Bakara 106-107:
- Biz yerine yenisini ya da daha hayırlısını getirmeden bir mesajı unutturmayız ya da yürürlükten kaldırmayız. Allah(cc)'ın herşeye kadir olduğunu bilmiyor musunuz?. Yine bilmiyor musunuz ki, göklerin ve yerin hakimiyeti Allah(cc)'a aittir. Ve, sizin için Allah(cc)'tan başka ne bir koruyup kollayıcı ne de bir yardımcı vardır.
(
Bu pasajda ortaya konulan prensip -Kitâb-ı Mukaddes öğretisinin, yerini Kur’-an'ın getirdiği öğretiye bırakması- birçok Müslüman alimin yanlış yorumlarına sebep olmuştur. Bu bağlamda kullanılan âyet (“mesaj”) kelimesi, aynı zamanda Kur’an'ın bir “hükmü”nü ifade etmek için de kullanılmaktadır (çünkü bu hükümlerin her biri bir mesaj taşır). Âyet terimini bu sınırlı anlamda alan bazı alimler, yukarıdaki pasajdan, Kur’an'ın bazı ayetlerinin vahiy tamamlanmadan önce Allah'ın talimatı ile “nesh” edildiği (yürürlükten kaldırıldığı) sonucunu çıkarmaktadırlar. Bu iddianın -ki, yazdıklarını tashih için ikinci defa okurken bazı bölümleri atan veya başkaları ile değiştiren herhangi bir yazarı akla getirmektedir- saçmalığının yanısıra, Kur’an'm herhangi bir ayetinin “nesh” edilmiş olduğunu bildiren tek bir sahih Hadis bile bulunmamaktadır. Sözde “nesh doktrini”nin temelinde bazı eski müfessirlerin Kur’an'ın bir pasajını diğeri ile uzlaştırmadaki yetersizlikleri yatmaktadır: Sözkonusu ayetlerden birinin “neshedildiği” yargısına vararak altından kalkılmaya çalışılan bir yetersizlik. Bu keyfî değerlendirme, “nesh doktrini”nin taraftarları arasında kaç Kur’an ayetinin ve hangilerinin neshedildiği, ayrıca bu sözde nesih ile, sözkonusu ayetin Kur’an'ın tertibinden tamamen çıkarıldığı mı yoksa yalnızca o ayet ile konulan özel hükmün veya beyanın mı iptal edildiği konusunda neden hiçbir görüş birliği olmadığını da açıklamaktadır. Kısacası, “nesh doktrini” hiçbir tarihsel olguya dayanmamaktadır ve bu nedenle de reddedilmelidir. Diğer taraftan, yukarıdaki Kur’an pasajını yorumlamadaki zahirî güçlük, âyet teriminin “mesaj” olarak anlaşılması ve bu ayetin, Yahudilerin ve Hristiyanların Kitâb-ı Mukaddes'in yerini alan herhangi bir vahyi kabul etmediklerini ifade eden önceki pasaj ile bağlantılı olarak okunması halinde derhal ortadan kalkar: çünkü onu bu şekilde okumamız halinde, neshin, bizzat Kur’an'ın herhangi bir bölümü ile değil, sadece geçmiş İlahî mesajlar ile ilgili olduğunu görürüz.ESED
Bu âyetin ait olduğu pasaj, daha önce kendilerine vahiy ile hitap edilen toplulukların ilâhî kelama sırt çevirmeleri ve buna da gerekçe üretmelerinin anlatıldığı bir pasajın hemen ardından gelmektedir. Açıktır ki âyette, Yahudilerin Hz. Muhammed'e gelen mesaja karşı sırt dönme gerekçeleri çürütülmektedir. Dolayısıyla burada söz konusu olan nesh Kur'an içerisinde yer alan herhangi bir âyet ya da âyetler gurubuna ilişkin değil önceki mesajlara ilişkin bir neshtir. MI
This is the answer to an objection which the Jews raised to create doubts in the minds of the Muslims. They argued like this: The Qur'an says that the former Scriptures had been sent down by Allah and that it also has been sent down by Him. If it is so, why does the Qur'an then give such commands as differ from those contained in the former Books'? How can the same Allah give different commands at different times? Besides, they said, "The Qur'an asserts that the Jews and the Christians have forgotten a part of the teachings sent down to them. How is it possible that the teachings of Allah could be obliterated from memory?" They did not raise these objections for the sake of arriving at the truth but for the sake of creating mischief. Allah answers their objections thus: "I am the Sovereign and My powers are unlimited. I can repeal any order of Mine or allow it to be forgotten, but I substitute for it something that serves the same purpose better or at least equally well." ET
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder