Al-i imran 108-109:
- İşte bütün bunlar Allah(cc)'ın mesajlarıdır. Hakikatı bildiren bu mesajları sana (size) bildiriyoruz. Allah(cc) yarattıklarının haksızlığa uğramasını dilemez. Göklerde ve yerdeki herşey Allah(cc)'a aittir ve sonunda herşeyin dönüp dolaşıp varacağı yer de Allah(cc)'dır.
(
Âyetler, fevkalâde üslûp ve irşad yöntemiyle, imamları rehberliğinde “kurşundan bir bina” ha-linde bulunan, bulunması gereken İslâm ümme-tine dünyada ve Âhiret’te gerçek mazhariyet ve muvaffakiyetin anahtarlarını takdim buyurmak-tadır. Bunlar, kısaca şöyle özetlenebilir:
• İslâm Ümmeti’nin birliğinin, bekasının ve kişilerin İslâm üzerinde sapmadan yürüyebil-melerinin önemli anahtarlarından biri olarak Müslümanlar, Allah’ın güzel gördüğünü gü-zel, çirkin gördüğünü çirkin görmeli, Kur’ân ve Sünnet’in ve bu iki asıldan kaynaklanan düsturların dışında başka bir kaynağa yönelmemeli, başka bir kaynağı ölçü olarak kabul-den sakınmalı, Ehl-i Kitabı yanlış inançlarında tasdik ve körü körüne taklitten kaçınmalıdır.
• Allah Rasûlü’nün Sünneti, üzerinde Müslü-manların bir araya gelip, tam bir ittifak oluş-turdukları, oluşturmaları gereken çok önemli bir yoldur.
• Allah Rasûlü’nün Sünneti’ne ittiba, kişiyi Al-lah’a sımsıkı tutunmaya götürür.
• Sünnet’e ittibaın ve Allah’a bağlılıktan ayrıl-mamanın garantisi, azamî takvadır.
• Müslüman, Sünnet’e ittiba, bu yolla Allah’a sımsıkı sarılma ve azamî takva ile, Müslüman olarak can verme hedefinde Allah’a O’nun reddetmeyeceği bir dilekçe uzatmış olur.
• Sünnet’e ittiba, Kur’ân’a ve bu iki temel esa-sa dayanan İslâm Dini’ne ittibaın da yoludur. Sünnet, en geniş manâsıyla, Allah Rasûlü’nün fert ve toplum hayatının her bölümünde İs-lâm’ı uygulama yol, yöntem ve düsturlarının bütünüdür.
• Allah’ın nimetlerini sürekli hatırlama ve do-layısıyla sürekli şükür, kişiyi imandan sonra küfre düşmekten alıkoyar. Bu şekilde insan, bütün hayatı boyunca herhangi bir konuda yanlışa sapmaktan korunur.
• Ma’rufu emredip münkerden nehyetmek, Al-lah’ın şeriat-ı tekvîniye veya fıtriyesi çerçeve-sinde ve Kur’ân ve Sünnet temelinde oluşan gelenek, kültür ve dünya görüşünün güzel ka-bul ettiği düsturları, şartlarına riayetle insan-lara sürekli hatırlatmak, toplum içinde onlarıyayıp hakim hale getirmek ve kötülüklerin yayılmasına mani olmak demektir. Bu önemli vazife, usulüne uygun olarak her fert tarafın-dan, selâhiyetli olduğu sahada derece derece yapılabileceği ve belki de yapılması gerektiği gibi, bu maksatla ümmet içinde bir rehberin, bir imamın önderliğinde bir grup bulunmalı, gerekirse bir müessese veya müesseseler oluş-turulmalıdır. Bu işi, sadece Allah rızası için ve usulü dairesinde yapanlar, birinci derecede kurtuluşa erenlerdir.
• Apaçık gerçekleri gördükten ve tecrübe ettik-ten sonra insanın sapmasının en büyük se-bebi, nefse uymaktır. Nefse uyma, insanlarıbirbirlerine karşı bağye, haksız tecavüze iter. Bu da, toplumda farklı menfaat gruplarının oluşmasına yol açar ve neticede kendinde hiç-bir çelişki ve ihtilâf olmayan Din’de de ihtilâf-lar baş gösterir. Bu ise, fert ve toplum hayatıadına artık ölüm hastalığı demektir.• Başka günahlar gibi, tefrika ve ihtilâfı önle-menin de en önemli yolu, Âhiret’e çok iyi ve içten inanmak, yani yakîn sahibi olmaktır.AÜ
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder