31 Ağustos 2020 Pazartesi

 Sebe 12:

  •  Süleyman(as)'ın emrine de rüzgarları amade kıldık. O, sabah (normalde herkesin) bir ayda ulaştığı mesafeye gider, akşamda yine bir aylık mesafeyi katederek geri dönerdi(غُدُوُّهَا شَهْرٌ وَرَوَاحُهَا شَهْرٌ). Süleyman(as)'ın istifadesi için de erimiş bakırı sel gibi akıttık. Rabbisinin izniyle önünde, bir takım görünmez varlıklar(الْجِنِّ) da çalışırdı. İçlerinden kim (itaatsizlik edip) emrimizden sapacak olursa, ona çılgın bir ateşin acısını tattırıyorduk.
    (
    Lafzen:  "sabah  çıkışı/akşam  dönüşü.."  Ge­milerin rüzgar gücüyle gidiş gelişini hayvanla­rın sabah  çıkıp akşam  dönüşüne benzeten me­cazi  bir  kullanım   [Mecaz).   Hz.   Süleyman'ın   inşa ettirdiği  dillere destan deniz ticaret filola­rına  atıf  olsa  gerektir.Mİ.

    Lafzen,  “o'nun  için”:  burada,  muhtemelen  Hz.  Süleyman'ın,  Kitâb-ı  Mukaddes'e göre  (karş.  II  Tarihler,  iv)  yeni  inşa  edilen  mâbedi  için yaptırdığı  çok  sayıdaki bakır ve  pirinç  malzemeye  işaret  edilmektedir.ESED

    Veya:  "cin  (gibi  ele avuca  sığmayan)  kimse­lerden".  Bu  âyet,  41.  âyet  ışığında  anlaşılmalı­dır.  Kur'an  tıpkı  şefaat  konusunda  olduğu  gibi  cin  konusunda  da ilk muhataplarının  tasavvu­runu  reddeder.  Tıpkı  şeytan  gibi  cin  kelimesi­ni de, hem görünmeyen varlıklar hem de ender görünen türler için kullanır.  Burada Hz.  Süley­man'ın emri  altında çalışan "cin  gibi  ele  avuca  sığmayan",  "cin  fikirli"  birileri  kastedilse  ge­rektir.  Sâd 37'de  aynı  kimselerden  "şeytanlar"  diye  söz  edilmesi  bu  yorumu  güçlendirir.  Bu  durumda  cin,  hem  melekler  gibi  görünmeyen  varlıklar  hem  de  "cin  gibi"  zapt  edilmesi  zor  ve bir o  kadar da marifetli kimseler için  kulla­nılan   çok   anlamlı   bir   kelimedir.   Kur'an'da   "cin" bir cins isim, "şeytan" ise bir sıfat olarak kullanılır.  Bundan  dolayı  "Allah  şeytanı  lanet­ledi"  denildiği  halde,  benzer  bir  ibare  cinler  için gelmez.  Cinn'in bir anlamı da, bizatihi gö­rünmez  olmayıp  o  zamana  kadar  görülmemiş  bölge  insanın  yabancısı  olduğu  garip  kimseler  veya  yabancı  varlıklardır  (Msl.  86/Ahkâf:  29¬  32;  63/Cin:  1).  Bazen  de ilk muhataplarının ta-savvurundaki muhayyel ve efsanevi varlığı ifa­de   eder   (76/Sebe':   12-14   ve   79/Enbiya:   82). Kur'an'ın bu atıfları yapmaktan maksadı,  cahi­li  geleneğin ürettiği  görünmeyen varlıklarla il­gili  vehmi  tasavvuru  onaylamak  değil,  bunun  üzerinden  ahlâkî  öğüt  vermektir. Mİ



    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder