Günün kitabı: kalplerin keşfi, gazali
..
Hz.Ata (R.A.) der ki, «Bir gün Hz.Ayse (R.A.)'yi ziyaret etmeye gittim, ona "Allâh (C.C.) Resul'ünün sahit oldugun en sasirtici hareketini anlat." dedim. Bunun üzerine Ayse (R.A.), göz yaslari arasinda söyle dedi. «O'nun hangi hareketi sasirtici degil di ki! Bir gece eve geldi, benim ile birlikte yataga girdi, tenim tenine degmisti.
Tam bu sirada bana «ey Ebu Bekr'in kizi, birak beni de Rabb'ime ibadet edeyim» dedi. Ben de «senin yakinligini isterim, ama arzuna uymayi tercih ederim.» diyerek ona izin verdim. Derhal kalkti, su tulumunun yanina vardi, az az su dökünerek abdest aldi ve namaza durdu.
Bir yandan da aglamaya basladi, akan göz yaslari gögsüne kadar inmisti, sonra aglayarak rukûa vardi, aglayarak secde etti, aglayarak secdeden basini kaldirdi, sabah ezani okumak üzere Bilâl'in gelisine kadar bir yandan agladi, bir yandan namaz kildi.
Ben O'na «Allâh (C.C.) senin geçmis, gelecek bütün günahlarini pesinen afvettigine göre neye agliyorsun?» diye sordum. Bana su cevabi verdi:
«— Ben sükreden bir kul olmayayim mi? Niye olmayayim, ulu Allâh (C.C.) bana su âyeti indirmistir.
"Hic süphesiz, göklerin ve yerin yaratilisinda, günün ve gecenin (uzayip kisalarak) birbirini kovalayisinda derin düsünceliler hesabina bir çok ibretti deliller vardir.
Bu derin düsünceliler ayakta, oturarak ve yan üstü uzanmislarken Allah'i anarlar ve «ey Rabb'imiz, sen bütün bu varligi bosuna yaratmadin, seni böyle bir isnaddan tenzih ederiz, o halde bizi cehennem azabindan koru.» diyerek göklerin ve yerin yaratilisi hakkinda enine boyuna düsünceye dalarlar.» (Al-i imran Sûre-i Celilesi: 790-191)
Bu hadise müminin her zaman aglamasi gerektigini belirtir. Su rivayet de ayni sirra isaret eder:
Peygamberlerden biri, bir gün yolda giderken küçük bir kaya parçasi görür, kaya durmadan su sizdirmaktadir. Peygamber bu duruma sasar. Bu sirada kaya parçasi Allâh (C.C.)'in izni ile dile gelerek:
«Allah'in, kâfirler için hazirlanan ve yakacagi insan ve tas olan cehennemden korkun»
(Bakara Süre-i Celilesi; 24), mealindeki âyetini duydugumdan beri o korku ile hep agliyorum der).
Bunun üzerine Peygamber Allâh (C.C.)'a yalvardi da o kaya parçasini cehenemden bagislatti. Fakat bir müddet sonra ayni kaya parçasinin yanma vardiginda onu yine ayni sekilde aglar durumda bulur. Ona: «peki, simdi niye agliyorsun» diye sorar. Kaya parçasi ona «o zamanki aglamam korkudan idi. Simdi ise sükür ve sevinç gözyasi döküyorum» diye cevap verir.
Insan kalbi de tas gibidir, hatta belki de tastan bile daha katidir. Bu katilik ancak hem korku ve hem de sükür halinde aglayarak giderilebilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder