8 Haziran 2023 Perşembe

 Nisa 156-157:

  •  (Kalplerinin mühürlenmesinin diğer sebepleri ise) inkarda diretmeleri, Meryem(as)'a korkunç bir iftira atmaları, ve 'Allah(cc) elçisi olduğunu söyleyen Meryem(as) oğlu Isa(as)'ı biz öldürdük' demeleridir. Aslında onu ne öldürdüler, ne de çarmıha gerdiler. Fakat (kafa karışıklığı ile) onlara öyle olmuş gibi geldi. Bu konuda farklı görüşlerle ihtilafa düşenler, gerçekten şaşkınlık içindedirler, onunla ilgili bir bilgileri yoktur ve sadece zanna kapılıyorlar. Nihayetinde, onu kesin öldürmediler.
    (
    Böylece  Kur’an,  Hz.  İsa'nın  çarmıha  gerilmesi  hikayesini  kesinlikle  reddeder. Müslümanlar arasında yaygın bazı efsanelere  göre,  Allah,  Hz.  İsa'nın yerine son anda  ona çok benzeyen bir kişi (bazı rivayetlere göre o kişi Yuda idi)  koydu ve Hz.  İsa'nın yerine bu kişi çarmıha gerildi. Ancak bu efsanelerden hiçbiri Kur’an1- dan ve sahih Hadisler'den en küçük bir destek bile bulmaz ve bu çerçevede kla­sik  müfessirler tarafından üretilen hikayeleri tamamen  reddetmek  gerekir.  Bun­lar,  Hz.  İsa'nın  çarmıha gerilmediği şeklindeki  Kur’ânî beyanı  İnciller'de  o'nun çarmıha  gerilişine  ilişkin  canlı  tasvirler  ile  “uyumlu  hale  getirme”yi  amaçlayan şaşkın  teşebbüslerden  başka  bir şeyi  temsil  etmezler.  Bu  şekildeki  çarmıha  ge­rilme hikayesi,  “sadece onlara öyle olmuş gibi göründü” şeklinde çevirdiğim ve-lâkin şubbihe lehum Kur’an ibaresinde özlü bir şekilde açıklanmıştır ve şuna işa­ret eder:  Zamanın akışı  içinde,  Hz.  İsa'dan uzun  zaman sonra,  o'nun,  insanlığın işlediği  ileri  sürülen  “ilk  günah”  karşılığında  kefaret  olarak  haç  üzerinde  öldü­ğünü  söyleyen  bir efsane  (muhtemelen  o  zaman  güçlü  olan  Mitraistik  inançla­rın  etkisi  altında)  gelişmişti;  ve  bu  efsane  Hz.  İsa'nın  daha  sonraki  izleyicileri arasında  öylesine  köklü  şekilde  yerleşti  ki  düşmanlan  olan  Yahudiler  bile  ona inanmaya  -olumsuz  anlamda  olsa  da- başladılar  (çünkü  çarmıha  germe,  o  zamanlar en tehlikeli suçlular için verilen ölüm cezasının berbat bir biçimi  idi). Ba­na  göre  bu, ve-lâkin  şubbibe  lebum  ibaresinin  tek  tatmin  edici  açıklamasıdır. Çünkü, şubbibe lî ibaresi,  deyim  olarak  da huyyile lî (“[bir  şey]  bana  güzel  bir hayal oldu”, yani,  “benim zihnimde" —başka bir deyişle,  “bana öyle geldi”) iba­resiyle  eşanlamlıdır (bkz. Kâtnûs,  heyete maddesi  ve  Lane  II,  833 ve  IV,  1500). ESED

    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder