- Rad 22:
وَالَّذِينَ صَبَرُوا ابْتِغَاءَ وَجْهِ رَبِّهِمْ
وَأَقَامُوا الصَّلَاةَ
وَأَنْفَقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً
وَيَدْرَءُونَ بِالْحَسَنَةِ السَّيِّئَةَ
أُولَٰئِكَ لَهُمْ عُقْبَى الدَّارِب غ ي -> to desire , to wish
د ر أ -> to reject, to get rid of
30 Kasım 2019 Cumartesi
Ezber:
- Araf 179:
وَلَقَدْ ذَرَأْنَا لِجَهَنَّمَ كَثِيرًا مِنَ الْجِنِّ وَالْإِنْسِ ۖ
ذ ر أ -> to cultivate seeds on ground,to dispers, to scatter (ziraat kökü)
لَهُمْ قُلُوبٌ لَا يَفْقَهُونَ بِهَا
وَلَهُمْ أَعْيُنٌ لَا يُبْصِرُونَ بِهَا
وَلَهُمْ آذَانٌ لَا يَسْمَعُونَ بِهَا ۚ
أُولَٰئِكَ كَالْأَنْعَامِ بَلْ هُمْ أَضَلُّ ۚ
أُولَٰئِكَ هُمُ الْغَافِلُونَ
29 Kasım 2019 Cuma
Ezber:
- Ali imran:176-178:
وَلَا يَحْزُنْكَ الَّذِينَ يُسَارِعُونَ فِي الْكُفْرِ ۚ
إِنَّهُمْ لَنْ يَضُرُّوا اللَّهَ شَيْئًا ۗ
يُرِيدُ اللَّهُ أَلَّا يَجْعَلَ لَهُمْ حَظًّا فِي الْآخِرَةِ ۖ
وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ
إِنَّ الَّذِينَ اشْتَرَوُا الْكُفْرَ بِالْإِيمَانِ
لَنْ يَضُرُّوا اللَّهَ شَيْئًا
وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
وَلَا يَحْسَبَنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا
أَنَّمَا نُمْلِي لَهُمْ خَيْرٌ لِأَنْفُسِهِمْ ۚ
إِنَّمَا نُمْلِي لَهُمْ لِيَزْدَادُوا إِثْمًا ۚ
وَلَهُمْ عَذَابٌ مُهِينٌ
س ر ع -> rush to something (surat kökü)
ض ر ر -> to hurt (zarar kökü)
ش ر ي -> to obtain for money (iştirak kökü)
م ل و -> to give a short periof of time to rest ,enjoy
ز ي د -> to increase, multply, to cause to grow or increase (ziyade kökü)
28 Kasım 2019 Perşembe
Ezber:
Nisa:173:
فَأَمَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ
فَيُوَفِّيهِمْ أُجُورَهُمْ
وَيَزِيدُهُمْ مِنْ فَضْلِهِ ۖ
وَأَمَّا الَّذِينَ اسْتَنْكَفُوا وَاسْتَكْبَرُوا
فَيُعَذِّبُهُمْ عَذَابًا أَلِيمًا
وَلَا يَجِدُونَ لَهُمْ مِنْ دُونِ اللَّهِ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا
وَفَى -> fulfill, compensate fully
اِسْتَنْكَفَ -> open dislike and disrespect or mockery often mixed with indignation
كَابَرَ -> to treat with disdain, contend with, oppose, renounce
وَجَدَ -> to acquire something. It is also sometimes used to mean to know something, and gain knowledge about it, but it is also used with certain changes to mean other things.
27 Kasım 2019 Çarşamba
--------------------------
Sonuç
Kasas süresi:
Sonuç
Kasas süresi:
- İnsan kendi acizliğini görmeden, Firavun,Haman ve Karun gibi anlamsız bir gurur ve kibire kapılıp, sanki asla Allah(cc)'ın huzuruna çıkmayacakmış gibi davranır ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarıp zulüm peşinde koşarsa, sonu onların sonu gibi ibretlik olur ve onlar gibi, takip edenleri sadece ateşe götüren ibretlik sapık tipler olarak tarihe geçerler. Onları takip edenlerin, makam koruma, servet koruma vb gibi gerekçeleri ise tümüyle geçersizdir ve bunlar kişisel çıkarlar peşinde heva ve hevesleri ile hareket eden tiplerdir. Bu tür nice azgınlaşan toplumları Allah(cc) helak etmiştir. Bu bozguncu prototipleri takip eden güruhu yönlendiren toplum önderlerini ise daha zor sorular beklemektedir. Allah(cc) huzurunda bile önderlerinden medet umacak kadar sapıtmış bu takipçi güruh iflah olmaz ve kim ne şekilde istese de onlar doğru yola girmezler, çünkü onlar kendi heva ve heveslerine tapıp, o azgın ve bozguncu prototipleri takip ediyorlardı. Dilediğini yaratan ve kimin Allah(cc)'ın mesajını insanlara ileteceğini seçen Allah(cc)'tır. Bu tür bozgunculuğu tabiat haline getirmiş tiplere suçları dahi sorulup savunma hak ve imkanı tanınmayacaktır. Dolayısıyla, bu Kuran'ı kendisine muhatap görenler, bozgunculara asla arka çıkmamalı, Kuran'a daha çok sarılmalı ve insanları Allah(cc)'a çağırmaya devam etmeli, kimseden yardım beklemeden, sadece Allah(cc)'tan beklemeli, nihai hükmün O'nun elinde olduğunu ve herkesin dönüp dolaşıp O'nun huzuruna çıkacağını unutmamalıdırlar.
26 Kasım 2019 Salı
Çalışma 85-88:
- Ey Muhatab! apaçık bir uslupla bu Kuran'ı sana vaazeden Allah(cc), şüphesiz ki, seni nihai varılacak yere ulaştıracakdır. (Hakkı kabule yanaşmayanlara) de ki:' Kimin doğru yolda yürüdüğünü , kimin de sapıklık içinde olduğunu en iyi Rabbim bilir'.
Evet, Ey Muhatab!- Bu Kitabın sana ulaşacağını ummazdın, işte Rabbinden bir rahmet olarak ulaştı.
- Hakkı inkara kalkışanlara asla arka çıkma!
- Artık Allah(cc)'ın ayetleri sana ulaştığına göre, artık seni onlardan alıkoymalarına fırsat verme
- Tersine, insanları Rabbine çağır
- Ve sakın, Allah(cc)'tan başka güçlere tanrısal güçler ve nitelikler yakıştıran kişilerden olma
- Allah(cc)'tan başka bir ilaha yalvarıp yakarma
- Allah(cc)'tan başka ilah yoktur
- O'nun ebedi Zat'ından başka her şey yok olup gidecektir.
- Hüküm bütünüyle O'nun elindedir.
- Sonunda O'na döndürüleceksiniz
(
وَمَا كُنْتَ تَرْجُو أَنْ يُلْقَىٰ إِلَيْكَ الْكِتَابُ إِلَّا رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَ ۖ
فَلَا تَكُونَنَّ ظَهِيرًا لِلْكَافِرِينَ
وَلَا يَصُدُّنَّكَ عَنْ آيَاتِ اللَّهِ بَعْدَ إِذْ أُنْزِلَتْ إِلَيْكَ ۖ
وَادْعُ إِلَىٰ رَبِّكَ ۖ
وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُشْرِكِينَ
وَلَا تَدْعُ مَعَ اللَّهِ إِلَٰهًا آخَرَ ۘ
لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ۚ
كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ إِلَّا وَجْهَهُ ۚ
لَهُ الْحُكْمُ
وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ )
Çalışma 83-84:
- Ama Ahiret yurduna gelince, orası yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan ve büyüklük taslamayanlara ayrılmıştır. Hayırlı akibet, Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilinci taşıyanlarındır.
Kim güzel işler ve iyiliklerle gelirse, yaptıklarından çok daha güzeli ile mükafatlandırılır. Ama, kim de kötülüklerle gelirse, ancak işledikleri kadar karşılık görür.
25 Kasım 2019 Pazartesi
Çalışma 81-82:
- Neticede, Karun'u da , sarayını da yerin dibine geçirdik! Allah(cc)'a karşı kendisine yardım edebilecek ne bir kişi buldu, ne de serveti onu kurtardı!.
Daha düne kadar onun yerinde olmak isteyenler:' Vay canına! Meğer Allah(cc) rızkı dilediğine bol verir, dilediğine ise kısar ölçülü verirmiş! Allah(cc) bize lütfuyla muamele etmemiş olsaydı, bizi de çoktan yerin dibine geçirmişti! Demekk ki hakkı inkar edenler iflah olmazmış!' dediler.
(Eski Ahid'te anlatılana göre; Karun'un yerin dibine geçtiğini gören halk, çığlık çığlığa kaçıyor ve :'Kaçın yer bizi de yutacak' diye bağırıyor.
the ground under them split apart 32 and the earth opened its mouth and swallowed them and their households, and all those associated with Korah, together with their possessions. 33 They went down alive into the realm of the dead, with everything they owned; the earth closed over them, and they perished and were gone from the community. 34 At their cries, all the Israelites around them fled, shouting, “The earth is going to swallow us too!”)
Çalışma 79-80:
- Bir gün, Karun bütün şatafat ve debdebesiyle halkının karşısına çıktı. Dünya hayatına çok düşkün olanlar:' Keşke bizim de Karuna'a verilen gibi bir servetimiz olsaydı! Adam ne kadar da şanslı biri!' dediler.
Fakat kendilerine gerçeğin ilmi verilmiş olanlar:' Yazıklar olsun size! Bu dünyalıkların böylesine peşine düşmeye değer mi? Oysa iman edip, ıslah edici ameller işleyenlere Allah(cc)'ın cennette hazırladığı mükafat elbette daha hayırlıdır. Buna da ancak gerekli sabrı gösterenler ulaşabilir.' dediler.
24 Kasım 2019 Pazar
Çalıma 78:
- Karun :'(Herkes bilsin ki) Ben bu servete ilmim ve becerim sayesinde kavuştum' dedi. Acaba bilmiyormuydu ki, ondan önce yaşamış ve onun gibi düşünen ama ondan daha kuvvetli ve büyük servet sahibi nicelerini Allah(cc) helak etti. Suç işlemeyi tabiat haline getirenlere, günahları sorulup, savunma hak ve imkanı da verilmeyecektir.
(Karun kıssası, Eski Ahid'de biraz farkı anlatılır; onun Musa(as)'ın israil oğullarını yanlış yönettiğini, kendisinin daha iyi yapacağını söyler ve bu söyleminde de, yine dini argumanlar kullanır. Toplumun tümü üzerinde söz sahibi olmak için uğraştığı, ama kendisine de uyan 250 kişi ile birlikte yerin dibine gömüldüğünü, bunun üzerine bazı yandaşlarının Musa(as) ve Harun(as)'ın onları öldürdüğünü ima ederler ve onların da başına Karun'a olanlar olur ve israiloğullarından 14700 kişi ölür. Eski Ahid'de ilgili bölümü tefsir edenlerin tesbitleri,ilginçtir ki, nerdeyse Kuran'ın bu suredeki 68. ayetine karşılık gelir;
To lead His people Israel, God had selected men of His own choosing. God had no interest in holding a popularity contest, collecting résumés, or letting someone appoint himself to the position of prophet, priest, or leader. Korah’s problem was not that he was unqualified, humanly speaking, for the position, but that he was arrogant, stiff-necked, and self-promoting. Korah, attempting to install himself as the leader, ironically claims that Moses “set [himself] above the LORD’s assembly.” It’s a classic case of the guilty person accusing someone else of his own misdeed. But God did not call Korah; He called Moses (Exodus 3-4). God calls whom He chooses and equips them for service.)
Çalışma 76-77:
- (Şimdi , kendisini bu kötü duruma düşürmek istemeyenlere bir örnek olarak, sapkınlardan biri olarak ) Karun da Musa(as)'ın kavminden biriydi, kendini büyük görüp onlara karşı taşkınlık ve azgınlık yapıyordu, çünkü biz kendisine öyle hazineler verdik ki, sadece anahtarlarını taşımak için bile bir manga adama ihtiyaç vardı.
Kavmi ona:' Servetinden dolayı böyle böbürlenme, çünkü Allah(cc) böbürlenenleri sevmez!' dedi ve eklediler:' Allah(cc)'ın sana ihsan buyurduğu bu servetle Ahiret yurdunu kazanmaya çalış! Dünyadan da nasibini unutma! Allah(cc) sana nasıl ihsanda bulunduysa, sen de başkalarına iyilik te bulun! ve ülkede bozgunculuk çıkarma peşinde olma! Allah(cc) bozguncuları sevmez!'وَابْتَغِ فِيمَا آتَاكَ اللَّهُ الدَّارَ الْآخِرَةَ ۖ
وَلَا تَنْسَ نَصِيبَكَ مِنَ الدُّنْيَا ۖ
وَأَحْسِنْ كَمَا أَحْسَنَ اللَّهُ إِلَيْكَ ۖ
وَلَا تَبْغِ الْفَسَادَ فِي الْأَرْضِ ۖ
إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ الْمُفْسِدِينَ
23 Kasım 2019 Cumartesi
Çalışma 74-75:
- Gün gelecek ve Allah(cc) (kendisini tanımayıp, sahte ilahlar uyduranlara) :' Nerede benim için iddaa ettiğiniz ortaklarım?' diyecek.
O gün her ümmetten (kendilerine gönderilen peygamberler) şahit olarak çıkarılır ve diğerlerine :' İddaanıza dayanak yaptığınız bir deliliniz varsa haydi getirin de görelim!' denir. (Elbette getiremeyecekler ve) bilecekler ki, hak sadece Allah(cc)'ındır ve onların uydurma ilahları onları yüzüstü bırakacak!.
Çalışma 71-73:
- De ki:' Söyleyin bakalım!, Allah(cc) geceyi uzatıp kıyamet gününe kadar karanlık yapsa, Allah(cc)'tan başka size gündüzü getirecek ilah var mıdır? Hala gerçeğe kulak vermecek misiniz?'
Yine de ki:' Söyleyin bakalım!, Allah(cc) gündüzü uzatıp kıyamet gününe kadar aydınlık yapsa, ve hiç dinlenme fırsatınız olmasa, Allah(cc)'tan başka size geceyi getirecek ilah var mıdır? Hala gerçeği görmeyecek misiniz?'
Allah(cc)'ın rahmetindendir ki, birinde istirahat edersiniz, birinde çalışıp Allah(cc)'ın lütfundan nasibinizi ararsınız, daima da, Allah(cc)'a şükredesiniz diye gece ve gündüzü yarattı.
22 Kasım 2019 Cuma
Çalışma 68-70:
- Dilediğini yaratan ve seçen yanlızca senin Rabbindir. Zaten bu konuda insanların seçme hakkı yoktur. Allah(cc) onların uydurduklaru şeriklerden münezzehtir, yücedir.
(Kimi yaratacağına ve elçi olarak göndereceğine yanlız Allah(cc) karar verir ve bu konularda insanların müdahele hakkı yoktur. Kitap, şuna insin veya buraya gelsin veya şu varlıklı insana gelseydi ya, gibi istekler manasız ve anlamsızdır)
Onların gögüslerinde neyi sakladığını ve neyi açığa vurduğunu en iyi bilen Allah(cc)'tır.Çünkü, O kendisinden başka ilah olmayan Allah(cc)'tır. Bu dünyada da, öte dünyada da hamdlar hep O'nadır, nihai hüküm O'nundur ve O'na döndürüleceksiniz.
21 Kasım 2019 Perşembe
Çalışma 64-66:
- Bu defa, o önderleri putlaştıranlara :' Haydi! yalvarın bakalım o Allah(cc)'a şirk koştugunuz varlıklara ve önderlerinize!'. Onlar da, (o önderlerine ve putlaştırdıklarına) yalvarır yardım isterler! fakat cevap alamazlar! cevap olarak karşılarına çıkan azabı görürler.
Ne olurdu ki, vaktinde dünyada iken gerçeği görüp doğru yola girseler di?
O gün Allah(cc), hepsine seslenir:' Size gelip mesajımı iletenlere ne cevap vermiştiniz, nasıl muamelede bulundunuz?'.
Birden hepsinin dünyası kararıverir ve verecek cevap bulamazlar! Birbirlerine de soramazlar!
(Evet, kendileri şaşmış önderlerin peşinden gidenler, kıyamette de, nasip olmayacak, hala onlardan medet umacaklar, halleri ortaya iyice çıksın diye! Ama kendilerine Allah(cc)'ı ve mesajını anlatan kimselere karşı muameleri; onlara zulmetmek, mallarını çalmak, hayatlarını karartmak olan bu zalimlere Allah(cc)'ın güzel sürprizleri vardır!)
Çalışma 61-63:
- Allah(cc)'ın kendisine güzel bir vaade bulundugu ve buna kesin kavuşacak kimse, dünya hayatının geçici doyumlarının ardından kıyamet günü yaka paça hesap ve azap için derdest edilecek kişi gibi olurmu hiç?
O gün Allah(cc) öylelerine şöyle seslenecek:' Hani nerde benim için idda ettiğiniz ortaklarım?'.
(Şeytanlardan ve insanlardan putlaştırılarak öne çıkıp) kendilerin hakkında azap sözü kesinleşmiş olanlar:' Ey Rabbimiz, işte yaptıklarımız meydanda!, azdırdığımız kimseler karşında! inkar edemeyiz. Ama biz nasıl azdıysak (bir bakıma bizden öncekiler vasıtasıyla), bizde onları azdırdık, sırf kötülük olsun diye değil! Onların bizi putlaştırmaları bize tapıp inanmaları ile hiç ilişkimizin olmadığını ilan ediyoruz. Sana sığınıyoruz, zaten onlar da bize değil kendi heva ve heveslerine tapıp takip ediyorlardı!'
(Evet toplumları yanlış yönlendirip, yanlış değer hükümlerini topluma doğru diye inandıran din, düşünce ve diğer önderleri, her ne kadar bu yaptıklarına mazeret göstermeye çalışsalar ve suçu kendilerine körü körüne inananlara atmaya çalışsalar da, ilk yargılanacak olanlar onlar olacaktır. Kendilerini de başkalarının yanlış yönlendirmiş olduğunu mazeret olarak göstermek te işe yaramayacaktır)
20 Kasım 2019 Çarşamba
Çalışma 57:
- Ve bir de:' Tamam da, biz sana uyarsak, yerimizden yurdumuzdan oluruz, bizi burda barındırmazlar' diyorlar. Oysa, katından bir rahmet olarak, Allah(cc) onları her türlü ürünle rızıklandırıp güvenli bir yere yerleştirmedi mi?. Ne var ki, çoğu bundan bile habersiz!.
(Temel olarak, doğruya yönelmemenin arka planında, kişisel çıkarlar yatıyor görünüyor. Her çağda bir çok kişi, kişisel çıkar ve konforlarının bozulmaması namına, doğrudan uzaklaşıp, derinlerde doğrunun ne olduğunu bilseler veya görseler de, yüzeyde inkar edip, çıkarlarının peşinde ilerler. Tabii, bir de, bu kişisel çıkar ve konfora ulaşmak için, diğerlerine zulmederler!)
19 Kasım 2019 Salı
Çalışma 51-54:
- Doğrusu, Allah(cc) mesajını adım adım insanlara ulaştırdı ki, belki düşünüp ders alırlar. Kendilerine bundan önce de kitap verilenler buna da inanmak durumundadır. Onlar kendilerine Kuranın mesajı iletildiğinde: 'Biz ona inandık, çünkü bu bize Rabbimizin katından ulaşan bir gerçek, bu bize ulaşmadan önce de, biz zaten ona yürekten boyun eğen kimselerdik' derler.
İşte, herşeye rağmen, hakta direnmeleri, kötülüğü iyilikle savmaları, ve kendilerine verilen rızıktan bir kısmını infak etmelerinden dolayı kendilerine iki kat ecir verilecek olanlar böyleleridir.
18 Kasım 2019 Pazartesi
Çalışma 49-50:
- Böylelerine söylenecek olan:' Eğer doğru sözlü iseniz, haydi, Allah(cc) katından, doğru olana bu ikisinden daha yakın olan bir yol gösterici kitap getirin de , ben de ona inanayım!'.
Ve eğer, bu çağrıya da karşılık veremiyorlarsa, bilin ki, onlar sadece heva ve heveslerine uyan kimselerdir. Allah(cc)'ın yol göstermesinden mahrum olarak, kendi heva ve hevesi peşinde yol arayan kişiden daha sapık kim olabilir!. Gerçek şu ki, Allah(cc), zulmü kendine yol edinenleri doğru yola eriştirmez.
Çalışma 48:
- Buna rağmen, katımızdan kendilerine hakikat geldiği zaman:' Niçin O'na da Musa(as) verilen gibi verilmedi!' derler. Fakat böyleleri daha önce de Musa(as) ya verileni inkar etmemişler miydi?. Neticede:' Birbirini destekleyen iki aldatmacadan başka bir şey değil. Biz topunu inkar ediyoruz' diyorlar.
17 Kasım 2019 Pazar
Çalışma 44-46:
- (Siz , Ey Kuran'ın muhatapları) Allah(cc), Musa(as) Kitab'ı bildirirken, o kutlu vadinin sağ yamacında değildiniz, onların yaşadığı devirde olup bitenlere şahit te olmadınız. Tarih sahnesi içinde, nice nesilleri var ettik ve nice çağlar gelip geçti. Allah(cc)'ın mesajı Medyen halkına açıklanırken orda da değildiniz. Allah(cc) her zaman elçilerini insanlara göndermiştir. Musa(as)'a Allah(cc) seslendiği zaman Sina dağının yamacında da değildiniz, fakat (Ey Peygamber), sen de , senden önce bir uyarıcı gelmemiş bir toplumu uyarasın diye Rabbinden bir rahmet olarak gönderildin ki, böylece belki düşünüp ders alırlar.
16 Kasım 2019 Cumartesi
15 Kasım 2019 Cuma
Çalışma 36-37:
- Fakat, Musa(as) apaçık delillerle Firavun ve seçkin çevresine gidince, onlar :' Bu sırf uydurma bir sihir!, Biz geçmiş atalarımızdan böyle bir şey duymadık' dediler.
Musa(as):' Kimin Allah(cc) katından bahşedilmiş doğru yol bilgisi ile geldiğini, bu geçici dünyanın sonunda kime kalacağını en iyi bilen Rabbimdir. Muhakkak olan şu ki, zalimler asla kurtuluşa eremezler' diye karşılık verdi.
14 Kasım 2019 Perşembe
Çalışma 29-35:
- Ve Musa(as) kararlaştırılan süreyi doldurup ta , çölde yol alırken, Sina dağının yamacında bir ateş gördü ve yanındakilere:' Siz burda durun. Ben orada bir ateş gördüm. Size oradan belki bir haber, ya da hiç olmassa ısınmanız için bir tutam tutuşmuş odun getiririm' dedi.
Fakat oraya yaklaşınca, o kutlu yerde, vadinin sağ yamacındaki bir ağaç yönünden kendisine:' Ey Musa(as), Ben Alemlerin Rabbi Allah'ım' diye seslenildi ve devamında:' Asanı yere bırak' dendi. (Musa(as) asasını yere bırakıp ta ) onun çevik bir yılan gibi kıvrıla kıvrıla hareket ettiğini görünce Musa(as) arkasına bakmadan orda uzaklaşmaya kalktı. ' Ey Musa(as), Gel yaklaş, bir resul olarak emniyettesin' dendi.
'Sağ elini koynuna götür, kusursuz bir şekilde pırıl pırıl olduğunu göreceksin. Tevazu ve başeğmişlik içinde toparlan, işte bu mucizeler, Rabbinin , Firavun ve ileri gelenlerine göstermen için iki mucizedir. Gerçekten onlar yoldan çıkmış bir güruh olup çıktılar'.
Musa(as):' Rabbim, ben onlardan birini öldürdüm, dolayısıyla beni öldürmelerinden (ve mesajımı iletememekten) korkuyorum. Kardeşim Harun(as) benden daha iyi daha fasih konuşur. O'nu da beraber benim yanımda yardımcı olarak görevlendir ki, beni tasdik etsin. Çünkü beni yalanlamalarından korkuyorum '.
Allah(cc):' Seni kardeşinle destekleyip kuvvetlendirecek, ikinize öyle bir güç ve nufuz vereceğiz ki, size dokunamayacaklar, ve mesajlarımız sayesinde, siz ve sizi izleyenler üstün gelecekler' dedi.
Çalışma 27-28:
- Babaları Musa(as)'a:' Seni bu kızlarımdan biriyle nikahlamak istiyorum. Buna karşılık sen de yanımda 8 yıl çalışırsın. Ama bu süreyi 10 yıla çıkarırsan bu senin iyiliğin olur. Seni zahmete sokmak istemiyorum. İnşallah beni dürüst bir(işveren) insan olarak bulacaksın' dedi.
Musa(as):' Bu benimle sizin aranızda bir mesele. Hangi süreyi tamamlarsam tamamlayayım, aleyhime olarak benden başka bir istekte bulunulmamalı. Allah(cc) yaptığımız sözleşmeye şahit ve onun üzerinde vekilimdir' diye cevapladı.
13 Kasım 2019 Çarşamba
Çalışma 25-26:
- Az sonra o iki kızdan biri utana sıkıla gelerek :' Babam sizi çağırıyor. Bize sunduğun sulama hizmetinin ücretini verecek' dedi. Musa(as) kızların babasının yanına varıp olup biteni anlatınca, kızların babası:' Korkma, o zalimlerin elinden kurtulmuş bulunuyorsun' dedi.
Kızlardan biri: ' Babacığım, onu ücretli tut. Zira, çalıştıracağın en iyi adam, onun gibi kuvvetli ve güvenilir biri olmalı' dedi.
Çalışma 23-24:
- Medyen'in su kuyularına varınca orda hayvanlarını sulayan bir grup insanla karşılaştı. Onlardan biraz ötede, kendi hayvanlarını sudan uzak tutmaya çalışan iki kadın gördü. 'Siz niçin bekliyorsunuz?' diye onlara sordu. Onlar:' Çobanlar hayvanlarını sulayıp ayrılmadan biz hayvanlarımızı sulayamıyoruz. Babamız çok yaşlı olduğu için bu iş bize kalıyor' dediler.
Bunun üzerine o iki kadının hayvanlarını sulayıverdi ve sonra bir ağaç gölgesine çekilip:' Rabbim!, bana lütfedeceğin her hayra , her nimete öyle muhtacım ki' diyerek dua etti.
12 Kasım 2019 Salı
Çalışma 20-22:
- Bir süre sonra şehrin öteki ucundan (sarayda mevki sahibi) biri koşarak geldi ve :' Musa(as), şu an idare meclisi toplantıda ve seni öldürecekler. Hemen şehri terket. Şüphen olmasın ki, ben senin iyiliğini isteyen biriyim' dedi.
Musa(as) endişe içinde etrafı gözetleyerek şehirden çıktı ve :' Rabbim!, beni şu zalim güruhun elinden kurtar' dedi.
Bir süre yol aldıktan sonra, Medyene vardı ve :' Umarım Rabbim beni doğru yola yöneltecek ve (yakalanmaktan kurtaracak)' dedi.
11 Kasım 2019 Pazartesi
Çalışma 18-19:
- Musa(as), geceyi şehirde endişe içinde ve etrafı gözetleyerek geçirdi. Sabahleyin bir de ne görsün!.Dün kendisinden yardım isteyen kişi, yine kavga ediyor ve kendisinden yardım istiyor. Musa(as):' Sen, belli ki, doğru davranış nedir bilmez azgının tekisin!' dedi. Bununla birlikte, her ikisini de düşmanı olan adamı tutup kavgayı ayırmaya çalışırken,(O'nun kendisine doğru yürüdüğünü sanan israilli):' Musa(as), dün bir cana kıymış olman yetmiyor gibi bugün de beni mi öldürmek istiyorsun! Anlaşılan senin arzun, haksızlıkları gideren ve düzelten biri olmak değil, ülkenin başına zorba kesilmek istiyorsun!'
Çalışma 15-17:
- Bir gün, halkın ortalıkta olmadığı bir zamanda şehre indi. Görüd ki, iki adam birbiriyle kavga ediyor. Adamlardan biri kendi halkından, diğeri halkının düşmanı olan kabileden idi. Kendi halkından olan yardım isteyince, Musa(as) diğer adama bir yumruk attı ve adam oracıkta öldü. (Musa(as) kendisine gelince): 'Bu şeytanın işi!, doğrusu o insanı yoldan çıkaracak apaçık bir düşmandır!' dedi. Hemen Allah(cc)'a yönelip:'Rabbim, hiç şüphesiz kendime yazık ettim, ne olur beni bağışla!' ve Allah(cc) da O'nu bağışladı. Gerçekten Allah(cc) günahları pek çok bağışlayandır, (tevbe edip, kendisine yönelen müminlere karşı) hususi merhameti pek çok olandır.
Ayrıca :'Ey Rabbim!, Bana bahşettiğin nimetler hakkı için bir daha asla haksızlara arka çıkmayacağım!' dedi.
10 Kasım 2019 Pazar
Çalışma 12-13:
- Musa(as) daha ilk günden, onu emzirmek isteyen bütün kadınları emmedi ve (bu durumu takip eden ve bunu öğrenen kardeşi): ' O'nun bakımını sizin adınıza üstlenip, O'na çok içten bakacak bir aileyle sizi tanıştırmamı ister misiniz?' dedi.
Böylece Musa(as)'ı annesiyle kavuşturduk ki, annesinin gözü ve gönlü aydın olsun, üzülmesin ve tam manasıyla bilsin ki, Allah(cc)'ın vaadi haktır ve mutlaka yerine gelir. Ne var ki, bunu insanların çoğu bilmezler.
Çalışma 10-11:
- Musa(as) annesi, içinde gittikçe büyüyen bir acı hissediyordu, kendisine verilen vaadin gerçekleşeceğine dair kalbine bir güven pekiştirmeseydik, az daha bütün sırları (çocuğuna kavuşabilmek için) ortaya çıkaracaktı.
Musa(as)'ın kardeşine:' Onu çaktırmadan, uzaktan takip et' dedi ve kız kardeşi de onu uzaktan gözetledi.
Çalışma 7-9:
- ( Musa(as) doğduğunda ) annesine şöyle ilham ettik:' (Hiç endişeye kapılmadan) onu emzir, ama onun başına bir şey gelmesinden korkarsan, onu nehrin sularına bırak, hiç tasalanıp üzülme de. Onu sana tekrar geri getirteceğiz, ve onu elçilerden biri yapacağız'.
Firavunun ailesinden biri, ileride onun bir düşman ve başlarına dert olacağından habersiz ,onu nehirde bulup aldı. Doğrusu , Firavun, Haman ve orduları (israiloğullarına) çok zulüm yapıyorlardı.
Ve Firavunun karısı, kocasına:' Bu çocuk hem benim hem senin için neşe kaynağı olabilir, onu öldürmeyin,olur ki, bize fayda sağlar, bakarsın belki de, onu evlatlık ediniriz.' Hadiselerin nasıl gelişip, ileride ne olacağının farkında değillerdi.
9 Kasım 2019 Cumartesi
Çalışma 1-6:
- Bunlar gerçeği açıklayan ve Allah(cc)'tan geldiği apaçık ortada olan bir Kitabın ayetleridir.
Sağlam bir imana sahip olmak isteyen insanlara faydası olsun diye, Musa(as) ile Firavun arasında geçen ibretlik hadiselerin bir kısmını anlatacağız.
Doğrusu Firavun, ülkesinde ululuk taslayıp, halkını gruplara ayırmış, içlerinden bilhassa bir topluluğu aşağılayıp eziyor, erkek çocuklarını öldürüp, kızlarını bırakıyordu. O gerçekten çok bozguncu biriydi.
Allah(cc)'ın muradı ise, o aşağılanan insanlara lütufta bulunup, onları o zalimden kurtarmak ve kendilerini önder bir toplum yapıp, içlerinden örnek şahsiyetler çıkarmak ve onları , o zalimlere mirasçı yapmaktı.
Ayrıca, Allah(cc), onları o ülkeye yerleştirerek, onlara geniş imkanlar vermek istiyordu. Ve tabi ki, Firavun, Haman ve ordularının başına da, o ezilen topluluk eliyle korktukları şeyi getirmek istiyordu.
8 Kasım 2019 Cuma
Çalışma 1:
Kasas süresi:
(Diyanet çevirisi:)
Kasas süresi:
(Diyanet çevirisi:)
| 1. | Tâ-Sîn-Mîm. |
| 2. | Bunlar apaçık Kitab'ın âyetleridir. |
| 3. | İman eden bir kavm için Mûsâ ile Firavun'un haberlerinden bir kısmını sana gerçek olarak anlatacağız. |
| 4. | Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o bozgunculardandı. |
| 5. | Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım. |
| 6. | Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun'a, Hâmân'a ve ordularına, çekinegeldikleri şeyleri gösterelim. |
| 7. | Mûsâ'nın annesine, "Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil'e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız" diye ilham ettik. |
| 8. | Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. Şüphesiz Firavun, (veziri) Hâmân ve onların askerleri hata yapıyorlardı. |
| 9. | Firavun'un karısı şöyle dedi: "Bana da, sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz." Oysaki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi. |
| 10. | Mûsâ'nın anasının kalbi bomboş kaldı. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik, neredeyse bunu açıklayacaktı. |
| 11. | Annesi, Mûsâ'nın kız kardeşine, "Onu takip et" dedi. O da Mûsâ'yı, onlar farkına varmadan uzaktan gözledi. |
| 12. | Biz, daha önce onun, süt analarının sütünü emmemesini sağladık. Kız kardeşi, "Size onun bakımını, sizin adınıza üslenecek ve ona içtenlik ve şefkatle davranacak bir aile göstereyim mi?" dedi. |
| 13. | Böylece biz, anasının gözü aydın olsun ve üzülmesin, Allah'ın va'dinin hak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük. Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler. |
| 14. | Mûsâ olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca biz ona ilim ve hikmet verdik. Biz iyilik edenleri böyle mükafatlandırırız. |
| 15. | Mûsâ halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Mûsâ da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Mûsâ, "Bu şeytanın işidir. O gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır" dedi. |
| 16. | Mûsâ, "Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Beni affet" dedi. Allah da onu affetti. Şüphesiz o, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. |
| 17. | "Rabbim! Bana verdiğin nimetle asla suçlulara arka çıkmayacağım" dedi. |
| 18. | Korkarak, etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. Mûsâ da ona, "Belli ki sen azgın bir kimsesin" dedi. |
| 19. | Mûsâ, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam, "Ey Mûsâ! Dün birini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arabuluculardan olmak istemiyorsun" dedi. |
| 20. | Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi. "Ey Mûsâ! İleri gelenler seni öldürmek için aralarında senin durumunu görüşüyorlar. Şehirden hemen çık. Şüphesiz ben sana öğüt verenlerdenim" dedi. |
| 21. | Mûsâ korku içinde etrafı gözetleyerek şehirden çıktı ve "Ey Rabbim! Beni bu zalim kavimden kurtar" dedi. |
| 22. | (Şehirden çıkıp) Medyen'e doğru yöneldiğinde, "Umarım Rabbim beni doğru yola iletir" dedi. |
| 23. | Medyen suyuna varınca, suyun başında (hayvanlarını) sulamakta olan bazı insanlar gördü. Bunların yanında da koyunlarını suya salmamak için uğraşan iki kız gördü. Mûsâ onlara, "(Koyunlarınızı burada tutmaktaki) maksadınız ne?" dedi. Onlar, "Çobanlar sulayıp çekilinceye kadar biz koyunlarımızı sulayamayız. Babamız ise çok yaşlı bir adamdır" dediler. |
| 24. | Bunun üzerine Mûsâ onların koyunlarını suladı. Sonra gölgeye çekilip, "Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım" dedi. |
| 25. | Nihayet kızlardan biri utana utana yürüyerek ona gelip, "Bizim için koyunlarımızı sulamanın ücretini vermek üzere babam seni çağırıyor" dedi. Mûsâ onun (Şuayb'ın) yanına gelip başından geçenleri ona anlatınca Şuayb, "Korkma o zalim kavimden kurtuldun" dedi. |
| 26. | Kızlardan biri, "Babacığım, onu ücretle tut. Her hâlde ücretle tuttuklarının en hayırlısı, güçlü ve güvenilir olan bu adam olacaktır" dedi. |
| 27. | Şuayb, "Ben, sekiz yıl bana çalışmana karşılık şu iki kızımdan birisini sana nikahlamak istiyorum. Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan o da senden olur. Ben seni zora koşmak da istemiyorum. İnşaallah beni salih kimselerden bulacaksın" dedi. |
| 28. | Mûsâ şöyle dedi: "Bu seninle benim aramda bir iş. İki süreden hangisini tamamlarsam bana bir husûmet yok. Allah söylediklerimize vekildir." |
| 29. | Mûsâ süreyi tamamlayıp ailesiyle yola çıkınca, Tûr tarafında bir ateş görmüş ve ailesine, "Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm, (oraya gidiyorum). Umarım oradan size bir haber ya da ısınmanız için ateşten bir kor getiririm" dedi. |
| 30. | Mûsâ, ateşin yanına gelince o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: "Ey Mûsâ! Şüphesiz ben, evet, ben âlemlerin Rabbi olan Allah'ım." |
| 31. | "Değneğini (yere) at." (Mûsâ değneğini attı). Onu bir yılanmış gibi süratle hareket eder görünce arkasına bakmadan dönüp kaçtı. (Bu sefer şöyle seslenildi:) "Ey Mûsâ! Beri gel, korkma. Çünkü sen güvenlikte olanlardansın." |
| 32. | "Elini koynuna sok. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). İşte bunlar, Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler." |
| 33. | Mûsâ, şöyle dedi: "Ey Rabbim! Şüphesiz ben onlardan birisini öldürdüm. Onların da beni öldürmelerinden korkuyorum." |
| 34. | "Kardeşim Hârûn'un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da benimle birlikte, beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. Çünkü ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum." |
| 35. | Allah, "Kardeşinle seni destekleyeceğiz ve size bir iktidar vereceğiz de âyetlerimiz sayesinde size (kötü bir amaçla) ulaşamayacaklar. Siz ve size uyanlar galip gelecek olanlardır" dedi. |
| 36. | Mûsâ onlara delillerimizi apaçık olarak getirince onlar, "Bu ancak uydurulmuş bir sihirdir. Biz geçmiş atalarımızın zamanında böyle bir şeyin varlığını duymadık" dediler. |
| 37. | Mûsâ, "Katından kimin hidayet getirdiğini ve bu yurdun (güzel) sonucunun kimin olacağını Rabbim daha iyi bilir. Doğrusu zalimler kurtuluşa eremezler" dedi. |
| 38. | Firavun, "Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilahınız olduğunu bilmiyorum. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ'nın ilahına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum" dedi. |
| 39. | O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar. |
| 40. | Biz de onu ve askerlerini yakaladık ve onları denize attık (Orada boğuldular). Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak! |
| 41. | Biz onları, ateşe çağıran öncüler kıldık. Kıyamet günü de kendilerine yardım edilmeyecektir. |
| 42. | Bu dünyada onları lanete uğrattık. Kıyamet gününde de onlar iğrenç kılınmış kimselerden olacaklardır. |
| 43. | Andolsun, ilk nesilleri yok ettikten sonra Mûsâ'ya -düşünüp ibret alsınlar diye- insanların kalp gözünü açan deliller ve bir hidayet rehberi, bir rahmet olarak Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik. |
| 44. | Ey Muhammed! Mûsâ'ya o emri verdiğimiz zaman sen (vadinin) batı tarafında değildin. (O olayı) görenlerden de değildin. |
| 45. | Fakat biz (Mûsâ'dan sonra) birçok nesiller meydana getirdik. Üzerlerinden uzun çağlar geçti. Sen Medyen halkı arasında yaşıyor değildin, âyetlerimizi onlardan okuyup öğreniyor da değildin. Fakat biz (bu haberi) göndereniz. |
| 46. | Yine biz (Mûsâ'ya) seslendiğimiz zaman Tûr'un yan tarafında da değildin. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak, senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmeyen bir kavmi, düşünüp öğüt alsınlar diye uyarman için (o haberleri) sana bildiriyoruz. |
| 47. | Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de, "Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de âyetlerine uysaydık ve mü'minlerden olsaydık" diyecek olmasalardı, seni peygamber olarak göndermezdik. |
| 48. | Onlara katımızdan gerçek gelince, "Mûsâ'ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi" dediler. Onlar daha önce Mûsâ'ya verilen (mucize)leri inkar etmemişler miydi? Onlar, "İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor" dediler. "Biz hepsini inkar ediyoruz" dediler. |
| 49. | De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah katından, doğruya bu ikisinden (Tevrat ve Kur'an'dan) daha çok ulaştıran bir kitap getirin de, ben ona uyayım." |
| 50. | Eğer (bu konuda) sana cevap veremezlerse bil ki onlar sadece kendi nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Kim, Allah'tan bir yol gösterme olmaksızın kendi nefsinin arzusuna uyandan daha sapıktır. Şüphesiz Allah zalimler toplumunu doğruya iletmez. |
| 51. | Andolsun, düşünüp öğüt alsınlar diye o sözü (Kur'an âyetlerini) onlara peşpeşe ulaştırdık. |
| 52. | Bu Kur'an'dan önce kendilerine kitap verdiklerimiz var ya, işte onlar ona da inanırlar. |
| 53. | Kur'an kendilerine okunduğu zaman, "Ona inandık, şüphesiz o Rabbimizden gelen gerçektir. Şüphesiz biz ondan önce de müslümandık" derler. |
| 54. | İşte onların, sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında, mükafatları kendilerine iki kez verilecektir. |
| 55. | Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve, "Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz de size. Selam olsun size (bizden size zarar gelmez). Biz cahilleri istemeyiz" derler. |
| 56. | Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O doğru yola gelecekleri daha iyi bilir. |
| 57. | Onlar, "Sizinle beraber doğru yolu tutarsak, kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız" dediler. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak, her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı, saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler. |
| 58. | Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helak etmişizdir. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk, biz. |
| 59. | Rabbin, ülkelerin merkezî yerlerine, kendilerine âyetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe memleketleri helak edici değildir. Zaten biz, halkları zalim olmadıkça memleketleri helak etmeyiz. |
| 60. | (Dünyalık olarak) size verilen her şey, dünya hayatının geçimliği ve süsüdür. Allah'ın katındaki ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz? |
| 61. | Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız, sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir? |
| 62. | Allah'ın onlara seslenerek, "Hani benim, var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım?" diyeceği günü hatırla! |
| 63. | Haklarında azap hükmü gerçekleşenler, "Ey Rabbimiz! İşte şunlar bizim azdırdıklarımızdır. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Şimdi de onlardan uzaklaşıp sana döndük. Zaten (gerçekte) onlar bize tapmıyorlardı" diyeceklerdir. |
| 64. | Onlara, "Haydi ortaklarınızı çağırın!" denir. Onlar da çağırırlar fakat ortakları onlara cevap veremez. Azabı görürler. Keşke onlar (dünyada iken) doğru yola gelselerdi. |
| 65. | Allah'ın onlara seslenerek, "Peygamberlere ne cevap verdiniz? diyeceği günü hatırla." |
| 66. | O gün onlara karşı bütün haberler kapanmıştır. Artık birbirlerine de soramazlar. |
| 67. | Ama tövbe edip iman eden ve salih amel işleyen kimsenin kurtuluşa erenlerden olması umulur. |
| 68. | Rabbin dilediğini yaratır ve seçer. Onların ise seçim hakkı yoktur. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır ve yücedir. |
| 69. | Rabbin, onların sinelerinin gizlediğini de açığa vurduklarını da bilir. |
| 70. | O, Allah'tır. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Dünyada da ahirette de hamd O'na mahsustur. Hüküm yalnızca O'nundur. Kesinlikle O'na döndürüleceksiniz. |
| 71. | De ki: "Ne dersiniz? Allah, üzerinize geceyi kıyamete kadar sürekli kılsaydı, Allah'tan başka hangi ilah size bir aydınlık getirir? Hâlâ duymayacak mısınız?" |
| 72. | De ki: "Ne dersiniz? Allah, üzerinize gündüzü kıyamete kadar sürekli kılsaydı, Allah'tan başka hangi ilah size içinde dinleneceğiniz bir gece getirebilir? Hâlâ görmeyecek misiniz?" |
| 73. | Allah, rahmetinden ötürü geceyi içinde dinlenesiniz; gündüzü de, lütfundan isteyesiniz ve şükredesiniz diye sizin için yarattı. |
| 74. | Allah'ın, onlara seslenerek, "Hani benim, var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım"? diyeceği günü hatırla. |
| 75. | Her ümmetten bir şahit çıkarırız ve (kafirlere), "Kesin delilinizi getirin" deriz. Onlar da gerçeğin Allah'a ait olduğunu bilirler ve (Allah'a ortak diye) uydurdukları şeyler kendilerini yüzüstü bırakıp kaybolup gitmişlerdir. |
| 76. | Şüphesiz Kârûn, Mûsâ'nın kavmindendi. Onlara karşı azgınlık etti. Biz ona, anahtarlarını (bile taşımak) güçlü bir topluluğa ağır gelecek hazineler verdik. Hani, kavmi kendisine şöyle demişti: "Böbürlenme! Çünkü Allah böbürlenip şımaranları sevmez." |
| 77. | "Allah'ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah'ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme. Çünkü Allah bozguncuları sevmez." |
| 78. | Kârûn, "Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir" dedi. O, Allah'ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helak etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir). |
| 79. | Kârûn, zineti ve görkemi içerisinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzu edenler, "Keşke Kârûn'a verilen (servet) gibi bizim de (servetimiz) olsaydı. Şüphesiz o büyük bir servet sahibidir" dediler. |
| 80. | Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, "Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah'ın vereceği mükafat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur" dediler. |
| 81. | Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine batırdık. Allah'a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi! |
| 82. | Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler, "Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki kafirler iflah olmayacak" demeye başladılar. |
| 83. | İşte ahiret yurdu. Biz onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayanlara has kılarız. Sonuç, Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır. |
| 84. | Kim bir iyilik getirirse ona bundan daha hayırlısı vardır. Kim de bir kötülük getirirse, bilsin ki, kötülük işleyenler ancak yapmakta olduklarının cezasına çarptırılırlar. |
| 85. | Kur'an'ı sana farz kılan Allah, şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. De ki: "Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir." |
| 86. | Sen, bu kitabın sana verileceğini ummuyordun. Ancak o Rabbinden bir rahmet olarak sana verildi. Öyle ise kafirlere sakın arka çıkma. |
| 87. | Allah'ın âyetleri sana indirildikten sonra, sakın seni onlardan çevirmesinler. Rabbin'e çağır ve sakın Allah'a ortak koşanlardan olma! |
| 88. | Sen Allah ile beraber başka bir ilaha ibadet etme. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Onun zatından başka her şey yok olacaktır. Hüküm yalnızca O'nundur ve kesinlikle O'na döndürüleceksiniz. |
7 Kasım 2019 Perşembe
--------------------------
Sonuç
Neml süresi:
Sonuç
Neml süresi:
- Yüce Allah(cc), insanlara yol gösterici olarak Kuran'ı indirmiş ve inananların sadece Allah(cc)'a kulluk etmesini, Allah(cc)'ın kendilerine verdiğinden infak etmelerini ve, bir gün yapıp/ettiklerinin karşılığını göreceği Ahirete kesin bir şekilde inanmalarını istemiştir. İnanmayanların,ki bunun sebepleri de açıktır, sonunun hüsran olduğu da net bir biçimde belirtilmiştir. Bu temel kaideler örnek kıssalarla anlatılmıştır.
Musa(as), mucizeler ile firavun ve kavmine gidince, aklen ikna olsalar da, kibirleri inanmalarına izin vermemiş ve helak olmuşlardır.
Kendisine hikmet ve bir çok nimetler verilmiş Süleyman(as)'ın bile bir kuştan, bir karıncadan alacak dersleri olmuş, güneşe tapan ve şeytanın bunu onlara güzel gösterdiği, Sebe halkı ve kraliçesi, kendisine tebliğ edildiğinde, aklını kullanarak araştırmış, sonunda Süleyman(as)'ın yanına gitmiş ve nihayetinde inanmıştır.
Salih(as), kavmine tebliği başlatınca, karşı çıktılar, O'nun uğursuzluk getirdiğini öne sürdüler, O'na tuzak kurdular, ama sonunda,inananlar hariç, helak oldular.
Lut(as) da kavmine tebliğe başlayınca, O'nunla dalga geçtiler, kendilerinin yaptıkları hayasızlıkları normal görüp devam ettiler, uyarılara kulak asmadılar ve sonunda, inananlar hariç, helak oldular.
Aklını kullanan ve etrafına ve olaylara önyargısız bakıp, bu kainat kitabını okuyan insan, kör değilse, Allah(cc)'ın sanatını görecek ve inanacaktır. İnsanların çoğu şükretmediği halde Allah(cc)'ın yine de nasıl onlara bir çok nimetler verdiği açıktır. Ayrıca bunca eski kavim sonları nasıl olmuş görmek gerekir.
Neticede , Allah(cc) her şey yapmaya kadirdir ve her olup biteni bilmektedir. İnsana düşen, kendi acziyetini bilip, kibirlenmeden, sadece Allah(cc)'a dayanıp güvenmesi ve ondan herşeyi beklemesidir. Kalben, ne ölüler ,ne körler ne de sağırların bunu görmesi mümkündür. Ölü,kör ve sağır olmamak için de aklı kullanmak ve ön yargılardan sıyrılmak gerekir.
Sonuç olarak, insana düşen, Allah(c)'a kulluk ve O'na dayanıp güvenmedir. Doğru yola giren, kendine iyilik etmiş olur, sapan da, yine kendisine kötülük etmiştir.Nihayetinde ,Allah(cc) yapılıp/edilenlerden habersiz ve olanlara karşı da kayıtsız değildir.
6 Kasım 2019 Çarşamba
Çalışma 91-93:
- De ki:' Ben yanlızca O'nun mubarek kıldığı şu şehrin Rabbine kulluk etmekle emrolundum, bir de bu Kuran'ı insanlara okuyup iletmekle' .
Bundan böyle kim doğru yola yönelirse, o kendisi için doğruyu bulmuş olur, kim de yoldan saparsa, de ki:'Ben sadece bir uyarıcıyım'.
Yine de ki:' Bütün hamd Allah(cc)'adır. Allah(cc) size, (her ne buyurmuşsa, onun doğru olduğunu ispat eden) ayetlerini gösterecek, siz de o ayetleri tanıyacaksınız'
Bil ki Rabbin, yapıp/ettiklerinizden habersiz ve onlara kayıtsız değildir.
5 Kasım 2019 Salı
4 Kasım 2019 Pazartesi
Sabah duasi: 70. Yâ İlahenâ ve Ya Rabbenâ! Kalb gözü açık olanların bütün eşyada ayan-beyan görebilece ği Zâhir Sen, gayblar gaybı Bâtın Sen, dillerde vird ü zeban Sen, esmâ-i hüsnasıyla malum, sı fât-ı ulyâsıyla maruf da yine Sensin. Senden zâhirimizi tertemiz hâle getirmeni ve batınımızı da nûrânîlerin içleri gibi tenvîr buyurmanı diliyoruz. Bizim yanımızda ol, aleyhimizde olma.. işlerimizi yoluna koy.. sevip hoşnut olmadığın ne kadar kötü haslet ve ne kadar çirkin davranış varsa onların hepsiyle bizim aramızı –doğu batı arası kadar– uzak tut!
3 Kasım 2019 Pazar
Çalışma 88:
- Ve siz dağları görür onları sabit ve hareketsiz sanırsınız! Halbuki onlar sürekli hareket halindedir, aynı bulutların gelip geçtiği gibi, (yerin hareketiyle) gelip geçmektedirler. İşte bu herşeyi mükemmel yapan Allah(cc)'ın sanatıdır!. Şüphe yok ki, olup/biten herşeyden Allah(cc)'ın haberi vardır.
(Bu ayeti 1500 yıl önce okuyanlar nasıl yorumladı bakmak lazım ama, bugün okuyan insanın, bugün ki bilinen ile ( Continental drift: https://www.youtube.com/watch?v=g_iEWvtKcuQ ) Allah(cc)'ın sanatının muhteşemliği karşısında hayran kalmaması imkansız!)
Çalışma 86-87:
- Hem onlar, gecenin bağrında dinlensinler diye (karanlık), gündüzün de (olup bitenleri ) görsünler diye (aydınlık) yapıldığını hiç mi düşünmediler? Şüphesiz bunda inanmak isteyenler için büyük dersler vardır.
Ve o gün gelecek, sura üflenecek ve göklerde ve yerde kim varsa, Allah(cc)'ın dilediği dışında herkes (tarif edilemez bir) korku ile sarsılacak ve başları önlerine eğik Allah(cc)'ın huzuruna çıkarılacaklar.
2 Kasım 2019 Cumartesi
Çalışma 83-85:
- İşte o gün, her ümmetin içinden Allah(cc)'ın mesajlarını yalanlayan kimseleri ayrı bir bölük olarak toplayıp, onlar öylece sevk edilecektir.
Ta ki, huzura geldiklerinde, onlara:' Aklınızın kapasitesi yetmediğinden Allah(cc)'ın mesajlarını yalanlamaya kalktınız öyle mi? Eğer, öyle değilse o yaptıklarınız neydi? ' denilecek.
Ve işte (başta Allah(cc)'a şirk koşma olmak üzere) işledikleri zulümler dolayısıyla haklarındaki azap sözü böylece gerçekleşir ve o gün onlardan çıt çıkmaz.
1 Kasım 2019 Cuma
Çalışma 79-81:
- O halde siz, Allah(cc)'a dayanıp, güvenin, çünkü tuttuğunuz yol gerçekliği apaçık ortada doğru yoldur. Şunu da bil ki, kimse ölülere sesini duyuramadığı gibi, (gerçekler kendisine anlatılsa bile) arkasını dönüp giden sağırlara da daveti işittiremez. Ayrıca körleri de, savrulup durdukları yollardan doğru yola çekecek değilsiniz. Siz daveti ancak, inanmaya istekli olanlara işittirebilirsiniz ki, zaten onlar da yürekten boyun eğecek kimselerdir.
Çalışma 73-74:
- Yalnız unutma ki, senin Rabbin, insanlara karşı büyük lütuf sahibidir, ama yine de insanların çoğu Allah(cc)'a şükretmezler.
Yine unutma ki, senin Rabbin, onların göğüslerinin derinliklerinde sakladıklarını da, açığa vurduklarını da , hepsini biliyor.
(Dolayısıyla, her ne kadar Allah(cc), insanlara karşı büyük lütuf sahibi ve mühlet vermede engin merhameti ile davranıyor olsa da, yapıp/edilenlerden tümüyle haberdardır ve yukarıdaki kıssalarda ki hazin sonlar düşünüldüğünde, günü gelince gereğini de yapar.)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)