Sebe 13:
- Onun için isteğine göre mabedler, heykeller(تَمَاثِيلَ), büyük tekneler kadar geniş havuzlar, ve yere sağlamca tesbit edilmiş kazanlar yaparlardı. (Ve dedik ki) :' Ey Davut(as)'ın kavmi, (Allah(cc)'a karşı) şükür (duygusu) içinde çalışın. Ve (unutmayın ki) kullarım arasında bile şükredenler pek azdır'.
(
Timsal: Canlı veya cansız bir şeyin biçimine benzer yapılan herhangi bir şekile denir. Onun için Razî bunun izahında “nakışlar” demekle yetinmiştir. Canlıların tasvirleri hadislerle yasaklanmış ise de, bir şeriatte mahzurlu olan şeyin bir başkasında mübah bırakılması mümkündür. Fakat Hz. Süleyman (a.s.) Tevrat ahkâmına bağlı idi. Tevratta ise sûret yapmak yasaklandığından (Çıkış 20,4) Hz. Süleyman (a.s.)‟ın yaptırdığı resimlerin cansızlara aid manzaralar ve nakışlar olduğu ihtimali ağır basmaktadır.SY
The word tamathil(تَمَاثِيلَ) in the Text is the plural of timthal, which in Arabic is used for every such thing as is made to resemble a natural thing, whether it is a human being, an animal, a tree, a flower, a river, or some inanimate object. Timthal is the name of every artificial thing which may have been made to resemble something made by God. " (Lisan al- Arab). "Timthal is every such picture which may have been made to resemble the likeness of something else, whether living or dead." (The Commentary, Al-Kashshaf). On this basis the statement of the Qur'an does not necessarily imply that the "images" made for the Prophet Solomon were the pictures or images of human beings and animals. They might have been floral designs or natural landscape or different kinds of decorations with which the Prophet Solomon might have decorated his buildings and works. ET (.. for details ET footnote )
Görünüşte Hz. Davud'un “ailesi”ne veya “kavmi”ne hitab eden bu sözler, aslında her dönemdeki bütün müminler için bir uyarıdır. Çünkü onların tümü, manevî anlamda, “Hz. Davud'un kavmi”dir.ESED
Yani, kendilerini Allah'ın kulu olarak görenler arasında bile. Çünkü “[Allah'a] gerçekten şükredici olan, yalnızca, Allah'a yeterli şükürde bulunamayacağını anlayan kişidir” (Zemahşerî).ESED
Gereği gibi şükür, nimetin gerçek sahibini bilmektir. İktidar ve refahın devamı, nimetin gerçek sahibinin bilinmesi ve şükrünün eda edilmesiyle, yani onun bir emanet olduğunun bilincinde olarak üzerine tir tir titrenilmesiy-le mümkündür. Buradaki hitap bu âyetin tüm muhataplarınadır. Çünkü her mü'min muhatap Davud'un inanç ailesine mensuptur. Mİ
)