31 Aralık 2022 Cumartesi

 Al-i imran 155:

  •  İki ordunun savaş alanında karşılaştıkları gün, görevlerinden kaçanlara gelince; şeytan, onları bizzat kendi yaptıklarıyla tökezletti. Ama, şimdi Allah(cc) onların günahlarını sildi.Doğrusu, Allah(cc) çok affedicidir, halimdir.
    (
     Bu,  şöyle özetlenebilecek olan önemli bir Kur’ânî ilkenin tasviridir:  Şeytan'ın insan üzerindeki  “etkinliği”,  günahın  ana nedeni değildir,  ama  onun ilk sonucudur.  Ya­ni,  kişinin, ahlakî bunalım anlarında önündeki  alternatiflerden daha kolay ve görü­nüşte  daha  rahat olanını  seçmesine ve  böylece  bir  şeyi yaparak veya  yapmayı  ih­mal ederek günah işlemesine yol açan  kendi zihinsel tavnnın bir sonucu.  Böylece, Allah'ın bir kimsenin günah işlemesine  “neden olması”,  onda böyle bir günah işle­meye  yatkınlık  oluşturan  zihinsel  tavnn  mevcudiyetine  bağlıdır:  ki  bu  da,  insanın irade serbestisine -yani,  iki veya daha fazla muhtemel davranış tarzı arasında,  bel­li  sınırlar içinde bilinçli bir seçim yapma yeteneğine- sahip olduğunu varsayar.ESED

    )

30 Aralık 2022 Cuma

 Al-i imran 154:

  • Sonra Allah(cc), bu kederin ardından, size bir emniyet duygusu, bazılarınızı sarıp kuşatan bir iç sukuneti bağışladı. Oysa sadece kendilerini düşünen ötekiler, Allah(cc) hakkında yanlış, cahiliye devri, fikirlerine kapıldılar ve ' (Bu konuda) biz karar yetkisine sahipmiydik?' diye kendi kendilerine sordular.
    De ki:' Bütün karar yetkisi Allah(cc) aittir' (onlara gelince) onlar :' Eğer bizim bir karar yetkimiz olsaydı, bu kadar ölümüz olmazdı!' diyerek, dışa göstermedikleri o iman zayıflığını içlerinde saklamaya çalışıyorlar.
    De ki:' Evlerinizde de kalmış olsaydınız, içinizden ölümü takdir edilmiş olanlar, devrilecekleri yere mutlaka çıkıp giderdi'.
    Ve bu başınıza gelenlerin tümü, Allah(cc)'ın içinizde sakladığınız şeyleri açığa vurması ve kalplerinizdeki boş ve yararsız şeyleri de arındırması içindi. Zira Allah(cc) içinizde sakladığınız şeyleri en iyi bilir.

29 Aralık 2022 Perşembe

 Al-i imran 153:

  •  (Yine hatırlayın ki) Elçi arkanızdan size seslendiği halde, kimseye bakmadan kaçtınız. Bu yüzden Allah(cc), (Elçi'nin) kederine karşılık, elinizden kaçanın ve başınıza gelenin üzüntüsünü unutturacak bir üzüntü verdi size. Zira, Allah(cc) bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

28 Aralık 2022 Çarşamba

 Al-i imran 151-152:

  •  Hakkında hiç bir zaman hiç bir delil indirmediği halde Allah(cc)'a şirk koşmalarından dolayı hakikatı inkara şartlanmış olanların kalplerine korku salacağız. Nitekim onların son durağı ateştir ve orası ne kötü bir yerdir!. Allah(cc) elbette size verdiği sözü tuttu, O'nun izniyle düşmanlarınızı yok etmek üzereydiniz. Ne varki, Allah(cc) size arzuladığınız zaferi gösterdikten sonra gevşediniz, (Peygamberden gelen) emre aykırı davrandınız, ve itaatsizlik yaptınız. Aranızda sadece bu dünyayı isteyenler olduğu gibi, ahireti de isteyenler vardı. Bunun üzerine Allah(cc) gerçeği ortaya çıkarmak için, durumu tersine çevirerek, sizin düşmanı yenmenizi engelledi. Ama, O şimdi günahlarınızı bağışladı, zira Allah(cc)2ın inanalara karşı lutfu sınırsızdır.

27 Aralık 2022 Salı

 Al-i imran 149-150:

  •  Ey iman edenler, hakikatı inkara şartlanmış olanlara tabi olursanız, sizi topuklarınız üzerinde gerisin geriye döndürürler ve kaybedenlerden olursunuz. Hayır!, sizin mevlanız Allah(cc)'tır ve Allah(cc), yardım edenlerin en iyisidir.

26 Aralık 2022 Pazartesi

 Al-i imran
 (Ara özet)

  •  Her ne kadar 120. ayetten sonra temel olarak Uhud savaşı sonrası müslümanların alması gereken dersler bir bakıma burada işlense de, benzer tarih boyunca yaşanan ve bundan sonra da yaşanacak olaylar için de aynı dersler çıkartılmalı ve bu sonuçlar rehber olarak kullanılmalıdır. Temel olarak gerçek inanan kişinin iki temel özelliği ön plandadır; muhsin ve muttaki. Mümin kişi günah ta işleyebilir, yanlış ta yapabilir, ama bunun farkına varıp hemen kendini düzeltmeli ve yanlışta ısrar etmemelidir. Daha önce gelmiş geçmiş toplumların başına gelenler ögrenilmeli onlardan ders çıkarılmalı, özellikle de müminler bu sonuçları birer rehber olarak kullanmalıdır. Mümin cesaretini yitirmez ve üzülmez, zira gerçek inanan insanların en üstünüdür. Sıkıntılar herkesin başına gelir ve geliyor, zira Allah(cc) bunları insanları seçip ayırmak için bir araç olarak kullanmaktadır. Temelde, bunun 4 ana sebebi vardir;
    • Allah(cc)'ın müminleri seçip ayırması
    • Hakikate şahitlik edenlerin seçilmesi
    • Müminleri boş ve yararsız her türlü şeyden arındırmak
    • Hakikati inkar edenleri de etkisiz hale getirmek(ıskartaya ayırmak)

    Yoksa hiç bir sıkıntı ve zorlukla karşılaşmadan, 'müslümanım' diyenin cennete alınacağını beklemek anlamsızdır. Her şeyin Allah(cc)'tan olduğunu, her şeyin Allah(cc)'a ait oldugunu, yapan/edenin hep O olduğunu bilip, tümüyle O'na sığınmalı ve O'na güvenmelidir, yoksa insan olarak 'uçmak/kaçmak/dünyayı kurtarmak vb' ütapik söylemler boştur, Allah(cc) bir şeyin olmasında eğer sizi aracı olarak kullanmışta o şey olmuşsa, bundan dolayı ayrıca şükretmek ve her şeyi Allah(cc)'tan bilmek ve bir bakıma kendini sıfırlamak gerekmektedir. Mümin, hiç bir zaman ne korkuya kapılır, ne zayıflık gösterir ne de kendini küçük düşürür. Mümin kişinin duası:
    ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا
    وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ

    ' Ey Rabbimiz!, günahlarımızı ve işlerimizdeki aşırılıkları bağışla, adımlarımızı sabit kıl ve hakikatı inkar edenlere karşı bize yardım et'.
    Allah(cc) ta onlara hem bu dünyada hem de ahirette verileceklerin en güzelini verecektir.


25 Aralık 2022 Pazar

 Al-i imran 146-148:

  •  Nice peygamber, arkasında Allah(cc)'a adanmış bir çok insanla birlikte (Allah(cc) yolunda) savaşmak zorunda kaldı. Onlar, Allah(cc) yolunda çektikleri sıkıntılardan dolayı ne korkuya kapıldılar, ne zayıflık gösterdiler,  ne de kendilerini (düşman ününde) küçük düşürdüler. Zira Allah(cc) sıkıntılara göğüs gerenleri sever. Onların tek söyledi şuydu:' Ey Rabbimiz!, günahlarımızı ve işlerimizdeki aşırılıkları bağışla, adımlarımızı sabit kıl ve hakikatı inkar edenlere karşı bize yardım et'. Bunun üzerine, Allah(cc) onlara hem bu dünya nimetlerini, hem de ahiretin en güzel nimetlerini verdi. Zira Allah(cc), yerinde ve yapılmasını gerekeni yapanları(الْمُحْسِنِينَ) sever.

24 Aralık 2022 Cumartesi

 Al-i imran 144-145:

  •  Muhammed(sav) yanlızca bir elçidir. Ondan önce de bir çok elçiler gelip geçtiler. Öyleyse, o ölür veya öldürülürse, topuklarınızın üzerinde gerisin geriye dönüp gidecek misiniz? Böyle tipler Allah(cc)'a hiç bir şekilde zarar veremezler. Halbuki Allah(cc) kendisine şükreden herkese karşılığını verecektir. Hiç kimse, tayin edilmiş belli bir vadeden önce, Allah(cc)'ın izni olmadan ölmez. Ve kim bu dünya nimetlerini arzularsa kendisine ondan vereceğiz, kim de ahiret nimetlerini arzularsa ona da onu vereceğiz, ve (Bize) şükredenleri mükafatlandıracağız.
    (
    This is the answer to the mischievous talk of those hypocrites who had accompanied the Muslims in the battle of Uhd. When the rumour spread that the Holy Prophet had been slain, naturally the we Muslims lost heart, but the hypocrites began to say, "Let us go to `Abdullah bin Ubayy and request him to obtain amnesty for us from Abu Sufyan. " Others who were more impudent, went even so far as to say, "If Muhammad (Allah's peace be upon him) had been a true Prophet of Allah, he could not have been slain. Let us now turn to our ancestral Faith." Allah rebukes them as if to say, "Muhammad (Allah's peace be upon him) is a Prophet, and is mortal like other Prophets who came before him: therefore, if your attachment to Islam is because of the person of Muhammad (Allah's peace be upon him), and if it stands on such flimsy ground that with his death you will again return to disbelief, then Allah's religion does not stand in need of you."

    This verse was also meant to impress that Muhammad (Allah's peace be upon him) was mortal like all other Prophets. According to a tradition, on the morning when the Prophet died, Abu Bakr came into the mosque at Al-Madinah and found the people all distracted, and `Umar telling them that it was a sin to say that he was dead. Abu Bakr went and ascertained the truth, and coming back into the mosque, cried, "Lo! as for him who worshipped Muhammad, Muhammad (Allah's peace be upon him) is dead, but as for him who worships Allah, Allah is alive and does not die." Then he recited this verse "and it was as if the people had not known till then that such a verse had been revealed."

    )

23 Aralık 2022 Cuma

 Al-i imran 142-143:

  •   Yoksa siz, Allah(cc) yolunda üstün çaba gösterdiğinizi ve zorluklara karşı sabırlı olduğunuzu Allah(cc) görmeden, cennete girivereceğinizi mi zannettiniz?  Nitekim siz ölümle yüzyüze gelmeden önce (Allah(cc) yolunda) can vermeyi arzuluyordunuz, işte şimdi onu gördüğünüz halde seyirci kalan da yine siz oldunuz!.
    (
     Lafzen,  “Allah,  aranızdan  ...  cihad edenleri ve  zorluklara  karşı  sabır gösterenle­ri görmeden  ....” Allah,  her şeyi bilen olduğundan,  O'nun bir şeyi  “görmemesi”, elbette,  atıfta  bulunulan olayın veya  şeyin henüz  meydana  gelmediğini veya  hâl-i hazırda  mevcut olmadığını  gösterir  (Zemahşerî). ESED

     Zemahşerî'nin görüşüne  göre bu,  Uhud Savaşı'na katılan Ashâb'ın büyük kısmı­na  hitab  eden  iki  yönlü  bir  serzeniştir:  Birincisi,  Hz.  Peygamberin  tavsiyesine rağmen açık alanda düşmana savaş açmakta ısrar ederek bu yüzden ölümcül bir tehlikeyi  davet  etmelerinden  dolayı;  İkincisi,  savaşın  ilk  safhası  boyunca  inanç­larına uygun davranmadaki  zaaflarından dolayıdır (bkz.  yukandaki 90.  not).  Bu pasajın daha müsbet bir anlamı da olabilir:  Neredeyse bozguna uğrayacakları bir durumdan  müminlerin  çıkarmaları  gereken  derse  bir  işaret  ve  geleceklerinin, kendilerini feda etmeye yönelik gelip geçici bir arzuya değil, Allah'a imanlarının gücüne bağlı olduğu  (karş.  yukandaki  139.  ayet)  gerçeğini hatırlatma.ESED

    )

 Al-i imran 141:

  •  Ve ayrıca, Allah(cc)'ın iman edenleri her türlü boş ve yararsız şeylerden arındırması ve hakikatı inkar edenleri de etkisiz hale getirmesi içindir.
    (
     Mâhs,  kelimenin  tam  anlamıyla  bir  "rafi­ne hâle getirme"dir  (Râğıb).  Râzî'nin  de  tesbit  ettiği  gibi  mahk da  onun  zıddıdır:  "posaya,  ıs­kartaya  ayırma". MI
    )

22 Aralık 2022 Perşembe

 Al-i imran 137-140:

  • Sizden önce kimler geldi geçti, öyleyse, yeryüzünde bir gezip dolaşın da, hakikatı yalanlayanların sonu ne olmuş bir bakın!. Bu bütün insanlara açık bir ders ve Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilinciyle davrananlara da bir rehber ve öğüt olsun. Dolayısıyla, cesaretinizi yitirmeyin ve üzülmeyin. Eğer gerçekten mümin iseniz, insanların en üstünü olursunuz.  Eğer başınıza bir bela gelirse, bilin ki benzer belalar başka insanların başına da gelmiştir. Zira, böyle (iyi ve kötü) günleri sırayla insanlara paylaştırırız. Bu, Allah(cc)'ın müminleri seçip ayırması ve hakikate şahitlik edenleri seçmesi içindir. Çünkü Allah(cc) zalimleri sevmez.
    (
    Evet, Kuran'ı daha iyi anlayabilmek için tarih bilmek gerekiyor, hem ders çıkarmak, hem de rehber olarak geçmişi kullanmak için.
    )

21 Aralık 2022 Çarşamba

 Al-i imran 135-136:

  •  Yine onlar ki, ne zaman bir çirkin iş yapsalar ya da kendilerine kötülük etseler, hemen Allah(cc)'ı hatırlar ve günahları için istiğfar ederler. Allah(cc)'tan başka kim günahları bağışlayabilir ki? Ve işledikleri günah üzerinde bile bile ısrar etmezler. İşte onların mükafatı, Rab'leri tarafından bağışlanma ve içlerinde ebedi kalacakları altlarından ırmaklar akan cennettir. Gayret gösterenler için ne büyük bir mükafat!.

20 Aralık 2022 Salı

 Al-i imran 130-134:

  •  Ey iman edenler, Riba'yı kat kat arttırarak boğazınızdan geçirmeyin!. Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilincinde olun ki, felaha eresiniz, ve hakikatı inkar edenleri bekleyen ateşten sakının. Allah(cc)'a ve elçisine itaat edin ki, size merhamet edilsin. Rabbinizin affına mazhar olmak ve Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilinci duyanlar (muttaki) için hazırlanmış gökler ve yer kadar geniş cenneti kazanmak için birbirinizle yarışın. Onlar ki, hem bolluk hem darlık zamanında Allah(cc) yolunda infak ederler, öfkelerini kontrol altında tutarlar ve insanları affederler, çünkü Allah(cc) muhsin'leri sever.

19 Aralık 2022 Pazartesi

 Al-i imran 128-129:

  •  Senin bu hususta yapacağın bir şey yoktur, Allah(cc) onların tevbesini ya kabul eder, ya da onları cezalandırır, nihayetinde onlar zalimdirler. Göklerde ve yerde ne varsa, her şey Allah(cc)'ındır, dilediğini bağışlar dilediğini de cezalandırır, fakat Allah(cc)'ın affı da, rahmeti de sınırsızdır.

18 Aralık 2022 Pazar

 Al-i imran 124-127:

  •  Ve yine hatırla ki, müminlere şöyle demiştin:' Rabbinizin (yukarıdan) gönderilmiş üç bin melek ile size yardım edeceğini bilmeniz sizin için yeterli değil mi?. Evet! (neden olmasın!), eğer sabreder ve Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilinci ile davranırsanız, düşman size aniden saldırsa bile, Rabbiniz akın akın gelen beş bin melekle size yardım edecektir'. Allah(cc) size sadece bir müjde olsun ve böylece kalpleriniz rahatlasın diye bun(un elçisi tarafından bildirilmesini) emretti. Çünkü, herşeye kadir, gerçek hikmet sahibi olan Allah(cc)'tan başkasından yardım gelmez. (Ve bütün bunları Allah(cc)), hakikatı inkara şartlanmış olanlardan bazısını (sizin elinizle) mahvetmek, bir kısmını da alçaltarak ümitsizce geri çekilip gitmelerini sağlamak için yaptı.

17 Aralık 2022 Cumartesi

 Al-i imran 121-123:

  •  Ve (hatırla o günü ey Peygamber) inananları savaş düzenine sokmak için sabah erkenden evinden çıkmıştın. Allah(cc) herşeyi işitiyor, herşeyi biliyordu. İçinizden iki grup paniğe kapılmıştı. Halbuki Allah(cc) onlara yakındı ve müminler yanlız Allah(cc)'a dayanıp güvenmelidirler. Zira son derece zayıf iken, Allah(cc) size Bedir'de yardım etmişti. O halde Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilinci duyun ki, şükredenlerden olasınız.

16 Aralık 2022 Cuma

 Al-i imran 1-120:
 (ara özet)

  •  Allah(cc) katında tek kabul edilir din İslam (Allah(cc)'a tam teslimiyet)'dir. Bunu başarmanın yolu da Kuran ve sünnet çizgisinde Allah(cc) karşı sorumluluk hissi duyarak davranan muttaki olmaktır. Mesela Ehli kitabın kendi uydurdukları batıl inançları ve bu yoldaki davranışları ve yaptıkları, buna kötü bir örnektir. Temelde aynı peygamberlere(Adem(as) dan,İbrahim(as)'a,  İsa(as) kadar) ve örnek şahsiyetlere inanıldığı halde, Allah(cc)'ın indirdiğine kendi şahsi çıkarlarına göre ekledikleri yüzünden, bütün yaptıklarını boşa gitmiştir. Aralarında hakka inanan güvenilir güzel kullar da olsa, çoğunluğu yoldan çıkmıştır. Onların uydurdukları asla kabul edilmeyecektir. Müminler sadece Allah(cc)ın ipine sımsıkı sarılmalı ve her zaman Allah(cc)'a karşı sorumluluk hissi duyarak davranmalıdır. Tek kurtuluş budur.

15 Aralık 2022 Perşembe

 Al-i imran 118-120:

  •  Ey iman edenler, kendinizden olmayan kişileri can yoldaşı edinmeyin. Onlar sizi yoldan çıkarmak için ellerinden gelen her çabayı gösterirler, sizi sıkıntıda görmekten çok hoşlanırlar. Şiddetli öfkeleri ağızlarında taşmaktadır, içlerinde sakladıkları ise çok daha kötüdür. Biz (buna ilişkin) işaretleri size açık ve net olarak açıklıyoruz ki, aklınızı kullanasınız. Siz bütün kitaplara inandığınız halde, onları sevip bağrınıza bassanız da onlar sizi sevmeyecek. Sizinle karşılaştıklarında :'Biz de (sizin gibi) inandık' derler, ama kendi başlarına kalınca öfkelerinde parmaklarını ısırırlar.
    De ki:' Kininizle geberin! Unutmayın ki, Allah(cc) içinizde sakladığınızı çok iyi bilir'. Eğer size bir iyilik dokunursa bu onları üzer, yok eğer başınıza bir kötülük gelirse de sevinirler. Eğer siz sabreder ve Allah(cc)'a karşı sorumluluk hissi ile davranırsanız, onların tuzakları size hiç bir zarar veremez. Zira Allah(cc) onların bütün yaptıklarını (ilmi ve kudretiyle) kuşatmıştır.
    (
    Çoğu müfessir bu ayetlerin genelde Ehli kitap ile ilgili olduğunu, Peygamber efendimiz(sav) zamanında yahudi ve hristiyanların bu  tür davranız tarzı sergilediklerini söyleyip olayı, 1500 yıl geriye atar. Kesinlikle hiç katılmadığım bir görüştür. Eğer Kuran, 1500 yıl öncekilere hitap ediyor sa biz ne diye kendimizi muhatap görelim, o zaman? Kuran, evrenseldir ve her çağa her kişiye bire bir hitap eder ve muhatap görür. Yukarıdaki ayetler, kelimesi kelimesine bugün de aktif olarak (islam ülkelerinde) yaşanmakta ve ders çıkarmamız istenmektedir.  Hakkı hakikatı savunmanın müslümanı, Ehli kitabı olamaz, bir insanın hakla hakikatle bir işi yoksa, onun Allah(cc)'la da işi olmaz, onun sadece kendi çıkarı vardır ve iki yüzlülüğü ile her şey o çıkarını elde etmek için ona mübahtır, bunu müslüman olarak ta , gayriimüslim olarak ta yapar, farketmez.
    )

14 Aralık 2022 Çarşamba

 Al-i imran 116-117:

  •  Hakikatı inkara şartlanmış olanların ne malları ne de evlatları onları Allah(cc)'a karşı koruyamaz. Onların bu dünya hayatı için harcadıkları, kendi kendine zulmeden bir halkın ekinlerine isabet eden ve onu kasıp kavuran bir rüzgara benzer. Onlara haksızlık yapan Allah(cc) değildir, fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yapıyorlar.
    (
    In this similitude, "tillage" stands for human life, for one sows in it deeds or misdeeds which one shall have to harvest in the Next World. The "wind" refers to the superficial and hypocritical show of charity that impels the unbelievers to spend their wealth in charity and public works. And "frost" refers to the lack of faith and willingness to obey the Divine Law in its right spirit, which makes void the acts and deeds of one's life. By this similitude, Allah teaches this lesson; just as air is very useful for the growth of crops but it also destroys these if there is frost in it: in the same way charity helps nourish the harvest that is to be reaped in the Next World but it destroys the same, if it is poisoned with unbelief.

    It is obvious that Allah is the Master of man as well as of the wealth that he possesses and of the kingdom in which he is acting. Now, if this slave of Allah does not acknowledge the Sovereignty of his Master or unlawfully sets up other objects of worship and does not obey His Law in his exploitation of His wealth and kingdom, he shall be guilty of a crime. Therefore, he will not be entitled to any reward for his charity, but shall be prosecuted for his unlawful exploitation. The charity of such a man maybe likened to the charity of a servant who steals a sum of money from the treasure of his master and spends it as he likes.  ET

    )

13 Aralık 2022 Salı

 Al-i imran 113-115:

  •  Fakat onların hepsi bir değildir. Ehli kitap arasında Allah(cc)'ın ayetlerini okuyan ve O'nun huzurunda secdeye kapanan dos doğru insanlar da vardır. Onlar Allah(cc)'a ve ahiret gününe inanırlar, iyiliği emreder, kötülükten men etttirmeye çalışırlar ve hayır işlerinde de yarışırlar. İşte bunlar dürüst ve erdemli (salih) kimselerdir. Onların yaptığı hiç bir iyilik karşılıksız bırakılmayacaktır. Çünkü, Allah(cc) kendisine karşı sorumluluk bilinci ile davrananları çok iyi bilir.

12 Aralık 2022 Pazartesi

 Al-i imran 112:

  • Onlar, Allah(cc)'a ve insanlara karşı taahhütlerine sadakatle bağlanmadıkları sürece, nerede olurlarsa olsunlar zillete duçar olurlar. Çünkü Allah(cc)'ın gazabına uğramış ve aşağılanmaya mahkum edilmişlerdir. Bütün bunların sebebi, Allah(cc)'ın mesajlarını inkarları ve gönderilen elçileri haksız yere öldürmeleridir. Bütün bunlar vaki oldu, çünkü Allah(cc)'a isyanda bulundular ve hakkın sınırlarını inatla ihlal ettiler.

11 Aralık 2022 Pazar

 Al-i imran 110-111:

  •  Siz, insanlığın iyiliği için çıkarılmış bir topluluksunuz, iyiliği emreder, kötülükten men etmeye çalışırsınız ve Allah(cc)'a inanırsınız. Eğer Ehli kitap da bu tür bir imana ermiş olsaydı, bu kendi iyiliklerine olacaktı. Ama içlerinde pek az inanan olsa da çoğu yolda çıkmış fasıklardır. Fakat bunlar size gelip geçici bir ezadan başka zarar veremezler ve eğer size karşı bir savaşa girseler bile hemen arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez.

10 Aralık 2022 Cumartesi

 Al-i imran 108-109:

  •  İşte bütün bunlar Allah(cc)'ın mesajlarıdır.  Hakikatı bildiren bu mesajları sana (size) bildiriyoruz. Allah(cc) yarattıklarının haksızlığa uğramasını dilemez. Göklerde ve yerdeki herşey Allah(cc)'a aittir ve sonunda herşeyin dönüp dolaşıp varacağı yer de  Allah(cc)'dır.
    (
    Âyetler, fevkalâde üslûp ve irşad yöntemiyle, imamları rehberliğinde “kurşundan bir bina” ha-linde bulunan, bulunması gereken İslâm ümme-tine dünyada ve Âhiret’te gerçek mazhariyet ve muvaffakiyetin anahtarlarını takdim buyurmak-tadır. Bunlar, kısaca şöyle özetlenebilir:
    • İslâm  Ümmeti’nin  birliğinin,  bekasının  ve  kişilerin İslâm üzerinde sapmadan yürüyebil-melerinin  önemli  anahtarlarından  biri  olarak  Müslümanlar,  Allah’ın  güzel  gördüğünü  gü-zel,  çirkin  gördüğünü  çirkin  görmeli,  Kur’ân  ve  Sünnet’in  ve  bu  iki  asıldan  kaynaklanan  düsturların dışında başka bir kaynağa yönelmemeli, başka bir kaynağı ölçü olarak kabul-den sakınmalı, Ehl-i Kitabı yanlış inançlarında tasdik ve körü körüne taklitten kaçınmalıdır.
    •   Allah  Rasûlü’nün  Sünneti,  üzerinde  Müslü-manların bir araya gelip, tam bir ittifak oluş-turdukları, oluşturmaları gereken çok önemli bir yoldur.
    •   Allah Rasûlü’nün Sünneti’ne ittiba, kişiyi Al-lah’a sımsıkı tutunmaya götürür.
    •   Sünnet’e   ittibaın ve Allah’a bağlılıktan ayrıl-mamanın garantisi, azamî takvadır.
    •   Müslüman,  Sünnet’e  ittiba,  bu  yolla  Allah’a  sımsıkı sarılma ve azamî takva ile, Müslüman olarak  can  verme  hedefinde  Allah’a  O’nun  reddetmeyeceği  bir dilekçe uzatmış olur.
    •   Sünnet’e ittiba, Kur’ân’a ve bu iki temel esa-sa dayanan İslâm Dini’ne ittibaın da yoludur. Sünnet, en geniş manâsıyla, Allah Rasûlü’nün fert  ve  toplum  hayatının  her  bölümünde  İs-lâm’ı uygulama yol, yöntem ve düsturlarının bütünüdür.
    •   Allah’ın  nimetlerini  sürekli  hatırlama  ve  do-layısıyla  sürekli  şükür,  kişiyi  imandan  sonra  küfre  düşmekten  alıkoyar.  Bu  şekilde  insan,  bütün  hayatı  boyunca  herhangi  bir  konuda  yanlışa sapmaktan korunur.
    •   Ma’rufu emredip münkerden nehyetmek, Al-lah’ın şeriat-ı tekvîniye veya fıtriyesi çerçeve-sinde  ve  Kur’ân  ve  Sünnet  temelinde  oluşan gelenek, kültür ve dünya görüşünün güzel ka-bul ettiği düsturları, şartlarına riayetle insan-lara sürekli hatırlatmak, toplum içinde onlarıyayıp  hakim  hale  getirmek  ve  kötülüklerin  yayılmasına mani olmak demektir. Bu önemli vazife, usulüne uygun olarak her fert tarafın-dan,  selâhiyetli  olduğu  sahada  derece  derece  yapılabileceği ve belki de yapılması gerektiği gibi, bu maksatla ümmet içinde bir rehberin, bir imamın önderliğinde bir grup bulunmalı, gerekirse bir müessese veya müesseseler oluş-turulmalıdır.  Bu  işi,  sadece  Allah  rızası  için  ve usulü dairesinde yapanlar, birinci derecede kurtuluşa erenlerdir.
    •   Apaçık gerçekleri gördükten ve tecrübe ettik-ten  sonra  insanın  sapmasının  en  büyük  se-bebi,  nefse  uymaktır.  Nefse  uyma,  insanlarıbirbirlerine karşı bağye, haksız tecavüze iter. Bu  da,  toplumda  farklı  menfaat  gruplarının oluşmasına yol açar ve neticede kendinde hiç-bir çelişki ve ihtilâf olmayan Din’de de ihtilâf-lar baş gösterir. Bu ise, fert ve toplum hayatıadına artık ölüm hastalığı demektir.•   Başka  günahlar  gibi,  tefrika  ve  ihtilâfı  önle-menin de en önemli yolu, Âhiret’e çok iyi ve içten inanmak, yani yakîn sahibi olmaktır.AÜ

    )

9 Aralık 2022 Cuma

 Al-i imran 105-107:

  •  Hakikatın bütün kanıtları kendilerine geldikten sonra ihtilafa düşerek parçalananlar gibi olmayın. Bir takım yüzlerin ağardığı, bir takım yüzlerinde karardığı günde onlar için büyük bir azap vardır. Yüzleri kararanlara :' İmana erdikten sonra hakikatı inkar mı ettiniz? O halde hakikatı inkarınızdan dolayı tadın bu azabı' denilecektir. Yüzleri ağaranlar ise Allah(cc)'ın rahmeti içindedirler ve orada daimi kalıcıdırlar.

8 Aralık 2022 Perşembe

 Al-i imran 103-104:

  •  Hep birlikte Allah(cc)'ın ipine sımsıkı tutunun ve birbirinizden kopmayın. Ve Allah(cc)'ın size verdiği nimetleri hatırlayın. Siz birbirinize düşman iken kalplerinizi nasıl uzlaştırdı da, O'nun lütfu ile kardeş oldunuz ve  bir ateş çukurunun tam kenarında iken sizi oradan kurtardı. Bu şekilde Allah(cc) mesajlarını size açıklıyor ki hidayet bulasınız. Ve belki sizden iyiliği emredip kötülükten de men ettirmeye çalışan bir topluluk çıkar ki, nihayetinde kurtuluşa erişecek kimseler onlar olacaktır.

7 Aralık 2022 Çarşamba

 Al-i imran 100-102:

  •  Ey iman edenler, eğer Kitap ehlinden bir kısmına uyacak olursanız, sizi imanınızdan sonra gerisin geriye inkara döndürürler. (Onlar böyle yapabilir) ama siz nasıl olur da Allah(cc)'ın ayetleri size okunup dururken ve elçisi aranızdayken inkara yeltenebilirsiniz? Halbuki Allah(cc)'a sımsıkı tutunan, dosdoğru yola ulaştırılmıştır. Ey iman edenler, Allah(cc) karşı sorumluluğunuzun gereğini hakkıyla yerine getirin ve O'na tam anlamıyla teslim olmadan ölümün sizi alt etmesine izin vermeyin.

6 Aralık 2022 Salı

 Al-i imran 98-99:

  •  De ki:' Ey kitap ehli!, Allah(cc), yaptığınız herşeye şahit iken, neden O'nun mesajını kabul etmekten kaçınıyorsunuz?. Ey kitap ehli!, doğru olduğuna bizzat kendiniz şahit olduğunuz halde onu eğri göstermeye çalışarak , bu ilahi kelama iman edenleri neden Allah(cc) yolundan alıkoymaya çabalıyorsunuz? Bilin ki, Allah(cc) yaptıklarınızdan habersiz değildir'.

5 Aralık 2022 Pazartesi

 Al-i imran 96-97:

  •  Şüphesiz ki, insanlık için bina edilen ilk mabed, Mekke'deki mabed idi, bereketli ve bütün insanlık için bir hidayet kaynağı, bir çok işaretlerle dopdolu.  Orası bir zamanlar İbrahim(as)'ın durduğu yerdi. Kim içine girerse huzur bulur. Bundan dolayı mabedi haccetmek, gücü yeten bütün insanların Allah(cc)'a karşı yerine getirmek zorunda oldukları bir görevdir. Kim de nankörlük ederse iyi bilsin ki, Allah(cc) kimseye muhtaç değildir.

4 Aralık 2022 Pazar

 Al-i imran 93-95:

  •  Tevrat inmeden önce, İsrailoğullarının kendilerine haram kıldığı şeyler dışında bütün yiyecekler İsrailoğullarına helal idi. De ki:' Eğer doğru söylüyorsanız, Tevratı getirin de gösterin'. Her kim bundan böyle Allah(cc)'a iftira atarsa, işte onlar zalimlerin ta kendisidir. De ki:' (Helal haram konusunda) Allah(cc) haklıdır. Şu halde, yanlız hakka yönelen ve müşriklerden de olmayan İbrahim(as)'ın dinine uyun. O, Allah(cc)'a ortak koşanlardan değildi'. 

3 Aralık 2022 Cumartesi

 Al-i imran 92:

  •  (Size gelince ey müminler) sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe, gerçek erdeme ulaşamassınız. Nihayetinde ne infak ederseniz edin, Allah(cc) onu hakkıyla bilir.

2 Aralık 2022 Cuma

 Al-i imran 89-91:

  • Ancak bundan sonra tevbe edip, durumunu düzeltenler hariç. Zira Allah(cc) çok affedici ve rahmet kaynağıdır.
    İman etmelerinin ardından hakikatı inkara kalkışan ve hakikatı reddetmede büyük bir inatla ısrar edenlere gelince; onların tevbesi asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar gerçek sapkınlardır.
    Hakikatı inkara şartlanmış olanlara ve bu durumda ölenlere gelince; yeryüzündeki bütün altınları bile fidye olarak verseler kendilerini kurtaramazlar. Onlar için acıklı bir azap vardır ve kendilerine yardım edecek biri de yoktur.

1 Aralık 2022 Perşembe

 Sabah duasi:54. Ya Rab! Sen lütufta bulunanların en güzelisin; bizi de umduklarımıza nâil eylemeni istirham ediyoruz. Başlarımızdan aşağıya sağanak sağanak yağdırdığın nimetlerden dolayı evvel-âhir bütün hamd ü senalar Sana, bizim gibi liyakatsiz gönülleri iman ve İslâm’la şerefyâb kıldığın için bütün minnet ve şükran hislerimiz yine Sanadır; bizi iman ve İslâm’la şereflendirdiğin gibi ihsanla ve daha ötesiyle de donatmanı diliyoruz. Ey kudreti sonsuz olduğu gibi rahmeti de sonsuz olan biricik Rabbimiz! Biz âciz bendelerini, ihsanda bulunduğun lütufları geri almak suretiyle ikaba maruz bırakma.. bizi de o nimetlere karşı kör ve nankör durumuna düşmekten sıyanet buyur.. bize hoşnutluğunun mahrumiyetini yaşatma!

 Al-i imran 85-88:

  • Kim Allah(cc)'a teslimiyetten(islam) başka bir din ararsa, bu kendisinden asla kabul edilmeyecektir ve o, ahirette kaybedenlerden olacaktır.  İman ettikten, elçinin hak olduğuna şahit olduktan, kendilerine hakikatın apaçık delilleri geldikten sonra inkara sapan bir topluluğu Allah(cc) nasıl doğru yola ulaştırır? Çünkü Allah(cc) zulme gömülen bir topluma asla rehberliğini bahşetmez. Onların varacağı nokta, Allah(cc)'ın, meleklerin ve bütün (dürüst ve erdemli) insanların lanetine uğramak olacaktır. Onlar bu halde kalacaklar ve ne azapları hafifletilecek, ne de onlara bir mühlet verilecektir.

30 Kasım 2022 Çarşamba

 Al-i imran 83-84:

  •  Onlar Allah(cc)'ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Halbuki göklerde ve yerde olan herşey isteyerek veya istemeyerek O'na boyun eğer, nihayetinde herşey sonunda O'na dönecektir. De ki.' Biz Allah(cc)'a, bize indirilene, İbrahim(as)'e, İsmail(as)'e, İshak(as)'a , Yakub(as)'a ve onun neslinden gelenlere indirilene, Rableri tarafından Musa(as)'ya, İsa(as)'ya ve diğer tüm peygamberlere verilenlere iman ettik, onlar arasında hiç bir ayrım yapmayız. Ve biz Allah(cc)'a teslim olmuş müslümanlarız'.

29 Kasım 2022 Salı

 Al-i imran 81-82:

  • Allah(cc) (Ehl-i kitapdan) peygamberler vasıtasıyla şu taahhütü talep etti:' Eğer, vahyi ve hikmeti size bahşettikten sonra, halen sahip olduğunuz hakikati tasdik eden bir elçi size gelirse ona inanmalı ve yardım etmelisiniz. Bu şarta dayalı ahdimi kabul ve tasdik ediyor musunuz?'.  Onlar da:' Kabul ediyoruz' dediler. Allah(cc) da:' Öyleyse buna şahit olun, ben de size şahit olacağım, o halde kimler bu taahhütten dönerse, işte onlar gerçek fasıklardır' buyurdu.

28 Kasım 2022 Pazartesi

 Al-i imran 79-80:

  •  Allah(cc)'ın kendisine kitap, sağlam bir muhakeme ve peygamberlik verdiği hiçbir insanın kalkıpta insanlara :' Allah(cc)'ın dışında bana da kulluk edin' demesi mümkün değildir. Lakin o insanlara:' İlahi kelamın bilgisini yayarak ve kendiniz de onu derinlemesine inceleyerek Allah(cc)'ın adamları(رَبَّانِيِّينَ) (Kuran talebeleri ve hizmetkarı) olun' der. O, melekleri ve peygamberleri rabler edinmenizi emretmez. Siz, müslüman olduktan sonra, size küfrü mü emredecek?

27 Kasım 2022 Pazar

 Al-i imran 78:

  •  Onlardan öyleleri var ki, kitaptan olmadığı halde ondamış gibi düşünesiniz diye dilleriyle kitabı çarpıtırlar ve Allah(cc)'tan olmadığı halde ' Bu Allah(cc)'tandır' derler. Böylece bile bile Allah(cc) hakkında yalan uydururlar.

26 Kasım 2022 Cumartesi

 Al-i imran 77:

  •  Allah(cc)'a karşı vaadlerini ve yeminlerini az bir kazanç karşılığı değiştirenlere gelince; onların ahirette hiç bir nasibi olmayacak, Allah(cc) onlarla konuşmayacak, bakmayacak ve onları temizlemeyecektir. Onlar için acı bir azap vardır.

 Al-i imran 76:

  • Ama, kim Allah(cc)'a karşı vaadine sadık kalır ve O'na karşı sorumluluk bilinci ile davranırsa, iyi bilsin ki, Allah(cc) muttakileri sever.

25 Kasım 2022 Cuma

 Al-i imran 75:

  • Kitap ehlinden öyleleri var ki, kendisine bir hazine emanet etsen, sana bir kuruşuna dokunmadan iade ederler, öyleleri de var ki, kendisine bir dinar emanet etsen, başına dikilip istemeden sana geri vermez. Bu , onların --Bizden olmayanlara yaptıklarımızdan dolayı vebal yoktur-- demeleriden dolayıdır. Böylece bile bile Allah(cc) hakkında yalan söylüyorlar.

 Al-i imran 74:

  • 'Rahmetini dilediğine bağışlar. Çünkü, Allah(cc) muazzam lütuf sahibidir'.

24 Kasım 2022 Perşembe

 Al-i imran 72-73:

  •  Kitap ehlinden bir kısmı dedi ki:' İnananlara günün başında vahyedilene inandığınızı söyleyin, daha sonra geleni ise inkar edin, ki belki inançlarından geri dönerler. Ama sizin inancınıza uymayan hiç kimseye gerçekten inanmayın'. De ki:' Tek gerçek rehberlik Allah(cc)'ın rehberliğidir. Size verilenin bir benzerinin başkasına da verilmesi zorunuza mı gitti? Yoksa Rabbinizin huzurunda aleyhinize delil getirirler diye mi korkuyorsunuz? Ayrıca; lütuf ve ihsan Allah(cc)'ın elindedir, onu dilediğine verir. Zira Allah(cc) lütfunda sınırsız olandır, herşeyi bilendir'. 
    (
    Müfessirlerin çoğunluğu,  bazı tâbi'ûn (yani,  Hz.  Peygamber'in Ashâbı'ndan son­ra  gelen  nesil)  arasında  revaçta  olan  görüşlerden  hareketle  bu  pasajı  şöyle  an­larlar:  “Muhammed'e vahyedilene iman ettiğinizi  günün başında inananlara ilan edin,  [onun/(günün)l  geri kalan kısmında  ise onu  tekrar inkar edin.”  Bu yorum, yukarıdaki  ayetin  atıfta  bulunduğu,  Müslümanları  şaşırtmaya  yönelik  Yahudi- Hristiyan  girişimlerinin  Kur’an  mesajma  önce  inanıp  ardından  inanmadıklarını ilan  etmeleri  şeklinde  ortaya  çıktığına  işaret  eder.  Diğer  taraftan,  benim  kabul ettiğim  (ve bu  ayet ile ilgili  yorumunda  Râzî'nin naklettiği  el-Esam'm  görüşüyle desteklenen) çeviri,  Yahudi ve Hristiyanların,  Kur’an'm ilk vahyedilen bölümün­de (“günün başında vahyedileri’de) “birazcık hakikat”  olduğunu gönülsüz de ol­sa  kabul  etmek sûretiyle,  ama  Kitâb-ı Mukaddes'deki  bazı öğretilere  açıkça  ters düştüğü için onun sonraki kısımlannı kesin biçimde reddederek bu amaca ulaş­mayı ümit edebileceklerine ve  etmekte olduklarına  işaret  eder.ESED

    )

23 Kasım 2022 Çarşamba

 Dua saati:10. Ey herkesi ve her şeyi şefkat ve merhametiyle ku-şatan ve ey sürçüp düşenleri bağışlayarak tökezleyenlere yeniden doğrulma fırsatları veren yüce Yaratıcı! Kendisin-den yardım talep edilebilecek yegâne zât Sensin ve ancak Sana tevekkül edilir. Sen, Sana yönelip dua edenlerin sesini mutlaka işitir, çağrılarına icabet edersin; kapına sığınıp bir nidâda bulunanlara da elbette karşılık verirsin. Rabbimiz, Senden bü tün varlığı kuşatan rahmet havuzuna bizi de almanı dileniyoruz; işte kalblerimiz de bu duygularla Senin ulu dergâhına yönelmiş vaziyette. Bize merhametinle muamele et.. sürçmelerimizi bağışla.. bütün günahlarımızı ve kusurlarımı yarlığa.. ömrümüzün geri kalan kısmında da bize sıhhat, âfiyet ver ve bizleri dupduru ve katışıksız salih ameller işlemeye muvaffak eyle!Dualarımızı kabul buyur ve isteklerimizi geri çevirme, ey kendisine el açılanların en cömerdi ve ey lütufta bulunan-ların en hayırlısı!

22 Kasım 2022 Salı

 Dua saati:105. Ey her varlığa ihsan deryasından nimetler yağdıran ve ikramı her ikram sahibinden sonsuz derece üstün olan.. ey herkesi ve her şeyi merhametle kuşatan ve kerem ü lut-fundan günahkarları dahî mahrum bırakmayan Rabbim! Benim istediklerimi de ver, cömertlik ve merhametinle beni de sevindir; ikram ve rahmet yağmurların neticesinde be-nim emelimi de gerçekleştir. Şu âciz bendeni eli boş, ümidi kırık, zavallı ve perişan bırakma. Sadece korktuğum tehlike-lerden değil, hiç sezemediğim, tahmin bile edemediğim ve dolayısıyla da endişe duymadığım musibetlerden de beni emin eyle.

21 Kasım 2022 Pazartesi

 Al-i imran 69-71:

  •  Kitap ehliden bir kısmı sizi yoldan çıkarmak isterler, fakat sadece kendilerini yoldan çıkarırlar da bunun bile farkına varmazlar. Ey kitap ehli, göz göre göre neden Allah(cc)'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz? Ey kitap ehli, neden hakkı batılla karıştırıp bile bile gerçeği gizliyorsunuz?

20 Kasım 2022 Pazar

 Al-i imran 65-68:

  •  Ey kitab ehli, Tevrat ve Incilin kendisinden uzun zaman sonra indirildiğini bildiğiniz halde İbrahim(as) hakkında neden tartışıyorsunuz?. Aklınızı kullanmıyor musunuz?. Hadi bildiğiniz konularda tartışıyorsunuz, fakat bilmediğiniz şeyler hakkında neden tartışıp duruyorsunuz?. Halbuki, Allah(cc) bilir siz bilmezsiniz. İbrahim(as) ne yahudi ne de hristiyan idi, fakat tam anlamıyla hakka yönelmiş bir müslüman idi. Allah(cc)'a şirk koşanlardan da değildi. Gerçekte İbrahim(as)'e en yakın olanlar ona tam anlamıyla uyanlardır; yani, işte bu peygamber ve müminlerdir. Ve ayrıca Allah(cc) müminlerin yanındadır.

19 Kasım 2022 Cumartesi

 Al-i imran 64:

  •  De ki:' Ey Kitab ehli, sizinle bizim aramızda şu ortak ilkelere gelin: Allah(cc)'tan başka kimseye kulluk etmeyeceğiz, O'ndan başka hiç bir şeye ilahlık yakıştırmayacağız ve Allah(cc) ile birlikte insanları rab edinmeyeceğiz'. Ve eğer yüz çevirirlerse , de ki:' Şahit olun ki biz kendimizi O'na teslim etmişiz'.
    (
    İslâm’ın 14 asır önce Ehl-i Kitaba, bugünün yine hem Ehl-i Kitabına hem de mektep ehline, yani okumuşlarına yaptığı bu çağrı, pek çok açı-dan çok önemlidir:
    • İslâm’ı tebliğde, önce muhatapla üzerinde bu-luşulabilecek ortak zemin veya asgarî müşte-rek aranmalıdır. Bu, Ehl-i Kitap için Allah’a ibadet ve O’na şirk koşmama ise, meselâ dinle hiç  alâkası  bulunmayan  başkaları  için  insan  olma  ve  ortak  insanî  kaderi  paylaşma  olabi-lir.
    •   Tebliğde yumuşak üslûp, sevdirme, ısındırma çok önemlidir. İslâm, kendisine ulaşılabilecek kişiler  sayısınca  yolları  ve  içine  girilebilecek  binlerce kapısı olan yüce bir saraya benzetile-cek olursa, herkese açık mutlaka bir kapı var demektir ve önemli olan, kime hangi kapının gösterileceğini bilmektir. (Kur’ân’dan İdrake Yansıyanlar, 1: 109–110)
    •   Kur’ân, her türlü inatlarına ve direnmelerine rağmen  Ehl-i  Kitap’la  diyalogu  kesmemekte  ve bu diyalogun önce müşterek noktada baş-laması gerektiğinin sinyalini vermektedir.
    •   Muhtelif   vicdanların,   muhtelif   milletlerin,   muhtelif dinlerin, muhtelif kitapların aslî bir vicdan ve hak bir kelimede nasıl birleştirilebi-leceği, İslâm’ın insanlık âlemine ne kadar ge-niş, ne kadar açık, ne kadar doğru bir hidayet yolu,  bir  özgürlük  kanunu  öğretmiş  bulun-duğu ve artık bunun Arap ve Acem’le sınırlıolmadığı  bu  âyette  bütünüyle  gösterilmiştir. Dinî  terakkî  vicdanların  darlık  ve  ayrılıkla-rında değil, küllî ve geniş olmalarındadır. (Ya-zır, 2: 1132)
    •   Allah’a ibadet, O’na şirk koşmama ve O’ndan başka  Rab,  yani  terbiye  edici,  yol  gösterici,  insan  hayatını  düzenleyici  bir  otorite  kabul  etmeme,  Allah’a  imanın  veya  O’nun  dinine  tâbi olmanın olmazsa olmaz şartıdır. Âyet, bu ana düsturu açıkça ortaya koymakla Tevhid-i Ubûdiyet, Tevhid-i Ulûhiyet ve Tevhid-i Ru-bûbiyet’i nazara vermektedir.

    )

18 Kasım 2022 Cuma

 Sabah duası : 50. Ey rahmetiyle bütün mevcudatı kuşatan Rabbimiz! Bize ve bütün müslümanlara merhametinle muamelede bulun.. Sana uzaklığın mahrumiyetini yaşatma.. bizi salih kullarından ayırma.. hâlimize acı da, bizi ne nefsimizle ne de Senden uzaklaştıracak herhangi bir şeyle göz açıp kapayıncaya kadar bile olsa başbaşa bırakma.. yardımcımız, koruyanımız ol ve bizi nusretinle te’yid buyur; buyur ki Sen koruyanların en güzelisin ve Senin gücünü aşkın hiçbir şey yoktur.

17 Kasım 2022 Perşembe

 Al-i imran 61-63:

  •  Sana gelen bu nihai bilgiden sonra, kim seninle bu hakikat hakkında tartışmaya kalkarsa de ki:' Gelin oğullarımızı ve ogullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, bizim yandaşlarımızı ve sizin yandaşlarınızı çağıralım, sonra hep birlikte tevazu içinde ve gönülden yalvaralım ve Allah(cc)'ın lanetinin aramızda yalan söyleyenlerin üzerine olmasını dileyelim'.
    Nihayetinde işin aslı budur ve  Allah(cc)'tan başka ilah asla yoktur, Allah(cc) elbette azizdir, hakimdir. Eğer bu hakikatten yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah(cc), bozcuncuları çok iyi bilir.

16 Kasım 2022 Çarşamba

 Al-i imran 58-60:

  • Bütün bunlar, sana ilettiğimiz mesajlardan ve hikmetli haberlerdendir. Allah(cc) katında İsa(as)'ın durumu Adem(as)'ın durumu gibidir. Allah(cc) onu topraktan yarattı ve sonra 'Ol!' dedi, o da oluverdi. Bu gerçek sana Rabbinden bildirildi, öyleyse tereddüt edenlerden olma!.

15 Kasım 2022 Salı

 Al-i imran 54-57:

  •  Ve onlar tuzak kurdular, Allah(cc) ta onlara tuzak kurdu. Nihayetinde Allah(cc) tuzakları boşa çıkarmada pek güçlüdür. O zaman Allah(cc):' Ey İsa(as), senin canını alacak olan Benim ve seni hakikati inkar eden kimselerden arındıracağım. Ve sana uyanları  kıyamete kadar o hakikatı inkar edenlere üstün kılacağım. Sonunda hepiniz Bana döneceksiniz ve aranızda anlaşmazlığa düştüğünüz her konuda son hükmü Ben vereceğim. Hakikatı inkar edenlere gelince; onları hem bu dünyada hem de ahirette şiddetli bir azab beklemektedir. Onlara yardım edebilecek bir kimse de yoktur.
    İman edip salih amel işleyenlere gelince; Allah(cc) onlara mükafatlarını tam olarak verecektir.
    وَاللّهُ لاَ يُحِبُّ الظَّالِمِينَ
    Allah(cc) zalimleri sevmez'.

14 Kasım 2022 Pazartesi

 Al-i imran 52-53:

  •  İsa(as), onların hakikatı reddettiklerinin farkına varınca :' Kim Allah(cc) yolunda benim yardımcılarım olacak?' dedi. Havariler:' Biz Allah(cc) yolunda senin yardımcıların olacagız(أَنصَارُ اللّهِ). Biz Allah(cc) inanırız. Sen de şahit ol, biz müslümanlardanız' dediler. Devamında:' Ey Rabbimiz, indirdiklerine biz inanıyor ve resulune tabii oluyoruz. O halde bizi hakikate şahitlik edenlerle bir tut' dediler.
    (
    Those people who help establish Islam have been called Allah's helpers. In order to understand its significance, it should be kept in view that Allah has taken upon Himself to persuade human beings to adopt Islam of their free will, for He does not force His will on man in those spheres of his life in which He has granted him freedom of action but likes to convince him by reason and admonition. As it is the work of Allah to bring the people to the right way by admonition and advice, He calls those people who exert their utmost to establish Islam "His helpers and companions:" This is indeed the highest position that a servant of Allah can aspire to achieve. For man's position is merely that of a servant when he is engaged in praying, fasting and other kinds of worship, but he is elevated to the high and unique position of God's companion and assistant when he is exerting for the establishment of the way of Allah. And this is indeed the loftiest position of spiritual attainment, to which a man can aspire in this world. 
    )

13 Kasım 2022 Pazar

 Al-i imran 50-51:

  •  ' Tevrat'tan günümüze kalanın doğruluğunu tasdik etmek ve size yasak edilen bazı şeyleri helal kılmak için geldim. Ve size Rabbinizden bir mesaj getirdim: Allah(cc)'a karşı sorumluluğunuzun bilincine varın ve bana itaat edin. Kuşkusuz Allah(cc) benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Dolayısıyla yanlız O'na kulluk edin. Doğru yol budur'.

12 Kasım 2022 Cumartesi

 Al-i imran 49:

  •  Onu israiloğullarına bir peygamber olarak gönderecek ve diyecek ki:'Şüphesiz ki, ben size Rabbinizden ayetler getirdim. Size çamurdan kuşa benzer bir maket yapar, ardından ona üflerim, Allah(cc)'ın iziniyle kuş olup uçuverir. Körleri ve züzzamlıları iyileştirir, yine Allah(cc)'ın iziniyle ölüleri hayata döndürürüm. Dahası, yiyebileceğiniz ve evlerinizde saklayabileceğiniz şeyleri size haber veririm. Hiç kuşkusuz, eğer inanıyorsanız, bütün bunlarda sizin için mucizeler vardır'.

11 Kasım 2022 Cuma

 Al-i imran 47-48:

  •  Meryem(as):' Ey Rabbim, bana hiç bir insan dokunmadığı halde nasıl çocuğum olabilir?.' Melek :' Pekala olabilir. Zira Allah(cc) dilediğini yapar' diye cevap verdi. Bir şeyin olmasını dilediğinde sadece 'Ol!' der ve o şey oluverir. Allah(cc), ona hem vahyi ve hikmeti öğretecek, hem de  tevrat ve incil'i.

10 Kasım 2022 Perşembe

 Al-i imran 45-46:

  • Yine bir zamanlar, melekler:' Ey Meryem, Allah(cc) kendisinden bir söz ile sana, Meryem(as) oğlu İsa(as) Mesih adıyla bilinecek, bu dünyada da öteki dünyada da büyük şeref sahibi ve Allah(cc)'a en yakın kullardan olacak bir oğul müjdeliyor. Ve o, hem beşikte iken hem yetişkinlikte insanlarla konuşacak, salih kullardan olacak' dediler.

9 Kasım 2022 Çarşamba

 Al-i imran 44:

  •  Sana şimdi vahyettiğimiz şey, senin idrakini aşan bir hususla ilgilidir. Zira, hangisinin Meryem(as)'in hamisi olacağını kura ile çekecekleri zaman sen onların yanında değildin, ve o konuda birbiriyle çekiştiklerinde de yanlarında yoktun.

 Al-i imran 42-43:

  •  Ve yine bir zaman melekler :' Ey Meryem(as), Allah(cc) seni seçti ve tertemiz kıldı. Seni bütün dünya kadınlarının üstünde bir konuma çıkardı. Ey Meryem(as), Rabbine huşu ile bağlan, secdeye kapan ve O'nun önünde eğilenlerle birlikte eğil'.

8 Kasım 2022 Salı

 Al-i imran 40-41:

  •  Zekeriya(as) :' Rabbim ben iyice yaşlanmış, karım da kısır iken nasıl bir oğlum olacak?' dedi. Ona :'Pekala olabilir, zira Allah(cc) dilediğini yapar' denildi. Zekeriya(as) :' Rabbim, bana bir işaret ver' dedi. Ona:' İşaret şudur ki; üç gün boyunca yüz işaretleri dışında insanlarla konuşma, Rabbini çok zikret ve gece/gündüz O'nun şanını yücelt' denildi.

7 Kasım 2022 Pazartesi

 Al-i imran 38-39:

  • Aynı yerde Zekeriye(as) Rabbine yalvardı:' Ey Rabbim, rahmetinle bana güzel bir nesil bağışla. Zira Sen, her yakarışı duyansın'.  Zekeriya(as) mihrabta ibadet ederken, melekler :' Allah(cc) sana, Kendi katından bir sözün gerçekleştiğini doğrulayacak, insanlar arasında seçkin bir yere sahip, nefsine hakim, salihlerden bir peygamber olacak olan Yahya(as)'ı müjdeliyor' dediler. 

6 Kasım 2022 Pazar

 Al-i imran 37:

  •  Bunun üzerine Rabbi onu memnuniyetle kabul etti ve onu güzelce büyüttü ve onu Zekeriya(as)'ın himayesine verdi. Zekeriya(as) onu mabette ne zaman ziyaret ettiyse yanında yiyeceklerle görür ve sorardı:' Ey Meryem, bunlar sana nereden geliyor?'. Meryem(as):' Bunlar Allah(cc)'tandır, Allah(cc) dilediğine hesapsız rızık bağışlar' diye cevap verirdi.

5 Kasım 2022 Cumartesi

 Al-i imran 35-36:

  •  Bir zamanlar imran ailesinden bir kadın:' Ey Rabbim, rahmimdeki çocuğumu Senin hizmetine adayacağıma söz veriyorum. Benden bunu kabul et. Doğrusu yanlız Sen her şeyi duyan her şeyi bilensin' diye yakardı. Fakat çocuğu doğurunca :' Ey Rabbim, bir kız çocuğu doğurdum', halbuki Allah(cc) neyi doğuracağını ve onun istediği erkek çocuğunun bir kız çocuğu gibi olmayacağını bilmekteydi; ' ve ona Meryem ismini verdim. Lanetlenmiş şeytana karşı onu ve soyunu korumanı diliyorum' dedi.

4 Kasım 2022 Cuma

 Al-i imran 33-34:

  •  Şüphe yok ki, Allah(cc), Adem(as)'i, Nuh(as)'ı, İbrahim(as) ailesini, İmran ailesini kendi çağının insanları içinden seçerek üstün kıldı. Bunlar birbirinin soyundandır. Allah(cc) her şeyi işiten, her şeyi bilendir.

3 Kasım 2022 Perşembe

 Al-i imran 31-32:

  •  (Ey peygamber) de ki:' Eğer Allah(cc)'ı seviyorsanız bana tabii olun ki Allah(cc) ta sizi sevsin ve günahlarınızı affetsin. Zira Allah(cc) çok affedicidir ve rahmet kaynağıdır'.
    Yine de ki:' Allah(cc)'a ve elçisine itaat edin'. Eğer bundan yüz çevirirlerse bilsinler ki, Allah(cc) hakikatı inkara şartlanmış olanları sevmez.

2 Kasım 2022 Çarşamba

 Al-i imran 29-30:

  •  De ki :' İçinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da onu Allah(cc) bilir. Göklerde ve yerde olan herşeyi bilir. Allah(cc)'ın herşeye de gücü yeter'.
    Her insan, yaptığı bütün iyiliklerin de bütün kötülüklerin de karşılığını göreceği o günün kendisinden çok uzak olmasını ister. Ne var ki, Allah(cc) kendisine karşı dikkatli olunmasını ihtar ediyor. Çünkü Allah(cc)'ın kullarına karşı şefkati sınırsızdır.

1 Kasım 2022 Salı

 Al-i imran 28:

  •  Müminler , müminleri bırakıp hakikatı inkara şartlanmış olanları dost edinmesinler, çünkü bunu yapan Allah(cc)'la olan bütün bağını koparmış olur. Kendinizi korumak için bu yola başvurmanız istisnadır. Ancak Allah(cc), Kendisine karşı dikkatli olunmasını ihtar ediyor, nihayetinde varılacak yer Allah(cc)'ın huzurudur.
    (
    Âyet-i  kerime,  mü’minleri,  kâfir  de  olsalar  insanlara  karşı  güzel  davranmaktan,  onlara  iyi-lik  etmekten  ve  adaletli  muamele  etmekten  men  etmekte  değildir.  Çünkü  hukuka  riayet,  verilen  sözde  ve  yapılan  anlaşmada  sebat,  ciddiyet,  mü-rüvvet,  merhamet,  başkalarına  iyilik  yapmak,  mü’min  olmanın  gereğidir.  Fakat  mü’min,  mü’-min kardeşlerini bırakıp da, İslâm’a ve imana düş-manlığı apaçık olan kâfirlerin emri altına girmeyi, işlerini onlara bırakmayı ve küfürleri noktasında onlarla  dostluk  kurmayı  kabullenemez.  Dinine,  İslâm  toplumuna  ve  mü’min  kardeşlerine  zarar  verecek şekilde  kâfirlerle  işbirliği  yapamaz,  on-larla  yakın ilişki  kuramaz.  Dinini,  toplumunu,  mü’min kardeşlerini ve mukaddeslerini koruma adına,  kalbi  imanla  dopdolu  olmak  kaydıyla onlara  yakın  durabilir.  Şu  kadar  ki,  bütün  bu  hallerde  ölçü,  Allah’a  itaat  ve  O’nun  emir  ve  müsaadesi dışına çıkmama olmalı ve hemen ar-kadan gelen âyette de ikaz buyurulacağı üzere, bu  husustaki  tercih  ve  davranışlarında  kalbini  çok iyi kontrol etmeli, küfre ve bilhassa küfür-leri noktasında kâfirlere karşı menfaat, sadece kan yakınlığı ve ırkçılık gibi Allah’ın izni dı-şındaki  faktörlerin  tesiri  altında  en  küçük  bir  meyil göstermemelidir.AÜ

    )

 Al-i imran 27:

  •  ' Gündüzü kısaltarak geceyi uzatır, geceyi kısaltarak gündüzü uzatırsın. Ölüden diri, diriden de ölü çıkartırsın. Ve dilediğine de hesapsız rızık verirsin'.

31 Ekim 2022 Pazartesi

 Al-i imran 26:

  •  De ki:' Ey mülkün sahibi Allah(cc)'ım!, Sen mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de çekip alırsın. Dilediğini aziz eder, dilediğini de zelil edersin. Her hayır senin elindedir. Şüphesiz Sen her şeye kadirsin'.

 Al-i imran 25:

  •  Geleceğinden şüphe olmayan bir günde onları bir araya topladığımızda, herkesin yaptığının karşılığı hiç kimseye haksızlık yapılmaksızın eksiksiz olarak ödendiğinde, bakalım onların halleri nasıl olacak?.

30 Ekim 2022 Pazar

 Al-i imran 23-24:

  •  Daha önce vahiyden kendilerine pay verilenlere bir baksanıza! Onlara aralarında hüküm verirken Allah(cc)'ın kitabına başvurmaları yolunda çağrı yapılmıştı, ama bazısı inatla bundan yüz çevirdi. Çünkü onlar :' Ateş bize bir kaç günden fazla dokunmayacak' iddasında idiler. Bu gibi, uydurdukları batıl inançları, onları dinlerinden saptırdı.

29 Ekim 2022 Cumartesi

 Al-i imran 21-22:

  •  Allah(cc)'ın ayetlerini ısrarla inkar edenleri, haksız yere peygamberleri öldürenleri ve adaleti emredip yaymaya çalısanları öldürenleri, can yakıcı bir azap ile müjdele!. Onların yapıp ettikleri  dünyada da ahirette de boşa gitmiştir ve onlara yardım edecek kimse de yoktur.

 

28 Ekim 2022 Cuma

 Al-i imran 19-20:

  •  إِنَّ الدِّينَ عِندَ اللّهِ الإِسْلاَمُ
    Allah katında tek din islamdır. Kendilerine kitap verilenler, kendilerine hakikatın ilmi geldikten sonra, sadece aralarındaki kıskançlık yüzünden, ayrılığa düştüler. Kim Allah(cc)'ın ayetlerini tanımaz inkar ederse, bilsin ki, Allah(cc) hesabı çok hızlı şekilde görendir. Buna rağmen seninle tartışırlarsa de ki:' Ben bana tabi olanlarla birlikte kendimi Allah(cc)'a teslim ettim'. Kendilerine kitap verilenlere ve ümmilere de de ki:' Siz de teslim oldunuz mu?'. Eğer teslim oldularsa doğru yolu bulmuşlar demektir. Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen sadece tebliğdir. Şüphesiz ki, Allah(cc) kullarını görmektedir.

27 Ekim 2022 Perşembe

 Al-i imran 18:

  • Allah(cc) şahittir ki, kendisinden başka ilah yoktur ve bütün melekler de ve kendisine ilim verilmiş olanlar da tam bir doğruluk , adalet ve hakkaniyet içinde aynı gerçeğe şahitlik ederler. O her işinde mükemmel olandır ve her hükmünde tam isabet edendir.

 Al-i imran 17:

  •  Onlar, sabreden, sözünde duran, Allah(cc)'a yürekten bağlı, hayra harcayan ve seher vaktinde Allah(cc)'tan bağışlanma dileyenlerdir.

26 Ekim 2022 Çarşamba

 Al-i imran 15-16:

  •  De ki:'Size bütün bunlardan daha hayırlısını size haber vereyim mi?. Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilincine sahip kullar için, altlarından ırmaklar akan ve yerleşip sürekli kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve (hepsinin de üstünde) Allah(cc)'ın güzel rızası vardır'. Allah(cc) kullarını hakkıyla görendir. Ve onlar şöyle derler:
      رَبَّنَا إِنَّنَا آمَنَّا
    فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا
    وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

    'Rabbimiz, biz kesin olarak iman ettik,
    bizim günahlarımızı bağışla ve
    bizi ateş azabından koru
    '.

25 Ekim 2022 Salı

 Al-i imran 14:

  •   Kadınlara, çocuklara, altın ve gümüş cinsinden birikmiş hazinelere, soylu atlara, sığırlara ve arazilere yönelik dünyevi zevkler insanoğlu için çekici kılınmıştır. Bütün bu zevkler bu dünya hayatında tadılabilir, ama hedeflerin en güzeli Allah(cc) katında olandır.

 Al-i imran 13:

  •  Savaşta karşı karşıya gelen iki orduda sizin için bir mesaj vardır. Bir ordu Allah(cc) yolunda savaşıyor, diğeri ise O'nu inkar ediyordu. Onlar ötekilerin iki misli olduğunu gözleriyle görüyorlardı. Ama Allah(cc) dilediğini yardımıyla güçlendirir. İşte bu olayda basiret sahipleri için dersler vardır.

24 Ekim 2022 Pazartesi

 Al-i imran 10-12:

  •  Hakikatı ısrarla inkar edenlerin ne dünya malları ne de evlatları, Allah(cc)'a karşı onlara en ufak bir fayda sağlamaz. Ateşin yakıtı da onlar olacaktır. Firavun ahalisinin ve onlardan önce yaşayanların da başına gelenler onların da başına gelecek. Onlar mesajlarımızı yalanladılar ve Allah(cc) günahlarından dolayı onları suçüstü yakalayıverdi. Çünkü Allah(cc) karşılık vermede çok şedittir. O inkarcılara de ki:' Siz mutlaka yenilecek ve cehenneme sürüleceksiniz. Orası ne kötü bir yerdir!'.

23 Ekim 2022 Pazar

 Al-i imran 7-9:

  •  Sana ilahi kelamı indiren de O'dur. Onun ayetlerinden bir kısmının hükmü kesin ve nettir. Gerisi de müteşabihlerden oluşmuştur. Kalplerinde yamukluk bulunan kimseler, fitne çıkarmak ve tevil etmek amacıyla, onun müteşabih olan kısmının peşine düşerler. Oysa onun gerçek tevilini Allah(cc)'tan başkası bilemez. Ve ilimde derinleşenler derler ki:' Biz ona inanırız, onun tümü Rabbimizdendir. Derin kavrayış sahiplerinden başkası da bunu fark edemez. Ey Rabbimiz, bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi hakikatten saptırma ve bize rahmetini bağışla. Sensin hakiki lutuf sahibi. Ey Rabbimiz,  Geleceğine hiç şüphe olmayan o Gün'ü görüp yaşamaları için insanlığı bir araya toplayacaksın. Çünkü Allah(cc) vaadinden asla dönmez'

22 Ekim 2022 Cumartesi

 Al-i imran 5-6:

  • Şüphesiz ki, yerde ve gökte olan hiç bir şey Allah(cc)'a gizli kalmaz. Rahimlerde dilediği şekli size veren O'dur. Allah(cc)'tan başka ilah yoktur ve O aziz ve hakimdir.

21 Ekim 2022 Cuma

 Al-i imran 1-4:

  •  Elif-Lam-Mim. Allah(cc)'tan başka ilah yoktur ve O hay ve kayyum'dur. Önceki vahiylerden bugüne ulaşan hakikatleri doğrulayan bu ilahi kelamı sana sapasağlam indiren O'dur. Tevrat'ı ve Incil'i de (asıllarını) O indirmiştir. Geçmişte insanlığa yol gösterici olarak, hakkı batıldan kesin hatlarla ayıran mesajı da indiren O'dur.
    Şüphesiz ki Allah(cc)'ın ayetlerini inkar edenler için şiddetli bir azab vardır. Allah(cc) aziz'dir ve intikam sahibidir.

20 Ekim 2022 Perşembe

 Al-i imran suresi:
(Diyanet çevirisi)

  •  1. Elif. Lâm. Mîm.

    2. Hayy ve kayyûm olan Allah'tan başka ilâh yoktur.

    3. (Resûlüm!) O, sana Kitab'ı hak ve önceki kitapları tasdik edici olarak indirdi, Tevrat ile İncil'i ve Furkan'ı indirmişti.

    4. Daha önce de, insanlara doğru yolu göstermek üzere Furkan'ı indirmiştir. Bilinmeli ki, Allah'ın âyetlerini inkâr edenler için şiddetli bir azap vardır. Allah, suçlunun hakkından gelen mutlak güç sahibidir.

    5. Şüphesiz ki ne yerde ne de gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz.

    6. Rahimlerde sizi dilediği gibi şekillendiren O'dur. O'ndan başka ilâh yoktur. O mutlak güç ve hikmet sahibidir.

    7. Sana Kitab'ı indiren O'dur. Onun (Kur'an'ın) bazı âyetleri muhkemdir ki, bunlar Kitab'ın esasıdır. Diğerleri de müteşâbihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onu tevil etmek için ondaki müteşâbih âyetlerin peşine düşerler. Halbuki Onun tevilini ancak Allah bilir. İlimde yüksek pâyeye erişenler ise: Ona inandık; hepsi Rabbimiz tarafındandır, derler. (Bu inceliği) ancak aklıselim sahipleri düşünüp anlar.

    8. (Onlar şöyle yakarırlar:) Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize tarafından rahmet bağışla. Lütfu en bol olan sensin.

    9. Rabbimiz! Gelmesinde şüphe edilmeyen bir günde, insanları mutlaka toplayacak olan sensin. Allah asla sözünden dönmez.

    10. Bilinmelidir ki inkâr edenlerin ne malları ne de evlâtları Allah huzurunda kendilerine bir fayda sağlayacaktır. İşte onlar cehennnemin yakıtıdır.

    11. (Onların yolu) Firavun hanedanının ve onlardan öncekilerin tuttuğu yola benzer. Onlar bizim âyetlerimizi yalanladılar, Allah da kendilerini günahları yüzünden yakalayıverdi. Allah'ın cezası çok şiddetlidir.

    12. (Resûlüm!) İnkâr edenlere de ki: Yakında mağlup olacaksınız ve cehenneme sürüleceksiniz. Orası kalınacak ne kötü bir yerdir!

    13. (Bedir'de) karşı karşıya gelen şu iki gurubun halinde sizin için büyük bir ibret vardır. Biri Allah yolunda çarpışan bir gurup, diğeri ise bunları apaçık kendilerinin iki misli gören kâfir bir gurup. Allah dilediğini yardımı ile destekler. Elbette bunda basiret sahipleri için büyük bir ibret vardır.

    14. Nefsanî arzulara, (özellikle) kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, sağmal hayvanlara ve ekinlere karşı düşkünlük insanlara çekici kılındı. Bunlar, dünya hayatının geçici menfaatleridir. Halbuki varılacak güzel yer, Allah'ın katındadır.

    15. (Resûlüm!) De ki: Size bunlardan daha iyisini bildireyim mi? Takvâ sahipleri için Rableri yanında, içinden ırmaklar akan, ebediyyen kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve (hepsinin üstünde) Allah'ın hoşnutluğu vardır. Allah kullarını çok iyi görür.

    16. (Bu nimetler) "Ey Rabbimiz! İman ettik; bizim günahlarımızı bağışla, bizi ateş azabından koru!" diyen;

    17. Sabreden, dürüst olan, huzurda boyun büken, hayra harcayan ve seher vaktinde Allah'tan bağış dileyenler (içindir).

    18. Allah, adaleti ayakta tutarak (delilleriyle) şu hususu açıklamıştır ki, kendisinden başka ilâh yoktur. Melekler ve ilim sahipleri de (bunu ikrar etmişlerdir. Evet) mutlak güç ve hikmet sahibi Allah'tan başka ilâh yoktur.

    19. Allah nezdinde hak din İslâm'dır. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonradır ki, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah'ın âyetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki Allah'ın hesabı çok çabuktur.

    20. Eğer seninle tartışmaya girerlerse de ki: "Bana uyanlarla birlikte ben kendimi Allah'a teslim ettim." Ehl-i kitaba ve ümmîlere de: "Siz de Allah'a teslim oldunuz mu?" de. Eğer teslim oldularsa doğru yolu buldular demektir. Yok eğer yüz çevirdilerse sana düşen, yalnızca duyurmaktır. Allah kullarını çok iyi görmektedir.

    21. Allah'ın âyetlerini inkâr edenler, haksız yere peygamberlerin canlarına kıyanlar ve adaleti emreden insanları öldürenler (yok mu), onlara acı bir azabı haber ver!

    22. İşte bunlar dünyada da ahirette de çabaları boşa giden kimselerdir. Onların hiçbir yardımcısı da yoktur.

    23. (Resûlüm!) Kendilerine Kitap'tan bir pay verilenleri (yahudileri) görmez misin ki, aralarında hükmetmesi için Allah'ın Kitab'ına çağırılıyorlar da, sonra içlerinden bir gurup cayarak geri dönüyor.

    24. Onların bu tutumları: Bize ateş, sadece sayılı günlerde dokunacaktır, demelerinin bir sonucudur. Onların vaktiyle uydurdukları şeyler de dinleri hakkında kendilerini yanıltmıştır.

    25. Fakat, onları gelmesinde şüphe edilmeyen bir gün için topladığımız ve hiçbir haksızlığa uğramaksızın herkese kazandığı şeyler tastamam ödendiği zaman halleri nice olur?

    26. (Resûlüm!) De ki: Mülkün gerçek sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin ve mülkü dilediğinden geri alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini de alçaltırsın. Her türlü iyilik senin elindedir. Gerçekten sen her şeye kadirsin.

    27. Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye katarsın. Ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de sayısız rızık verirsin.

    28. Müminler, müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa, artık onun Allah nezdinde hiçbir değeri yoktur. Ancak kâfirlerden gelebilecek bir tehlikeden sakınmanız başkadır. Allah, kendisine karşı (gelmekten) sizi sakındırıyor. Dönüş yalnız Allah'adır.

    29. De ki: İçinizdekileri gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerde ve yerde olanları da bilir. Allah her şeye kadirdir.

    30. Herkesin, iyilik olarak yaptıklarını da kötülük olarak yaptıklarını da karşısında hazır bulduğu günde (insan) isteyecek ki kötülükleri ile kendisi arasında uzun bir mesafe bulunsun. Allah, kendisine karşı (gelmekten) sizi sakındırıyor. Allah kullarına çok şefkatlidir.

    31. (Resûlüm! ) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

    32. De ki: Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez.

    33. Allah Âdem'i, Nuh'u, İbrahim ailesi ile İmrân ailesini seçip âlemlere üstün kıldı.

    34. Bunlar birbirinden gelme bir nesillerdir. Allah işiten ve bilendir.

    35. İmrân'ın karısı şöyle demişti: "Rabbim! Karnımdakini azatlı bir kul olarak sırf sana adadım. Adağımı kabul buyur. Şüphesiz (niyazımı) hakkıyla işiten ve (niyetimi) bilen sensin."

    36. Onu doğurunca, Allah, ne doğurduğunu bilip dururken: Rabbim! Ben onu kız doğurdum. Oysa erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem adını verdim. Kovulmuş şeytana karşı onu ve soyunu senin korumanı diliyorum, dedi.

    37. Rabbi Meryem'e hüsnü kabul gösterdi; onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriyya yı da onun bakımı ile görevlendirdi. Zekeriyya, onun yanına, mâbede her girişinde orada bir rızık bulur ve "Ey Meryem, bu sana nereden geliyor?" der; o da: Bu, Allah tarafındandır. Allah, dilediğine sayısız rızık verir, derdi.

    38. Orada Zekeriyya, Rabbine dua etti: Rabbim! Bana tarafından hayırlı bir nesil bağışla. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin, dedi.

    39. Zekeriyya mâbedde durmuş namaz kılarken melekler ona şöyle nida ettiler: Allah sana, kendisi tarafından gelen bir Kelime'yi tasdik edici, efendi, iffetli ve sâlihlerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler.

    40. Zekeriyya: Rabbim! dedi, bana ihtiyarlık gelip çattığına, üstelik karım da kısır olduğuna göre benim nasıl oğlum olabilir? Allah şöyle buyurdu: İşte böyledir; Allah dilediğini yapar.

    41. Zekeriyya: Rabbim! (Oğlum olacağına dair) bana bir alâmet göster, dedi. Allah buyurdu ki: Senin için alâmet, insanlara, üç gün, işaretten başka söz söylememendir. Ayrıca Rabbini çok an, sabah akşam tesbih et.

    42. Hani melekler demişlerdi: Ey Meryem! Allah seni seçti; seni tertemiz yarattı ve seni bütün dünya kadınlarına tercih etti.

    43. Ey Meryem! Rabbine ibadet et; secdeye kapan, (O'nun huzurunda) eğilenlerle beraber sen de eğil.

    44. (Resûlüm!) Bunlar, bizim sana vahiy yoluyla bildirmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. İçlerinden hangisi Meryem'i himayesine alacak diye kur'a çekmek üzere kalemlerini atarlarken sen onların yanında değildin; onlar (bu yüzden) çekişirken de yanlarında değildin.

    45. Melekler demişlerdi ki: Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir Kelime'yi müjdeliyor. Adı Meryem oğlu İsa'dır. Mesîh'tir; dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah'ın kendisine yakın kıldıklarındandır.

    46. sâlihlerden olarak beşikte iken ve yetişkinlik halinde insanlara (peygamber sözleri ile) konuşacak.

    47. Meryem: Rabbim! dedi, bana bir erkek eli değmediği halde nasıl çocuğum olur? Allah şöyle buyurdu: İşte böyledir, Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmedince ona sadece "Ol!" der; o da oluverir.

    48. (Melekler, Meryem'e hitaben İsa hakkında sözlerine devam ettiler:) Allah ona yazmayı, hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i öğretecek.

    49. İsrailoğullarına bir elçi olacak (ve onlara şöyle diyecek:) Size Rabbinizden bir mucize getirdim: Size çamurdan bir kuş sureti yapar, ona üflerim ve Allah'ın izni ile o kuş oluverir. Yine Allah'ın izni ile körü ve alacalıyı iyileştirir, ölüleri diriltirim. Ayrıca evlerinizde ne yeyip ne biriktirdiğinizi size haber veririm. Eğer inanan kimseler iseniz, bunda sizin için bir ibret vardır.

    50. Benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri de helâl kılmam için gönderildim. Size Rabbinizden bir mucize getirdim. O halde Allah'tan korkun, bana da itaat edin.

    51. Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyle ise O'na kulluk edin. İşte bu doğru yoldur.

    52. İsa, onlardaki inkârcılığı sezince: Allah yolunda bana yardımcı olacaklar kimlerdir? dedi. Havârîler: Biz, Allah yolunun yardımcılarıyız; Allah'a inandık, şahit ol ki bizler müslümanlarız, cevabını verdiler.

    53. (Havârîler:) Rabbimiz! İndirdiğine inandık ve Peygamber'e uyduk. Şimdi bizi (birliğini ve peygamberlerini tasdik eden) şahitlerden yaz, dediler.

    54. (Yahudiler) tuzak kurdular; Allah da onların tuzaklarını bozdu. Allah, tuzak kuranların hayırlısıdır.

    55. Allah buyurmuştu ki: Ey İsa! Seni vefat ettireceğim, seni nezdime yükselteceğim, seni inkâr edenlerden arındıracağım ve sana uyanları kıyamete kadar kâfirlerden üstün kılacağım. Sonra dönüşünüz bana olacak. İşte o zaman ayrılığa düştüğünüz şeyler hakkında aranızda ben hükmedeceğim.

    56. İnkâr edenler var ya, onları dünya ve ahirette şiddetli bir azaba çarptıracağım; onların hiç yardımcıları da olmayacak.

    57. İman edip iyi davranışlarda bulunanlara gelince, Allah onların mükâfatlarını eksiksiz verecektir. Allah zalimleri sevmez.

    58. (Resûlüm!) Bu söylenenleri biz sana âyetlerden ve hikmet dolu Kur'an'dan okuyoruz.

    59. Allah nezdinde İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona "Ol!" dedi ve oluverdi.

    60. Gerçek, Rabbinden gelendir. Öyle ise şüphecilerden olma.

    61. Sana bu ilim geldikten sonra seninle bu konuda çekişenlere de ki: Geliniz, sizler ve bizler de dahil olmak üzere, siz kendi çocuklarınızı biz de kendi çocuklarımızı, siz kendi kadınlarınızı, biz de kendi kadınlarımızı çağıralım, sonra da dua edelim de Allah'tan yalancılar üzerine lânet dileyelim.

    62. Şüphesiz bu (İsa hakkında söylenenler), doğru haberlerdir. Allah'tan başka ilâh yoktur. Muhakkak ki Allah, evet O, mutlak güç ve hikmet sahibidir.

    63. Eğer yine yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah, bozguncuları hakkıyla bilendir.

    64. (Resûlüm!) de ki: Ey ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz: Allah'tan başkasına tapmayalım. O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, işte o zaman: Şahit olun ki biz müslümanlarız! deyiniz.

    65. Ey ehl-i kitap! İbrahim hakkında niçin çekişirsiniz? Halbuki Tevrat ve İncil, kesinlikle ondan sonra indirildi. Siz hiç düşünmez misiniz?

    66. İşte siz böyle kimselersiniz! Hadi hakkında bilgi sahibi olduğunuz konuda tartıştınız; fakat bilgi sahibi olmadığınız konuda niçin tartışıyorsunuz! Oysa ki Allah, her şeyi bilir, siz ise bilmezsiniz.

    67. İbrahim, ne yahudi, ne de hıristiyan idi; fakat o, Allah'ı bir tanıyan dosdoğru bir müslüman idi; müşriklerden de değildi.

    68. İnsanların İbrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar, şu Peygamber (Muhammed) ve (ona) iman edenlerdir. Allah müminlerin dostudur.

    69. Ehl-i kitaptan bir kısmı istediler ki, ne yapıp edip sizi saptırabilsinler. Oysa onlar sadece kendilerini saptırırlar da farkına bile varmazlar.

    70. Ey ehl-i kitap! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah'ın âyetlerini inkâr edersiniz?

    71. Ey ehl-i kitap! Neden doğruyu eğriye karıştırıyor ve bile bile gerçeği gizliyorsunuz?

    72. Ehl-i kitaptan bir gurup şöyle dedi: "Müminlere indirilmiş olana sabahleyin (görünüşte) inanıp akşamleyin inkâr edin. Belki onlar (böylece dinlerinden) dönerler.

    73. Sizin dininize uyanlardan başka hiçbir kimseye inanmayın. " (Resûlüm!) De ki: Doğru yol ancak Allah'ın yoludur. Yine (onlar, kendi aralarında şöyle dediler:) "Size verilenin benzerinin başka herhangi bir kimseye verildiğine, yahut Rabbinizin huzurunda onların size karşı deliller getireceklerine de (inanmayın)." De ki: Lütuf ve ihsan Allah'ın elindedir. Onu dilediğine verir. Allah'ın rahmeti geniştir ve O her şeyi hakkıyla bilir.

    74. Rahmetini dilediğine ayırır. Allah üstün lütuf sahibidir.

    75. Ehl-i kitaptan öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet bıraksan, onu sana noksansız iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, tepesine dikilip durmazsan onu sana iade etmez. Bu da onların, "Ümmîlere karşı yaptıklarımızdan dolayı bize vebal yoktur" demelerindendir. Allah adına bile bile yalan söylüyorlar.

    76. Hayır! (Gerçek onların dediği değil.) Her kim sözünü yerine getirir ve kötülükten sakınırsa, bilsin ki Allah sakınanları sever.

    77. Allah'a karşı verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlere gelince, işte bunların ahirette bir payı yoktur. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmayacak, onlara bakmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır.

    78. Ehl-i kitaptan bir gurup, okuduklarını kitaptan sanasınız diye kitabı okurken dillerini eğip bükerler. Halbuki okudukları Kitap'tan değildir. Söyledikleri Allah katından olmadığı halde: Bu Allah katındandır, derler. Onlar bile bile Allah'a iftira ediyorlar.

    79. Hiçbir insanın, Allah'ın kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra (kalkıp) insanlara: Allah'ı bırakıp bana kul olun! demesi mümkün değildir. Bilakis (şöyle demesi gerekir): Okutmakta ve öğretmekte olduğunuz Kitap uyarınca Rabbe hâlis kullar olunuz.

    80. Ve size: Melekleri ve peygamberleri ilâhlar edinin, diye de emretmez. Siz müslüman olduktan sonra hiç size kâfirliği emreder mi?

    81. Hani Allah, peygamberlerden: "Ben size Kitap ve hikmet verdikten sonra nezdinizdekileri tasdik eden bir peygamber geldiğinde ona mutlaka inanıp yardım edeceksiniz" diye söz almış, "Kabul ettiniz ve bu ahdimi yüklendiniz mi?" dediğinde, "Kabul ettik" cevabını vermişler, bunun üzerine Allah: O halde şahit olun; ben de sizinle birlikte şahitlik edenlerdenim, buyurmuştu.

    82. Artık bundan sonra her kim dönerse işte onlar yoldan çıkmışların ta kendileridir.

    83. Göklerde ve yerdekiler, ister istemez O'na teslim olduğu halde onlar (ehl-i kitap), Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Halbuki O'na döndürüleceklerdir.

    84. De ki: Biz, Allah a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Ya'kub ve Ya'kub oğullarına indirilenlere, Musa, İsa ve (diğer) peygamberlere Rableri tarafından verilenlere iman ettik. Onları birbirinden ayırdetmeyiz. Biz ancak O'na teslim oluruz.

    85. Kim, İslâm'dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır.

    86. İman etmelerinden, Resûl'ün hak olduğuna şehadet getirmelerinden ve kendilerine apaçık deliller gelmesinden sonra inkârcılığa sapan bir kavme Allah nasıl hidayet nasip eder? Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.

    87. İşte onların cezası, Allah'ın, meleklerin ve bütün insanlığın lânetine uğramalarıdır.

    88. Bu lânete ebedî gömülüp gidecekler. Onların azapları hafifletilmez; yüzlerine de bakılmaz.

    89. Ancak, bundan sonra tevbe edip yola gelenler başka. Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir.

    90. İnandıktan sonra kâfirliğe sapıp sonra inkârcılıkta daha da ileri gidenlerin tevbeleri asla kabul edilmeyecektir. Ve işte onlar, sapıkların ta kendisidirler.

    91. Gerçekten, inkâr edip kâfir olarak ölenler var ya, onların hiçbirinden -fidye olarak dünya dolusu altın verecek olsa dahi- kabul edilmeyecektir. Onlar için acı bir azap vardır; hiç yardımcıları da yoktur.

    92. Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça "iyi" ye eremezsiniz. Her ne harcarsanız, Allah onu hakkıyla bilir.

    93. Tevrat'ın indirilmesinden önce, İsrail'in (Ya'kub'un) kendisine haram kıldıkları dışında, yiyeceğin her türlüsü İsrailoğullarına helâl idi. De ki: Eğer doğru sözlü iseniz o zaman Tevrat'ı getirip onu okuyun.

    94. Artık bundan sonra her kim Allah'a karşı yalan uydurursa, işte bunlar, zalimlerin ta kendisidirler.

    95. De ki: Allah doğruyu söylemiştir. Öyle ise, hakka yönelmiş olarak İbrahim'in dinine uyunuz. O, müşriklerden değildi.

    96. Şüphesiz, âlemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak insanlar için kurulan ilk ev (mâbet), Mekke'deki (Kâbe)dir.

    97. Orada apaçık nişâneler, (ayrıca) İbrahim'in makamı vardır. Oraya giren emniyette olur. Yoluna gücü yetenlerin o evi haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkâr ederse bilmelidir ki, Allah bütün âlemlerden müstağnîdir.

    98. De ki: Ey ehl-i kitap! Allah yaptıklarınızı görüp dururken niçin Allah'ın âyetlerini inkâr edersiniz?

    99. De ki: Ey ehl-i kitap! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek müminleri Allah yolundan çevirmeye kalkisiyorsunuz? Allah yaptiklarinizdan habersiz degildir".

    100. Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir guruba uyarsanız imanınızdan sonra sizi yeniden inkârcılığa sevkederler.

    101. Size Allah'ın âyetleri okunurken, üstelik Allah Resûlü de aranızda iken nasıl inkâra saparsınız? Her kim Allah'a bağlanırsa kesinlikle doğru yola iletilmiştir.

    102. Ey iman edenler! Allah'tan, O'na yaraşır şekilde korkun ve ancak müslümanlar olarak can verin.

    103. Hep birlikte Allah'ın ipine (İslâm'a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişileridiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O'nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.

    104. Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.

    105. Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır.

    106. Nice yüzlerin ağardığı, nice yüzlerin de karardığı günü (düşünün.) İmdi, yüzleri kararanlara: İnanmanızdan sonra kâfir mi oldunuz? Öyle ise inkâr etmiş olmanız yüzünden tadın azabı! (denilir).

    107. Yüzleri ağaranlara gelince, onlar Allah'ın rahmeti içindedirler; orada ebedî kalacaklardır.

    108. İşte bunlar, Allah'ın, sana hak olarak okuduğumuz âyetleridir. Allah hiçbir kimseye haksızlık etmek istemez.

    109. Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. İşler, dönüp dolaşıp Allah'a varır.

    110. Siz, insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder; kötülükten meneder ve Allah'a inanırsınız: Ehl-i kitap da inansaydı, elbet bu, kendileri için çok iyi olurdu. (Gerçi) içlerinde iman edenler var; (fakat) çoğu yoldan çıkmışlardır.

    111. Onlar (ehl-i kitap) size, incitmekten başka bir zarar veremezler. Sizinle savaşa girecek olsalar, size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez.

    112. Onlar (yahudiler) nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın ahdine ve insanların (müminlerin) himayesine sığınmadıkça kendilerine zillet (damgası) vurulmuştur; Allah'ın hışmına uğramışlar ve miskinliğe mahkum edilmişlerdir. Çünkü onlar, Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Bu da, onların isyan etmiş ve haddi aşmış bulunmalarındandır.

    113. Hepsi bir değildir; ehl-i kitap içinde istikamet sahibi bir topluluk vardır ki, gece saatlerinde secdeye kapanarak Allah'ın âyetlerini okurlar.

    114. Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar; iyiliği emreder, kötülükten menederler; hayırlı işlere koşuşurlar. İşte bunlar iyi insanlardandır.

    115. Onların yaptıkları hiçbir hayır karşılıksız bırakılmayacaktır. Allah, takvâ sahiplerini çok iyi bilir.

    116. İnkâr edenler var ya, onların malları da evlâtları da Allah'a karşı kendilerine hiçbir fayda sağlamayacaktır. İşte onlar, cehennemliklerdir; onlar orada ebedî kalacaklardır.

    117. Onların, bu dünya hayatında yapmakta oldukları harcamaların durumu, kendilerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinlerini vurup da mahveden kavurucu bir rüzgârın durumu gibidir. Onlara Allah zulmetmedi; fakat onlar kendilerine zulmediyorlar.

    118. Ey iman edenler! Kendi dışınızdakileri sırdaş edinmeyin. Çünkü onlar size fenalık etmekten asla geri durmazlar, hep sıkıntıya düşmenizi isterler. Gerçekten, kin ve düşmanlıkları ağızlarından (dökülen sözlerinden) belli olmaktadır. Kalplerinde sakladıkları (düşmanlıkları) ise daha büyüktür. Eğer düşünüp anlıyorsanız, âyetlerimizi size açıklamış bulunuyoruz.

    119. İşte siz öyle kimselersiniz ki, onlar sizi sevmedikleri halde siz onları seversiniz. Siz, bütün kitaplara inanırsınız; onlar ise, sizinle karşılaştıklarında "İnandık" derler; kendi başlarına kaldıklarında da, size olan kinlerinden dolayı parmaklarının uçlarını ısırırlar. De ki: Kininizden (kahrolup) ölün! Şüphesiz Allah kalplerin içindekini hakkıyla bilmektedir.

    120. Size bir iyilik dokunsa, bu onları tasalandırır; başınıza bir musibet gelse, buna da sevinirler. Eğer sabreder ve korunursanız, onların hilesi size hiçbir zarar vermez. Şüphesiz Allah, onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.

    121. Hani sen, sabah erkenden müminleri savaş mevzilerine yerleştirmek için ailenden ayrılmıştın. . .-Allah, hakkıyle işiten ve bilendir.

    122. O zaman içinizden iki bölük bozulmaya yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Müminler, yalnız Allah'a dayanıp güvensinler.

    123. Andolsun, sizler güçsüz olduğunuz halde Allah, Bedir'de de size yardım etmişti. Öyle ise, Allah'tan sakının ki O'na şükretmiş olasınız.

    124. O zaman sen, müminlere şöyle diyordun: İndirilen üç bin melekle Rabbinizin sizi takviye etmesi, sizin için yeterli değil midir?

    125. Evet, siz sabır gösterir ve Allah'tan sakınırsanız, onlar (düşmanlarınız) hemen şu anda üzerinize gelseler, Rabbiniz, nişanlı beş bin melekle sizi takviye eder.

    126. Allah, bunu size sırf bir müjde olsun ve kalpleriniz bu sayede rahatlasın diye yaptı. Zafer, yalnızca mutlak güç ve hikmet sahibi Allah katındandır.

    127. Allah, kâfirlerden bir kısmının kökünü kessin veya onları perişan etsin, böylece bozulmuş bir halde dönüp gitsinler diye, size yardım eder).

    128. Ki bu işte senin yapacağın bir şey yoktur yahut (müslüman olsunlar da) tevbelerini kabul etsin, ya da (ısrar ederlerse) onlara azap etsin diye (Allah Bedir'de size yardım etti). Çünkü onlar zalimdirler.

    129. Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Allah, çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir.

    130. Ey iman edenler! Kat kat arttırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.

    131. Kâfirler için hazırlanmış bulunan ateşten sakının!

    132. Allah'a ve Resûl'üne itaat edin ki rahmete kavuşturulasınız.

    133. Rabbinizin bağışına ve takvâ sahipleri için hazırlanmış olup genişliği gökler ve yer kadar olan cennete koşun!

    134. O takvâ sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.

    135. Yine onlar ki, bir kötülük yaptıklarında, ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah'ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe-istiğfar ederler. Zaten günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde, bile bile ısrar etmezler.

    136. İşte onların mükâfatı, Rableri tarafından bağışlanma ve altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlerdir. Böyle amel edenlerin mükâfatı ne güzeldir!

    137. Sizden önce nice (milletler hakkında) ilâhî kanunlar gelip geçmiştir. Onun için, yeryüzünde gezin dolaşın da (Allah'ın âyetlerini) yalan sayanların âkıbeti ne olmuş, görün!

    138. Bu (Kur'an), bütün insanlığa bir açıklamadır; takvâ sahipleri için de bir hidayet ve bir öğüttür.

    139. Gevşeklik göstermeyin, üzüntüye kapılmayın. Eğer inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz.

    140. Eğer siz (Uhud'da) bir acıya uğradınızsa, (Bedir'de de düşmanınız olan) o kavim de benzer bir acıya uğramıştır. O günleri biz insanlar arasında döndürür dururuz (zaferi bazen bir topluma bazen öteki topluma nasip ederiz.) Ta ki Allah, iman edenleri ortaya çıkarsın ve aranızdan şahitler edinsin. Allah zalimleri sevmez.

    141. Bir de (böylece) Allah, iman edenleri günahlardan temize çıkarmak, kâfirleri de helâk etmek ister.

    142. Yoksa Allah içinizden cihad edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız?

    143. Andolsun ki siz, ölümle yüzyüze gelmezden önce onu temenni ederdiniz. İşte şimdi onu karşınızda gördünüz.

    144. Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür ya da öldürülürse, gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, Allah'a hiçbir şekilde zarar vermiş olmayacaktır. Allah, şükredenleri mükâfatlandıracaktır.

    145. Hiçbir kimse yok ki, ölümü Allah'ın iznine bağlı olmasın. (Ölüm), belli bir süreye göre yazılmıştır. Her kim, dünya nimetini isterse, kendisine ondan veririz; kim de ahiret sevabını isterse, ona da bundan veririz. Biz şükredenleri mükâfatlandıracağız.

    146. Nice peygamberler vardı ki, beraberinde birçok Allah erleri bulunduğu halde savaştılar da, bunlar, Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı gevşeklik ve zaaf göstermediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever.

    147. Onların sözleri, sadece şöyle demekten ibaretti: Ey Rabbimiz! Günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlığımızı bağışla; ayaklarımızı (yolunda) sabit kıl; kâfirler topluluğuna karşı bizi muzaffer kıl!

    148. Allah da onlara dünya nimetini ve (daha da önemlisi,) ahiret sevabının güzelliğini verdi. Allah, iyi davrananları sever.

    149. Ey iman edenler! Eğer kâfirlere uyarsanız, gerisin geriye (eski dininize) döndürürler de, hüsrana uğrayanların durumuna düşersiniz.

    150. Oysa sizin mevlânız Allah'tır ve O, yardımcıların en hayırlısıdır.

    151. Allah'ın, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri O'na ortak koşmaları sebebiyle, kâfirlerin kalplerine yakında korku salacağız. Gidecekleri yer de cehennemdir. Zalimlerin varacağı yer ne kötüdür!

    152. Siz Allah'ın izni ile düşmanlarınızı öldürürken, Allah, size olan vâdini yerine getirmiştir. Nihayet, öyle bir an geldi ki, Allah arzuladığınızı (galibiyeti) size gösterdikten sonra zaafa düştünüz; (Peygamberin verdiği) emir konusunda tartışmaya kalkıştınız ve âsi oldunuz. Dünyayı isteyeniniz de vardı, ahireti isteyeniniz de vardı. Sonra Allah, denemek için sizi onlardan (onları mağlup etmekten) alıkoydu. Ve andolsun sizi bağışladı. Zaten Allah, müminlere karşı çok lütufkârdır.

    153. O zaman Peygamber arkanızdan sizi çağırdığı halde siz, durmadan (savaş alanından) uzaklaşıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. (Allah) size keder üstüne keder verdi ki, bundan dolayı gerek elinizden gidene, gerekse başınıza gelenlere üzülmeyesiniz. Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

    154. Sonra o kederin arkasından Allah size bir güven indirdi ki, (bu güvenin yol açtığı) uyuklama hali bir kısmınızı kaplıyordu. Kendi canlarının kaygısına düşmüş bir gurup da, Allah'a karşı haksız yere cahiliye devrindekine benzer düşüncelere kapılıyorlar, "Bu işten bize ne!" diyorlardı. De ki: İş (zafer, yardım, herşeyin karar ve buyruğu) tamamen Allah'a aittir. Onlar, sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyorlar. "Bu işten bize bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik" diyorlar. Şöyle de: Evlerinizde kalmış olsaydınız bile, öldürülmesi takdir edilmiş olanlar, öldürülüp düşecekleri yerlere kendiliklerinden çıkıp giderlerdi. Allah, içinizdekileri yoklamak ve kalplerinizdekileri temizlemek için (böyle yaptı). Allah içinizde ne varsa hepsini bilir.

    155. (Uhud'da) iki ordu karşılaştığı gün, sizi bırakıp gidenleri, sırf işledikleri bazı hatalar yüzünden şeytan (yerlerinden) kaydırmıştı. Yine de Allah onları affetti. Çünkü Allah, çok bağışlayıcıdır, halîmdir.

    156. Ey iman edenler! Sizler, inkâr edenler ve yeryüzünde sefere çıkan veya savaşan kardeşleri hakkında: "Eğer bizim yanımızda kalsalardı ölmezler, öldürülmezlerdi" diyenler gibi olmayın. Allah bu kanaatı onların kalplerine (kaybettikleri yakınları için onulmaz) bir hasret (yarası) olarak koydu. Canı veren de alan da Allah'tır. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görür.

    157. Eğer Allah yolunda öldürülür ya da ölürseniz, şunu bilin ki, Allah'ın mağfireti ve rahmeti onların topladıkları bütün şeylerden daha hayırlıdır.

    158. Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de Allah'ın huzurunda toplanacaksınız.

    159. O vakit Allah'tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın! Şayet sen kaba, katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz, etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş hakkında onlara danış. Kararını verdiğin zaman da artık Allah'a dayanıp güven. Çünkü Allah, kendisine dayanıp güvenenleri sever.

    160. Allah size yardım ederse, artık size üstün gelecek hiç kimse yoktur. Eğer sizi bırakıverirse, ondan sonra size kim yardım eder? Müminler ancak Allah'a güvenip dayanmalıdırlar.

    161. Bir peygambere, emanete hıyanet yaraşmaz. Kim emanete (devlet malına) hıyanet ederse, kıyamet günü, hainlik ettiği şeyin günahı boynuna asılı olarak gelir. Sonra herkese -asla haksızlığa uğratılmaksızın-kazandığı tastamam verilir.

    162. Allah'ın hoşnutluğunu gözetenle Allah'ın hışmına uğrayan bir olur mu hiç? Berikisinin yeri cehennemdir. Cehennem ise ne kötü bir varış noktasıdır.

    163. Onlar Allah katında derece derecedirler. Allah onların yaptıklarını görmektedir.

    164. Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah'ın âyetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler.

    165. (Bedir de) iki katını (düşmanınızın) başına getirdiğiniz bir musibet, (Uhud'da) kendi başınıza geldiği için mi "Bu nasıl oluyor!" dediniz? De ki: O, kendi kusurunuzdandır. Şüphesiz Allah'ın her şeye gücü yeter.

    166-167. İki birliğin karşılaştığı gün sizin başınıza gelenler, ancak Allah'ın dilemesiyle olmuştur ki, bu da, müminleri ayırdetmesi ve münafıkları ortaya çıkarması için idi. Bunlara: "Gelin, Allah yolunda çarpışın; ya da savunma yapın" denildiği zaman, "Harbetmeyi bilseydik, elbette sizin peşinizden gelirdik" dediler. Onlar o gün, imandan çok, kâfirliğe yakın idiler. Ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Halbuki Allah, onların içlerinde gizlediklerini daha iyi bilir.

    168. (Evlerinde) oturup da kardeşleri hakkında: "Bize uysalardı öldürülmezlerdi" diyenlere, "Eğer doğru sözlü insanlar iseniz, canlarınızı ölümden kurtarın bakalım!" de.

    169. Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler; Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar.

    170. Allah'ın, lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar.

    171. Onlar, Allah'tan gelen nimet ve keremin; Allah'ın, müminlerin ecrini zayi etmeyeceği müjdesinin sevinci içindedirler.

    172. Yara aldıktan sonra yine Allah'ın ve Peygamber'in çağrısına uyanlar (özellikle) bunların içlerinden iyilik yapanlar ve takvâ sahibi olanlar için pek büyük bir mükâfat vardır.

    173. Bir kısım insanlar, müminlere: "Düşmanlarınız olan insanlar, size karşı asker topladılar; aman sakının onlardan!" dediklerinde bu, onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve "Allah bize yeter. O ne güzel vekîldir!" dediler.

    174. Bunun üzerine, kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan, Allah'ın nimet ve keremiyle geri geldiler. Böylece Allah'ın rızasına uymuş oldular. Allah büyük kerem sahibidir.

    175. İşte o şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Şu halde, eğer iman etmiş kimseler iseniz onlardan korkmayın, benden korkun.

    176. (Resûlüm) İnkârda yarışanlar sana kaygı vermesin. Çünkü onlar, Allah'a hiçbir zarar veremezler. Allah onlara, ahiretten yana bir nasip vermemek istiyor. Onlar için çok büyük bir azap vardır.

    177. Şurası muhakkak ki, imanı verip inkârı alanlar, Allah'a hiçbir zarar veremezler. Onlar için elîm bir azap vardır.

    178. İnkâr edenler sanmasınlar ki, kendilerine mühlet vermemiz onlar için daha hayırlıdır. Onlara ancak günahlarını arttırmaları için fırsat veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

    179. Allah, müminleri (şu) bulunduğunuz durumda bırakacak değildir; sonunda murdarı temizden ayıracaktır. Bununla beraber Allah, size gaybı da bildirecek değildir. Fakat Allah, elçilerinden dilediğini ayırdeder. O halde Allah'a ve peygamberlerine iman edin. Eğer iman eder, takvâ sahibi olursanız sizin için de çok büyük bir ecir vardır.

    180. Allah'ın, kereminden kendilerine verdiklerini (infakta) cimrilik gösterenler, sanmasınlar ki o, kendileri için hayırlıdır; tersine bu onlar için pek fenadır. Cimrilik ettikleri şey de kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.

    181. "Gerçekten Allah fakir, biz ise zenginiz" diyenlerin sözünü andolsun ki Allah işitmiştir. Onların (bu) dediklerini, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ile birlikte yazacağız ve diyeceğiz ki: Tadın o yakıcı azabı!

    182. Bu, dünyada iken kendi ellerinizle yapmış olduğunuzun karşılığıdır. Yoksa Allah kullarına zulmetmez.

    183. "Doğrusu Allah bize, (gökten inen) ateşin yiyeceği (yakıp kor edeceği) bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti" diyenlere şöyle de: Size, benden önce mucizelerle, (özellikle) dediğiniz (mucize) ile nice peygamberler geldi. Eğer doğru insanlar iseniz, ya onları niçin öldürdünüz?

    184. (Resûlüm!) Eğer seni yalancılıkla itham ettilerse (yadırgama); gerçekten, senden önce apaçık mucizeler, sahifeler ve aydınlatıcı kitap getiren nice peygamberler de yalancılıkla itham edildi.

    185. Her canlı ölümü tadacaktır. Ve ancak kıyamet günnü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir. Kim cehennemden uzaklaştırılıp cennete konursa o, gerçekten kurtuluşa ermiştir. Bu dünya hayatı ise aldatma metâından başka bir şey değildir.

    186. Andolsun ki, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz; sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve müşriklerden birçok üzücü sözler işiteceksiniz. Eğer sabreder ve takvâ gösterirseniz, muhakkak ki bu, (yapılacak) işlerin en değerlisidir.

    187. Allah, kendilerine kitap verilenlerden, "Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz" diyerek söz almıştı. Onlar ise bunu kulak ardı ettiler, onu az bir dünyalığa değiştiler. Yaptıkları alış-veriş ne kadar kötü!

    188. Sanma ki ettiklerine sevinen, yapmadıkları ile övülmek isteyenler, evet, sanma ki onlar azaptan kurtulacaklardır. Onlar için elem verici bir azap vardır.

    189. Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Allah'ın her şeye gücü yeter.

    190. Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde aklıselim sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır.

    191. Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah'ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru !

    192. Ey Rabbimiz! Doğrusu sen, kimi cehenneme koyarsan, artık onu rüsvay etmişsindir. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur.

    193. Ey Rabbimiz! Gerçek şu ki biz, "Rabbinize inanın!" diye imana çağıran bir davetçiyi (Peygamberi, Kur'an'ı) işittik, hemen iman ettik. Artık bizim günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört, ruhumuzu iyilerle beraber al, ey Rabbimiz!

    194. Rabbimiz! Bize, peygamberlerin vasıtasıyla vâdettiklerini de ikram et ve kıyamet gününde bizi rezil-rüsvay etme; şüphesiz sen vâdinden caymazsın!

    195. Bunun üzerine Rableri, onların dualarını kabul etti. (Dedi ki:) Ben, erkek olsun kadın olsun -ki hep birbirinizdensiniz- içinizden, çalışan hiçbir kimsenin yaptığını boşa çıkarmayacağım. Onlar ki, hicret ettiler, yurtlarından çıkarıldılar, benim yolumda eziyete uğradılar, çarpıştılar ve öldürüldüler; andolsun, ben de onların kötülüklerini örteceğim ve onları altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Bu mükâfat, Allah tarafındandır. Allah; karşılığın güzeli O'nun katındadır.

    196. İnkârcıların (refah içinde) diyar diyar dolaşması, sakın seni aldatmasın!

    197. Azıcık bir menfaattır o. Sonra onların varacakları yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir!

    198. Fakat Rablerine karşı gelmekten sakınanlar için, Allah tarafından bir ikram olarak, altlarından ırmaklar akan, ebedî olarak kalacakları cennetler vardır. İyi kişiler için Allah katındaki (nimetler) daha hayırlıdır.

    199. Ehl-i kitaptan öyleleri var ki, Allah'a, hem size indirilene, hem de kendilerine indirilene tam bir samimiyetle ve Allah'a boyun eğerek iman ederler. Allah'ın âyetlerini az bir paraya satmazlar. İşte onlar için Rableri katında ecirleri vardır. Şüphesiz Allah, hesabı çabuk olandır.

    200. Ey iman edenler! Sabredin; (düşman karşısında) sebat göster