Sebe 10-11:
- Ve nitekim, Davud(as)'ı da tarafımızdan bir lütufla onurlandırdık:' Ey dağlar (يَا جِبَالُ), onunla birlikte Allah(cc)'a yönelin, Ey kuşlar(الطَّيْرَ) siz de'. Biz ondaki bütün sertliği ve katılığı(الْحَدِيدَ) yumşattık. (Ve dedik ki):' İşleri en güzel,en ideal bir şekilde hakkını vererek yap ve onlar arasındaki ölçü ve uyumu gözet(اعْمَلْ سَابِغَاتٍ وَقَدِّرْ فِي السَّرْدِ)' Ve hepiniz Allah(cc)'ı razı edecek salih ameller yapın. Çünkü, Allah(cc) yaptığınız her şeyi görmektedir.
(
Usually, jibaal(يَا جِبَالُ) is translated to mountains, but its other meanings are the leaders of the nation. See heading (J-B-L). If jibaal is taken to mean mountains, then it would mean that Daud used to employ the mountains for which nature has created them, i.e. for protection, to let the forests grow on then to make wood available and to provide minerals and stones. These are some of the purposes for which God has created the mountains and by doing this, the mountains obey Him.LOQ
Here “اَطِئٌر” (tayir) has been used to mean speedy steeds (or the cavalry) and Hudhud was the name of one of the leaders of the infantry. In those days some of the names of men were given after the birds, like quoted in Torah in the book of Salateen. LOQ
Burada, genelde dağlar ve kuşların Davut(as)ın emrine verildiği üzerine çeviriler yapılıyor, fakat, ESED,LOQ gibi kaynaklarda geçen açıklamalar ışığında, sanki burada söylenen:' Ey toplumun büyükleri, Davut(as)'la birlikte Allah(cc)'a yönelin, onunla birlikte davranın, ordusu için de çevik, güçlü hızlı atlar verdik' gibi geliyor. Doğrusunu Yüce Rabbim bilir.
Lafzen, “O'nun için ...” Hadîd terimi, öncelikle, kelimenin hem somut hem de soyut anlamıyla “keskin” olan şey için kullanılır: bu ikinci anlamı için karş. Kur’an'ın, “bakışın bugün artık daha keskin (hadîd)” (50:22) ayeti yahut şu deyimsel ifadeler: racul hadîd, “keskin zekalı adam”; hadîdu’n-nazar, “(başkalarına) sert sert bakan”; râiha hadîde, “keskin bir koku” vb. (Lisânuî-‘Arab). Belirtme takısı ile kullanılan bir isim olarak el-hadîd “keskin olan her şey”, veya “keskinlik” veya “demir” anlamlannı ifade eder. Allah'ın Hz. Davud'daki “bütün keskinlikleri/sertliği ve katılığı yumuşatması”, açıkçası, o'nun (Mezmurlarında ifade edilen) üstün güzellik duygusuna, iyiliğine/yüceliğine ve tevazuuna bir işarettir. Yukandaki ifadenin alternatif bir çevirisi şöyle olabilir: “Biz demiri o'nun için yumuşattık.” Bu karşılık da, o'nun şairlik, savaşçılık ve yöneticilik gibi üstün yeteneklerine bir işaret sayılabilir.ESED
Metindeki sâbiğât (t. sabiğah) "ideal, mükemmel, bol, tam, kapsamlı, dökümlü, o işin hakkını vererek yapmak" anlamına gelir ve çoğul kullanımda genellikle isim işlevine sahiptir [Lisân ve Külliyât). Vmel sâbiğâtin ibaresini, hemen arkadan gelen i'melû sâlihan ibaresinin ışığında i'mel sâlihâtin çağrışımıyla anlamak gerekir. Serd, "bir bütünü oluşturan parçaların birbiriyle uyumlu ilişkisi" anlamına gelir [Lisân). Bu ibare "zırh imali" gibi zanaatla ilgili maddî bir içeriğe sahip olmaktan daha çok (aynı durum Enbiya 80 için de geçerlidir), vahyin eksenini oluşturan ahlâkî davranış kalıplarıyla ilgili manevî bir içeriğe sahip olsa gerektir. Hemen ardından gelen "sâlih amel" talimatı da bunu teyit etmektedir. Âyetin sonu, hayatı dengeli yaşama çağrısıdır. Kur'an bu çağrıyı farklı yerlerde farklı formlarla yapar (75/Lokman: 19; 94/Bakara: 143). Mİ
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder