10 Aralık 2022 Cumartesi

 Al-i imran 108-109:

  •  İşte bütün bunlar Allah(cc)'ın mesajlarıdır.  Hakikatı bildiren bu mesajları sana (size) bildiriyoruz. Allah(cc) yarattıklarının haksızlığa uğramasını dilemez. Göklerde ve yerdeki herşey Allah(cc)'a aittir ve sonunda herşeyin dönüp dolaşıp varacağı yer de  Allah(cc)'dır.
    (
    Âyetler, fevkalâde üslûp ve irşad yöntemiyle, imamları rehberliğinde “kurşundan bir bina” ha-linde bulunan, bulunması gereken İslâm ümme-tine dünyada ve Âhiret’te gerçek mazhariyet ve muvaffakiyetin anahtarlarını takdim buyurmak-tadır. Bunlar, kısaca şöyle özetlenebilir:
    • İslâm  Ümmeti’nin  birliğinin,  bekasının  ve  kişilerin İslâm üzerinde sapmadan yürüyebil-melerinin  önemli  anahtarlarından  biri  olarak  Müslümanlar,  Allah’ın  güzel  gördüğünü  gü-zel,  çirkin  gördüğünü  çirkin  görmeli,  Kur’ân  ve  Sünnet’in  ve  bu  iki  asıldan  kaynaklanan  düsturların dışında başka bir kaynağa yönelmemeli, başka bir kaynağı ölçü olarak kabul-den sakınmalı, Ehl-i Kitabı yanlış inançlarında tasdik ve körü körüne taklitten kaçınmalıdır.
    •   Allah  Rasûlü’nün  Sünneti,  üzerinde  Müslü-manların bir araya gelip, tam bir ittifak oluş-turdukları, oluşturmaları gereken çok önemli bir yoldur.
    •   Allah Rasûlü’nün Sünneti’ne ittiba, kişiyi Al-lah’a sımsıkı tutunmaya götürür.
    •   Sünnet’e   ittibaın ve Allah’a bağlılıktan ayrıl-mamanın garantisi, azamî takvadır.
    •   Müslüman,  Sünnet’e  ittiba,  bu  yolla  Allah’a  sımsıkı sarılma ve azamî takva ile, Müslüman olarak  can  verme  hedefinde  Allah’a  O’nun  reddetmeyeceği  bir dilekçe uzatmış olur.
    •   Sünnet’e ittiba, Kur’ân’a ve bu iki temel esa-sa dayanan İslâm Dini’ne ittibaın da yoludur. Sünnet, en geniş manâsıyla, Allah Rasûlü’nün fert  ve  toplum  hayatının  her  bölümünde  İs-lâm’ı uygulama yol, yöntem ve düsturlarının bütünüdür.
    •   Allah’ın  nimetlerini  sürekli  hatırlama  ve  do-layısıyla  sürekli  şükür,  kişiyi  imandan  sonra  küfre  düşmekten  alıkoyar.  Bu  şekilde  insan,  bütün  hayatı  boyunca  herhangi  bir  konuda  yanlışa sapmaktan korunur.
    •   Ma’rufu emredip münkerden nehyetmek, Al-lah’ın şeriat-ı tekvîniye veya fıtriyesi çerçeve-sinde  ve  Kur’ân  ve  Sünnet  temelinde  oluşan gelenek, kültür ve dünya görüşünün güzel ka-bul ettiği düsturları, şartlarına riayetle insan-lara sürekli hatırlatmak, toplum içinde onlarıyayıp  hakim  hale  getirmek  ve  kötülüklerin  yayılmasına mani olmak demektir. Bu önemli vazife, usulüne uygun olarak her fert tarafın-dan,  selâhiyetli  olduğu  sahada  derece  derece  yapılabileceği ve belki de yapılması gerektiği gibi, bu maksatla ümmet içinde bir rehberin, bir imamın önderliğinde bir grup bulunmalı, gerekirse bir müessese veya müesseseler oluş-turulmalıdır.  Bu  işi,  sadece  Allah  rızası  için  ve usulü dairesinde yapanlar, birinci derecede kurtuluşa erenlerdir.
    •   Apaçık gerçekleri gördükten ve tecrübe ettik-ten  sonra  insanın  sapmasının  en  büyük  se-bebi,  nefse  uymaktır.  Nefse  uyma,  insanlarıbirbirlerine karşı bağye, haksız tecavüze iter. Bu  da,  toplumda  farklı  menfaat  gruplarının oluşmasına yol açar ve neticede kendinde hiç-bir çelişki ve ihtilâf olmayan Din’de de ihtilâf-lar baş gösterir. Bu ise, fert ve toplum hayatıadına artık ölüm hastalığı demektir.•   Başka  günahlar  gibi,  tefrika  ve  ihtilâfı  önle-menin de en önemli yolu, Âhiret’e çok iyi ve içten inanmak, yani yakîn sahibi olmaktır.AÜ

    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder