Sebe 12:
- Süleyman(as)'ın emrine de rüzgarları amade kıldık. O, sabah (normalde herkesin) bir ayda ulaştığı mesafeye gider, akşamda yine bir aylık mesafeyi katederek geri dönerdi(غُدُوُّهَا شَهْرٌ وَرَوَاحُهَا شَهْرٌ). Süleyman(as)'ın istifadesi için de erimiş bakırı sel gibi akıttık. Rabbisinin izniyle önünde, bir takım görünmez varlıklar(الْجِنِّ) da çalışırdı. İçlerinden kim (itaatsizlik edip) emrimizden sapacak olursa, ona çılgın bir ateşin acısını tattırıyorduk.
(
Lafzen: "sabah çıkışı/akşam dönüşü.." Gemilerin rüzgar gücüyle gidiş gelişini hayvanların sabah çıkıp akşam dönüşüne benzeten mecazi bir kullanım [Mecaz). Hz. Süleyman'ın inşa ettirdiği dillere destan deniz ticaret filolarına atıf olsa gerektir.Mİ.
Lafzen, “o'nun için”: burada, muhtemelen Hz. Süleyman'ın, Kitâb-ı Mukaddes'e göre (karş. II Tarihler, iv) yeni inşa edilen mâbedi için yaptırdığı çok sayıdaki bakır ve pirinç malzemeye işaret edilmektedir.ESED
Veya: "cin (gibi ele avuca sığmayan) kimselerden". Bu âyet, 41. âyet ışığında anlaşılmalıdır. Kur'an tıpkı şefaat konusunda olduğu gibi cin konusunda da ilk muhataplarının tasavvurunu reddeder. Tıpkı şeytan gibi cin kelimesini de, hem görünmeyen varlıklar hem de ender görünen türler için kullanır. Burada Hz. Süleyman'ın emri altında çalışan "cin gibi ele avuca sığmayan", "cin fikirli" birileri kastedilse gerektir. Sâd 37'de aynı kimselerden "şeytanlar" diye söz edilmesi bu yorumu güçlendirir. Bu durumda cin, hem melekler gibi görünmeyen varlıklar hem de "cin gibi" zapt edilmesi zor ve bir o kadar da marifetli kimseler için kullanılan çok anlamlı bir kelimedir. Kur'an'da "cin" bir cins isim, "şeytan" ise bir sıfat olarak kullanılır. Bundan dolayı "Allah şeytanı lanetledi" denildiği halde, benzer bir ibare cinler için gelmez. Cinn'in bir anlamı da, bizatihi görünmez olmayıp o zamana kadar görülmemiş bölge insanın yabancısı olduğu garip kimseler veya yabancı varlıklardır (Msl. 86/Ahkâf: 29¬ 32; 63/Cin: 1). Bazen de ilk muhataplarının ta-savvurundaki muhayyel ve efsanevi varlığı ifade eder (76/Sebe': 12-14 ve 79/Enbiya: 82). Kur'an'ın bu atıfları yapmaktan maksadı, cahili geleneğin ürettiği görünmeyen varlıklarla ilgili vehmi tasavvuru onaylamak değil, bunun üzerinden ahlâkî öğüt vermektir. Mİ
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder