31 Ocak 2021 Pazar

 Duhan 40-42:

  •  Unutmayın ki, bütün hesapların görüleceği o karar günü, herkesin buluşacağı gündür. O gün dostun dosta faydası olmaz. Allah(cc)'ın merhametine mazhar olanlar dışında, kimseye de yardım edilmez. O gerçekten Aziz'dir, Rahim'dir.

 Duhan 37-39:

  •  Yoksa onlar ,günaha batıp gitmiş, bu yüzden de helak ettiğimiz Tubba kavminden daha mı iyiler? Bakın! Biz gökleri ve yeri ve iki arasındaki herşeyi oyun olsun diye yaratmadık. Bunların hepsinin yaradılış amacı vardır. Ne varki bir çok insan bunu kavrayamıyor.
    (
     Zımnen:  Ahireti  inkâr,  bu  kâinat  misafir­hanesinin  ve  onun  şerefli  konuğu  insanın  ya­ratılışının anlamsız ve amaçsız olduğunu  iddia etmek demektir.  Böyle bir akıl,  hayatı  oyun,  dünyayı  lunapark  olarak  algılar.  Böyle  bir  algı  sahibi  kendisine  "oyun  çocuğu"  rolü  biçiyor  demektir.  Oysa  hayat  bir  sınav,  dünya  bir  sı­nav  alanıdır  (Bkz:  60/Mülk:  2).  Krş.  72/Hicr:  85.  Bu âyet, 35-36.  âyetlerde anlatılan inkarcı akla  cevaptır. Mİ

    )

30 Ocak 2021 Cumartesi

 Duhan 34-36:

  •  Şimdi bir takım insanlar diyorlar ki:' Biz bir kere öldük mü, iş biter, artık dirilmemiz mümkün değildir. Ama siz dirilme iddaanızda ısrarcı iseniz, daha önce gelmiş/geçmiş atalarımızı diriltin de görelim'.
    (
    Yani,  “atalarımızı yeniden hayata döndürün ve bir öteki dünyanın var olduğuna! tanıklık yapmalarını sağlayın." Bu müstehzi talep,  inkarcıların 43:22 ve 23'de zik­redilen  şu  sözleriyle  aynı  mahiyettedir:  “Biz  atalarımızı  bir  inanç  üzerinde  bul­duk  ve  ancak  onların  izinden  giderek  doğru  yolu  buluruz!”  Böylece,  sonuçta, atalarının  öteki  dünyaya  inanmadıkları  gerçeği,  onlar  için,  bugüne  kadar  hiç kimsenin  hayata  geri  dönüp  yeniden  dirilme  hakikatini  teyid  etmediği  gerçeği kadar etkili ve  ikna  edici bir delildir.ESED
    )

 Duhan 32-33:

  •  Ve Biz onları bilerek(عَلَى عِلْمٍ) bütün diğer toplumlara üstün kıldık ve onlara sınav olduğu ayan beyan belli olan mucizeler verdik.
    (
    Yani, bütün müfessirlere göre, kendi zamanlarının bütün toplumlarından;  çün­kü  o  dönemde  İsrailoğulları  tek  Allah'a  ibadet  eden  biricik  topluluktu:  onların kölelikten kurtulmaları kıssasına Kur’an'ın sık sık atıfta bulunmasının sebebi budur. Allah'ın  “onları bilerek üstün kılması”mn vurgulanması, onların daha sonra­ki dönemlerde ahlakî olarak bozulacaklarını ve böylece O'nun rahmetinden ko­yulacaklarını  önceden  bilmesi anlamına  gelir (Zemahşerî ve  Râzî).ESED
    )

 Duhan 30-31:

  •  Böylece israiloğullarını zelil eden,aşağılayan o işkenceden, firavunun işkencesinden kurtardık.Doğrusu firavun haddini aşan, büyüklük taslayan zorbanın teki idi.

29 Ocak 2021 Cuma

 Duhan 28-29:

  •  İşte sonunda olan oldu ve (onların geride bıraktıklarını) başka bir topluluğa miras bıraktık. Onlara ne gök ağladı ne de yer!. Onlara mühlet te verilmedi.
    (
     Zımnen:  Firavunlaşan  her  zorba,  kendisini  yerin  göğün vazgeçemeyeceği  biri  zanneder. Mİ

    That is, "When they were the rulers, they were known for their glory and grandeur: hymns were sung of their praise, flatterers flattered them to such an extent as if the whole world was devoted to them for their excellences and indebted to them for their favors and there was none more popular in the world than they. But when they fell there was none to shed a tear on their fall; rather the world felt relieved that a cause of distress had been removed. Obviously, they had neither done any good to the people that the dwellers of the earth might weep on them, nor anything for the sake of Allah's pleasure that the dwellers of the heavens might grieve over their ruin. As long as Allah continued to give them rope by His will, they enjoyed life as they pleased; but when they transgressed all limits in their crimes, they were cast aside like so much rubbish. ET

    )

 Duhan 22-27:

  •  Sonunda (onların düşmanlığından bezdiğinde) :' Bunlar gerçekten günaha batmış bir topluluk (artık onları sana havale ediyorum)' diye Rabbine seslendi. (Ve Allah(cc)) :' Sen kullarımla geceleyin ilerle. Tabi, onlar da mutlaka sizi takip edeceklerdir. Ve denizi (seninle firanun ve adamları arasında) öylece bırak, zaten onlar boğulmaya mahkum bir topluluktur' dedi.
    (Böylece onlar yok oldular) ve arkalarında nice bahçeler, çeşmeler, ekin tarlaları, yurtlar ve hoşlandıkları nice rahatlık ve kolaylıklar bırakıp  gittiler.

28 Ocak 2021 Perşembe

 Duhan 17-21:

  • Doğrusu, Biz onlardan önce firavun kavmini de sınamış ve onlara çok seçkin bir elçi göndermiştik.  Elçi, onlara :' Ey Allah(cc)'ın kulları, sözlerime kulak verin! (أَنْ أَدُّوا إِلَيَّ عِبَادَ اللَّهِ) Ben size gönderilen güvenilir bir elçiyim.Sakın Allah(cc)'a baş kaldırmayın, zira ben size apaçık bir delil getiriyorum. Ve bana yaptığınız bütün hakaretlerden(أَن تَرْجُمُونِ) sizin de benim de Rabbim olan Allah(cc)'a sığınıyorum. Ve bana inanmıyorsanız, hiç olmaz ise yolumdan çekilin (bana engel olmayı kesin)' dedi.
    (
    Klasik müfessirlerin büyük çoğunluğu  (mesela  Taberî,  Zemahşerî,  Râzî,  Beydâ-1 vî),  bu  ifadenin  iki  şekilde  anlaşılabileceğine  işaret  ederler:  Ya,  “bana  teslim olun,  ey Allah'ın kulları C ibâd)” şeklinde,  ki Mısırlılar'a (bütün insanlar “Allah'ın kulları”  olduğu  için)  Hz.Musa'nın  kendilerine  tebliğ  etmek  üzere  olduğu  ilahî mesajı  kabul  etmeleri  çağrısını  kasdeder;  yahut  “Allah'ın  kullarını  bana  teslim edin”,  yani  Mısır'da  köle  olarak  tutulmuş  olan  İsrailoğulları'm  şeklinde. ‘İbâdekelimesinin telaffuzunun hem hitap/seslenme halini (münâdâ bih/vocative) hem de  nesne/belirtme (mef'ûl bih/accusative)  halini  kapsıyor olması,  bu  her iki yo­rumu  da mümkün  kılmaktadır.ESED

    Bence, birinci yorum daha doğru, zira devamında -ben size gönderilmiş bir elçiyim- diyor. Başka bir çok surede, Musa(as)'ın Firavun ve kavmine gönderildiği defalarca belirtilmişti. Dolayısıyla, -Ey Allah(cc)'ın kulları mısırlılar! bana teslim olun, kulak verin- şeklinde bir çeviri daha gerçekçi geliyor.

    Lafzen,  “beni  taşlamanızdan.” Racem e fiilinin  hem  “taşlama/taş  atma”  şeklinde­ki maddî anlamda,  hem de “laf atma”  yahut “hakaret etme”  şeklinde mecazî an­lamda  kullanıldığı  gözönünde  tutulmalıdır.ESED


    )

27 Ocak 2021 Çarşamba

 Duhan 13-16:

  •  Nerde düşünüp ders alacak insan! Onlara daha önce hakikatı apaçık ortaya koyan elçiler gelmedi mi? Ama onlar sırt çevirdiler ve :' Buna birileri öğretmiş (o da gelip bize anlatıyor), deli bu!' dediler. Onlara vaad ettiğimiz azabı bir süreliğine kaldırsak ta, yine eski hallerine geri dönerler! Ama , onlar , o en amansız ve karşı konulmaz bir güçle yakalayacağımız gün, hak ettikleri cezayı da göreceklerdir.

 Duhan 9-12:

  •  Ama nerde!, insanlar hala şüphe içindeler ve işi hafife alıp oyalanıyorlar. Öyleyse, kara bulutların gökyüzünü kaplayacağı o günü bekleyin!. Bütün insanları saracak o bulut. Ve o gün,onlar :' Bu acı bir azab!, Rabbimiz bu azabı üzerimizden kaldır, biz artık inandık' diyecekler.
    (
    Lafzen,  “şüphe  içinde  eğleniyorlar”:  yani,  Allah'ın  varlığının  mümkün  olduğunu yan-gönüllü  kabul etmeleri,  şüphe ve istihzanın bileşiminden ibarettir (Zemahşe- rî)  —Allah'ın  varlığı  gerçeğinden  şüphe  duyulması  ve  İlahî  vahyin  hafife  alınıp küçümsenmesi.ESED
    )

26 Ocak 2021 Salı

 Duhan 5-8:

  •  Katımızdan buyrulan bir emir olarak Kuran'ı gönderen Biziz. Bu Rabbinin bir rahmetidir. O her şeyi hakkıyla işitir ve bilir. Çünkü O, bütün göklerin ve yerin Rabbidir ve her iki arasındakilerin de, bundan kesin emin olabilirsiniz( hiç şüphe edecek bir şey yok)!.
    Allah(cc)'tan başka ilah yoktur ve hayatı veren de , ölümü veren de O'dur. Sizin de Rabbiniz, sizden önce gelmiş/geçmiş toplulukların da Rabbi O'dur.
    (
    Evet, burada, konunun akışı itibarıyla Kuran'dan bahsediliyor ve bir önceki ayetlerdeki --onda-- kelimesi için Kuran'a karşılık geldiği yorumu da,  daha gerçekçi görünmekte. Kuran, Allah(cc)'ın emriyle, insanlara, onları uyarmak ve doğru yolu göstermek için, büyük bir rahmet olarak gönderilmiştir. Onsuz, insanoğlunun doğru yolu bulması imkansızdır.
    )

 Duhan -1-4:

  •  Ha-mim. İşte size gerçekleri açıkça ortaya koyan bir Kitap. Onu kutlu bir gecede indirmeye başladık. Ki, zaten, baştan beri insanoğlunu uyaran da Biziz. Onda(فِيهَا), her iş net bir şekilde açıklığa kavuşturulmuştur.
    (
     فِيهَا için bir çok tefsirci Kuran'ın inmeye başladığı geceyi ifade ettiğini söyler, fakat , konunun akışı itibariyle daha çok Kuran'ın kendisini ifade ettiğini sanıyorum.

    Kur’an  vahyi,  insan  bilincinin  şafağından  başlayarak  bugüne  kadar  gelen  bütün ilahı vahiylerin  devamı ve zirvesidir.  Onun temel hedefi,  her zaman,  insanı mad­dî  ihtiraslarına  ve  zevklerine  köle  olmaması  ve  böylece  manevî  değerlere  karşı duyarlılığını  kaybetmemesi yolunda  uyarmaktır.ESED

    )

25 Ocak 2021 Pazartesi

Duhan -1:
(Diyanet çevirisi)
  •  1. Hâ. Mîm.

    2. Apaçık olan Kitab'a andolsun ki,

    3. Biz onu (Kur'an'ı) mübarek bir gecede indirdik. Kuşkusuz biz uyarıcıyızdır.

    4. Her hikmetli işe o gecede hükmedilir.

    5. (Yani)katımızdan (verilen her) emir. Çünkü biz, peygamberler göndermekteyiz.

    6. Senin Rabb'inin acıması gereği olarak (gönderdiyimiz elçilere o gece emirlerimizi bir bir açıklar,vahiylerimizi bildiririz) .Doğrusu o işitendir ,bilendir.

    7. Eğer kesin olarak inanıyorsanız (bilin ki Allah), göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir.

    8. O'ndan başka ilâh yoktur. (Her şeyi O) diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.

    9. Fakat onlar, şüphe içinde eğlenip duruyorlar.

    10. Şimdi sen, göğün, açık bir duman çıkaracağı günü gözetle.

    11. Duman insanları bürüyecektir. Bu, elem verici bir azaptır.

    12. (İşte o zaman insanlar:) Rabbimiz! Bizden azabı kaldır. Doğrusu biz artık inanıyoruz (derler).

    13. Nerede onlarda öğüt almak? Oysa kendilerine gerçeği açıklayan bir elçi gelmişti.

    14. Sonra ondan yüz çevirdiler ve: Bu, öğretilmiş bir deli! dediler.

    15. Biz azabı birazcık kaldıracağız, ama siz yine (eski halinize) döneceksiniz.

    16. Fakat biz büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, kesinlikle intikamımızı alırız.

    17. Andolsun, kendilerinden önce biz, Firavun'un kavmini de imtihan etmiştik. Onlara şerefli bir elçi geldi.(Şöyle diyerek)

    18. "Allah'ın kulları! Bana gelin! Çünkü ben size (gönderilmiş) güvenilir bir resûlüm"

    19. Allah'a karşı ululuk taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir delil getiriyorum.

    20. Ben, beni taşlamanızdan, benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a sığındım.

    21. Eğer bana inanmazsanız, hiç değilse yanımdan uzaklaşın.

    22. Bunun üzerine Musa: Bunlar suç işleyen bir toplumdur, diye Rabbine arzetti.

    23. Allah, O halde kullarımı geceleyin yola çıkar. Çünkü takip edileceksiniz, buyurdu.

    24. Denizi açık halde bırak. Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.

    25. Onlar geride nice şeyler bıraktılar; bahçeler,çeimeler,

    26. Ekinler, güzel konaklar,

    27. Ve zevkü sefa sürdükleri nice nimetler!

    28. İşte böylece biz de onları başka bir topluma miras bıraktık.

    29. Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.

    30. Andolsun biz, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan kurtardık.

    31. Yani Firavun'dan. Çünkü o bir zorba idi, aşırı gidenlerdendi.

    32. Andolsun biz İsrailoğullarına, bilerek, (kendi zamanlarında) âlemlerin üstünde bir imtiyaz verdik.

    33. Onlara, içinde açık bir imtihan bulunan işaretler verdik.

    34. Onlar (müşrikler) diyorlar ki:

    35. "İlk ölümümüzden sonra bir şey yoktur. Biz diriltilecek değiliz."

    36. " Doğru söylüyorsanız, atalarımızı getirin."

    37. Bunlar mı daha hayırlı, yoksa Tübba' kavmi ile onlardan öncekiler mi? Onları yok ettik, çünkü onlar suçlu idiler.

    38. Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.

    39. Onları sadece gerçek bir sebeple yarattık. Fakat onların çoğu bilmiyorlar.

    40. Şüphesiz (hakkı bâtıldan ayıran) hüküm günü, hepsinin bir arada buluşacağı gündür.

    41. O gün, dostun dosta hiçbir faydası olmaz, kendilerine yardım da edilmez.

    42. Ancak Allah'ın merhamet ettiği kimseler böyle değildir. Şüphesiz O, üstündür, merhametlidir.

    43. Şüphesiz zakkum ağacı,

    44. Günahkârların yemeğidir.

    45. O, karınlarda maden eriyiği kaynar.

    46. Sıcak suyun kaynaması gibi .

    47. (Allah zebânilere emreder): Tutun onu! Cehennemin ortasına sürükleyin!

    48. Sonra başına azap olarak kaynar su dökün!

    49. (Ve deyin ki:) Tat bakalım. Hani sen kendince üstündün, şerefliydin!

    50. İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir.

    51. Müttakîler ise hakikaten güvenilir bir makamdadırlar.

    52. Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.

    53. İnce ipekten ve parlak atlastan giyerek karşılıklı otururlar.

    54. İşte böyle. Bunun yanısıra biz onları, iri gözlü hûrilerle evlendiririz.

    55. Orada, güven içinde (canlarının çektiği) her meyveyi isterler.

    56. İlk tattıkları ölüm dışında, orada artık ölüm tatmazlar. Ve Allah onları cehennem azabından korumuştur (sürekli hayata kavuşmuşlardır).

    57. (Bunlar) Rabbinden bir lütuf olarak (verilmiştir). İşte büyük kurtuluş budur.

    58. Biz onu (Kur'an'ı), öğüt alalar diye senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık.

    59. (Yine de inanmayanların başlarına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.

24 Ocak 2021 Pazar

 --------------------------
Sonuç
  Zuhruf  süresi
  •  Evet, nice topluluklar tarih sahnesinden gelmiş geçmiş, onlara gönderilen peygamberlere inanmamışlar , hatta onları öldürmeye kadar varan karşı çıkmalar olmuştur. Temelde bütün topluluklarda bir --Yüce Yaratıcı-- inancı vardır. Fakat buna ek uydurma inançlarla ve çıkarlara dayalı bir din anlayışı ile hayatları günah hasadından başka bir şey olmayan nice topluluklar müstahak oldukları karşılığı hem bu dünyada görmüşler hem de diğer tarafta göreceklerdir. Ne nakli ne de akli hiç bir delile dayanmayan hurafelerle ömürlerini geçiren körler  ve  sağırlar düzelmemişler doğru yola girmemişlerdir. Firavun örnekleri, İbrahim(as) kavmi, İsa(as) kavmi hep klasik örneklerdendir. Köre gördürmek, sağıra işittirmek, apaçık sapıklığa dalıp gitmişe doğru yolu göstermek imkansızdır. Nitekim gerçek inanana yakışan Allah(cc)'ın mesajına sımsıkı sarılmak ve doğru yol üzere ilerlemektir. Günü geldiğinde Allah(cc) onlara gerekeni yapacaktır. Hakikatın ne olduğunu Allah(cc) biliyor, Allah(cc)'ın mesajları hoşuna gitmeyenler oyalana dursun bakalım, her şey kaydediliyor ve herkesin birbirine düşman olacağı O gün hesaba çekilecekler ve hakikate umursamaz tavırlarının sonucunu sonsuz cehennem azabı olarak göreceklerdir.

23 Ocak 2021 Cumartesi

 Zuhruf 88-89:

  •  Allah(cc), (elçilerinin ve onların izinden gidenlerin) şöyle seslendiklerini biliyor:' Ya Rabbi!, Bunlar inanmamakta direnen bir topluluk (ve hiç bir zamanda inanacak gibi değiller)'.
    Dolayısıyla, onlara pek aldırmadan, kendilerine selamet dileyerek siz yolunuza devam edin. Nasıl olsa günü geldiğinde öğrenecekler!.
    (
    Ne sağıra zorla işittirebilir, ne körü zorla gördürebilir, ne de sapıklığa boğulup gitmişe doğru yolu gösterebilirsiniz! Niyeti olmayanı teneşir paklar, o zaman öğrenir, ama bir hayli geç olur!
    )

 Zuhruf 87:

  •  Eğer kendilerine 'sizi kim yarattı?' diye sorsan, 'Allah(cc)' derler. O halde nasıl oluyor da O'nu tek ilah kabul etmekten uzak duruyorlar?.

 Zuhruf 86:

  •  Müşriklerin Allah(cc)'tan başka yalvarıp ilahlaştırdıkları sahte tanrılarının hiç bir şefaat yetkisi yoktur. Ancak bilerek ve ilme dayalı olarak hakka şahitlik edenler (bu yetkiye sahip olacaktır)
    (
    Râzî,  sadece söz ile  “hakikate şahitlik yapma”nın, Allah'ın birliği ve benzersizliğine gönülden bir bağlanmanın sonucu değilse, faydasız ol­duğunu  söyler.ESED
    )

 Zuhruf 83-85:

  •  Öyleyse bırakın onları, kendilerine vaad edilen güne kavuşuncaya kadar daldıkları batıl bataklıklarda oyalansın, eylenip dursunlar. Gökte de , yerde de tek ilah O'dur. Yanlız Allah(cc)'tır hikmet sahibi ve her şeyi bilen.
    Göklerin , yerin ve iki arasındaki her şeyin sahibi Allah(cc)'tır, Kıyamet saatinin bilgisi de O'nun katındadır. Ve sonunda hepiniz (yapıp/ettiklerinizin hesabını vermek için) O'nun huzuruna çıkarılacaksınız.

22 Ocak 2021 Cuma

 Zuhruf 81-82:

  • De ki:' Faraza Rahmanın bir çocuğu olsaydı, ona ilk ibadet eden ben olurdum'. Göklerin ve yerin Rabbi, egemenlik tahtının sahibi Rabb, onların isnad ettikleri her türlü sıfattan kesinlikle münezzehtir. 

 Zuhruf 78-80:

  •  Size hakikatı ilettik, fakat çoğunuzun hoşuna gitmedi. Yoksa hakikatın ne olduğuna sizin karar verdiğinizi mi sanıyorsunuz? Hakikate Allah(cc) karar verir. Veya gizli kapaklı çevirdiklerinizi bilmediğimizi mi sanıyorsunuz?  Yanıbaşınızdaki elçilerimiz her şeyi kaydediyor.
    (
    Bu  ayet,  Hristiyanların  Hz.  İsa'nın  “Allah'ın  oğlu”  ve  dolayısıyla  ilah(î  tabiatlı) olup  olmadığı  konusunda  yüzyıllar  süren  karmaşık  tartışmalarına  bir  telmihtir.Bu  tartışmalar,  çoğunlukla  ilk Hristiyan düşünürlerden bazılarında,  önde gelen­leri  arasında  İskenderiye  Patrik'i Arius'un da  (M.S.  280-336)  bulunduğu  tevhidci kelamcılar (unitarian theologians) tarafından başta şiddetle muhalefet edilen es­ki,  Mitraistik  ağırlıklı  kadîm  kavram ve  kültlere  karşı var olan  bilinçaltı  bir eği­limden kaynaklanmıştır. Ancak politik ağırlıklı İznik Konsil'inde (M.S.  325), o za­mana kadar samimî Hristiyanların hakim çoğunluğu tarafından benimsenen Arius'cu  görüşler,  “sapkın”  görülerek  mahkum  edilmiş  ve  Hz.  İsa'nın  uluhiyeti doktrini,  İznik  Akidesinde  (Nicene  Creed)  Hristiyanlık  inanç  sisteminin  temeli olarak  resmen formüle  edilmiştir. ESED
    )