31 Ağustos 2020 Pazartesi

 Sebe 13:

  •  Onun için isteğine göre mabedler, heykeller(تَمَاثِيلَ), büyük tekneler kadar geniş havuzlar, ve yere sağlamca tesbit edilmiş kazanlar yaparlardı. (Ve dedik ki) :' Ey Davut(as)'ın kavmi, (Allah(cc)'a karşı) şükür (duygusu) içinde çalışın. Ve (unutmayın ki) kullarım arasında bile şükredenler pek azdır'.
    (
    Timsal: Canlı veya cansız bir şeyin biçimine benzer yapılan herhangi bir şekile denir.  Onun  için  Razî  bunun  izahında  “nakışlar”  demekle  yetinmiştir.  Canlıların tasvirleri  hadislerle  yasaklanmış  ise  de,  bir  şeriatte  mahzurlu  olan  şeyin  bir başkasında  mübah  bırakılması  mümkündür.  Fakat  Hz.  Süleyman  (a.s.)  Tevrat ahkâmına bağlı idi. Tevratta ise sûret yapmak yasaklandığından (Çıkış 20,4) Hz. Süleyman  (a.s.)‟ın  yaptırdığı  resimlerin  cansızlara  aid  manzaralar  ve  nakışlar olduğu ihtimali ağır basmaktadır.SY
    The word tamathil(
    تَمَاثِيلَ) in the Text is the plural of timthal, which in Arabic is used for every such thing as is made to resemble a natural thing, whether it is a human being, an animal, a tree, a flower, a river, or some inanimate object. Timthal is the name of every artificial thing which may have been made to resemble something made by God. " (Lisan al- Arab). "Timthal is every such picture which may have been made to resemble the likeness of something else, whether living or dead." (The Commentary, Al-Kashshaf). On this basis the statement of the Qur'an does not necessarily imply that the "images" made for the Prophet Solomon were the pictures or images of human beings and animals. They might have been floral designs or natural landscape or different kinds of decorations with which the Prophet Solomon might have decorated his buildings and works. ET (.. for details ET footnote )

    Görünüşte Hz.  Davud'un  “ailesi”ne veya  “kavmi”ne  hitab eden bu sözler,  aslın­da  her dönemdeki bütün  müminler  için  bir uyarıdır.  Çünkü  onların  tümü,  ma­nevî anlamda,  “Hz.  Davud'un kavmi”dir.ESED

    Yani,  kendilerini  Allah'ın  kulu  olarak  görenler  arasında  bile.  Çünkü  “[Allah'a] gerçekten  şükredici  olan,  yalnızca,  Allah'a  yeterli  şükürde bulunamayacağını anlayan kişidir”  (Zemahşerî).ESED


    Gereği  gibi  şükür,  nimetin  gerçek  sahibini  bilmektir.  İktidar  ve  refahın  devamı,  nimetin  gerçek  sahibinin  bilinmesi  ve  şükrünün  eda  edilmesiyle,  yani  onun  bir  emanet  olduğunun  bilincinde  olarak  üzerine  tir  tir  titrenilmesiy-le mümkündür.  Buradaki hitap bu âyetin tüm muhataplarınadır.  Çünkü  her  mü'min  muha­tap  Davud'un  inanç  ailesine  mensuptur. Mİ


    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder