28 Ocak 2023 Cumartesi

 Ahzab 1-3:

  •  Ey Peygamber, Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilincinde ol, hakikatı inkar edenlerin ve münafıkların söylemlerine uyma, unutma ki, Allah(cc) her şeyi bilendir ve hikmet sahibidir. Sen, Rabbinden vahyedilene uy!. Zira, Allah(cc) bütün yapıp/ettiklerinizden haberdardır. Ve nihayetinde, Allah(cc)'a tevekkül et, zira, vekil olarak Allah(cc) yeter!.
    (
     Uhud  Savaşı’ndan  sonra  Müslümanlar,  pek  çok  güçlüğe  göğüs  germek  zorunda  kaldılar. Mekke   yakınında   oturan   ve   Kureyş’le   aynısoydan  olduklarını  iddia  eden  Adel  ve  Kare  kabilelerinden   bir   heyet   Rasûlüllah’a   gelerek   İslâm’ı kabul ettiklerini belirttiler ve kendilerine Kur’ân   öğretecek   muallimler   istediler.   Allah   Rasûlü  aleyhissalâtü  vesselâm,  altı  sahabîsini  seçip  onlarla  birlikte  gönderdi.  Kafile,  Hudayl  kabilesinin  topraklarından  geçerken  dinlenme  molası verdi. Birden bu kabileye mensup bazıları dinlenmekte  olan  sahabîlerin  üzerine  saldırıp, dördünü şehit  ve  Hz.  Hubeyb  ibn  Adiyy  ile  Zeyd  ibn  Desine’yi  Kureyş’e  öldürmeleri  için  teslim  ettiler.  Bu  iki  sahabî  de  Kureyş  elinde  şehit oldu. Aynı yıl, bu defa Âmir Oğulları tara-fından kendilerine Kur’ân öğretmek için istenen bir  rivayete  göre  yetmiş  Kur’ân  okuyucusu  ve  öğretmeni  sahabî  de  Maûne  Kuyusu  yanında hunharca şehit edildi.Ertesi   sene,   Esed   Oğulları   kabilesinin   Medine’ye saldırı hazırlıkları yaptıklarını haberi alan  Allah  Rasûlü  aleyhissalâtü  vesselâm,  Ebû  Seleme komutasında 150 kişilik bir seriye birliği-ni bu kabile üzerine göndermek zorunda kaldı.Yahudi Nadir Oğulları kabilesi, Allah Rasûlü Medine’yi teşriflerinde orada bulunan üç yahudi kabilesinden  biriydi  ve  Allah  Rasûlü,  bunlarla  da  anlaşma  yapmıştı.  Fakat,  diğerleri  gibi  bu  kabile  üyeleri  de  anlaşmalarına  sadık  kalma-yıp,  Müslümanlar  aleyhine  gizlice  Kureyşlilerle ve  Medine’de  münafıklarla  tuzaklar  kurmaya  çalışıyorlardı.  Hattâ  bir  defasında  Rasûlüllah’ın hayatına  da  kastetmişler,  Allah  Rasûlü  ölüm-den  kıl  payı  kurtulmuştu.  Sadakatsizlikleri  ve  Müslümanlar  aleyhindeki  faaliyetleri  had  saf-haya  varınca  Allah  Rasûlü  aleyhissalâtü  ves-selâm,  kendilerinden  Medine’nin  üç  mil  güne-yinde  bulunan  yurtlarını  terk  etmelerini  istedi.  Münafıkların   başı   Abdullah   ibn   Übeyy   ibn   Selûl, Nadir Oğulları yahudilerine yardım vadin-de  bulununca,  onlar  da  Rasûlüllah’ın  çağrısınıreddedip  kalelerine  kapandılar. İslâm  ordusu,  onları  kalelerinde  kuşattı.  Münafıklardan  yar-dım  da  gelmeyince  durumun  kritikliğini  gören  Nadir Oğulları yahudileri Medine’den ayrılmayıkabul ettiler. On gün içinde aileleri ve taşıyabil-dikleri  mallarıyla  birlikte  Medine’yi  terk  edip,  bir kısmı Hayber’e, bir kısmı Suriye taraflarına gitti. AÜ

    Aslında  yapılması  serbest  olan  bir  davranış­tan  sırf  toplumsal  baskıdan  çekinerek  vazgeç­mek  ve  o  kolektif  yanlışı  sorgulamamak,  bu  ilâhi   uyarının   gerekçesini   oluşturmaktadır.   Benzer  bir  durum  üzerine  nazil  olan  Tahrim  sûresinin girişi ile  bu  sûrenin girişi arasındaki yakınlık  dikkat  çekicidir. Mİ

     Yani:   toplumsal  baskıya  karşı   "koruyucu   otorite"(vekil)  olarak  Allah  yeter.  Toplumun  nesne­si  olmak  istemeyen,  mutlaka  daha  üstün  bir  otoriteye  dayanmalıdır.  O  Allah'tır,  insan  an­cak o zaman  toplum  içerisinde  özneliğini  mu­hafaza  edebilir.  Mİ



    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder