19 Kasım 2022 Cumartesi

 Al-i imran 64:

  •  De ki:' Ey Kitab ehli, sizinle bizim aramızda şu ortak ilkelere gelin: Allah(cc)'tan başka kimseye kulluk etmeyeceğiz, O'ndan başka hiç bir şeye ilahlık yakıştırmayacağız ve Allah(cc) ile birlikte insanları rab edinmeyeceğiz'. Ve eğer yüz çevirirlerse , de ki:' Şahit olun ki biz kendimizi O'na teslim etmişiz'.
    (
    İslâm’ın 14 asır önce Ehl-i Kitaba, bugünün yine hem Ehl-i Kitabına hem de mektep ehline, yani okumuşlarına yaptığı bu çağrı, pek çok açı-dan çok önemlidir:
    • İslâm’ı tebliğde, önce muhatapla üzerinde bu-luşulabilecek ortak zemin veya asgarî müşte-rek aranmalıdır. Bu, Ehl-i Kitap için Allah’a ibadet ve O’na şirk koşmama ise, meselâ dinle hiç  alâkası  bulunmayan  başkaları  için  insan  olma  ve  ortak  insanî  kaderi  paylaşma  olabi-lir.
    •   Tebliğde yumuşak üslûp, sevdirme, ısındırma çok önemlidir. İslâm, kendisine ulaşılabilecek kişiler  sayısınca  yolları  ve  içine  girilebilecek  binlerce kapısı olan yüce bir saraya benzetile-cek olursa, herkese açık mutlaka bir kapı var demektir ve önemli olan, kime hangi kapının gösterileceğini bilmektir. (Kur’ân’dan İdrake Yansıyanlar, 1: 109–110)
    •   Kur’ân, her türlü inatlarına ve direnmelerine rağmen  Ehl-i  Kitap’la  diyalogu  kesmemekte  ve bu diyalogun önce müşterek noktada baş-laması gerektiğinin sinyalini vermektedir.
    •   Muhtelif   vicdanların,   muhtelif   milletlerin,   muhtelif dinlerin, muhtelif kitapların aslî bir vicdan ve hak bir kelimede nasıl birleştirilebi-leceği, İslâm’ın insanlık âlemine ne kadar ge-niş, ne kadar açık, ne kadar doğru bir hidayet yolu,  bir  özgürlük  kanunu  öğretmiş  bulun-duğu ve artık bunun Arap ve Acem’le sınırlıolmadığı  bu  âyette  bütünüyle  gösterilmiştir. Dinî  terakkî  vicdanların  darlık  ve  ayrılıkla-rında değil, küllî ve geniş olmalarındadır. (Ya-zır, 2: 1132)
    •   Allah’a ibadet, O’na şirk koşmama ve O’ndan başka  Rab,  yani  terbiye  edici,  yol  gösterici,  insan  hayatını  düzenleyici  bir  otorite  kabul  etmeme,  Allah’a  imanın  veya  O’nun  dinine  tâbi olmanın olmazsa olmaz şartıdır. Âyet, bu ana düsturu açıkça ortaya koymakla Tevhid-i Ubûdiyet, Tevhid-i Ulûhiyet ve Tevhid-i Ru-bûbiyet’i nazara vermektedir.

    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder