31 Ağustos 2022 Çarşamba

 Bakara 261-262:

  •  Mallarını Allah(cc) yolunda harcayanların durumu, yedi başak veren ve her başakta yüz tane bulunan tohuma benzer. Allah(cc) dilediğine kat kat verir. Zira Allah(cc) rahmetiyle sınırsızdır ve her şeyi en iyi bilendir. Mallarını Allah(cc) yolunda infak edipte, sonra infak ettiklerini başa kakıp gönül inciltmeye kalkışmayanlar, ödüllerini yanlızca Rableri katında bulacaklardır. Artık onlar gelecekten endişe duymayacaklar, geçmişten dolayı da mahsun olmayacaklardır.
    (
    Zımnen:  Bereketin  kaynağı  Allah'tır;  Al­lah'ın  eşyaya  müdahil  olduğunu  tasdik  etme­yen  bu  berekete  nail  olamaz.  Bu  rakamların  çokluktan  kinaye  olduğunun  delili,  bu  ibare­nin  hemen  ardından  gelen  "Allah  dilediğine  kat  kat  verir"  cümlesidir.  Bu  ibarenin  sadece  mecazi  değil,  bir de hakiki boyutunun olduğu­nu  çiftçilikle  geçinenlerin  yaptığı  bir  uygula­ma  teyit   etmektedir.   Buna   göre,   ekilen  bir  buğday  tanesinden  çıkan  çimler  çatallandık-tan ve  kardeşlendikten  sonra ayrılmakta ve  fi­de olarak dikilmektedir.  Bu yöntemle, bir buğ­day tanesinden iki bin taneden fazla ürün  elde  edilebilmektedir.   Esasen  cennet,   "Allah  yo­lunda"  harcanmış  bir  değerin  âzami  getirişini  ifade  eder.  Ebedi  güzelliğin  üretildiği  bu  mer­kezlerin  tohumu ise,  insanın bu  dünyada yap­tıklarıdır.  İşte bu yüzden  "Dünya âhiretin  tar-lasıdır".MI


    Önceki  âyette  müjdelenen  verimin  elde  edilebilmesi  için  elbette  yalnızca  "harcamak"  yetmemektedir.  Bu  harcamayı  ahlâkî  ilkeleri  çiğnemeden  yapmak  ve  harcamadan  yararla­nanları  yaralamamak  gerekir.  Tıpkı  bu  âyette  vurgulandığı  gibi. MI

    )

30 Ağustos 2022 Salı

 Bakara 260:

  •  İbrahim(as) da bir zaman:' Ey Rabbim, ölüye nasıl hayat verdiğini bana göster' demişti. O da :' Yoksa inanmıyor musun?' demişti. İbrahim(as):' Hayır! (asla öyle bir şey yok), ama görmeme izin ver ki, kalbim mutmain olsun' dedi. Allah(cc) ta:' Öyleyse, dört kuş al, onları kendine alıştır. Sonra onları etraftaki tepelere ayrı ayrı sal, sora da çağır, uçarak sana geleceklerdir. Bil ki Allah(cc) her şeye kadirdir, hikmet sahibidir' dedi.
    (
     Yukarıdaki  kıssayı  çevirme  tarzım surhunne  ileyke (“onları  kendine  alıştır”,  ya­ni,  “sana  itaat  etmelerini  öğret”)  emrinin  öncelikli anlamına  dayanmaktadır.  Bu kıssanın verdiği ahlakî ders,  ünlü müfessir Ebû Müslim tarafından  ikna edici bir şekilde  anlatılmıştır  (Râzî'nin  nakline  göre):  “Eğer  insan,  kuşlan  çağrısına  uya­cak şekilde  eğitebilirse -ki  kesinlikle o güce  sahiptir- öyleyse her şeyin iradesi­ne teslim olduğu  Allah da  sadece  'ol!’  diyerek  her  şeye hayat verebilir.” ESED

     Hz.  İbrahim’in  (a.s.)  bu  isteğine  mukabil,  Hz. Ali (r.a.), “Gayb perdesi açılsa yakînim art-mayacak!” der. Elbette Hz. Ali, Hz. İbrahim’den daha fazla yakîn sebebi değildi. Ama, her insanın bir yakîn kapasitesi vardır. Hz. Ali, o sözü söy-lediğinde velîlerin şahı olarak demek ki kapasite-sini  doldurmuştu.  Hz.  İbrahim  ise,  söz  konusu  istekte bulunduğunda, en büyük rasûllerden biri olarak daha henüz yakîn kapasitesini doldurma-mıştı.AÜ

    )

29 Ağustos 2022 Pazartesi

 Bakara 259:

  •  Yoksa, sen , ey insanoğlu, harabeye dönmüş bir kasabadan geçen ve :' Allah(cc) bütün bunları öldükten sonra nasıl diriltebilir?' diyen kişiyle aynı fikirde misin? Bunun üzerine Allah(cc) onu yüz yıl boyunca ölü bırakmış ve sonra tekrar hayata döndürerek :' Bu halde ne kadar süre kaldın?' demişti. O da :' Bir gün veya bir günden de kısa kaldım galiba!' demişti. Allah(cc):' Hayır! bu halde yüz yıl kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine bak, hiç bozulmamış, Eşşeğine bak. (Biz bütün bunları) insanlara ibret olman için yaptık. Bir de şu insanların ve hayvanların kemiklerine bak, onları nasıl birleştirip et ile ördüğümüzü bir düşün!'. Bütün bunlar ona açıklanınca:' Şimdi biliyorum ki, Allah(cc) herşeye kadirdir' dedi.

    أَنَّ اللّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

28 Ağustos 2022 Pazar

 Bakara 258:

  • Sırf Allah(cc) kendisine hükümranlık verdi diye Rabbi hakkında İbrahim(as)'la tartışan kimseye bir baksana!. İbrahim(as) ona:' Benim Rabbim hayat veren ve öldürendir' dediğinde, o da :' Ben de hayat verir ve öldürürüm' demişti. İbrahim(as):' Allah(cc) güneşi doğudan getirir, haydi sen de batıdan getir' dediğinde küfre gömülüp kalmış bu kişi donup kalmıştı. Evet, Allah(cc) zulme gömülmüş bir toplumu asla hidayete erdirmez.
    (
    Kitab-ı  Mukaddes’te  yer  almayan  fakat  Talmud’da  yakın  ifadelerle  anlatılan  bu  hadise,  Hz. İbrahim (a.s.)’la Irak’ta Keldanî krallarından biri  arasında  geçmiştir.  Talmud’a  göre,  Hz.  İb-rahim’in  babalığının  Nemrut  denilen  bu  kralın sarayında önemli bir mevkii vardı. Hz. İbrahim (a.s.),  Tevhid’i  tebliğe  başlayıp  putları kırınca, babalığı onu Nemrut’a şikâyet etti ve aralarında sarayda bu konuşma geçti.Mü’minlerin dışındaki insanlar, ya materyalist olup, Allah’ı inkâr ederler veya O’na çeşitli şekil-lerde şirk  koşarlar.  Allah’ın  varlığını  genellikle  kabul  eden  müşriklerden  bazısı,  O’na  kozmik  plandaki  icraat  ve  sıfatlarında şirk  koşar,  yani,  O’nun  icraatını  “tabiat,  tabiat  kanunları”,  me-lekler, birtakım ruhlar ve (güneş, ay ve yıldızlar gibi)  gök  cisimleri  türünde  gerçek  veya  itibarî  varlığı  olan  nesneler  arasında  taksim  ederler.  Bazısı da, O’nun kozmik plandaki mutlak haki-miyetini kabul etmekle birlikte, insanların haya-tını  düzenlemede,  O’nun  koyduğu  Din  dışında dinler ve sistemler icat edip, başkalarını bu din-ler  veya  sistemlere  itaata  zorlarlar.  Yani,  beşerî sahadaki  hakimiyeti  kendilerinde  vehmeder  ve  bu  sahaya  Allah’ı  karıştırmak  istemezler.  Öyle  anlaşılıyor  ki  Nemrut,  beşerî  sahadaki  hakimi-yet veya hükümdarlığının devamı adına Allah’a şirk koşan biriydi. Kendi hükümdarlık sahasında dilediği  gibi  hükmetmek  istiyordu.  Bu  bakım-dan,  Hz.  İbrahim’in  cüz’î,  yani  beşerî  sahadaki  hayat  verme  ve  almadan  küllî  sahadaki,  bütün  kâinattaki  hayat  verme  ve  almaya  intikali  üze-rine sesi kısılıverdi. Yeryüzü kâinattan ve beşer bütün  varlıklardan  bir  parça  olması  hasebiyle  kozmik  planda  hakimiyet  kiminse,  yeryüzünde  ve beşerin dünyasında da hakimiyet ancak O’na ait olabilirdi. İnsan, varlıklar içinde en güçlü bir sebep, kendisini Allah hakkında tartışmaya giri-şebilecek güçte gören bir varlık olarak, eğer onun da sadece kâinattaki düzende değil, kendi haya-tında,  dünyaya  gelmesinde  ve  hayatının  deva-mında, anne-baba, doğum ve ölüm yeri, tarihi ve şeklinde,  fizikî  yapısında,  hattâ  “benim”  dediği vücudunun çalışmasında bile en küçük bir rolü ve müdahalesi söz konusu değilse, şu halde ona da  düşen,  Allah’a  teslim  olmaktır. Şu  kadar  ki  Allah, insanı bu teslimiyete zorlamaz ve gönder-diği  Din’in  bilhassa  hukuk  bölümünde,  ona  za-manın getirdiği yeni şartlara paralel olarak aslî ve değişmez  prensipler  çerçevesinde  içtihad  yetkisi  verir.  Putkıran,  büyük  peygamber  Hz.  İbrahim Halilullah  (a.s.),  Mısır  firavunlarının  Irak’taki  emsalleri karşısında bu en büyük gerçeği ortaya koymuş, bunu cihan çapında ilan ve tebliğ edip zihinlere,  gönüllere  nakşedense,  en  mümtaz  ev-lâdı Hz. Muhammed Mustafa aleyhissalâtü ves-selâm olmuştur. AÜ

    )

27 Ağustos 2022 Cumartesi

 Bakara 256-257:

  • Dinde zorlama yoktur. Artık doğru ile yanlış birbirinden ayrılmıştır. O halde şeytani güçlere ve düzenlere (الطَّاغُوتُ) uymayı reddedenler ve Allah(cc)'a inananlar, hiç bir zaman kopmayacak  en sağlam mesnede tutunmuşlardır. Zira Allah(cc) herşeyi işitendir, herşeyi bilendir. Allah(cc) , gerçek iman sahiplerinin velisidir. Onları koyu karanlıktan aydınlığa çıkarır. Küfre saplanmış kişilerin velileri ise şeytani güç odaklarıdır. Onları aydınlıktan çıkarıp karanlığa iterler. İşte onların yeri ateştir ve orada temelli kalıcıdırlar.
    (
    Tâğût,  öncelikle,  Allah'tan  başka  ibadet  edilen  her  şeyi  ve  böylece  insanı O'ndan uzaklaştıran ve  şeytana yönelten şeyleri  ifade  eder.  Bu  terim,  hem  tekil hem  de  çoğul  bir  anlama  sahiptir (Râzî)  ve  bundan  dolayı,  en  doğrusu,  “şeyta­nî güçler”  şeklinde  çevrilmelidir.ESED

    )

26 Ağustos 2022 Cuma

 Bakara 255:

  •     ‏ٱللَّهُ لَآ إِلَهَ إِلَّا هُوَ ٱلْحَىُّ ٱلْقَيُّومُ ۚ لَا تَأْخُذُهُۥ سِنَةٌۭ وَلَا نَوْمٌۭ ۚ لَّهُۥ مَا فِى ٱلسَّمَوَتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۗ مَن ذَا ٱلَّذِى يَشْفَعُ عِندَهُۥٓ إِلَّا بِإِذْنِهِۦ ۚ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ ۖ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَىْءٍۢ مِّنْ عِلْمِهِۦٓ إِلَّا بِمَا شَآءَ ۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ ٱلسَّمَوَتِ وَٱلْأَرْضَ ۖ وَلَا يَـُٔودُهُۥ حِفْظُهُمَا ۚ وَهُوَ ٱلْعَلِىُّ ٱلْعَظِيمُ

    (
    Allah: yoktur O’ndan başka ilâh. Hayy (ezelî-ebedî  mutlak  hayat  sahibi)dir,  Kay-yûm (varlığı hem kendinden, hem de kendi kendine kaim olan)dır. Ne gaflet ve uyuk-lama basar O’nu, ne de uyku. Göklerde ne varsa  ve  yerde  ne  varsa  hepsi  O’nundur.  Kim  vardır  ki,  O’nun  huzurunda  O’nun  izni  olmadan  bir  başkası  için  şefaatte  bu-lunabilsin? Yarattıklarının önündekini arka-sındakini, geçmişlerini geleceklerini, bildik-lerini ve bilmediklerini bilir; onlar ise, O’nun İlmi’nden  dilediğinin  ötesinde  hiçbir  şeyi kavrayamazlar. (Mutlak hüküm ve hakimi-yetinin tecelligâhı olan) Kürsüsü, gökleri ve yeri  tamamen  kuşatmıştır;  gökleri  ve  yeri  koruyup  gözetmek  O’na  asla  ağır  gelmez.  Ve Aliyy (mutlak yüce olan)dır O ve (Azîm (mutlak azamet sahibi).
    )

 Bakara 254:

  •  Ey iman edenler, pazarlığın, dostluğun ve şefaatin geçerli olmadığı bir gün (hesap günü) gelip çatmadan, size rızık olarak bahşettiğimiz şeylerden Allah(cc) yolunda harcayın. Ve bilin ki hakikatı inkar edenler zalimlerin ta kendileridir.
    (
     Allah'a  güzel  bir  borç  vermeden  söz  eden  245.  âyete  bir atıf var gibidir.  Allah  uğruna har­canmış hayat,  servet ve buna benzer tüm  değer­lerin karşılığı kat  kat fazlasıyla pazarlığın,  dost­luğun ve şefaatin olmadığı hesap günü geri öde­necektir  (83/Zuhruf:  67;  27/'Abese: 34-36;  68/ls­ra:  14).  Âyet  şu hakikati  dile getirir:  Gerçek bir ahlâkî  davranışın garantisi  âhiret  inancıdır.  MI

    )

25 Ağustos 2022 Perşembe

 Bakara 253:

  •  Bu elçilerin bazılarına diğerlerinden farklı meziyetler bahşettik. İçlerinden kimileri ile Allah(cc) bizzat konuşmuş, kimini de daha üst derecelere yükseltmiştir. Biz, Meryem(as) oğlu İsa(as)'aya da hakikatın tüm kanıtlarını bahşettik, ve onu kutsal ilham ile güçlendirdik. Ve eğer Allah(cc) dileseydi, o elçilerden sonra gelenler, kendilerine hakikatın bütün kanıtları geldikten sonra birbiriyle çatışmazlardı, ancak onlar (vaki olduğu üzere) karşıt görüşlere kapıldılar ve bazıları imana ererken bazıları hakikatı inkara yöneldiler. Buna rağmen Allah(cc) dileseydi, birbirleriyle çatışmazlardı. Ama Allah(cc) dilediğini yapar.
    (
     Kur’an,  bir kez  daha -213.  ayette  olduğu  gibi-  insanlar  arasındaki  görüş  farklı­lığının  kaçınılmazlığına  atıfta  bulunur:  Başka  bir deyişle,  onların  hakikate  ulaş­ma yolunun çatışmalardan ve sınama-yanılmalardan geçmesi, Allah'ın iradesi ge­reğidir.ESED

     Bizce  bu  cümlenin  ikinci  kez  tekrarı,  bu  ümmetin  Hz.   Peygamber'den  sonra  yaşadığı  acılı ve  sancılı parçalanmalara bir işarettir.  Bu  da  hayatın  doğasında  bulunan  bir  yasadır  ve  bu yasayı kimse ortadan kaldırıp,  ilelebet ihti­laf ve çatışmanın olmadığı bir dünya meydana getiremez.  En  doğrusu  hayatın yasalarını  bile­rek  hareket  etmektir.  Allah'ın  bu  yasayı  ne­den  koyduğunun  hikmeti  üzerinde  düşünüp  onu  bulmak  yerine,  O'nu  sorgulamaya  kalk­mak  yararsızdır.  Çünkü  "Allah  dilediğini  ya­par. " Bu âyetin son cümlesidir. Sözün özü:  İn­sanların  hakikati  bulmalarının  yolu  çatışma­lardan,   ihtilaflardan,   deneme-yanılmalardan   ve  farklı  olanı  algılama  gücünden  geçer.  Bu  Allah'ın  ezeli  bir  iradesidir.  MI




    )

24 Ağustos 2022 Çarşamba

 Bakara 251-252:

  •  Derken Allah(cc)'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davut(as), Calut'u öldürdü. Allah(cc) ona hükümdarlık ve hikmet verdi ve dilediği bir çok şeyi öğretti. Eğer, Allah(cc)'ın insanların bir kısmıyla diğerlerini def etmesi olmasaydı, yeryüzü tümüyle fesada uğrardı. Ancak Allah(cc), bütün alemlere karşı büyük lütuf sahibidir. İşte bunlar Allah(cc)'ın mesajlarıdır. Biz, hakikatı ortaya koyan bu mesajları sana iletiyoruz. Şüphesiz sen, bu mesajların emanet edildiği elçilerdensin.

23 Ağustos 2022 Salı

 Bakara 250:

  •  Ve Calut ve ordusuyla karşılaştıklarında :' Ey Rabbimiz!, Bize zorluklara karşı tahammul gücü bağışla, adımlarımızı sağlam (ve istikrarlı) kıl ve hakikatı inkar eden bu topluma karşı bize yardım et' diye dua ettiler.

    رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا

    وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا

    وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ

22 Ağustos 2022 Pazartesi

 Bakara 249:

  •  Neticede, Talut ordusuyla harekete geçince dedi ki:' Bakın, Allah(cc) sizin gerçek kimliğinizi bu nehirde ortaya çıkaracak. Kim ondan içerse benden değildir. Ancak bir avuç içen hariç, kim de ondan içmesse bendendir'. Onlardan pek azı dışında, hepsi ondan içtiler. Talut ve ona inananlar nehri geçtikleri sırada, (nehrin beri tarafında kalanlar) dediler ki:' Bugün Calut ve ordusuna karşı koyacak gücümüz yok'. Fakat Allah(cc) kavuşacaklarına kesin inananlar :' Nice sayıca az topluluk, Allah(cc)'ın izniyle nice sayıca çok topluluğu yenmiştir. Zira Allah(cc) direnenlerle beraberdir' dediler.
    (
    Yapamayacağınıza  inanırsanız,  yapamaz­sınız. MI

     Lafzen,  “ancak ondan  sadece bir avuç  dolusu  içen  müstesna.”  Bunun sembolik anlamı  şudur:  İnanç  -birinin  kendi  dâvâsının  haklılığına  inanması- yüksek  bir içdisiplin  ile  desteklenmedikçe  ve  kişisel  menfaatler  gözardı  edilmedikçe  bir değer taşımaz.ESED

    )

21 Ağustos 2022 Pazar

 Bakara 247-248:

  •  Peygamberleri, toplumun ileri gelenlerine:' İşte , Allah(cc) size Talut'u hükümdar tayin etti' dedi, onlar da :' Biz yönetime ondan daha layıkken ve ona büyük bir servet te verilmemişken, nasıl olur da o bizim üzerimize otorite sahibi olabilir?' dediler. Peygamber de :' Çünkü Allah(cc) onu seçti. İlimde ona kuşatıcı bir derinlik ve fiziki üstünlük sahibi kıldı. Ve Allah(cc) otoriteyi dilediğine bahşeder. Zira Allah(cc) sınırsız güç sahibidir ve her şeyi bilendir'. Ve devamın da dedi ki:' Bakın, meşru hükümranlığın bir işareti olarak, size içinde Rabbiniz tarafından bahşedilmiş bir iç huzuru, bir sukunet bulunan, Musa(as) ile Harun(as)'mın ailelerinden geriye kalan ve meleklerce muhafaza edilen mirası içinde barındıran bir kalp (التَّابُوتُ) bağışlayacaktır. Eğer gerçekten inanıyorsanız, bunda sizin için bir işaret vardır'.
    (
    Lafzen,  “ve  Musa Ailesi'nin (âl) ve  Harun  Ailesi'nin  geride  bıraktıklarından  ka­lanlar,  meleklerce taşınan.”  “Meleklerce taşınan”  veya  “meleklerin sağladığı”  ifa­deleri,  bu  iki  peygamber  tarafından  bırakılan  manevî  mirasın  İlahî  kaynaklı  ta­biatına  bir  işarettir:  “kalanlar” (bakıyye) ise,  bu  mirastaki  “sürekli”  ve  “dayanık­lı”  olanı gösterir.ESED


     Lafzen,  “...  size  kalbin  gelmesi  olacaktır.”  Geleneksel  olarak tâbût kelimesinin -burada  “kalp”  olarak  çevrilmiştir-  çok  süslü  bir  sandık  veya  çekmece  olduğu söylenen Tevrat'taki  On  Emir Muhafaza  Sandığı'nı  (Ark  of the  Covenant)  göster­diği şeklinde yorumlanmıştır.  Bu ikinci anlamı kabul  eden müfessirlerin çoğunlu­ğu tarafından yapılan  açıklamalar çok  çelişkilidir ve bu  “sandık”  çevresinde  örül­müş bulunan Talmud  efsanelerine  dayanmaktadır.  Ancak,  en üst derecedeki  bir­çok otorite, “tâbûta, “kalp” veya “gönül” anlamı da yüklemektedirler: Beydâvî'nin bu  ayet  ile  ilgili  yorumunda  teklif  ettiği  alternatiflerden  birinde,  Zemahşerî'nin (Keşşâfıtıda  değil  de)  Asâs'ında,  İbnu'l-Esîr'in Nihâyâsinde,  Râğıb'da  ve Tâcu'l-‘Arûgda  (bu  son  dördünde tabeta maddesinde)  böyle  yorumlanmıştır:  Bkz.  ayrı­ca Lane  I,  321  ve  IV,  1394 (sekineh maddesi).  Eğer tâbûtun yukarıda  bu  anlam­da  kullanıldığını  kabul edersek,  bu,  İsrailoğulları'nın  gelecekte  kalplerini  değişti­receklerine  bir işaret olur (yukarıda  243.  ayette  genel terimlerle  anlatılan değişik­lik).  Daha  sonra tâbûtun  “iç  huzuru”ndan  bahsedilmesi  karşısında,  onun  “kalp” olarak çevrilmesinin “sandık”  olarak çevrilmesinden daha  uygun olduğu anlaşılır. ESED


    )

20 Ağustos 2022 Cumartesi

 Bakara 246:

  •  Musa(as)'dan sonra israiloğullarının ileri gelenlerinin, peygamberlerinden birine :' Bize bir kral tayin et ki Allah(cc) yolunda savaşalım' dediklerini görmediniz mi?  Peygamber de dedi ki:'  Ya size savaş emredildikten sonra, savaşmaktan geri durarak isyan ederseniz?'. Onlar da:' Biz, yurdumuzdan ve çoluk-çocuğumuzdan ayrı düşürülmüşken neden savaşmayalım ki?'  Oysaki savaşmak onlara emredilince, pek azı dışında bir çoğu yüz çevirdiler. Allah(cc) gerçek zalimlerin kim olduğunu çok iyi bilir.

 Bakara 245:

  •  Allah(cc)'ın kat kat fazlasıyla geri vereceği bir güzel borcu O'na verecek olan kimdir? Allah(cc) alır ve kat kat fazlasıyla geri verir. Ve hepiniz sonunda O'na döndürüleceksiniz.

19 Ağustos 2022 Cuma

 Bakara 243-244:

  •  Ölüm korkusuyla yurtlarını terk eden binlerce kişiyi görmediniz mi? Allah(cc) onlara 'Ölün' demişti, ama sonra onları hayata geri döndürmüştü. Unutmayın ki, Allah(cc) insanlara karşı lutufta sınırsızdır, ancak insanların çoğu nankördür. Öyleyse, Allah(cc) yolunda savaşın ve bilin ki Allah(cc) her şeyi işiten, her şeyi bilendir.
    (
     Evlilik  hayatı  ile  ilgili  emirlerin  noktalanmasından  sonra  Kur’an,  burada,  düş­manca  bir  saldından dolayı  “ölüm  korkusuyla yurtlarını  terk  etmiş  olan”  insan­lara  işarette  bulunmak  sûretiyle  haklı  bir  dâvâ  uğrunda  savaş  meselesine  dön­mektedir.  İmdi,  ne Kur’an ne  de hiçbir sahih Hadis, bu ayette kasdedilen insan­ların kim olabilecekleri konusunda hiçbir işaret vermemişlerdir.  Bazı müfessirler tarafından  yapılan  “tarihsel”  açıklamalar  ise  çok  çelişkilidir;  onlar,  o  zaman  re­vaçta  olan Talmud  hikayelerinden  alınmış  gibidirler  ve  bu  bağlamda  hiçbir ge­rekçe  ile  kullanılamazlar.  Bu  nedenle,  Muhammed Abduh'un M enâr II,  455  ve devamında  yaptığı  gibi,  yukarıdaki  işaretin,  daha  sonra  gelen,  müminlere Allah yolunda  canlarını vermeye hazır olmaları  çağrısı  ile mecazî olarak  ilgili olduğu­nu  varsayabiliriz:  Fiziksel  ölüm  korkusunun  milletlerin  ve  toplumlann  ahlaken ölümlerine  yol  açacağı  ve  aynı  şeküde,  onların  yeniden  doğuşlarının  (yahut, “hayata  geri  dönüşlerinin”)  ölüm  korkusunu  yenerek  ahlakî  konumlarım  yeni­den kazanmalanna bağlı olduğu gerçeğinin bir tasviri. Bu,  246-251.  ayetlerde ve- cîz  bir tarzda  anlatılan  Câlût,  Tâlût ve  Dâvûd kıssalarının  da özüdür.ESED


    Can,mal korkusuyla yaşayanlar ahlaken ölüdürler, ama çeşitli vesilelerle bu korkuları alt edip Allah(cc)'ın kendilerine bir bakıma yeniden hayat verdiği kimseler işte bu ahlaki konumlarını korurlar.

    )

18 Ağustos 2022 Perşembe

 Bakara 240-242:

  •  Eğer içinizden biri ölür de arkasında dul eşler bırakırsa, ölmüş kocalarının evini terk etmeksizin, onların geçiminin bir yıl temin edilmesini vasiyet etsin. Ama kendi arzularıyla ayrılırlarsa, kendileri hakkındaki meşru tasarruflarından dolayı onlara bir günah yoktur. Ve Allah(cc) kudret ve hikmet sahibidir. Ve boşanmış kadınlar da güzel bir şekilde geçimlerini sağlama hakkına sahip olacaklardır. Bu Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilinciyle davranan herkes için bir görevdir. Aklınızı kullanmanız için Allah(cc) size mesajlarını böyle açıklıyor.

17 Ağustos 2022 Çarşamba

Dua saati: 103. Allahım, biz günah kâr kullarız; hatalarımız her yanı-mızı kuşattı ve bizi çepeçevre sardı. Fakat, biz mücrim olsak da, Sen Halîm ü Rahîmsin; rahmetinin enginliğine çağıran Sen, günahkârların affına ferman çıkaran da Sensin. Ken-dimizi idare etmekten, nefislerimize söz geçirmekten âciz kaldık; âcizlere, fakirlere, muhtaçlara ve ihtiyaçları zaruret çizgisinde bulunanlara iltifatın türünden bizleri de teveccüh-lerinle sevindir. Hususiyle, şu muhtaç ve zavallı kulun ben, Abdülkadir Geylanî Efendimiz’in (kuddise sırruhû) dediği gibi diyorum; benim için bütün sebepler sukût etti; bütün kapılar yüzüme kapandı. Sen kimsesizler kimsesi ve darda kalanların yegâne melceisin. Günahlarım dağlar azametin-de olsa da, Senden başka sığınak bilmiyorum; her şeyi ku-şatan merhametine itimad ediyorum. Sen Berr ü Rahîmsin; sürekli iyilik edip ihsanda bulunursun, kullarına rahmetinle muamele edersin.Dergâhında dilenciyim Rabbim, kapının tutsağıyım. Kul-ların arasında her şeyini yitirmiş, iflas etmiş bir garibim; ama senin ihsanlarının talibiyim. Ey hilm, rahmet ve cömertlik tahtının sultanı Rabbim, ey Halîm, ey Rahîm, Ey Kerîm; hâlime acı ve bana rahmaniyetinle muamele et. Dünyada ve âhirette beni rüsvâ eyleme. Sen bana sonsuz nimetler verdin ama ben onların şükrünü eda edemedim. Beni bir dertle imtihan ettin ama ben sabırlı olamadım. Buna rağ-men beni hizlana uğratmadın; sürekli hatalar içinde bocala-dığımı gördüğün hâlde beni rezilliğe dûçar kılmadın. Halimi ıslah et Allahım; kalbimi nurlandır. Beni her amelinde ihlâsı gözeten, Seni seven ve Senin tarafından sevilen, Senden gelen her şeyi hoşnutlukla karşılayan ve rızana mazhar olan kullarından eyle.

16 Ağustos 2022 Salı

 Bakara 238-239:

  •  Namazlarınıza(الصَّلَوَاتِ) ve namazı en uygun şekilde ifa etmeye (والصَّلاَةِ الْوُسْطَى) dikkat edin. Ve Allah(cc)'ın huzurunda içten bir bağlılıkla durun. Ama eğer tehlikede iseniz, yürürken veya binek üzerinde namazınızı eda edin. Tekrar güvenliğe kavuşunca Allah(cc)'ı anın, çünkü daha önce bilmediklerinizi size öğreten O'dur.
    (
     Lafzen,  “orta  (yahut,  “en  mükemmel”)  namaza.”  Bazı  otoriteler  bunun  ‘sabah’ (fecr) namazını ifade ettiğine  inandıkları halde genel kabul gören görüş,  ‘ikindi’ Casr)  namazını  işaret  ettiği  şeklindedir.  Ancak  Muhammed  Abduh,  bu  görüşü daha  da  ileri götürerek bunun  “en mükem mel şekliyle  namaz”  anlamına  da ge­lebileceğini  söyler — yani,  “tüm  zihin  Allah'a  yönelmiş  olarak,  huşû  içinde  ve O'nun  kelâmım  tefekkür  ederek  hulûs-i  kalb  ile  namaz” (Menâr II,  438).  Kur’- an'm  tümünde  geçerli  olan  sistematik  içinde,  sosyal  kurallar  ile  ilgili  her  uzun bölümün ardından mutlaka Allah'a karşı sorumluluğun idraki çağrısı gelir: ve bu sorumluluğun idrakine de en eksiksiz olarak namazda ulaşıldığından bu ve bun­dan sonraki  ayet,  evlilik hayatı ve boşanma  ile  ilgili emirlerin  arasına yerleştiril­miştir. ESED

      الصَّلَوَاتِ  çoğuldur, halbuki الصَّلاَةِ ise tekildir. Salavat namazlarımızı ifade ederken, salat ise Kuran'ın temel dusturlarına sıkı sıkıya bağlanıp takip etmek demektir. Yüce Rabbim en doğrusunu bilir.

    )

15 Ağustos 2022 Pazartesi

 Bakara 236-237:

  •  Henüz dokunmadığınız veya mehir tesbit etmediğiniz hanımları boşamanızda size bir vebal yoktur. Ne var ki böyle bir durumda dahi onlara destek olun. Eli geniş olan kendi takdirince, eli dar olanda gücü yettiği miktar makul bir biçimde geçimlilik tedarik etsin. Bu muhsin (الْمُحْسِنِينَ) olanlar üzerine bir yükümlülüktür. Ve eğer dokunmadan önce ama mehrini kararlaştırdıktan sonra onları boşarsanız, bu durumda tesbit ettiğiniz miktarın yarısı onlarındır. Ancak onların bundan vazgeçmeleri ya da nikah bağını elinde tutan kimsenin vazgeçmesi müstesna. Vazgeçmeniz takvaya daha uygundur. Ve neticede birbirinize karşı fedakarca davranmanız gerektiğini aklınızdan çıkarmayın, çünkü Allah(cc) yaptığınız her şeyi görmektedir.

14 Ağustos 2022 Pazar

 Bakara 234-235:

  •  İçinizden ölen kimselerin geride bıraktıkları eşleri dört ay on gün kendilerini gözetlesinler. Bu süreyi tamamladıklarında kendileri için gerekli olan şeyleri meşru olmak kaydı ile yapmalarında size bir vebal yoktur. Ve Allah(cc) yaptığınız her şeyden haberdardır. Ve bu gibi kadınlara evlenme arzusu ima etmekte veya bunu içinizde tutmakta size vebal yoktur. Nasılsa Allah(cc) sizin onlara karşı hissettiğiniz duyguları açacağınızı bilir. Ama yine de onlara karşı duygularınızı gizlilik içinde değil, uygun ve makul bir şekilde söyleyin. Ve emredilen süre dolmadan evlilik bağını kurmaya kalkmayın. Unutmayın ki, Allah(cc) içinizden geçeni bilir. Bu nedenle O'na karşı sorumluluk bilinciyle davranın. Ve bilin ki, Allah(cc) çok affedicidir ve çok tahammul(hilm) sahibidir.

13 Ağustos 2022 Cumartesi

 Bakara 233:

  •  Ve (boşanmış) anneler, eğer emzirme süresini tamamlamak istiyorlarsa, çocuklarına iki tam yıl bakabilirler. Onun yeme-içmesi ve giyimini uygun bir şekilde temin etmek babanın vazifesidir. Hiç kimse taşıyabileceğinden fazlasıyla yükümlü tutulamaz.Ne anne, ne de baba çocuğundan dolayı eziyet çeksin. Ve babanın mirasçısına da aynı görev düşer. Ve (anne-baba), her ikisi, anne ile çocuğun ayrılmasına karşılıklı rıza ve dayanışma ile karar verirse, onlara bir günah yoktur. Eger çocuğunuzu süt annelere emanet etmeye karar verirseniz, teslim edeceğiniz çocuğun emniyetini uygun bir şekilde sağlamak şartı ile, size bir günah yüklenmez. Ama, neticede, Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilincinde olun ve bilin ki, Allah(cc) yaptığınız her şeyi görür.

12 Ağustos 2022 Cuma

 Bakara 232:

  •  Kadınları boşadıktan sonra, bekleme süreleri tamamlanmışsa, aralarında uygun bir şekilde anlaştıkları takdirde, başka erkeklerle evlenmelerine engel olmayın. Bu Allah(cc)'a ve ahiret gününe inanan her biriniz için bir uyarıdır. Bu sizin için en erdemli ve en temiz yoldur. Allah(cc) herşeyi aslıyla bilir, ama siz bilmessiniz.

11 Ağustos 2022 Perşembe

 Bakara 231:

  • Bu şekilde kadınlarınızı boşadığınızda ve onlar da bekleme sürelerinin sonuna geldiklerinde , ya güzellikle tutun ya da güzellikle bırakın. Onlara zarar vermek için alıkoymayın. Bu durumda haddi aşmış olursunuz. Kim böyle yaparsa, kendine kötülük yapmış olur.  Allah(cc)'ın ayetlerini hafife almayın. Allah(cc)'ın size olan nimetlerini, size öğüt vermek için indirdiği vahyi ve hikmeti hatırlayın ve Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilincinde olarak davranın. İyi bilin ki, Allah(cc) her şeyin aslını çok iyi bilir.

10 Ağustos 2022 Çarşamba

 Bakara 230:

  •  Nihayetinde erkek, kadını üç defa boşarsa, bu kadın başka bir erkekle evlenmedikçe ona helal olmaz. Eğer sonraki erkek te onu boşarsa, her iki tarafta Allah(cc)'ın koyduğu sınırları gözetecekleri kanaatinde iseler, tekrar birbirlerine dönmelerinde bir günah yoktur. İşte bunlar Allah(cc)'ın akledenlere açıkladığı sınırlardır.

9 Ağustos 2022 Salı

 Bakara 229:

  •  Boşanma iki defa geri alınabilir, ki bu durumda evlilik ya güzellikle devam eder ya da uygun bir şekilde sona erdirilir. Ve kadınlarınıza verdiğiniz herhangi bir şeyden geri almanız, her iki tarafında Allah(cc)'ın koyduğu sınırları koruyamamak korkusu dışında, sizin için helal değildir. O halde, ikisinin de Allah(cc)'ın koyduğu sınırları koruyamayacağından korkuyorsanız, kadının serbestliğe kavuşması için, kocasına bazı şeyler bırakmasında her iki taraf için de günah yoktur. Bunlar Allah(cc)'ın koyduğu sınırlardır, sakın ihlal etmeyiniz. Zira kim Allah(cc)'ın koyduğu sınırları ihlal ederse, zalimler onlardır.

8 Ağustos 2022 Pazartesi

 Bakara 228:

  •  Boşanmış kadınlar evlenmeksizin, üç ay hali bekleyeceklerdir. Çünkü eğer Allah(cc)'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah(cc)'ın rahimlerinde yarattığını gizlemeleri meşru değildir. Ve eğer bu süre zarfında barışmak isterlerse, kocalarının onları kabul etmeye öncelikle hakları vardır. Ama adalet ölçülerine göre, kadınların kocaları üzerindeki hakları, kocaların onlar üzerindeki haklarına eşittir, ancak erkeler bu konuda onlar üzerinde öncelik sahibidir. Ve Allah(cc) kudret ve hikmet sahibidir.

7 Ağustos 2022 Pazar

 Bakara 226-227:

  •  Hanımlarına yaklaşmamaya yemin edenlere dört ay bekleme süresi vardır. Şayet dönerlerse, iyi bilsinler ki, Allah(cc) tarifsiz bağışlayıcı ve eşsiz merhamet sahibidir. Ama eğer ayrılmaya karar verirlerse, bilsinler ki, Allah(cc) her şeyi işitendir, her şeyi bilendir.

6 Ağustos 2022 Cumartesi

 Bakara 224-225:

  •  Allah(cc) adına yaptığınız yeminler, erdemliliğe, Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilincine ve insanlar arasında barışın geliştirilmesine engel teşkil etmesin. Zira, Allah(cc) her şeyi duyan, her şeyi bilendir. Allah(cc), düşünmeden yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutmayacak, ama kalplerinizin (ihtirasla) arzuladıklarından sorumlu tutacaktır. Allah(cc) çok affedici, çok hilm sahibidir.
    (
     Lafzen,  “Allah'ı yeminlerinizden  dolayı  ...  yapmayın.”  226.  ayetten görülebilece­ği  gibi  bu  emir,  öncelikle  boşanma  konusundaki  yeminlerle  ilgilidir,  ama  yine de genel bir muhteva taşır.  Bu konuda Muhammed'in (s) şöyle buyurduğuna da­ir birçok  sahih  rivayet vardır:  “Eğer bir kimse  (şu  şu  şeyleri yapacağı veya yap­maktan vazgeçeceğine  dair) kuvvetli bir yeminde bulunur ama sonra  başka tür­lü  davranmanın  daha  doğru  bir yol  olacağını  anlarsa,  bırakın  daha  doğru  olanı yapsın  ve  bırakın  yeminini  bozsun  ve  sonra  onun  kefaretini  versin”  (Buhârî, Müslim ve  aynı  rivayetin biraz farklı ifadelerle nakledildiği diğer kitaplar).ESED

    )

5 Ağustos 2022 Cuma

 Sabah duası : 50. Ey rahmetiyle bütün mevcudatı kuşatan Rabbimiz! Bize ve bütün müslümanlara merhametinle muamelede bulun.. Sana uzaklığın mahrumiyetini yaşatma.. bizi salih kullarından ayırma.. hâlimize acı da, bizi ne nefsimizle ne de Senden uzaklaştıracak herhangi bir şeyle göz açıp kapayıncaya kadar bile olsa başbaşa bırakma.. yardımcımız, koruyanımız ol ve bizi nusretinle te’yid buyur; buyur ki Sen koruyanların en güzelisin ve Senin gücünü aşkın hiçbir şey yoktur.

 Bakara 222-223:

  •  Sana kadınların aybaşı hallerinden soruyorlar. De ki.' O bir rahatsızlık halidir. Bu yüzden aybaşı hali sırasında kadınlardan uzak durun ve onlar temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın, temizlendiklerinde de onlara Allah(cc)'ın emrettiği şekilde yaklaşın'. Doğrusu Allah(cc) pişmanlıkla kendisine yönelenleri ve özlerini temiz tutanları sever. Eşleriniz sizin için ürün veren verimli tarla gibidir. Öyleyse toprağınızı istediğiniz gibi işleyin, ama önce kendi ruhlarınız için bir hazırlık yapın. Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilincinde olun ve unutmayın ki mutlaka O'na kavuşacaksınız. Ve sen de (Ey peygamber), iman edenleri müjdele.

4 Ağustos 2022 Perşembe

 Sabah duasi : 65. Ey Rabbimiz ve ey yegâne İlahımız! Zihinlerin idrakinden âciz olduğu yücelerden yüce Zâtın, ulvî sıfatların, birbirinden güzel isimlerin hakkı için ve Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa (sallallahü aleyhi ve sellem) hürmetine sinelerimizi tertemiz hâle getirerek pürnur eyle.. her şeyin başı ve bütün sevgilerin de en saf, en duru kaynağı olan muhabbetine mazhar kıl ve ‘mustafeyne’lahyar’ diye tavsif buyurduğun seçkinlerden seçkin kullarının evsafıyla bizleri de donat.. her zaman ve her yerde işiten kulağımız, gören gözümüz, hisseden kalbimiz ol ve nezdindeki ilm-i ledünden bizleri de hissedar eyle! Ey merhameti hayallerimizin sınırlarını aşkın Merhametliler Merhametlisi! Biz nâçar ve kimsesiz kullarına da şefkatle muamelede bulun!

 Bakara 221:

  • Ve müşrik kadınlarla, onlar iman etmedikçe evlenmeyin. Çünkü mümin bir kadın, müşrik bir kadından - bu sizin hoşunuza gitse de- daha hayırlıdır. Ve müşrik erkeklerle, onlar iman etmedikçe kadınlarınızı evlendirmeyin. Zira mümin bir erkek, müşrik bir erkekten - bu sizin hoşunuza gitse de- daha hayırlıdır. Böyleleri sizi ateşe davet ederken, Allah(cc) sizi cennete ve O'nun izniyle mağfirete davet ediyor. İşte Allah(cc) mesajını insanlara bu şekilde açıklıyor ki, düşünüp ders alsınlar.
    (
    The reason why the believers have been prohibited from marrying musrhik spouses is that `they invite you to the Fire'. This means that such marriage might mislead the Muslim spouses to the ways of shirk, for the relations between husband and wife are not merely sexual but spiritual and cultural as well. It is possible that the Muslim spouse may influence the mushrik spouse and his or her family and their offspring in favour of the Islamic way of life. But it is equally possible that the mushrik spouse may imbue the Muslim spouse, his (or her) family or their offspring, with the spirit and ways of shirk. Most probably as a result of such a marriage, a mixture of Islam and un-Islam will be bred in such a family. A non-Muslim might approve of this, but a Muslim cannot. One who sincerely believes in Islam can never take such a risk merely for the sake of the gratification of his lust. He would rather suppress his passions than do anything that might mislead him to disbelief, blasphemy and shirk or, at least mislead his progeny. ET

    )

3 Ağustos 2022 Çarşamba

 Bakara 220:

  •  Hem bu dünya hem de ahiret hakkında. Bir de sana yetimler hakkında soruyorlar. De ki:' Onların lehine olan her türlü iyileştirme (yüzüstü bırakmaktan) daha hayırlıdır'. Onlarla hayatı paylaşırsanız, unutmayın ki, onlar sizin kardeşlerinizdir. Kaldı ki, Allah(cc) fesatçılık yapanı ıslah edenden ayırmasını bilir. Ve Allah(cc) dileseydi sizi zora koşardı. Ne var ki, Allah(cc) her işinde mükemmeldir ve her hükmünde tam isabet sahibidir.
    (
     Bunun anlamı şudur: Eğer bir kimse kendi sorumluluğu altındaki bir yetimin ha­yatını  paylaşırsa,  böyle  bir  beraberlikten,  yetimin  menfaatlerine  hiçbir  şekilde zarar  vermemesi  şartıyla  bir kazanç  sağlaması  -mesela  bir  iş  ortaklığı  yoluyla- meşrudur.ESED
    )

2 Ağustos 2022 Salı

 Bakara 219:

  •  Sana içki ve kumardan soruyorlar. De ki:' Bunların ikisinde de insanlar için büyük bir kötülük(إِثْمٌ كَبِيرٌ) ve bir takım menfaatler vardır. Her ikisinin de yol açtığı kötülük sağladığı menfaatten çok daha büyüktür'. Ve sana Allah(cc) yolunda neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki:' Allah(cc) rızası için ayırabileceğiniz herşeyi'. Böylece Allah(cc) size mesajlarını açıklıyor ki, düşünüp ders çıkarabilesiniz.
    (
     Lafzen,  “günah”,  yahut  günah  işlemeye  teşvik  eden  herhangi  bir  şey.  Bazı  kla­sik  müfessirlerin  (mesela  Râzî)  işaret  ettikleri  gibi, ism  terimi  burada m enâfi'(“faydalar”)  teriminin  karşıtı  olarak  kullanılmıştır;  bundan  dolayı  en  doğrusu “kötülük”  olarak  çevrilebilir.ESED

    )

1 Ağustos 2022 Pazartesi

 Bakara 218:

  •  Şüphe yok ki, iman edenler, hicret edenler ve Allah(cc) yolunda üstün gayret gösterenler, işte ancak bunlar Allah(cc)'ın rahmetini umabilirler. Allah(cc) çok affedici ve rahmet kaynağıdır.
    (
    Bilhassa bugün yanlış anlaşılan ve bazen de kasden yanlış anlatılan kavramlardan biri cihad-dır. Sözcük olarak, kişinin herhangi bir hususta elinden  geleni  yapması  manâsına  gelen  cihad,  Kur’ân’daki  karşılığı  daha  çok  ‘kıtal’  olan  sa-vaş demek değildir. Daha geniş bir anlam sahasıbulunan  cihad,  Allah  yolunda  Allah  rızası  için  yapılan  her  türlü  uğraşıyı  içine  alır.  Mücahid,  davasına  içten  bağlı  ve  ona  hizmet  için  bütün  fizikî,  zihnî  ve  manevî  fakültelerini  kullanan,  bu  konuda  karşısına  çıkacak  bütün  zorluklarıaşmaya azimli kişi demektir. Cihad, ancak Allah için ve O’nun kelimesini yüceltmek için yapılır. Başka  türlü  uğraşılar,  kavram  anlamı  itibariyle  cihadın kapsamına girmez.Cihadın iki yüzü ve birbirini tamamlayan iki şekli vardır. Biri, yanlış kabullere, bâtıl inançla-ra, kötü duygulara, yönelişlere ve nefsin gayr-ımeşrû arzularına karşı mücadele etmek ve neti-cede  hem  zihnen-aklen,  hem  de  kalben  aydın-lanmaktır. Diğeri ise, başkalarını da aynı hedefe çağırma,  yönlendirme  ve  bu  hususta  gerekeni  yapmaktır.  Bunlardan  birinciye,  bir  hadis-i  şe-rifte büyük cihad, diğerine küçük cihad adı ve-rilmiştir.Daha  çok  Allah  yolunda  savaşma  olarak  an-laşılan küçük cihad, esasen savaş meydanlarına has  bir  cihad  şekli  değildir.  O,  Allah’ı  başkala-rına anlatma, onları Allah’ın yoluna çağırma ve Allah’ın kelimesini yüceltme gayesiyle ve sadece Allah rızası için yapılan her türlü meşrû davra-nışı içine alır.Küçük cihad, bütün maddî araçların seferber edilmesini gerektirir ve dış dünyada yerine geti-rilirken, büyük cihad kişinin kendi nefsiyle mü-cadelesi  demektir.  Bu  iki  tür  cihad  birbirinden  ayrı  düşünülüp,  birbirinden  ayrı  ele  alınamaz. Nefislerine  karşı  mücadelede  başarılı  olanlardır ki, küçük cihadda başarılı olabilirler. Küçük ci-hadı  asla  ihmal  etmeyenler  de,  bununla  büyük  cihadda  başarıya  çok  önemli  bir  malzeme  taşı-mış olurlar.Hz.  Muhammed  aleyhissalâtü  vesselâm,  her  iki  cihad  şeklini  en  mükemmel  şekilde  temsil  eden insandır. O, mesajını tebliğ ederken insan-ların en cesuru olmasına mukabil, Allah’a kulluk-ta da insanların en deriniydi. İbadetlerinde Allah aşk ve saygısıyla kendinden geçer ve O’nu böyle görenler, âdeta O’na karşışefkat duyarlardı. Sa-hih-i Buharî’de geçtiği üzere, gece ibadetinde bir defasında ayaklarının altışişinceye kadar ayakta kaldığını  gören  Hz.  Ayşe  (r.ah.)  kendisine,  bü-tün günahları affedilmiş, yani günahsız bir insan olmasına mukabil, kendisini neden bu kadar tü-kettiğini sorduğunda şu cevabı almıştı: “Allah’ın şükreden bir kulu olmayayım mı?”Yukarıda da temas edildiği üzere, Allah yolun-da uğraş vermek, yani cihad etmek, İlâhî mesajıbaşkalarına ulaştırmanın yanısıra, bir mü’minin iman ve aşkla örülmesi gereken karakterini oluş-turmak için nefsiyle mücadele etmesini de gerek-tirir. Mü’minlerin Allah yolundaki bu uğraşları, ferdî planda ölümlerine, toplum planında ise Kı-yamet’e kadar devam eder. İslâm, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak ve halkın  arasını  açmak  için  gelmedi;  tam  tersine,  insanların  hem  kendi  iç  dünyalarında  hem  de  dış dünyada huzur, emniyet ve barışı sağlamak ve insanları birbirleriyle, Allah ile, “tabiî” çevre ile ve bütün kâinat ile barışık hale getirmek için geldi.Yeryüzünde  zulüm  ve  fesadı,  tek  kelime  ile  fitneyi  ortadan  kaldırmayı,  en  azından  fitnenin  hakim  olmamasını  gaye  edinen  İslâm,  çağrısını her zaman hikmet, basiret ve güzel öğüt üzerine bina eder.AÜ

    The word "jihad'' means to exert one's utmost for the achievement of an object. It is not a synonym for "holy war" but has a far wider meaning than this and covers every kind of effort. And the mujahid is one who is always after the achievement of his ideal, plans for it, propagates it with his tongue and pen and struggles for it with all his heart and body. In short, he spends all his efforts and resources for its achievement and fights against all those forces that oppose it; so much so that he does not hesitate to put even Ms very life in danger for his ideal. The struggle and fight to such a person will be technically Jihad. A Muslim, however, is required to do all this in the way of Allah alone under certain moral restrictions for establishing the Way prescribed by Him and for elevating His Word above all. And there should be absolutely no other object than this before a Muslim in performing Jihad. It has thus become clear that the Jihad of a Muslim is not "general war of extermination against infidels" ET

    )