31 Ocak 2023 Salı

 Ahzab 6:

  •  Peygamber müminlere kendi canlarından daha yakındır. Eşleri de, onların anaları gibidir. Akraba olanlar, Allah(cc)'ın kitabına göre, (mirasçılık bakımından) birbirlerine diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar. Ancak, dostlarınıza uygun bir vasiyet yapmanız müstesnadır. Bunlar, Allah(cc)'ın buyruğu gereğidir.

30 Ocak 2023 Pazartesi

 Ahzab 5:

  •  Evlatlıklarınızı, onları babalarına nispet ederek çağırın. Allah(cc) katında doğru olan budur. Eğer onların babalarını bilmiyorsanız, o takdirde onlar dinde sizin kardeşleriniz ve arkadaşlarınız gibidir. Ama bu konuda yanılırsanız, size bir vebal yoktur. (Asıl önemli olan) kalplerinizden geçendir, zira Allah(cc) çok bağışlayıcı ve rahmet kaynağıdır.

29 Ocak 2023 Pazar

 Ahzab 4:

  •  Allah(cc) kimseye tek beden de iki kalp vermemiştir ve -kendiniz için anneleriniz kadar haram- saydığınız eşlerinizi de sizin gerçek anneleriniz kılmamıştır, ve evlatlıklarınız da sizin gerçek evlatlarınız değildir. Bunlar ağzınıza doladığınız boş laflardan başka bir şey değildir. Halbuki Allah(cc) mutlak doğruyu söyler, ve size, doğru yolu ancak O gösterir.

28 Ocak 2023 Cumartesi

 Ahzab 1-3:

  •  Ey Peygamber, Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilincinde ol, hakikatı inkar edenlerin ve münafıkların söylemlerine uyma, unutma ki, Allah(cc) her şeyi bilendir ve hikmet sahibidir. Sen, Rabbinden vahyedilene uy!. Zira, Allah(cc) bütün yapıp/ettiklerinizden haberdardır. Ve nihayetinde, Allah(cc)'a tevekkül et, zira, vekil olarak Allah(cc) yeter!.
    (
     Uhud  Savaşı’ndan  sonra  Müslümanlar,  pek  çok  güçlüğe  göğüs  germek  zorunda  kaldılar. Mekke   yakınında   oturan   ve   Kureyş’le   aynısoydan  olduklarını  iddia  eden  Adel  ve  Kare  kabilelerinden   bir   heyet   Rasûlüllah’a   gelerek   İslâm’ı kabul ettiklerini belirttiler ve kendilerine Kur’ân   öğretecek   muallimler   istediler.   Allah   Rasûlü  aleyhissalâtü  vesselâm,  altı  sahabîsini  seçip  onlarla  birlikte  gönderdi.  Kafile,  Hudayl  kabilesinin  topraklarından  geçerken  dinlenme  molası verdi. Birden bu kabileye mensup bazıları dinlenmekte  olan  sahabîlerin  üzerine  saldırıp, dördünü şehit  ve  Hz.  Hubeyb  ibn  Adiyy  ile  Zeyd  ibn  Desine’yi  Kureyş’e  öldürmeleri  için  teslim  ettiler.  Bu  iki  sahabî  de  Kureyş  elinde  şehit oldu. Aynı yıl, bu defa Âmir Oğulları tara-fından kendilerine Kur’ân öğretmek için istenen bir  rivayete  göre  yetmiş  Kur’ân  okuyucusu  ve  öğretmeni  sahabî  de  Maûne  Kuyusu  yanında hunharca şehit edildi.Ertesi   sene,   Esed   Oğulları   kabilesinin   Medine’ye saldırı hazırlıkları yaptıklarını haberi alan  Allah  Rasûlü  aleyhissalâtü  vesselâm,  Ebû  Seleme komutasında 150 kişilik bir seriye birliği-ni bu kabile üzerine göndermek zorunda kaldı.Yahudi Nadir Oğulları kabilesi, Allah Rasûlü Medine’yi teşriflerinde orada bulunan üç yahudi kabilesinden  biriydi  ve  Allah  Rasûlü,  bunlarla  da  anlaşma  yapmıştı.  Fakat,  diğerleri  gibi  bu  kabile  üyeleri  de  anlaşmalarına  sadık  kalma-yıp,  Müslümanlar  aleyhine  gizlice  Kureyşlilerle ve  Medine’de  münafıklarla  tuzaklar  kurmaya  çalışıyorlardı.  Hattâ  bir  defasında  Rasûlüllah’ın hayatına  da  kastetmişler,  Allah  Rasûlü  ölüm-den  kıl  payı  kurtulmuştu.  Sadakatsizlikleri  ve  Müslümanlar  aleyhindeki  faaliyetleri  had  saf-haya  varınca  Allah  Rasûlü  aleyhissalâtü  ves-selâm,  kendilerinden  Medine’nin  üç  mil  güne-yinde  bulunan  yurtlarını  terk  etmelerini  istedi.  Münafıkların   başı   Abdullah   ibn   Übeyy   ibn   Selûl, Nadir Oğulları yahudilerine yardım vadin-de  bulununca,  onlar  da  Rasûlüllah’ın  çağrısınıreddedip  kalelerine  kapandılar. İslâm  ordusu,  onları  kalelerinde  kuşattı.  Münafıklardan  yar-dım  da  gelmeyince  durumun  kritikliğini  gören  Nadir Oğulları yahudileri Medine’den ayrılmayıkabul ettiler. On gün içinde aileleri ve taşıyabil-dikleri  mallarıyla  birlikte  Medine’yi  terk  edip,  bir kısmı Hayber’e, bir kısmı Suriye taraflarına gitti. AÜ

    Aslında  yapılması  serbest  olan  bir  davranış­tan  sırf  toplumsal  baskıdan  çekinerek  vazgeç­mek  ve  o  kolektif  yanlışı  sorgulamamak,  bu  ilâhi   uyarının   gerekçesini   oluşturmaktadır.   Benzer  bir  durum  üzerine  nazil  olan  Tahrim  sûresinin girişi ile  bu  sûrenin girişi arasındaki yakınlık  dikkat  çekicidir. Mİ

     Yani:   toplumsal  baskıya  karşı   "koruyucu   otorite"(vekil)  olarak  Allah  yeter.  Toplumun  nesne­si  olmak  istemeyen,  mutlaka  daha  üstün  bir  otoriteye  dayanmalıdır.  O  Allah'tır,  insan  an­cak o zaman  toplum  içerisinde  özneliğini  mu­hafaza  edebilir.  Mİ



    )

27 Ocak 2023 Cuma

 Ahzab suresi:
(Diyanet çevirisi)

  •  1. Ey Peygamber! Allah'tan kork, kâfirlere ve münafıklara boyun eğme. Elbette Allah her şeyi bilmekte ve yerli yerince yapmaktadır.

    2. Rabbinden sana vahyedilene uy. Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

    3. Allah'a güven. Vekîl olarak Allah yeter.

    4. Allah, bir adamın içinde iki kalp yaratmadığı gibi, "zıhâr" yaptığınız eşlerinizi de analarınız yerinde tutmadı ve evlâtlıklarınızı da öz oğullarınız olarak tanımadı. Bunlar sizin ağızlarınıza geliveren sözlerden ibarettir. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola O eriştirir.

    5. Onları (evlât edindiklerinizi) babalarına nisbet ederek çağırın. Allah yanında en doğrusu budur. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onları din kardeşleriniz ve görüp gözettiğiniz kimseler olarak kabul edin. Yanılarak yaptıklarınızda size vebal yok; fakat kalplerinizin bile bile yöneldiğinde günah vardır. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    6. Peygamber, müminlere kendi canlarından daha yakındır. Eşleri, onların analarıdır. Akraba olanlar, Allah'ın Kitabına göre, (mirasçılık bakımından) birbirlerine diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındırlar; ancak, dostlarınıza uygun bir vasiyet yapmanız müstesnadır. Bunlar Kitap'ta yazılı bulunmaktadır.

    7. Hani biz peygamberlerden söz almıştık; senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan da. (Evet) biz onlardan pek sağlam bir söz aldık.

    8. Allah bu sözü doğruları doğruluklarıyla sorumlu kılmak için aldı. Kâfirler için de çok acıklı bir azap hazırladı.

    9. Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın; hani size ordular saldırmıştı da, biz onlara karşı bir rüzgâr ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah ne yaptığınızı çok iyi görmekteydi.

    10. Onlar hem yukarınızdan hem aşağı tarafınızdan (vâdinin üstünden ve alt yanından) üzerinize yürüdükleri zaman; gözler yıldığı, yürekler gırtlağa geldiği ve siz Allah hakkında türlü türlü şeyler düşündüğünüz zaman;

    11. İşte orada iman sahipleri imtihandan geçirilmiş ve şiddetli bir sarsıntıya uğratılmışlardı.

    12. Ve o zaman, münafıklar ile kalplerinde hastalık (iman zayıflığı) bulunanlar: Meğer Allah ve Resûlü bize sadece kuru vaadlerde bulunmuşlar! diyorlardı.

    13. Onlardan bir gurup da demişti ki: Ey Yesribliler (Medineliler)! Artık sizin için durmanın sırası değil, haydi dönün! İçlerinden bir kısmı ise: Gerçekten evlerimiz emniyette değil, diyerek Peygamber'den izin istiyordu; oysa evleri tehlikede değildi, sadece kaçmayı arzuluyorlardı.

    14. Medine'nin her yanından üzerlerine saldırılsaydı da, o zaman savaşmaları istenseydi, şüphesiz hemen savaşa katılırlar ve evlerinde pek eğlenmezlerdi.

    15. Andolsun ki daha önce onlar, sırt çevirip kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz mesuliyeti gerektirir!

    16. (Resûlüm!) De ki: Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmanın size asla faydası olmaz! (Eceliniz gelmemiş ise) o takdirde de, yaşatılacağınız süre çok değildir.

    17. De ki: Allah size bir kötülük dilerse, O'na karşı sizi kim korur; ya da size rahmet dilerse (size kim zarar verebilir)? Onlar, kendilerine Allah'tan başka ne bir dost bulurlar ne de bir yardımcı.

    18. Allah, içinizden (savaştan) alıkoyanları ve yandaşlarına: "Bize katılın" diyenleri gerçekten biliyor. Zaten bunların pek azı savaşa gelir.

    19. (Gelseler de) size karşı pek hasistirler. Hele korku gelip çattı mı, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş gibi gözleri dönerek sana baktıklarını görürsün. Korku gidince ise, mala düşkünlük göstererek sizi sivri dilleri ile incitirler. Onlar iman etmiş değillerdir; bunun için Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmıştır. Bu, Allah'a göre kolaydır.

    20. Bunlar, düşman birliklerinin bozulup gitmedikleri evhamı içindedirler. Müttefikler ordusu yine gelecek olsa, isterler ki, çölde göçebe Araplar içinde bulunsunlar da, sizin haberlerinizi (uzaktan) sorsunlar. Zaten içinizde bulunsalardı dahi pek savaşacak değillerdi.

    21. Andolsun ki, Resulullah, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.

    22. Müminler ise, düşman birliklerini gördüklerinde: İşte Allah ve Resûlü'nün bize vâdettiği! Allah ve Resûlü doğru söylemiştir, dediler. Bu (orduların gelişi), onların ancak imanlarını ve Allah'a bağlılıklarını arttırdı.

    23. Müminler içinde Allah'a verdikleri sözde duran nice erler var. İşte onlardan kimi, sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir; kimi de (şehitliği) beklemektedir. Onlar hiçbir şekilde (sözlerini) değiştirmemişlerdir.

    24. Çünkü Allah sadâkat gösterenleri sadâkatları sebebiyle mükâfatlandıracak, münafıklara -dilerse- azap edecek yahut da (tevbe ederlerse) tevbelerini kabul edecektir. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

    25. Allah, o inkâr edenleri hiçbir fayda elde edemeden öfkeleri ile geri çevirdi. Allah (ın yardımı) savaşta müminlere yetti. Allah güçlüdür, mutlak galiptir.

    26. Allah, ehl-i kitaptan, onlara (müşrik ordularına) yardım edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine korku düşürdü; bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir alıyordunuz.

    27. Allah, onların yerlerine, yurtlarına, mallarına ve ayak basmadığınız topraklara sizi mirasçı yaptı. Allah'ın her şeye gücü yeter.

    28. Ey Peygamber! Eşlerine şöyle söyle: Eğer dünya dirliğini ve süsünü (refahını) istiyorsanız, gelin size boşanma bedellerinizi vereyim de, sizi güzellikle salıvereyim.

    29. Eğer Allah'ı, Peygamberini ve ahiret yurdunu diliyorsanız, bilin ki, Allah, içinizden güzel davrananlar için büyük bir mükâfat hazırlamıştır.

    30. Ey peygamber hanımları! Sizden kim açık bir hayâsızlık yaparsa, onun azabı iki katına çıkarılır. Bu, Allah'a göre kolaydır.

    31. Sizden kim, Allah'a ve Resûlüne itaat eder ve yararlı iş yaparsa ona mükâfatını iki kat veririz. Ve ona (cennette) bol rızık hazırlamışızdır.

    32. Ey Peygamber hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer (Allah'tan) korkuyorsanız, (yabancı erkeklere karşı) çekici bir eda ile konuşmayın; sonra kalbinde hastalık bulunan kimse ümide kapılır. Güzel söz söyleyin.

    33. Evlerinizde oturun, eski cahiliye âdetinde olduğu gibi açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah'a ve Resûlüne itaat edin. Ey Ehl-i Beyt! Allah sizden, sadece günahı gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.

    34. Evlerinizde okunan Allah'ın âyetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah, her şeyin iç yüzünü bilendir ve her şeyden haberi olandır.

    35. Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.

    36. Allah ve Resûlü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.

    37. (Resûlüm!) Hani Allah'ın nimet verdiği, senin de kendisine iyilik ettiğin kimseye: Eşini yanında tut, Allah'tan kork! diyordun. Allah'ın açığa vuracağı şeyi, insanlardan çekinerek içinde gizliyordun. Oysa asıl korkmana lâyık olan Allah'tır. Zeyd, o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikâhladık ki evlâtlıkları, karılarıyla ilişkilerini kestiklerinde (o kadınlarla evlenmek isterlerse) müminlere bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.

    38. Allah'ın, kendisine helâl kıldığı şeyde Peygamber'e herhangi bir vebâl yoktur. Önce gelip geçenler arasında da Allah'ın âdeti böyle idi. Allah'ın emri mutlaka yerine gelecek, yazılmış bir kaderdir.

    39. O peygamberler ki Allah'ın gönderdiği emirleri duyururlar, Allah'tan korkarlar ve O'ndan başka kimseden korkmazlar. Hesap görücü olarak Allah (herkese) yeter.

    40. Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah'ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

    41. Ey inananlar! Allah'ı çokça zikredin.

    42. Ve O'nu sabah-akşam tesbih edin.

    43. Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize rahmetini gönderen O'dur. Melekleri de size istiğfar eder. Allah, müminlere karşı çok merhametlidir.

    44. Kendisine kavuştukları gün, Allah'ın onlara iltifatı, "selâm" dır. Allah onlara çok değerli mükâfat hazırlamıştır.

    45. Ey Peygamber! Biz seni hakikaten bir şahit, bir müjdeleyici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.

    46. Allah'ın izniyle, bir davetçi ve nûr saçan bir kandil olarak (gönderdik).

    47. Allah'tan büyük bir lütfa ereceklerini müminlere müjdele.

    48. Kâfirlere ve münafıklara boyun eğme. Onların eziyetlerine aldırma. Allah'a güvenip dayan, vekîl ve destek olarak Allah yeter.

    49. Ey iman edenler! Mümin kadınları nikâhlayıp da, henüz zifafa girmeden onları boşarsanız, onları sayacağınız bir iddet süresince bekletme hakkınız yoktur. O halde onları (bir bağışla) memnun edin ve onları güzel bir şekilde serbest bırakın.

    50. Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber göç eden kızlarını sana helâl kıldık. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini peygambere hibe eden mümin kadını, diğer müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helâl kıldık). Kuşkusuz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları lâzım geldiğini onlara açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.

    51. Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Boşadığın hanımlarından arzu ettiğini tekrar yanına almanda, senin üzerine bir günah yoktur. Böyle yapman onların mutlu olmalarına, üzülmemelerine ve hepsinin, senin verdiklerine razı olmalarına daha uygundur. Allah, kalplerinizde olanı bilir. Allah hakkıyle bilendir, halîmdir.

    52. Bundan sonra artık başka kadınlarla evlenmen, elinin altında bulunan cariyeler hariç, güzellikleri hoşuna gitse bile, bunların yerine başka hanımlar alman sana helâl değildir. Allah her şeyi gözetler.

    53. Ey iman edenler! Siz zamanını gözetlemeksizin, bir yemeğe davet edilmedikçe, Peygamber'in evlerine girmeyin. Ancak davet edildiğiniz vakit girin. Yemeği yediğinizde hemen dağılın, sohbete dalmayın. Çünkü bu hareketiniz Peygamber'i üzmekte, fakat o (size bunu söylemekten) utanmaktadır. Ama Allah, hakkı söylemekten çekinmez. Peygamber'in hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temiz bir davranıştır. Sizin Allah'ın Resûlünü üzmeniz ve kendisinden sonra onun hanımlarını nikâhlamanız asla caiz olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük (bir günah) tır.

    54. Bir şeyi açığa vursanız da, gizleseniz de şüphe yok ki Allah, her şeyi gayet iyi bilmektedir.

    55. Onlara (Peygamber'in hanımlarına), babaları, oğulları, kardeşleri, kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınları (mümin kadınlar) ve ellerinin altında bulunan câriyelerinden dolayı bir günah yoktur. (Ey Peygamber hanımları!) Allah'tan korkun; şüphesiz Allah, her şeye şahittir.

    56. Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salevât getirirler. Ey müminler! Siz de ona salevât getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.

    57. Allah ve Resûlünü incitenlere Allah, dünyada ve ahirette lânet etmiş ve onlar için horlayıcı bir azap hazırlamıştır.

    58. Mümin erkeklere ve mümin kadınlara, yapmadıkları bir şeyden dolayı eziyet edenler, şüphesiz bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.

    59. Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına (bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) dış örtülerini üstlerine almalarını söyle. Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur. Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

    60. Andolsun, iki yüzlüler, kalplerinde hastalık bulunanlar (fuhuş düşüncesi taşıyanlar), şehirde kötü haber yayanlar (bu hallerinden) vazgeçmezlerse, seni onlara musallat ederiz (onlarla savaşmanı ve onları şehirden sürüp çıkarmanı sana emrederiz); sonra orada, senin yanında ancak az bir zaman kalabilirler.

    61. Hepsi de lânetlenmiş olarak nerede ele geçirilirlerse, yakalanır ve mutlaka öldürülürler.

    62. Allah'ın önceden geçenler hakkındaki kanunu budur. Allah'ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.

    63. İnsanlar sana kıyametin zamanını soruyorlar. De ki: Onun bilgisi Allah katındadır. Ne bilirsin, belki de zamanı yakındır.

    64. Şu muhakkak ki, Allah kâfirleri rahmetinden kovmuş ve onlara çılgın bir ateş hazırlamıştır.

    65. (Onlar) orada ebedî olarak kalacaklar, (kendilerini koruyacak) ne bir dost ne de bir yardımcı bulacaklardır.

    66. Yüzleri ateşte evrilip çevrildiği gün: Eyvah bize! Keşke Allah'a itaat etseydik, Peygamber'e de itaat etseydik! derler.

    67. Ey Rabbimiz! Biz reislerimize ve büyüklerimize uyduk da onlar bizi yolda saptırdılar, derler.

    68. Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânetle rahmetinden kov.

    69. Ey iman edenler! Siz de Musa'ya eziyet edenler gibi olmayın. Nihayet Allah onu, dedikleri şeyden temize çıkardı. O, Allah yanında şerefli idi.

    70. Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doğru söz söyleyin.

    71. (Böyle davranırsanız) Allah işlerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar. Kim Allah ve Resûlüne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.

    72. Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (sorumluluğundan) korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir.

    73. (Allah bu emaneti insana vermek sûretiyle), münafık erkeklere ve münafık kadınlara, müşrik erkeklere ve müşrik kadınlara azap edecek, inanan erkeklerin ve inanan kadınların da tevbesini kabul buyuracaktır. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.

26 Ocak 2023 Perşembe

 --------------------------
Sonuç
  Al-i imran   süresi

  •   Allah(cc) katında tek kabul edilir din İslam (Allah(cc)'a tam teslimiyet)'dir. Bunu başarmanın yolu da Kuran ve sünnet çizgisinde Allah(cc) karşı sorumluluk hissi duyarak davranan muttaki olmaktır. Mesela Ehli kitabın kendi uydurdukları batıl inançları ve bu yoldaki davranışları ve yaptıkları, buna kötü bir örnektir. Temelde aynı peygamberlere(Adem(as) dan,İbrahim(as)'a,  İsa(as) kadar) ve örnek şahsiyetlere inanıldığı halde, Allah(cc)'ın indirdiğine kendi şahsi çıkarlarına göre ekledikleri yüzünden, bütün yaptıklarını boşa gitmiştir. Aralarında hakka inanan güvenilir güzel kullar da olsa, çoğunluğu yoldan çıkmıştır. Onların uydurdukları asla kabul edilmeyecektir. Müminler sadece Allah(cc)ın ipine sımsıkı sarılmalı ve her zaman Allah(cc)'a karşı sorumluluk hissi duyarak davranmalıdır. Tek kurtuluş budur.
    Her ne kadar 120. ayetten sonra temel olarak Uhud savaşı sonrası müslümanların alması gereken dersler bir bakıma burada işlense de, benzer tarih boyunca yaşanan ve bundan sonra da yaşanacak olaylar için de aynı dersler çıkartılmalı ve bu sonuçlar rehber olarak kullanılmalıdır. Temel olarak gerçek inanan kişinin iki temel özelliği ön plandadır; muhsin ve muttaki. Mümin kişi günah ta işleyebilir, yanlış ta yapabilir, ama bunun farkına varıp hemen kendini düzeltmeli ve yanlışta ısrar etmemelidir. Daha önce gelmiş geçmiş toplumların başına gelenler ögrenilmeli onlardan ders çıkarılmalı, özellikle de müminler bu sonuçları birer rehber olarak kullanmalıdır. Mümin cesaretini yitirmez ve üzülmez, zira gerçek inanan insanların en üstünüdür. Sıkıntılar herkesin başına gelir ve geliyor, zira Allah(cc) bunları insanları seçip ayırmak için bir araç olarak kullanmaktadır. Temelde, bunun 4 ana sebebi vardir;
  • Allah(cc)'ın müminleri seçip ayırması
  • Hakikate şahitlik edenlerin seçilmesi
  • Müminleri boş ve yararsız her türlü şeyden arındırmak
  • Hakikati inkar edenleri de etkisiz hale getirmek(ıskartaya ayırmak)

Yoksa hiç bir sıkıntı ve zorlukla karşılaşmadan, 'müslümanım' diyenin cennete alınacağını beklemek anlamsızdır. Her şeyin Allah(cc)'tan olduğunu, her şeyin Allah(cc)'a ait oldugunu, yapan/edenin hep O olduğunu bilip, tümüyle O'na sığınmalı ve O'na güvenmelidir, yoksa insan olarak 'uçmak/kaçmak/dünyayı kurtarmak vb' ütapik söylemler boştur, Allah(cc) bir şeyin olmasında eğer sizi aracı olarak kullanmışta o şey olmuşsa, bundan dolayı ayrıca şükretmek ve her şeyi Allah(cc)'tan bilmek ve bir bakıma kendini sıfırlamak gerekmektedir. Mümin, hiç bir zaman ne korkuya kapılır, ne zayıflık gösterir ne de kendini küçük düşürür. Mümin kişinin duası:
ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا
وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ

' Ey Rabbimiz!, günahlarımızı ve işlerimizdeki aşırılıkları bağışla, adımlarımızı sabit kıl ve hakikatı inkar edenlere karşı bize yardım et'.
Allah(cc) ta onlara hem bu dünyada hem de ahirette verileceklerin en güzelini verecektir.

Ey iman edenler, sabredin, birbirinize sabır tavsiyesinde bulunup yardımlaşın, birbirinizle dayanışma içinde olun, Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilinci ile davranın ki kurtuluşa eresiniz.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ
اصْبِرُواْ
وَصَابِرُواْ
وَرَابِطُواْ
وَاتَّقُواْ اللّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

25 Ocak 2023 Çarşamba

 Sabah duasi:54. Ya Rab! Sen lütufta bulunanların en güzelisin; bizi de umduklarımıza nâil eylemeni istirham ediyoruz. Başlarımızdan aşağıya sağanak sağanak yağdırdığın nimetlerden dolayı evvel-âhir bütün hamd ü senalar Sana, bizim gibi liyakatsiz gönülleri iman ve İslâm’la şerefyâb kıldığın için bütün minnet ve şükran hislerimiz yine Sanadır; bizi iman ve İslâm’la şereflendirdiğin gibi ihsanla ve daha ötesiyle de donatmanı diliyoruz. Ey kudreti sonsuz olduğu gibi rahmeti de sonsuz olan biricik Rabbimiz! Biz âciz bendelerini, ihsanda bulunduğun lütufları geri almak suretiyle ikaba maruz bırakma.. bizi de o nimetlere karşı kör ve nankör durumuna düşmekten sıyanet buyur.. bize hoşnutluğunun mahrumiyetini yaşatma!

24 Ocak 2023 Salı

  Sabah duasi : 40. Rabbimiz! Bizim kalblerimizi ve cihanın dört bir bucağındaki bütün kullarının kalblerini imana, yakine, islâm’a ve ihsana açmanı diliyoruz. Gökte ve yerdeki kulların arasında bizim için vüdd (hüsn-ü kabul) halket.. Senin yüce dinine hizmet etme mülahazalarıyla çıktığımız bu yolda işlerimizi kolaylaştır, umduklarımıza nail eyle ve üzerimize düşen vazifeleri yüzümüzün akıyla yerine getirmeyi nasip et. Ey her zaman gizli ve sürpriz nimetleriyle bizleri lütuf sağanakları altında sırılsıklam hâle getiren yüce Mevlamız! Bazılarını az-çok sezip korktuğumuz ve bazılarını da hiç fark edemediğimiz için endişe bile duymadığımız tehlikelerden dünyada ve âhirette bizi emin eyle.. şu kısacık fani hayatta altından kalkamayacağımız belalara maruz kalmaktan, kabrin ağır imtihanından, Cehennemin kasıp kavuran ateşinden, yüce Zatın, Rahman ve Rahim isimlerinin hakkı için bizi sıyanet buyur, ey günah ve kusurlarla âlûde kullarını çokça başılayan Gaffar ve ey günahkarların hata ve isyanlarını setreden Settar!

23 Ocak 2023 Pazartesi

 Sabah duasi : 112. Dinimizi en güzel şekilde yaşama ve onu başkalarına da anlatma hususunda Allah bize yeter. Dünyamızı mamur kılma, yeryüzünde Hakk’ın muradını gerçekleştirme ve bu yolda karşılaşacağımız her türlü musibete sabretme noktasında Allah bize yeter. Zihnimizi ve kalbimizi meşgul eden her meseleye karşı –iyilik ve ikram sahibi, yegâne kerim– Allah bize yeter. Taşkınlıkla üzerimize hücum edenlere karşı –bütün zalimlere hadlerini bildirme kudretine sahip bulunan– Allah bize yeter. Hakkımızda sinsi plan lar hazırlayan ve akla hayale gelmez entrikalar çevirenlere karşı –cezalandırması da çok şiddetli olan– Allah bize yeter. Ölümün sıkıntılarına maruz kaldığımızda –kullarına hep hilm ile muamele eden– Allah bize yeter.

22 Ocak 2023 Pazar

 Dua saati:110. Allahım! Nice ümit ve emellerimi gerçekleştirdin, onca beklenti ve taleplerime cevap verdin.. beni kaç kere sevdiğin ve hoşnut olduğun işlere muvaffak eyledin.. has-talıklarıma şifa lutfettin.. hasımlarının ellerine ve dillerine düşürmedin. Ey bu lütf u ihsanlarda bulunmasa bile, Zatı itibarıyla bütün hamd ve senâlar hakkı olan Meşkûr u Mah-mud, şükürler olsun Sana. Allahım, i’tikad, söz ve amel bakımından şanına lâyık ol-mayan her türlü kusurdan Zatını yüce tutma ve Sana layık olan sıfatları da isbat etme adına dile getirilen sözlerin en gü-zelleriyle, renk renk, desen desen tesbîh ü takdîs ifadeleriyle Seni anmak istiyorum. Sırf Senin hoşnutluğunu gözeterek ve rızana ermiş bir kul olma ümidi besleyerek Seni tesbîh ü takdîs etmeyi arzuluyorum. Bu talebimi gerçekleştirmeyi nasip eyle Allahım; beni bu devletten mahrum kılma, rah-metine açılan ellerimi boş koyma. Bu bendeni, hatalarını itiraf edip pişmanlıkla kıvranan, herhangi bir inhiraftan son-ra yeniden toparlanıp dergâhına yönelen, büyük-küçük her gaflet karşısında himmet ka nat larını açıp Senin inâyetine sı-ğınan “tevvâbîn” unvanlı kullarının arasına kat. Bu perişan kulunu bilhassa seher vakitlerinde istiğfara sarılarak Senin mağfiretini dileyen Hak erlerinin safına dâhil et; günahlar-dan, ayıplardan, isyanlardan, kusurlardan, düşünce kay-malarından ve zihin kirlenmelerinden muhafaza buyur.

21 Ocak 2023 Cumartesi

 Al-i imran 200:

  •  Ey iman edenler, sabredin, birbirinize sabır tavsiyesinde bulunup yardımlaşın, birbirinizle dayanışma içinde olun, Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilinci ile davranın ki kurtuluşa eresiniz.

    يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ
    اصْبِرُواْ
    وَصَابِرُواْ
    وَرَابِطُواْ
    وَاتَّقُواْ اللّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

 Al-i imran 199:

  •  Doğrusu , Ehl-i kitap arasında, Allah(cc)'a gerçekten iman eden, hem size hem kendilerine indirilene iman edenler vardır. Bunlar Allah(cc)'tan korkarlar ve O'nun mesajını ufak bir bedel karşılığı satmazlar. Onların mükafatı, Rableri katındadır, zira Allah(cc) hesap görmede hızlıdır.

20 Ocak 2023 Cuma

 Al-i imran 198:

  • Rablerine karşı sorumluluk bilinci ile davrananlara da altlarından ırmaklar akan ve içinde temelli kalacakları cennetler vardır. Rablerinin misafiri olarak ağırlanırlar. Allah(cc) katında olan her şey, o erdem sahipleri için en hayırlı olandır.

 Al-i imran 196-197:

  •  Hakikatı inkara şartlanmış olanların yeryüzünde istediklerini yapabilir görünmeleri sakın sizi yanıltmasın. Bu gelip geçici bir tatminden ibarettir. Ama sonunda varacakları yer cehennemdir. O, ne kötü meskendir.

19 Ocak 2023 Perşembe

 Al-i imran 195:

  •  Ve Rableri onların duasına şöyle karşılık verdi:' İster erkek, ister kadın olsun, Benim yolumda çaba gösterenlerden hiç kimsenin çabasını boşa çıkarmayacağım.  (Kadın, erkek) hepiniz aynısınız. Zulüm ve kötülük diyarından kaçanlara, yurtlarından sürülenlere, Benim yolumda eziyet çekenlere ve bu yolda savaşıp öldürülenlere gelince; onların kötülüklerini mutlaka görmezden geleceğim ve onları, Allah(cc)'tan bir mükafat olarak, içinden ırmaklar akan cennetlere sokacağım. Zira mükafatların en güzeli, Allah(cc) katından olandır'.

18 Ocak 2023 Çarşamba

 Al-i imran 193-194:

  •   ' Rabbimiz, biz --Rabbinize iman edin-- diyerek bizi imana çağıran bir davetçiyi duyduk ve iman ettik. Rabbimiz, bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi de görmeyiver, ve gerçek erdem sahipleri olarak canımızı al. Ey Rabbimiz, elçilerin vasıtasıyla bize vaad ettiğin şeyi bize bahşet ve Kıyamet günü bizi mahcup etme. Şüphesiz Sen, sözünden asla dönmezsin'.

17 Ocak 2023 Salı

 Al-i imran 190-192:

  •  Kuşkusuz, göklerin ve yerin yaradılışında ve gece ile gündüzün birbirini izlemesinde derin kavrayış sahipleri için alınacak dersler vardır. Nitekim onlar ayaktayken, oturururken ve uyumak için uzandıklarında hep Allah(cc)'ı anar ve göklerin ve yerin yaradılışını inceden inceye düşünürler; ' Ey Rabbimiz, Sen bunların hiçbirini anlamsız ve amaçsız yaratmadın. Sen yücelikte sınırsızsın. Bizi ateşin azabından koru. Ey Rabbimiz, kimi ateşe mahkum edersen, kuşkusuz, onu alçaltmış olursun. Ve bu zalimler hiç bir yardımcı da bulamazlar'.

 Al-i imran 189:

  •  Göklerin ve yerin hakimiyeti Allah(cc)'ındır ve Allah(cc)'ın her şeye gücü yeter.

16 Ocak 2023 Pazartesi

 Al-i imran 187-188:

  •  Allah(cc), kendilerine vahiy verilenlere : 'Bunu insanlara açıklayın ve ondan hiç bir şeyi gizlemeyin' buyurduğunda, bunu yapacaklarına dair onlardan güçlü bir taahhüt aldı. Ama onlar bu taahhütlerini umursamadılar ve küçük bir menfaate değiştirdiler. Sanma ki, bu şekilde başardıkları ile övünen ve yapmadıkları ile övülmekten hoşlananlar azaptan kurtulabilecekler. Onları, şiddetli bir azap beklemektedir.

15 Ocak 2023 Pazar

 Al-i imran 186:

  •  Mallarınız ve canlarınız, sizin gerçek kimliğinizi ortaya çıkarmak için birer araçtır. Nitekim, sizden önce kendilerine kitap verilenler ve Allah(cc)'tan başkasına ilahlık yakıştıranlardan bir çok inciltici söz işiteceksiniz. Ama, zorluklara sabırla katlanır ve Allah(cc)'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olursanız, bilin ki, bu azimle sarılınacak bir iştir.
    (
      Ahlâkî  davranış  sadece  iyi  şartlarla  sınırlı  bir  sorumluluk  değil,  her  şartta  yerine  getiril­mesi gereken bir yükümlülüktür.  Şartların değişmesiyle  değişen  bir  davranış  ahlâkî  olma  vasfını  yitirmiştir. MI
    )

14 Ocak 2023 Cumartesi

 Al-i imran 185:

  •  Her nefis ölümü tadacaktır ki, böylece kıyamet günü yapıp/ettiklerinizin karşılığı size tam olarak ödensin. Orada ateşten uzaklaştırılıp cennete sokulacak olanlar, gerçek bir zafer kazanmış olacaklardır. Yoksa, bu dünya hayatı, aldatıcı ve geçici bir zevkten başka bir şey değildir.

13 Ocak 2023 Cuma

 Al-i imran 183-184:

  •  'Allah(cc), yakılarak sunulan bir kurban getirmedikçe, hiç bir elçiye inanmamamızı emretmiştir' iddasında bulunanlara gelince; de ki:' Benden önce de size peygamberler gelmiş, hem hakikatın apaçık belgelerini hem de sözünü ettiğiniz şeyi size getirmişti. Peki, söylediğinizde samini idiyseniz, neden onları katlettiniz?'.
    Ve eğer seni yalanlıyorlarsa, (unutma ki) aynı şekilde senden önce hakikatın tüm kanıtlarını, ilahi hikmet yüklü kitapları ve aydınlık saçan vahyi getiren (diğer) peygamberleri de yalanlamışlardı.

12 Ocak 2023 Perşembe

 Al-i imran 181-182:

  •  'Allah(cc) fakirdir, ama biz zenginiz' diyenlerin sözlerini Allah(cc) duyuyor. Onların hem sözlerini, hem de haksız yere peygamberleri öldürmelerini kaydediyoruz ve günü geldiğinde:' Bütün bu yapıp/ettiklerinizin karşılığı olarak, tadın bakalım bu ateşin azabını! Zira Allah(cc), kullarına asla haksızlık yapmaz' diyeceğiz.

11 Ocak 2023 Çarşamba

 Al-i imran 180:

  •  Allah(cc)'ın lutfundan kendilerine verdiklerinde (infakta) cimrice davrananlar da, sakın bunu kendileri için hayırlı sanmasınlar, aksine bir şerdir!. Bu cimrilik yaptıkları şey, Kıyamet günü boyunlarına asılacaktır. Zira, göklerin ve yerin mirası Allah(cc)'a aittir, ve Allah(cc) yaptığınız her şeyden haberdardır.

10 Ocak 2023 Salı

 Al-i imran 178-179:

  •  Hakikatı inkarda ısrarcı olanlar kendilerine verdiğimiz mühleti, sakın kendileri için hayırlı sanmasınlar!. Biz onlara sadece günahlarını daha da arttırsınlar diye mühlet veriyoruz. Onları cok acı bir azab bekliyor.
    Allah(cc), müminleri, kimin ne olduğu belli olmayan bu durumda bırakacak da değildir, sonunda iyiyi kötüden ayıracaktır, ama bunu da nihai sonucu size bildirerek yapmayacaktır (size gaybı bildirmeyecektir, fakat sizin başınıza gelen olaylar ve sonuçları ile bu ayrımı açığa çıkaracaktır). Fakat Allah(cc) (bu amaçla) elçilerinden dilediğini seçer. Dolayısıyla, Allah(cc)'a ve elçilerine inanın!, zira eğer iman eder ve sorumluluk bilinci ile davranırsanız, işte o zaman sizi muazzam bir karşılık beklemektedir.

9 Ocak 2023 Pazartesi

 Al-i imran 175-177:

  •  Sizi kendi dostlarıyla korkutan sadece şeytandır. Öyleyse, ondan değil, Ben'den korkun, eğer gerçek müminler iseniz!. Hakikatı inkarda birbiriyle yarışanlar sakın sizi üzmesin. Onlar, Allah(cc)'a asla zarar veremezler. Allah(cc) diliyor ki, onların ahiretten hiç bir nasibi olmasın ve onları korkunç bir azab bekliyor. İman karşılığında hakikatı inkarı seçenler de Allah(cc)'a hiç bir zarar veremezler ve onları da acı bir azab beklemektedir.

8 Ocak 2023 Pazar

 Muhasebe:

  • Başa gelen musibetten sonra :' İşte bizi dinleselerdi, bu başımıza gelmezdi, etliye sütlüye karışırsan böyle olur' türü söylemler, söyleyenlerin iman zayıflığının eseri. Nihayetinde Allah(cc) rızasını gözeten için bir kayıp yoktur. Allah(cc) size yardım etmesse, size yardım edecek yoktur.
    Mumin sadece Allah(cc)'a güvenmelidir. Nihayetinde Allah(cc) rızasını gözetenle, Allah(cc)'ın hışmına uğrayan ve varacağı yer cehennem olan arasında çok fark vardır. Onlara Allah(cc), elçi göndererek , kendilerini geliştirmelerine ortam sağlayarak, ve ilahi kelamı ve hikmeti öğreterek büyük bir lutufta bulunmustur. Durum böyleyken :' bunlar bizim başımıza neden geldi?' demeyin, zira hepsi kendi yapıp ettikleriniz yüzündendir.
    Nihayetinde Allah(cc) aranızdaki münafıkları ayırt edecek. Tabi o münafıklar :' Bize uysaydınız, bunlar başınıza gelmezdi' diyecekler, siz de :' Allah(cc) size vereceği belayı sarınca bakalım siz def edebilecekmisiz' deyin.
    Allah(cc) müminlerin ecirlerini zayi etmeyecektir. Onlar, başlarına bela gelse de, Allah(cc) ve resulun çağırısına uyup muhsin ve muttaki olmaya devam ederler. Kendileri, başkaları tarafında :' Bakın bu karşınızdakiler çeşitli
    teşkilatlar kurdular hepinizi toplayacaklar
    ' şeklinde uyarıldıklarında, bu onların sadece imanını arttırdı. 'Allah(cc) bize kafidir' dediler ve Allah(cc)'ın lütfu ve nimeti ile hiç bir zarar görmeden geri döndüler. Çünkü onlar Allah(cc) rızasını gözetiyorlardı.



 Al-i imran 172-174:

  •  O inananlar ki, başlarına gelen beladan sonra, Allah(cc) ve Resulunun çağrısına uydular. Doğru zamanda doğru şeyi doğru miktarda yapan (أَحْسَنُواْ) ve Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilincinde (وَاتَّقَواْ) olanları muhteşem bir karşılık beklemektedir.
    Yine o inananlar ki, başka insanlar tarafından :' Bakın, size karşı bir ordu toplanmış, kendinizi onlardan koruyun' diye uyarılmışlardı, ama bu onların sadece imanlarını arttırdı. Onlar da:' Allah(cc) bize kafidir, O, ne mükemmel bir koruyucudur' diye cevap verdiler. Ve Allah(cc)'ın lütfu ve nimeti ile, hiç bir zarar görmeden geri döndüler. Çünkü onlar Allah(cc)'ın rızası için çalışıyorlardı, ve Allah(cc) yüceliğinde ve lütfunda sınırsızdır.

7 Ocak 2023 Cumartesi

 Al-i imran 170-171:

  •  Allah(cc)'ın lütfuyla kendilerine bağışladığı (şehitlikten) övünç duyarlar. Ve arkada kalıp henuz kendilerine katılmamış olan kardeşlerine, bir korku ve üzüntü duymuyacaklarını müjdelemek isterler. Ayrıca, onlar, Allah(cc) katından ulaşan bir lutfu, bir nimeti ve Allah(cc)ın müminlerin hak ettiği ödülü zayi etmeyeceğini de müjdelemeye can atıyorlar.

6 Ocak 2023 Cuma

 Al-i imran 168-169:

  •  Kendileri evlerinde oturup kaldıkları halde, kardeşleri hakkında şöyle dediler: ' Eğer bize uysalardı, şimdi öldürülmüş olmazlardı'.  De ki:' Eğer sözünüzün arkasında duruyorsanız, hadi defedin bakalım ölümü!'. Ayrıca, Allah(cc) yolunda öldürülenleri ölü saymayın, aksine onlar diridirler ve rızıkları Allah(cc) katından verilmektedir.

5 Ocak 2023 Perşembe

 Al-i imran 165-167:

  •  Hal böyle iken, düşmanlarınızın başına iki mislini getirdiğimiz musibet, sizin de başınıza gelince :' Bu nerden geldi?' mi diyorsunuz!. De ki:' Bu felaket sizin yüzünüzdendir'.  Zira, Allah(cc) herşeye kadirdir. İki ordunun karşılaştığı gün başınıza gelen musibet Allah(cc)'ın izniyleydi. Bu da Allah(cc)'ın müminleri ayırd etmesi, münafıklık yapanları da meydana çıkarması için idi. O münafıklara :' Gelin Allah(cc) yolunda savaşın veya en azından savunma yapın' dendiğinde : ' Biz savaş olacağını bilseydik size katılırdık' dediler. Doğrusu o gün onlar imandan çok küfre daha yakındılar. Onlar, ağızlarıyla, kalplerinde olmayan şeyleri söylüyorlardı. Ama, Allah(cc) onların gizlediklerini çok iyi biliyor.
    (
    This verse is meant to remove the confusion caused in the minds of the common Muslims by the reverse at Uhd. Though the intimate Companions close to the Holy Prophet were under no delusion that his mere presence among them was a sure guarantee of success, yet the common Muslims were suffering from this misunderstanding. They thought that the disbelievers could in no way win a victory over them because the Holy Prophet was present among them and the help and succour of Allah was with them. Therefore, when contrary to their expectations, they met with a reverse at Uhd, they began to ask questions like this: why has this misfortune befallen us, who were fighting for the cause of Allah, and that, too, at the hands of the disbelievers, who had come to destroy Islam? Above all, they could not understand this because Allah had promised to help and succour them and the Holy Prophet was himself present in the battlefield. They have been told that they themselves were responsible for the disaster.  

    In the battle of Uhd, 70 Muslims were martyred whereas in the battle of Badr, 70 disbelievers were killed and 70 taken as prisoners.  

    That is, "It is the result of your own weakness and wrong acts: you did not show patience; you did things which were against piety; you disobeyed the order of your leader; you became victims of greed and you got engaged in disputes among yourselves: still you ask, "Where has this disaster come from?" defeat.

    That is, "Allah is able to give victory and is also able to bring about

    This was the pretext with which `Abdullah bin Ubayy returned to AlMadinah with his 300 men from his way to the battlefield. When the Muslims perceived that he was about to desert the Muslim army, they tried to persuade him to accompany them but he replied, "We are quite certain that there will be no battle today. That is why we are returning home; we would have most surely accompanied you, if we had expected any battle today." ET

    )

4 Ocak 2023 Çarşamba

 Al-i imran 164:

  •  Allah(cc), mesajlarını onlara iletmek, onların kendilerini geliştirmelerine ortam sağlamak(وَيُزَكِّيهِمْ), ve onlara ilahi kelamı ve hikmeti öğretmek için içlerinden kendileri gibi bir (beşeri) elçi göndererek müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur.

 Al-i imran 162-163:

  •  Nihayetinde, Allah(cc) rızasını gözeten kimse ile, Allah(cc)'ın hışmına uğrayan ve varacağı yer cehennem olan kimse bir olur mu? Orası ne kötü bir varılacak yer!. Onlar Allah(cc) katında farklı konumlara sahiptir. Zira, Allah(cc) yaptıkları herşeyi görmektedir.

3 Ocak 2023 Salı

 Al-i imran 160-161:

  •  Allah(cc) size yardım ederse, sizi kimse alt edemez. Ama, yine O sizi terkederse, size kim yardım edebilir?  O halde müminler yanlız Alah(cc) güvensinler. Bir peygamberin hile yapması olacak şey değil!, çünkü kim hile yaparsa, herkesin yaptıklarının karşılığını tam olarak alacağı ve hiç kimseye de haksızlık yapılmayacağı Kıyamet gününde, hilesi yüzüne vurulacaktır.

2 Ocak 2023 Pazartesi

 Al-i imran 159:

  •  Ve (Ey Peygamber), senin etrafındakilere yumuşak davranman, tümüyle Allah(cc)'ın rahmetidir. Zira, onlara karşı kırıcı ve sert olsaydın, doğrusu senden koparlardı. Artık onları bağışla ve affedilmeleri için dua et. Ve toplumu ilgilendiren her konuda onlarla müşavere et, sonra bir hareket tarzına karar verince de , Allah(cc)'a güven, zira Allah(cc) kendisine güvenenleri sever.
    (
     Uzlaşma  ve  danışma  yoluyla  hükümet  etmeye  işaret  eden  bu  emir,  devlet  ida­resi ile ilgili bütün Kur’ânî düzenlemelerin en temel hükümlerinden biridir.  “On­lar”  zamiri,  müminlere,  yani,  bütün bir topluma  işaret eder;  bu bağlamda kulla­nılan em r deyimi  -ve  aynı  zamanda  çok daha  önce  vahyedilmiş  olan  42:38'de- ki emruhum şûra beynehum ibaresi- ise devlet idaresi de dahil toplumsal hayat ile ilgili bütün işleri  ifade  eder.  Bütün otoriteler, yukarıdaki buyruğun,  ilk bakış­ta Hz.  Peygamber'e hitab ediyor görünmesine rağmen aslında bütün Müslüman- lara yönelik ve her dönem için bağlayıcı olduğunda hemfikirdirler.  (Bu hükmün daha  geniş bir analizi  için bkz. State a n d  Government in İslam,  44 vd.)  Bazı İs­lam  bilginleri,  bu  emrin  ifade  tarzından,  toplumun  önderinin,  danışmak  zorun­da olmasına rağmen yine de ortaya çıkan görüşü  kabul veya reddetmede özgür olduğu  sonucuna varırlar.  Ama Hz.  Peygamber'in bile kendisini şûrasının karar­larına bağlı  saydığını  hatırlayınca  (bkz.  yukarıdaki not 90)  bu  sonucun mesnet- sizliği açıkça  ortaya çıkar.  Ayrıca,  Ali b.  Ebî Talîb'den rivayet  edilen bir Hadis'e göre, yukanda geçen ‘azm (“bir davranış şekline karar verme”) kelimesinin ne­yi ifade ettiğini açıklaması istendiğinde Hz. Peygamber,  “[O], bilgili insanlar (eb-lu’r-re’y ) ile müşavere yapmak ve [o konuda] onlara uymak [anlamına gelir]”  di­ye  cevap vermiştir (bkz.  İbni  Kesîr'in bu  ayet  ile  ilgili yorumu).ESED
    )

1 Ocak 2023 Pazar

 Al-i imran 156-158:

  •  Ey iman edenler, uzak yerlere sefere çıktıklarında veya gazaya katılan kardeşleri için :' Eğer bizimle burda kalsalardı, ölmez veya öldürülmezlerdi' diyen inkarcılar gibi olmayın. Zira, Allah(cc) bunu onların içine bir yürek yarası yapacaktır. Çünkü , hayatı ve ölümü yaratan Allah(cc)'tır ve Allah(cc) yaptığınız herşeyi görmektedir. Ve Allah(cc) yolunda öldürülür veya ölürseniz, bu, onların dünyalık olarak toplayıp biriktirebilecekleri herşeyden daha hayırlıdır. Zira, ölseniz de , öldürülseniz de, sonunda Allah(cc) katında toplanacaksınız.