Yanlızca Allah(cc)'a ve Ahiret Günü'ne (yürekten) inanmayanlar senden izin isterler, zira onların kalpleri kuşkuya teslim olmuştur, bu yüzden derin tereddütler içinde bocalayıp dururlar. Hem elbette sefere çıkmak isteselerdi, bir hazırlığa girişirlerdi. Fakat Allah(cc) onların kalkış biçimini beğenmedi ve bu yüzden onları alıkoydu, bu yüzden onlara :' Peki siz de evlerinizde oturun(اقْعُدُواْ) bakalım oturanlarla beraber (zaten niyetiniz de yok)!' denildi.
(
Buradan anlaşılıyor ki, izin isteyenler 'biz katılmak istemiyoruz' diyenler değil, onlar zaten net tavır koymuş oluyor, asıl sorun: ' Bizim de katılmamız gerekiyor mu? Biz de mi gelicez?' diyerek ikiyüzlülük yapanlar, hani 'çok istiyoruz ama bizim de katılmamız gerekli mi?' modunda soru sorarak karşıdakini zorlayarak :' Tamam o zaman gelmeyin' dedirtmek!. İkiyüzlülükleri zaten hiç bir hazırlık yapmamış olmalarında belli, hazırlık yapmamış birine 'gel' desen başka mazeretlerle işi zorlaştıracak zaten! Ya da, gönülsüzce gelse sıkıntı çıkaracak!
In Arabic, the difference between اقْعُدُواْ (iq'udū) and اجلسوا
(ijlisū) can also be related to the initial position of the person being
addressed.
When someone is standing, the correct command to sit down would indeed be اجلسوا (ijlisū).
On the other hand, when someone is lying down or reclining, the
correct command to sit up would be اقْعُدُواْ (iq'udū). This is because
اقْعُدُواْ (iq'udū) can imply a movement from a reclining or lying down
position to a sitting position.
So, to summarize: