30 Nisan 2022 Cumartesi

 Bakara 58-59:

  •  Yine bir zamanlar :' Şu beldeye girin ve canınızın istediği yiyeceklerden bol bol yiyin!. Ama belde girişinde tevazu içinde girin ve -Bizi Affet!(حِطَّةٌ)- deyin, Biz de sizin hatalarınızı affedelim. Sonuçta yerinde ve tutarlı davranış sergileyenlere  (الْمُحْسِنِينَ) ikramımızı arttıracağız' demiştik. Ama o zulmetmeye şartlanmış olanlar kendilerine verilen sözü başka bir sözle değiştirdiler. Bunun üzerine Biz de yoldan çıkmalarının karşılığı olarak gökten üzerlerine bela indirdik.
    (
    H-Te-Te ح ط ط
    اَلْحَط “ ” (al-hutt): the root actually means to take down from above and place it down {M}.
    الحَْطَ “ُّ ” (alhutto), “ُ الاْحِْتطِاَط ” (al-ihtetaat): to unload luggage etc. from a transport as a camel or donkey or some vehicle.
    حَط فیِْ مَکَانٍ “ ” (hutta fi makan): he got down somewhere.
    اَلمْحَطَ “ُّ ” (al-mahutt): destination, a place to stay.
    حَطَّ الرَّجُلُ يَحُط “ ” (hutar rajulo yahut): he got down from above.
    اَلحْطُاَءطِ “ُ ” (al-hutaa-it): man of small height {T}.
    In surah Al-Baqrah verse 2:58 where the Bani Israel have been told to enter the city victoriously, it is also said “ٌ وَقوُْلوُْا حِطۃَّ ” (waqulu hitta) which means to go and settle in this city, and pray that days of our wandering in the wilderness may come to an end. Let our traveling goods be unloaded and let us live comfortably.
    Raghib says “ حِطَّۃ ” (hitta) is the same as “ حُط عنَاَّذنُوُْبنَاَ ” (hutta unna zunubana): unload our sins from us, remove our sins from us. This too means that we may be pardoned and our days of gypsy life may be  over.LUQ

    )

29 Nisan 2022 Cuma

 Bakara 55-57:

  •  Ve yine bir zamanlar :' Ey Musa(as), Allah(cc)'ı açıkça görmedikçe sana asla inanmayız' demiştiniz ve siz daha şaşkın şaşkın çevrenize bakınırken sizi ceza yıldırımı çarpmıştı. Ama siz ölü bir toplum haline geldikten sonra sizi tekrar diriltik ki belki şükredesiniz. Ve bulutların sizi gölgeleri ile ferahlatmasını sağladık, ayrıca :' Size rızık olarak verdiğimiz güzel şeylerden yararlanın' diyerek kudret helvası ve bıldırcın gönderdik. O soydaşlarınız işledikleri günahlarla Bize hiç bir zarar vermediler ama kendilerine yazık ettiler.

28 Nisan 2022 Perşembe

 Bakara 53-54:

  •  Yine doğru yolu bulmakta kılavuz edinmeniz için Musa(as)'a hakkı batıldan ayıran Kitap'ı vermiştik. Musa(as) kavmine demişti ki:' Ey kavmim!,şüphesiz siz, buzağıyı ilah edinmekle kendinize kötülük ettiniz. Sizi eşsiz-örneksiz  yoktan vareden Yaradıcınıza yönelerek af dileyin ve böylece içinizdeki kötülükleri yokedin. Böyle yapmanız eşsiz Yaratıcının katında daha hayırlıdır'.

27 Nisan 2022 Çarşamba

 Bakara 50-52:

  •  Bir zaman da denizi yarmış, ve sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde de firavunun kadrosunu boğmuştuk. Bir zaman da Musa(as)'a kırk gece süren bir randevu vermiştik, ve siz onun ardından bir buzağıya tapmaya başlamıştınız ve zalimlerden olmuştunuz. Ve sizi bunun ardından bir defa daha affettik ki, belki şükredersiniz diye.

26 Nisan 2022 Salı

 Bakara 49:

  •  Ve oğullarınızı öldürüp kadınlarınızı sağ bırakan, size azapların en kötüsünü yaşatan firavun hanedanının elinden kurdardığımız günleri hatırlayın. Bunda sizin için Rabbinizden büyük bir bela(imtahan ve tecrübe)(بَلاء) vardır.
    (

    İsrail  Oğulları’nın  maruz  bırakıldığı  bu  iş-kenceli  hayat  için  Kur’ân-ı  Kerim  belâ  tabirini  kullanmaktadır.  Belâ,  “deneme,  imtihan,  tecrübe” demektir. Bu deneme, hayırla da olur, şerle de. Başlangıcı itibariyle genellikle şer ve mihnet manâsını  tazammun  eder.  Böyle  bir  mihnet  ve şer  acı  ve  zor  da  olsa,  bilhassa  mü’minler  için  neticesi  itibariyle  büyük  hayırlar  doğurur.  Bu,  fert  seviyesinde  de,  toplum  seviyesinde  de  aynıdır.  Bu  şer  ve  mihnetin  içinde  insanlar  buna  sebep  olan  yanlış  düşünce,  inanış  ve  davranışlardan kurtulur, gerçeğe ulaşır, pişer, olgunlaşır, acılara  dayanıklı  hale  gelir  ve  genellikle  dünyada  da  artık  en  sonunda  bir  kurtuluşa  erer  veya  erdirilirNeticesi  itibariyle  getireceği  hayırdan dolayı, Kur’ân-ı Kerim, “aleyküm (sizin aleyhi-nize)” değil de, “leküm (sizin için)” tabirini, lehtelik ifade eden lâm harf-i cerini kullanmaktadır. Bundan, onların böyle bir musibeti bizzat kendi amelleri, yoldan çıkmaları sebebiyle hak ettikleri manâsı da çıkar. Fakat Allah, mü’minleri sürekli olarak böyle bir işkence altında tutmaz ve ceza-larını  çektikten  sonra  onları  selâmete  çıkaracak bir yola sevk eder.AÜ

    It was a trial of their character. They were made to pass through the fire of the test to see whether they were pure gold or a base metal. Moreover, they were put to the test to see whether they would be grateful to Allah after their miraculous escape.  ET


    B-L-W ب ل و
    بَلاءٌ “ ” (balaun), “ ابَتلَاءٌ ” (ibtela-un).
    Raghib says this word has two meanings:
    - To obtain information about one’s welfare or to acquire information about him.
    - For the real condition of something to become known, whether good or bad.
    When the word is used for God, it would have only the second meaning, because God knows it all, and one cannot even imagine that He is unaware of any condition {T, R}. Therefore, the word’s basic meaning is to portray the reality.
    بَلِیَ “ ” (bali), “ يَبْلٰی ” (yabla) is used for a cloth to become old and worn. Because when a cloth has been worn out, its real condition comes to light. Therefore “ ابلَاءٌَ ” (bala) is used for a man’s real personality to come out during times of difficulties and misery. But it does not necessarily mean that identity of everything has to be bad. It can also be good. That is why it could also mean the real personality of someone during happy times. There are two times when a man’s reality becomes manifest, times of misery and times of happiness. At both these times, his real self appears.
    اَلْمُبَالا ه “ ” (al-mubalah): to boast, or to pride oneself as to the better position in life against another {M}.
    اَبْتَلا “ ” (ibtelaa): to select, to choose {T}.
    In surah Al-Baqrah, the Bani Israel has been told Pharaoh’s nation perpetrated different excesses on you, but We delivered you from their oppression.
    2:49 the deliverance from their oppression provided the
    opportunity to watch how you behave upon getting freedom کُم وَفِیْ ذَلِ بَلاء مِّن رِّبِّکُمْ عَظِﻴْمٌ


    The struggle between Right and Wrong goes on. In this struggle we get familiar with different facts of life. Sometimes one is faced with trying aspects and at other times with peaceful aspect of life’s happiness. This has been described by the Quran as “ اَبْتَلٰی ” (ibtela), meaning the different faces of life
    which keep appearing. In surah Al-Fajr, this meaning is made clear (see 89:15-16). This way man can determine as to see how far his capabilities go, because he can only face the difficult aspects of life to the extent to which his latent qualities have developed. These hurdles that he faces are actually a man’s opportunities for development of his own personality. This is what “ اَبْتَلٰی ” (ibtela).LUQ




    )

25 Nisan 2022 Pazartesi

 Bakara 47-48:

  • Ey İsrail oğulları!, Size verdiğim nimetleri ve (bir zamanlar) sizi bütün milletlere üstün kıldığımı hatırlayın. Ve hiç kimsenin hiç kimse adına birşey ödeyemeyeceği, hiç kimsenin şefaatinin kabul edilmeyeceği, hiç kimseden bir fidye alınmayacağı ve kendisine de yardım edilmeyeceği bir günün dehşetinden  sakının!.
    (
    It refers to the period when the Israelites were the only people in the world who possessed the knowledge of the Truth from Allah and were, therefore, made leaders of the people of the world and were required to invite all other nations to His submission and to guide them on the Right Way.  ET

    In this verse the Israelites have been warned to guard against their wrong notion about the Hereafter, for this was the main cause of their degeneration. They were under the delusion that they would win salvation just because they were the descendants of great Prophets and had relations with great saints and pious and righteous people. That is why they neglected we religion and involved themselves in sin. Here they are being disillusioned and warned that they will not escape the consequences of their evil deeds by virtue of their relation with some holy person or his intercession in their behalf. That is why immediately after reminding them of the favour (v. 47) they have been warned that they shall be punished like the guilty people who lived in this world without belief in the Hereafter. ET

    )

24 Nisan 2022 Pazar

 Bakara 45-46:

  •  Sabır ve Kuran'ın temel dusturlarına sıkı sıkı sarılarak(وَالصَّلاَةِ) yardım isteyin (وَاسْتَعِينُواْ).Ancak bu huşu duyanlardan başkasına ağır gelir. Onlar kesinlikle Rablerine kavuşacaklarını ve O'na döneceklerini bilen ve bunu kabullenen kimselerdir.
    (
    https://teheccutzamani.blogspot.com/2022/06/blog-post_22.html

    Ain-W-N ع و ن
    عَ وْنٌ “ ” (aun): help, also helper {M}.
    عَوَانٌ “ ” (awanun): middle aged, i.e. a man between his younger days and old age {T}.
    The Quran says:
    2:68 That cow is neither young nor old but in between. لَا فَارِضٌ وَ لَابِکْرٌ عَوَانٌ بيَْنِ ذَالِکَ
    مُتعََاوِنۃَ “ٌ ” (mutaa’winatun): a woman who is not young but her body is well knit and does not reflect the age {T}, i.e. she does not have the flamboyance of early adulthood, nor the effervescence of young age, nor the weaknesses of old age. She has reached the maturity of middle age as far as her mind is concerned but her body is still very attractive.
    اسِْتعََانَ “ ” (ista’aan): to wish for moderation and balance for oneself and seek somebody’s helped to
    achieve this end (1:4). By this count Allah is called “ اَلْمُسْتَعَ انُ ” (al-musta’aan) in (21:112).
    اَعَانَ “ ” (a’aan): to help somebody (18:95).
    تعََاوَنَ “ ” (ta’aawun): to help one another, or to co-operate (5:2).
    Keeping the above given meaning of “ اِسْتعََانَ ” (ista’ana) in mind, verse (1:4) gets very clear:
    1:4
    we spend all our might and capability according to the laws of Allah and want moderation within ourselves through them
    اِيَّاکَ نَعْبُدُ وَاِيَّاکَ نَسْتَعِيْنُ
    Hence it means the moderation that has both maturity and beauty in proper balance. These two wishes go to make a cycle for our life and turn our capabilities with the help of laws of Allah into a perfect balance and make us use our abilities according to the laws of Allah, through which the universal humanity can attain that balance. This attained through resolute obedience of the Quranic values.
    That is why it has been said:
    2:45 through resolution and salaat, achieve the maturity and
    balance in your capabilities وَا يْنُوْا سْتَعِ بِالصَّبْرِ وَالصَّ لو ة Only this way you can be successful and only by this way you can be helped. This begets the help of
    Allah (47:7).
    Wherever cooperation has been exhorted in the Quran in the works of virtue, this will mean the same cooperation as noted earlier. If someone lacks some ability, then he should be helped in overcoming the weaknesses and this can be turned into his strengths through training and help.LUQ

    )

23 Nisan 2022 Cumartesi

 Bakara 44:

  •  İnsanlara iyiliği emrediyor, fakat kendinizi unutuyorsunuz, halbuki size verilen kitabı okuyup duruyorsunuz!. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?
    (
    Başkalarına   iyiliği   emrederken   aynısını yapmamak  ve  kendisini  o  iyilikten  mahrum  bırakmak,  başkalarına  yaptığı  nasihatı  bizzat  tutmamak,  insanın  bile  bile  kendisini  tehlikeye  atıp âdeta azaba razı olması, kendi kendisini ve söylediklerini  fiilen  yalanlaması,  ilmini,  irfanını hiçe  sayması  demektir.  Yapmadığını  söylemek  veya  söylediğini  yapmamanın  kalblerde  hiçbir  tesir  meydana  getirmeyeceği  açıktır.  Öyleyse,  başkalarına  iyiliği  emrederken  onu  bilfiil  yerine  getirmemek, tam manâsıyla akılsızlıktır. Ahd-i  Atik’in  farklı  yerlerinde  olduğu  gibi,  İncillerde de Hz. İsa’nın kendi dönemindeki Ya-hudi ulemâsına, Kur’ân’ın ikaz buyurduğu aynı hususlarda çok daha ağır ifadelerle tekdirde bu-lunduğunu okuyoruz:
    Yazıcılar ve Ferisîler, Musa’nın kürsüsünde otururlar; bundan dolayı size söyledikleri bütün şeyleri yapın ve tutun; fakat onların işlerine  göre  yapmayın;  çünkü  söylerler  ve  yapmazlar... Bütün işlerini insanlara görün-mek için yaparlar... Ziyafetlerde üst yeri ve havralarda baş yerleri ve çarşı meydanlarında selâmları ve insanlar tarafından “rabbi” diye çağrılmayı severler... Vay başınıza Yazıcılar ve Ferisîler, ikiyüzlüler! Nanenin, anasonun ve  kimyonun  öşrünü  (zekât)  veriyorsunuz  ve Şeriat’ın daha ağır işlerini, adaleti, merha-meti  ve  imanı bırakıyorsunuz.  Onları  yap-malı  idiniz,  bunları  da  bırakmamalı  idiniz.  Ey kör kılavuzlar, siz küçük sineği süzerek ayırırsınız, fakat deveyi yutarsınız... Siz ba-danalı kabirlere benzersiniz ki, dıştan güzel görünürler, fakat içten ölü kemikleri ve hertürlü murdarlıkla doludur. (Matta, 23: 2–3, 6–7, 23–24, 27)
    Kur’ân’ın  söz  konusu  ikazları,  tabiî  ki  sade-ce  herhangi  bir  dinin  ulemasına  değildir.  Aynıikazlar,  dolaylı  olarak  Müslümanlara  da  yapıl-maktadır.AÜ

    )

22 Nisan 2022 Cuma

 Bakara 41-43:

  •  Bunun için de geçmişte size indirdiğim (tevrat'ı) doğrulayıcı nitelikte olan bu vahye inanın, ve onun gerçekliğini inkar edenlerin öncüsü siz olmayın!. Mesajlarımı basit çıkarlar karşılığı satmayın ve Bana, yanlızca Bana karşı sorumluluk hissi taşıyın. Hakkı batılla örtüp de bile bile hakkı gizlemeyin. İlahi düsturları sıkı sıkı takip edin ve karşılıksız yardımda bulunun. Allah(cc)'a rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.
    (
    In order to understand this verse, it should be kept in mind that the Arabs were generally illiterate and uneducated people. As against them, education was common among the Jews, who had among them great scholars renowned even beyond Arabia. That is why the Arabs were overawed by the scholarship of the Jews, more so because their scholars and rabbis made a great show of their learning and piety and reinforced it with the practice of charms and amulets. The people of Madinah in particular were overawed by the learning of the Jews, for they were surrounded by big Jewish tribes and came in contact with them day and night. As a result, they were immensely influenced by them just as illiterate people usually are influenced by the neighbours who are more educated, more civilized and more religious in character.
    Such were the conditions when the Holy Prophet upon whom be peace) presented himself as a Prophet and began to invite the people to Islam; naturally the illiterate Arabs turned to the Jews for guidance in this matter, and said: "You are the followers of a Prophet and possess a Book, so tell us what you think of this man and his teachings, who claims to be a Prophet." This question was repeatedly asked of the Jews by the people of Makkah, and when the Holy Prophet came to Madinah, here also many people visited the Jewish scholars again and again to ask them the same question. But their scholars never gave them the right answer. For they could not say that the doctrine of Tauhid that Muhammad (upon whom be Allah's peace and blessings) was preaching was wrong, nor that the knowledge which he imparted about the Prophets, scriptures, angels, and the Hereafter was wrong, nor that there was something wrong about the moral principles that he taught. They were neither ready to admit in plain words the righteousness of the teachings of the Holy Prophet; nor had they the courage to refute it openly; nor were they willing to profess the Truth candidly. Instead, they devised a subtle strategy to oppose it: they created one suspicion or the other about the Holy Prophet, his followers and his mission; they would concoct allegations against him and his followers and make false propaganda against them or raise frivolous objections so as to involve them in useless discussions. That is why they have been warned not to conceal the truth by covering it with falsehood, nor suppress it by spreading suspicions and by raising silly objections, nor mix it up with falsehood. ET


    )

21 Nisan 2022 Perşembe

 Bakara 40:

  •  Ey İsrailoğulları, Size bağışladığım o nimetleri hatırlayın ve Bana verdiğiniz sözü tutun ki Ben de sözümü tutayım; ve Ben'den, yanlız Ben'den sakının (فَارْهَبُونِ).
    (
    Rehb için bkz.  67/Kasas: 32, not 40. Bu hatır­latma  Ümmet-i  Muhammed'e  bir  uyarıdır:  Siz  de size emanet edilen vahye Ümmet-i Musa'nın yaptığını yaparsanız,  Ben de  size onlara  davran­dığım  gibi  davranırım.MI


    R-He-B ر ه ب
    رَهْبٌ “ ” (rahb), “ رُهبٌْ ” (rohb), “ رَہَبٌ ” (rahab), “ٌ رُہبْۃَ ” (ruhbah), “ رَہْبَۃ ” (rahbah), “ رُہبْاَنٌ ” (ruhbaan). This root means a fear which has caution in it, like one is afraid of burning and that is why we fear fire. الَمْرَہْوُ ب“ ” (al-marhoob), “ الَرہَّ ب ” (ar-rahib): lion {T}. It also means to become weak.
    الَرہَّ ب“ ” (arrabu) “ اَلرُّہْبٰی ” (ar-ruhba) means a she-camel which is weak and tired after a journey. رَہِبَ الْجَمَلُ “ ” (rahibal jamal): camel rose or stood up but again sat down due to weakness {T}. الرَہَّبْانَيۃَِّ “ ” (ar-rahbaaniyyah): includes all elements such as fear, caution, weakness, etc. in monastic, i.e. due to the fear of God, giving up all the pleasures of life [“ اَلاْرَہْاَ ب ” (al-arhaab): birds who do not prey {T}] and thus become weak, this sort of puritan is called “ الَراَّہ ب ” (ar-raahib), its plural is “ ”رُہبْاَنٌ (ruhbaan) in 9:31. Some think that “ رُہبْاَنٌ ” (ruhbaan) is a Persian word, and it is a compound of the words “ْ رهُ ” (ruh) and “ باَن ” (baan) which means a puritan {T}. This could be a Persian word because they too used to practise monasticism.ELQ

    )

 Bakara 39:

  •  Küfre saplanıp ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar ateşe mahkumdur ve orada temelli kalacaklardır.

20 Nisan 2022 Çarşamba

 Bakara 37-38:

  •  Ve nihayetinde Adem(as), Rabbinden (yol gösterici) sözler aldı(فَتَلَقَّى). Ve Allah(cc) onun tövbesini kabul etti. Çünkü yanlız tevbeleri kabul eden ve rahmeti sonsuz O'dur. Ve dedik ki :' -Hepiniz buradan çıkıp gidin!- , ama bununla beraber size yol göstericiliğimiz devam edecektir ve Benim yol gösterici mesajlarıma uyanlar için artık ne korku vardır , ne de üzüntü'.
    (
    Hz. Âdem (a.s.), sürçmesi karşısında, şeytan gibi  mazeret  aramaya,  kendini  savunmaya  git-medi  ve  diretmedi.  Büyük  bir  pişmanlık  duydu  ve bağışlanması adına kapıyı araladı. Bunun karşılığında Cenab-ı Allah (c.c.), ona bazı kelimeler ilham  etti.  Burada  “kelimeleri  alma”  manâsında geçen telakka(فَتَلَقَّى) sözcüğünde telkin manâsı vardır. Hz. Âdem, pişmanlık ve vicdanî ızdırabı içinde kendisine  bazı  kelimelerin  ilham  ve  telkin  edil-mekte olduğunu anladı ve bunları alıp, Rabbisine derhal tevbe etti. Bu kelimeler, üzerinde müfes-sirlerin çoğunun ittifak ettiği üzere, A’râf Sûresi 23.  âyette  geçen,  meâlen:  “Ey  bizim  Rabbimiz!  Biz,  kendi  kendimize  zulmettik.  Eğer  bizi  bağışlamaz ve bize hususî rahmetinle muamelede bulunmazsan, hiç şüphesiz biz ebedî kaybedenlerden oluruz!” tevbe ve istiğfar sözleridir.İhtimal, İsrailiyattan etkilenmeyle olacak, Hz. Âdem’in şeytanın iğvasına kapılmasında eşi Hz. Havva’nın  önemli  tesiri  olduğunu  ileri  sürenler  vardır. Hattâ Kitab-ı Mukaddes’te (Tekvin, 3: 1–6) hadise bütünüyle bu çerçevede anlatıldığı için, bilhassa Orta Çağlar Hıristiyanlığında kadın, ta-mamen günahkâr bir varlık olarak görülmüş ve aşağılanmıştır. Halbuki Kur’ân-ı Kerim, mesele-yi  öncelikle  Âdem  merkezli  takdim  buyurur  ve  bu  âyetten  de  (No.  41),  Rabbisinden  kelimeleri  alıp, birinci derecede tevbe ve istiğfar etmesi ge-rekenin o olduğu anlaşılmaktadır. Naklettiğimiz A’râf  Sûresi  23.  âyetinde  ise  birinci  şahıs  çoğul zamiri kullanıldığından, Âdem ve eşinin birlikte tevbe ve istiğfarda bulunduğunu anlıyoruz.AÜ

    )

19 Nisan 2022 Salı

 Bakara 36:

  •  Ama şeytan onların ikisini de yoldan çıkardı ve böylece sahip oldukları konumu yitirmelerine sebep oldu. Bu yüzden Biz:' İnin ve bundan böyle birbirinize düşman olarak yaşayın ve yeryüzünü bir müddet için mesken edinip orada geçiminizi sağlayın' dedik.
    (
     Birbirine  düşman  olan  sadece  insanoğlu  ve  şeytan  soyu  değil,  aynı  zamanda  insanlar  içe­risinden  şeytana  uyan  "şeytan  taraftarları"  ile  Allah'a  itaat  eden  "Allah  taraftarları  " dır.  Ne  ki  Âdem  ve  eşi  temsilinde  olduğu  gibi,  şeytan  taraftarı  olmadığı  hâlde  şeytana  aldananlar  da  var. İşte böylelerine günahına af dileyen Âdem ve  eşi  örnek  gösterilmektedir. MI

    )

18 Nisan 2022 Pazartesi

 Bakara 35:

  •  Ve sonra dedik ki:' Ey Adem, sen ve eşin cennete (bu bahçeye) yerleşin, orada canınızın çektiği herşeyden yiyin için, fakat şu ağaca (الشَّجَرَةَ) yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz'.
    (
    Eşiyle  birlikte  Hz.  Âdem’in  yerleştirildiği cennet gibi, yaklaşmaları yasaklanan ağaç konu-sunda da farklı mütalâalar vardır. Cenab-ı Allah bu  ağacı  Hz.  Âdem’e  yasaklarken,  söz  konusu  yasağa uyma karşılığında onun acıkmayacağını, susamayacağını,  çıplak  ve  güneşin  sıcaklığına maruz  kalmayacağını  beyan  buyurmuştur  (20:  118−119). Şeytan da, insanı bu ağaca yaklaşmaya ikna etmek için, onun  ebediyet ağacı ve yok ol-mayacak  bir  mülk-hükümranlık  olduğunu  (20:  120), Allah’ın bu ağacı ona melik olarak cennette ebedî  kalmaması  (7:  20)  için  yasakladığını  ileri  sürmüştür.  Bütün  bu  hususlarla  birlikte,  ağaca yaklaştıktan sonra insanın düştüğü durumu (av-ret yerlerinin açılması ve utançla buraları örtme-ye çalışması (7: 22) ve ağaç manâsı verilen şecere (الشَّجَرَةَ) kelimesinin “soy” anlamına da geldiğini dikkate aldığımızda,  yasaklanan  ağacın  insan  fıtratının en  temel  özelliklerinden  olan  ebediyet  adına  tenasül yoluna başvurma olabileceği akla gelebilir. Acıkmama,  susamama,  sıcağa  ve  çıplaklığa maruz  kalmama  gibi  hissiyatın  hatırlatılması, eğer bir halin, ortaya çıkacak bir vakıanın tasviri değil de, böyle bir hatırlatma gerçekten yapılmışsa, bu takdirde, bunların ya Hz. Âdem’e önceden öğretilmiş olması veya Hz. Âdem’in bunları daha önce hissetmiş olması gerekir. Bu ikinci durumda, eşiyle birlikte Hz. Âdem’in konduğu cennet, insanın tam bir yeryüzü varlığı haline gelme sü-recinde bir his, bir duyuş, bir idrak, bir hâl boyu-tu ve âlemi olabileceği gibi, yasaklanan ağaca da, onda potansiyel olarak bulunan bütün bu hisleri harekete  geçirip,  onu  fizikî-biyolojik  ergenliğe ulaştıracak bir faktör, bir sebep olarak da bakıla-bilir. Cennet tenasül yeri olmadığından, artık te-nasüle açık bir varlık Cennet’te kalmayacak veya cennet halini daha fazla koruyamayacaktır. Cenab-ı Allah’ın Hz. Âdem’e ve eşi Hz. Havva-ya  koyduğu  bir  ağaca  yaklaşmama  yasağı,  Din’e  ait  bir  yasak  değil, Şeriat-ı  Tekvinî  veya  hayat  kanunlarına  ait  bir  yasaktı.  Bu  yasağı işlemekle Hz.  Âdem  ve  Hz.  Havva  dinî  bir  yasağı  çiğne-miş  ve  günaha  girmiş  olmadılar.  Çünkü,  gelecek  olan  38’inci  âyette  buyrulduğu  üzere,  insan  için  daha  henüz  Din  gönderilmemişti.  Ayrıca,  yuka-rıda  arz  edildiği  üzere,  Cenab-ı  Allah  (c.c.),  söz  konusu  yasağa  uymanın  cezası  olarak  acıkma, susama, çıplaklığa ve sıcağa, soğuğa maruz kalma gibi dünyevî sıkıntıları beyan buyurmaktadır ki, bütün bunlar, ağaca yaklaşmama yasağının hayat kanunlarına ait bir yasak olduğunu anlamak için kâfidir.  Bu  kanunlara  uymamanın  karşılığı  ise,  eğer  Din’le  ve  Âhiret’le  alâkalı  değiller  ise,  dünyada görülür. Böyle bir yasağa uymama, peygamberlerin ismet (günahsızlık) sıfatını ihlâl etmez. Ayrıca Hz. Âdem, eşiyle birlikte kendisine bu ya-sak konduğunda peygamber de değildi ve henüz ortada peygamberlik vazife ve misyonu yoktu.AÜ

    )

17 Nisan 2022 Pazar

 Bakara 34:

  • Sonra meleklere :' Adem(oğluna) hürmet edin' dediğimizde, İblis hariç, hürmet ettiler. O , ise böbürlenerek nankörlerden oldu.

16 Nisan 2022 Cumartesi

 Bakara 33:

  • Allah(cc):'Ey Adem(as), bu şeylerin isimlerini onlara bildir(أَنبِئْهُم)' dedi ve, Adem(as) onlara bildirince, Allah(cc):' Size -göklerin ve yerin gizli gerçeklerini, açıkladıklarınızın ve gizlediklerinizin tümünü yanlız ben bilirim- dememiş miydim?' dedi.
    (
    Bilginin öğretilmesi [ta'lim) Allah'a isnat edi­lirken,  bilginin  aktanlması  (inbâ/ أَنبِئْهُم)  insana  isnat  edilir.  Dilin  insan  düşüncesinin  deposu  olduğu  hatırlanacak olursa, ilk insanın düşünce dağarcı­ğını Allah'ın doldurduğunu, yani düşüncenin ilk sermayesini insana Allah'ın verdiğini ifade eder. İnsan  ilk  sermayenin  veriliş  amacına  sonradan  sadâkat de gösterebilir,  ihanet de edebilir. MI

     Bu ifade şöyle de yorumlanabilir: Ben, insanın fesatçılığı  ve  kan  dökücülüğü  konusunda  açığa  vurduğunuz  endişeleri  bildiğim  gibi,  kendinizi  bu  makama  Âdem'den  daha  lâyık  görme  husu­sunda gizlediğiniz duyguları da çok iyi bilirim.MI

    İnsan,  denebilir  ki,  yeryüzünde  var  edildiği günden bu yana orada bozgunculuk çıkarmak ve kan dökmekten geri kalmamıştır. Hemen her za-man insanların çoğunluğunu, Allah’a inanmayan veya O’nu gerektiği gibi takdir etmeyip şirk koşarak inananlar oluşturmuştur. Bununla birlikte, meselâ 100 meyve çekirdeği, çekirdek olarak kaldığında  sadece  100  çekirdek  değeri  taşır.  Fakat  toprak altına konup çimlenmeğe bırakıldığında, 80’i çürüyüp gitse bile 20’si ağaç olsa, bu 20’nin değeri 100 çekirdekten kat kat fazla olur. Veya, 100 tavus kuşu yumurtası, yumurta olarak kal-dığında  işte  o  kadar  bir  değeri  haiz  olacaktır. Fakat bir anne tavusun altına konduğunda, di-yelim ki 80’i bozulup 20 tavus bile çıktı; işte bu 20 tavus, 100 yumurtadan çok daha değerlidir. Aynen bunun gibi, insanlığın iman, ahlâk, ilim ve  faziletle  donanmış  kesimi  %20  de  olsa,  bu  %20,  hem  sadece  tamamı  mücerret  ‘çekirdek’  insandan, hem de %80 bozulmuş insandan daha değerli olduğu için, insanın yaratılıp yeryüzünde test ve terbiyeye tâbi tutulması hayır yanı çok daha ağır basan bir hadisedir. İhtimal ki melekler  başta  bunu  görememişlerdi;  fakat  insandaki  potansiyel zenginlik kendilerine belli olunca onu tam bir gönül rahatlığıyla kabullendiler.AÜ

    )

15 Nisan 2022 Cuma

 Bakara 31-32:

  • Ve Allah(cc), Adem(as)'e  herşeyin ismini(الأَسْمَاء) öğretti, sonra onları meleklerin önüne koydu ve :'Dedikleriniz doğruysa, haydi bunların isimlerini bana söyleyin bakalım' dedi.  Melekler de:' Sen kudret ve egemenlikte kusursuz ve eksiksizsin. Senin bize bildirdiğin dışında bizim bir bilgimiz yoktur. Sensin herşeyi bilen, gerçek hikmet sahibi' dediler.
    (
    Lafzen,  “bütün isimleri.” Bütün dilbilimcilere göre isim terimi,  “bir maddenin,  bir eylemin  veya  bir  niteliğin  bilgisini  temsil  eden  ayırd  edici  ifadeler”e  (Lane  IV, 1435);  felsefe  terminolojisinde  ise  “kavram’a  işaret  eder.  Buradan  hareketle, “tüm  isimlerin bilgisi”nin,  bu  anlam  örgüsü  içinde,  mantıkî tanımlama ve  dola­yısıyla kavramsal  düşünme melekesine delalet ettiği sonucuna  varabiliriz.  Bura­da  “Âdem”  ile  bütün  bir  insan  soyunun  kasdedilmiş  olması,  daha  önce  geçen, meleklerin “orada  bozgunculuğa ve  yozlaşmaya yol  açacak birini mi”  şeklinde­ki  itirazlarıyla ve  ayrıca 7:11  ile  iyice  pekiştirilmiştir.ESED

     Bilginin öğretilmesi [ta'lim) Allah'a isnat edi­lirken,  bilginin  aktanlması  (inbâ/)  insana  isnat  edilir.  Dilin  insan  düşüncesinin  deposu  olduğu  hatırlanacak olursa, ilk insanın düşünce dağarcı­ğını Allah'ın doldurduğunu, yani düşüncenin ilk sermayesini insana Allah'ın verdiğini ifade eder. İnsan  ilk  sermayenin  veriliş  amacına  sonradan  sadâkat de gösterebilir,  ihanet de edebilir. MI


    )

14 Nisan 2022 Perşembe

 Bakara 30:

  •  Hani, senin Rabbin meleklere :' Ben yeryüzünde bir halife tayin edeceğim' demişti ve onlar da :' Yeryüzüne fesat çıkaran ve kan dökecek olan birini mi atayacaksın? Üstelik biz Sen'i hamd ile teşbih ve takdis edip dururken' dediler. Allah(cc) ta:' Şüphesiz, Ben sizin bilmediğiniz şeyleri de bilirim' dedi.
    (
    Surah Al-Baqrah uses “حُ ِّبَسُن” (nusabbihu) and سُ ِّدَقُن” (nuqaddisu) together in (2:31), therefore also see heading (S-B-H),so that the meanings are very clear. Briefly, it would mean to go far out in order to make Allah’s program praise worthy. It would also mean to struggle very hard, or to strive utmost.LUQ
    )

13 Nisan 2022 Çarşamba

 Bakara 28-29:

  •  Siz cansız iken size can veren Allah(cc)'a nasıl nankörlük edersiniz?. Sonra sizi öldürecek, ardından tekrar sizi diriltecek ve sonunda O'na döndürüleceksiniz. Ayrıca, yeryüzündekilerin tümünü sizin için yaratan, sonra göğe yönelerek onu yedi katman halinde yaratan da O'dur. Nihayet herşeyin bilgisine sahip olan da O'dur.

12 Nisan 2022 Salı

 Bakara 27:

  • İşte bu fasıklar ki, Allah(cc)'la olan sözleşmelerini bozarlar, Allah(cc)'ın korunmasını emrettiği bağları kesip koparırlar, ve yeryüzünde ahlaki çürümeye sebep olurlar. İşte asıl hüsrana uğrayacak olanlar onlardır.
    (
    İnsanın Allah(cc)'la olan sözleşmesi Fatiha süresinde verilmiştir. Sözleşme şudur; insan, sadece Allah(cc)'a kulluk edecek ve sadece O'ndan yardım isteyecek, Allah(cc) ta kulunu doğru yola iletecekdir. Bu kadar yalın iki maddelik bir ana sözleşmedir. Altında da insanın imzası vardır (Tek sonunda -Amin- denilen süre. Bu bakımdan -Amin- insanın tasdiki, yani imzasıdır.). İnsan ahdini bozmadığı sürece, Yüce Rabbim de kulunu doğru yolda tutmaya devam eder. İnsan-Allah(cc) ilişkisinin en temeli budur. Tabii, en doğrusunu Yüce Rabbim bilir. Yüce Rabbim, güzel mesajını en iyi şekilde anlamak ve anlatmak nasip etsin.Amin.
    )

11 Nisan 2022 Pazartesi

 Bakara 26:

  •  Şüphesiz Allah(cc) bir sivrisineği veya bunun benzeri bir şeyi örnek vermekten çekinmez. İman edenler böyle misallerin Rablerinden gelen bir hak ve gerçek olduğunu bilirler. Kafirler ise şöyle derler:' Allah(cc) böyle bir misal vermekle ne kasdetti acaba? Bununla bir çoğunu saptırdı da bir kısmını da doğru yola mı iletti?'. Oysaki bu tür misallerle ancak fasıklar sapar.
    (
    Kendinden önceki İlâhî kitaplar gibi Kur’ân-ıKerim de, pek çok mücerret gerçekleri tasvir ve anlatımda misallere, temsillere başvurur. Çünkü insanların çoğu bilgi ve idrak bakımından yeter-li  seviyede  olmadıklarından  mücerret  gerçekleri  her  zaman  anlayamayabilirler.  Ayrıca  Kur’ân,  ana  maksatları  istikametinde  insanların  irşadını esas  aldığı  için,  onların  ürkmeyeceği  ve  hislerine ters gelmeyecek bir üslûp kullanır. Nasıl biz çocuklarla  konuşurken  onların  dilini  kullanırız, Kur’ân-ı  Kerim  de,  indiği  günden  Kıyamet’e kadar her dönemde hemen her seviyedeki insanı muhatap almak ve herkesi tatmin etmekle beraber,  insanların  çoğu  avam  olduğundan,  onların seviyelerini  de  gözetir.  Bu  bakımdan  Kur’ân-ıKerim  için,  “beşerin  idrak  seviyesine  İlâhî  te-nezzül” tabiri kullanılır. Öte yandan, insanların küçük gördüğü mutlaka küçük, büyük gördüğü de büyük demek değildir. Belki bazen tam tersi-nedir. Cisim küçüldükçe ondaki sanat ve değerin arttığı pek çok örnek vardır. Sanat bakımından sineğin gözü ve pirenin midesiyle güneş sistemi arasında  çok  fark  olmasa  gerek.  Hattâ  canlı  ol-maları itibariyle, belki de birinciler daha büyük-tür.AU

    )

10 Nisan 2022 Pazar

 Bakara 25:

  •  İman edip salih amel işleyenlere, içinden ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele. O cennetteki bir meyveden kendilerine yidirilince :' Bunlar bize daha önce bahşedilenlere benziyor' derler. Oysa ki, bu nimetler (bazı yönlerden dünyadakine benzer) verilmiştir. Onlar için tertemiz eşler vardır ve orada ebediyyen kalıcıdırlar.
    (
     "Salih amel",  vahyin nüzul  sürecinde  fark­lı  vurgular  kazanarak  zenginleşen  merkezi  bir  kavramdır.  Bireysel ve fıtrî  olandan  toplumsal  ve eğitsel olana doğru bir seyir takip  eder.  Baş­larda  "sorumlu  davranış",  ortalarda  "Allah'ın  Razı  olduğu  eylemler",  Medine'de  ise  "ıslah  edici   iyilikler"   vurgusu   kazanır   (Açıklama   için  bkz.  30/Tîn:  6,  not  6).  Salih  bir  amel  şu  beş  özelliği  bünyesinde  taşımalıdır: 
    1)  İfsad'm  karşıtı  olarak  bir  kötülüğü  düzelt­melidir     (ıslah-ifsad    karşıtlığı     için     bkz.     56/A'râf:  56  ve  85). 
    2)  Fasıldın  karşıtı  olarak  doğru  ve  dürüst  ol­malıdır  [sâlih-fasık  karşıtlığı  için  bkz.  79/En­biya:  74-75  ve  97/Nûr:  55). 
    3)  Seyyie'nin karşıtı olarak özünde iyi(lik) taşıma­lı [sâlih-seyyie karşıtlığı için bkz. 114/Tevbe: 102).
    4)  Nefrete  değil  barışa  ve  sevgiye  yönelik  ol­malıdır  (104/Nisâ:  128,129;  112/Hucurât:  9).
    5) Fasit in karşıtı olarak yararlı olmalıdır (Bkz: 92/Muhammed:  2;   sâlihât  ile  hasenat  arasın­daki  fark  için  bkz.  13/'Asr:  3,  not  5).  Sâlih  amel  Kur'an'da  iman  ile  birlikte  geldiği  tüm  yerlerde  "imanla  uyum  içindeki  bir  ey­lem  ahlâkına  ve hayata"  delalet  eder. MI

    )

9 Nisan 2022 Cumartesi

 Bakara 23-24:

  •  Eğer siz kulumuza indirdiklerimize dair bir kuşku yaşıyorsanız, haydi, hemen onun benzeri bir sure getirin. Ve eğer sözünüzde sadıksanız, Allah(cc) dışında inandıklarınızı da şahit olarak getirin. Eğer bunu yapamıyorsanız, ki asla yapamıyacaksınız, o halde yakıtı insanlar ve taşlar olan inkar edenler için hazırlanmış ateşten sakınınız.

8 Nisan 2022 Cuma

 Bakara 21-22:

  •  Ey insanlar!, sizi ve sizden önce yaşamışları yaratan Rabbinize kulluk edin ki, O'na karşı sorumluluğunuzun bilincine varasınız. O'ki, yeryüzünü size bir dinlenme yeri, gökyüzünü bir çardak yapmış, gökten su indirmiş ve onunla size rızık olarak meyveler çıkartmıştır. O halde (bütün bunları) bile bile Allah(cc)'a şirk koşmayınız.

7 Nisan 2022 Perşembe

 Bakara 19-20:

  •  Veya onların durumu; gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşalan yağmura tutulmuş kimsenin durumu gibidir. Ölümün dehşeti içinde yıldırımlardan korunmak için parmakları ile kulaklarını tıkarlar. Allah(cc), inkarcıları işte böyle çepeçevre kuşatmıştır. Çakan şimşekler nerdeyse onların gözlerini alıverecek. Onlara aydınlık verince ışığında yürürler, karanlık çökünce de dikilip kalırlar. Şayet Allah(cc) uygun görseydi, onların işitme ve görme yeteneklerini alırdı. Şüphesiz Allah(cc)'ın herşeye gücü yeter.

6 Nisan 2022 Çarşamba

 Bakara 17-18:

  •  Onların durumu (aydınlanmak için) bir ateş yakan adamın durumu gibidir. Çevreleri aydınlanınca, Allah(cc) (gözlerinin) nurunu alıverdi ve onları karanlıkta bıraktı, artık görmezler. Sağırdırlar, dilsizdirler ve kördürler ve artık hakikate geri dönemezler.

5 Nisan 2022 Salı

 Bakara 14-16:

  • Bu münafıklar iman edenlerle karşılaştıklarında:' Biz de sizin gibi iman ettik' derler. Fakat, (kendilerini saptıran) şeytan kisveli arkadaşlarının yanına döndüklerinde:' Biz sizinle beraberiz, biz onlarla sadece alay ediyoruz' derler. Allah(cc) ta onların alaylarına karşılık verir ve onları kendi küstahlıkları ile başbaşa şaşkınca bocalamaya  bırakır. Onlar hidayet karşılığı sapıklığı aldılar, bu yüzden ticaretleri onlara kar sağlamadı. Zaten doğru yola gelmeye istekli de değillerdir.

4 Nisan 2022 Pazartesi

 Bakara 11-13:

  •  Onlara :' Yeryüzünde yozlaşmaya ve çürümeye yol açmayın' dendiğinde :' Biz sadece düzeltmeye ve iyileştirmeye çalışıyoruz' derler. Halbuki, gerçek yozlaşma ve çürümeye yol açan kendileridir, ama bunu kendileri de idrak etmezler. Onlara :' Diğer insanların inandığı gibi siz de inanın' dendiğinde :' Şu dar kafalıların inandığı gibi mi?' derler. Gerçekte dar kafalı onlardır, fakat bunun bilincinde değillerdir.

3 Nisan 2022 Pazar

  Sabah duasi : 38. Allahım! Biz, Senin müslüman kulların, mahzun ve kederli olarak huzuruna geldik. Sen’den sıkıntılarımızı gidermeni, gam ve hüznümüzü de izale buyurmanı dileniyoruz.. dileniyoruz zira Sen kapına koşanları hiç bir zaman eli boş geri çevirmezsin. Ya Rab! O sahip bulunduğun en güzel isimlerin ve en ulvî sıfatların hakkı için günahlarımızı mağfiret buyurmanı, ku sur ve ayıplarımızı örtmeni, bizi sevip razı olduğun amelleri işlemeye muvaffak kılmanı, Sana gönül bağlamış bütün müslüman kullarını haddini aşıp saldırganca davranan, düşmanlık duygularıyla oturup kalkan ve her zaman komplo peşinde koşan insanlık mahrumlarına karşı nusretinle te’yîd buyurmanı istirham ediyoruz. Gelip başımıza çöreklenen her türlü üzüntü, tasa, keder ve sıkışıklık hâllerinden kurtulmamız için bize nezdinden bir fereç ve mahreç, bir çıkış yolu gönder.. varıp Sana ulaşan dosdoğru yolu göster ve bize takva elbisesini giydir. Çünkü düşenlerin günahlarını bağışlama şanına yaraşan yegâne zât Sensin.

2 Nisan 2022 Cumartesi

 Bakara 8-10:

  •  İnsanlardan öyleleri de var ki, 'Allah(cc)'a ve ahirey gününe inandık' derler, ama onlar mümin değildirler (وَمَا هُم بِمُؤْمِنِينَ). Allah(cc)'ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar. Ama sadece kendilerini aldatırlar ve bunun farkında bile değillerdir. Kalpleri hastalıklıdır ve (sanki), Allah(cc) da onların hastalıklarını arttırmıştır ve ısrarlı yalanlarından dolayı onları şiddetli bir azap beklemektedir.
    (
    Yani, Allah'ın ve insanın huzurundaki yalanları ile kendilerine karşı yalanlarından dolayı...  Genel  olarak kabul edilen görüş,  ilk bakışta bu  pasajın atıfta bulunduğu kişilerin,  Hicret'ten  sonraki  ilk  yıllarda  zahiren  İslam'a  bağlılıklarını  ikrar  eden, oysa  kalben Muhammed'in (s) mesajının gerçekliğine ikna olmamış bulunan Me­dine  münafıkları olduğudur.  Ancak,  Kur’an'ın hem nüzulü dönemindeki, hem de daha  önceki  dönemde  vuku  bulan  olaylara yaptığı  işaretlerde  her  zaman görül­düğü gibi,  yukarıdaki  ayet ve ondan sonra gelen ayetler de  genel ve zaman-üstü bir muhtevaya sahiptirler, çünkü manevî sorumluluktan kaçınmak için kendi ken­dilerini  kandırmaya yönelen  bütün insanlara atıfta  bulunmaktadırlar.ESED

    )

1 Nisan 2022 Cuma

 Bakara 6-7:

  •  İnkarda ısrar edenlere gelince, sanki Allah(cc) onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiş, gözlerine de bir perde çekmiş gibi, onları uyarsan da uyarmasan da birdir, iman etmezler. Büyük azap işte onlaradır.
    (
    Bâtıl  inançlara  inatla  sanlan  ve  hakikatin  sesini  dinlemeyi  reddeden  kişinin  za­manla  hakikati  kavrama yeteneğini kaybedeceği  ve  “böylece,  sonunda  kalbinin mühürlenmiş  olacağı"  (Râğıb)  şeklindeki  İlahî  kanuna  bir  atıf.  Bütün  tabiat  kanunları  Allah  tarafından vaz'edildiğinden -ki  bunlara  bir  bütün  olarak sünnetul-lâh  (“Allah'ın  kanunu”)  adı  verilir-  bu  “mühürleme”  Allah'a  izafe  edilmektedir; oysa  bu,  insanın  hür  tercihinin sonucudur,  bir  “önceden takdir  edilme”  değildir. Aynı şekilde,  bu  dünyadaki hayatları sırasında  hakikate  karşı bilerek kör ve  sağır kalmış  olanlar için  öteki  dünyada  hazırlanmış  olan  azap da,  onların  hür tercihle­rinin tabii bir sonucudur;  tıpkı öteki dünyadaki mutluluğun,  insanın dürüst ve er­demlice  davranarak iç aydınlığı ve  huzuru  elde  etmeye yönelmesinin bir sonucu olması gibi...  Kur’an'da Allah'ın  “mükâfaat”ına  ve  “ceza’’sına  yapılan  atıflar bu  şe­kilde  anlaşılmalıdır.ESED
    )