18 Nisan 2022 Pazartesi

 Bakara 35:

  •  Ve sonra dedik ki:' Ey Adem, sen ve eşin cennete (bu bahçeye) yerleşin, orada canınızın çektiği herşeyden yiyin için, fakat şu ağaca (الشَّجَرَةَ) yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz'.
    (
    Eşiyle  birlikte  Hz.  Âdem’in  yerleştirildiği cennet gibi, yaklaşmaları yasaklanan ağaç konu-sunda da farklı mütalâalar vardır. Cenab-ı Allah bu  ağacı  Hz.  Âdem’e  yasaklarken,  söz  konusu  yasağa uyma karşılığında onun acıkmayacağını, susamayacağını,  çıplak  ve  güneşin  sıcaklığına maruz  kalmayacağını  beyan  buyurmuştur  (20:  118−119). Şeytan da, insanı bu ağaca yaklaşmaya ikna etmek için, onun  ebediyet ağacı ve yok ol-mayacak  bir  mülk-hükümranlık  olduğunu  (20:  120), Allah’ın bu ağacı ona melik olarak cennette ebedî  kalmaması  (7:  20)  için  yasakladığını  ileri  sürmüştür.  Bütün  bu  hususlarla  birlikte,  ağaca yaklaştıktan sonra insanın düştüğü durumu (av-ret yerlerinin açılması ve utançla buraları örtme-ye çalışması (7: 22) ve ağaç manâsı verilen şecere (الشَّجَرَةَ) kelimesinin “soy” anlamına da geldiğini dikkate aldığımızda,  yasaklanan  ağacın  insan  fıtratının en  temel  özelliklerinden  olan  ebediyet  adına  tenasül yoluna başvurma olabileceği akla gelebilir. Acıkmama,  susamama,  sıcağa  ve  çıplaklığa maruz  kalmama  gibi  hissiyatın  hatırlatılması, eğer bir halin, ortaya çıkacak bir vakıanın tasviri değil de, böyle bir hatırlatma gerçekten yapılmışsa, bu takdirde, bunların ya Hz. Âdem’e önceden öğretilmiş olması veya Hz. Âdem’in bunları daha önce hissetmiş olması gerekir. Bu ikinci durumda, eşiyle birlikte Hz. Âdem’in konduğu cennet, insanın tam bir yeryüzü varlığı haline gelme sü-recinde bir his, bir duyuş, bir idrak, bir hâl boyu-tu ve âlemi olabileceği gibi, yasaklanan ağaca da, onda potansiyel olarak bulunan bütün bu hisleri harekete  geçirip,  onu  fizikî-biyolojik  ergenliğe ulaştıracak bir faktör, bir sebep olarak da bakıla-bilir. Cennet tenasül yeri olmadığından, artık te-nasüle açık bir varlık Cennet’te kalmayacak veya cennet halini daha fazla koruyamayacaktır. Cenab-ı Allah’ın Hz. Âdem’e ve eşi Hz. Havva-ya  koyduğu  bir  ağaca  yaklaşmama  yasağı,  Din’e  ait  bir  yasak  değil, Şeriat-ı  Tekvinî  veya  hayat  kanunlarına  ait  bir  yasaktı.  Bu  yasağı işlemekle Hz.  Âdem  ve  Hz.  Havva  dinî  bir  yasağı  çiğne-miş  ve  günaha  girmiş  olmadılar.  Çünkü,  gelecek  olan  38’inci  âyette  buyrulduğu  üzere,  insan  için  daha  henüz  Din  gönderilmemişti.  Ayrıca,  yuka-rıda  arz  edildiği  üzere,  Cenab-ı  Allah  (c.c.),  söz  konusu  yasağa  uymanın  cezası  olarak  acıkma, susama, çıplaklığa ve sıcağa, soğuğa maruz kalma gibi dünyevî sıkıntıları beyan buyurmaktadır ki, bütün bunlar, ağaca yaklaşmama yasağının hayat kanunlarına ait bir yasak olduğunu anlamak için kâfidir.  Bu  kanunlara  uymamanın  karşılığı  ise,  eğer  Din’le  ve  Âhiret’le  alâkalı  değiller  ise,  dünyada görülür. Böyle bir yasağa uymama, peygamberlerin ismet (günahsızlık) sıfatını ihlâl etmez. Ayrıca Hz. Âdem, eşiyle birlikte kendisine bu ya-sak konduğunda peygamber de değildi ve henüz ortada peygamberlik vazife ve misyonu yoktu.AÜ

    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder