Duhan 17-21:
- Doğrusu, Biz onlardan önce firavun kavmini de sınamış ve onlara çok seçkin bir elçi göndermiştik. Elçi, onlara :' Ey Allah(cc)'ın kulları, sözlerime kulak verin! (أَنْ أَدُّوا إِلَيَّ عِبَادَ اللَّهِ) Ben size gönderilen güvenilir bir elçiyim.Sakın Allah(cc)'a baş kaldırmayın, zira ben size apaçık bir delil getiriyorum. Ve bana yaptığınız bütün hakaretlerden(أَن تَرْجُمُونِ) sizin de benim de Rabbim olan Allah(cc)'a sığınıyorum. Ve bana inanmıyorsanız, hiç olmaz ise yolumdan çekilin (bana engel olmayı kesin)' dedi.
(
Klasik müfessirlerin büyük çoğunluğu (mesela Taberî, Zemahşerî, Râzî, Beydâ-1 vî), bu ifadenin iki şekilde anlaşılabileceğine işaret ederler: Ya, “bana teslim olun, ey Allah'ın kulları C ibâd)” şeklinde, ki Mısırlılar'a (bütün insanlar “Allah'ın kulları” olduğu için) Hz.Musa'nın kendilerine tebliğ etmek üzere olduğu ilahî mesajı kabul etmeleri çağrısını kasdeder; yahut “Allah'ın kullarını bana teslim edin”, yani Mısır'da köle olarak tutulmuş olan İsrailoğulları'm şeklinde. ‘İbâdekelimesinin telaffuzunun hem hitap/seslenme halini (münâdâ bih/vocative) hem de nesne/belirtme (mef'ûl bih/accusative) halini kapsıyor olması, bu her iki yorumu da mümkün kılmaktadır.ESED
Bence, birinci yorum daha doğru, zira devamında -ben size gönderilmiş bir elçiyim- diyor. Başka bir çok surede, Musa(as)'ın Firavun ve kavmine gönderildiği defalarca belirtilmişti. Dolayısıyla, -Ey Allah(cc)'ın kulları mısırlılar! bana teslim olun, kulak verin- şeklinde bir çeviri daha gerçekçi geliyor.
Lafzen, “beni taşlamanızdan.” Racem e fiilinin hem “taşlama/taş atma” şeklindeki maddî anlamda, hem de “laf atma” yahut “hakaret etme” şeklinde mecazî anlamda kullanıldığı gözönünde tutulmalıdır.ESED
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder