30 Ağustos 2020 Pazar

 Sebe 10-11:

  •  Ve nitekim, Davud(as)'ı da tarafımızdan bir lütufla onurlandırdık:' Ey dağlar (يَا جِبَالُ), onunla birlikte Allah(cc)'a yönelin, Ey kuşlar(الطَّيْرَ) siz de'. Biz ondaki bütün sertliği ve katılığı(الْحَدِيدَ) yumşattık. (Ve dedik ki):' İşleri en güzel,en ideal bir  şekilde hakkını vererek yap ve onlar arasındaki ölçü ve uyumu gözet(اعْمَلْ سَابِغَاتٍ وَقَدِّرْ فِي السَّرْدِ)' Ve hepiniz Allah(cc)'ı razı edecek salih ameller yapın. Çünkü, Allah(cc) yaptığınız her şeyi görmektedir.
    (

    Usually, jibaal(
    يَا جِبَالُ) is translated to mountains, but its other meanings are the leaders of the nation. See heading (J-B-L). If jibaal is taken to mean mountains, then it would mean that Daud used to employ the mountains for which nature has created them, i.e. for protection, to let the forests grow on then to make wood available and to provide minerals and stones. These are some of the purposes for which God has created the mountains and by doing this, the mountains obey Him.LOQ

    Here “اَطِئٌر” (tayir) has been used to mean speedy steeds (or the cavalry) and Hudhud was the name of one of the leaders of the infantry. In those days some of the names of men were given after the birds, like quoted in Torah in the book of Salateen. LOQ

    Burada, genelde dağlar ve kuşların Davut(as)ın emrine verildiği üzerine çeviriler yapılıyor, fakat, ESED,LOQ gibi kaynaklarda geçen açıklamalar ışığında, sanki burada söylenen:' Ey toplumun büyükleri, Davut(as)'la birlikte Allah(cc)'a yönelin, onunla birlikte davranın, ordusu için de çevik, güçlü hızlı atlar verdik' gibi geliyor. Doğrusunu Yüce Rabbim bilir.

    Lafzen,  “O'nun için  ...” Hadîd terimi,  öncelikle,  kelimenin hem somut hem de so­yut anlamıyla “keskin” olan şey için kullanılır: bu ikinci anlamı için karş. Kur’an'ın, “bakışın  bugün  artık  daha  keskin (hadîd)” (50:22)  ayeti  yahut  şu  deyimsel  ifade­ler: racul hadîd, “keskin zekalı adam”; hadîdu’n-nazar, “(başkalarına) sert sert ba­kan”; râiha hadîde,  “keskin bir koku”  vb. (Lisânuî-‘Arab).  Belirtme  takısı  ile kul­lanılan bir isim  olarak el-hadîd “keskin olan her  şey”,  veya  “keskinlik”  veya  “de­mir” anlamlannı ifade eder. Allah'ın Hz.  Davud'daki “bütün keskinlikleri/sertliği ve katılığı yumuşatması”,  açıkçası,  o'nun (Mezmurlarında ifade  edilen)  üstün güzellik duygusuna,  iyiliğine/yüceliğine  ve  tevazuuna  bir  işarettir.  Yukandaki  ifadenin  al­ternatif bir çevirisi şöyle olabilir:  “Biz demiri o'nun için yumuşattık.” Bu karşılık da, o'nun şairlik,  savaşçılık ve yöneticilik gibi üstün yeteneklerine bir işaret sayılabilir.ESED


     Metindeki  sâbiğât  (t.  sabiğah)  "ideal,  mü­kemmel,  bol,  tam,  kapsamlı,  dökümlü,  o  işin  hakkını  vererek  yapmak"   anlamına  gelir  ve  çoğul  kullanımda  genellikle  isim  işlevine  sa­hiptir [Lisân ve Külliyât). Vmel sâbiğâtin ibare­sini,  hemen  arkadan  gelen  i'melû  sâlihan  iba­resinin   ışığında   i'mel   sâlihâtin   çağrışımıyla   anlamak  gerekir.  Serd,  "bir  bütünü  oluşturan  parçaların  birbiriyle  uyumlu  ilişkisi"  anlamı­na gelir [Lisân). Bu ibare "zırh imali" gibi zana­atla  ilgili  maddî bir içeriğe  sahip olmaktan  da­ha  çok  (aynı  durum  Enbiya  80  için  de  geçerli­dir),  vahyin eksenini oluşturan ahlâkî davranış kalıplarıyla  ilgili  manevî bir  içeriğe  sahip  olsa  gerektir.  Hemen  ardından  gelen  "sâlih  amel"  talimatı  da  bunu  teyit  etmektedir.  Âyetin  so­nu, hayatı dengeli yaşama çağrısıdır.  Kur'an bu çağrıyı  farklı  yerlerde  farklı  formlarla  yapar  (75/Lokman:  19;  94/Bakara:  143).  Mİ

    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder