Enbiya 48-50:
- Nitekim Biz, Musa(as) ve Harun(as)'a da Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilinci ile hareket eden kimseler için doğruyu eğriden ayırmaya yarayan bir ölçü, yolu aydınlatan bir ışık ve ögüt kaynağı verdik. Onlar öyle duyarlı ve bilinçli kimseler ki, algı ve tasavvurlarının ötesinde olsa da Rablerinden korkarlar ve Kıyametin (dehşetinden de) titrerler.
İndirdiğimiz bu (vahiy de, öncekiler gibi) uyarıcı hatırlatıcı ve bereket yüklü bir mesajdır. Hal böyleyken yine de onu inkar mı edeceksiniz?.
(
Önceki peygamberlere “doğruyu eğriden yahut hakkı bâtıldan ayırd etmeye yarayan bir ölçü (furkân) ”olarak verilen vahye ilişkin bu atfın anlamı iki boyutludur: ilki, bu atıf, tüm ilahi vahiylerin tarihî bir süreklilik arzettiği yolundaki Kur’ânî öğretiye işaret etmektedir (bu husus 2:4 hk. 5. notta açıklanmıştır); İkincisi de, bu atıfla, tüm ahlakî değerler için sadece ve sadece vahyin mutlak bir ölçü olabileceği belirtilmektedir; deyim yerindeyse Hz. Musa Şeriatı, kendine özgü çizgileriyle yalnızca İsrailoğulları'nı bağladığına ve sadece belirli bir tarihsel ve kültürel çerçeve içinde geçerli olduğuna göre, furkân terimi burada kendi çizgileri ve şartları içinde Hz. Musa Şeriatı'yla değil, fakat hem Tevrat'ta hem de bütün İlahî mesajlarda yer alan ortak ve değişmez ahlakî gerçeklerle, temel ahlakî ilkelerle alakalıdır.ESED
Peygamber kıssalarının Hz. Musa ve Hz. Harun ile başlaması, boykot sonrası dönemde inen sûrelerin genel karakteristiğine uygundur. Zira bu sûrelerde (A'raf, Cin, Isrâ, Neml) doğrudan veya dolaylı olarak mutlaka Isrâiloğullarına ve onların Yahudileşme problemine değinilir.Mİ
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder