ki şeriat, toplum için ağır bir yük haline gelmeye başladı.” İslam Hukuku'nun gerçek emir ve buyruklarının -yani, Kur’an'da ve Hz. Peygamber'in öğretilerinde açık ve kesinolarak vaz'edilmiş olanların- neden detaylardan adeta tamamen uzak olduğunun sosyolojik sebepleri konusunda State a n d Government in İslam adlı kitabımı (s. 11 vd. ve muhtelif bölümleri) salık veririm. (Türkçe çevirisi, İslâm'da Yönetim B içim i—T.ç.n.) Yukarıdaki sığır kıssasında tasvir edilen ve Hz. Peygamber'in Ashâbı tarafından doğru şekilde kavranan bu problemin önemi, sûreye neden “Bakara” (sığır) adı verildiğini izah eder. (Keza bkz. 5:101 ve ilgili notlar 120-123.). ESED
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder