Bakara 44:
- İnsanlara iyiliği emrediyor, fakat kendinizi unutuyorsunuz, halbuki size verilen kitabı okuyup duruyorsunuz!. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?
(
Başkalarına iyiliği emrederken aynısını yapmamak ve kendisini o iyilikten mahrum bırakmak, başkalarına yaptığı nasihatı bizzat tutmamak, insanın bile bile kendisini tehlikeye atıp âdeta azaba razı olması, kendi kendisini ve söylediklerini fiilen yalanlaması, ilmini, irfanını hiçe sayması demektir. Yapmadığını söylemek veya söylediğini yapmamanın kalblerde hiçbir tesir meydana getirmeyeceği açıktır. Öyleyse, başkalarına iyiliği emrederken onu bilfiil yerine getirmemek, tam manâsıyla akılsızlıktır. Ahd-i Atik’in farklı yerlerinde olduğu gibi, İncillerde de Hz. İsa’nın kendi dönemindeki Ya-hudi ulemâsına, Kur’ân’ın ikaz buyurduğu aynı hususlarda çok daha ağır ifadelerle tekdirde bu-lunduğunu okuyoruz:
Yazıcılar ve Ferisîler, Musa’nın kürsüsünde otururlar; bundan dolayı size söyledikleri bütün şeyleri yapın ve tutun; fakat onların işlerine göre yapmayın; çünkü söylerler ve yapmazlar... Bütün işlerini insanlara görün-mek için yaparlar... Ziyafetlerde üst yeri ve havralarda baş yerleri ve çarşı meydanlarında selâmları ve insanlar tarafından “rabbi” diye çağrılmayı severler... Vay başınıza Yazıcılar ve Ferisîler, ikiyüzlüler! Nanenin, anasonun ve kimyonun öşrünü (zekât) veriyorsunuz ve Şeriat’ın daha ağır işlerini, adaleti, merha-meti ve imanı bırakıyorsunuz. Onları yap-malı idiniz, bunları da bırakmamalı idiniz. Ey kör kılavuzlar, siz küçük sineği süzerek ayırırsınız, fakat deveyi yutarsınız... Siz ba-danalı kabirlere benzersiniz ki, dıştan güzel görünürler, fakat içten ölü kemikleri ve hertürlü murdarlıkla doludur. (Matta, 23: 2–3, 6–7, 23–24, 27)
Kur’ân’ın söz konusu ikazları, tabiî ki sade-ce herhangi bir dinin ulemasına değildir. Aynıikazlar, dolaylı olarak Müslümanlara da yapıl-maktadır.AÜ
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder