30 Haziran 2019 Pazar

Çalışma 14-17:
  •  Evet, insanlar gibi Allah(cc)'a teslim olmuş sorumluluk bilinci ile davranan cinler olduğu gibi, sapıtmış ve yoldan sapmışları da var onların sonu cehennemdir. Onlar dosdoğru yolda gitselerdi, Allah(cc) nimetlerini çok çok daha arttırarak verirdi, ama her şeyi bir imtahan vesilesi yaparak, kim Allah(cc)'tan ve O'nun mesajından yüz çevirirse onu gittikçe artan bir azaba uğratacaktır.
Çalışma 9-13:
  •  Evet, insanların bir çok olağanüstülük atfattikleri cinler kendi ağızları ile, aciz olduklarını ve Allah(cc)'ın rehberliğine ve rahmetine ne kadar muhtaç birer yaratık olduklarını dile getiriyorlar.

29 Haziran 2019 Cumartesi

Çalışma 1-9:
  •  Razi'nin naklettiğine göre; İbn Abbas (r.a) şöyle der: "Cinler, Hz. İsa (a.s) ile, Hz. Muhammed (a.s) arasındaki fetret döneminde (peygambersiz dönemde), göğe yöneliyor ve göğün haberlerini (meleklerin muhaberelerini) dinliyor, bu haberleri kâhinlere ulaştırıyorlardı. Allah Teâlâ, Hz. Peygamber (s.a.s)´i peygamber olarak gönderince, gök korunmaya alındı. Böylece de şeytanlar (cinler) ile gök haberleri arasına engel konuldu. Şihablar (alevler), onların üzerine atıldı. Bunlar da İblise gidip, bu durumu haber verdiler. Bunun üzerine İblis, "Bunun mutlaka bir sebebi vardır, olmalı. Dolayısıyla sizler, yeryüzünün doğusunu-batısını (her yerini) karış karış gezip, bu sebebi bulmaya çalışın" dedi. Bunun üzerine o araştırıcılardan bir gurup, Tihâme´ye geldiler ve Ukaz panayırında Hz. Peygamber (s.a.s)´i, ashabına sabah namazını kıldırırken buldular. Okuduğu Kur´ân´ı duyunca dinlemeye başladılar ve "İşte, vallahi, sizinle göğün haberleri arasına girip, sizi engellemeye sebep olan şey budur" dediler. Oradan kavimlerine dönerek, "Ey kavmimiz, gerçekten hayranlık veren bir Kur´ân dinledik" dediler. Allah Teâlâ da Hz. Peygamber (s.a.s)´e, bu gaybî durumu haber verdi ve "De ki: Bana şu hakikatler vahyolundu..." buyurdu."

28 Haziran 2019 Cuma

Çalışma 1:

Cin  süresi:
     (Diyanet çevirisi:)

1, 2. (Ey Muhammed!) De ki: "Bana cinlerden bir topluluğun (Kur'an'ı) dinleyip şöyle dedikleri vahyedildi: "Şüphesiz biz doğruya ileten hayranlık verici bir Kur'an dinledik de ona inandık. Artık Rabbimize hiç kimseyi asla ortak koşmayacağız."
3. "Doğrusu Rabbimizin şanı çok yücedir; ne bir eş edinmiştir, ne de bir çocuk."
4. "Demek bizim beyinsiz olanımız Allah hakkında doğruluktan uzak sözler söylüyormuş."
5. "Şüphesiz biz, insanların ve cinlerin Allah hakkında asla yalan söylemeyeceklerini sanıyorduk."
6. "Doğrusu insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazılarına sığınırlardı da, cinler onların taşkınlıklarını artırırlardı."
7. "Gerçekten onlar da, sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi öldükten sonra tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı."
8. "Kuşkusuz biz göğe ulaşmak istedik, fakat onu çetin bekçilerle ve yakıcı ışıklarla dolu bulduk."
9. "Halbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur."
10. "Hakikaten biz bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü istendi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?"
11. "Doğrusu içimizde salih olanlar da var, olmayanlar da. Ayrı ayrı yollar tutmuşuz."
12. "Muhakkak ki biz Allah'ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı, kaçarak da onu aciz bırakamayacağımızı anladık."
13. "Gerçekten biz hidayet rehberini (Kur'an'ı) işitince ona inandık. Kim Rabbine inanırsa, artık ne hakkının eksik verilmesinden, ne de haksızlığa uğramaktan korkar."
14. "Kuşkusuz içimizde müslüman olanlar da var, hak yoldan sapanlar da var. Kim müslüman olursa, işte onlar doğruyu arayıp bulmuşlardır."
15. "Hak yoldan sapanlara gelince, onlar cehenneme odun olmuşlardır."
16, 17. Yine de ki: "Bana şöyle de vahyedildi: ‘Eğer yolda dosdoğru olurlarsa mutlaka onlara bol yağmur yağdırırız ki bununla onları imtihan edelim. Kim Rabbinin zikrinden (Kur'an'dan) yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe yükselen bir azaba sokar."
18. "Şüphesiz mescitler, Allah'ındır. O halde, Allah ile birlikte hiç kimseye kulluk etmeyin.
19. "Allah'ın kulu (Muhammed), O'na ibadet etmek için kalktığında cinler nerede ise (Kur'an'ı dinlemek için kalabalıktan) onun etrafında birbirlerine geçiyorlardı."
20. De ki: "Şüphesiz ben ancak Rabbime ibadet ederim ve O'na hiç kimseyi ortak koşmam."
21. De ki: "Şüphesiz ben, size ne zarar verebilir ne de fayda sağlayabilirim."
22. De ki: "Gerçekten beni Allah'a karşı hiç kimse asla koruyamaz ve yine asla O'ndan başka sığınacak kimse de bulamam."
23. "Ancak Allah'tan gelenleri tebliğ edebilirim ve O'nun vahiylerini açıklayabilirim. Kim Allah'a ve Resülüne karşı gelirse, şüphesiz onlar için, içinde ebedi kalacakları cehennem ateşi vardır."
24. Nihayet uyarıldıkları şeyi gördüklerinde kimin yardımcısı daha zayıf, kimin sayısı daha azmış, bilecekler.
25. De ki: "Sizin uyarıldığınız şey yakın mıdır, yoksa Rabbim ona uzun bir süre mi koyacaktır, bilemem."
26. O gaybı bilendir. Hiç kimseye gaybını bildirmez.
27, 28. Ancak seçtiği resüller başka. (Onlara bildirir.) Fakat O, Resülün önünde ve arkasında gözetleyici (melek)ler yürütür ki resüllerin, Rablerinin vahiylerini tebliğ ettiklerini bilsin. Allah onların her halini kuşatmış ve her şeyi inceden inceye sayıp dökmüştür.

27 Haziran 2019 Perşembe

--------------------------
Sonuç
  Araf 
süresi:
  •  Evet insan kimi takip ederse onun akibetine uğrar. Allah(cc)'ın verdiği nimetler karşısında şükretmeyen ve O'nun rızası yolunda davranış sergilemeyen şeytanın yolundadır. Ama, Allah(cc)'a yönelerek sorumluluk bilinci ile fıtrata uygun davranan kişi hidayete erişecek ve basireti açılacaktır. Peki bu nasıl olacaktır? Kuran'la!. Tıpkı fıtraten temiz olan toprak gibi, üzerine düşen Allah(cc)'ın mesajı ondaki bütün güzellikleri yeşertecekdir. 
     Geçmiş kavimlere örnek olarak bakan insan şunu görür; kibir, hased ve dünyalık menfaatlere dini bir engel olarak görme insanı şeytanın yoluna sürükler ve onun takipçisi olmasını kolaylaştırır.
     Kuran, bir öğüt ve uyarı vasıtası olarak, eğer insan sorumluluk bilinci ile davranırsa, insandaki fıtraten var olan basireti ortaya çıkaracak ve şeytandan gelen her türlü aldatmaya karşı kul, her zaman doğruyu görecek ve yapacaktır. Allah(cc), her zaman ve koşulda, Kuran'a sarılarak, aklı kullanıp, sorumluluk bilinci ile davranmayı, kullarından istemektedir. Fıtrata da bu işlenmiştir.
     İnsana yakışan, fıtratına uygun yol tutup, iyiliği emretmek, ve her durum ve koşulda doğruyu yapmaktır. Bu basiret te, ancak Kuran'ın yol göstericiliği ve rahmeti ile olur.
     Yine insan yakışan, her durum ve koşulda, Allah(cc)'a şükretmek ve O'ndan sakınarak O'nu anmaktır. Allah(cc)'a yakın olanlar asla kibirlenmezler ve Allah(cc)'ın sınırsız yüceliğini övgüyle anıp, sadece O'na secde edip teslim olurlar

26 Haziran 2019 Çarşamba

Çalışma 205-206:
  •  Yine insana yakışan, Allah(cc)'ı sabah akşam, alçakgönüllülükle ve O'ndan sakınarak yüksek olmayan bir sesle anmaktır. Allah(cc)'a yakın olanlar, O'na kullukta asla kibirlenmezler ve sürekli O'nun sınırsız yüceliğini övgüyle anar ve sadece O'na secde edip teslim olurlar.
Çalışma 203-204:
  •  Evet, insana yakışan, fıtrat sözleşmesine uygun hareket etmektir. Peki bu basireti nasıl kazanacak? Bu da Kuran'la olacaktır. İnsana doğruyu yapma basireti kazandıran, yol gösterici ve rahmet kaynağı Kuran'dır. Bunun içindir ki, ne zaman Kuran okunup müzakere edilse, hemen susup dinlemek ve yararlanmaya çalışmak gerekir.

25 Haziran 2019 Salı

Çalışma 199-202:
  •  İnsana yakışan, fıtrata uygun yol tutmaktır, iyi olanı emretmek ve haddini bilmezlere aldırmamaktır. Şeytandan bir vesvese gelirse, hemen Allah(cc)'a sığınılmalıdır, zira, Allah(cc) her şeyi gören ve işitendir.
    Şüphesiz, Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilinci ile davranan insanlara şeytandan bir kuruntu ilişirse, hemen fıtrat sözleşmesini hatırlarlar ve işin gerçeğini kavrarlar. Kendi inançsız kardeşleri onları sapıklığa sürüklemek istese bile, doğru olan neyse onu yapmaktan geri durmazlar.

24 Haziran 2019 Pazartesi

Çalışma 191-198:
  •  İnsanlar ne kadar kötü şeylerden medet umuyorlar! Allah(cc)'tan başka her ne varsa tapılan veya medet umulan onlar da insanlar gibi bir yaratılmışdır.! Allah(cc)'tan başkasından bir şey beklemek ve ummak ta boşa ve beyhude bir iştir.!
    Her şeyin yaratıcısı ve sahibi Allah(cc) 'tır. O'nun dışında yaratılmışların hiç bir yardımı olamaz.

23 Haziran 2019 Pazar

Çalışma 189-190:
  •  İnsanin yaradılışına bakın, nasıl yaratılıyor, nasıl eş verilmiş, evlat verilmiş, ama insan nankörlük yapıp  olayları yanlış yorumluyor.


22 Haziran 2019 Cumartesi

Çalışma 187-188:
  •  Evet, aciz ve fani olan insan, Kıyamet'in ne zaman kopacağını merak ve araştırma yerine, O'nun ansızın geleceğini ve bu konuda kimseye hiç bir şekilde bir bilgi verilmediğini bilmelidir. Çünkü geleceği, Allah(cc)'ın elçisi olan peygamberler dahil hiç kimse bilemez, bilseler di kendilerine bir zararın gelmesini önceden bilip, önlerlerdi. Onların görevi sadece bir uyarı ve müjdeci olmaktır.

21 Haziran 2019 Cuma

Çalışma 184-186:
  •  Birazcık düşünen insan anlar ki, Peygamber(sav) ne getirmişse doğrudur ve O sadece bir uyarıcıdır. Yer/gök Allah(cc)'ın yarattıklarına biraz bakan kişi anlayacaktır. Allah(cc)'ın indirdiğine inanmayan neye inanacak ki? Allah(cc)'ın sapıklık içinde bıraktığı kimseyi kimse doğru yola getiremez, onlar bu sapkınlıkları içinde başıboş bir şekilde sürüklenip giderler.

20 Haziran 2019 Perşembe

Çalışma 180-183:
  •  En güzel isimler ve sıfatlar Allah(cc)'a aittir. Öyleyse, onlarla Allah(cc)'a yalvarıp, yakarın. O'nun isim ve sıfatlarını eğip büken kimselerden de uzak durun. Onlar zamanı gelince cezalarını bulacaklardır.
    Allah(cc)'ın yarattıkları arasında, başkalarına doğru yolu gösteren ve onun ışığında adaletle davranan kimseler de vardır. Ama, Allah(cc)'ın ayetlerini yalanlayanları, onlar ne olup bittiğini anlamadan adım adım alçaltacağız, onlar bir süreliğine kendi hallerine bırakılsalar da, sonunda Allah(cc)'ın düzeninin ne olduğunu görecekler.!
Çalışma 177-179:
  •  Allah(cc)'ın ayetlerini yalanlayanın hali ne kötü, sadece kendilerine zulmediyorlar. Kim Allah(cc)'ı rehber edinirse, doğru yola ulaşır, kim de sapıklıkta kalmayı tercih ederse, o gerçekten kaybedenlerdendir. Allah(cc)'ın koyduğu yasa budur.!
    Cehennem, kalbi olup idrak etmeyen, gözü olup görmeyen ve kulağı olup duymayan cin ve insanların çoğu için hazırlanmıştır. Onlar hayvan sürüsü gibidir, hatta ondan da aşağı! Körü körüne gaflete dalıp gitmiş tipler işte bunlardır!
    (Böyle tipler, Allah(cc)'ın verdiği kapasiteye rağmen, hayvanlar gibi, içgüdüleri ve tabii ihtiyaçlarına göre davranır, herhangi bir ahlaki, sorumluluk gerektiren tercih yapmaya yanaşmazlar. Hayvanlarda bu bilinç olmadığına göre,bu kapasite olupta kullanmayan, tabii olarak hayvandan da aşağıdır! )

19 Haziran 2019 Çarşamba

Çalışma 175-176:
  •  Evet, bir de Allah(cc)'ın kendisine imkan verip, mesajı konusunda bilgilenen (الَّذِي آتَيْنَاهُ آيَاتِنَا) kimsenin, daha sonra kendi heva ve hevesine uyarak, onu bir tarafa bırakıverip, şeytanın peşine takılan ve sonunda sapıtan kişinin durumuna bakın! Eğer o ilme sarılsaydı, yükselirdi. Ama kendi heva ve hevesine uydu ve çakıldı. Aynı bir köpek gibi, ona bir şey versen de vermesen de, dilini çıkarıp seğirtir durur.(kendi heva ve hevesini tatmin için, yapmayacağı dalkavukluk ve arsızlık kalmayacaktır, bir köpek gibi!.) Aklı olan anlar!

18 Haziran 2019 Salı

Çalışma 172-174:
  •  Allah(cc), insana, fıtraten, Allah(cc)'a kulluk etme ve O'nu tanıma ve algılama yatkınlığı vermiştir ve bu sayede insan fıtraten, nefsi aracılığı ile şeytanın dürtülerine uymasa, zaten Allah(cc)'ı bilecek ve O'na kulluk edecektir. Fıtratına aykırı davranan bunu anlasa da, türlü mazaretler uydurarak sorumluluktan kaçma eğiliminde olabilir ama bu onu kurtarmaz.
Çalışma 171:
  •  Allah(cc), her zaman ve koşulda, insanın , Kitaba sımsıkı sarılarak, aklını kullanmasını ve Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilincine ermesini istemektedir.

17 Haziran 2019 Pazartesi

Çalışma 169-170:
  •  Sonra başka kuşaklar bunları takip etti ve Kitaba varis oldular, fakat geçici dünya menfaaatlarına kapıldılar. Dünyalık menfaatler uğruna, karşılarına çıkan her fırsatı değerlendirdiler ve 'Nasıl olsa bir şekilde affediliriz' diyerek te hem bilinçli günay işlediler, hem de Allah(cc)'a olmayan şeyi söylediler. Halbuki böyle yapmayacaklarına dair onlardan Kitap aracılığıyla söz alınmıştı. Aklı olan kişi, Ahiret hayatını, dünya hayatına tercih eden ve ona göre sorumluluk bilinci ile davranan kişidir. Allah(cc), Kitaba sımsıkı sarılmaları ve kulluğun hakkını tam olarak vermeleri sebebi ile, ıslah edicilerin emeklerini asla zayi etmeyecektir.
Çalışma 168:
  •  Allah(cc), bu kavmi çeşitli topluluklar olarak yeryüzünün çeşitli yerlerine dağıttı ve onları, bazen bol nimetlerle bazen de zorluklarla imtahan etti. İçlerinde iyi ve erdemli kişiler olduğu gibi, öyle olmayanlar da vardı.

16 Haziran 2019 Pazar

Çalışma 164-167:
  •  Musa(as) kavmi içinde insanları kötülükten men ettirmeye çalışan bir toplulukta vardı, ama kötülük yapmamasına rağmen, kötülüğü engellemeye çalışanlara bir anlam veremeyen başka bir grup ta, imtahan sırrını kavrayamamıştı. Allah(cc) huzurunda, insanlar , sadece kötülük yapıp/yapmadıkları ile değil, aynı zamanda kötülüğü men ettirip, iyiliği teşvik edip etmediklerine göre de yargılanacaklar. Allah(cc), sadece, iyiliği teşvik/kötülüğü de men ettirmeye çalışanları koruyacağını özellikle belirtiyor. Diğerlerini de, kötülük ve günah işlemedeki ısrarları ile zulmedici olmaları dolayısıyla, kendisine gem vuramayan, sağa sola saldırarak taşkınlık eden maymunlara benzeteceğini söylüyor. Nitekim, Allah(cc), onların başlarına kıyamete kadar, kendilerini çeşitli belalara sürükleyecek kimseler musallat edeceğini de vurgulayarak, bütün bunlara rağmen, Allah(cc)'ın engin bir bağışlayıcı ve sonsuz bir merhamet kaynağı olduğu da hatırlatılıyor.

15 Haziran 2019 Cumartesi

Çalışma 163:
  •  Diğer bir örnek; Sebt günü Allah(cc)'ın koyduğu yasaklara uyma konusudur. Burada da, konulan yasaklara uyulmamıştır. Allah(cc) da onları bu konu ile imtahan etmiştir.
    (Deniz kıyısındaki bir beldede yaşayan Musa(as)'ın kavminden bir kısmı, Sebt günü, balıklar daha rahat davranıp, kıyıya daha çok geliyor diye, bir gün önceden ağlarını atarak balıkları o gün de yakalamayı ama, ağları da bir sonraki gün çekerek, sözde yasağa da uyduklarını gösteriyorlardı! Kimi kandırdıklarını sanıyorlardı acaba?
    İnsanlar, Allah(cc)'ın koyduğu yasaklara uyma konusunda sorumsuz ve dikkatsiz davranmada inad ederlerse, Allah(cc), o konu ile daha da imtahan eder ve insanların daha önce belki sadece fırsat olmaması sebebi ile işlemedikleri günahları işleyip işlemediklerine bakar.
    )
Çalışma 161-162:
  •  Allah(cc)'ın rahmet ve merhametine bir örnek olarak; çölde bir zaman Musa(as)'ın kavmine; 'Bu beldeye  tevazu ile taşkınlık yapmadan girin ve yerleşin.Allah(cc) da sizin hatalarınızı ve sürçmelerinizi affetsin' diye buyurduk. Onlar kendilerine zulmederek, söylenenin aksini yaptılar ve gazaba uğradılar.

14 Haziran 2019 Cuma

Çalışma 159-160:
  •  Musa(as) kavminde, hakkı anlatıp insanları doğru yola iletmeye çalışan, doğru ve adaletli  bir topluluk ta vardı. Onlar farklı topluluklara ayrıldılar ve çölde geçirdikleri süre boyunca Allah(cc)'ın rahmet ve merhametiyle çeşitli ikramlara duçar kılındılar.
Çalışma 157-158:
  •  Allah(cc)'ın af ve mağfiretinin kimlere olacağı bir kez daha vurgulanıyor. Kurtuluşa erenler, peygambere inanıp, O'na saygı gösterip yardım ederek, indirilene uyanlardır. Çünkü peygamberler, iyiliği emredip, kötülükten sakındırır, iyi ve temiz şeyleri helal, kötü ve çirkin şeyleri de haram kılarlar. Bütün peygamberlerin verdiği mesaj aynıdır.

13 Haziran 2019 Perşembe

Çalışma 154-156:
  •  Musa(as) kavmi içinden, 70 kişiyi seçerek, tevbe ve istiğfar için belirlenen yere gitmek üzere seçti. Ama, Bakara 55-56'da da belirtildiği gibi, onlar da Allah(cc)'ı görmek istemeleri üzerine, büyük bir sarsıntı ile sarsıldılar ve Musa(as), kavmi adına, içlerindeki bazı beyinsizlerin yaptıkları ve söylediklerinden dolayı, Allah(cc)'dan af ve mağfiret diledi. Ayetlerin devamında, Allah(cc)'ın af ve mağfiretinin, O'na karşı sorumluluk bilinci ile davranan kullarına olduğu bir kez daha hatırlatılmaktadır.

12 Haziran 2019 Çarşamba

Çalışma 148-153:
  •  Musa(as) kavmini bırakıp Sina dağına gidince vekil bıraktığı Harun(as)'ı pek dinlemeyen kavmi, yanlarında getirdikleri altın ve ziynetlerden, Samiri'nin de teşvik ve uygulamaları ile bir buzağı heykeli yaptılar ve ona tapmaya başladılar. Allah(cc)'ın Musa(as)'a haber vermesi üzerine kavmine geri dönen Musa(as) duruma el koyarak, müdahele etti. Allah(cc)'tan bağışlanma ve af istedi. Allah(cc) yerine başka şeyleri ilah edinenlerin başına Allah(cc)'ın gazabı ve zillet geleceği açık seçik net olduğu gibi, yaptıklarının çirkinliğinin farkına varıp Allah(cc)'a  yönelerek, pişman olup tevbe edenleri  Allah(cc), büyük rahmet ve merhamet kaynağı olarak, affedeceği de açıktır

11 Haziran 2019 Salı

Çalışma 145-147:
  •  Ve devamında, Allah(cc); insanların vahyettiğine sıkı sıkı sarılmaları gerektiğini, kibir ile Allah(cc)'ı ve hesap gününü yalanlayanlarının sonunu diğer insanlara ayan betan göstereceğini de beyan ederek, onların bu dünyada yaptıkları herşeyin boşa gittiğini dile getirmiştir.
Çalışma 142-144:
  •  Musa(as) kavmini bırakıp sina dağına Allah(cc) ile konuşmaya gittiğinde, kavminin daha önce (bakara:55)'da,  Allah(cc)'ı görme yoksa inanmayacaklarını dile getirerek istedikleri talepleri gibi, Allah(cc)'ı görmek istedi. Ama kavminin aksine inanmak için değildi. O zaten bir peygamber olarak Allah(cc)'a inanıyordu. Yine de görme isteğine karşılık Allah(cc), insanın, dünya gözüyle Allah(cc)'ı göremeyeceğini beyan ederek, kanıt olarakta, dağa tecelli edince ne olduğunu Musa(as)'a göstermiş ve bunun karşısında Musa(as) da 'Allah(cc)'ın dünya gözü ile görülmesinin imkansızlığını' ikrar etmiştir. Allah(cc) da; zaten Musa(as) ile konuşarak onu diğer insanlar arasında daha onurlu bir yere çıkardığını, kendisine vahyedilene sımsıkı sarılıp, şükretmesini beyan etmiştir.

10 Haziran 2019 Pazartesi

Çalışma 138-141:
  •  Firavun ve kavmi, kibir ve zulümlerinde dolayı helak olurken, Allah(cc)'ın firavunun elinden kurtardığı ve kutsal topraklara varis kıldığı halk, büyük bir mucizenin içinden az bir zaman önce geçtikleri halde, yine mısırdaki alışa geldikleri ve gördükleri puta tapma alışkanlıklarını bırakamamışlar, akıllarını kullanmakta hala direnerek, Allah(cc) yerine puta tapmaya kalkmışlardır. Ne büyük bir imtahan!.(Aklı kullanmamak , sebep-sonuç ilşkilerini yanlış algılamaya sebep oluyor sanırım; belki, Mısırda kendilerine zulm eden firavun ve kavminin ihtişamlı medeniyetlerinin sebebini inandıkları ve taptıkları putlar olduğunu sanıyorlardı, olayı sadece körü körüne bir taklid olarak açıklamak ne kadar gerçekçi olur ki!, Bu sebepten olsa gerek, Musa(as) onlara 'Cahillik yapmayın' diyor)

9 Haziran 2019 Pazar

Çalışma 137:
  •  Vaktiyle, firavun ve kavmi tarafından hor görülenler ise, Allah(cc)'ın kutlu kıldığı topraklara varis kılındı ve Musa(as) aracılığıyla, sabırlarında dolayı onlara verilen söz gerçekleşmiş oldu. Firavun ve kavminin, onca çabayla uğraşıp didinerek kurdukları medeniyeti ise, yerle bir oldu!
Çalışma 134-136:
  •  Darlık ve musibet zamanı, Musa(as)'a gelir;' Ey Musa!, Rabbine yalvar bu sıkıntıyı üzerimizden kaldırsın, o zaman, sana inanacağız!' derler, ama onlara yeteri kadar zaman verip sıkıntıyı kaldırınca sözlerinden hemen dönerlerdi. Bu inatçı  tutumlarından dolayı, firavun ve kavmi helakı hak etti ve helak edildi!.
Çalışma 130-133:
  •  Kibir ve inatla donanmış firavun ve kavmini, belki ders alır diye Allah(cc)  darlıkla ve sıkıntıyla yıllarca imtahan yaptı. Ama onlar, bolluk zamanında, 'bu bizim çalışmamızın eseri!, bizim hakkımız!', darlık zamanında ise; ' Bu Musa(as) ve kavminin uğursuzluğu' diye söylendiler.

8 Haziran 2019 Cumartesi

Çalışma 128-129:
  •  Musa(as) kavmi tarafında ise, aynı sihirbazların yaptığı gibi; 'Allah(cc) tan yardım isteyin ve sabredin. Nihai zafer, Allah(cc) a karşı sorumluluk bilinci ile hareket eden inananlarındır' diye tenbihte bulundu. Onlar ne yaptı? Mağdur taraf olmalarına rağmen, sihirbazlar gibi akıllarını devreye sokmayıp, çıkarlarını devreye soktular firavun ve taraftarları gibi ve Musa(as)'a : ' biz senden önce de işkenceye maruzduk, şimdi sen geldikten sonra da maruzuz'.(Yani sen bizim başımıza dert açmaya devam ediyorsun serzenişi!!). Musa(as) da onları uyararak:' Ne biliyorsunuz, Allah(cc) düşmanlarınızı helak eder de sizi yeryüzünde hakim kılar, ki bir de siz hakim olduğunuzda nasıl davranıyorsunuz bakmak için!' (Yani ödül olarak sizi hakim kılmaz, o bile imtahandır!)
Çalışma 127:
  •  Sihirbazların imanı karşısında hiddetlenen firavuna extra destek, yine toplumun önde gelenleri idi; Sadece sihirbazları değil, Musa(as) ve kavmini de cezalandırması konusunda firavunu teşvik ettiler, hem de onun en hassas olduğu düzeninin bozulacağı korkusu ile..

7 Haziran 2019 Cuma

Çalışma 123-126:
  •  Sihirbazların inanmaları, firavunu daha da telaşlandırmış, onlara karşı da tutum sergileyerek, öldürmekle tehdit etmiş, sihirbazlar da, tam bir teslimiyet içerisinde, Allah(cc)'a sığınmışlar ve sabırla sadece ondan yardım istemişlerdir.(Musa (as) dan yardım istemiyorlar!, Allah(cc)'dan yardım istiyorlar)
    Dolayısıyla, peygamberin getirdiği uyarı ve öğüt karşısında, akılları ile önyargısız meseleye yaklaşarak hareket eden sihirbazlar, başta bilmedikleri zaman yaptıkları hataya rağmen, sonda doğruyu yaparak, bu kıssada ilk kazananlar olmuşlardır.
Çalışma 120-122:
  •  Musa(as) kıssasında her iki taraftan da imtahanı kaybedenlerin yanında, kazananlardan ilk olanlar da, sihirbazlardır. Onlar başta çıkar amaçlı meseleye yanaşmışlar, ama akılları devreye girip gösterilen mucizeleri anlayınca, derhal Musa(as)'a inanmışlardır.
Çalışma 113-119:
  •  Peygambere karşı kurulan komploda, işbirliği yapanların da temel olarak tek düşünceleri vardı, kendi çıkarları! Acaba kendi konumlarını bu sayede daha iyileştirebilirler miydi? Dertleri bu komplodan kendi çıkarlarını arttırarak nasıl yararlanabilirlerdi? Ama, Allah(cc), buna izin vermedi.
Çalışma 110-112:
  •  Evet, toplumun önde gelen kişileri, gelen mesajı hemen kendilerine yönelik bir tehdit olarak algıladılar ve firavunu da bu konuda uyardılar:'Sizi yerinizden edecekler! Hemen peygamberi alt edecek bir plan kuralım!'
Çalışma 103-109:
  •  Evet, onca helak olan kavmin örneklerinden sonra, daha yakın zamanda yaşanan benzer bir kıssa daha anlatılıyor; Hz. Musa(as). Musa(as) da , firavuna gidip aynı ilahi mesajı iletmişti, ama onlar bir mucize göstermesini istediler, Musa (as) onu da onlara gösterdi, ama, daha önceki kavimlerde olduğu gibi, toplumun önde gelen kimseleri, inanma yerine 'bu bir sihirbazdır' diyerek konuyu saptırmayı yeğlediler.

6 Haziran 2019 Perşembe

Çalışma 100-102:
  •  Ey bu kavimlerden sonra yeryüzüne mirasçı olan muhatab!, Allah(cc) dileseydi, günahlarınız yüzünden sizi de mimler ve kalplerinizi mühürleyip gerçeği anlamanızı engellerdi, ama yapmadı. Peygamberler ve onların varisçileri tarafından iletilen mesajı ile sizi uyarıyor ve ögüt veriyor. Ama siz kendinizi düzeltme amaçlı, alışageldiğiniz fikir ve düşüncelerinizi bir yana bırakıp, uyarı ve öğütlere kulak vereceğinize yalanlarsanız, iman etmeniz zorlaşır ve bu davranış sizin kalplerinizde bir tabiat haline gelir, ki bu da insan fıtratına ters bir durumdur. Ama bir çok insan da bu şekilde davranarak, yoldan çıkmıştır.

5 Haziran 2019 Çarşamba

Çalışma 94-99:
  •  Evet, Allah(cc)'ın ilahi olarak koyduğu temel kurallar ve düzen gereği, bir topluma Allah(cc), peygamberleri ve onun varisçilerinin o topluma ilettikleri mesajı iyi algılayıp kabul etsinler diye öncelikle darlık ve sıkıntı verir, ki insanların idrak yolları açılsın. Eğer bunlar anlamalarını sağlamaz ise, kademeli olarak onlara nimetlerini arttırır ve bolluk verir (istidrac). Bollukla da imtahanı geçemezler ise, bu sefer hiç ummadıkları anda ve şekilde sonlarını getirir. Hiç bir toplum bu sondan emin olamaz. Eğer bu bolluk imtahanını kazansalar ve şükretseler, Allah(cc) daha da fazlasıyla nimetlerini arttıracağını söylüyor. Ama bu başlangıçtaki darlık ve sıkıntı ile sonrasında gelen bolluk ve nimetlerin arkasındaki asıl sebep ve gayeler görülmez ve toplum, peygamber ve varislerinin topluma ilettiği mesajı inatla yalanlar ve onları bu misyonlarında ümütsizlik derecesine sürüklerse, sonları ansızın ve şiddetli olur
Kıssalar 59-93:
  •  Evet, Nuh (as) kavmi ile başlayan ve Şuayb(as) kavmi ile biten örnekler silsilesinde, temel olarak peygamberler 'Yanlız Allah(cc)'a kulluk edin ki, sizin için bir tek ilah O'dur' (يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللَّهَ مَا لَكُمْ مِنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُ) mesajını vermişler, fakat her toplumun farklı hastalıkları olup, bu hastalıkları onların  helaklarını hazırlamıştır.
    Nuh(as) kavminde nerdeyse bir avuç inanan dışında toplumsal olarak bir inatçı inançsızlık sözkonusu idi.
    Ad kavminde ise atalarından kalma yozlaşmış inanç sistemleri ve önderleri toplumu yönlendiriyor ve peygamberlerin mesajını yalanlıyorlardı.
    Semud kavmi ise, önderleri ve toplum özünde zorbalığı seviyor ve zulum edici idiler. önderleri insanlara zulum ediyor, belki toplumun bir kısmı da bu zulmu destekliyor ve adeta zulumden ayrı bir zevk alıyorlardı.
    Lut(as) kavmin de ise, hem alaycı önderler, hem ahlaksiz toplum peygamberleri yalanlama konusunda yarışıyorlardı ve ahlaki çöküntü bütün bir toplumu sarmıştı.
    Medyen kavmi ise, Şuayb(as)'a karşı önderleri vasıtasıyla hem zorba, hem de toplumda inanma eğilimi olanları da vazgeçirtme babında topluma da baskı kurucu,zulmedici idiler.
    Kavimler arasındaki en temel ortak nokta, şirk ve inançsızlık konusunda toplumların önde gelenleri, yöntemleri biraz farklı olsa da, hep kendi çıkar ve düzenlerine bir tehdit algısı içerisinde, Allah(cc)'ın mesajına yaklaşmışlar ve, yalanlama, alaya alma, şiddet gibi yöntemlerle düzenlerini korumaya çalışmışlardır.

4 Haziran 2019 Salı

Çalışma 85-93:

  •  Medyen ahalisine de Şuayb(as) aynı mesajı iletmeye çalıştı. Halkının yaptığı aşırılıklar konusunda onları uyardı. Ölçüyü tartıyı tam yapmalarını, adaletten sapmamalarını, her işlerinde aşırılıklara kaçmamalarını söyledi.
    Ama onlar ne yaptı? İnananları vageçirmeye, iletilen mesajların yalan olduğunu insanlara dikte etmeye çalıştılar. Bir de tehdit ettiler.
    İnananlar ne yaptı? Sadece Allah(cc)'a güvendiler, O'na sığındılar, ve Allah(cc)'a tüm gerçekleri ortaya çıkarması konusunda yalvardılar. (رَبَّنَا افْتَحْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ قَوْمِنَا بِالْحَقِّ) (Not: şüphesiz, inananlar gerçeği biliyordu, fakat, öyle bir noktaya gelinmişti ki, söz artık bitmişti!)
    Kavmin ileri gelenleri tehditler savurdular. Sonları ne oldu? Bir anlık bir sarsıntı ve evlerinde cansız yere serilip helak oldular.
    Şuayb(as), onların bu halini görüp geri dönüp oradan ayrılırken ibretlik sonlarına dair son mesajı da iletti:' Ey kavmim! Ben size Rabbimin buyruklarını açık seçik net bir şekilde ilettim. Ama siz inkarı seçtiniz! Size nasıl üzüleyim!' (Demek ki, doğruyu inatla ve hasedle inkarda direnene üzülmemek lazım!)

2 Haziran 2019 Pazar

Çalışma 80-84:
  •  Lut(as) da kavmine aynı mesajı iletti. Ama onlar kibirleriyle, peygamberle alay etmeyi seçtiler. Yaptıkları çirkin işlerden vazgeçmediler. Sonları helak oldu.
Çalışma 73-79:
  •  Salih(as) da Semud kavmine aynı mesajı iletti. Onlar zorba bir kavim olduklarından onların imtahanı da zorbalıkla ilgili oldu. Allah(cc), çok basit olarak, başıboş bir deveye zarar vermemelerini ona bakmalarını emretti. Onlar da , eski ataları Ad kavmi gibi, peygamberi yalanladılar ve hafife aldılar. Çok basit bir imtahanı bile kaybederek Allah(cc)'ın gazabını üzerilerine çektiler ve helak oldular.

1 Haziran 2019 Cumartesi

Çalışma 65-72:
  •  Ad kavmine Hud(as) da aynı Nuh(as) gibi Allah(cc)'ın mesajını ulaştırmaya çalışmış, toplumun sözde ileri gelenleri yine karşı çıkmıştır. Hep aynı gerekçelerle şüphesiz. Çünkü, kurdukları düzende atalarından uydurma kalan yozlaşmış din anlayışları ile saltanatlarını sürdürüyorlardı. Hud(as) da söylediği gibi, 'zaten onlar kafasızlıklarının sonucu belaya gömülmüşlerdi'. Ama, Allah(cc)'ın mesajı onların bu düzenini bozuyordu, tabii ki bundan rahatsız oldular. Sonları Nuh(as) kavmi gibi helak ile bitti.
Çalışma 59-64:
  •  Evet, aynı verilen kirletilmiş toprak örneği gibi; Nuh(as) kavmi de, peygamber vasıtasıyla iletilen Allah(cc)'ın mesajını yalanladılar, hem de toplumun ileri gelenleri. Tabii daha önceki ayetlerde buyrulduğu gibi, onları buna iten ise, dünyada biriktirdikleri mal,mülk,servet ve makamları idi. Bunları kaybetme korkusu ile kirlenen gönüller, ilahi mesajı kabullenmelerini imkansız hale getirdi. Mesajı almakta direnenlerin sonu ise, tufan ile boğulmak oldu.