- Razi'nin naklettiğine göre; İbn Abbas (r.a) şöyle der: "Cinler, Hz. İsa (a.s) ile, Hz. Muhammed (a.s) arasındaki fetret döneminde (peygambersiz dönemde), göğe yöneliyor ve göğün haberlerini (meleklerin muhaberelerini) dinliyor, bu haberleri kâhinlere ulaştırıyorlardı. Allah Teâlâ, Hz. Peygamber (s.a.s)´i peygamber olarak gönderince, gök korunmaya alındı. Böylece de şeytanlar (cinler) ile gök haberleri arasına engel konuldu. Şihablar (alevler), onların üzerine atıldı. Bunlar da İblise gidip, bu durumu haber verdiler. Bunun üzerine İblis, "Bunun mutlaka bir sebebi vardır, olmalı. Dolayısıyla sizler, yeryüzünün doğusunu-batısını (her yerini) karış karış gezip, bu sebebi bulmaya çalışın" dedi. Bunun üzerine o araştırıcılardan bir gurup, Tihâme´ye geldiler ve Ukaz panayırında Hz. Peygamber (s.a.s)´i, ashabına sabah namazını kıldırırken buldular. Okuduğu Kur´ân´ı duyunca dinlemeye başladılar ve "İşte, vallahi, sizinle göğün haberleri arasına girip, sizi engellemeye sebep olan şey budur" dediler. Oradan kavimlerine dönerek, "Ey kavmimiz, gerçekten hayranlık veren bir Kur´ân dinledik" dediler. Allah Teâlâ da Hz. Peygamber (s.a.s)´e, bu gaybî durumu haber verdi ve "De ki: Bana şu hakikatler vahyolundu..." buyurdu."
29 Haziran 2019 Cumartesi
Çalışma 1-9:
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder