Bakara 26:
- Şüphesiz Allah(cc) bir sivrisineği veya bunun benzeri bir şeyi örnek vermekten çekinmez. İman edenler böyle misallerin Rablerinden gelen bir hak ve gerçek olduğunu bilirler. Kafirler ise şöyle derler:' Allah(cc) böyle bir misal vermekle ne kasdetti acaba? Bununla bir çoğunu saptırdı da bir kısmını da doğru yola mı iletti?'. Oysaki bu tür misallerle ancak fasıklar sapar.
(
Kendinden önceki İlâhî kitaplar gibi Kur’ân-ıKerim de, pek çok mücerret gerçekleri tasvir ve anlatımda misallere, temsillere başvurur. Çünkü insanların çoğu bilgi ve idrak bakımından yeter-li seviyede olmadıklarından mücerret gerçekleri her zaman anlayamayabilirler. Ayrıca Kur’ân, ana maksatları istikametinde insanların irşadını esas aldığı için, onların ürkmeyeceği ve hislerine ters gelmeyecek bir üslûp kullanır. Nasıl biz çocuklarla konuşurken onların dilini kullanırız, Kur’ân-ı Kerim de, indiği günden Kıyamet’e kadar her dönemde hemen her seviyedeki insanı muhatap almak ve herkesi tatmin etmekle beraber, insanların çoğu avam olduğundan, onların seviyelerini de gözetir. Bu bakımdan Kur’ân-ıKerim için, “beşerin idrak seviyesine İlâhî te-nezzül” tabiri kullanılır. Öte yandan, insanların küçük gördüğü mutlaka küçük, büyük gördüğü de büyük demek değildir. Belki bazen tam tersi-nedir. Cisim küçüldükçe ondaki sanat ve değerin arttığı pek çok örnek vardır. Sanat bakımından sineğin gözü ve pirenin midesiyle güneş sistemi arasında çok fark olmasa gerek. Hattâ canlı ol-maları itibariyle, belki de birinciler daha büyük-tür.AU
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder