- Gerçek bu iken, (Allah(cc)'a çocuk isnad ediyorlar). Demek Rabbiniz size erkek çocukları seçip ayırırken, melekleri de biçare kendisine kız çocukları olarak ayırdı, öyle mi? Gerçekten siz çok müthiş, ve vebali çok ağır bir iddaa öne sürüyorsunuz.
15 Aralık 2019 Pazar
14 Aralık 2019 Cumartesi
Çalışma 34-38:
- Ergenlik çağına ulaşıncaya kadar yetimin malına, en güzel tarzdan başka şekilde yanaşmayın. Verdiğiniz sözü yerine getirin , çünkü verilen söz sorumluluk gerektirir.
Ve ölçtüğünüz zaman tam ölçün, tartıp değerlendirdiğiniz zaman da doğru kıstas ile tartıp değerlendirin. Böyle yapmanız çok daha yararlı ve sonuç bakımından daha güzeldir.
Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine takılma. Çünkü , kulak göz ve kalp bunlardan hesaba çekilecektir.
Yeryüzünde kibirlenerek yürüme. Böyle yaparak ne yeri yarabilir ne de dağlarla boy ölçüşebilirsin.
Bütün bu yasaklanan tutum ve davranışlar kötü olup, Rabbin nazarında asla hoş karşılanmayan şeylerdir.
13 Aralık 2019 Cuma
Çalışma 30-33:
- Elbette, Allah(cc) dilediği kimseye rızkını bol verir, dilediğine de kısar ve ölçülü verir. Hiç şüphesis, Allah(cc) kullarının her halinden haberdar ve her halleriyle onları görmektedir.
Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onların rızkını Allah(cc) verir, sizinkini de. Onları öldürmek , hiç şüphesis büyük günahtır.
Zinaya yaklaşmayın, çünkü o çirkinliği ortada apaçık bir hayasızlıktır, hem ne kötü bir yoldur.
Allah(cc)'ın muhterem kıldığı cana,haklı bir gerekçe olmadan, kıymayın. Kim zulmen öldürürse, onun mirasçısına gereken meşru işlemin yapılması için yetki verilir. Şu kadar ki, mirasçı kısas talep ederse, bu konuda aşırı gidilmemelidir. (Hukuken) ona gereken yardım yapılmıştır.
12 Aralık 2019 Perşembe
Çalışma 25-29:
- İçinizde olanı en iyi Rabbiniz bilir ve eğer siz salih kullardan iseniz (hatalarınızı bağışlayacaktır). Şüphesiz ki, (hatada ısrar etmeyip) kendisine yönelenler için gerçek bağışlayıcı Allah(cc)'tır.
Yakınlara, düşkünlere ve yolda kalmışlara haklarını ver. fakat amaçsızca da saçıp savurma. Amaçsızca ve ya yanlış amaçlar peşinde saçıp savuranlar şeytanın kardeşleri olmuşlardır. Şeytan ise Allah(cc)'a karşı çok nankör olmuştur.
Eğer sen kendin muhtaç ve bu sebeple Rabbinden bir rızık, bir sebep beklentisi içinde isen ve bu yüzden onlarla ilgilenemiyorsan, hiç olmassa onlara güzel bir söz söyle.
Harcamalarında ve başkalarına yardımda ne eli sıkı ol, ne de saçıp savur. Aksi halde (yükümlü olduğun kimselerce) kınanır, yapayanlız ve kaybettiklerine hasret çeker hale gelirsin.
11 Aralık 2019 Çarşamba
Çalışma 21-24:
- Dünyada kimine kiminden nasıl ve niçin daha fazla veriyoruz bakıp bir düşünün. Elbette ahirette erişilecek daha büyük mertebeler, kazanılacak daha yüksek faziletler vardır. Allah(cc)'la beraber başka bir ilah edinme ki, kendini kınanmış ve bir başına bırakılmış olarak bulmayasın. Zira, Rabbin başkasına değil sadece kendisine kulluk etmeni emreder. Bir de ana-babaya iyilik etmeyi.. Eğer onlardan biri ya da ikisi senin yanında yaşlanırsa, sakın onlara 'Üf!' bile deme ve onları azarlama. Aksine onlara gönül okşayıcı sözler söyle. Dahası, o ikisine alçak gönüllü davranarak merhametle kol kanat ger ve de ki:' Rabbim, onlar beni küçüklüğümde sevgi ile görüp gözettikleri gibi, Sen de onları merhametinle görüp kolla'.
10 Aralık 2019 Salı
Çalışma 18-20:
- Kim Ahireti bırakıp şu peşin dünya zevkini ister ve onun peşine düşerse, Allah(cc) dilediği kimseye dilediği miktarda o zevki tattırır, sonra da cehennemi ona mekan kılar, artık onun yüzüne bakılmaz ve gözden çıkarılmış biri olarak cehennemi boylar.
Kim de hedef olarak Ahireti seçer ve bir mümin olarak gereken çabayı gösterirse, işte böylesi seçkin kişilerin gayreti karşılığını muhakkak bulur.
Zaten, bu dünyayı isteyene de , ahireti isteyene de , herkese Allah(cc)'ın ihsanından ulaştırılmakta ve nice nimetler verilmektedir. Zira Allah(cc)'ın ihsanı yanlız bir kesime sınırlandırılamaz.
Çalışma 16-17:
- Allah(cc) bir toplumun helakini dilediğinde, o toplumun refah içinde şımarmış seçkinlerine (elçileri vasıtasıyla) iyiliği emreder, buna rağmen onlar dinlemez günahlara daldıkça dalarlar. Nihayet hak ettikleri helak hükmü uygulamaya konur ve o memleket yerle bir edilir.
Nuh(as) dan sonra nice nesiller bu şekilde helak edildi. Zira, bu günahkarlarla başa çıkmak için, her şeyi gören ve bilen Rabbin yeter de artar bile.
9 Aralık 2019 Pazartesi
Çalışma 13-15:
- Allah(cc), her insanın kaderini kendi gayret ve çabasına bağlamıştır. Nitekim Kıyamet günü hesap defterini önünde açılmış bulacaktır ve denilecektir ki:' Oku bakalım! bugün bizzat kendin hesap görücü olarak yetersin!'. Kim doğru yolu seçerse, kendi için seçmiş olur, kim de sapar giderse kendi için sapar. Kimse başkasının suç ve günahını çekemez ve onunla yargılanamaz, Allah(cc) bir uyarıcı göndermeden (hiç bir kimseye ve ya topluma) azap etmez.
(Mevdudi (Tefhimu'l Quran) yorumu: Burada, "Eğer bir kimse doğru yola uyarsa, ne Allah'a ne Peygamber'e ve ne de başkabir kimseye iyiliği dokunmaz, bu sadece kendi yararınadır" gerçeği vurgulanmaktadır.Diğer taraftan eğer bir kimse doğru yoldan saparsa, ne Allah'a ne Peygamber'e ve ne deinsanları islah eden kimseye hiç bir zarar veremez. Çünkü bunlar insanları yanlış yollardanalıkoyup doğru yola yöneltmeyi dilerler ve hiç bir kişisel çıkarları yoktur. Bu nedenle akıllıbir insanın yapması gereken şey kendisine neyin doğru neyin yanlış olduğu açıklandıktansonra doğru yola uymasıdır. Bunun aksine eğer çıkarlarına ve önyargılarına ters geldiği içinHak'tan yüz çevirirse, bunlar kendisinin dostu değil düşmanı olacaktır. )
8 Aralık 2019 Pazar
Çalışma 12:
- Gece ve gündüz Allah(cc)'ın varlığına birer delildirler. Sonra, Rabbinizden bir lütuf aramanız, yılların sayısını ve hesabını bilmeniz için, gecenin karanlığını silip, eşyayı aydınlatan gündüzün aydınlığını getiren de Allah(cc)'tır. Allah(cc) herşeyi bu şekilde uzun uzadıya anlatmaktadır.
Çalışma 9-11:
- Gerçek şu ki, bu Kuran dosdoğru yolu göstermekte ve, salih ameller işleyen müminlere büyük bir mükafatı müjdelemektedir.
Ve ahirete inanmayanlara da çok acı bir azap hazırlandığını bildirmektedir. Hal böyleyken, insan iyilik için eder gibi, kötülük için de dua eder, çünkü insan (yargısında) çok acelecidir.
7 Aralık 2019 Cumartesi
Çalışma 6-8:
- Bir süre sonra durumunuzu onların aleyhine yeniden düzelttik, sizi mal ve evlatça destekleyip sayınızı çoğalttık. (Başınıza gelen bunca felaketten sonra artık) iyilikte sebat ederseniz, kendinize etmiş olursunuz, yok, tekrar kötülüklere dalar giderseniz, yine kendinize yapmış olursunuz.
Ve böylece, ön uyarılardan ikincisinin vadesi gelip çatınca, sizi aşağılayan, öncekiler gibi mabetlerinize girip her şeyi alt üst eden (başka düşmanlar da musallat ederiz/ettik).
Olur ki, artık tövbe edersiniz de, Rabbiniz de size merhamet eder. Fakat tekrar (bozgunculuga ve böbürlenmeye) dönerseniz, Allah(cc) da (siz cezalandırmaya geri) döner. Üstelik te, cehennemi kafirler için bir zindan kılmıştır.
6 Aralık 2019 Cuma
Çalışma 4-5:
- Ve israiloğullarına vahiy yoluyla şunu bildirdik:' Muhakkak ki yeryüzünde iki defa bozgunculuk çıkaracak ve küstahça böbürlenenip duracaksınız'.
Nitekim bunlardan ilki hakkında yapılan ön uyarının günü gelip çattığında, kullarımızdan güçlü/kuvvetli bazılarını üzerlerine musallat ettik, onlar da ülkede köşe/bucak girmedik yer bırakmadılar, böylece ön uyarının gereği yerine getirilmiş oldu.
(Burada genelde musallat etmek olarak çevrilen: بَعَثْنَا kelimesi, Allah(cc)'ın zulmettiği veya bela yolladığı şeklinde yorumlanırsa, bu Kuran'da Hayır Allah(cc)'tan, Şer sizdendir düsturuna aykırıdır sanırım.
Buradaki ب ع ث kökü, Lughat-ul Quran'da da işaret edildiği üzere: bir şeyin önündeki engeli kaldırma dolayısıyla o şeyin hareket etmesine imkan verme anlamındadır. Yani şer, Allah(cc)'tan değil, fakat, Allah(cc)'ın çeşitli gerekçelerle izin vermesi ile kulları tarafından yapılır. Eski kullanılan Meb'us (milletvekili) terimi de buradan gelmektedir; halkın izin vermesi ile meclise giden kişidir, tek başına çıkıp gitme güçü yoktur. )
5 Aralık 2019 Perşembe
4 Aralık 2019 Çarşamba
3 Aralık 2019 Salı
Çalışma 1:
İsra süresi:
(Diyanet çevirisi:)
İsra süresi:
(Diyanet çevirisi:)
| 1. | Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. |
| 2. | Mûsâ'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik ve onu, "Benden başkasını vekil edinmeyin" diyerek, İsrailoğullarına bir rehber yaptık. |
| 3. | Ey kendilerini Nûh ile birlikte (gemide) taşıdığımız kimselerin çocukları! Gerçek şu ki, o çok şükreden bir kuldu. |
| 4. | Biz, Kitap'ta (Tevrat'ta) İsrailoğullarına, "Yeryüzünde muhakkak iki defa bozgunculuk yapacaksınız ve büyük bir kibre kapılarak böbürleneceksiniz" diye hükmettik. |
| 5. | Nihayet bu iki bozgunculuktan ilkinin zamanı gelince (sizi cezalandırmak için) üzerinize, pek güçlü olan birtakım kullarımızı gönderdik. Onlar evlerinizin arasına kadar sokuldular. Bu, herhâlde yerine gelmesi gereken bir va'd idi. |
| 6. | Sonra onlara karşı size tekrar egemenlik verdik. Mallar ve çocuklarla sizi güçlendirdik; sayınızı daha da çoğalttık. |
| 7. | İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz, kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. İkinci bozgunculuğun zamanı gelince, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine mescide (Beyt-i Makdis'e) girsinler ve ellerine geçirdikleri her şeyi yerle bir etsinler diye (üzerinize yine düşmanlarınızı gönderdik.) |
| 8. | Umulur ki Rabbiniz size merhamet eder. Eğer yine eski duruma dönerseniz, biz de (cezaya) döneriz. Biz cehennemi kafirlere bir zindan yapmışızdır. |
| 9, 10. | Gerçekten bu Kur'an en doğru olan yola götürür ve iyi işler yapan mü'minler için büyük bir mükafat olduğunu ve ahirete inanmayanlar için elem dolu bir azap hazırladığımızı müjdeler. |
| 11. | İnsan hayra dua eder gibi şerre dua eder. İnsan çok acelecidir. |
| 12. | Biz geceyi ve gündüzü (kudretimizi gösteren) iki alâmet yaptık. Rabbinizden lütuf isteyesiniz, yılların sayısını ve hesabını bilesiniz diye gece alametini giderip gündüz alametini aydınlatıcı kıldık. İşte biz her şeyi açıkça anlattık. |
| 13. | Her insanın amelini boynuna yükledik. Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak karşılaşacağı bir kitap çıkaracağız. |
| 14. | "Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter" denilecektir. |
| 15. | Kim doğru yolu bulmuşsa, ancak kendisi için bulmuştur; kim de sapıtmışsa kendi aleyhine sapıtmıştır. Hiçbir günahkâr, başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe azap edici değiliz. |
| 16. | Biz bir memleketi helâk etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık elebaşlarına (itaati) emrederiz de onlar orada kötülük işlerler. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz. |
| 17. | Nûh'tan sonra da nice nesilleri helak ettik. Kullarının günahlarını hakkıyla bilici ve görücü olarak Rabbin yeter. |
| 18. | Kim bu geçici dünyayı isterse orada ona, (evet) dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra da cehennemi ona mekan yaparız. O, buraya kınanmış ve Allah'ın rahmetinden kovulmuş olarak girer. |
| 19. | Kim de mü'min olarak ahireti ister ve ona ulaşmak için gereği gibi çalışırsa, işte bunların çalışmalarının karşılığı verilir. |
| 20. | Rabbinin lütfundan her birine; onlara da, bunlara da veririz. Rabbinin lütfu (hiç kimseye) yasaklanmış değildir. |
| 21. | Bak nasıl, onların kimini kimine üstün kıldık. Elbette ahiretteki dereceler daha büyüktür, üstünlükler daha büyüktür. |
| 22. | Allah ile birlikte başka bir tanrı edinme, yoksa kınanmış ve yalnızlığa itilmiş olarak kalırsın. |
| 23. | Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara "öf!" bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle. |
| 24. | Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: "Rabbim!, Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı." |
| 25. | Rabbiniz içinizde olanı en iyi bilendir. Eğer siz iyi kişiler olursanız, şunu bilin ki Allah tövbeye yönelenleri çok bağışlayandır. |
| 26. | Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver, fakat saçıp savurma. |
| 27. | Çünkü saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankörlük etmiştir. |
| 28. | Eğer Rabbinden umduğun bir rahmeti istemek için onlardan yüz çevirecek olursan, o zaman onlara yumuşak bir söz söyle. |
| 29. | Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın. |
| 30. | Şüphesiz Rabbin, dilediğine rızkı bol bol verir ve (dilediğine) kısar. Çünkü O, gerçekten kullarından haberdardır ve onları görmektedir. |
| 31. | Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da, sizi de biz rızıklandırırız. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır. |
| 32. | Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur. |
| 33. | Haklı bir sebep olmadıkça, Allah'ın, öldürülmesini haram kıldığı cana kıymayın. Kim haksız yere öldürülürse, biz onun velisine yetki vermişizdir. Ancak o da (kısas yoluyla) öldürmede meşru ölçüleri aşmasın. Çünkü kendisine yardım edilmiştir. |
| 34. | Rüştüne erişinceye kadar, yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın, verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur. |
| 35. | Ölçtüğünüzde ölçmeyi tam yapın, doğru terazi ile tartın. Bu daha hayırlı, sonuç bakımından daha güzeldir. |
| 36. | Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur |
| 37. | Yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Çünkü sen yeri asla yaramazsın, boyca da dağlara asla erişemezsin. |
| 38. | Bütün bu sayılanların kötü olanları Rabbinin katında sevimsiz şeylerdir. |
| 39. | Bunlar, Rabbinin sana vahyettiği bazı hikmetlerdir. Allah ile birlikte başka ilah edinme. Sonra kınanmış ve Allah'ın rahmetinden kovulmuş olarak cehenneme atılırsın. |
| 40. | Rabbiniz erkek çocukları size seçip-ayırdı da kendisine meleklerden kız çocukları mı edindi? Gerçekten çok büyük bir söz söylüyorsunuz. |
| 41. | Andolsun biz, onlar düşünüp öğüt alsınlar diye (gerçekleri) bu Kur'an'da değişik biçimlerde açıkladık. Fakat bu onların ancak kaçışlarını artırıyor. |
| 42. | De ki: "Eğer onların iddia ettiği gibi, Allah'la beraber (başka) ilahlar olsaydı, o zaman o ilahlar da arşın sahibine ulaşmak için elbette bir yol ararlardı. |
| 43. | Allah, her türlü eksiklikten uzaktır, onların söylediklerinin ötesindedir, yücedir. |
| 44. | Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar Allah'ı tespih ederler. Her şey O'nu hamd ile tespih eder. Ancak, siz onların tespihlerini anlamazsınız. O, halîm'dir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir), çok bağışlayandır. |
| 45. | Kur'an okuduğunda, seninle ahirete inanmayanların arasına gizli bir perde çekeriz. |
| 46. | Kur'an'ı anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler, kulaklarına da ağırlık koyarız. Kur'an'da (ibadete layık ilah olarak) sadece Rabbini andığın zaman arkalarına dönüp kaçarlar. |
| 47. | Onlar seni dinlerlerken hangi maksatla dinlediklerini, kendi aralarında konuşurlarken de o zalimlerin, "Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediklerini çok iyi biliyoruz. |
| 48. | Bak senin için ne türlü benzetmeler yaptılar da saptılar. Artık (doğru) yolu bulamazlar. |
| 49. | Dediler ki: "Biz bir yığın kemik, bir yığın ufantı olduğumuz zaman mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz, biz mi?" |
| 50. | De ki: "(Şüphe mi var?) İster taş olun ister demir!" |
| 51. | "Yahut aklınızca, diriltilmesi daha da imkansız olan başka bir varlık olun, (yine de diriltileceksiniz.)" Diyecekler ki: "Peki bizi hayata tekrar kim döndürecek?" De ki: "Sizi ilk defa yaratan". Bunun üzerine başlarını sana (alaylı bir tarzda) sallayacaklar ve "Ne zamanmış o?" diyecekler. De ki: "Yakın olsa gerek!" |
| 52. | Allah'ın sizi (kabirlerinizden) çağıracağı, sizin de O'na hamd ederek emrine hemen uyacağınız ve (kabirlerinizde) pek az kaldığınızı sanacağınız günü hatırla! |
| 53. | . Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır. |
| 54. | Rabbiniz sizi daha iyi bilir. (Durumunuza göre) dilerse size merhamet eder, dilerse azap eder. Seni de onlara vekil olarak göndermedik. |
| 55. | Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. Andolsun, peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Dâvûd'a da Zebûr'u verdik. |
| 56. | De ki: "Onu bırakıp da ilah diye ileri sürdüklerinizi çağırın. Onlar, başınızdaki sıkıntıyı ne kaldırabilirler ne de değiştirebilirler." |
| 57. | Onların yalvardıkları bu varlıklar, "hangimiz daha yakın olacağız" diye Rablerine vesile ararlar. Onun rahmetini umarlar, azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı gerçekten korkunçtur. |
| 58. | Ne kadar memleket varsa hepsini kıyamet gününden önce ya helak edeceğiz, ya da şiddetli bir azapla cezalandıracağız. İşte bu, Kitap'ta (Levh-i Mahfuz'da) yazılmış bulunuyor. |
| 59. | Bizi, (Kureyş'in istediği) mucizeleri göndermekten, ancak, öncekilerin onları yalanlamış olması alıkoydu. (Nitekim) Semûd kavmine o dişi deveyi açık bir mucize olarak verdik de onlar bu yüzden zalim oldular. Oysa biz mucizeleri sırf korkutmak için göndeririz. |
| 60. | Hani sana, "Muhakkak Rabbin, insanları çepeçevre kuşatmıştır" demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüyayı da, Kur'an'da lanetlenmiş bulunan o ağacı da sırf insanları sınamak için vesile yaptık. Biz onları korkutuyoruz. Fakat bu, sadece onların büyük azgınlıklarını (daha da) artırdı. |
| 61. | Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik, onlar da saygı ile eğilmişlerdi. Yalnız İblis saygı ile eğilmemiş, "Hiç ben, çamur halinde yarattığın kimse için saygı ile eğilir miyim?" demişti. |
| 62. | Yine demişti ki: "Benden üstün tuttuğun kişi bu mu, söyler misin? Andolsun eğer beni kıyamete kadar ertelersen, onun soyunu, pek azı hariç, (azdırarak) kontrolüm altına alacağım." |
| 63. | Allah şöyle dedi: "Çekil, git". Onlardan kim sana uyarsa kuşkusuz cehennem tam bir karşılık olarak hepinizin cezası olacaktır." |
| 64. | "(Haydi) onlardan gücünün yettiğinin ayağını çağrınla kaydır. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yürü. Onların mallarına ve evlatlarına ortak ol. Onlara vaadlerde bulun." Halbuki şeytan onlara aldatmadan başka bir şey va'detmez. |
| 65. | "Şüphesiz, (gerçek) kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin olmayacaktır. Vekil olarak Rabbin yeter!" |
| 66. | Rabbiniz, lütfundan nasip arayasınız diye sizin için denizde gemiler yürütendir. Şüphesiz O, size karşı çok merhametlidir. |
| 67. | Denizde size bir sıkıntı dokunduğunda bütün taptıklarınız (sizi yüzüstü bırakıp) kaybolur, yalnız Allah kalır. Fakat sizi kurtarıp karaya çıkarınca yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür. |
| 68. | Peki, karada sizi yere geçirmesinden, yahut üzerinize taşlar savuran kasırga göndermesinden, sonra da kendinize bir vekil bulamamaktan güvende misiniz? |
| 69. | Yahut sizi tekrar denize döndürüp üstünüze, kasıp kavuran bir fırtına yollayarak nankörlüğünüz sebebiyle sizi boğmasından, sonra da bize karşı kendiniz için arka çıkacak bir yardımcı bulamama (durumun) dan güvende misiniz? |
| 70. | Andolsun, biz insanoğlunu şerefli kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık. Kendilerini en güzel ve temiz şeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın bir çoğundan üstün kıldık. |
| 71. | Bütün insanları kendi önderleriyle birlikte çağıracağımız günü hatırla. (O gün) her kime kitabı sağından verilirse işte onlar kitaplarını okurlar ve kıl kadar haksızlığa uğratılmazlar. |
| 72. | Kim bu dünyada körlük ettiyse ahirette de kördür, yolunu daha da şaşırmıştır. |
| 73. | Onlar, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı uydurman için az kalsın seni ondan şaşırtacaklardı. (Eğer böyle yapabilselerdi) işte o zaman seni dost edinirlerdi. |
| 74. | Eğer biz sana sebat vermiş olmasaydık az kalsın onlara biraz meyledecektin. |
| 75. | İşte o zaman sana, hayatın da, ölümün de katmerli acılarını tattırırdık. Sonra bize karşı kendine hiçbir yardımcı bulamazdın. |
| 76. | Seni o yerden (Mekke'den) sürüp çıkarmak için neredeyse seni sıkıştıracaklardı. Bunu yapabilselerdi senin ardından orada pek az kalırlardı. |
| 77. | Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimiz hakkındaki kanun böyledir. Bizim kanunumuzda hiçbir değişme bulamazsın. |
| 78. | Güneşin zevalinden (öğle vaktinde Batı'ya kaymasından) gecenin karanlığına kadar (belli vakitlerde) namazı kıl. Bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir. |
| 79. | Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki, Rabbin seni Makam-ı Mahmud'a ulaştırsın. |
| 80. | Deki: "Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla. (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver." |
| 81. | De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkumdur." |
| 82. | Biz Kur'an'dan, mü'minler için şifa ve rahmet olacak şeyler indiriyoruz. Zalimlerin ise Kur'an, ancak zararını artırır. |
| 83. | İnsana nimet verdiğimizde yüz çevirip yan çizer. Kendisine şer dokununca da umutsuzluğa düşer. |
| 84. | De ki: "Herkes kendi yapısına uygun işler görür. Rabbiniz, en doğru yolda olanı daha iyi bilir." |
| 85. | Ve sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: "Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir." |
| 86. | Andolsun, dileseydik biz sana vahyettiğimizi tamamen ortadan kaldırırdık; sonra bu konuda bize karşı kendine hiçbir yardımcı da bulamazdın. |
| 87. | Ancak Rabbin'den bir rahmet olarak böyle yapmadık. Çünkü O'nun sana olan lütfu büyüktür. |
| 88. | De ki: "Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler." |
| 89. | Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Yine de insanların çoğu ancak inkarda direttiler. |
| 90, 91, 92, 93. | Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça, yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça, yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe, yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe, yahut altından bir evin olmadıkça, ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim." |
| 94. | İnsanlara hidayet (Kur'an) geldikten sonra onların iman etmelerine ancak, "Allah bir beşeri mi peygamber olarak gönderdi?" demeleri engel olmuştur. |
| 95. | De ki: "Eğer yeryüzünde, (insanlar yerine), yerleşip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik." |
| 96. | De ki: "Sizinle benim aramda şahit olarak Allah yeter. Çünkü O kullarından hakkıyla haberdardır, onları hakkıyla görendir." |
| 97. | Allah kimi doğru yola iletirse işte o, doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa böyleleri için O'nun dışında dostlar bulamazsın. Onları kıyamet günü körler, dilsizler ve sağırlar olarak yüzüstü haşredeceğiz. Varacakları yer cehennemdir. Cehennemin ateşi dindikçe, onlara çılgın ateşi artırırız. |
| 98. | Bu, onların cezasıdır. Çünkü onlar âyetlerimizi inkar ettiler ve, "Biz bir yığın kemik, bir yığın ufantı olduktan sonra mı yeniden bir yaratılışla diriltilecekmişiz, biz mi?" dediler. |
| 99. | Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah'ın kendileri gibilerini yaratmaya kadir olduğunu görmediler mi? Allah onlar için, hakkında hiçbir şüphe bulunmayan bir ecel belirlemiştir. Fakat zalimler ancak inkarda direttiler. |
| 100. | De ki: "Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, o zaman da tükenir korkusuyla cimrilik ederdiniz. Zaten insan çok cimridir." |
| 101. | Andolsun, biz Mûsâ'ya apaçık dokuz mucize verdik. İsrailoğullarına sor (sana anlatsınlar): Hani Mûsâ onlara gelmiş ve Firavun da ona, "Ben senin kesinlikle büyülendiğini zannediyorum ey Mûsâ!" demişti. |
| 102. | Mûsâ ise, "İyi biliyorsun ki, bunları ancak, göklerin ve yerin Rabbi apaçık deliller olarak indirmiştir. Ey Firavun, ben de seni kesinlikle helak olmuş bir kişi olarak görüyorum" demişti. |
| 103. | Bunun üzerine Firavun (işkence etmek ve öldürmek suretiyle) o yerden onların kökünü kazımak istedi. Biz de onu ve beraberindekileri hep birden suda boğduk. |
| 104. | Bunun ardından İsrailoğullarına şöyle dedik: "Bu topraklarda oturun, ahiret va'di (kıyamet) gelince hepinizi toplayıp bir araya getireceğiz." |
| 105. | Biz onu (Kur'an'ı) hak olarak indirdik ve o da hak ile indi. Seni de ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. |
| 106. | Biz Kur'an'ı, insanlara dura dura okuyasın diye âyet âyet ayırdık ve onu peyderpey indirdik. |
| 107. | De ki: "Ona ister inanın, ister inanmayın. Şüphesiz, daha önce kendilerine ilim verilenler, Kur'an kendilerine okunduğunda derhal yüzüstü secdeye kapanırlar." |
| 108. | "Rabbimizin şanı yücedir. Rabbimizin va'di mutlaka gerçekleşecektir" derler. |
| 109. | Onlar ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar. Bu da onların derin saygısını artırır. |
| 110. | De ki: "(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın, nihayet en güzel isimler O'nundur." Namazında sesini pek yükseltme, çok da kısma. İkisi ortası bir yol tut. |
| 111. | "Hamd, çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, zillet ve acizliğin gerektirdiği bir yardımcıya ihtiyacı bulunmayan Allah'a mahsustur" de ve O'nu tekbir ile yücelt. |
2 Aralık 2019 Pazartesi
Ezber:
- Ankebut 4-5-6:
أَمْ حَسِبَ الَّذِينَ يَعْمَلُونَ السَّيِّئَاتِ
أَنْ يَسْبِقُونَا ۚ
سَاءَ مَا يَحْكُمُونَمَنْ كَانَ يَرْجُو لِقَاءَ اللَّهِ
فَإِنَّ أَجَلَ اللَّهِ لَآتٍ ۚ
وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُوَمَنْ جَاهَدَ
فَإِنَّمَا يُجَاهِدُ لِنَفْسِهِ ۚ
إِنَّ اللَّهَ لَغَنِيٌّ عَنِ الْعَالَمِينَس ب ق -> to get a head,
ر ج و -> hope to succcess, oppsite of yeis, hope not faint!, if accompanied with negative words means fear.
ل ق ي -> to face someone, to meet to face someone, to confront
أ ت ي -> to come, coming, the thing which is already came. means that everthing meets the fate
غ ن ي -> in no need, to be free from want, have no need
Ezber:
- Kasas 77:
وَابْتَغِ فِيمَا آتَاكَ اللَّهُ الدَّارَ الْآخِرَةَ ۖ
ب غ ي -> related to desire,to seek, to seek to attain,to wish for something
وَلَا تَنْسَ نَصِيبَكَ مِنَ الدُّنْيَا ۖ
وَأَحْسِنْ كَمَا أَحْسَنَ اللَّهُ إِلَيْكَ ۖ
وَلَا تَبْغِ الْفَسَادَ فِي الْأَرْضِ ۖ
إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ الْمُفْسِدِينَ
ن س ي ->to forget, neglect,omit
ف س د -> to be ode bad, spoiled,corrupt,degrade, opposite of s-l-h
1 Aralık 2019 Pazar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)