Bakara 253:
- Bu elçilerin bazılarına diğerlerinden farklı meziyetler bahşettik. İçlerinden kimileri ile Allah(cc) bizzat konuşmuş, kimini de daha üst derecelere yükseltmiştir. Biz, Meryem(as) oğlu İsa(as)'aya da hakikatın tüm kanıtlarını bahşettik, ve onu kutsal ilham ile güçlendirdik. Ve eğer Allah(cc) dileseydi, o elçilerden sonra gelenler, kendilerine hakikatın bütün kanıtları geldikten sonra birbiriyle çatışmazlardı, ancak onlar (vaki olduğu üzere) karşıt görüşlere kapıldılar ve bazıları imana ererken bazıları hakikatı inkara yöneldiler. Buna rağmen Allah(cc) dileseydi, birbirleriyle çatışmazlardı. Ama Allah(cc) dilediğini yapar.
(
Kur’an, bir kez daha -213. ayette olduğu gibi- insanlar arasındaki görüş farklılığının kaçınılmazlığına atıfta bulunur: Başka bir deyişle, onların hakikate ulaşma yolunun çatışmalardan ve sınama-yanılmalardan geçmesi, Allah'ın iradesi gereğidir.ESED
Bizce bu cümlenin ikinci kez tekrarı, bu ümmetin Hz. Peygamber'den sonra yaşadığı acılı ve sancılı parçalanmalara bir işarettir. Bu da hayatın doğasında bulunan bir yasadır ve bu yasayı kimse ortadan kaldırıp, ilelebet ihtilaf ve çatışmanın olmadığı bir dünya meydana getiremez. En doğrusu hayatın yasalarını bilerek hareket etmektir. Allah'ın bu yasayı neden koyduğunun hikmeti üzerinde düşünüp onu bulmak yerine, O'nu sorgulamaya kalkmak yararsızdır. Çünkü "Allah dilediğini yapar. " Bu âyetin son cümlesidir. Sözün özü: İnsanların hakikati bulmalarının yolu çatışmalardan, ihtilaflardan, deneme-yanılmalardan ve farklı olanı algılama gücünden geçer. Bu Allah'ın ezeli bir iradesidir. MI
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder