- Büyücüler:
- 'Mümkün değil!'
- 'Bunca açık delili gördükten sonra Yaradan'ı sana tercih etmeyiz!'
- 'Sen ne dersen ne hüküm verirsen ver, senin hükmün sadece bu dünyada geçerlidir'
- 'Biz Rabbimize iman ettik, O'nun günahlarımızı özelliklede bizi yapmaya zorladığın sihir günahlarımızı affedeceğini umuyoruz. Zira Allah(cc), (umut bağlananların) en hayırlısı ve kalıcısıdır'
31 Ağustos 2019 Cumartesi
Çalışma 72-73:
Çalışma 70-71:
- Neticede, asanın yılana dönüşmesini ve sihirbazların yaptıklarını yutmasını gören sihirbazlar, (bunun bir sihir olamayacağını anladılar) derhal secdeye kapanarak : 'Musa(as) ve Harun(as)'un Rabbi'ne iman ettik' dediler.
Firavun:
- 'Demek benden izinsiz iman ettiniz ha!'
- 'Görüyorumki, size asıl büyüyü öğreten ustanız Musa(as)'mış.'
- 'Bana karşı gelmenizden dolayı ve el ve ayaklarınızı kestireceğim ve sizi hurma dallarında sallandıracağım.'
- 'Hangimizin azabı daha şiddetliymiş o zaman anlarsınız!'
(Zalimler, yanlarına çekemedikleri herkezi karşı taraftan kendisine düşman olarak görür ve zulmeder)
Çalışma 65-69:
- Nihayetinde, firavunun büyücüleri önce sihirlerini gösterip ellerindekini yere atınca, sanki bir yılan sürüsü gibi halka ve Musa(as) gözüktü, ama Musa(as)'a endişelenmemesi gerektiği vahyedildi ve elindeki asasını üzerlerine atması söylendi. Baktılar ki, asa yılana dönüşüp sihirbazların yaptığı her şeyi yutmuş.
30 Ağustos 2019 Cuma
Çalışma 61-64:
- Musa(as) toplanan halka etkili bir konuşma yapıp, onları Hakka davet etti ve uyardı. Bu konuşmanın etkisi ile, firavunun sihirbazları arasında ihtilaf ortaya çıkınca, firavun derhal devreye girerek, onlara:
- 'Bakın, bu ikisi sizin gibi birer sihirbaz, sizi ülkenizden çıkarmak ve bu kurduğunuz düzeni bozmak için çalışıyorlar. Şimdi bütün imkanlarınızı bir araya getirip, hünerlerinizi gösterin. Birliğinizi bozmayın! Bugün hangi taraf kazanırsa gülen taraf o olacaktır.'
(Zulmedenler her çağda aynı olmuş! Çevresindekileri kaçırmamak için, onları önce korkutmuşlar sonra da onları, klasik, masa, nisa ve kasa ile kendilerine bağlamaya çalışmışlardır.)
Çalışma 57-58:
- Hafife alma işe yaramayınca, ikinci olarak tehdit algısı yaratıp zihinleri bulandırma çabası başlıyor. Firavun:
- 'Musa, sen sihrinle bizi ülkemizden çıkarmak, saltanatımızı yıkmak mı istiyorsun?'
- 'Biz de senin sihrine karşılık, sihirle karşılık vereceğiz. Bir gün ve yer belirle karşılaşalım orda'
( Musa(as) mısırda tanınan biri. Firavuna gelip imana davet etmesi ve onun düzenini tümden bozacak bir mesaj getirmesi, firavunda tahtımda gözümü var acaba duygusu uyandırmıştır.Amacı doğru ve doğruya ulaşmak değil, tahtı ve o saltanatını korumaktır. Nihayetinde, bir zamanlar Musa(as) sarayda iken, kazandığı zaferlerle, firavundan sonra,onun soyundan olmamasına rağmen, onu prens yapma bile düşünülmüştü.)
Çalışma 53-56:
- Musa(as), Allah(cc)'ın türlü türlü nimetlerini hatırlatarak, heva ve hevesleri ile değil de, aklı ile düşünenlerin çok ders çıkarabileceğini ve bu nimetleri görebileceğini söyleyerek, aynı bunun gibi insanın da topraktan yaratıldığını ve aynı şekilde toprağa döneceğini ve yine tekrar diriltileceğini anlatmış ve firavunu imana davet etmiştir. Ama, bütün bu mucizelere rağmen, söylenenleri yalanlamış ve kabul etmede diretmiştir.
29 Ağustos 2019 Perşembe
Çalışma 49-52:
- (Mesaj iletilince) Firavun:
- 'Sizin Rabbiniz de kimmiş?'
Musa(as):
- 'Bizim Rabbimiz, her şeyin yaradılışını takdir edip, sonra da onu yaradılış amacına yönlendirendir'
Firavun:
- 'Peki, ya önceki kuşakların durumu ne olacak?'
Musa(as):
- 'Onların durumu Rabbim katında bir yasaya bağlanmıştır. Benim Rabbim ne yanılır ne de unutur'
(Mesajı alan firavun, Musa(as)'ın aklını çelebilirmiyim diye son bir umutla, onun kafasını karıştırmaya çalışıyor, fakat Musa(as) önceki kuşakların durumunu değerlendirme ve yargılama yetkisinin Allah(cc)'ta olduğunu söyleyerek son noktayı da koyuyor. Firavun, Musa(as) hemen öldürtebilirdi de! ama, Musa(as) Mısır'da zaten tanınan ve firavun yanında iken kazandığı bazı zaferlerden dolayı belki sevilen biri idi. Böyle birini sadece sözlerinden dolayı öldürmek kavminin tepkisini de çeker endişesi ile olsa gerek, öncelikle Musa(as) kafasını karıştırıp, onu davasından vazgeçirebilirmiyim diye düşünerek davranmıştır. Yani firavunun akıllı biri olduğunu söyleyebiliriz ama, hased ve şahsi çıkar, aklın çok çok önüne geçince her şey anlamsızlaşıyor)
Çalışma 46-48:
- Allah(cc):
- 'Endişelenmeyin'
- 'Çünkü Ben daima sizinleyim. Her söyleneni işitir her yapılanı görürüm'
- ' Ona varın şöyle deyin:
- Biz Rabbinin elçileriyiz
- artık israilogullarının bizimle çıkıp gitmelerine izin ver
- onlara yaptığın işkenceye de bir son ver
- şurası kesin ki, sana Rabbinden açık bir delil le geldik
- nihai kurtuluş ancak Allah(cc) yolunda gidenlerindir
- buna karşılık Allah(cc)'ın mesajını yalanlayıp, ondan yüz çevirenin göreceği de azaptır
- bize böyle vahyedildi.
28 Ağustos 2019 Çarşamba
Çalışma 41-44:
- Ayrıca, Allah(cc):
- 'Ben seni Kendime peygamber olarak seçtim'
- 'Şimdi, Sen ve Kardeşin, size ihsan ettiğim mucizeler ile gidin ve görevde katiyyen gevşeklik göstermeyin'
- 'Firavuna gidin, çünkü o çok azdı!'
- 'Ona ılımlı yumuşak bir tarzda konuşun ki, aklını başına toplamak için fırsatı olsun. Ya da, en azından gözdağı verilmiş olur'
(Evet, Allah(cc)'ı anlatma yöntemlerinden belki de en önemlisi, (قَوْلًا لَيِّنًا) olan; öyle yumuşak,akılcı ve ılımlı bir tarzda konuşmak ki, anlatılanlar karşısında muhatabın aklı devreye girsin, hased veya nefsani duyguları değil!)
27 Ağustos 2019 Salı
Çalışma 25-35:
- Musa(as):
- 'Rabbim!'
- 'Göğsüme genişlik ver, işimi kolaylaştır,dilimdeki düğümü çöz, ki söylediklerimi tam anlasınlar'
- 'Bana yakınlarımdan yükümü paylaşacak bir yardımcı ver, mesela kardeşim Harun(as)'
- 'Onunla benim gücümü pekiştir. Görevimde ona da bir pay ver.'
- 'Birlikte senin yüceler yücesi adını, insanların katında daha da yükseklere çıkaralım'
- 'Seni sürekli analım'
- 'Muhakkak ki, Sen bizi bütün varlığımızla görmektesin'
( Evet, Musa(as) görevini yerine getirmekte engel olabilecek bütün sıkıntıları Allah(cc)'tan gidermesini istiyor ve kendi acziyetini Allah(cc)'a sunuyor. İri yarı, celalli ve kararlı bir karakter olmasına rağmen, 'ben yaparım!, hallederim!, o iş bende!' gibi atlamıyor. Yapanın, edenin Allah(cc) olduğunu çok iyi bildiğinden, kendisinden kaynaklanabilecek ve görevi aksatacak bütün engelleri Allah(cc)'tan kaldırmasını istiyor, zaten bu gerçeği bildiğini de duasına ekliyor)
26 Ağustos 2019 Pazartesi
Çalışma 17-21:
- - 'Şu sağ elinde tuttuğun nedir, Ey Musa!'.
- 'O benim asamdır. Ona dayanırım, onunla davarlarıma yaprak çırparım, ayrıca pek çok işimi de görür.'
- 'Bırak onu yere , Ey Musa!'
Yere bıraktığı gibi bir de baktı ki, asa bir yılan oluvermiş!
-'Tut onu , ey Musa! Onu eski haline getireceğiz.'
( İbn Arabi, asayı, akıl ve nefis olarak yorumlamıştır; 'sağ elde tutulan aklı işaret eder ve nefis bir tarafa bırakıldığında, onun ne kadar kötü bir şey olduğu anlatılıyor' der. )
25 Ağustos 2019 Pazar
Çalışma 9-16:
- Evet, Musa(as)'ın yaşadıklarına bir göz atalım; Musa(as) (medyen'den mısır'a giderken), yolda ateş gibi bir şey gördü uzakta ve ailesine: 'Siz burda bekleyin, ben gidip bir bakayım, belki bir kor getiririm ve yolu bilen birine rastlarım' dedi. Fakat ateşe yaklaşınca, Musa(as)'a gaipten bir ses:' Ey Musa! Ben senin Rabbinim! Şimdi kalbindeki bütün tasa ve kederleri bir yana bırak (ayakkabılarını çıkarmak deyiminin karşılığı). Çünkü Sen mübarek bir yerdesin!. Ve, Ben seni elçi olarak seçtim. Artık sana vahyedileni dinle' diye seslendi, ve devam etti: ' Gerçek şu ki, Ben Allah(cc)'ım! Benden başka ilah yoktur ve sadece Bana kulluk et ve adımın anılıp şanımın yükselmesi için, bütün çabanı seferber et (namaz ve kulluğun gayesi)! Çünkü, her ne kadar zamanını gizlesem de, Kıyamet vakti gelecek ve herkese çabasının karşılığı verilecektir. Bu hakikate inanmayıp, bencilce kendi heva ve hevesleri peşinde, onların tutsağı olan kimseler seni yolundan alıkoymasın, aksi halde kendine yazık edersin!'
24 Ağustos 2019 Cumartesi
Çalışma 1-8:
- Razi, surenin giriş ayetlerini şu şekilde özetler: Bazı alimler de şöyle demişlerdir: "Bu ayetten muradın, "Kendine eziyet etme ve nefsine, şu kâfirlerin küfrüne üzülerek, azâb etme. Şüphesiz ki Biz, Kur'ân'ı sana, ancak onunla öğüt veresin (uyarasın) diye indirdik. Binâenaleyh kim iman eder ve kendisini düzeltirse, kendisi içindir. Kim de inkâr ederse, onun inkârı seni hüzünlendirmesin. Sana düşen ancak tebliğ etmektir" manası olması muhtemeldir.Yer,gök ve herşey Allah(cc)'a aittir ve O her şeyi bilir her ne olursa ve nerede olursa olsun. Çünkü Allah(cc)'tan başka ilah yoktur ve en güzel nitelikler O'nundur.
23 Ağustos 2019 Cuma
Çalışma 1:
Ta-Ha süresi:
(Diyanet çevirisi:)
Ta-Ha süresi:
(Diyanet çevirisi:)
| 1. | Tâ Hâ. |
| 2, 3. | (Ey Muhammed!) Biz Kur'an'ı sana sıkıntı çekesin diye değil, ancak (Allah'ın azabından) korkacaklara bir öğüt (bir uyarı) olsun diye indirdik. |
| 4. | (O) yüksek gökleri yaratanın katından peyderpey indirilmiştir. |
| 5. | Rahmân, Arş'a kurulmuştur. |
| 6. | Göklerdeki, yerdeki bu ikisi arasındaki ve toprağın altındaki her şey, yalnızca O'nundur. |
| 7. | Sen sözü açığa vursan da, gizlesen de Allah için birdir. Çünkü O, gizliyi de bilir, ondan daha gizli olanı da. |
| 8. | Allah, kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayandır. En güzel isimler O'nundur. |
| 9. | Mûsâ'nın haberi sana ulaştı mı? |
| 10. | Hani bir ateş görmüştü de ailesine, "Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm (oraya gidiyorum). Umarım ondan size bir kor ateş getiririm, yahut ateşin başında, yol gösterecek birini bulurum" demişti. |
| 11. | Ateşin yanına varınca, ona şöyle seslenildi: "Ey Mûsâ!" |
| 12. | "Şüphe yok ki, ben senin Rabbinim. Hemen ayakkabılarını çıkar. Çünkü sen mukaddes vadi Tuvâ'dasın." |
| 13. | "Ben seni (peygamber olarak) seçtim. Şimdi vahyolunacak şeyleri dinle." |
| 14. | "Şüphe yok ki ben Allah'ım. Benden başka hiçbir ilah yoktur. O halde bana ibadet et ve beni anmak için namaz kıl." |
| 15. | "Kıyamet mutlaka gelecektir. Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye, neredeyse onu gizleyecek (geleceğinden hiç söz etmeyecek)tim." |
| 16. | "Buna inanmayan ve nefsinin arzusuna uyan kimseler seni ondan (ona hazırlanmaktan) sakın alıkoymasın, sonra helak olursun!" |
| 17. | "Şu sağ elindeki nedir ey Mûsâ?" |
| 18. | Mûsâ dedi ki: "O benim değneğimdir. Ona dayanırım, onunla koyunlarıma yaprak silkelerim. Onunla başka işlerimi de görürüm." |
| 19. | Allah, "Onu yere at ey Mûsâ!" dedi. |
| 20. | Mûsâ da onu attı. Bir de ne görsün o, hızla akan bir yılan olmuş! |
| 21. | Allah şöyle dedi: "Tut onu. Korkma! Biz onu yine eski durumuna döndüreceğiz." |
| 22, 23. | "Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak, (alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir halde çıksın." |
| 24. | "Firavun'a git, çünkü o azmıştır." |
| 25. | Mûsâ dedi ki: "Rabbim! Gönlüme ferahlık ver." |
| 26. | "İşimi bana kolaylaştır." |
| 27, 28. | "Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar." |
| 29. | "Bana ailemden birini yardımcı yap," |
| 30. | "Kardeşim Hârûn'u." |
| 31. | "Onunla gücümü artır." |
| 32. | "Onu işime ortak et." |
| 33. | "Seni çok tespih edelim diye", |
| 34. | "Seni çok zikredelim diye." |
| 35. | "Çünkü sen bizi hakkıyla görmektesin." |
| 36. | Allah şöyle dedi: "İstediğin sana verildi ey Mûsâ!" |
| 37. | "Andolsun, biz sana bir kere daha iyilikte bulunmuştuk." |
| 38. | "Hani annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik:" |
| 39. | "Onu (bebek Mûsâ'yı) sandığın içine koy ve denize (Nil'e) bırak ki, deniz onu kıyıya atsın da kendisini, hem bana düşman, hem de ona düşman olan birisi (Firavun) alsın. Sana da, ey Mûsâ, sevilesin ve gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım." |
| 40. | "Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve "size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?" diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin diye seni annene döndürdük. (Sana baktı, büyüdün) ve (kazara) bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık seni sıkı bir denemeden geçirdik (ve kaçıp Medyen'e gittin). Medyen halkı içinde yıllarca kaldın sonra (peygamber olman için) takdir edilmiş bir zamanda (Tûr'a) geldin ey Mûsâ!" |
| 41. | "Ben seni kendim için seçtim." |
| 42. | "Sen ve kardeşin mucizelerim ile (desteklenmiş olarak) gidin ve beni anmakta gevşeklik göstermeyin." |
| 43. | "Firavun'a gidin. Çünkü o azmıştır." |
| 44. | "Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır, yahut korkar." |
| 45. | Mûsâ ve Hârûn şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Şüphesiz biz, onun bize karşı aşırı davranmasından yahut azmasından korkuyoruz." |
| 46. | Allah şöyle dedi: "Korkmayın, çünkü ben sizinle beraberim. İşitirim ve görürüm." |
| 47. | "Ona gidin ve şöyle deyin: Şüphesiz biz Rabbinin elçileriyiz. İsrailoğullarını (serbest bırak ve) bizimle gönder. Onlara işkence etme. Sana Rabbinin katından bir mucize getirdik. Selam, doğru yola uyanlara olsun.' " |
| 48. | "Şüphesiz bize, azabın yalanlayan ve yüz çevirenlere olacağı vahyolundu." |
| 49. | Firavun, "Sizin Rabbiniz kim, ey Mûsâ?" dedi. |
| 50. | Mûsâ, "Rabbimiz her şeye hilkatini (yaratılış özelliklerini) veren, sonra onlara yol gösterendir" dedi. |
| 51. | Firavun, "Ya geçmiş nesillerin hali ne olacak?" dedi. |
| 52. | Mûsâ şöyle dedi: "Onlar hakkındaki bilgi Rabbimin katında bir kitapta (levh-i mahfuzda yazılı)dır. Rabbim yanılmaz ve unutmaz." |
| 53. | "Rabbim, yeryüzünü size beşik yapan, orada size yollar açan ve size gökten yağmur indirendir." Böylece onunla sizin için yerden türlü türlü bitkileri çift çift çıkardık. |
| 54. | Yiyin, hayvanlarınızı yayın. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için (Allah'ın varlığını ve birliğini gösteren) deliller vardır. |
| 55. | (Ey insanlar!) Sizi topraktan yarattık, (ölümünüzle) sizi oraya döndüreceğiz ve sizi bir kere daha oradan çıkaracağız. |
| 56. | Andolsun, biz ona (Firavun'a) bütün mucizelerimizi gösterdik de o bunları yalanladı ve reddetti. |
| 57. | Şöyle dedi: "Ey Mûsâ! Sihrin ile bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?" |
| 58. | "Biz de mutlaka sana karşı onun gibi bir sihir yapacağız. Bunun için seninle bizim aramızda; uygun bir yerde, senin de, bizim de caymayacağımız bir buluşma vakti belirle." |
| 59. | Mûsâ, "Buluşma vaktimiz, bayram günü, insanların toplandığı kuşluk vaktidir" dedi. |
| 60. | Bunun üzerine Firavun ayrılıp, hilesini kuracak sihirbazlarını topladı, sonra geldi. |
| 61. | Mûsâ onlara şöyle dedi: "Yazıklar olsun size! Allaha karşı yalan uydurmayın, yoksa sizi azap ile yok eder. Allah'a karşı yalan uyduran mutlaka hüsrana uğramıştır." |
| 62. | Sihirbazlar, işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli gizli konuştular. |
| 63. | Şöyle dediler: "Şüphesiz bu ikisi, sihirleri ile sizi yurdunuzdan çıkarmak ve en üstün olan dininizi ortadan kaldırmak isteyen birer sihirbazdırlar." |
| 64. | "Öyleyse, hilelerinizi toplayın (birbirinize destek olun) sonra sıra halinde gelin. Bu gün üstün gelen muhakkak başarıya ulaşmıştır." |
| 65. | Sihirbazlar: "Ey Mûsâ! Ya önce atmayı tercih edersin, ya da ilk atan biz oluruz" dediler. |
| 66. | Mûsâ: "Yok, (önce) siz atın" dedi. Bir de ne görsün, onların ipleri ve değnekleri yaptıkları sihirden dolayı kendisine hızla sürünür gibi görünüyor. |
| 67. | Bunun üzerine Mûsâ içinde bir korku hissetti. |
| 68. | Şöyle dedik: "Korkma (ey Mûsâ!). Çünkü, sensin en üstün olan." |
| 69. | "Sağ elindekini (değneğini) at ki, onların yaptıklarını yutsun. Şüphesiz yaptıkları bir sihirbaz hilesidir. Sihirbaz ise nereye varsa kurtuluşa eremez." |
| 70. | (Mûsâ'nın değneği, sihirbazların ipleriyle değneklerini yutunca) sihirbazlar hemen secdeye kapandılar ve, "Hârûn ve Mûsâ'nın Rabbine inandık" dediler. |
| 71. | Firavun, "Demek, ben size izin vermeden önce ona (Mûsâ'ya) inandınız ha! Şüphe yok, o size sihiri öğreten büyüğünüzdür. Şimdi andolsun sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve mutlaka sizi hurma dallarına asacağım. Hangimizin azabı daha şiddetli ve daha kalıcıymış, mutlaka göreceksiniz." |
| 72. | Sihirbazlar şöyle dediler: "Bize gelen apaçık delillere ve bizi yaratana seni asla tercih etmeyeceğiz. Artık sen vereceğin hükmü ver. Sen ancak bu dünya hayatında hüküm verirsin." |
| 73. | "Şüphesiz ki biz; günahlarımızı ve bize zorla yaptırdığın sihri affetmesi için, Rabbimize inandık. Allah'ın vereceği mükafat daha hayırlı ve daha kalıcıdır." |
| 74. | Şüphesiz, kim Rabbine günahkâr olarak varırsa, kesinlikle ona cehennem vardır. Orada ne ölür, ne de (güzel bir hayat) yaşar. |
| 75, 76. | Her kim de O'na salih ameller işlemiş bir mü'min olarak varırsa, işte onlar için en yüksek dereceler, içinden ırmaklar akan, içinde ebediyyen kalacakları Adn cennetleri vardır. İşte bu günahlardan temizlenenlerin mükafatıdır. |
| 77. | (Firavun'un imana yanaşmaması üzerine) Mûsâ'ya, "Kullarımı (İsrailoğullarını) geceleyin (Mısır'dan) yürütüp çıkar. Yakalanmaktan korkmaksızın, endişe etmeksizin onlara denizde kuru bir yol aç" diye vahyettik. |
| 78. | Bunun üzerine Firavun askerleriyle birlikte onların peşine düştü de, deniz onları görülmedik bir şekilde kuşatıp yuttu. |
| 79. | Firavun halkını saptırdı, onlara doğru yolu göstermedi. |
| 80. | (Allah şöyle dedi:) "Ey İsrailoğulları! Sizi düşmanınızdan kurtardık, size Tûr'un sağ yanını vadettik ve size kudret helvası ile bıldırcın indirdik." |
| 81. | "Size rızık olarak verdiğimiz şeylerin temiz ve helal olanlarından yiyin. Bu konuda aşırı da gitmeyin, yoksa üzerinize gazabım iner. Gazabım da kimin üzerine inerse o muhakkak helak olmuş demektir." |
| 82. | "Şüphe yok ki ben, tövbe edip inanan ve salih ameller işleyen, sonra da doğru yol üzere devam eden kimse için son derece affediciyim." |
| 83. | (Mûsâ Tûr'a varınca): "Seni, acele ile kavminden uzaklaştıran nedir, ey Mûsâ?" (dedik.) |
| 84. | Mûsâ şöyle dedi: "Onlar, işte onlar hemen arkamdalar. Rabbim! Sen hoşnut olasın diye, acele ederek sana geldim." |
| 85. | Allah, "Şüphesiz, biz senden sonra halkını sınadık; Sâmirî onları saptırdı" dedi. |
| 86. | Bunun üzerine Mûsâ öfke dolu ve üzgün bir halde halkına döndü. "Ey kavmim! Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı? (Ayrılışımdan sonra) çok zaman mı geçti, yoksa üzerinize Rabbinizden bir gazap inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz söze uymadınız (ve buzağıya taptınız)?" dedi. |
| 87. | Şöyle dediler: "Sana verdiğimiz sözden kendi isteğimizle caymış değiliz. Fakat biz Mısır halkının mücevheratından yüklü miktarlarda takınmıştık. İşte onları ateşe attık. Samirî de aynı şekilde attı." |
| 88. | Böylece (Samirî) onlar için böğürmesi olan bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. (Samirî ve adamları) "Bu sizin de ilahınızdır, Mûsâ'nın da ilahıdır. Öyle iken Mûsâ, (İlahını burada) unuttu (da onu Tûr'da aramaya gitti)" dediler. |
| 89. | Onlar bu heykelin, sözlerine karşılık vermediğini, kendilerinden hiçbir zararı uzaklaştıramayacağını ve onlara hiçbir fayda sağlayamayacağını görmezler mi? |
| 90. | Andolsun, Hârûn onlara daha önce şöyle demişti: "Ey kavmim! Siz bununla yalnızca imtihan edildiniz. Doğrusu sizin Rabbiniz ancak Rahmân'dır. Öyleyse bana uyun ve emrime itaat edin." |
| 91. | Onlar da, "Mûsâ bize dönünceye kadar buzağıya ibadet etmeye devam edeceğiz" dediler. |
| 92, 93. | Mûsâ: (Tûr'dan dönünce) şöyle dedi: "Ey Hârûn! Saptıklarını gördüğün zaman bana uymana ne engel oldu? Yoksa emrime karşı mı geldin?" |
| 94. | Hârûn: "Ey anam oğlu! Saçımı sakalımı çekme. Şüphesiz ben, İsrailoğullarının arasını açtın, sözüme uymadın demenden korktum" dedi. |
| 95. | Mûsâ, "Ya senin derdin neydi ey Samirî?" dedi. |
| 96. | Samirî şöyle dedi: "Ben onların görmediği şeyi gördüm. Elçinin izinden bir avuç avuçladım da onu attım. Böyle yapmayı bana nefsim güzel gösterdi." |
| 97. | Mûsâ, "Çekil git! Artık sen hayatın boyunca (hastalanıp) "Bana dokunmak yok!" diyeceksin.9 Senin için, asla kaçamayacağın bir ceza daha var. Hele şu ibadet edip durduğun ilahına bak! Biz onu elbette yakacağız ve onu muhakkak denize savuracağız. |
| 98. | Sizin ilahınız ancak kendisinden başka hiçbir ilah bulunmayan Allah'tır. O ilmiyle her şeyi kuşatmıştır |
| 99. | (Ey Muhammed!) Sana geçmişin haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki sana katımızdan bir zikir (Kur'an) verdik. |
| 100. | Kim ondan yüz çevirirse şüphesiz ki o, kıyamet gününde ağır bir günah yükü yüklenecektir. |
| 101. | Onlar o günahın cezası içinde ebediyen kalacaklardır. Sûra üfürüleceği gün1 bu ağır yük onlar için ne kötü bir yüktür! |
| 102. | O gün günahkârları, (gözleri korkudan donup) gömgök kesilmiş olarak haşredeceğiz. |
| 103, 104. | Aralarında birbirlerine "(Dünya'da) sadece on (gün) kaldınız" diye gizli gizli konuşacaklar. Onların, hakkında konuşacakları şeyi biz daha iyi biliriz.- O vakit içlerinden en aklı başında olanları, "Siz sadece bir gün kaldınız" diyecektir. |
| 105. | (Ey Muhammed!) Sana dağların (kıyamet günündeki) halini soruyorlar. De ki: "Rabbim onları toz edip savuracak." |
| 106. | "Onların yerlerini dümdüz, boş bir alan halinde bırakacaktır." |
| 107. | "Orada hiçbir çukur, hiçbir tümsek göremeyeceksin." |
| 108. | O gün kendisinden yan çizmek mümkün olmayan davetçiye (İsrâfil'e) uyarlar. Sesler, Rahmân'ın azametinden dolayı kısılmıştır. Artık sadece fısıltı işitebilirsin. |
| 109. | O gün, Rahmân'ın izin verdiği ve sözünden razı olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez. |
| 110. | O, önlerindekini ve arkalarındakini (dünyadaki ve ahiretteki durumlarını) bilir. Onların bilgisi ise Rahmân'ı kuşatamaz. |
| 111. | Bütün yüzler; diri, yaratıklarına hakim ve onları koruyup gözeten Allah'a boyun eğmiştir. Zulüm yüklenen mutlaka hüsrana uğramıştır. |
| 112. | Kim de inanmış olarak salih ameller işlerse o, ne zulme uğramaktan korkar, ne yoksun bırakılmaktan. |
| 113. | İşte böylece biz onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve Allah'a karşı gelmekten sakınsınlar, yahut onlara bir uyarı versin diye onda tehditleri teker teker sıraladık. |
| 114. | Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. Sana vahyedilmesi tamamlanmadan önce Kur'an'ı okumakta acele etme. "Rabbim! İlmimi arttır" de. |
| 115. | Andolsun, bundan önce biz Adem'e (cennetteki ağacın meyvesinden yeme diye) emrettik. O ise bunu unutuverdi. Biz onda bir kararlılık bulmadık. |
| 116. | Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de, İblis'ten başka melekler hemen saygı ile eğilmişler; İblis bundan kaçınmıştı. |
| 117. | Biz de şöyle dedik: "Ey Adem! Şüphesiz bu (İblis) sen ve eşin için bir düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın; sonra mutsuz olursun." |
| 118. | "Şüphesiz senin için orada aç kalmak, çıplak kalmak yoktur." |
| 119. | "Orada ne susuzluk çekersin, ne de güneş altında kalırsın." |
| 120. | Nihayet şeytan ona vesvese verip şöyle dedi: "Ey Adem! Sana ebedilik ağacını ve yok olmayan bir saltanatı göstereyim mi?" |
| 121. | Bunun üzerine onlar (Adem ve eşi Havva) o ağacın meyvesinden yediler. Bu sebeple ayıp yerleri kendilerine göründü ve cennet yaprağından üzerlerine örtmeye başladılar. Adem Rabbine isyan etti ve yolunu şaşırdı. |
| 122. | Sonra Rabbi onu seçti, tövbesini kabul etti ve ona doğru yolu gösterdi. |
| 123. | Allah şöyle dedi: "Birbirinize düşman olarak hepiniz oradan inin. Eğer tarafımdan size bir yol gösterici (kitap) gelir de, kim benim yol göstericime uyarsa artık o, ne (dünyada) sapar ne de (ahirette) sıkıntı çeker." |
| 124. | "Her kim de benim zikrimden (Kur'an'dan) yüz çevirirse mutlaka ona dar bir geçim vardır. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz." |
| 125. | O da şöyle der: "Rabbim! Dünyada gören bir kimse olduğum halde, niçin beni kör olarak haşrettin?" |
| 126. | Allah "Evet, öyle. Âyetlerimiz sana geldi de sen onları unuttun. Aynı şekilde bugün de sen unutuluyorsun" der. |
| 127. | Haddi aşan ve Rabbi'nin âyetlerine inanmayanları işte böyle cezalandırırız. Şüphesiz ahiret azabı daha şiddetli ve daha kalıcıdır. |
| 128. | Yurtlarında dolaşıp durdukları, kendilerinden önceki nice nesilleri helak etmiş olmamız, onları doğru yola iletmedi mi? Şüphesiz bunda akıl sahipleri için ibretler vardır. |
| 129. | Rabbin tarafından daha önce söylenmiş bir hüküm ve belirlenmiş bir süre olmasaydı onlar da hemen cezalandırılırlardı. |
| 130. | O halde, onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tespih et. Gece vakitlerinde ve gündüzün uçlarında da tespih et ki hoşnut olasın |
| 131. | Onlardan bazı kesimlere, kendilerini sınamak için dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere gözünü dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha kalıcıdır. |
| 132. | Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et. Senden rızık istemiyoruz. Sana da biz rızık veriyoruz. Güzel sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır. |
| 133. | İnanmayanlar, "Doğru söylediğine dair bize Rabbinden açık bir delil (bir mucize) getirse ya!" dediler. Önceki kitaplarda olanların apaçık delili (olan Kur'an) onlara gelmedi mi? |
| 134. | Eğer biz onları o Kur'an'dan önce bir azap ile helâk etseydik mutlaka, "Ey Rabbimiz! Keşke bize bir peygamber gönderseydin de alçalıp rezil olmadan önce âyetlerine uysaydık" derlerdi. |
| 135. | Ey Muhammed, de ki: "Herkes beklemektedir, siz de bekleyin. Yakında kimin düz yolun sahipleri olduğunu, kimin doğru yolu bulduğunu bileceksiniz!" |
--------------------------
Sonuç
Meryem süresi:
Sonuç
Meryem süresi:
- Evet, insanlık tarihi boyunca bir çok uygarlıklar gelip geçmiş, Allah(cc) bu uygarlıklara bir çok peygamberi çeşitli şekillerde göndermiş ve bu peygamberlere insanların bir kısmı inanmış veya inanmamış, ama neticede bu peygamberler kendilerine verilen görevi layıkıyla yapmışlardır. Ardından yakın çağlara yaklaştığımızda öyle nesiller geldi ki, onlar ibadetlerin içini boşaltıp, kendi şehvet ve tutkularının peşine takıldılar. Her ne kadar bu nesiller içinde de, Allah(cc)'a karşı sorumluluk duygusuyla davranarak, iman edip, ıslah edici ameller işleyen insanlar olasa da, bu insanları hor ve hakir gören çoğunluk, kendi heva ve heveslerinin peşinde, zayıf veya olmayan ahiret inançları ile, sadece dünyalık güç ve kuvveti baz alarak dünya hayatını geçirmişler ve bunun da kendilerinin hakkı olduğunu iddaa etmişlerdir. Allah(cc), böylelerinin bu söylemlerini not etti ve bu söylem ve yaşam tarzları onların ahiretteki azaplarını arttırmaktan başka bir işe de yaramıyacak!. Peşinde koştukları şeytanları , onların daha fazla günaha boğulup kalmalarını sağlamaktan başka bir şey yapmayacaklar!. İman edene yakışan, böyle tiplerin yaptıklarına sabretmek ve onların günlerinin sayılı olduğunu bilmektir. Varacakları yer, diz üstü düşüp kalacakları cehennemdir!. Fakat, iman edip , ıslah edici ameller işleyen Allah(cc)'ın gerçek kullarına karşı, Allah(cc), yer ve göktekilerin kalplerinde bir sevgi varedecek ve onlar her yerde kabul göreceklerdir. Evet, neticede, şöyle bir bakın bakalım, nice uygarlıklar helak edildi, onların varlığını bilen, hatırlayan, gören var mı?
22 Ağustos 2019 Perşembe
Çalışma 96-98:
- Allah(cc), iman edip salih amel işleyenlere karşı (yer ve göktekilerin kalbinde) bir sevgi varedecek (dolayısıyla onlar her yerde kabul görecektir).Kuran'ı anlaşılması kolay bir dil de indiriyoruz ki, Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilinciyle davrananlar müjdelensin, inatla inanmayanlar da uyarılsın!. Daha önceki nice toplumları helak ettik, onlardan hiç birinin varlığını bilen, hatırlayan veya bir ses sedasını duyan varmı?
Çalışma 93-95:
- Yerde ve gökte kim varsa, hepsi Allah(cc)'ın kudret ve iradesi altında ve her bakımdan O'na muhtaç birer kuldur ancak!. Her birine kendilerine has kulluk takdir etmiş ve tek tek her birini kul olarak tescil etmiştir. Ve , hepsi kıyamet günü Allah(cc)'ın huzuruna tek tek birer ferd olarak gelecektir.
21 Ağustos 2019 Çarşamba
Çalışma 85-87:
- Evet, gün gelecek, Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilinci ile hareket edenleri, Rahman'ın konukları olarak cennette bir ziyafet etrafında toplayacagız. İşleri-güçleri günah işlemek olan o inadçıları ise, bir sürü gibi cehenneme süreceğiz. İşte o gün, sonsuz rahmet kaynağı Rahman'la yaptığı sözleşmeye ( Fatiha, altına amin diyerek imza attığımız sözleşmemizdi, değil mi? ) sadık kalanlar dışında, hiç kimse şefaate nail olamayacaktır.
20 Ağustos 2019 Salı
Çalışma 77-83:
- Allah(cc)'ın ayetlerini inadla inkar edenlere bir bakın ne diyorlar:'Siz ne derseniz deyin, bize mal da , evlata ta verilecek'. Yoksa bunlar , gaybı (geleceği) bilmenin bir yöntemini mi bulmuşlar? Ya da, sınırsız rahmet Sahibi ile bir anlaşma mı yapmışlar? Asla!. Söyledikleri not edildi ve ahirette çekecekleri azabı arttırmaktan başka bir işe de yaramıyacak!. Bu övündükleri sahip oldukları her şey Allah(cc)'a kalacak ve onlar huzura tek başlarına çıkarılacaktır! Bu gibiler, Allah(cc)'tan başkasını kendilerine nüfus ve statu kazandırsın diye ilahlaştırır.(Yani toplamda onların derdi; mal,evlad,nüfus ve statudur, kısacası masa,nisa ve kasa'dır). Ama, o ilahlaştırdıkları onlara ahirette düşman olacak ve yaptıklarını reddetecektir. Dikkat edin bakın, bu gibi tiplere, öyle şeytanlar musallat ederiz ki, onları sürekli kışkırtır dururlar daha fazla kötülük için. ( تَؤُزُّهُمْ أَزًّا .. buradaki (أَزًّا) genelde tahrihi ifade eder ama farkına varılamayan tahrik! (In short, it means to instigate someone in such a way that they can’t realize that they are being instigated(Lughat-ul-Quran)))
19 Ağustos 2019 Pazartesi
Çalışma 75:
- Allah(cc), sapıklık içine gömülüp kalmış kimseye ömür vermiş, dünyalıklarını arttırmış ne çıkar ki? Nasıl olsa, kendilerinin tehdit edildiği cezayı görecekler veya Kıyamet'i karşılarında bulacaklar ve anlayacaklar kimin makamı düşük, kim daha güçlü ve zayıf!.
(verilen mühlet kendilerini düzeltsin diye mi yoksa günahlarını daha da arttırsın diye mi konusu, müfessirler arasında da farklılık gösterir, fakat
( مَنْ كَانَ فِي الضَّلَالَةِ فَلْيَمْدُدْ لَهُ الرَّحْمَٰنُ مَدًّا ) ayetindeki مَدًّا (mudd) genelde bazı müfessirler tarafından negatif bir şeyi ifade ettiği söylenir (Lughat-ul-Quran). Ayetin içeri ve sonrasındaki karşılaşacakları düşünüldüğünde, başka sürelerdeki ayetlerde de Allah(cc)'ın buyurduğu gibi, verilen müddetin günahlarını iyice arttırsınlar ki, Kıyamette hiç bir nasipleri kalmasın için olduğu düşünülebilinir. Allah(cc) en doğrusunu bilir.)
Çalışma 73-74:
- Allah(cc)'ın ayetleri ne zaman bütün açıklığı ile kendilerine ulaşmışsa, inkarda ısrarla inad edenler, imanda sebat edenlere:' Bu insanlardan hangisi konum olarak daha üstün ve güçlü, hangisi daha iyi ve seçkindir?' diye sorarlar. Ama bilsinler ki, önceki bir çok uygarlık ta, onlardan daha üstün ve varlıklı idi ama Allah(cc) onları helak etti.
18 Ağustos 2019 Pazar
Çalışma 71-72:
- Evet, her insan cehenneme mutlaka uğrayacaktır, bu Allah(cc)'ın bir kesinleşmiş hükmüdür, fakat, Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilinci ile davrananları, cehennemin yakmasına müsaade etmeyecek ve onları kurtaracaktır. Buna karşılık, zalimleri orada diz üstü çökmüş vaziyette bırakacaktır.
17 Ağustos 2019 Cumartesi
Çalışma 66-70:
- Bütün bunlara rağmen, kimileri kalkıp:' Ne yani, öldükten sonra tekrar mı diriltileceğiz?' derler. Onlar hiç bir şey değilken Allah(cc) onları yaratmıştı, düşünmezler mi? Bu tipler, hayattayken kendilerini yönlendiren şeytani güçlerle birlikte cehennemde diz üstü çöktürülecekler ve içlerinde kendilerine bağımlı zayıf ve bilgisizleri de yoldan çıkaranlar ayıklanarak onlara daha fazla azap verilecektir.
Çalışma 60-63:
- Ancak, bu nesiller içinde tevbe edip, iman ederek ıslah edici ameller işleyen cennete girecek ve kendilerine asla en küçük bir haksızlık ta yapılmayacaktır. O cennet ki, sonsuz nimet ve mutluluk yeridir ve o kullar bunu görmeden Allah(cc)'ın vaaadi olarak inanmışlardır. Allah(cc)'ın vaadi mutlaka yerine gelir. Onlar orada emniyet ve huzur içindedir ve kendilerine sürekli ziyafetler de sunulmaktadır. O cennet ki, kalpleri Allah(cc)'a karşı sorumluluk duygusuyla dolu olan, günahlardan sakınarak Allah(cc)'ın azabından da kaçınan kullarına varis kılmıştır.
16 Ağustos 2019 Cuma
Çalışma 58:
- Bütün bu zatlar, Allah(cc)'ın kendilerine hususi nimetler bahşettiği peygamberlerden, Adem(as) neslinden, Nuh(as) ile gemide taşınanların neslinden, İbrahim(as) ve Yakup(as) neslinden Allah(cc)'ın hidayete erdirip seçtiği kimselerdendi. Rahman'ın ayetleri okunduğunda ağlayarak secdeye kapanırlardı.
15 Ağustos 2019 Perşembe
14 Ağustos 2019 Çarşamba
Çalışma 41-50:
- Evet, aynı şekilde, İbrahim(as) da anılıyor. O, babası ve kavminin doğru yolu bulmasını çok istemiş ve çok çaba sarfetmiş fakat, babası ve kavmi O'na karşı çıkmıştır ve O'nu hicrete zorlamıştır. İbrahim(as) da babası ve kavmi için dua etmiş ve hicret etmiştir. Allah(cc) da O'na daha dünyada İshak(as) ve Yakup(as)ı müjdelemiştir.
13 Ağustos 2019 Salı
Çalışma 39-40:
- O halde, her şeyin hükme bağlanmış olacağı O gün hakkında onları uyar ,zira onlar gaflet içindeler, dahası onlar hala diriltileceklerine inanmış değiller!. Halbuki, o gün yeryüzü ve onun üzerinde yaşayan herkes yok olacak, geriye bir tek Allah(cc) kalacaktır!. Nitekim herkes , Allah(cc)'a dönecektir.
Çalışma 35-38:
- Allah(cc)'ın bir evlat edinmesi söz konusu değildir! Allah(cc), böyle bir şeyin çok ötesindedir. Allah(cc) bir şeyin olmasını murad ettiğinde; 'Ol' der , o şey oluverir. Ve, İsa(as)'ın her zaman söyleye geldiği gerçek şudur ki (Ali imran:51'de de aynı); ' Benim de , sizin de rabbiniz Allah(cc)'dır. Dolayısıyla, sadece O'na kulluk edin. Dosdoğru yol budur '. Durum böyle iken, İsa(as)'ın durumu hakkında sürekli çekişip duruyorlar. Gerçeklerin bütün açıklığı ile ortaya döküleceği o büyük gün vay haline o inkarcıların!. O gün, Allah(cc) karşısında gerçeği işitecekler ve görecekler, fakat bu onlara bir fayda sağlamayacak, dünyada iken yapıp ettikleri ile bir kere yoldan çıkmışlar zaten!.
12 Ağustos 2019 Pazartesi
Çalışma 16-34:
- Hz. Meryem(as) da kendisini ibadet, tefekkür ve mabedin hizmetine adamıştı. Hiç bir erkek eli kendisine dokunmamış iken, Cebrail(as) ona bir erkek çocuk müjdelemiş, bunun Allah(cc)'ın buyruğu oldugunu iletmiştir. Meryem(as) da hamile kaldıktan sonra , insanlardan uzak bir yere çekilmiş, ve doğumu beklemiş, doğum sansıları onu, bir hurma ağacının altında yakalamış ve doğum yapmıştır. Daha sonra, bebeği kucağına alarak insanların arasına dönmüş ve insanlar da, onun kucağındaki bebeği görünce Meryem(as)'ı ayıplamışlar , oda bebeği işaret ederek, ona sormalarını istemiş, bebek te (Hz. İsa (as)) kundakta konuşmaya başlayarak kendisini anlatmıştır. Hristiyan ve musevilerin hakkında farklı versiyonlar anlattıkları Meryem(as) ile ilgili kıssa bu şekilde iletilerek, işin doğrusu nakledilmiştir.
11 Ağustos 2019 Pazar
Çalışma 12-15:
- Evet, Yahya(as) doğdup büyüdüğünde:' Ey Yahya!, İlahi mesaja sıksıkı sarıl' diye ögüt verildi ve O derin bir muhakeme yeteneği ile kuşatılmıştı. Anne-babasına karşı da saygılı ve gözetleyici idi, zorba ve dik başlı biri değildi. Bunun içindir ki, doğduğu gün de , öldüğü günde Allah(cc)'ın selamı onun üzerineydi, yeniden dirilteleceği gün de olacaktır.
10 Ağustos 2019 Cumartesi
Çalışma 1-11:
- Allah(cc)'ın, Zekeriya (as)'ın bir oğul istemesi ve Allah(cc)'ın da bu duasını kabul ederek ona,ihtiyar yaşına ve karısının kısır olmasına rağmen bir oğul vermesininin, diğer kitaplardaki anlatılan versiyonlarındaki çarpıklıkları da düzelterek tekrar anlatması, bir bakıma Meryem(as)'ın, İsa(as)'ı babasız doğurması ile ilgili gerçeğe bir giriş niteliği taşıdığı görülebilinir. Zira, diğer kitaplarda da, Zekeriya(as)'ın ihtiyar ve kısır karısı ile çocuk edinmesi anlatılır, fakat bazı çarpıklıklarla!. Bunun yanısıra, Meryem(as)'ın babasız İsa(as) doğurması Kuran'dan tümüyle farklıdır. İhtiyar baba ve kısır anneye bebek nasip eden Allah(cc) (ki bu görüşe bütün diğer ehli kitap ta inanır, biraz farklı versiyonlarla tabii!!), şüphesiz, babasız olarak ta, Meryem(as)'a bebek nasip etmiştir. Çünkü bu, her şeyi yaradan Allah(cc)'a kolaydır.
Bu kıssada ki diğer bir dikkat çekici nokta; Zekeriya(as)'ın ihtiyar haliyle ve kısır karısı ile bir oğul istemesi üzerine, kendisine müjde Allah(cc) tarafından verilmesine rağmen , bunun nasıl olacağını aklen sorgulaması ve bunun anlatılması da, Allah(cc)'ın insan aklına ve onu kullanmaya verdiği değeri gösteriyor olsa gerektir. Bunun üzerine Allah(cc) ,bir bakıma, Zekeriya(as)'ın aklını da mutmain kılmıştır. (İncilde, ihtiyar ve kısır karısı ile nasıl çocuğu olacağını sorgulayan Zekeriya(as)'ın ceza olarak dilinin tutulduğu ve konuşamadığı söylenir(Luka))
9 Ağustos 2019 Cuma
Çalışma 1:
Meryem süresi:
(Diyanet çevirisi:)
Meryem süresi:
(Diyanet çevirisi:)
| 1. | Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd. |
| 2. | Bu, Rabbinin, Zekeriya kuluna olan merhametinin anılmasıdır. |
| 3. | Hani o Rabbine gizli bir sesle yalvarmıştı. |
| 4. | O şöyle demişti: "Rabbim! Şüphesiz kemiklerim gevşedi. Saçım sakalım ağardı. Sana yaptığım dualarda (cevapsız bırakılarak) hiç mahrum olmadım." |
| 5, 6. | "Gerçek şu ki ben, benden sonra gelecek akrabalarım(ın isyankâr olmaların)dan korkuyorum. karım ise kısırdır. Bana kendi tarafından; bana ve Yakub hanedanına varis olacak bir çocuk bağışla ve onu hoşnutluğuna ulaşmış bir kimse kıl!" |
| 7. | (Allah şöyle dedi:) "Ey Zekeriyya! Haberin olsun ki biz sana Yahya adlı bir oğul müjdeliyoruz. Daha önce onun adını kimseye vermedik." |
| 8. | Zekeriyya, "Rabbim!" "Hanımım kısır ve ben de ihtiyarlığın son noktasına ulaşmış iken, benim nasıl çocuğum olur?" |
| 9. | (Vahiy meleği) dedi ki: "Evet, öyle. (Ancak) Rabbin diyor ki: "Bu bana göre kolaydır. Nitekim daha önce, hiçbir şey değil iken seni de yarattım." |
| 10. | Zekeriyya, "Rabbim, öyleyse bana (çocuğumun olacağına)bir işaret ver", dedi. Allah da, "Senin işaretin, sapasağlam olduğun halde insanlarla (üç gün) üç gece konuşamamandır" dedi. |
| 11. | Derken Zekeriya ibadet yerinden halkının karşısına çıktı. (Konuşmak istedi, konuşamadı) ve onlara "Sabah akşam Allah'ı tespih edin" diye işaret etti. |
| 12, 13, 14. | (Yahya dünyaya gelip büyüyünce onu peygamber yaptık ve kendisine) "Ey Yahya kitaba sımsıkı sarıl" dedik. Biz ona daha çocuk iken hikmet ve katımızdan kalp yumuşaklığı ve ruh temizliği vermiştik. O, Allah'tan sakınan, anne babasına iyi davranan bir kimse idi. İsyancı bir zorba değildi. |
| 15. | Doğduğu gün, öleceği gün ve diriltileceği gün ona selam olsun! |
| 16, 17. | (Ey Muhammed!) Kitapta (Kur'an'da) Meryem'i de an.Hani ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmiş ve (kendini onlardan uzak tutmak için) onlarla arasında bir perde germişti. Biz, ona Cebrail'i göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü. |
| 18. | Meryem, "Senden, Rahmân'a sığınırım. Eğer Allah'tan çekinen biri isen (bana kötülük etme)" dedi. |
| 19. | Cebrail, "Ben ancak Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir çocuk bağışlamak için gönderildim" dedi. |
| 20. | Meryem, "Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım halde, benim nasıl çocuğum olabilir?" dedi. |
| 21. | Cebrail, "Evet, öyle. Rabbin diyor ki: O benim için çok kolaydır. Onu insanlara bir mucize, katımızdan bir rahmet kılmak için böyle takdir ettik. Bu zaten (ezelde) hükme bağlanmış bir iştir" dedi. |
| 22. | Böylece Meryem çocuğa gebe kaldı ve onunla uzak bir yere çekildi. |
| 23. | Doğum sancısı onu bir hurma ağacına yöneltti. "Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitmiş olsaydım!" dedi. |
| 24. | Bunun üzerine (Cebrail) ağacın altından ona şöyle seslendi: "Üzülme, Rabbin senin alt tarafında bir dere akıttı." |
| 25. | . "Hurma ağacını kendine doğru silkele ki sana taze hurma dökülsün." |
| 26. | "Ye, iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan, "Şüphesiz ben Rahmân'a susmayı adadım. Bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım" de. |
| 27. | Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. Onlar şöyle dediler: "Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!" |
| 28. | "Ey Hârûn'un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi." |
| 29. | Bunun üzerine (Meryem, çocukla konuşun diye) ona işaret etti. "Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?" dediler. |
| 30. | Bebek şöyle konuştu: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. Bana kitabı (İncil'i) verdi ve beni bir peygamber yaptı." |
| 31. | "Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekatı emretti." |
| 32. | "Beni anama saygılı kıldı. Beni azgın bir zorba kılmadı." |
| 33. | "Doğduğum gün, öleceğim gün ve diriltileceğim gün bana selâm (esenlik verilmiştir)." |
| 34. | Hakkında şüpheye düştükleri hak söze göre Meryem oğlu İsa işte budur. |
| 35. | Allah'ın çocuk edinmesi düşünülemez. O bundan yücedir, uzaktır. Bir işe hükmettiği zaman ona sadece "ol!" der ve o da oluverir. |
| 36. | Şüphesiz, Allah, benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse (yalnız) O'na kulluk edin. Bu, dosdoğru bir yoldur. |
| 37. | (Fakat hıristiyan) gruplar, aralarında ayrılığa düştüler. Büyük bir günü görüp yaşayacakları için vay kafirlerin haline! |
| 38. | Bize gelecekleri gün (gerçekleri) ne iyi işitip ne iyi görecekler! Ama zalimler bugün apaçık bir sapıklık içindedirler. |
| 39. | Onları, gaflet içinde bulunup iman etmezlerken işin bitirileceği o pişmanlık günüyle uyar. |
| 40. | Şüphesiz yeryüzüne ve onun üzerindekilere biz varis olacağız, biz! Ancak bize döndürülecekler. |
| 41. | Kitapta İbrahim'i de an. Gerçekten o, son derece dürüst bir kimse, bir peygamber idi. |
| 42. | Hani babasına şöyle demişti: "Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?" |
| 43. | "Babacığım! Doğrusu, sana gelmeyen bir ilim bana geldi. Bana uy ki seni doğru yola ileteyim." |
| 44. | "Babacığım! Şeytana tapma! Çünkü şeytan Rahmân'a isyankâr olmuştur." |
| 45. | "Babacığım! Doğrusu ben, sana, çok esirgeyici Rahmân tarafından bir azabın dokunmasından, böylece şeytana bir dost olmandan korkuyorum." |
| 46. | Babası, "Ey İbrahim! Sen benim ilahlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen, mutlaka seni taşa tutarım. Uzun bir süre benden uzaklaş!" dedi. |
| 47. | İbrahim şöyle dedi: "Esen kal! Senin için Rabbimden af dileyeceğim. Şüphesiz O, beni nimetleriyle kuşatmıştır." |
| 48. | "Sizi ve Allah'tan başka taptıklarınızı terk ediyor ve Rabb'ime ibadet ediyorum. Rabbime ibadet etmekle de mutsuz olmayacağımı umuyorum." |
| 49. | İbrahim, onları da onların taptıklarını da terk edince ona İshak ile Yakub'u bağışladık ve her birini peygamber yaptık. |
| 50. | Onlara rahmetimizden bağışta bulunduk. Onlar için yüce bir doğruluk dili var ettik (güzel bir söz ile anılmalarını temin ettik). |
| 51. | Kitapta, Mûsâ'yı da an. Şüphesiz o seçkin bir insan idi. Bir resül, bir nebi idi. |
| 52. | Ona, Tûr dağının sağ tarafından seslendik ve kendisi ile gizlice konuşmak için kendimize yaklaştırdık. |
| 53. | Rahmetimiz sonucu kardeşi Hârûn'u bir nebi olarak kendisine bahşettik. |
| 54. | Kitap'ta İsmail'i de an. Şüphesiz o sözünde duran bir kimse idi. Bir resül, bir nebi idi. |
| 55. | Ailesine namaz ve zekatı emrederdi. Rabb'inin katında da hoşnutluğa ulaşmıştı. |
| 56. | Kitap'ta İdris'i de an. Şüphesiz o doğru sözlü bir kimse, bir nebi idi. |
| 57. | Onu yüce bir makama yükselttik. |
| 58. | İşte bunlar, Adem'in ve Nûh ile beraber (gemiye) bindirdiklerimizin soyundan, İbrahim'in, Yakub'un ve doğru yola iletip seçtiklerimizin soyundan kendilerine nimet verdiğimiz nebîlerdir. Kendilerine Rahmân'ın âyetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı. |
| 59. | Onlardan sonra, namazı zayi eden, şehvet ve dünyevi tutkularının peşine düşen bir nesil geldi. Onlar bu tutumlarından ötürü büyük bir azaba çarptırılacaklardır. |
| 60, 61. | Ancak tövbe edip inanan ve salih amel işleyenler başka. Onlar cennete, Rahmân'ın, kullarına gıyaben vaad ettiği "Adn" cennetlerine girecekler ve hiçbir haksızlığa uğratılmayacaklardır. Şüphesiz onun va'di kesinlikle gerçekleşir. |
| 62. | Orada boş söz işitmezler. Yalnızca (meleklerin) "selam!" (deyişini) işitirler. Orada sabah akşam rızıkları da vardır. |
| 63. | İşte bu, kullarımızdan Allah'a karşı gelmekten sakınanlara miras kılacağımız cennettir. |
| 64. | (Cebrail şöyle dedi:) "Biz ancak Rabbinin" emriyle ineriz. Önümüzdekiler, arkamızdakiler ve bunlar arasındakiler hep O'nundur. Rabbin unutkan değildir." |
| 65. | (Allah) göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbidir. Şu halde, O'na ibadet et ve O'na ibadet etmede sabırlı ol. Hiç, O'nun adını taşıyan bir başkasını biliyor musun? |
| 66. | İnsan, "Öldüğümde gerçekten diri olarak (topraktan) çıkarılacak mıyım?" der. |
| 67. | İnsan, daha önce hiçbir şey değil iken kendisini yarattığımızı düşünmez mi? |
| 68. | Rabbine andolsun, onları şeytanlarla beraber mutlaka haşredeceğiz. Sonra onları kesinlikle cehennemin çevresinde diz üstü hazır edeceğiz. |
| 69. | Sonra her bir topluluktan, Rahman'a karşı en isyankâr olanları mutlaka çekip çıkaracağız. |
| 70. | Sonra, oraya girmeye en layık olanları muhakkak ki en iyi biz biliriz. |
| 71. | (Ey insanlar!) Sizden cehenneme varmayacak hiç kimse yoktur. Rabbin için bu, kesin olarak hükme bağlanmış bir iştir. |
| 72. | Sonra Allah'a karşı gelmekten sakınanları kurtarırız da zalimleri orada diz üstü çökmüş halde bırakırız. |
| 73. | Âyetlerimiz kendilerine apaçık bir şekilde okunduğu zaman, inkar edenler, inananlara, "İki topluluktan hangisinin bulunduğu yer daha hayırlı meclis ve mahfili daha güzeldir?" dediler. |
| 74. | Biz onlardan önce, mal-mülk ve görünümü daha güzel olan nice nesilleri helak ettik. |
| 75. | (Ey Muhammed!) De ki: "Kim sapıklık içinde ise Rahmân onlara, istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı, ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş, kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler. |
| 76. | Allah doğruya erenlerin hidayetini artırır. Kalıcı salih ameller Rabbinin katında sevap bakımından da daha hayırlıdır, sonuç itibari ile de. |
| 77. | Âyetlerimizi inkar edip "Bana elbette mal ve evlat verilecek!" diyen kimseyi gördün mü? |
| 78. | Gaybı mı görüp bilmiş, yoksa Rahmân'dan bir söz mü almış? |
| 79. | Hayır! (İş onun dediği gibi değil). Biz onun söylediklerini yazacağız ve azabını arttırdıkça arttıracağız! |
| 80. | Onun (ahirette sahip olacağını) söylediği şeylere biz varis olacağız ve o bize tek başına gelecek. |
| 81. | Onlar, kendileri için kuvvet ve şeref (kaynağı) olsunlar diye, Allah'tan başka ilahlar edindiler. |
| 82. | Hayır! İlahları, onların ibadetlerini inkar edecekler ve kendilerine düşman olacaklar. |
| 83. | Kafirlerin başına, onları durmadan (günaha ve azgınlığa) tahrik eden şeytanları gönderdiğimizi görmedin mi? |
| 84. | Ey Muhammed! Şu halde onların azaba uğramalarını istemekte acele etme. Biz onlar için ancak (takdir ettiğimiz günleri) sayıp durmaktayız. |
| 85, 86. | Allah'a karşı gelmekten sakınanları Rahmân'ın huzurunda bir elçiler heyeti gibi toplayacağımız, suçluları da suya koşan susuz develer gibi cehenneme sevkedeceğimiz günü düşün! |
| 87. | Rahmân'ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır. |
| 88. | Onlar, "Rahmân bir çocuk edindi" dediler. |
| 89. | Andolsun, siz çok çirkin bir şey ortaya attınız. |
| 90, 91. | Rahman'a çocuk isnat etmelerinden dolayı neredeyse gökler parçalanacak, yer yarılacak, dağlar yıkılıp çökecektir! |
| 92. | Halbuki Rahmân'a bir çocuk edinmek yakışmaz. |
| 93. | Göklerdeki ve yerdeki herkes Rahman'a kul olarak gelecektir. |
| 94. | Andolsun, Allah onları ilmiyle kuşatmış ve tek tek saymıştır. |
| 95. | Onlar(ın her biri) kıyamet günü O'na tek başına gelecektir. |
| 96. | İnanıp salih ameller işleyenler için Rahmân, (gönüllere) bir sevgi koyacaktır. |
| 97. | Ey Muhammed! Biz, Allah'a karşı gelmekten sakınanları Kur'an ile müjdeleyesin, inat eden bir topluluğu da uyarasın diye, onu senin dilin ile (indirip) kolaylaştırdık. |
| 98. | Biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik. Onlardan hiçbirini hissediyor yahut onların bir fısıltısını olsun işitiyor musun? |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)