Zuhruf 63-64:
- İsa(as) halkına hakikatin bütün kanıtlarıyla geldiğinde :' Ben, size hikmet ile, üzerinde ayrılığa düştüğünüz bazı şeyleri açığa kavuşturmak üzere geldim. Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilincinizin farkına varın ve bana itaat edin. Allah(cc), şüphesiz sizin de , benim de Rabbimdir. Öyleyse O'na kulluk edin, zira tek doğru yol budur' dedi.
(
Taberî'ye göre “... şeylerin bir kısmı” şeklindeki kısıtlayıcı ifade, yalnızca inanç ve ahlak alanıyla ilgilidir, çünkü halkının dünyevî problemleri ile ilgilenmek Hz. İsa'nın görevleri arasında değildi. Bu düşünce, Sinoptik İncil'lerde bize sunulan Hz. İsa'nın öğretilerinin tasvirinden (ama bütünlükten uzak -fragmentary- olduğu kabul edilen bir tasvirinden) doğan Hz. İsa imajı ile çakışmaktadır.ESED
înnehu'daki zamirin öznesi Hasan, Katade ve Said b. Cübeyr'e göre Hz. Kur'an, ibn Abbas ve öğrencisi Mücahid'e göre Hz. isa'dır (Taberî). Fakat bu ikinci görüş için, takdiri bir mu-zaf [nüzul) ilavesi şarttır. Böylesine bir takdirin delili yoktur. Dolayısıyla bu "uzak bir te-vil"dir (ibn Aşur). Kaldı ki ilk muhataplar yaşarken gerçekleşmeyen bir şey, onlar için Son Saat'in bilgisi olamaz. Oysa ki âyette vuku bulan bir şeyden söz edilmektedir. O da Kur'an ya da Nebi'dir. Buna, "Vuku bulan şey babasız doğmuş olan İsa'nın kendisidir" şeklinde bir itiraz ileri sürülebilirse de, baştan beri sûrenin ekseni Kur'an vahyidir. Bir çok peygambere ve olaya atıf yapılmakta, fakat her seferinde söz vahye getirilmektedir. Buraya kadar bu verkaç yöntemi 8 kez kullanılmıştır. Son olarak âyetin "işte bu dosdoğru yoldur" şeklindeki son cümlesi, âyetin başı hakkında yeterli delil sayılmalıdır, ikinci yoruma bazı hadisler delil gösterilmişse de âyet asıl olandır. Dolayısıyla âyet uyan değil kendisine uyulan olmalıdır. Bu konuda Buhârî, Müslim, ibn Hanbel, Ebu Davud ve daha başkalarının naklettiği sahih senetli haberlerden, Hz. isa'nın yeniden döneceği meselesinin, ilk kuşakların gündemini meşgul eden konulardan biri olduğu anlaşılır, başkası değil. Mİ
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder