31 Ocak 2016 Pazar

Dua saati:108. Ey kullarına her zaman rahmet ve merhametiyle muamele eden yüce Allahım! Hakkındaki yakînimi arttır, imanımı kuvvetlendir; hâlimi ıslah eyle ve akıbetimi güzelleştir.. tökezlemelerimi azalt, sürçmelerimi bağışla ve bana yeniden doğrulup toparlanma fırsatı ver. Hatalarımı ve günahlarımı yarlığa, ihtiyaçlarımı gider ve düşkünlüğüme, zayıflığıma, âcizliğime merhamet et. Ey rahmeti sonsuz Allahım! Gönlümü Senden gelecek her şeye karşı hoşnutluk hisleriyle doldur; beni lütuflarınla, sürpriz hediyelerinle sevindir ve vicdanımı nimetlerine, ihsanlarına karşı şükür duygularıyla coştur. Rabbim! Senden sadece cömertlik ve âlicenaplık gördüm; fazl ü kereminden gayri bir şey hatırlamıyorum. Daha önce bol bol lütuf buyurduğun nimetlerini bundan sonra da devam ettir ve beni Sana kurbet kesbederek yakınlığına mazhar olmuş salih kullarının halkasına dâhil et. Ey recâ kapısının biricik sahibi.. ey bütün ümit ve beklentilerin yegâne mercii! Kusurlarla âlûde olan ve gaflet denilen illetten bir türlü kurtulamayan bu zavallı kulun, yine Sana el açıyor... Evet, ben talep ettiğim bu lütuflara ve payelere ehil değilim; fakat saygı duyulup cezasından sakınmaya lâyık olan da, günahkârların günahlarını bağışlama, şanına yaraşan da yalnız Sensin. Ne olur, beni katında makbul olan, tertemiz ve salih amellere muvaffak eyle; dönüp varacağım ve mesken tutacağım yeri güzel kılarak bendeni orada da ihsanlarınla mesrur et.
Zikir zamani: cevsen 71-75 okundu.
Gunun sozu: 'Tavuk toplum' , onune atilan bir avuc yemi gagalarken, arkasindan yumurtalarinin alindiginin farkina bile varmaz.
Darvin
Gunun kitabi: Geylani kulliyati: Abdülkadir geylai
..
 İsa Aleyhisselam :' iyi amel,  yapılmasi karşılığında başkalarından örgü Beklenmeyen ameldir'  demiştir. Bre  Aptallar ! A dünya açısından akıllı,  ahiret açısından deli olanlar ! Bu size yararı olmayan bir akıldır. gerçek iman sahibi olmaya gayret et, o zaman gerçek imani elde edersin . bu yanlış yoldan dön özür dile ve pişman ol. gözyaşıni da bırak yanaklarından aksın . Çünkü Allah korkusuyla ağlamak Allah'ın kızgınlık ateşini söndürür. kalpten tövbe edersen , içten gelerek yapılan tövbe yüzünü aydınlatır.
(8 saban 545 aksam sohbetinden, Bağdat )
Gunun hadisi:  Ebuzer radıyallahu anh demiştir ki Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir Kutsi hadiste Allah Tebareke ve Teala Hazretlerinin şöyle buyurduğunu bildirmiştir :' kullarım, işte sizin amelleriniz onları sizin için kayıt altına alıyorum. Sonrasında size amellerinizin karşılığını vereceğim.kim amelinin hayrini görüyorsa Allah'a hamdetsin. kim de amelinin hayrini göremezse Sakın ola kendinden başkasıni suclamasin'
Bakara suresi:
132. Ve İbrâhîm bunu oğullarına vasiyet etti, Ya‘kūb da. (O böylece dedi ki:) “Ey oğullarım! Şübhesiz ki Allah, sizin için bu dîni seçti; öyleyse siz ancak (Allah’a) teslîm olmuş kimseler olarak can verin!”

133. Yoksa siz Ya‘kūb’a ölüm geldiği zaman yanında mı idiniz? O zaman oğullarına: “Benden sonra neye ibâdet edeceksiniz?” demişti. (Oğulları da:) “Senin İlâhın ve ataların İbrâhîm, İsmâîl ve İshâk’ın İlâhı olan tek bir İlâha (Allah’a) ibâdet edeceğiz.Zaten biz, O’na teslîm olan kimseleriz!” dediler.

134. Bunlar gerçekten gelip geçmiş bir ümmettir. (Onların) kazandıkları kendilerine, (sizin) kazandıklarınız da sizedir. Ve (siz) onların yapmakta olduklarından suâl olunmayacaksınız!

30 Ocak 2016 Cumartesi

Dua saati: 107. Allahım, her şeyi yaratan yegâne Hâlık Sen, benim sahibim ve yaratıcım da Sensin. Bütün mahlûkatını rahmetinin tecellileriyle payidar eylediğin gibi bana da merhamet buyur. Ey engin rahmet sahibi ve yegâne merhametli Rabbim! Sen her şeyi ihata eden ilminle benim hata ve günahlarımı da bilirsin; ne ki, aynı zaman da Sen rahmeti bütün varlığı kuşatan Rahman ü Rahîmsin. Bağışla günahlarımı, affet hatalarımı, kabul buyur tevbemi ve yakarışlarımı... Ey kullarını istiğfara sevk eden, sonra da onların tevbelerini kabul buyuran Tevvâb ü Rahîm. İşte âsi kulun, günahlarımın ağırlığından iki büklüm hâldeyim. Onca kaçkınlıktan sonra bir kere daha Sana döndüm ve bağışlanma diliyorum. Sen perişanlığımı biliyorsun, hâlimi her an görüyorsun, sürekli yanımda hâzır bulunuyorsun. Ey her günahı yarlığayan Ğafûr.. ey hilm ile muamele eden Halîm.. çok şefkati hudutsuz Raûf.. kendisinden yardım talep edilebilecek yegâne zât Sensin ve ancak Sana tevekkül edilir. Ne olur, göz açıp kapayıncaya kadar, hatta ondan daha az bir süre için de olsa beni nefsimle başbaşa bırakma. Ey kendisine yönelip dua edenlerin sesini mutlaka işiten, çağrılarına cevap veren.. ey dergâhına sığınıp bir nidâda bulunanlara mutlaka icabet eden Rabbim! Şimdiye kadar kim bilir kaç kere dua ettim, Sen niyazlarıma hemen icabette bulundun. Bir fısıltıyla ya da iç seslenişle sana yöneldiğim anlarda dahi beni karşılıksız bırakmadın, lütfunla mukabele ettin. Şimdi bir kere daha Senden dileniyorum: Bendeni ünsünle rızıklandır; gönlüme mehafetini duyur.. ve benim için, dostuna şefkatle davranan, onu hep iyiliklere boğan ve asla yalnız koymayan bir komşu ol.
Zikir zamani:cevsen 71-75 okundu
Gunun sozu:Bir kimse tırmanmaya istekli değilse , onu merdivenden yukarı itemezsiniz.
-Andrew Garnegegle-
Gunun kitabi: Geylani Külliyatı : Abdülkadir geylani
..
 Ey ilim davası Güden! amel olmadan senin ilminin bir değeri yoktur. İhlas olmadan da ettiğin amellerin bir değeri yoktur . Çünkü o ameller ruhsuz bir beden gibidir . ihlaslı olduğunun göstergesi insanların övmesine , yermesine dönüp bakmaman ve ellerinde olanı arzulamamandır. Bunun yerine Rabbine hakkını vermen gerekir . Nimet için değil nimeti veren için,  mülk için değil mülkun sahibi için , batıl dava için değil Hak dava için çalışman gerekir.
..
 Yazık sana, A münafık!  Allah'a kandırmaya çalışma,  insanlar için bir iş yapıyor ve bunu Allah için yapıyormuş gibi gösteriyorsun . gösteriş ve ikiyüzlülük ediyorsun. onlara sırnaşıyor Rabbini unutuyorsun . Pek Yakında İflas etmiş olarak dünyadan çıkacaksın.
..
 A hasta gönüllü! hastalığına tedavi ettirmenin yolunu ara. Senin ilacın ancak Salih kulların yanında bulunur. ilacı onlardan al ve kullan . manan, kalbin, Sırın ve rabbinle başbaşa olursan, kesintisiz bir afiyet ve sonsuz bir sağlık bulacaksın.
..
 Allah'ın dininde olmayan şeyler uydurup konuşma. Iki Adil Şahide kitap ve sünnete uy. onlar seni Rabbine ulaştıracaktır . uydurucu olduğun zaman ise şahitlerin aklın ve arzularındır. hiç kuşkusuz onlar da seni cehenneme ulaştırırlar. ve seni Firavun'un hamamın ve ordularının yanına koyarlar. kendi yanlış hareketlerini de kadere suçlama. senin bu suçlamaların kabul edilmez . senin önce ilim, sonra amel ve sonra da İhlas evine girmen gerek . Senden bir fayda geleceği yok ama sensiz olmaz . gayretin ilim öğrenip onunla amel etmek için olsun . dünyalık elde etmek için didinme. yakında çalışma gücün kalmayacak İyisi mi sen gücünü gayretini işine yarayacak bir şeylere yönlendir.
(Saban ayi, 545 medrese sohbeti, Bağdat )
Gunun hadisi:  İbni Abbas Radıyallahu anhuma demiştir ki Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :' iki büyük nimet vardır ki insanların çoğu onların kıymetini bilmezler , bunlar sıhhat ve boş vakittir'
Bakara suresi:
 98. Kim Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrâîl’e ve Mîkâîl’e düşman ise, şübhesiz Allah da o kâfirlerin düşmanıdır.

99. Celâlim hakkı için, sana apaçık âyetler indirdik! Hâlbuki onları fâsıklardan başkası inkâr etmez.

100. Nitekim ne zaman söz vererek bir andlaşma yapsalar, içlerinden bir kısmı onu bozmadı mı? Hayır! Onların çoğu îmân etmezler.

29 Ocak 2016 Cuma

Not:Ashabu'l-meymene- Ashabu'l-meş'eme [245]
"Ashabu'l-meymene"; kitapları sağ taraflarından verilen­ler, "Ashabu'l-meş'eme"; kitapları sol taraflarından verilenler ya da bir kişiyi üstünlükle tavsif ederken "fulanun minni bi'l-yemin" (falanca benim sağ kolumdur); bir başkasını kö­tülükle tavsif ederken de "fulanun minni biş-şimal." (falan­ca benim sol kolumdur) sözündeki gibi bunlar yüksek ma­kam (ashabu'l-meymene) ve düşük mertebe (ashabu'l-meş'eme) sahipleridirler. Bu, onla ı sağa (yemin) nisbetle uğurlu sola nisbetle uğursuz saymak ve onları sanih (uğur­lu, hayırlı vs.) ile iyiye yormak, barih (uğursuz, hayırsız vs.) ile de kötüye yormaktır [246]

Ashabu'l-meymene: Misak gününde Adem'in sağında yer almış olanlar ... Arş'ın sağında yer alanlar... Kıyamet gü­nünde Arş'ın sağında yer alacaklar ve cennete doğru yol alacak olanlar. [247]

Ali b. Ebi Talib'e isnad edilen bir rivayete göre "müslüman çocuklar[248]

Ashabu’l-meş’eme Adem’in solunda yer almış olanlar… Arş’ın solunda olanlar. Şimale doğru yol alanlar ki bu (yol), onları ateşe götürür. [249]

Ashabu'l-yemin: Saadet erbabı ve sağ cenahtakiler. Bu, insanların 'sağ'ı uğurluluk, 'sol'u ise uğursuzluk olarak bilmesindendir. Yemin, uğur ve saadete kinaye kılınmıştır. [250]

Lafzen "soldakilerden" (yahut "soldaki insanlardan"): Meymenet ifadesi "doğruyu bulmuş olanlar" manasında mecaz olarak kullanılması gibi meş'emet terimi de "kötülü­ğe batmayı"[251] göstermek için kullanılır. Bu her iki mecazın kökeni, gelecekteki bazı olayların, kuşların belli dönemlerdeki uçuş yönlerine bakılarak tahmin edilebileceği inancına dayanır: Eğer sağ yöne doğru uçmuşlarsa uğurlu gelecek, uçuş sola doğru ise tersi. Bu eski inanış za­manla dilin kullanımına yansımış, böylece "sağ" ve "sol" kavramları, az veya çok "uğurlu" veya "uğursuz" ile eşan­lamlı hale gelmiştir. Kur'an'ın deyimsel kullanımında bu iki kavram, sırasıyla, "doğruluk/dürüstlük" ve "eğrilik/kötülük"e dönüşmüştür. [252]

"Ashabül-Meymene"; Meymene lügatte "yemin" (sağ el) veya "yumn" (uğurlu) anlamlarının her ikisine de gelebilir. Şayet yemin kelimesinden türediğini kabul edersek, mey­mene "sağ el" anlamına gelir. Ancak burada lügavi anla­mında değil, "yüksek mertebe" anlamında kullanılmış ola­bileceğini belirtmeliyiz. Çünkü Araplar sağ eli, kuvvet ve şerefin sembolü olarak nitelerlerdi. Nitekim hürmet ettik­leri kimseleri, meclislerde sağ köşeye oturturlardı. Ayrıca bir kimse başka bir şahsın kendi yanında önemli bir yeri ol­duğunu söylemek istediğinde "fulanün minni bil-yemin, (o benim sağ kolumdur) derdi. Urduca'da da önemli bir ada­mın yardımcısına "Desterast" (sağ kolu) denir. Fakat "mey­mene" kelimesinin "yumn" dan türediğini kabul edersek, "ashab-ül meymene" uğurlu, bahtı iyi olan saadet sahipleri anlamına gelir. [253]

"Ashabu'l-Meş'eme"; Meş'eme "şum" kelimesinden türe­miştir. Uğursuzluk, talihsizlik demektir. Ayrıca lügatte sol el için "şu'ma" tabiri kullanılır. Nitekim Araplar "şimal" (sol el) ve "şu'ma" (uğursuzluk) kelimelerini aynı anlamda kullanırlar.

Araplarda sol el zayıflığın ve zilletin simgesidir. Örneğin sefere çıkan bir kimsenin sol tarafından bir kuş uçtuğu za­man bu olayı uğursuzluk olarak telakki ederlerdi.

Yine Araplar bir kimseyi mecliste sol tarafta oturturlar­sa eğer, bu o kimseyi aşağı mevkide ve önemsiz gördükleri anlamına gelirdi Ayrıca bir kimse, başka bir şahsın kendi yanında bir yeri olmadığını söylemek istediği zaman "fulanun minni bi’ş-şimal" (o benim sol kolumdur) derdi. Dola­yısıyla "ashabu'l- şimal" bedbaht olanlardır. Yani Allah on­ları zillete duçar etmiştir ve onlar O'nun huzurunda sol ta­rafta bulunacaklardır. [254]

Yukarıdaki nakillerin ışığında, bu iki deyime verilen an­lamları şöyle özetleyebiliriz:

Ashabu'l-meymene:

a) Kitapları sağ taraflarından verilen­ler

b) Yüksek makam

c) Uğurlu

d) Bahtiyar

e) Mes'ud

f) Doğruyu bulanlar

g) Doğruluk - dürüstlük

h) Adem'in sağındakiler

i) Arş'ın sağındakiler

i) Cennete girecekler

k) Müslüman çocuklar

Ashabu'l-meş'eme:

a) Kitapları sol taraflarından verilen­ler

b) Düşük mertebe

c) Uğursuzluk

d) Talihsizlik

e) Bed­baht

f) Eğrilik

g) Kötülük

h) Adem'in solunda yer alanlar

i) Arş'm solunda olanlar

i) Ateşe girecekler.

Şimdi bu ifadelerin Kur'an çevirilerine nasıl yansıdığına bakalım. Biz burada Vakıa suresinin 8 ve 9. ayetlerini mer­cek altına alacağız.

Elmalı: Vakıa 8: Sağda ashab-ı meymene: ne ashab-ı meymene!

'Ne hayırlı ne mübarek zatlar’!

Vakıa 9: Solda ashab-ı meş'eme: ne ashab-ı meş'eme!

'Ne uğursuz ne bedbaht kimseler'!

Çantay: Vakıa 8: Sağcılar (a gelince:) O sağcılar ne (mut­ludurlar!

Bunlar amel defterleri sağlarından verilecek olanlardır.[255]

Şanlarını ta'zim için böyle buyurulmuştur. Çünkü onlar cennete girecek olan bahtiyarlardır.[256]

Vakıa 9: Solcular (a gelince) O solcular ne (bedbaht)âırlar!

Kitabları sollarından verilecek olanlar.[257]

Bu beyan şanlarım tahkıyr içindir. Zira onlar cehenne­me gireceklerdir.[258]

D.İ.B.: Vakıa 8: Amel defterleri sağdan verilenler: ne mut­lu o sağcılara!

Vakıa 9: Amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o sol­culara!

Bilmen: Vakıa 8: imdi -biri- Ashab-ı meymene. Nedir Ashab-ı meymene?

Vakıa 9: Ve - ikincisi- Ashab-ı meş'emedir. Nedir Ashab-ı meş'eme?

Yavuz: Vakıa 8: Sağcılar (amel defterleri sağ eline verilen­ler), o sağcılar ne mutludurlar!

Vakıa 9: Solcular (amel defterleri sol ellerine verilenler) ise, o solcular ne acıklı durumdalar!

Davudoğlu: Vakıa 8: (Birincisi) sağcılar (amel defterleri sağ taraflarından verilenler). Hem de ne sağcılar!..

Vakıa 9: (İkincisi) solcular (amel defterleri sol tarafından verilenler). Hem de ne solcular!..

Ateş: Vakıa 8: Sağın adamları (Amel defterleri sağ tarafın­dan verilenler), ne uğurlulardır onlar!

Vakıa 9: Solun adamları (Amel defterleri sol tarafından ve­rilenler), ne uğursuzlardır onlar!

Bulaç: Vakıa 8: İşte o "ashab-ı meymene" olanlar, ne (kutlu) "ashab-ı meymene"dir,

Ahirette amel defterleri sağdan verilen müttakiler veya sağ yanda olanlar.

Vakıa 9: "Ashab-ı meş'eme" olanlar da, ne (mutsuz ve uğursuz) "ashab-ı meş'eme"dir.

Ahirette defterleri soldan verilen suçlu, günahkarlar, in­karcılar veya sol yanda olanlar.

Y. Öztürk: Vakıa 8: İşte uğur ve mutluluk yaranı. Nedir uğur ve mutluluk yaranı?

Vakıa 9: İşte şomluk ve bunalım yaranı. Nedir şomluk ve bunalım yaranı?

Atay: Vakıa 8: Amel defterleri sağdan verilenler; ne uğur sahipleridir onlar!

Vakıa 9: Amel defterleri soldan verilenler; ne uğursuzluk sahipleridir onlar!

A. Öztürk: Vakıa 8: Sağcılar, ne sağcılardır onlar! (Onlar amel defterleri sağ taraflarından verilenlerdir).

Vakıa 9: Solcular, ne solculardır onlar! (Onlar amel def­terleri sol taraflarından verilenlerdir).

Koçyiğit: Vakıa 8: Meymenetli olanlar. (Amel defterleri sa­ğından verilecek olanlar.) Ne mutludur o meymenetliler.

Vakıa 9: Meymenetsiz olanlar, ne bedbahttır o meymenet­sizler!

Hizmetli: Vakıa 8: Kitabı sağından verilenler; ne mutlu on­lara!

Vakıa 9: Kitabı solundan verilenler; vay onların haline'.

Varol: Vakıa 8: Sağ ashabı ne (mutludurlar) o sağ asha­bı!

Sağ ashabı (ashabü'l-meymene): Kitapları sağ tarafla­rından verilenler yahut hesap esnasında sağ tarafta duranlar.

Vakıa 9: Sol ashabı ne (bedhahttırlar) o sol ashabı!

Sol ashabı (ashabü'l-meş'eme): Kitapları sol tarafların­dan verilenler yahut hesap esnasında sol tarafta duranlar.

Piriş: Vakıa 8: Sağ taraf halkı... Nedir sağ taraf halkı?

Vakıa 9: Sol taraf halkı... Nedir sol taraf halkı?

Ashabu'l-meymene: sağ taraf halkı. Yani doğru dürüst ol­duğu için ahirette kitabı (yapıp ettiklerinin kayıt sicili) sağ ta­raftan verilecek olanlar, kurtulanlar.

Ashabü'l-meş'eme: Sol taraf halkı. Yani eğrilik ve kölülük üzere hayat sürdükleri için kitapları sollarından verilecek olanlar. Ebedi kaybedişe duçar olanlar.

Görüldüğü gibi mütercimlerimiz bu iki ifadeyi

a) Sağcı­lar - solcular

b) Ashab-ı meymene - ashab-ı meş'eme

c) sa­ğın adamları - solun adamları

d) Amel defterleri sağdan ve­rilenler - amel defterleri soldan verilenler

e) Sağ ashabı - sol ashabı

f) Meymenetli olanlar - meymenetsiz olanlar şeklin­de tercüme etmişlerdir. Ancak hemen hepsi de tercümele­rinin daha iyi anlaşılmasını sağlamak için ya parantez açmış ya da not düşmüşlerdir. Bu parantez içi ifadeler ve dipnot­lar anlamın ortaya çıkmasına az da olsa yardımcı olmakla beraber maksudu anlatmakta yeterli oldukları kanaatinde değiliz

Yapılan tercümeleri sırasıyla ele alalım.

a) Sağcılar - solcular: Ashab-ı meymenenin sağcılar, as­hab-ı meş'emenin solcular olarak tercüme edilmesi ne kadar doğrudur? Sağcı ve solcu ifadeleri aslın yerini tutuyor mu veya sağcı ve solcu kavramlarının zihinlerde oluşturdu­ğu anlam ayetin mesajı ile ne ölçüde örtüşüyor?

Sağcılık ve solculuk mezkur deyimlerin muhtemel (!) anlamlarından sadece ideolojik olanıyla çakışıyor ki Allah-u Teala'nın böyle bir şeyi kastetmiş olması bizce mümkün görünmemektedir. Mütercimlerin böyle bir tercümeyi ter­cih etmeleri insanın aklına, yaşanan sürecin ürünü politik tercihlerin etkisinde kalmış olabilecekleri endişesini getiri­yor.

b) Ashab-ı meymene - ashab-ı meş'eme: Bunlar Türkçe'ye lafzen aktarıldıklarına göre tercüme edilmiş sayılmazlar.

c) Sağın adamları - solun adamları: Bu ifadeler her ne ka­dar Türkçe ise de Türkçe'deki uğur ve uğursuzluk, bahtiyar ve bedbahtlık, mutluluk ve mutsuzluk kavramlarının karşı­lıkları değildir. Türkçe'de bu bağlamda ifade biçimleri yok­tur.

d) Amel defterleri sağından verilenler - amel defterleri so­lundan verilenler: Bu şekildeki bir tercüme bizim de naklet­tiğimiz bazı rivayetlere dayanmaktadır. Ancak ilk dönemde bu tür bir anlama olmuş ise de rivayetlerden anlaşıldığı ka­darıyla pek benimsenmemiştir.

e) Sağ ashabı - sol ashabı: Bu da tam olarak Türkçe bir ifade değildir ve herhangi bir fayda teinin etmekten uzak­tır.

g) Meymenetli olanlar - meymenetsiz olanlar: Şeklindeki çeviri deyimlerin karşılığı olabilecek nitelikte olmakla bera­ber mütercimin tercihim yansıtan parantez içi ifade bizce tercümedeki güzelliği gölgelemektedir.

Ashab-ı meymene ve ashab-ı meş'eme deyimlerini en doğ­ru şekilde tercüme eden görebildiğimiz kadarıyla Y. Öztürk'tür. Çünkü Y. Öztürk'ün tercümesi yukarıda naklettiğimiz makbul yorumlara son derece yakındır: [259]: İş­te uğur ve mutluluk yaranı. Nedir uğur ve mutluluk yaranı?[260] İşte şomluk ve bunalım yaranı. Nedir şomluk ve bunalım yaranı?

Bu iki terkibin tercümesi için farklı mülahazalar yapıla­bilir.

Vakıa 8:

- Doğru dürüst olanlar....

- Yüksek makam sahipleri ....

- Bahtiyar olanlar... vb

Vakia 9:

- Bedbaht olanlar.

- Kötülüğe batanlar.

- Düşük mertebe sahipleri...vb.

Örnek:

Vakıa 8: Bahtiyar olanlar! Ne kadar da bahtiyardırlar. Vakıa 9: Bedbaht olanlar! Ne kadar da bedbahttırlar.[261]
Dua saati:106. Ey her zaman güzellikler izhar edip çirkinlikleri örten ve en çirkin görünen şeyleri dahî izâfî güzelliklerle bezeyen Güzeller Güzeli! Basar ve basiretimin önündeki günah ve isyan perdelerini kaldır; doğruları görmeme ve eşyanın hakikatını bilmeme mani olan bütün engelleri def’et.. şu dünya hayatında, gönlümü güzellik duygularıyla mamur kıl.. bana her zaman güzel kalmanın yollarını göster.. ve beni yeniden diriltileceğim mahşer gününde rezil rüsvâ eyleme! Allahım! Sen beni önce taştan–topraktan yarattın, sonra da iman ve mârifet bahşederek kalbde ve ruhta yeniden dirilttin. Ben, bir zamanlar yoktum; var olma ihtiyaç ve neş’esinden de habersizdim. Sen beni cebr-i lütfîler tezgâhından geçirerek, talep üstü, vücud, hayat, şuur, idrak, irade ve gönül gibi latîfelerle şereflendirip, rahmet yurdunun koridoru şu mihnet diyarına gönderdin. Verdiğin şeyleri istememiştim, isteyemezdim, isteyecek bir mahiyette de değildim. Ancak şimdilerde, bu lütuflarını anlamaya çalışıyor; anladıkça nimetlerinin artarak devam etmesine ihtiyaç duyuyor ve ıztırar çığlıklarıyla inliyorum: Ey iyilik ve ikram tahtının Sultanı Rabb-i Kerîm! Mebdede benden bir istek ve talep olmadan lütf u ihsanınla bağışladığın sayısız nimetlerini, Rahmâniyetinin ve Rahîmiyetinin tecellileriyle bundan sonra da devam ettir... Ey kesintisiz ikramlarıyla doyduğum, hep af ve mağfiretine nâil olduğum Rabbim! Ümidim odur ki, gayrı Seni hep ihsanlarınla yâd edeyim ve bana her zaman rahmetinle muamele ettiğini göreyim. Allahım, hakkındaki hüsn-ü zannımda beni yanıltma, reca duygumu boş bir kuruntu olarak bırakıp kulunu hüsrana uğratma; rahmetinin güzelliğine ve merhametinin enginliğine yaraşır şekilde icâbet eyle dualarıma.
Zikir zamani: cevşen 71-75 okundu.
Gunun sozu:Halkı dara düşürmek, sıkıştırma ve incitmek haramdır. Imam Rabbânî
Gunun kitabi: Geylani Külliyatı :Abdülkadir geylani
..
 Allah dostları peygamberlerin yerine tutarlar . Bundan dolayı size neyi Emrediyorlarsa kabul edin . çünkü onlar size Allah'ın peygamberinin emrettiği ve yasakladığı şeyleri emreder , yasaklarlar . konuştukları için Konuşurlar . kendilerine bir şey verildiği için  alırlar , tabiat ve nefislerinin itmesiyle hareket etmezler . Allah'a dininde,  hevaları ile ortaklık etmezler.
..
 Ah münafıklar! Siz dinin meyve veren bir araç olduğunu , durumunda başıboşluk olduğunu sandığımız. sizin,  şeytanlarınizin ,  ve kötü arkadaşlarınızın hiçbir değeri yoktur.
..
 Allah Celle Celalühü itaat eden , helal lokma yiyen imanlı kulunu sever.  helal lokma yiyip güzel davranışlar sergileyen ise ver helal lokma yiyip böyle davranmayanlara ise kızlar. kendi kazancından yiyenleri sever , munafiklik ederek yiyenleri ise Sevmez . onların işini insanlara bırakır. kendini tevhid edeni sever, şirk koşanları ise sevmez . kendine gönülden bağlanıp teslim olanı sever , kendisiyle çekişen,  her şeyden şikayet edenleri ise sevmez . Sevgi uymayı ,düşmanlık aykırı davranmayı gerektirir . O halde işlerinizi rabbinize bırakın ve tedbirine razı olun.
(18 recep 545 pazar sohbeti, Bağdat )




Gunun hadisi:  Ebu Hureyre Radıyallahü Anh demiştir ki  Peygamber Efendimize Sallallahü Aleyhi ve Sellem'e bir adam geldi:'  Ey Allah'ın elçisi hangi sadakanın sevabı daha büyüktür ?' diye sordu . Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Onu şöyle cevap verdi:'  sıhhatin yerinde ve cimriliğin de üzerinde iken fakir düşmekten endişe ettiğin ve zengin olmayı da umduğun zamanda vereceğin sadakanın zekâtın sevabı daha büyüktür . başta zekat olmak üzere tasaddukta bulunmayı can çekişme anında ve 'şu kadarı filan'nın bu kadarı da filanın diyeceğin'  sekerat vaktine kadar geciktirme. zira bundan sonra mal zaten filan varisin olmuş demektir'
Bakara suresi:
42. Hem siz (doğru olanı) bile bile hakkı bâtıl ile karıştırmayın ve hakkı gizlemeyin!

43. Hem namazı hakkıyla edâ edin, zekâtı verin ve rükû‘ edenlerle berâber rükû‘ edin!(1)

44. Siz Kitâbı okuyor olduğunuz hâlde, insanlara iyiliği emredip de kendinizi unutuyor musunuz? Hiç akıl erdirmez misiniz?

45. O halde sabır ve namaz ile (Allah’dan) yardım isteyin!(2) Hâlbuki şübhesiz o, (Allah’a) gönülden bağlı olanlardan başkasına elbette ağır gelir.

28 Ocak 2016 Perşembe

Dua saati:105. Ey her varlığa ihsan deryasından nimetler yağdıran ve ikramı her ikram sahibinden sonsuz derece üstün olan.. ey herkesi ve her şeyi merhametle kuşatan ve kerem ü lutfundan günahkarları dahî mahrum bırakmayan Rabbim! Benim istediklerimi de ver, cömertlik ve merhametinle beni de sevindir; ikram ve rahmet yağmurların neticesinde benim emelimi de gerçekleştir. Şu âciz bendeni eli boş, ümidi kırık, zavallı ve perişan bırakma. Sadece korktuğum tehlikelerden değil, hiç sezemediğim, tahmin bile edemediğim ve dolayısıyla da endişe duymadığım musibetlerden de beni emin eyle. Evet, itiraf ediyorum Rabbim; Sen bana hep güzellikleri emir buyurdun ama ben pek çok defa isyan ettim.. Sen bana kötülükleri yasakladın ve onlardan kaçınmam hususunda beni uyardın, heyhat ki ben masiyetten uzak durma mevzuunda da istikamet üzere olamadım. İşte şimdi, perçemim ellerindedir, huzurunda boynum kıldan incedir, bütün sırlarım nezd-i ilahinde bir bir bilinmektedir; ne ki, ümidim sadece Sendedir. Şayet beni azapla cezalandırırsan, Sana kim itiraz edebilir, zira bu kul Senindir; fakat eğer bendeni bağışlarsan, bu Sana daha çok yakışır, çünkü mağfiret etmek Senin şe’nindir. Hâlim Sana ayan, söylediklerim bildiklerinin bir kısmını beyan. Beklentim ise mad dî-manevî dertlerime derman. Duama icabet buyur ey Rahîm ü Rahmân! İcabet buyur ve beni beşerî kirlerden, cismanî lekelerden, ötede utandıracak hâllerden temizle.. iç ve dış duyu organlarımı, bütün melekelerimi ve latifelerimi Zatının nurlarıyla münevver eyle.
Zikir zamani: 71-75 cehsen okundu.
Gunun kitabi: Geylani Külliyatı :Abdülkadir geylani
..
 birçok insanın içinden Allah'a güvenen ancak bir iki kişi çıkıyor . Allah'a Güvenen sağlam bir kulba tutunmuş demektir . kendi gibi bir yaratılmışsa güvenen ise suyu avuçlayan gibidir elini açtığında hiçbir şey bulamaz.
..
 Ey parasına puluna Güvenen!  elinde olan para pul Pek Yakında sana ceza olarak , elinden uçup gidecek. onlar başkasının elindeydi, ondan alındı Ve sana verildi ki rabbine ibadet etmek için onlardan yararlanırsın. Fakat sen de onları kendine put edindin.
..
 gerçek iman sahibi dünyaya göz ucuyla bakmış onu istemiş ve arzulamış, kalbi onun sevgisi ile dolmuştur . dünya ona sahip olmak isteyince dünyayı boşlamış ahireti istemiş ve bulmuştur. o zaman kalbi ahiret sevgisi ve arzusuyla dolmuştur.
(16 recep 545 sabah sohbeti,Bağdat )
Gunun hadisi:   Ebu Hureyre Radıyallahü Anh demiştir ki Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :' Salih amelleri işlemede acele edin geri kalmayın . Zira yakın bir gelecekte Zifiri Karanlık geceler gibi birtakım fitneler Zuhur edecektir . o zaman da insan mumin olarak sabahlar da akşama kafir olarak çıkar . aynı şekilde mumin olarak geceler de  Ama sabaha kafir olarak çıkar. dinini basit bir dünyalığa satar, değiştirir'
Bakara suresi:11. Onlara: “Yeryüzünde fesad çıkarmayın!” denildiği zaman ise: “Biz ancak ıslâh edici kimseleriz” derler.

12. Dikkat edin! Şübhesiz ki onlar, müfsidlerin (bozguncuların) ta kendileridir, fakat idrâk etmezler.

13. Onlara: “İnsanların (mü’minlerin) îmân ettiği gibi îmân edin!” denildiği zaman ise: “Biz, sefihlerin (beyinsizlerin) îmân ettiği gibi mi inanıyoruz?”(4) derler. Dikkat edin! Muhakkak ki sefih olanlar ancak onlardır, fakat bilmiyorlar.

27 Ocak 2016 Çarşamba

Sabah duasi:Ey zerrelerden seyyarelere kadar canlı cansız bütün mevcûdâtı kabza-ı tasarrufunda bulunduran Yüceler Yücesi Rab! Ey hiç açılmaz gibi görünen kapıları sevdiği kulları için peşi peşine ardına kadar açan Müfettihu’l-Ebvâb! Ey varlığına bir başlangıç ve bir nihayet asla sözkonusu olmayıp eşya ve hâdiselere sürekli hükmeden Müsebbibü’l-Esbâb!

Talebinden bile âciz olduğumuz lütuf kapılarını biz nâçâr kulların için de aralamanı; dünya ve ukba saadetine vesile olabilecek şekilde sebepleri bizim için de musahhar kılmanı diliyoruz. Bizi sadece Senin hoşnutluğuna götürebilecek işlerle meşgul.. adaletine nihayetsiz güven ve itimat içinde olan.. Senin kapından başka yerlerde dilencilikte bulunmayan.. sadece Senin rahmetine itimat edip insanların ellerindeki şeylere karşı her zaman müstağnî davranan.. Sana inanan, Sana güvenen, Sana dayanan.. Senin için olmayan her şeyden ve herkesten uzak duran.. hükmüne gönülden boyun eğip yürekten râm olan.. birer imtihan vasıtası olan musibetlere karşı sabır kalesine sığınan.. dilinde sürekli Senin nâm-ı celîlin, gece-gündüz ulu dergahına el açıp yana yakıla yalvaran.. dünyanın dünyaya bakan bütün yönlerinden uzaklaşıp âhiret iştiyakıyla yanıp tutuşan.. hüşyar bir kalble sürekli Sana teveccühte bulunan.. ‘lezzetleri acılaştıran mevt’i her zaman hatırlayıp davranışlarını hep ölüm ötesi hayata göre tanzim eden… bahtiyar kullarından eyle!. “Ya Rabbena! Rasûllerin vasıtasıyla bize va’d ettiğin mükâfâtları lutfet; bizi kıyamet günü rüsvay ve perişan eyleme! Va’dinden dönmek kendisi için muhal olan yegâne zât Sensin!”

Dua edenlere cevap veren, ızdırapları dindirip ihtiyaçları gideren Yüce Allahımız! Bizi salih ameller işleme hususunda muvaffak kılmanı niyaz ediyoruz. Ne olur, tevfîkini refîkimiz, sırat-ı müstakîmini de tarîkimiz yap.. bizi neticesi itibariyle hayır olan maksatlarımıza ulaştır.. “Sen nâdim olup gözyaşı döken kullara, kapısı her zaman açık olan Tevvâb ü Rahîmsin; bizim tevbelerimizi de kabul buyur!”

Allahım! Senin inayetinle sabahladık, Senin inayetinle akşamladık. Yaşarsak Senin inayetinle yaşar ve Senin izninle ölürüz. Dönüşümüz de Sanadır. Allahım! Bize doğruları mahiyet-ü nefsi’l-emriye dediğimiz gerçek yüzleriyle göster ve onları harfiyyen yerine getirmeye muvaffak eyle.. yanlış ve çirkin şeyleri de yine gerçek yüzleriyle bildir ve o çirkin şeylerin avucuna düşmekten bizleri muhafaza buyur.. bize müslümanca bir hayat ve Senin yüce huzuruna gelmeye yakışır bir ölüm nasip et.. olmasına hükmettiğin şeylerin şerrinden bizi koru.. zâlimlerin şerlerini, komplolarını, tuzaklarını üzerimizden def ü ref’ eyle ve bizi inananların dualarına ortak kıl.. Allahım! Ümmet-i Muhammed’in hata ve kusurlarını yarlığa.. ümmet-i Muhammed’e merhamet buyur.. ümmet-i Muhammed’in önündeki engelleri kaldır, muzafferiyet ve muvaffakiyet yolları aç.. ümmet-i Muhammed’i şerîrlerin şerlerinden, zâlimlerin zulmünden, fâsıkların fıskından, münafıkların entrikalarından sıyanet buyur!..

Ey mücrimlerin kusurlarından dolayı nedamet duyup ulu dergahına koşuştukları Sevgili Rabbimiz! Biz de hata, kusur, günah ve isyanlarımızdan dolayı pişmanız. Mukarreb ibâdının yüzüne baktığın gibi bize de rahmet ve merhametinle teveccüh buyur!

Ey değişik sebeplerle korku ve endişe içerisine düşen kullarının korkularını izale eden Kudreti Sonsuz Rab! ‘Mümin’ isminin tecellîleriyle lütuf buyur ve bizim endişelerimizi de berteraf eyle!

Ey yolunu kaybetmiş şaşkınlara değişik ‘ferec ve mahreç’ler gönderen Mevlâmız! Sonu Cennet’e ve Cemâlullah’a çıkan yolları bizlere de göster!

Ey türlü türlü dalâletlere saplananları düştükleri bataklıklardan çıkarıp çemenzârlarda dolaştıran yegâne Hâdî! Bizi de sırat-ı müstakîme hidayet buyur!

Ey yardım çağrısında bulunanların imdadına koşan Merhametliler Merhametlisi Rabbimiz! Bize de imdat eyle!

Ey ümitsizlik vâdilerinde çaresizlik içinde bir o yana bir bu yana gayesiz dolaşıp duranlara ümit ve reca kapıları aralayan Rahmet Sultanı! Ümitlerimize fer ver!

Ey isyankâr kullarına her zaman rahmetiyle muamelede bulunup onlara dönüş yolları hazırlayan Ulu Yaratıcı! Biz de isyan üstüne isyan işledik. İşlediğimiz cürümlerin hadd ü hesabı yok. Sen rahmetini bizden de esirgeme!

Ey günahkarların günahlarını yarlığayan Rabb-i Rahîmimiz! Bizim günahlarımızı da mağfiret buyur!

Yüce Allahımız! “Bizi affet, kusurlarımızı bağışla ve bizim hayatımızı da iyilerle beraber nihayetlendir.. günahlarımızı mağfûr, kusurlarımızı mestûr, kalblerimizi de mahfûz eyle.. sadırlarımıza inşirah ver.. Ey gizli ve sürpriz lütufların sahibi Rabbimiz, endişe edip korktuğumuz hususların gelip başımıza üşüşmesinden bizleri muhafaza et!

Ya Rabbenâ, Ya İlâhenâ ve ya Mevlânâ! İşlerimizi kolaylaştır.. bizi, anne-babalarımızı, büyüklerimizi, hocalarımızı, arkadaşlarımızı, dostlarımızı, üzerimizde hakkı bulunan kimseleri ve cümle ümmet-i Muhammed’i mağfiret buyur!

Ey feyiz sağanaklarıyla sürekli tecellî üstüne tecellîde bulunan Rahmeti Sonsuz! Bilumum belalardan ve hastalıklardan Sen bizi koru!

Senin, rahmetine, inayetine, hıfz u riayetine itimad ederek bütün bunları Senden dileniyoruz, ey Merhametliler Merhametlisi Rabbimiz! N’olur, bizleri, ettiği dualar geri çevrilen mahrum ve talihsiz kullardan eyleme! Amin!..
Dua saati:104. Allahım, beşeriyete ait uzaklıkları aşarak kurbet ufkuna ulaşan mukarrebîn kullarının gönülleri Senin izzet, azamet ve ululuğunun tecellileriyle dolunca, onlar iman esaslarını ve bilhassa, ima nın kutb-u a’zamını, aksine ihtimal vermeyecek şekilde bil diler, kabullendiler, duyup hissettiler ve varıp irfan ufkuna taht kurdular.. sonra da, artık sadece Senin münezzeh sevgine mazhar işlere yönelip hoşnut olacağın amellere koştular. Rabbim, benim kalbimi ve kadını erkeğiyle bütün kardeşlerimin gönüllerini de izzet ve celâl nurlarınla doldur. Hem öyle doldur ki; dünyanın bütün meseleleri gözümüzde küçülüversin; dünyevî süs ve zinetler nezdimizde hiçbir kıymet ifade etmesin. Ey şefkati gazabının önünde bulunan ve merhameti her şeyi kuşatan Allahım, ey Raûf, ey Rahîm Rabbim! Benim niyazıma ve benimle beraber Sana teveccüh eden kardeşlerimin yakarışlarına Zâtına has lütf u kereminin enginliğiyle mukabelede bulun; bize merhamet buyur, lütuflarını üzerimize bol bol yağdır ve bizi maddî-manevî nimetlerinden mahrum etme. Allahım, lütf u kereminden dileniyorum; beni her işimde en çabuk ve kolay başarıya, sarsılmaz bir irfan ufkuna, maddî-manevî sağlık ve âfiyete, hakiki muhabbete ve Sana kavuşma iştiyakına nâil eyle.
Zikir zamani:  cevsen 71-75 okundu.
Günün  Sözü : Haram para ile hayrat, hasenat yapmak, pisliği idrar ile yıkayıp, temizlemek gibidir.
Günün kitabi: Geylani Külliyatı : Abdulkadir geylani
..
 haram lokma yemek kalbini öldürür. helal lokma yemek ise diriltir. haram lokma seni dünya ile oyalar ve günahları sana sevdirir. helal lokma ise seni ahiretle meşgul eder ve ibadetleri sana sevdirir . helal lokma kalbini Allah'a yaklaştırır. Bu yiyecekler ancak Allah'ı tanımakla tanınabilir . Allah'ı Tanımak sa defterlerle değil kalpte olan bir iştir. insanlardan değil Allah'tan gelir. Allah'ı tanıma marifetullah ancak Onun hükmü ile amel ettikten , doğru söyleyip doğruluktan, Allah'a Tevbe edip ona güvendikten,  büsbütün insanların içinden çıkıp uzaklaştıktan sonra gerçekleşir.
 peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ' in:' kim yediğinin içtiğinin nereden geldiğini aldırış etmezse Allah onu cehenneme hangi kapıdan sokacağına aldırış etmez ' buyruğu Hiç kulağına gelmedi mi?


Gunun hadisi:  İbni Mesud Radıyallahü Anh demiştir ki Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi:' Allah'ım senden Hidayet Takva İffet ve gönül zenginliği ile beraber başkalarına muhtaç olmayacak kadar rızık istiyorum'
Tekasur suresi:1,2. Sizi tekâsür’le (o çoklukla, mal ve evlâd çokluğuyla) övünmek (o kadar) oyaladı ki, nihâyet kabirleri ziyâret ettiniz (ve artık ölmüş olanlarınızı dahi sayarak gururlandınız)!

3. Hayır! İleride bileceksiniz!

4. Sonra (yine) hayır! İleride bileceksiniz!

5. Hayır! Eğer (gerçeği) kat‘î bir ilimle bilseydiniz (böyle yapmazdınız)!

6. And olsun (siz) Cehennemi mutlakā göreceksiniz!

7. Sonra (yine) and olsun, siz onu gözün(üzün) kat‘î bilişiyle göreceksiniz!

8. Sonra o gün, (size dünyada verilmiş olan) ni‘metlerden (teker teker) mutlakā sorulacaksınız!

26 Ocak 2016 Salı

Dua saati: 103. Allahım, biz günah kâr kullarız; hatalarımız her yanımızı kuşattı ve bizi çepeçevre sardı. Fakat, biz mücrim olsak da, Sen Halîm ü Rahîmsin; rahmetinin enginliğine çağıran Sen, günahkârların affına ferman çıkaran da Sensin. Kendimizi idare etmekten, nefislerimize söz geçirmekten âciz kaldık; âcizlere, fakirlere, muhtaçlara ve ihtiyaçları zaruret çizgisinde bulunanlara iltifatın türünden bizleri de teveccühlerinle sevindir. Hususiyle, şu muhtaç ve zavallı kulun ben, Abdülkadir Geylanî Efendimiz’in (kuddise sırruhû) dediği gibi diyorum; benim için bütün sebepler sukût etti; bütün kapılar yüzüme kapandı. Sen kimsesizler kimsesi ve darda kalanların yegâne melceisin. Günahlarım dağlar azametinde olsa da, Senden başka sığınak bilmiyorum; her şeyi kuşatan merhametine itimad ediyorum. Sen Berr ü Rahîmsin; sürekli iyilik edip ihsanda bulunursun, kullarına rahmetinle muamele edersin. Dergâhında dilenciyim Rabbim, kapının tutsağıyım. Kulların arasında her şeyini yitirmiş, iflas etmiş bir garibim; ama senin ihsanlarının talibiyim. Ey hilm, rahmet ve cömertlik tahtının sultanı Rabbim, ey Halîm, ey Rahîm, Ey Kerîm; hâlime acı ve bana rahmaniyetinle muamele et. Dünyada ve âhirette beni rüsvâ eyleme. Sen bana sonsuz nimetler verdin ama ben onların şükrünü eda edemedim. Beni bir dertle imtihan ettin ama ben sabırlı olamadım. Buna rağmen beni hizlana uğratmadın; sürekli hatalar içinde bocaladığımı gördüğün hâlde beni rezilliğe dûçar kılmadın. Halimi ıslah et Allahım; kalbimi nurlandır. Beni her amelinde ihlâsı gözeten, Seni seven ve Senin tarafından sevilen, Senden gelen her şeyi hoşnutlukla karşılayan ve rızana mazhar olan kullarından eyle.
Gunun sozu: Başkalarına karşı zafer kazanan kuvvetlidir, kendi nefsine karşı zafer kazanan ise kudretlidir.
Gunun kitabi: Geylani Külliyatı : Abdülkadir  geylani
..
 aşırı hırslı oluşun ve ileriyi düşünüşün seni nefesini harcamaya etmiştir . çok ileriyi Düşünmemeye ,hırsını azaltmaya , ölümü hatırlamaya , Allah'ı göz önünde tutmaya , sıddıkların nefesleri ile ve sözleri ile ve gece gündüz bulanıklıklar dondurulmuş bir zikirle nefsini tedavi etmeye gayret et . Ona :' yaptığın iyi işlerini yararıni, kötü işlerin zararını verecek olan sensin' de. hiç kimse senin ile birlikte çalışmaz ve yaptığı işten sana Zırnık vermez . çalışmak ve gayret etmek gereklidir. dostun, seni kötü şeylerden sakındıran kimsedir. düşmanın , seni azdıran kimsedir.
..
Ey davar sürüsü !  Allah dostları , size Allah'ın emirlerini emreder,  yasakladığı şeyleri yasaklar . Allah size öğüt verme görevini onlara vermiştir . onlar Bu husustaki emaneti yerine getirirler. Hikmet yurdunda çalışın ki Kudret yurduna varasınız. dünya hikmettir ahiret ise kudrettir . Hikmet aletlere sebeplere ihtiyaç duyar,  Kudret ise bunlara ihtiyaç duymaz . Allah bunu Hikmet Yurdu ile Kudret yurduna birbirinden ayırt etmek için böyle yapmıştır.
(11 recep 545 pazar sabah sohbetinden, ribat)






Gunun hadisi:  Ebu Hureyre Radıyallahü Anh demiştir ki Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdular:'  erkek olsun kadın olsun bir müminin gerek kendisi gerek Çoluk çocuğu ve gerekse malı hususunda Bela eksik olmaz. (maruz kaldığı her Bela Bir günahlarına kefaret olur Ve) sonunda Allah'a günahsız olarak kavuşur'.
Leyl suresi:4. (Ki) şübhesiz amel(ler)iniz gerçekten çeşit çeşittir.

5,6,7. Fakat kim (Allah yolunda) verir ve (günahlardan) sakınırsa, ve o en güzel olanı(1) tasdîk ederse, artık (biz) onu, en kolay olana (Cennete) muvaffak kılarız!

8,9,10. Ama kim cimrilik eder ve kendini (Allah’ın sevâbına) muhtaç görmezse, ve o en güzel olanı yalanlarsa, onu da en zor olana (Cehenneme) muvaffak kılarız!

11. Hâlbuki aşağıya düştüğü (Cehenneme yuvarlandığı) zaman, malı kendisine fayda vermez!

12. Muhakkak ki bize düşen, elbette doğru yolu göstermektir.(2)

25 Ocak 2016 Pazartesi

Dua saati: 102.Ey kendisine el açılıp istekte bulunulanların en cömerdi ve ey isteyenleri boş çevirmeyenlerin en hayırlısı! Nasıl bilinmeyi murad buyuruyorsan Seni öyle bileceğimiz bir marifet ufku nasip et bize, zâtî ve su bûtî sıfatların itibarıyla Seni “bî kem ü keyf” bilme hazzını duyur vicdanlarımıza. Her şeyi doğru görüp doğru değerlendirmemiz için, nezd-i ilahinden sıfatlarının ve isimlerinin nurlarını yağdır gönüllerimize. Senin azamet, celâl ve ceberûtunu mülâhazaya almaktan bir an bile dûr olmayacak, hep saygı ve tâzimle atacak bir kalb ver bize; keşf ü ilhamın âhizesi, ilâhî varidâtın da mahzeni ve nâkilesi olacak bir lâtîfe-i rabbâniye bahşet. Her ân-ı seyyale Senin enfüsî ve âfâkî âyetlerine bakıp onları mütalaa eden bir ruh ihsan buyur. Ey herkesi ve her şeyi şefkat ve merhametiyle kuşatan Rabbimiz! Sen yegâne sığınağımızsın, Rahmâniyetine yaraşır bir muamele bekliyoruz Senden, merhamet et bize. Hakkındaki hüsn-ü zanlarımızda ve beklentilerimizde bize hayal kırıklıkları yaşatma; dünyaya ve âhirete ait ihtiyaçlarımızı gider. Marifetinle, muhabbetinle ve Sana kavuşma iştiyakıyla gönüllerimize inşirah sal; bizi vicdan genişliğine ulaştır, maiyyetinle şereflendir ve hep yanımızda bulunduğunun şuuruna erdir.
Gunun sözü :  Allah sevdiği Kula azab etmez. onun yerine ona sıkıntı verir ve sabrettirir.
Günün  kitabi: Geylani Külliyatı :Abdülkadir geylani
..
 Kim dünyada ve ahirette de zenginlik isterse yalnızca Allah'tan Korksun onun kapısında Dursun ve ondan utanıp başkasının kapısına gitmesin. İki gözünü de ondan başkasına bakmaktan alikoysun. iki gözden maksadım beden gözleri değil Kalp gözleridir. nasıl oluyor da sen Eninde sonunda yok olacak olan elindeki malına güveniyorsun da hiç yok olmayacak olan Allah'a güveni terk ediyorsun? seni başkasına güvenmeye iten şey Allah'ı bilmemendir . Allah'a Güven duymak Zenginliğin ta kendisidir başkasına Güven duymak fakirlik demektir.
..
 Takva sahibi Allah'a güvenen biri olmak istiyorsan sabırlı olmaya bak Çünkü sabır bütün iyiliklerin temelidir.
..
 Allah 'Allah sabredenleri sever' buyurmuştur . Allah seni sevdiği için sınar. Allah'ın emrine her uyuşunda, yasağından her kaçışında Allah'ın sana olan sevgisi artar . Allah'ın verdiği sıkıntılara sabır ettiğin sürece de ona daha çok yakışırsın.
(19 recep 545 sabah sohbetinden,bagdat)



Gunun hadisi:  Enes ibn-i Malik Radıyallahu anh demiştir ki Resulullah  sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdular :' Allah hayrını iyiliğini dilediği kulunun cezasına dünyada hemen verir, ahirete bırakmaz. fenalığını dilediği kulunun günahını ise kıyamet günü huzuruna çıkıncaya kadar tehir eder, dünyada cezalandırmaz'.
A'la süresi : 8,9,10. Ve seni en kolay olana (İslâm dînine) muvaffak kılacağız. O hâlde eğer nasîhat fayda verirse, (artık onlara) nasîhat et! (Allah’dan) korkan nasîhat alacaktır.

11. En bedbaht olan da, ondan kaçınacaktır.

12. O (bedbaht) ki, en büyük ateşe girecektir!

13. Sonra orada ne ölecek, ne de yaşayacak!

14,15. (Günahlardan) temizlenen kimse, gerçekten kurtuluşa ermiştir! Rabbisinin ismini zikredip, namaz kılan da!

16,17. Fakat (siz) dünya hayâtını üstün tutarsınız! Hâlbuki âhiret daha hayırlı ve daha devamlıdır!

24 Ocak 2016 Pazar

Dua saati:101. Ey âcizlerin güç kaynağı, kimsesizlerin yegâne sığınağı Rabbimiz! Bize ihsan buyurduğun imkân, istidat ve kabiliyetleri, maddî-manevî nimetleri Din-i Mübîn’i hayatımıza hayat kılma ve onu herkese duyurma istikametinde kullanabilmemiz için yardımcımız ol.. nezd-i Uluhiyetinden mahz-ı fazl olarak bize inayet buyur ve şu âciz kullarını ölüm ötesinin sıkıntılarından kurtararak âhiret saadetine kavuştur ve ekstra bir lütufla biz biçare kullarına da Cemâl-i Bâkemâlini müşahede ufkunu tuttur. Ey ihsanı hem dünyayı hem de âhireti doldurup donatan Rabbimiz, gönüllerimizi Zatına karşı aşk u iştiyakla, saygı ve haşyet hisleriyle doldur; bizi dur durak bilmeden ihlâs peşinde koşan ve kalbi her zaman huşû ile meşbû olan kullarından eyle. Ey, günahlarla kirlenmiş kimseleri hemen cezalandırmayan, haddi ni bilmezlere manevî kirlerinden arınma fırsatları veren Merhametliler Merhametlisi! Rah mâniyetine has bir teveccüh ve nazarla bizim dua ve yakarışlarımıza da icabet buyur. Şüphesiz hepimiz boynu tasmalı, ayağı prangalı ve elleri kelepçeli kullarınız, Senin dergâhının köleleriyiz. Senden sıdk, emanet ve ismet gibi mü’min sıfatlarını hayatımız boyunca bize yâr etmeni istiyoruz. İnsî ve cinnî bütün şeytanların şerlerinden, fitlerinden, dürtülerinden ve sürekli kötülüğü dayatan, hep çirkinliklere çağıran nefsin desiselerinden, vesveselerinden, tuzaklarından hepimizi korumanı dileniyoruz.
Gunun sozu:Kadı Şüreyh buyurdu ki: Benim başıma bir musibet geldiğinde ona karşı Allah’a dört defa hamd ederim.
1- O beladan daha büyüğünü bana vermediği için,
2- Ona karşı sabretmeyi bana nasip ettiği için,
3- O beladan sevap umarak “İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn” demeye beni muvaffak ettiği için,
4- O belayı benim dinimde yapmadığı için.
Gunun kitabi: Geylani Külliyatı :Abdulkadir geylani
..
 Allahin sana ve Senin sabrın da ihtiyacı yoktur . ama senin davanda nasıl çalıştığına doğru söyleyip söylemediğini bakar . Seven, hicbir şeye sahip değildir . o her şeyini sevdiğine teslim eder. sevgi ve sahiplik bir arada bulunmaz . Allah'ı seven ve sevgisinde doğru olan kimse kendisini malını ve son durumunun ne olacağını ona bırakır . kendi hakkında ve başkaları hakkındaki seçim hakkını da ona bırakır . tasarruflarında onu suçlamaz. bir şey isterken aceleci davranmaz . onu cimri bulmaz. Allah elinden gelen her şey ona tatlı gelir. bütün yönlerini kapatır , bir yönünü bile açık bırakmaz.
..

Gunun hadisi:  Ebu Hureyre Radıyallahü Anh demiştir ki Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdular :' ayağa batan dikenin verdiği acı da dahil olmak üzere Müslümanın başına gelen her türlü yorgunluk hastalık tasa keder ve Üzüntüyü Allah muminin hatalarını mağfiret etmeye vesile kılar'
İnşikak suresi:6. Ey insan! Şübhesiz ki sen (o gün), Rabbine (kavuşuncaya) kadar çabalamakla didinip durucusun! Nihâyet onunla (o yaptığın amelle) karşılaşacak olansın!

7,8. O zaman kimin kitâbı (amel defteri), sağ eline verilirse, artık kolay bir hesabla hesâba çekilecek!

9. Ve sevinçli olarak âilesine dönecektir!

10,11,12. Ama kimin de kitâbı (amel defteri) arka tarafından verilirse, artık (ölüp de kurtulmayı temennî ederek) helâki çağıracak ve alevli ateşe girecektir!

13. Çünki o, (dünyada) âilesi içinde (emirlerimize isyân ederek şımarmakla orada) sevinçli idi.

23 Ocak 2016 Cumartesi

Gunun sözu: Kul, kalbindeki düşüncelerin hepsini bir tabak içersine kor ve bunu çarşıda dolaştırır da içinde kendisini utandıracak birşey bulamazsa, takva makamina ermiş olur. Ömer bin Abdülaziz
Gunun kitabi:  kalplerin kesfi: gazali

..

 Bildirildigine göre namaz kilanlar çoktur, fakat namazini husu içinde kilanlar azdir. Hacca gidenler çoktur, fakat yaptigi haccin icaplarina uyanlar azdir. Kuslar çoktur, fakat bülbül azdir. Âlim çoktur, fakat bildigine göre amel eden âlim azdir.

Namaz, Allah (C.C)'in emirlerine boyun egme yeri, husu ve alçak gönüllülük kaynagidir. Namazin kobul edilip edilmedigi, bunlar ile anlasilir. Namazin caiz olma sartlari ile kabul edilme sartlari ayri ayridir. Namazin caiz olma sarti, farzlarinin yerine getirilmesidir. Kabul edilmesinin sarti da husu ve takva içinde kilinmasidir.
Gunun hadisi: Hz. Aişe radıyallahu anha anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir gece yanımdan çıkıp gitmişti. (Benim nöbetimde) hanımlarından birinin yanına gitmiş olabilir diye içime kıskançlık düştü. Geri gelince halimi anladı ve:

"Kıskandın mı yoksa?" dedi. Ben de:

"Evet! Benim gibi biri senin gibi birini kıskanmaz da ne yapar?" dedim. Aleyhissalatu vesselam:

"Sana yine şeytanın gelmiş olmalı" dedi. Ben:

"Benimle şeytan mı var?" dedim.

"Şeytanı olmayan kimse yoktur" dedi.

"Seninle de var mı?" dedim

"Evet, Ancak ona karşı Allah bana yardımcı oldu da müslüman oldu!" buyurdu."
Tekvir suresi: 27,28,29. O, ancak âlemler için, (ve) içinizden dosdoğru olmak isteyenler için bir nasîhattir! Fakat, âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe, siz dileyemezsiniz!.

22 Ocak 2016 Cuma

Dua saati: 100. Ey merhameti her şeyi kuşatan Rabbimiz! Bizi Cehennem ateşinden ve kabir azabından muhafaza buyur; özü ve sözüyle sadâkate kilitlenmiş ebrâr kullarınla ve kurbetine mazhar kıldığın mukarrebînle beraber bizi de Cennete dâhil eyle; Nebiyy-i Ekrem’in rü’yetiyle gönüllerimizi nura ve sürura kavuştur; ulvî hakikatleri, oldukları gibi görüp idrak edebilememiz için gözlerimizdeki perdeleri kaldır. Ey talihsizlerin sığınağı, ey âcizlerin güç kaynağı! Zâtına has korumanla şu hıfzına muhtaç kullarını muhafaza et; riâyet-i hâssânla bizi de gözet! Şüphesiz Sen, kendisinden istekte bulunulacak yegâne Zât, her konuda yardımı ümit edilecek ve dergâhına koşulacak biricik mercîsin. Senden diliyor ve istirham ediyoruz; dünya ve âhiret umuru karşısında her zaman yardımcımız ol. Rahmetine bel bağlayan şu kullarına merhametinle muamele edeceğin konusunda, Senin hakkında beslediğimiz hüsn-ü zanlarımızda bizi yanıltma; zira Sen gerçek ilahımız ve şeksiz şüphesiz tek sığınağımızsın.
Gunun sozu: Bela ve musibetler, kulları, gaflet uykusundan uyandıran, Allah’ı ve ölümü hatırlatan, Allah’ın kullarına vurduğu şefkat tokatlarıdır.
Gunun kitabi: kalplerin kesfi:gazali

..
Rivayet edildigine göre, bir gün Hz.Süleyman Bin Davud (A.S.) üzerini gölgeleyen kuslar saginda ve solunda insanlar ve cinlerden meydana gelmis maiyyet kitasi arasinda yürürken Israilogullarindan bir abid ile karsilasir.

israiloglu abid ona der ki: «Ya Süleyman Ibni Davud; yemin ederim ki Allah (C.C) sana gerçekten muhtesem bir saltanat bagisladi.»

Hz. Süleyman bunu isitti ve Israiloglu abide su cevabi verdi: «Mü'minin amel defterine yazilan bir tesbih Suleyman Ibni Davud'a verilen parlak saltanattan daha hayirlidir. Cunki Süleyman'a verilen saltanat geçicidir, ama mü'minin tesbih sevabi kalicidir.»
Gunun hadisi: Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki:

"Kul (bazan), Allah'ın rızasına uygun olan bir kelamı, ehemmiyet vermeksizin sarfeder de Allah onun sebebiyle cennetteki derecesini yükseltir. Yine kul (bazan) Allah'ın hoşnutsuzluğuna sebep olan bir kelimeyi ehemmiyet vermeksizin sarfeder de Allah, o sebeple onu cehennemde yetmiş yıllık aşağıya atar."
Murselat suresi:37. Yalanlayanların o gün vay hâline!

38,39. (Onlara şöyle denilir:) “Bu, (hak ile bâtılın) ayırma (hüküm verme) günüdür! Sizi ve (sizden) öncekileri bir araya getirdik. Artık (azabdan kurtulmak için) bir tuzağınız varsa, haydi bana tuzak kurun!”

40. Yalanlayanların o gün vay hâline!

41,42. Şübhesiz ki takvâ sâhibleri (ise, o gün) gölgelerde ve pınar başlarında, canlarının çekmekte olduğu meyveler arasındadırlar.

43. (Onlara şöyle denilir:) “İşleyegeldiğiniz (sâlih) ameller sebebiyle (bir mükâfât olarak), âfiyetle yiyin, için!”

44. İşte biz, iyilik edenleri böyle mükâfâtlandırırız.

45. Yalanlayanların o gün vay hâline!

46. (Ey kâfirler! Siz de dünyada) az bir müddet yiyin, faydalanın! Çünki siz günahkârlarsınız.

47. Yalanlayanların o gün vay hâline!

48,49. Hem onlara: “Rükû‘ edin!” denildiği zaman, rükû‘ etmezler. Yalanlayanların o gün vay hâline!

50. (Onlar) artık bundan (Kur’ân’dan) sonra hangi söze inanacaklar?

21 Ocak 2016 Perşembe

Dua saati: 99. Ey celâl ve ikram sahibi yüce Rabbimiz! Bize ve bütün müslümanlara karşı fitne ateşi tutuşturanların, tutuşturup maddî-manevî müktesebâtımızı kül etmeye çalışanların ateşlerini söndür. Hayatını Din’e hizmete vakfetmiş masum insanlara karşı kinle, nefretle, hasetle, adavetle diş bileyen amansız zalimlerin yapmak istedikleri şerlere karşı Senin inayetine sığınıyoruz. Ehl-i iman hakkında kötülük düşünen insî-cinnî ne kadar zalim varsa, Sen bizi onların şerlerinden ve tuzaklarından koru.. tahrip temsilcilerinin oyunlarını boz ve emellerini gerçekleştirmelerine fırsat verme.. Seni tanımaz, Peygamber bilmez, dine-diyanete saygı duymaz nâdanların hilelerini başlarına dola, göz boyamalarını ve saptırmalarını boşa çıkar; onların entrikalarına karşı sağlamlardan daha sağlam himayene bizi de al. İhsan ve keremi bol Rabbimiz! Senden haşyetle ürperen bir gönül, zikrinle hayatdâr bir dil, azametinin ce lâlini idrak edebilecek bir akıl istiyor ve dileniyoruz. Bizi isimlerinin ve sıfatlarının nurlarıyla nurlandır; Sana kurbet kesbederek indinde ikrama mazhar olmuş kullarını zâhir-bâtın bütün latifeleriyle bambaşka bir dirilişe erdirdiğin gibi bizi de dirilt; fazl u kereminin hazinelerinden, bize sürekli kaynayıp duran coşkun bir marifet ihsan buyur.. ve bizi Habîb-i Edîb’inle (sallallahu aleyhi ve sellem) beraber eyle.
Gunun sozu:İyi geçirilmiş bir günün, mutlu bir uyku getirmesi gibi; Allah yolunda yaşanmış bir hayat da mutlu bir ölüm getirir.
Gunun kitabi: kalplerin kesfi: gazali
..
Hz. Adem (A.S.) oglu Sit (A.S.)´a su bes nasihatte bulundu ve bu nasihatleri ilerde kendi ogullarina, vasiyet etmesini istedi. Nasihatler sunlardir:

1 — Ogullarina, dünyaya güvenmemelerini söyle, çünki, ben bakî oldugunu gözönüne alarak Cennet'e güvendim, fakat Allah (C.C) beni oradan çikardi.

2 — Ogullarina, kadinlarin arzusuna uyarak bir ise girismemelerini söyle. Çünki ben esimin arzusuna uyarak yasaklanmis agacin meyvasindan yedigim için sonra pisman oldum.

3 — Ogullarina, girisecekleri her isin sonunu bastan düsünmelerini söyle, eger ben giristigim davranisin sonunu düsünseydim, basima bildiginiz haller gelmezdi.

4 — Herhangi bir ise girisirken içinize süphe düserse, ondan uzak durun, çünki ben yasak agacin meyvasini yerken içime süphe düstü, buna ragmen vazgeçmedigim için sonra pismanliga düstüm.

5 — Giriseceginiz islerde bilenlere danisin, eger ben yasak agaca yanasmadan önce meleklere danissaydim, basima bu haller gelmezdi.»
Gunun hadisi: Ebu Mûsa Abdullah İbnu Kays el-Eş'arî (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular: "Allah'ın benimle gönderdiği ilim ve hidâyetin misali, bir araziye düşen yağmur gibidir. (Bilindiği üzere), bazı araziler var, tabiatı güzeldir, suyu kabul eder, bol bitki ve ot yetiştirir. Bir kısım arazi var, münbit değildir, ot bitirmez, ama suyu tutar. Onun tuttuğu su ile Cenab-ı Hakk insanları yararlandırır: Bu sudan kendileri içerler, hayvanlarını sularlar ve ziraat yaparlar. Diğer bir araziye daha isabet eder ki, bu ne su tutar ne ot bitirir.

Bu temsilin biri Allah'ın dininde ilim sâhibi kılınana delalet eder, böylesini Allah benimle göndermiş olduğu hidâyetten yararlandırır; yani hem öğrenir, hem öğretir. Temsilden biri de, buna iltifat etmeyen Allah'ın benimle gönderdiği hidâyeti hiç kabul etmeyen kimseye delalet eder".
Muddessir suresi: 39,40,41. Ancak Ashâb-ı Yemîn (amel defterleri sağ eline verilenler) müstesnâ. (Onlar) Cennetlerdedir; birbirlerine suçlular(ın hâlin)den sorarlar.

42. (Sonra o günahkârları görünce dediler ki:) “Sizi Sakar’a (Cehennemin odehşetli vâdisine) sokan nedir?”

43,44. (Onlar şöyle) dediler: “(Biz) namaz kılanlardan değildik.” “Yoksulu da doyurmazdık.”

45. “(Bâtıla) dalanlarla berâber (biz) de dalardık.”

46,47. “Ve dîn (hesab) gününü yalanlardık. Nihâyet bize yakîn (inkâr edemeyeceğimiz ölüm) geldi!”

20 Ocak 2016 Çarşamba

Dua saati: 98. Allahım! Yüce nezdinden göndereceğin burhanlarla bizi de destekle.. hakkı-hakîkati, selim ve sâlim aklı ve apaçık beyanı her zaman yol arkadaşlarımız eyle.. ulu katındaki ulvî sırların perdesini bizim için de aralayıver.. ne olur, gözlerimizin nuru muhlis ve muhlas kullarına gösterdiğin güzellikleri bize de göster.. rahmet hazinelerini bizim için de aç, aç ve bizi bırakma başkalarına muhtaç! Ey bütün mülkün sahibi olan ve keremine hudut olmayan rahmeti engin Rabbimiz! Yüce Zâtına yakınlıkla serfiraz kıldığın kulların için nezdinde tuttuğun lütuflarla biz âciz ve muhtaç kullarını da sevindir ve bizi mahrum ve ümitsizliğe yenilmiş bîçarelerden eyleme! Ya Rab, mevhibe sağanaklarınla bizi de sırılsıklam hâle getir.. ulûhiyetinin ve rubûbiyetinin sırlarını bize de aç ve yüce katından göndereceğin inayet, sıyanet ve kilâetle bizi de te’yîd buyur...
Gunun sözü : Dünyayı size bırakıp gidenIer gibi, siz de başkaIarına bırakıp gidin.
Gunun kitabi: kalplerin kesfi: gazali
..
Uzak vadeli emeller ile oyalanarak ölümü unutmayin. Dünyaya sakin bel baglamayin, çünki o gayet aldatici ve gaddardir, üstten bakarak gözünüzü boyar, bos vaadler ile aklinizi basinizdan alir, süslenip puslenerek kendisine talib çeker.

Böylece alimli bir gelin gibi ortaya çikar. Böylece bakislar ona dikilmis,
kalbler ona tutuimus, nefisler ona âsik oiur.

Oysa nice âsikinin kanina girmis, nice ona gönül baglayani yüzüstü brrakmistir. Ona gerçegin gözü ile bakin. O sayisiz belâlarin yurdudur ve onu bizzat yaraticisi horlamistir.

Onun yenisi yipranir, mülkü elden gider, ileri geleni itibardan düser, çogu azalir, sevgisi ölür, iyiligi kaybolur.

Gaflet dalginligindan gözlerinizi açiniz Allah (C.C) hayrinizi versin gün gelir sizin için «Falanca rahatsizdir» yahut «agir hastadir. Acaba iyilesmesinin çaresi var mi? Yahut onu doktora mi gösterelim» denilmeden uykunuzdan uyanin. Sonra senin için doktor çagrilir, fakat iyilesmene umut kalmadigi görülür. O zaman «falanca vasi yerini yapti mali «saydi derler. Sonra dili agirlasti dostlari ile konusamiyor, komsularini tanimiyor» denir.

Bu arada alnindan terler bosalir, arka arkaya iniltileri duyulur, yaklasan akibetini kestirmeye baslarsin, gözlerin fal tasi gibi açilip sabit bir noktaya dikilir, tahminlerinin gerçeklesmek üzere oldugunu sezersin, dilin pelteklesir, kardeslerin ve yakinlarin aglamaya baslar. «Bu oglun falancadir, su da kardeslerin filancadir» diyerek sana yanibasindakiler takdim edilir, ama artik konusmaktan alakonmussundur, konusamaz bir dilin mühürlenmistir.

Arkasindan ilâhî hüküm üzerine iner, canin bedeninden sonra göklere çikarilir.
O zaman yakinlarin basinda toplanir, kefenini hazirlarlar, ölünü yikayip kefene sararlar. Artik gidenin gelenin olmaz, seni kiskananlar rahatlar yakinlarin mirasini paylasmaya koyulur, sen ise amellerin ile basbasa kalirsin l
Gunun hadisi:Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm'a bir gün sıcak bir yemek getirilmişti. Yedi ve yemekten çıkınca: "Elhamdülillah, şu şu vakitten beri mideme sıcak bir yemek girmemişti" buyurdu."
Nuh suresi:24. “Böylece birçoklarını gerçekten dalâlete düşürdüler. (Rabbim!) O zâlimlere, (mü’minlere kurdukları o tuzaklarda) şaşkınlıktan başka bir şey artırma!”

25. (Onlar) günahları yüzünden (tûfanda) boğuldular da ateşe sokuldular; kendilerine Allah’dan başka yardımcılar da bulamadılar.

26. Ve Nûh dedi ki: “Rabbim! Yeryüzünde o kâfirlerden hiçbir kimseyi bırakma!”

27. “Çünki sen onları bırakırsan, kullarını dalâlete düşürürler, hem günahkâr ve azılı kâfirden başkasını doğurmazlar (çocuklarını da öyle yetiştirirler).”

28. “Rabbim! Bana, ana-babama, evime mü’min olarak girene, (bütün) mü’min erkeklere ve mü’min kadınlara mağfiret eyle! Zâlimlere de helâktan başka bir şey artırma!”

19 Ocak 2016 Salı

Sabah duasi:Her münafıkın kadrini, şeref ve haysiyetini alçalt ya Hâfid! İmdadınla bizi yükselt ya Râfi'!
Dua saati:96. Yüce Allahımız! Gönüllerimizi sıdk, emanet, ihlâs ve yakîn hisleriyle buluştur ve bizi kalbleri rikkatle çarpan huşû ve hudû sahibi, murâkabe, heybet ve marifet-i tâmme ehli insanlardan eyle! Destekleyenimiz, yardım edenimiz ve koruyup kollayanımız Sen ol! Ne olur, biz âciz ve muhtaç kullarını hüsrana uğramış zavallıların düştükleri acıklı durumlara maruz bırakma.. kalblerimizin üzerinden sis ve pas perdelerini kaldır; kaldır ki hakkı hak olarak görüp bilebilelim. Yüceler Yücesi Rabbimiz! Senden bize nezdindeki nurlardan bir nur göndermeni ve onunla zâhir-bâtın bütün hislerimizi nurlandırmanı, gönüllerimizi ağyar ve masiva karanlıklarından arındırmanı ve yürüyeceğimiz yolları, insanlığa en mümtaz rehber olarak seçip vazifelendirdiğin habibin Muhammed Mustafa’nın nuruyla ışıklandırmanı diliyoruz. Dualarımızı kabul buyur Rabbimiz!
Gunun sozu:Her dertli, kaderi kendine düşman bilir.
Gunun kitabi: Geylani Külliyatı : Abdulkadir Geylani
..
 Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Allah kulu için iyilik Dileyince onu dinde anlayış sahibi kılar ve ona kendi kusurlarını gösterir duymuştur.
..
 Sen benim sana ikiyüzlülük etmemi yumuşak konuşmamı istiyorsun . Boylece Sende sevinip kendini beğenecek ve kendinin doğru yolda olduğumu sanacaksın .
..
 Doğru sözlü ol. yorumlama. çünkü yorumlayan aldanır. insanlardan Korkma ve onlardan bir şey bekleme çünkü bu hedefine ulaşacağına güvenmediğinin göstergesidir.
..
 a kıt anlayışlı!  kaderi geri çevirmek değiştirmek silmek ve ona karşı gelmek mümkün olmadığına göre Allah'ın dilediğinden başka bir şey dileme. Madem ki sana sadece onun diledikleri gelecek o halde Sen hiçbir şey isteme . Allah bir şeyi dilemediği zaman o şey gerçekleşmez . O halde sen nefsini ve kalbini o işi aramak için yorma . her şeyi Rabbine bırak rahmetinin eteğine Tevbe eliyle yapış. Böyle devam edersen dünya kalp ve beden gözünden kaybolur sıkıntılarının arzularının zevklerin bırakılması kolay olur.

Gunun hadisi:  Ebu bekr'e nufey İbni Haris Es- sekafi radıyallahu anh demiştir ki resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:'  iki müslüman birbirine Kılıç çektiği zaman öldüren de ölen de cehennemdedir ' buyurdu. ben kendilerine :' ey Allah'ın resulü ! öldürenin durumu belli ama ölen niçin cehennemdedir ?' diye sordum :' Çünkü o da karşındakini öldürmeye kararlıydı'. Buyurdu.
Hakka suresi:19,20. İşte kitâbı sağ eline verilen kimseye gelince, (sevinerek) der ki: “Alın, kitâbımı okuyun; doğrusu ben, hesâbımla karşılaşacak kimse olduğumu gerçekten sezmiştim (bilmiştim)!” der.

21. Artık o, hoşnud bir hayat içindedir!

22. Yüksek bir Cennette!

23. Meyveleri yakın (toplaması kolay)!

24. (Onlara denilir ki:) “Geçmiş günlerde (dünyada) işlediğiniz (sâlih ameller)e karşılık olarak âfiyetle yiyin, için!”

25. Hâlbuki kitâbı sol eline verilene gelince, artık (o) şöyle der: “Keşke bana kitâbım verilmeseydi!”

26. “Ve hesâbımın ne olduğunu bilmeseydim!”

27. “Keşke o (ölüm) işimi bitirmiş olsaydı!”

28. “Malım bana fayda vermedi!”

29. “Saltanatım benden yok olup gitti!”

30. (Allah, Cehennem bekçilerine şöyle buyurur:) “Tutun onu, hemen kendisini bağlayın!”

31. “Sonra Cehenneme atın onu!”

32. “Sonra hemen onu, boyu yetmiş arşın olan bir zincire vurun!”

33. “Çünki o, yüce Allah’a inanmazdı!”

34. “Yoksulu doyurmaya da teşvîk etmezdi!”

18 Ocak 2016 Pazartesi

Sabah duasi:Allahım bizi bize döndür.
Bizi kapında durdur.
Allahım bizi, senin için sende ve seninle eyle.
Bizi sana hizmetle bahtiyar eyle.
Almamız da vermemiz de senin için olsun.
İçimizi senden başkasının sevgisine mekan olmaktan temizle, nehyettiğin yerleri bize gösterme. Emrettiğin yerlerde bizi, bize kaybettirme.
Zahirimizi (dışımızı) sana masiyetten (günah işlemekten), batınımızı (içimizi) da şirkten koru.
Bizi nefislerimizin elinden al, kurtar sana ulaştır.
Bütün fiil ve hareketlerimiz yalnız senin için olsun.
Yalnız sana güvenelim, sana dayanalım.
Senden başkasına asla güvenmiyelim, dayanmayalım.
Senden gafil olma bedbahtlığından bizi uyandır.
Bizi, sana taat, ibâdet, ve münacat elbiseleri ile giydir.
Kalblerimize ve özlerimize sana yakınlık zevkini tattır.
Nasıl ki gök ile yer arasını ayırdı isen, günahlarla bizim aramızı da aynen öylece ayır.
Bizi günahlardan uzak tut.
Nasıl ki gözün siyahı ile beyazının arasını biri birine yakın etti isen, aynen onun gibi, bizi de sana kulluğa, sana taate yakin et.
Günahlarla bizim aramızı aç. Tıpkı, sana masiyet bahsinde, Yûsuf aleyhisselâm ile Züleyha’nın arasını açtığın gibi.
Allahım! Bizi gaflet uykusundan uyandır.
Bizim kimimizi, kimimizden faydalandır.
Bizi yalnız kendinle meşgul eyle.
Taki nefislerimiz islah olsun. Nefislerimize sana gelen yolu göster.
Ömrümüzün kalan kısmını, senin yolunda meşguliyetle geçirelim!
(Amin)

Abdülkâdir Geylânî (k.s.)
Dua saati: 94. Ya Rab! Bizi, sevip hoşnut olduğun güzellikleri işlemeye ve gerçekleştirmeye muvaffak kıl.. marifet tecellilerini üzerimizden sağanak sağanak yağdır.. bize elbiselerin en güzeli olan takva elbisesini giydir ve nezd-i ulûhiyetinden göndereceğin bol ve daimî feyizlerle bizi de has kullarından eyle, ey bütün nurlar Kendi nurunun gölgesi olan nurların nuru ve sinelerde saklı duranlara kadar açık-gizli her şeyi bilen Alîm Rabbimiz! Allahım! İçimizi ve dışımızı nifak, şikak, fısk u fücur gibi hastalıkların zulümâtından arındır.. kalblerimizi ve ruhlarımızı marifet nurlarınla ışıklandır.. bizi en sevdiğin işlerde istihdam et.. hem bizim, hem de kadın-erkek bütün kardeşlerimizin hâllerini en güzel hâle tebdil eyle ve bizi yolların en doğrusuna, nimetlerin de en güzeline eriştir!
Gunun sözü :Malı helalden kazanırsan suali, haramdan kazanırsan cezası vardır. Imam Rabbânî
Gunun kitabi: Geylani Külliyatı : Abdülkadir Geylani
..
 geçmiş büyüklerimiz Dinin ve kalplerin doktorları olan Salih kulları ve velileri bulmak için Doğuyu batıyı karış karış Geziyorlardi. onlardan birini bulduklarında ondan dinlerinin ilacını istiyorlardı . bugün ise size öğreten ve sizi eğiten ilim sahipleri fıkıh bilginleri ve Allah'ın veli kulları en sevilmeyen kimseler durumundadır.
..
 Sen çalış gayret et ve ameline güvenme çünkü çalışmayı terk eden kimse tamahkar olur . ameline güvenen kendini beğenir ve aldanır. bazı insanlar Dünya ile ahiret arasında Durmuş bazıları Cennetle cehennem arasında bazıları da yaratılanla yaratan arasında.
..
 Ey Cemaat her halinizle haramlardan ve şüpheli şeylerden sakının. şüpheli şeylerden sakınmak dinin örtüsüdür.

Gunun hadisi:  Ebu Hureyre Radıyallahü Anh demiştir ki Allah Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :' Allah sizin sûret, şekil ve dış görünüşlerine değil kalplerinize kalbi temayüllenize bakar'.
Tahrim süresi :9. Ey Peygamber! Kâfirlerle ve münâfıklarla cihâd et ve onlara karşı sert davran! Onların varacağı yer Cehennemdir! O ise, ne kötü varılacak yerdir!

10. Allah, inkâr edenlere, Nûh’un karısı ile Lût’un karısını bir misâl olarak getirdi. (Bu ikisi) kullarımızdan iki sâlih kulun (nikâhı) altında idiler de onlara hâinlik (îman cihetiyle münâfıklık) ettiler; bu yüzden (o iki peygamber) Allah’dan (gelen) bir şeyi onlardan def‘ edemedi. Ve (o kadınlara) denildi ki: “(Haydi!) O girenlerle berâber, siz de ateşe girin!”

11. Allah, îmân edenlere de Fir‘avun’un hanımını (Asiye’yi) bir misâl olarak getirdi. Hani (o): “Rabbim! Senin katında benim için Cennette bir ev yap, beni Fir‘avun’dan ve onun (kötü) işinden kurtar, hem beni bu zâlimler topluluğundan kurtar!” demişti.

17 Ocak 2016 Pazar

Dua saati:93. Allahım! Rahmet, şefkat ve merhametine sığınarak bir kere daha huzurunda el açıyor, korku ve endişe içinde olan fakirlerin, yoksulların, ihtiyaçları ızdırar derecesine ulaşmış muhtaçların hisleriyle Sana yalvarıyoruz: Bize dünyada tastamam bir âfiyet ve ötelerde de Cennetini ve Rıdvanını ihsan eyle.. ne nefsimizin ne de kullarından herhangi birisinin acımasızlığıyla bizi göz açıp kapayıncaya kadar olsun başbaşa bırakma; hele bize karşı haddini aşanlara, adavet besleyenlere, komplo kuranlara bizi hiç muhtaç etme.. o türlü şerîr kimselerin tuzaklarından ve kötülüklerinden bizi koru! Allahım! Dünyada ve âhirette her türlü korku ve endişeden bizi emin eyle; eyle ki, sadece Senden korkalım ve Sana sığınalım. Bizi yakınlığınla mükafaatlandır.. salih kullarını koruyup gözettiğin gibi, bizi de gözetip kolla ve fâcirlerin hıyanetlerine, şerîr kimselerin kötülüklerine karşı her zaman yardımcımız ve koruyanımız Sen ol!
Gunun sozu:İnsanIarda riyanın karışmıyacağı, hakiki tek vasıf sabırdır. ABDÜLAZİZ BEKKİNE
Gunun kitabi: Geylani Külliyatı :Abdülkadir geylani
..
 sabretmeyi bilmiyorsan Senin dinin yok demektir. imanın başı yok demektir . Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem :' iman için sabır bedendeki baş gibidir 'buyurmuştur. sabır , Şikayetini hiç kimseye arz etmeyerek sebeplere tutmamak sıkıntılardan kaçmamak başa gelen sıkıntının sona ermesini istememek demektir . kul fakirlik ve ihtiyaç içindeyken Allah'a boyun eğip Allah'ın iradesi doğrultusunda onunla Sebat eder ibadet ederek ve çaba sarf ederek Geceyi gündüze kadarsa Allah ona rahmet gözüyle bakar ailesini hiç olmadığı bir yoldan zengin eder Allah Celle Celalühü :' Kim Allah'tan çekilirse Allah ona bir çıkış kapısı yaratır ve Hiç ummadığı yerden rızık verir 'buyurmuştur.
..
 çalış gayretli ol . gayretli olursan iyilik sana kendiliğinden gelir. Kim arar ve gayret ederse aradığını bulur. helal lokma yemek için çaba göster . Çünkü helal lokma senin kalbini aydınlatır karanlıktan kurtarır . en yararlı akıl sana Allah'ın nimetlerini tanıtan nimetlere şükretmeni sağlayan nimetleri ve nimetlerin büyüklüğünü itiraf etmene yardımcı olan akıldır.
..
(7 recep 545 sabah sohbetinden)





Gunun hadisi:   Hazreti Aişe radıyallahu anh demiştir ki Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :' Mekke fethinden sonra artık hicret yok fakat Cihat (Rabbimizin Adini Cihan'ın dört bir yanına Duyurma , Allah ile kulları arasındaki engelleri ortadan kaldırma gayreti) ve niyet vardır . O halde bu ugurda bir Nefer olmaniz istendiğinde hiç tereddüt etmeden gereğini yapin'.
Tegabun suresi:15. Mallarınız ve çocuklarınız ancak bir imtihandır. Allah ise, büyük mükâfât ancak O’nun katındadır.

16. O hâlde gücünüz yettiği kadar Allah’dan sakının, (nasîhatlerini) dinleyin, (emirlerine) itâat edin ve kendiniz için bir hayır olarak (Allah yolunda) sarf edin! Artık kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar gerçekten kurtuluşa erenlerdir!

17. Eğer Allah’a karz-ı hasen (güzel bir borç) ile borç verirseniz, onu size (katkat) artırır ve size mağfiret eder. Çünki Allah, Şekûr (iyilik edene çok mükâfât veren)dir, Halîm (azabda hiç acele etmeyen)dir.

16 Ocak 2016 Cumartesi

Sabah duasi: Yegâne güç ve kuvvet sahibi, sultanlar sultanı Rabbimiz! Canlarımız gırtlağımıza dayandığında, huzurunda zaman zaman isimlerini, mekânlarını hususi ya da umumi tasrih ettiklerimiz başta olmak üzere bize düşmanlık besleyen ne kadar insafsız gaddar ve zalim varsa hepsini Sana havale ediyoruz. Allahım! Sen de biliyorsun ki bizim derdimiz onların perişaniyeti değildir; biz kimseye karşı düşmanlık beslemiyor ve hiç kimse hakkında kahriye okumayı tasvip etmiyoruz; sadece, kötülük düşüncesiyle yatıp kalkan kimselerin şerlerinden emin olmayı diliyoruz. Vereceğin hükme karşı her zaman boynumuz kıldan ince; şayet Sen onların hidayetlerini murad buyuruyorsan en kısa zamanda onları hidayete erdir; yok muradın bu değilse Rabbim, o hak-hukuk tanımaz, insanlıktan nasipsiz, tiran bozması azgın ve taşkınların ağızlarına gem vur.. ellerini, ayaklarını bağla.. o azgınlar güruhuna karşı gücünün ve kuvvetinin büyüklüğünü göster.. kalemleriyle düşmanlık yapanların kalemlerini, dilleriyle haklarımızı ihlal edenlerin dillerini.. kaba kuvvetle iş yapmaya çalışanların maddi güçlerini daha kullanılamaz hâle getir ve hepsinin ama hepsinin kuvvetlerini, aşırılıklarını,dalaletlerini, güçlerini, birliklerini, şer ve zulüm istikametinde kullandıkları malzemelerini, ittihat ve ittifaklarını paramparça et; zîr ü zeber eyle! Yüce Rabbimiz! Hayatlarını Senin masum kullarına adavet etmeye bağlamış din ve diyanet düşmanlarını bütün teşebbüslerinde hezimete uğrat.. onları sarsıntı üstüne sarsıntıya maruz bırak.. birlik ve düzenlerini boz.. cemiyetlerini paramparça hâle getir.. hepsini bölük-pörçük et.. birbirlerine düşür.. kirli emellerine ulaşmalarına müsaade etme ve o insanlık mahrumlarına karşı her zaman biz kullarını nusretinle te’yîd buyur! Amin!
Dua saati:Peygamberimizin (asm) ciğerparesi Hz Hüseyin'in oğlu Zeynel'Abidin dualarına Allah’a hamd ve sena ile başlar ve şöyle buyururdu:
Hamd Allah’a ki ilkdir, O’ndan önce bir ilk yoktur; sondur, O’ndan sonra bir son yoktur. Gözler O’nu görmekten, tahayyüller (vehimler) O’nu vasfetmekten âcizdir.
Kudretiyle dilediği gibi yepyeni bir yaratık meydana getirdi. Sonra onları irade ettiği yola koydu, sevgisi yolunda ilerleyebilmelerini sağladı. Öne geçirdiğini ertelemeye, ertelediğini önce geçirmeye güçleri yetmez. Onlardan her bir ruh için paylaştırılmış belli bir rızk tayin etti. O, birine çok rızk verdi mi kimse onu azaltamaz; birine de az verdi mi kimse onu çoğaltamaz.
Sonra onların her biri için vakitlendirilmiş bir ecel, sınırlandırılmış bir süre belirledi. Her geçen gün adım adım ona doğru ilerlemekte, her geçen yıl ona daha bir yakınlaşmaktadır. Süresi dolunca da vaad ettiği bol sevapla ödüllendirmek ya da sakındırdığı azapla cezalandırmak üzere ruhunu kabzeder. “Böylece kötüler en kötü işlerinin karşılığını görürler; iyiler de iyi amellerinin ödülünü en güzel şekliyle alırlar.” (Necm /31) Çünkü adaleti bunu gerektirmektedir. İsimleri kutsal, nimetleri açıktır. “O, yaptığından dolayı sorgulanmaz, bilakis onlar sorgulanırlar.” (Enbiya /23)
Hamd Allah’a ki, eğer kullarına, ardı arkası kesilmeyen minnetler ve açık seçik bol nimetler karşısında hamd etmeyi öğretmemiş olsaydı, nimetlerinde tasarruf ederler, ama O’na hamd etmezlerdi; rızkından bol bol yararlanırlar, ama şükretmezlerdi. Böyle olunca da insanlık sınırlarından çıkar, hayvanlık seviyesine düşerlerdi. O zaman da yüce Allah’ın Kur’an’da nitelendirdiği kimselerden olurlardı: “Onlar hayvanlar gibidirler; hatta yolca daha şaşkındırlar.” (Furkan/44)
Hamd Allah’a ki, kendisini bize tanıttı; şükrünü bize ilham etti; rablığı gereği ilim kapılarını yüzümüze açtı, kendisini ihlas ile birlememize kılavuzluk etti; ilhaddan (Allah’ı inkâr) ve emrinde kuşkuya kapılmaktan bizi uzak tuttu. Öyle bir hamd ki, onunla kendisine hamd eden kullarının arasında yer alalım ve rıza ve affını kazanma yarışında herkesten öne geçelim. Öyle bir hamd ki, Berzah karanlıklarını bize aydınlatsın; kabirden çıkarılmayı bize kolaylaştırsın; “her nefsin kazandığıyla cezalandırılacağı, kimsenin zulme uğramayacağı” (Casiye/23), “hiçbir dostun dostuna bir şey kazandıramayacağı ve hiçbir yerden yardım göremeyecekleri” gün (Duhan/41) tanıkların durduğu yerlerde mekânlarımızı şereflendirsin.
Öyle bir hamd ki, bizden en yüce İlliyyun’a, “Allah’a yakın olanların gördüğü ve amellerin sayılıp yazıldığı kitaba” (Mutaffifîn/20-21) yükselsin. Öyle bir hamd ki, gözler faltaşı gibi açıldığında onunla gözlerimiz aydın olsun; çehreler siyahlaşınca onunla yüzlerimiz ak olsun. Öyle bir hamd ki, onun sayesinde Allah’ın acıklı ateşinden salıverilip Allah’ın ikram dolu komşuluğunu kazanalım. Öyle bir hamd ki, onunla mukarreb meleklerle boy ölçüşelim ve zevali olmayan keramet yurdunda mürsel peygamberlerle birlikte olalım.
Hamd Allah’a ki, yaratılışın güzelliklerini bizim için seçti; temiz rızkları bizim için çıkardı, verdiği güçle bizi bütün yaratıklarından üstün kıldı. Böylece, kudretiyle bütün yaratıkları bize boyun eğmekte; izzetiyle bize itaat etmekteler. Ve hamd Allah’a ki, kendisinden başka kimseye bizi muhtaç kılmadı. O halde nasıl O’na hamd etmeye güç yetirebilir, ya da ne zaman şükrünü yerine getirebiliriz? Hayır, kesinlikle hiçbir zaman!
Ve hamd Allah’a ki, bizde açılma ve kasılma araçları bıraktı; bizi hayat esintileriyle faydalandırdı; bizde çalışma uzuvları meydana getirdi; temiz rızklarla beslenmemizi sağladı; fazlıyla bizi zengin etti; nimetiyle bizi sermaye sahibi kıldı. Sonra itaatimizi ölçmek için bize birtakım emirler yöneltti; şükrümüzü sınamak için bizi birtakım şeylerden sakındırdı. Ama biz O’nun emrettiği yoldan çıktık, sakındırdığı şeylerin içine daldık. Ancak O, bundan dolayı bizi hemencecik cezalandırmadı; acele bizden intikam almaya kalkmadı. Aksine, rahmetiyle bir lütuf olarak, bize mühlet verdi; şefkatiyle sabır ve hazımla (tövbe edip) dönmemizi bekledi.
Ve hamd Allah’a ki, bize tövbe yolunu gösterdi; O’nun lütuf ve fazlı olmasaydı kesinlikle ona hak kazanamazdık. Şimdi eğer O’nun fazlından bir tek bu tövbeyi sayacak olsak, hakkımızdaki sınavının fevkalade güzel, bize yönelik ihsanının çok büyük, üzerimizdeki lütfunun çok yoğun olduğunu görürüz. Oysa bizden öncekiler (örneğin İsrail oğulları) hakkında tövbe hususunda böyle bir sünneti (kuralı) yoktu. Bakınız, gücümüzü aşan yükümlülükleri omuzlarımızdan kaldırmış; yalnızca güç yetirebildiğimiz şeylerle bizi yükümlü kılmış; bizden, kolay olandan başka bir şey istememiş; böylece hiçbir kimseye herhangi bir bahane ve mazeret bırakmamıştır. Dolayısıyla içimizden helak olan, (bu kadar kolaylıklara rağmen) O’na muhalefet edendir; saadete eren ise, O’na rağbet edendir.
Meleklerinden O’na en yakın olanı, yaratıklarından katında en değerli olanı ve kendisine hamd edenlerin, indinde en beğenileni O’na neyle (nasıl) hamd ettiyse, onunla Allah’a hamd olsun. Öyle bir hamd (ve övgü) ki; Rabbimizin bütün yaratıklarına olan üstünlüğü gibi, diğer bütün hamdlerden üstün olsun. Sonra, bize ve geçmiş-gelecek bütün kullarına olan her bir nimetinin yerine, ilminin kuşattığı bütün şeylerin sayısıca ve o nimetlerin her birinin yerine kat kat fazlasıyla, kıyamet gününe kadar ardı arkası kesilmeksizin ebedi olarak O’na hamd olsun.
Öyle bir hamd ki, erişilecek sınırı, sayılacak adedi, ulaşılacak sonu ve bitecek süresi olmasın! Öyle bir hamd ki, bizi O’nun itaati ve affına kavuştursun; rızasını kazanmamıza vesile olsun; mağfiretini elde etmemize yarasın; bizi cennetine götürsün; azabından, gazabından korusun; O’na itaat etmemize destek, isyan etmemize engel olsun; hakkını eda edip belirlediği vazifeleri yerine getirmemize yardımcı olsun.
Öyle bir hamd ki, sayesinde saadetli dostlarının arasında saadete erelim ve düşmanlarının kılıçlarıyla şehit düşenlerin arasında yer alalım. Hiç şüphesiz, O, nimetlerin velisidir, hamdin (övgünün) yegane sahibidir.
Gunun sozu:“Takva; akıllıca yapılan işlerin en güzelidir.” Hakk’a asi olmak, ahmakça yapılan işlerin en çirkinidir.” Hz. Ebû Bekir(r.a.)
Gunun kitabi: Geylani Külliyatı : Abdulkadir Geylani
..
 zeka ancak Allah'ı tanımakla sağlam olur . Ondan dolayı Allah'ı tanıyıp iyiyi,  sağlami secebilecek bir duruma gelinceye kadar zekana güvenme. gözünü haramdan sakın nefsini arzularından uzak tut onu helal lokma yemeye alıştır . içini Allah'ı her an hatırda tutarak,  dışına da sünnete uyarak koru. bunu başarabilirsen , Senin doğruyu bulan sağlam bir zekan olur ve Allah'ı gerektiği gibi tanıyabilirsin . Ben kalplere ve akıllara seslenirim . nefisle tabiatla ve adetlerle Benim işim olmaz . onların benim katımda hiçbir değeri yoktur.

Gunun hadisi: Cerir İbni Abdullah Radıyallahu An demiştir ki Bir gece Resul Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ile beraberdik dolunaya baktı ve şöyle buyurdu :' Siz şu dolunayı zahmet çekmeden ve izdiham yapmadan gördüğünüz gibi rabbinize de göreceksiniz'.
Munafikun suresi: 1. (Ey Resûlüm!) Münâfikūn (o münâfıklar) sana geldikleri zaman: “Şâhidlik ederiz ki, muhakkak sen, gerçekten Allah’ın Resûlüsün!” dediler. Allah da biliyor ki, şübhesiz sen, elbette (Allah’ın) peygamberisin! Bununla berâber Allah şâhidlik eder ki, doğrusu münâfıklar gerçekten yalancıdırlar.

2. (Müslüman olduklarına dâir) yeminlerini bir kalkan edindiler de (insanları) Allah yolundan alıkoydular. Muhakkak ki onların yapmakta oldukları şey, ne kötüdür!

3. Bu, şübhesiz onların îmân edip sonra inkâr etmeleri yüzündendir; bunun üzerine kalbleri mühürlenmiştir; artık onlar (hakkı) anlamazlar.

4. Onları gördüğünde cüsseleri hoşuna gider. Ve konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Sanki onlar (duvara) dayanmış keresteler gibidirler! Her (kuvvetli) sesi (nifaklarından dolayı) aleyhlerinde sanırlar. Onlar düşmandır; artık onlardan sakın! Allah onları kahretsin! (Haktan) nasıl çevriliyorlar?

15 Ocak 2016 Cuma

Sabah duasi: 91.Yüce Rabbimiz! Bizleri âlim, ârif, halîm, çok çok tevbede bulunup dergâhına teveccüh eden, âh u enînlerle kapının tokmağına sürekli dokunan, mütevazi, huzurunda hep elpençe haşyet içinde duran, Kur’ân ahlâkıyla ahlâklanan, vakur, ciddi, mehabetli, muhlis (ihlası kazanmış), muhlas (ihlasa erdirilmiş), Senin bütün icraat-ı sübhaniyenden razı olmuş ve Senin rızana ermiş, Seni her şeyden daha çok seven ve nezdinde müstesna sevgine mazhar olmuş ve daima kalbi niyazla atan, dudakları münacaatlarla kıpırdayan salih kullarından eyle! Ey merhametlilerin en merhametlisi celâl ve ikram sahibi olan Mevlâmız! Yüce Zatı için uyku gibi ârizî şeyler asla sözkonusu olamayacak ve himayesine aldıklarına kat’iyen dokunulamayacak Azametli Sultanımız! Ne olur, bizleri hep hıfz u inayetinle koruyup kolla! Ey gizli ve sürpriz lütufları pek bol olan Allahımız! Bizi endişe ettiğimiz tehlikelerden de, nereden geleceği belli olmayan her türlü bela ve musibetlerden de muhafaza buyur!
Dua saati:       Ya Nur, ya Kuddüs, Ey Öncelerin Öncesi, Ey Sonraların Sonrası!

Allah'ım! Benim ismet perdesini yırtan günahlarımı affet. Allah'ım! Benim mutsuzluklara sebep olan günahlarımı affet. Allah'ım! Benim nimetleri değiştiren günahlarımı affet. Allah'ım! Benim duanın icabetini önleyen günahlarımı affet.

Allah'ım! Benim belanın inmesine sebep olan günahlarımı affet.
Allah'ım! İşlediğim bütün günahları ve yaptığım bütün hataları affet.
Allah'ım! Sana zikrinle yaklaşmak istiyor ve Seninle Sen’den şefaat diliyorum. Cömertliğin hakkı için beni Kendine yaklaştırmanı ve şükrünü eda etmeyi bana nasip kılmanı ve zikrini bana ilham etmeni niyaz ediyorum.
Allah'ım! Huzu, huşu ve zelil bir dille, Sen’den hatalarıma göz yummanı, bana merhametli davranmanı, beni verdiğine razı, kanaatkar ve her halde mütevazı kılmanı diliyorum.

Allah'ım! İhtiyaç ve yoksulluğu şiddetli olan ve hacetini zorluklar anında kapına getiren, katında bulunanlara büyük rağbeti olan kimsenin yalvarışı gibi sana yalvarıyorum.

Allah'ım! Senin Saltanatın büyük ve mekanın yücedir, tedbirin gizli; emrin açıktır; kahrın galip, kudretin her yerde caridir ve Senin Hükmünden kaçmak muhaldir.
Allah'ım! Senden başka günahlarımı affedecek; kabahatlerimi örtecek; kötü amelimi iyiye çevirecek biri yok. Senden başka ilah yok; Sen Sübhan'sın, Münezzehsin; Sana hamdederim.
Gunun sözü :İlmiyle amel etmeyen hocayı, bülbül gibi ötse de kargayla bir tut.
Gunun kitabi: Geylani Külliyatı : Abdülkadir geylani
..
 A Gafil ! A Seni gidi rezil ! uyan artık sen dünya için değil ahiret için yaratıldın. ey kendine gerektiğini bilmeyen!  tek kaygin nefsin Arzularını yerine getirmek , Para biriktirmek . organların oyun ve eğlence peşinde. birisi sana ahireti ölümü hatırlattığın zaman ona 'tadımı kaçırdın' diyorsun. başını bir oraya bir oraya buraya çeviriyorsun . sana ölüm habercisi geldi saçına Ak Düştü Ama sen Ak saçlarini  yoluyor  ya da siyaha boyuyorsun. Peki Ecelin gelip çattığını ne yapacaksın? ölüm meleği yardımcılarıyla başına dikilince onu nasıl geri çevireceksin? Rizkın bitip hayatın sona erince Hangi çareye başvuracaksın? şu hevesini bırak artık . dünya amel üzerine kuruludur. dünyada çalışırsan ücretini alırsın. çalışmazsan hiçbir şey alamazsın . dünya çalışma ve sıkıntılara sabretmek yurdudur . dünya yorgunluk ahirette ise dinlenme yurdudur . inançlı kimse dünyada kendini yorar Ama bu yorgunluğun sonu rahata ermekdir . Sen ise dinlenmeyi çok çabuk istiyorsun tövbeyi geciktiriyor Yarın tövbe ederim gelecek ay tövbe ederim Gelecek yıl tövbe ederim diye Durmadan etkiliyorsun Öylece sana verilen süre bitiyor Pek Yakında pişman olacak edilen nasihatları nasıl kabul etmedim Nasıl oldu da uyanıp bana söylenenleri doğrulamadım diye dizini döveceksin.
..
 Allah seni kendine kulluk etmen için yaratmıştır . Bu nedenle oyun oynama Allah senin kendisiyle birlikte olmanı istemiştir Bundan dolayı ondan Başkasıyla uğraşma onunla birlikte kimseyi sevme Ondan başkasına ancak acıma duygusuyla sevebilirsin.
..
 Allah'ım bize bilgi ver ve bilgimizi uygularken ihlaslı olmayı nasip et. amin.
(5 recep 545 cuma sabah sohbetinden)



Gunun hadisi:  İbni Abbas Radıyallahu anhuma demiştir ki Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu :' her kim ısrarlı bir şekilde istiğfara devam eder Onun tabiatının bir yani haline getir ise,  Allah ona her sıkıntıdan bir çıkış kapısı her üzüntüden bir kurtuluş çaresi gösterir ve onu hiç olmadığı yerlerden rızıklandırır'
Haşir süresi : 18. Ey îmân edenler! Allah’dan sakının! Ve her nefis, yarın (kıyâmet günü) için ne takdîm ettiğine (ne hazırladığına) baksın! Ve Allah’dan sakının! Çünki Allah, ne yaparsanız hakkıyla haberdâr olandır.

19. Allah’ı unutan; bu yüzden (Allah’ın da) onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın!(1) İşte onlar, fâsıkların ta kendileridir!

14 Ocak 2016 Perşembe

Sabah duasi: 90. Allah’ım! Şayet rahmetinle sarıp sarmalamasaydın biz çoktan helak olurduk ve re’fet ve şefkatinle muamele etmeseydin muhakkak hüsrana uğrardık. Allahım! Bendelerin olan bizler şayet Sana –eksik-gedik de olsa– kullukta bulunabiliyorsak bu tamamen Senin iznin, inayetin ve lütfunla olmaktadır. İsyanlarımıza gelince onlar da yine Senin takdirindir ve Sen onların hepsini bilir, görür, duyar ve nezdinde muhafaza edersin. Ya Rab! Sen de biliyorsun ki, -başta bu âciz benden olmak üzere- irtikâp ettiğimiz bir kısım günahları, cür’etimizden yahut ulu Zâtının ve yüce dininin hukukunu hafife aldığımızdan dolayı işlemedik. Ne çare ki şeytan ayaklarımızı kaydırdı, şeytanın içimizdeki santrali gibi çalışan nefs-i emmare de hep kötülük pompalayıp durdu. Ya Rab! Sen affetmeyi seven bir kerem sahibisin, bir keremkânîsin. İşte nedamet hisleri içinde kapına geldik ve günahlarımızdan tevbe ediyor, “tevbeler olsun” diyoruz. Ne olur, dualarımızı kabul buyur ve içine düştüğümüz günah ve hatalardan dolayı bizi azaba maruz bırakma.
Dua saati:"Allah'ım sana dâimâ ve büyüklüğüne lâyık bir hamdle hamd olsun. Resûlullah efendimize, Ehl-i beytine, Eshâbına, O'nun yardımcılarına hayır duâlar olsun.

Yâ Rabbî! Yerde ve gökte sana itâat edenlere merhamet eyle.

Ey kerîm olan Allah'ım!

Lütuf ve keremin hürmetine bütün günahlarımızı, hatâ ve kusurlarımızı affeyle. Yaptığımız zulüm ve haksızlıklar sebebiyle olan kul borçlarından bizi kurtar. Kereminle eğriliklerimizi düzelt. Kötülüklerimizi iyiliğe tebdîl eyle.

Ey dilediğini yok ve var eden Allah'ım! Kalan ömrümüzde bizi kötülüklerden koru. Râzı olmadığın, beğenmediğin şeyleri bize çirkin göster, beğendiklerini sevdir. Bizlere râzı olduğun işleri yapmayı nasîb eyle. Vefâtımıza kadar bu hâlimizi dâim eyle. İrâdelerimizi bu hususta kuvvetlendir, niyetlerimizi sağlamlaştır. Bunlar için kalbimizi ıslâh eyle.Uzuvlarımızı bu işlere sevkeyle. Bizi muvaffak kıl ve işlerimizde yardım eyle.

Yâ Rabbî! Bize senden utanmayı, beğendiğin her söze koşmayı ihsân eyle. Seçtiklerine, sevdiklerine nasîb ettiğin, beğendiğin işleri yapma ve seni devamlı anma hâlini, sırf senin için yapılan amellerin en güzelini yapmayı ömrümüzün sonuna kadar devâm etmeyi nasîb eyle. Ölümümüzü iyi eyle. Ölümü bize ikram, ihsân, sana yakınlık ve sevinç eyle; pişmanlık, üzüntü eyleme. Kabirlerimize neşe ve sevinç ile girmek nasîb eyle.

Kabirlerimizi Cennet bahçeleri ve rahmetinin indiği yerler eyle. Orada bizi korkudan emin eyle. Dirilteceğin güne kadar bizi emin ve kalpleri huzurlu olanlardan eyle.

Ey mahlûkâtı, geleceğinden şüphe olmayan günde toplayacak olan Allah'ım! Bizim o günden aslâ şüphemiz yoktur. O günün korkularından emin kıl ve sıkıntılarından kurtar. O günün büyük sıkıntısını bizden kaldır. Bizi Muhammed aleyhisselâmın yanında bulunanların arasına kat.

Allah'ım! Hesâbımızı kolay eyle. Lütfunla kereminle muâmele eyle. Bize amel defterimizi sağ tarafımızdan ver. Sıratı çabuk geçen ve gıbta edilenlerden eyle. Tartı gününde sevâbımızı ağır kıl. Cehennem'in sesini bize işittirme. Cehennem'den ve Cehennem'e yaklaştıracak işlerden ve sözlerden kurtar. Lütuf ve kereminle bizi Cennet'te kendilerine ihsânda bulunduğun peygamber, sıddıklar, şehîdler ve sâlihler ile berâber eyle. Onlarla arkadaş olmak ne güzel.

Yâ Rabbî! Orada bizi, babalarımız, annelerimiz, yakınlarımız ve çoluk çocuğumuzla en güzel bir hâlde berâber bulundur. Dünyâda iken bizimle ülfetleri, yakınlıkları olanları da bize kat. Onları umduklarına kavuştur. Dilediklerinden fazlasını ver. Dünyâdan îmânla ayrılan bütün mümin erkek ve kadınlara rahmetinle muâmele eyle. Onlardan hayatta olanların günahlarını affeyle, tövbelerini kabûl eyle. Zulüm ve haksızlığa uğrayanlara yardım et. Hastalarına şifâ ver. Bize ve onlara nasûh tövbe etmek nasîb et. Çünkü sen, çok ihsân sâhibisin ve her şeye kâdirsin.

Yâ Rabbî! Senin yolunda cihâd edenlere yardım eyle. Hem idâreciyi hem de idâre edileni ıslâh eyle. Müslümanların işlerini üzerine alanlara, müslümanlara karşı şefkat ve merhamet nasîb et.

Yâ Rabbî! Sözlerimi birleştir. Bizden fitneyi gider. Belâlardan kurtar. Bize müslümanlar arasında ihtilaf gösterme. Bizleri sana yaklaştıran şeylerde birleştir.

Yâ Rabbî! Bizi aziz kıl, zelîl kılma. Bizi, senin rızâna götüren dünyâ ve âhiret işlerinde birleştir. Bu ancak senin yardımınla olur.

Yâ Rabbî! Bize, senden korkmayı, sana tâzim ve hürmeti, sevdiklerine lütfettiğin mârifet ve nîmetlerini bize ihsân ve bunları devamlı eyle.

Yâ Rabbî! Bedenlerimize, bütün kardeşlerimize, bizden sonra gelecek çoluk çocuğumuza,yakınlarımıza, sıhhat ve âfiyet ihsân eyle. Bu âfiyeti diğer bütün mümin erkek ve kadınlara da ver."
(Cuneydi bagdadi)




















Gunun sozu: Kanaat ile takva büyük kazançtır. Çünkü ne dünyaya bir şey getirdik, ne de ondan bir şey götürebiliriz. (Aziz pavlos)
Gunun kitabi: kalplerin keşfi : gazali
..
Söylendigine göre seytan ilk basilan altin ve gümüsü parayi görünce yerden kaldirarak önüne koyar ve öper. Arkasindan da derki, «sana düskün olan benim gerçek kölemdir.»

Sûmet Ibni Aclan (r.a.) der ki: «Para münahiklarin yulandir, cehenneme onunla çekilip götürülürler.»

Yahya Ibni Muaz (R.A.) der ki; «para akrep gibidir. Eger ona muska yapmayi (idare etmeyi) beceremiyeceksen ona hiç eli sürme. Cünki eger seni isiracak olursa zehri seni öldürür.»

Yahya Ibni Muaz'a «Onun muskasi nedir?» diye sorarlar. O da «onu helâl yollardan kazanarak yerinde kullanmaktir» diye cevap verir.

Ala Ibni Ziyad (r.a.) der ki: «Dünya bütün ihtisam ve alimi ile gözümün önüne dikildi, onu görünce «Senin serrinden Allah (CC)'a siginirim» dedim. Dile gelerek bana dedi ki:

«Eger Allah (CC) seni benden korusun istiyorsan parayi sevme.»


Dünyanin bu cevabi cok dogrudur. Cünki para dünyanin özü demektir. Neden dersen, para ile dünyanin her seyi elde edilebilir. Buna göre paradan uzak duranlar, dünyadan uzak durmus olurlar.
Günün  hadisi: Ebu Mûsa Abdullah İbnu Kays el-Eş'arî (radıyallahu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurdular: "Allah'ın benimle gönderdiği ilim ve hidâyetin misali, bir araziye düşen yağmur gibidir. (Bilindiği üzere), bazı araziler var, tabiatı güzeldir, suyu kabul eder, bol bitki ve ot yetiştirir. Bir kısım arazi var, münbit değildir, ot bitirmez, ama suyu tutar. Onun tuttuğu su ile Cenab-ı Hakk insanları yararlandırır: Bu sudan kendileri içerler, hayvanlarını sularlar ve ziraat yaparlar. Diğer bir araziye daha isabet eder ki, bu ne su tutar ne ot bitirir.

Bu temsilin biri Allah'ın dininde ilim sâhibi kılınana delalet eder, böylesini Allah benimle göndermiş olduğu hidâyetten yararlandırır; yani hem öğrenir, hem öğretir. Temsilden biri de, buna iltifat etmeyen Allah'ın benimle gönderdiği hidâyeti hiç kabul etmeyen kimseye delalet eder".
Mucadele suresi:22. Allah’a ve âhiret gününe îmân eden bir topluluğun, babaları veya oğulları veya kardeşleri veya akrabâları bile olsalar, Allah’a ve Resûlüne karşı gelen kimselerle dostluk ettiklerini (göremez, onları o hâlde) bulamazsın!(1) İşte onlar ki, (Allah) kalblerine îmânı yazmış ve tarafından bir ruh (ilâhî bir yardım) ile onları kuvvetlendirmiştir. Ve onları, içlerinde ebediyen kalıcı oldukları, altlarından ırmaklar akan Cennetlere koyacaktır. Allah onlardan râzı olmuştur ve (onlar da) O’ndan râzı olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın tarafdarlarıdır! Dikkat edin! Şübhesiz ki Allah’ın tarafdarları, gerçekten kurtuluşa erenlerdir!

13 Ocak 2016 Çarşamba

Sabah duasi:89. Üzerimizdeki lütuflarını saymakla tüketemeyeceğimiz, ihsanı, keremi bol, rahmeti, şefkati ve merhameti sonsuz Rabbimiz! Bize dünya adına verdiğin bütün nimetleri din-i mübin-i İslâm’a hizmet etme istikametinde kullanmayı nasip eyle! Bizi, kardeşlerimizi, hepimizi bütün mevcûdâtı kuşatan ve her şeye şâmil olan engin rahmetinden mahrum etme! Allahım! Kapıkulların olarak biz, sadece Sana güveniyor ve ümid edip beklediklerimizi de yalnız Senden bekliyoruz; her hâlimizi ıslah buyur ve bizi göz açıp kapayıncaya kadar, hatta ondan da az bir süre kendimizle, nefsimizle başbaşa bırakma! Ey kullarına her zaman hilmle muamele edip, onların günahlarını görmezden gelen ve yeniden dönüp sırat-ı müstakimi bulmaları için fırsat üstüne fırsat veren yüce Mevlâmız! Bizler çok hatalar irtikâp ettik, çok günahlar işledik. Şimdi “Tevbeler tevbesi!” diyor, yüce huzurunda boyun büküyor, huşû ile iki büklüm oluyoruz. Şayet bizi cezalandıracak olursan adaletinle muamele etmiş olursun; yok eğer onca günahlarımıza, kusurlarımıza ve isyanlarımıza rağmen o hududu olmayan rahmet ve merhametinle muamelede bulunur ve affedersen, o da Senin fazlın olur; Senin fazlın bizim hayal sınırlarımızı bile aşacak kadar büyüktür. Rahmeti gazabının önünde bulunan, kullarının tevbelerini kabul buyuran ve dua dua yalvaranların nidalarına icabet eden Yüce Rabbimiz! Amellerimizdeki eksiklere ve sözlerimizdeki kırık-döküklere değil, hakkındaki hüsn-ü zannımıza ve rahmetine bağladığımız recâmıza göre muamele et ve bizim dualarımıza da icabet buyur; bizi haybet ve hüsrana uğratma!
Dua saati: Allah’ım! Sen’den, Sen’in lütf u kereminden hayatımızın bütününü yönlendirecek güçte bir iman.. hep saygı ve haşyetle çarpan bir kalb.. kendisiyle amel edip faydalanabileceğimiz bir ilim.. istikametten kıl kadar dahî ayrılmamıza müsaade etmeyecek doğrulukta bir yakîn.. Din’in vaz’ettiği prensipleri en ince detaylarına kadar tatbik edeceğimiz bir ömür.. her zaman her türlü beladan emin olabileceğimiz tastamam bir afiyet; ikram ve ihsanından gelecek bu afv ü afiyete mukabelede bulunabileceğimiz enginlikte şükür hisleri ve nihayet insanlar karşısında serfürû etmeme ve onlara asla el açmama duygusu istiyoruz.
Gunun kitabi: Geylani Külliyatı : Abdülkadir geylani
 bu dünya bir pazar yerinden ibarettir bir süre sonra orada kimse kalmayacak gece olunca Pazarcılar gidecektir Gayretli olun siz bu pazar yerinden sadece ahiret pazarında işinizi görecek şeyler alıp satmaya gayret edin.
..
 oğlum ! Bence en güzeli senin zayif iken insanlardan hiçbir şey istememen. Ve sana ait hiçbir şeyin olmamasıdır . ne tanır nede tanınirsın ne görür ne de görülürsun. hep vermeye ve hiç almamaya gücün yetiyorsa böyle yap . Hep hizmet edip hiç hizmet görmemeye gücün yetiyorsa oyle yap. Allah dostları Allah için ve kendilerini onun yanında bilerek Amel etmişlerdir . O da hem dünyada hem de ahirette onlara lütuflarını göndermiş ve onları dost edilmiştir.
..
 ne kendine ne de başkalarını haksızlık etme . çünkü haksızlık dünyada ve ahirette kat kat karanlık demektir . haksızlık zulüm kalbi yüzü ve amel defterini karartır. ne Haksızlık et ne de haksız kimselere yardımcı ol çünkü Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem :' kıyamet gününde bir melek haksızlık edenler nerede ? haksızlık edenlerin yardımcıları nerede? onların kalemlerini Yontanlar nerede ?onların hokkalarına dolduranlar nerede? onları toplayıp ateşten bir tabutun içine koyun diye seslenir ' buyurmuştur.
..
A iki yüzlü!  ne zamana kadar ikiyüzlülüğüne ve gösteriş yapmaya devam edeceksin. Yazık sana ! Allah'tan utanmıyor musun? Pek yakında Allah'ın huzuruna çıkacağına inanmıyor musun ? Onun rızasını gözeterek amel etmiş gibi görünüyorsun ama Aslında amacın başkalarının rızasını kazanmak. onu aldatıyorsun. Ve üstüne üstlük yaptığın bu ameli bilmesini ve sana mükafat vermesi ni bekliyorsun.
(2 recep 545 aksam sohbetinden)








Gunun hadisi : Ebu Hureyre Radıyallahü Anh demiştir ki Rasulullah Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:'  Nefsim kudret elinde olan Allah'a kasem olsun ki siz hiç günah işlememiş olsaydınız,  Allah sizi alır yerinize günah işleyip Allah'tan af ve mağfiret dileyecek bir topluluk getirirdi de onları bağışladı'.
Hadid süresi : 13. O gün münâfık erkeklerle münâfık kadınlar, îmân edenlere diyecek ki: “Bizi (de) bekleyin (ve bize biraz bakın) da nûrunuzdan faydalanalım!” (Onlara:) “(Yapabiliyorsanız) arkanıza (dünyaya) dönün de bir nûr arayın!” denilir. Derken aralarına, kapısı bulunan bir sur çekilir. Onun iç tarafı ki onda rahmet vardır, dış tarafına gelince o cihetten azab vardır.

14. (Münâfıklar) onlara (o Cennet ehline): “Sizinle (dünyada) berâber değil miydik?” diye bağırırlar. (Mü’minler de:) “Evet (berâberdiniz)! Fakat siz, kendinizi (nifakla) fitneye düşürdünüz ve (mü’minlere musîbet gelmesini) beklediniz, hem (hak olan dîninizde) şübhe ettiniz ve boş temennîler sizi aldattı; nihâyet Allah’ın emri (ölüm) geldi; o çok aldatıcı (şeytan) da, sizi Allah hakkında aldattı!” derler.

15. (Ey münâfıklar!) Artık bugün ne sizden (kurtuluşunuza bedel olacak) bir fidye alınır, ne de inkâr edenlerden! Varacağınız yer, ateştir! Size lâyık olan (da) odur! O ise, ne kötü varılacak yerdir!
Vakı'a süresi :51,52. Sonra muhakkak ki siz, ey dalâlet içinde olanlar, yalanlayıcılar! (Siz) şübhesiz bir ağaçtan, zakkumdan yiyecek olan kimselersiniz!

53,54. Üstelik ondan karınları(nızı) dolduracak olanlarsınız! Onun üzerine de kaynar sudan içecek kimselersiniz!

55,56,57. Hem de bir türlü suya kanmayan bir hastalığa yakalanmış develerin içişi gibi içecek olanlarsınız! İşte dîn (hesab) gününde onların ağırlanışı böyledir! Sizi biz yarattık; o hâlde tasdîk etmeniz gerekmez mi?

12 Ocak 2016 Salı

Sabah duasi:87. Ey kudreti sonsuz, merhameti nihayetsiz, bütün âlemlerin yegâne sahibi yüceler yücesi Rabbimiz! Senin Dinine, Kitabına, Peygamberine ve masum kullarına düşmanlık besleyen cahil, kaba, insanlık ve medeniyet mahrumu, zalim bir takım insanlar, iyilikte, hayr u hasenâtta kullansınlar diye emaneten kendilerine verdiğin gücü ve saltanatı, inanan insanların hukukuna tecavüz edip onlara karşı bir baskı unsuru olarak kullanıyor ve göz göre göre zorbalık, derebeyliği yapıyorlar. ‘Lâ havle velâ kuvvete illâ billah’ hazinelerinin tek sahibi Sensin; mutlak güç ve otorite yalnız Senindir; biz de izafi, gölge mahiyetindeki güç ve kuvvetimizden arınıp Senin asla karşı konulamayacak güç ve kuvvetine iltica ediyoruz. Ne olur Yüce Mevlâmız, adavet hisleriyle oturup kalkan, inanmış insanların aleyhinde sürekli komplo üstüne komplo kuran o kimselerin düşmanlık hislerini kalblerinden söküp at ve bütün duyma, görme ve idrak kabiliyetlerini topyekün insanlığın hayrına olabilecek istikamete tevcîh buyur. Biz, onların yapmak istedikleri kötülükleri, vermek istedikleri zararları, hile ve hud’alarını, tuzaklarını, komplolarını ancak Senin yardımınla def’edebiliriz. Onun için de, Rabbimiz, o insafsız gaddarlardan gelebilecek her türlü şerden Senin sıyanetine dehâlet ediyoruz. Bu haddini bilmez, insafsız tipler şayet salâh yolunu seçmezler, fitne ve fesatlarına devam ederlerse, Sen onların ellerini kollarını bağla.. ayaklarına prangalar vur.. kalemlerini yazamaz, dillerini de konuşamaz hâle getir.. inananların aleyhinde kullandıkları ne kadar yolyöntem, imkan ve malzeme varsa, hepsini ellerinden çekip al.. menfûr emellerine ulaşmalarına fırsat verme ve bizi o tiran bozması zalimlerle karşı karşıya bırakma ve nusretinle, hıfz u inayetinle bu âciz ve çaresiz kullarını te’yîd buyur!