11 Kasım 2019 Pazartesi

Çalışma 14:
  •  Derken Musa(as), yiğitlik çağına gelip, bedenen ve zihnen olgunlaşınca, kendisine doğru bir muhakeme yeteneği ve hususi bir ilim bahşettik. İyiliğe yatkın olanları işte Allah(cc) böyle mükafatlandırır.

10 Kasım 2019 Pazar

Çalışma 12-13:
  •  Musa(as) daha ilk günden, onu emzirmek isteyen bütün kadınları emmedi ve (bu durumu takip eden ve bunu öğrenen kardeşi): ' O'nun bakımını sizin adınıza üstlenip, O'na çok içten bakacak bir aileyle sizi tanıştırmamı ister misiniz?' dedi.
    Böylece Musa(as)'ı annesiyle kavuşturduk ki, annesinin gözü ve gönlü aydın olsun, üzülmesin ve tam manasıyla bilsin ki, Allah(cc)'ın vaadi haktır ve mutlaka yerine gelir. Ne var ki, bunu insanların çoğu bilmezler.
Çalışma 10-11:
  •  Musa(as) annesi, içinde gittikçe büyüyen bir acı hissediyordu, kendisine verilen vaadin gerçekleşeceğine dair kalbine bir güven pekiştirmeseydik, az daha bütün sırları (çocuğuna kavuşabilmek için) ortaya çıkaracaktı.
    Musa(as)'ın kardeşine:' Onu çaktırmadan, uzaktan takip et' dedi ve kız kardeşi de onu uzaktan gözetledi.
Çalışma 7-9:
  •  ( Musa(as) doğduğunda ) annesine şöyle ilham ettik:' (Hiç endişeye kapılmadan) onu emzir, ama onun başına bir şey gelmesinden korkarsan, onu nehrin sularına bırak, hiç tasalanıp üzülme de. Onu sana tekrar geri getirteceğiz, ve onu elçilerden biri yapacağız'.
    Firavunun ailesinden biri, ileride onun bir düşman ve başlarına dert olacağından habersiz ,onu nehirde bulup aldı. Doğrusu , Firavun, Haman ve orduları (israiloğullarına) çok zulüm yapıyorlardı.
    Ve Firavunun karısı, kocasına:' Bu çocuk hem benim hem senin için neşe kaynağı olabilir, onu öldürmeyin,olur ki, bize fayda sağlar, bakarsın belki de, onu evlatlık ediniriz.' Hadiselerin nasıl gelişip, ileride ne olacağının farkında değillerdi.

9 Kasım 2019 Cumartesi

Çalışma 1-6:
  •  Bunlar gerçeği açıklayan ve Allah(cc)'tan geldiği apaçık ortada olan bir Kitabın ayetleridir.
     Sağlam bir imana sahip olmak isteyen insanlara faydası olsun diye, Musa(as) ile Firavun arasında geçen ibretlik hadiselerin bir kısmını anlatacağız.
     Doğrusu Firavun, ülkesinde ululuk taslayıp, halkını gruplara ayırmış, içlerinden bilhassa bir topluluğu aşağılayıp eziyor, erkek çocuklarını öldürüp, kızlarını bırakıyordu. O gerçekten çok bozguncu biriydi.
     Allah(cc)'ın muradı ise, o aşağılanan insanlara lütufta bulunup, onları o zalimden kurtarmak ve kendilerini önder bir toplum yapıp, içlerinden örnek şahsiyetler çıkarmak ve onları , o zalimlere mirasçı yapmaktı.
     Ayrıca, Allah(cc), onları o ülkeye yerleştirerek, onlara geniş imkanlar vermek istiyordu. Ve tabi ki, Firavun, Haman ve ordularının başına da, o ezilen topluluk eliyle korktukları şeyi getirmek istiyordu.

8 Kasım 2019 Cuma

  Çalışma 1:

Kasas süresi:
 (Diyanet çevirisi:)


1. Tâ-Sîn-Mîm.
2. Bunlar apaçık Kitab'ın âyetleridir.
3. İman eden bir kavm için Mûsâ ile Firavun'un haberlerinden bir kısmını sana gerçek olarak anlatacağız.
4. Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o bozgunculardandı.
5. Biz ise, istiyorduk ki yeryüzünde ezilmekte olanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları varisler kılalım.
6. Yeryüzünde onları kudret sahibi kılalım ve onların eliyle Firavun'a, Hâmân'a ve ordularına, çekinegeldikleri şeyleri gösterelim.
7. Mûsâ'nın annesine, "Onu emzir, başına bir şey gelmesinden korktuğun zaman onu denize (Nil'e) bırak, korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana döndüreceğiz ve onu peygamberlerden kılacağız" diye ilham ettik.
8. Nihayet Firavun ailesi kendilerine düşman ve üzüntü kaynağı olacak olan o çocuğu bulup aldı. Şüphesiz Firavun, (veziri) Hâmân ve onların askerleri hata yapıyorlardı.
9. Firavun'un karısı şöyle dedi: "Bana da, sana da göz aydınlığı (bir çocuk)! Sakın onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur, ya da onu evlat ediniriz." Oysaki onlar (olacak şeylerin) farkında değillerdi.
10. Mûsâ'nın anasının kalbi bomboş kaldı. Eğer biz (çocuğu ile ilgili sözümüze) inancını koruması için kalbine güç vermeseydik, neredeyse bunu açıklayacaktı.
11. Annesi, Mûsâ'nın kız kardeşine, "Onu takip et" dedi. O da Mûsâ'yı, onlar farkına varmadan uzaktan gözledi.
12. Biz, daha önce onun, süt analarının sütünü emmemesini sağladık. Kız kardeşi, "Size onun bakımını, sizin adınıza üslenecek ve ona içtenlik ve şefkatle davranacak bir aile göstereyim mi?" dedi.
13. Böylece biz, anasının gözü aydın olsun ve üzülmesin, Allah'ın va'dinin hak olduğunu bilsin diye onu anasına geri döndürdük. Fakat onların pek çoğu bunu bilmezler.
14. Mûsâ olgunluk çağına ulaşıp gelişimini tamamlayınca biz ona ilim ve hikmet verdik. Biz iyilik edenleri böyle mükafatlandırırız.
15. Mûsâ halkın habersiz olduğu bir sırada şehre girdi. Orada biri kendi tarafından, diğeri düşmanı tarafından; kavga eden iki adam gördü. Kendi tarafından olan, düşmanına karşı ondan yardım istedi. Mûsâ da ona bir yumruk indirip onu öldürdü. Mûsâ, "Bu şeytanın işidir. O gerçekten apaçık bir saptırıcı düşmandır" dedi.
16. Mûsâ, "Rabbim! Şüphesiz ben nefsime zulmettim. Beni affet" dedi. Allah da onu affetti. Şüphesiz o, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
17. "Rabbim! Bana verdiğin nimetle asla suçlulara arka çıkmayacağım" dedi.
18. Korkarak, etrafı gözetleyerek şehirde sabahladı. Bir de ne görsün, dün kendisinden yardım isteyen yine feryat ederek ondan yardım istiyordu. Mûsâ da ona, "Belli ki sen azgın bir kimsesin" dedi.
19. Mûsâ, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam, "Ey Mûsâ! Dün birini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arabuluculardan olmak istemiyorsun" dedi.
20. Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi. "Ey Mûsâ! İleri gelenler seni öldürmek için aralarında senin durumunu görüşüyorlar. Şehirden hemen çık. Şüphesiz ben sana öğüt verenlerdenim" dedi.
21. Mûsâ korku içinde etrafı gözetleyerek şehirden çıktı ve "Ey Rabbim! Beni bu zalim kavimden kurtar" dedi.
22. (Şehirden çıkıp) Medyen'e doğru yöneldiğinde, "Umarım Rabbim beni doğru yola iletir" dedi.
23. Medyen suyuna varınca, suyun başında (hayvanlarını) sulamakta olan bazı insanlar gördü. Bunların yanında da koyunlarını suya salmamak için uğraşan iki kız gördü. Mûsâ onlara, "(Koyunlarınızı burada tutmaktaki) maksadınız ne?" dedi. Onlar, "Çobanlar sulayıp çekilinceye kadar biz koyunlarımızı sulayamayız. Babamız ise çok yaşlı bir adamdır" dediler.
24. Bunun üzerine Mûsâ onların koyunlarını suladı. Sonra gölgeye çekilip, "Rabbim! Bana göndereceğin her hayra muhtacım" dedi.
25. Nihayet kızlardan biri utana utana yürüyerek ona gelip, "Bizim için koyunlarımızı sulamanın ücretini vermek üzere babam seni çağırıyor" dedi. Mûsâ onun (Şuayb'ın) yanına gelip başından geçenleri ona anlatınca Şuayb, "Korkma o zalim kavimden kurtuldun" dedi.
26. Kızlardan biri, "Babacığım, onu ücretle tut. Her hâlde ücretle tuttuklarının en hayırlısı, güçlü ve güvenilir olan bu adam olacaktır" dedi.
27. Şuayb, "Ben, sekiz yıl bana çalışmana karşılık şu iki kızımdan birisini sana nikahlamak istiyorum. Eğer sen bunu on yıla tamamlarsan o da senden olur. Ben seni zora koşmak da istemiyorum. İnşaallah beni salih kimselerden bulacaksın" dedi.
28. Mûsâ şöyle dedi: "Bu seninle benim aramda bir iş. İki süreden hangisini tamamlarsam bana bir husûmet yok. Allah söylediklerimize vekildir."
29. Mûsâ süreyi tamamlayıp ailesiyle yola çıkınca, Tûr tarafında bir ateş görmüş ve ailesine, "Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm, (oraya gidiyorum). Umarım oradan size bir haber ya da ısınmanız için ateşten bir kor getiririm" dedi.
30. Mûsâ, ateşin yanına gelince o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: "Ey Mûsâ! Şüphesiz ben, evet, ben âlemlerin Rabbi olan Allah'ım."
31. "Değneğini (yere) at." (Mûsâ değneğini attı). Onu bir yılanmış gibi süratle hareket eder görünce arkasına bakmadan dönüp kaçtı. (Bu sefer şöyle seslenildi:) "Ey Mûsâ! Beri gel, korkma. Çünkü sen güvenlikte olanlardansın."
32. "Elini koynuna sok. (Alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir hâlde çıksın. Korkudan açılan kolunu kendine çek (toparlan). İşte bunlar, Firavun ve ileri gelen adamlarına (göstermen için) Rabbin tarafından (sana verilen) iki delildir. Çünkü onlar fasık bir kavimdirler."
33. Mûsâ, şöyle dedi: "Ey Rabbim! Şüphesiz ben onlardan birisini öldürdüm. Onların da beni öldürmelerinden korkuyorum."
34. "Kardeşim Hârûn'un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da benimle birlikte, beni doğrulayan bir yardımcı olarak gönder. Çünkü ben, onların beni yalanlamalarından korkuyorum."
35. Allah, "Kardeşinle seni destekleyeceğiz ve size bir iktidar vereceğiz de âyetlerimiz sayesinde size (kötü bir amaçla) ulaşamayacaklar. Siz ve size uyanlar galip gelecek olanlardır" dedi.
36. Mûsâ onlara delillerimizi apaçık olarak getirince onlar, "Bu ancak uydurulmuş bir sihirdir. Biz geçmiş atalarımızın zamanında böyle bir şeyin varlığını duymadık" dediler.
37. Mûsâ, "Katından kimin hidayet getirdiğini ve bu yurdun (güzel) sonucunun kimin olacağını Rabbim daha iyi bilir. Doğrusu zalimler kurtuluşa eremezler" dedi.
38. Firavun, "Ey ileri gelenler! Sizin benden başka bir ilahınız olduğunu bilmiyorum. Ey Hâmân! Benim için bir ateş yakıp tuğla pişir de bana bir kule yap! Belki Mûsâ'nın ilahına çıkar bakarım(!) Şüphesiz ben onun mutlaka yalancılardan olduğunu sanıyorum" dedi.
39. O ve askerleri yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar ve gerçekten bize döndürülmeyeceklerini sandılar.
40. Biz de onu ve askerlerini yakaladık ve onları denize attık (Orada boğuldular). Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak!
41. Biz onları, ateşe çağıran öncüler kıldık. Kıyamet günü de kendilerine yardım edilmeyecektir.
42. Bu dünyada onları lanete uğrattık. Kıyamet gününde de onlar iğrenç kılınmış kimselerden olacaklardır.
43. Andolsun, ilk nesilleri yok ettikten sonra Mûsâ'ya -düşünüp ibret alsınlar diye- insanların kalp gözünü açan deliller ve bir hidayet rehberi, bir rahmet olarak Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik.
44. Ey Muhammed! Mûsâ'ya o emri verdiğimiz zaman sen (vadinin) batı tarafında değildin. (O olayı) görenlerden de değildin.
45. Fakat biz (Mûsâ'dan sonra) birçok nesiller meydana getirdik. Üzerlerinden uzun çağlar geçti. Sen Medyen halkı arasında yaşıyor değildin, âyetlerimizi onlardan okuyup öğreniyor da değildin. Fakat biz (bu haberi) göndereniz.
46. Yine biz (Mûsâ'ya) seslendiğimiz zaman Tûr'un yan tarafında da değildin. Fakat Rabbinden bir rahmet olarak, senden önce kendilerine hiçbir uyarıcı gelmeyen bir kavmi, düşünüp öğüt alsınlar diye uyarman için (o haberleri) sana bildiriyoruz.
47. Kendi yaptıkları sebebiyle başlarına bir musibet gelip de, "Ey Rabbimiz! Bize bir Peygamber gönderseydin de âyetlerine uysaydık ve mü'minlerden olsaydık" diyecek olmasalardı, seni peygamber olarak göndermezdik.
48. Onlara katımızdan gerçek gelince, "Mûsâ'ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi" dediler. Onlar daha önce Mûsâ'ya verilen (mucize)leri inkar etmemişler miydi? Onlar, "İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor" dediler. "Biz hepsini inkar ediyoruz" dediler.
49. De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah katından, doğruya bu ikisinden (Tevrat ve Kur'an'dan) daha çok ulaştıran bir kitap getirin de, ben ona uyayım."
50. Eğer (bu konuda) sana cevap veremezlerse bil ki onlar sadece kendi nefislerinin arzularına uymaktadırlar. Kim, Allah'tan bir yol gösterme olmaksızın kendi nefsinin arzusuna uyandan daha sapıktır. Şüphesiz Allah zalimler toplumunu doğruya iletmez.
51. Andolsun, düşünüp öğüt alsınlar diye o sözü (Kur'an âyetlerini) onlara peşpeşe ulaştırdık.
52. Bu Kur'an'dan önce kendilerine kitap verdiklerimiz var ya, işte onlar ona da inanırlar.
53. Kur'an kendilerine okunduğu zaman, "Ona inandık, şüphesiz o Rabbimizden gelen gerçektir. Şüphesiz biz ondan önce de müslümandık" derler.
54. İşte onların, sabredip kötülüğü iyilikle savmaları ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcamaları karşılığında, mükafatları kendilerine iki kez verilecektir.
55. Boş sözü işittikleri vakit ondan yüz çevirirler ve, "Bizim işlerimiz bize, sizin işleriniz de size. Selam olsun size (bizden size zarar gelmez). Biz cahilleri istemeyiz" derler.
56. Şüphesiz sen sevdiğin kimseyi doğru yola iletemezsin. Fakat Allah, dilediği kimseyi doğru yola eriştirir. O doğru yola gelecekleri daha iyi bilir.
57. Onlar, "Sizinle beraber doğru yolu tutarsak, kendi yurdumuzdan koparılıp çıkarılırız" dediler. Biz onları tarafımızdan bir rızık olarak, her türlü meyve ve mahsullerin kendisinde toplandığı, saygın ve güvenlikli bir yere yerleştirmedik mi? Fakat onların çoğu bilmezler.
58. Biz nimetler içinde şımaran nice memleket halkını helak etmişizdir. İşte kendilerinden sonra içlerinde pek az oturulmuş yurtları! (O yurtlara) biz varis olduk, biz.
59. Rabbin, ülkelerin merkezî yerlerine, kendilerine âyetlerimizi okuyan bir peygamber göndermedikçe memleketleri helak edici değildir. Zaten biz, halkları zalim olmadıkça memleketleri helak etmeyiz.
60. (Dünyalık olarak) size verilen her şey, dünya hayatının geçimliği ve süsüdür. Allah'ın katındaki ise daha hayırlı ve daha kalıcıdır. Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz?
61. Kendisine güzel bir vaadde bulunduğumuz ve o vaad edilen şeye kavuşacak olan kimse, dünya hayatının geçimliklerinden yararlandırdığımız, sonra da kıyamet günü (hesaba çekilmek için) huzura getirilecek kimse gibi midir?
62. Allah'ın onlara seslenerek, "Hani benim, var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım?" diyeceği günü hatırla!
63. Haklarında azap hükmü gerçekleşenler, "Ey Rabbimiz! İşte şunlar bizim azdırdıklarımızdır. Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Şimdi de onlardan uzaklaşıp sana döndük. Zaten (gerçekte) onlar bize tapmıyorlardı" diyeceklerdir.
64. Onlara, "Haydi ortaklarınızı çağırın!" denir. Onlar da çağırırlar fakat ortakları onlara cevap veremez. Azabı görürler. Keşke onlar (dünyada iken) doğru yola gelselerdi.
65. Allah'ın onlara seslenerek, "Peygamberlere ne cevap verdiniz? diyeceği günü hatırla."
66. O gün onlara karşı bütün haberler kapanmıştır. Artık birbirlerine de soramazlar.
67. Ama tövbe edip iman eden ve salih amel işleyen kimsenin kurtuluşa erenlerden olması umulur.
68. Rabbin dilediğini yaratır ve seçer. Onların ise seçim hakkı yoktur. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır ve yücedir.
69. Rabbin, onların sinelerinin gizlediğini de açığa vurduklarını da bilir.
70. O, Allah'tır. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. Dünyada da ahirette de hamd O'na mahsustur. Hüküm yalnızca O'nundur. Kesinlikle O'na döndürüleceksiniz.
71. De ki: "Ne dersiniz? Allah, üzerinize geceyi kıyamete kadar sürekli kılsaydı, Allah'tan başka hangi ilah size bir aydınlık getirir? Hâlâ duymayacak mısınız?"
72. De ki: "Ne dersiniz? Allah, üzerinize gündüzü kıyamete kadar sürekli kılsaydı, Allah'tan başka hangi ilah size içinde dinleneceğiniz bir gece getirebilir? Hâlâ görmeyecek misiniz?"
73. Allah, rahmetinden ötürü geceyi içinde dinlenesiniz; gündüzü de, lütfundan isteyesiniz ve şükredesiniz diye sizin için yarattı.
74. Allah'ın, onlara seslenerek, "Hani benim, var olduğunu iddia ettiğiniz ortaklarım"? diyeceği günü hatırla.
75. Her ümmetten bir şahit çıkarırız ve (kafirlere), "Kesin delilinizi getirin" deriz. Onlar da gerçeğin Allah'a ait olduğunu bilirler ve (Allah'a ortak diye) uydurdukları şeyler kendilerini yüzüstü bırakıp kaybolup gitmişlerdir.
76. Şüphesiz Kârûn, Mûsâ'nın kavmindendi. Onlara karşı azgınlık etti. Biz ona, anahtarlarını (bile taşımak) güçlü bir topluluğa ağır gelecek hazineler verdik. Hani, kavmi kendisine şöyle demişti: "Böbürlenme! Çünkü Allah böbürlenip şımaranları sevmez."
77. "Allah'ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma. Allah'ın sana iyilik yaptığı gibi sen de iyilik yap ve yeryüzünde bozgunculuk isteme. Çünkü Allah bozguncuları sevmez."
78. Kârûn, "Bunlar bana bendeki bilgi ve beceriden dolayı verilmiştir" dedi. O, Allah'ın kendinden önceki nesillerden, ondan daha kuvvetli ve daha çok mal biriktirmiş kimseleri helak etmiş olduğunu bilmiyor muydu? Suçlulukları kesinleşmiş olanlara günahları konusunda soru sorulmaz (Çünkü Allah hepsini bilir).
79. Kârûn, zineti ve görkemi içerisinde kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını arzu edenler, "Keşke Kârûn'a verilen (servet) gibi bizim de (servetimiz) olsaydı. Şüphesiz o büyük bir servet sahibidir" dediler.
80. Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise, "Yazıklar olsun size! İman edip de iyi işler yapanlara Allah'ın vereceği mükafat daha hayırlıdır. Ona da ancak sabredenler kavuşturulur" dediler.
81. Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine batırdık. Allah'a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi!
82. Daha dün onun yerinde olmayı arzu edenler, "Vay! Demek ki Allah, kullarından dilediği kimselere rızkı bol verir ve (dilediğine) kısarmış. Allah bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki kafirler iflah olmayacak" demeye başladılar.
83. İşte ahiret yurdu. Biz onu yeryüzünde büyüklük taslamayan ve bozgunculuk çıkarmayanlara has kılarız. Sonuç, Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır.
84. Kim bir iyilik getirirse ona bundan daha hayırlısı vardır. Kim de bir kötülük getirirse, bilsin ki, kötülük işleyenler ancak yapmakta olduklarının cezasına çarptırılırlar.
85. Kur'an'ı sana farz kılan Allah, şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. De ki: "Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir."
86. Sen, bu kitabın sana verileceğini ummuyordun. Ancak o Rabbinden bir rahmet olarak sana verildi. Öyle ise kafirlere sakın arka çıkma.
87. Allah'ın âyetleri sana indirildikten sonra, sakın seni onlardan çevirmesinler. Rabbin'e çağır ve sakın Allah'a ortak koşanlardan olma!
88. Sen Allah ile beraber başka bir ilaha ibadet etme. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. Onun zatından başka her şey yok olacaktır. Hüküm yalnızca O'nundur ve kesinlikle O'na döndürüleceksiniz.

7 Kasım 2019 Perşembe

--------------------------
Sonuç
  Neml 
süresi:
  •  Yüce Allah(cc), insanlara yol gösterici olarak Kuran'ı indirmiş ve inananların sadece Allah(cc)'a kulluk etmesini, Allah(cc)'ın kendilerine verdiğinden infak etmelerini ve, bir gün yapıp/ettiklerinin karşılığını göreceği Ahirete kesin bir şekilde inanmalarını istemiştir. İnanmayanların,ki bunun sebepleri de açıktır,  sonunun hüsran olduğu da net bir biçimde belirtilmiştir. Bu temel kaideler örnek kıssalarla anlatılmıştır.
     Musa(as), mucizeler ile firavun ve kavmine gidince, aklen ikna olsalar da, kibirleri inanmalarına izin vermemiş ve helak olmuşlardır.
     Kendisine hikmet ve bir çok nimetler verilmiş Süleyman(as)'ın bile bir kuştan, bir karıncadan alacak dersleri olmuş, güneşe tapan ve şeytanın bunu onlara güzel gösterdiği, Sebe halkı ve kraliçesi, kendisine tebliğ edildiğinde, aklını kullanarak araştırmış, sonunda Süleyman(as)'ın yanına gitmiş ve nihayetinde inanmıştır.
     Salih(as), kavmine tebliği başlatınca, karşı çıktılar, O'nun uğursuzluk getirdiğini öne sürdüler, O'na tuzak kurdular, ama sonunda,inananlar hariç, helak oldular.
     Lut(as) da kavmine tebliğe başlayınca, O'nunla dalga geçtiler, kendilerinin yaptıkları hayasızlıkları normal görüp devam ettiler, uyarılara kulak asmadılar ve sonunda, inananlar hariç, helak oldular. 
     Aklını kullanan ve etrafına ve olaylara önyargısız bakıp, bu kainat kitabını okuyan insan, kör değilse, Allah(cc)'ın sanatını görecek ve inanacaktır. İnsanların çoğu şükretmediği halde Allah(cc)'ın yine de nasıl onlara bir çok nimetler verdiği açıktır. Ayrıca bunca eski kavim sonları nasıl olmuş görmek gerekir.

     Neticede , Allah(cc) her şey yapmaya kadirdir ve her olup biteni bilmektedir. İnsana düşen, kendi acziyetini bilip, kibirlenmeden, sadece Allah(cc)'a dayanıp güvenmesi ve ondan herşeyi beklemesidir. Kalben, ne ölüler ,ne körler ne de sağırların bunu görmesi mümkündür. Ölü,kör ve sağır olmamak için de aklı kullanmak ve ön yargılardan sıyrılmak gerekir.
     Sonuç olarak, insana düşen, Allah(c)'a kulluk ve O'na dayanıp güvenmedir. Doğru yola giren, kendine iyilik etmiş olur, sapan da, yine kendisine kötülük etmiştir.Nihayetinde ,Allah(cc) yapılıp/edilenlerden habersiz ve olanlara karşı da kayıtsız değildir.


     

6 Kasım 2019 Çarşamba

Çalışma 91-93:
  •  De ki:' Ben yanlızca O'nun mubarek kıldığı şu şehrin Rabbine kulluk etmekle emrolundum, bir de bu Kuran'ı insanlara okuyup iletmekle' .
    Bundan böyle kim doğru yola yönelirse, o kendisi için doğruyu bulmuş olur, kim de yoldan saparsa, de ki:'Ben sadece bir uyarıcıyım'.
    Yine de ki:' Bütün hamd Allah(cc)'adır. Allah(cc) size, (her ne buyurmuşsa, onun doğru olduğunu ispat eden) ayetlerini gösterecek, siz de o ayetleri tanıyacaksınız'
    Bil ki Rabbin, yapıp/ettiklerinizden habersiz ve onlara kayıtsız değildir

5 Kasım 2019 Salı

Çalışma 90:
  •  Kim de kötülüklerle ve günahlarla gelirse, yüzüstü ateşin üstüne fırlatılır. Şimdi siz, yapıp/ettikleriniz karşısında başka bir şey mi bekliyordunuz?

4 Kasım 2019 Pazartesi

Sabah duasi: 70. Yâ İlahenâ ve Ya Rabbenâ! Kalb gözü açık olanların bütün eşyada ayan-beyan görebilece ği Zâhir Sen, gayblar gaybı Bâtın Sen, dillerde vird ü zeban Sen, esmâ-i hüsnasıyla malum, sı fât-ı ulyâsıyla maruf da yine Sensin. Senden zâhirimizi tertemiz hâle getirmeni ve batınımızı da nûrânîlerin içleri gibi tenvîr buyurmanı diliyoruz. Bizim yanımızda ol, aleyhimizde olma.. işlerimizi yoluna koy.. sevip hoşnut olmadığın ne kadar kötü haslet ve ne kadar çirkin davranış varsa onların hepsiyle bizim aramızı –doğu batı arası kadar– uzak tut!
Çalışma 89: Kim iyilikle gelirse, Allah(cc) katında onun için daha hayırlısı vardır, ve Kıyamet günü onlar hiç korku da duymayacaklardır.

3 Kasım 2019 Pazar

Çalışma 88:
  •  Ve siz dağları görür onları sabit ve hareketsiz sanırsınız! Halbuki onlar sürekli hareket halindedir, aynı bulutların gelip geçtiği gibi, (yerin hareketiyle) gelip geçmektedirler. İşte bu herşeyi mükemmel yapan Allah(cc)'ın sanatıdır!. Şüphe yok ki, olup/biten herşeyden Allah(cc)'ın haberi vardır.
    (Bu ayeti 1500 yıl önce okuyanlar nasıl yorumladı bakmak lazım ama, bugün okuyan insanın, bugün ki bilinen ile ( Continental drift: https://www.youtube.com/watch?v=g_iEWvtKcuQ ) Allah(cc)'ın sanatının muhteşemliği karşısında hayran kalmaması imkansız!)
Çalışma 86-87:
  •  Hem onlar, gecenin bağrında dinlensinler diye (karanlık), gündüzün de (olup bitenleri ) görsünler diye (aydınlık) yapıldığını hiç mi düşünmediler? Şüphesiz bunda inanmak isteyenler için büyük dersler vardır.
    Ve o gün gelecek, sura üflenecek ve göklerde ve yerde kim varsa, Allah(cc)'ın dilediği dışında herkes (tarif edilemez bir) korku ile sarsılacak ve başları önlerine eğik Allah(cc)'ın huzuruna çıkarılacaklar.

2 Kasım 2019 Cumartesi

Çalışma 83-85:
  •  İşte o gün, her ümmetin içinden Allah(cc)'ın mesajlarını yalanlayan kimseleri ayrı bir bölük olarak toplayıp, onlar öylece sevk edilecektir.
    Ta ki, huzura geldiklerinde, onlara:' Aklınızın kapasitesi yetmediğinden Allah(cc)'ın mesajlarını yalanlamaya kalktınız öyle mi? Eğer, öyle değilse o yaptıklarınız neydi? ' denilecek.
    Ve işte (başta Allah(cc)'a şirk koşma olmak üzere) işledikleri zulümler dolayısıyla haklarındaki azap sözü böylece gerçekleşir ve o gün onlardan çıt çıkmaz.
Çalışma 82:
  •  Onlar (ölü,sağır ve körler) hakkındaki azap sözümüz gerçekleşme zamanı gelince, yerden bir dabbe (canlı) çıkacak ve insanların Allah(cc)'ın mesajına gerçek bir inançla inanmadıklarını dile getirecektir.

1 Kasım 2019 Cuma

Çalışma 79-81:
  •  O halde siz, Allah(cc)'a dayanıp, güvenin, çünkü tuttuğunuz yol gerçekliği apaçık ortada doğru yoldur. Şunu da bil ki, kimse ölülere sesini duyuramadığı gibi, (gerçekler kendisine anlatılsa bile) arkasını dönüp giden sağırlara da daveti işittiremez. Ayrıca körleri de, savrulup durdukları yollardan doğru yola çekecek değilsiniz. Siz daveti ancak, inanmaya istekli olanlara işittirebilirsiniz ki, zaten onlar da yürekten boyun eğecek kimselerdir.
Çalışma 78:
  •  Elbette, senin Rabbin, onlar arasında kendi kanunları ile hükmedecektir. Allah(cc) Aziz( her işte mutlak galip ve otorite) ve Alim( herşeyi hakkıyla bilen) dir.
Çalışma 76-77:
  •  Hiç şüphesiz bu Kuran, israiloğullarının ihtilafa düştükleri bir çok konuya açıklık getirmektedir. Çünkü O, inananlar için, bir rehber ve bir rahmettir.
Çalışma 75:
  •  Ve yine unutma ki, yerde ve gökte gizli, kapaklı  hiç bir şey yoktur ki, (Allah(cc)'ın yarattığı alemler için koyduğu) yasalar ve ilkeler örgüsünde yeri olmasın.
Çalışma 73-74:
  •  Yalnız unutma ki, senin Rabbin, insanlara karşı büyük lütuf sahibidir, ama yine de insanların çoğu Allah(cc)'a şükretmezler.
    Yine unutma ki, senin Rabbin, onların göğüslerinin derinliklerinde sakladıklarını da, açığa vurduklarını da , hepsini biliyor.
    (Dolayısıyla, her ne kadar Allah(cc), insanlara karşı büyük lütuf sahibi ve mühlet vermede engin merhameti ile davranıyor olsa da, yapıp/edilenlerden tümüyle haberdardır ve yukarıdaki kıssalarda ki hazin sonlar düşünüldüğünde, günü gelince gereğini de yapar.)