Lokman 34:
- -Kıyametin ne zaman kopacağı bilgisi Allah(cc) katındadır.
-Yagmuru, Allah(cc) indirir.
-Rahimlerde olanı Allah(cc) bilir.
-Hiç kimse yarın ne yapıp lehine ve aleyhine ne kazanacağını kesin olarak bilemez.
-Yine hiç kimse, nerede öleceğini de kesin olarak bilemez.
Ancak Allah(cc) her şeyi hakkıyla bilir, ve her şeyden haberdardır.
(
Bu âyet, “beş gayb” denilen ve kesin bilgisi sadece Allah’a ait olan hususları nazara vermek-tedir. Bunlar içinde yağmurun ne zaman yağa-cağı konusunda bugün tahminler yapılmakta ise de, bunlar, çok zaman gerçeğe ne ölçüde isabet ederse etsin yine tahmindir; ayrıca, yağmurun alâmetleri belirdikten, yani onunla ilgili bilgiler gaybî olmaktan çıktıktan sonra yapılan tahmin-lerdir. Yine bugün, döllenmenin üzerinden bir süre geçince anne rahmindeki yavrunun erkek mi dişi mi olduğu büyük ölçüde bilinebilmek-tedir. Fakat bu bilme, yine gerekli alâmetler ortaya çıktıktan sonra elde edildiği gibi, âyetteki ifade, sadece cinsiyeti değil, ceninle ilgili –doğup doğmayacağı, ne zaman doğacağı, şeklinin, fizi-kî yapısının, karakterinin, kabiliyetlerinin nasıl olacağı, nerede nasıl ve ne kadar yaşayıp, nerede öleceği gibi– bütün bilgileri içine almaktadır.Bakara Sûresi not 3’te ifade edildiği gibi, Kur’ân’ın mü’minleri her şeyden önce gaybe imanları sebebiyle övüp nazara vermesi anlamlı-dır. Bir defa varlık, görünen fizikî âleme has, bu âlemle sınırlı değildir. Fizikî âlem, görünmeyen ve bu âlemin ölçüleriyle gözlemlenemeyen, keyfiyeti idrak edilemeyen âlemlerin bir yansıması veya çok sayıda âlemden sadece biridir. Dolayısıyla, bu âlemdeki her vakanın, her vakıanın üzeri-ne oturduğu gerçek, Gayb Âlemi denilen diğer âlemlerdedir. Kur’ân, bu âyette sadece beş gaybınazara vermekle, esasen insanın çok sınırlı bilgi-sine karşılık Cenab–ı Allah’ın her şeyi kuşatan sınırsız bilgisine dikkat çekmektedir. İnsan var-lığı, pek çok bakımdan sınırlıdır. Onun, bırakın dünya üzerinde bir hakimiyeti olmayı, bizzat kendi bedeni üzerinde bile hakimiyeti yoktur. O, acıkıp–susamasına, uyuyup dinlenme ihtiyacına mani olamadığı gibi, temel ihtiyaçlarının tesbiti ve bunların giderilme yolu ve araçlarında bile söz sahibi kılınmamıştır. Ayrıca ona ne zaman, nerede ve nasıl bir aile içinde doğacağı, fiziği, rengi, özellikleri, kabiliyetleri, ne kadar yaşayaca-ğı, nerede nasıl öleceği gibi hayatını kuşatan aslî şartların hiç birinde de en küçük bir söz hakkıtanınmamıştır. Bundan başka insan, tam olarak ne geçmişi bilebilir ne hâli; özellikle geleceği hiç bilemez. Ama varlık, birbirleriyle içten bağlan-tılı bütün parçalarıyla, zamanı ve mekânıyla bir bütündür. Kâinattaki, hattâ insanın ve toplum-ların hayatındaki her hadise, kendi başına bir hadise olsa da, geçmiş, hâl ve gelecekteki bütün diğer hadiselerle münasebeti vardır. Dolayısıyla, hâldeki hadiseler hakkında bile kesin bilgilere sahip olamayan, geçmiş hakkındaki bilgileri son derece sınırlı ve doğruluğu ve doğruluk derecesi her zaman tartışmalı, gelecek hakkında ise hiçbir şey bilmeyen insan, kendi hayatı ve başkalarının hayatı üzerinde nasıl yetki ve hakimiyet iddia edebilir? Gerçek bu ise, ancak geçmiş, hâl ve gele-ceği, ayrıca bütün varlığı fert fert ve birbirleriyle olan münasebetleri içinde hakkıyla ve tam olarak bilen bir Zat, ancak insan dahil bütün varlık üze-rinde otoriteye sahip olabilir. O Zat da Allah’tır.AÜ.
Bazı âlimlerimiz bu âyetteki beş bilinmeyen konuya mugayyebat-ı hamsederler. Bir hadis-i şerifte de bunu teyid etmek üzere “Beş şey vardır ki onları Allah‟tan başkası bilemez” buyurulduktan sonra bu âyet zikredilmiştir. Münavi‟nin dediği gibi, hadisin mânası: “Bu beş şeyi Allah‟tan başkası, bütün özellik ve incelikleriyle. bilemez.” Şu halde bu hadis Allah Teâlnın bazı makbul kullarına, hatta bu beşten bazı gaybî şeyleri bildirmesine mani değildir. Çünkü bu, sınırlı gayblardandır. Mu‟tezilenin bunu inkâr etmesi de mânasızdır.
Bir de şuna dikkat etmek gerekir. Gayb, mutlak gayb ve izafî gayb diye iki çeşittir. Âyet, mutlak gaybın, başkası tarafından bilinmesini reddediyor. İzafî gayb, bazı şartlara, bazı durumlara, bazı şahıslara göre gayb iken bazılarına göre gayb olmayan hususlara denir. Mesela İstanbul‟daki insan, Tokyo‟da cereyan eden hadiseyi bilemez. Ama vasıtalara sahip olan kimse, televizyon teknolojisi sayesinde görebilir. Bir sene sonra yağmurun ne zaman, ne kadar yağacağı mutlak gaybdır. Ama Allah, dünya atmosferinde yağmurun sebeplerini varettikten sonra, diğer insanlar için yağmur zamanını bilmek gayb olduğu halde, meteoroloji uzmanları tahmin raporu verebilir.Diğer bir konu ana karnındaki ceninin cinsiyetini bilme işidir. Son dönemde ultrason gibi cihazlarla bunu tesbit mümkündür. Âyet-i kerime “Rahimlerde olanı yalnız Allah bilir” buyuruyor. “Mâ” Arapçada en umumi bir lafızdır. Kapsamı son derece geniştir. Doğacak çocuğun her türlü maddî özelliklerine, genetik özelliklerine şamil olduğu gibi bütün istidatları, kabiliyetleri, hayat mukadderatı, ta cennete veya cehenneme girinceye kadar bütün özellik ve ayrıntıları dahildir ki bu gaypların yanında, kız mı erkek mi olacağı meselesi zikre bile değmez. Geçen asırlardaki müfessirler için, cinsiyeti bilmek mutlak gayb durumunda olduğundan, bazıları bilinmeyecek şeylere misal verme kabilinden bunu söz konusu etmişlerdir.SY.
Bu âyette sayılanlar, farklı lafız ve cümlelerle hadis olarak da rivayet edilmiştir. Buha-rî'nin naklettiği beş hadis de İbn Ömer'e dayanmaktadır. Bu rivayetlerden ikisinde Hz. Peygamber "Gaybın anahtarı beştir" der ve Lokman süresindeki bu âyete atıf yapar. Diğer üç rivayette ise âyete atıf yapılmaz. Bu üç hadiste beş şeyi Allah'tan başka kimse bilemez: 1) Yarın ne olacağı, 2) Rahimlerde olan, 3) Kişinin nerede öleceği, 4) Yağmurun ne zaman yağacağı, 5) Yarın ne kazanılacağı ve /veya kıyamet saati. Oysa ki, bu âyete atıf yapan Bu-harî'deki ilk iki rivayette tıpkı bu âyette olduğu gibi Allah'tan başkasının bilemeyeceği şeyler sadece gelecekle sınırlıdır: 1) Kıyametin zamanı, 2) Kişinin yarın ne kazanacağı, 3) Kişinin nerede öleceği. Âyette "yağmur yağdıran O'dur" buyurulmaktadır. Bu cümlede yağmur konusundaki bilgiyi Allah'a hasreden bir mâna yoktur. Aynı şey bir sonraki "rahimlerde yer tutanı O bilir" cümlesi için de geçerlidir. Diğer üç husustaki bilgi Allah'a tahsis edilirken, bu iki husus tahsis olmadan zikredilir. Mİ.
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder