29 Şubat 2020 Cumartesi

Hud 82-83:
  •  Sonunda emrimizin vakti gelince, o ülkenin altını üstüne getirdik, ve üzerlerine tabakalar halinde kızgın erimiş taşlar yağdırdık, ki her bir taşın kimin üzerine gideceği Rabbinin katında belirlenmiş. Bu tür bir azab, her dönem ve her yerde zalimlerden uzak değildir!.
    (وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهَا حِجَارَةً مِنْ سِجِّيلٍ مَنْضُودٍ ->  anlam olarak مَنْضُودٍ  -> tabakalar halinde (in layers), Lut(as)'ın sözde karısının geriye bakıp taşlaştığını söyledikleri yerde alınmış (Sodom-Zohar yolu üstünde) ibretlik bazı fotoğraflar için tıklayın Lot's wife)
Hud 81:
  •  Elçilerimiz:' Ey Lut(as), Biz Allah(cc)'ın elçileriyiz, sana asla dokunamazlar. Artık ailenle gecenin bir vaktinde yola çık. Aranızdan kimse arkasına dönüp bakmasın (bıraktıklarınıza takılıp kalmayın), karın hariç. Kavminin başına gelecek olan, onun başına da gelecektir. Helakları için tayin edilmiş vakit te sabah vaktidir. Sabaha ne kaldı ki!(أَلَيْسَ الصُّبْحُ بِقَرِيبٍ)'.

28 Şubat 2020 Cuma

Hud 78-80:
  •  (Delikanlı suretinde geldiklerini haber alan) halkı, çirkin arzularının dürtüsüyle Lut(as)'ın evine koşuşturdular. Zaten uzun süredir aynı çirkin işleri yapıp duruyorlardı. Lut(as):' Ey Kavmim!, İşte kızlarım, onlar daha uygundur. Allah(cc)'tan korkmaz mısınız?. Misafirlerimin yanında beni rezil etmeyin! Sizin içinizde hiç aklı başında adam kalmadı mı?' dedi.
    Onlar da:' Sen de çok iyi biliyorsun ki, bizim senin kızlarınla bir işimiz yok! Bizim niyetimizin ne olduğunu sen de çok iyi biliyorsun!'.
    Lut(as):' Keşe size karşı gücüm yetseydi veya sırtımı dayanabileceğim güçlü bir dayanağım olsaydı!' dedi.
Hud 77:
  •  Ve sonrasında (melek) elçilerimiz Lut(as)'a gelince, onlar için endişelenerek kaygıya kapıldı ve :'Bugün zor bir gün olacak!' dedi.
    (هَٰذَا يَوْمٌ عَصِيبٌ)

27 Şubat 2020 Perşembe

Hud 71-76:
  •  Bu sırada İbrahim(as)'ın hanımı da yanlarında ayakta durmuş onları dinliyordu. Birden kendisinde hayız alameti hissetti ( ve gülümsedi). Biz de onu İshak(as)'la ve ardından Yakup(as)'la müjdeledik.
    Karısı da:' Vay başıma gelenlere!, ben yaşlı bir kadın ve şu kocam da ihtiyar bir adamken nasıl çocuğumuz olacak? Doğrusu çok şaşılacak bir şey bu!'.
    Melekler:' Sen Allah(cc)'ın işine mi şaşıyorsun? Allah(cc)'ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun ey hane halkı!. Şüphesiz Allah(cc), çok büyük lütf-u ihsan sahibi olarak, her türlü hamde ve yüceltmeye layıktır!'.
    Sonunda İbrahim(as)'ın endişesi geçip te müjdeyi de alınca, (bu kez de) Lut(as) kavmi hakkında bizimle tartışmaya girişti. Çünkü İbrahim(as), ince ruhlu, yumuşak başlı, çok içli, merhametli, bütün kalbiyle Allah(cc)'a yönelmiş ve Allah(cc)'a teslim olmuş biriydi.
    Melekler:' Ey İbrahim(as)!, Bu tartışmadan vazgeç! Artık Rabbinin hükmü verilmiş ve hatta icraata konulmuş bulunuyor. Onların başına artık geri çevrilmesi imkansız bir azabın gelmesi kesindir'.
    ( İbrahim(as)'ın zaten Hz. Hacer'den olma İsmail(as) oğlu vardı, dolayısıyla melekler çocuk müjdesini, İbrahim(as)'a değil, çocuğu olmayan Hz. Sara'ya veriyorlar.)

26 Şubat 2020 Çarşamba

Hud 69-70:
  •  Bir zaman da, (semavi) elçilerimiz İbrahim(as)'a müjde ile geldiler ve :' Selam sana(سَلَامًا)' dediler. İbrahim(as) da:' Size de selam(سَلَامٌ)' dedi ve fazla geciktirmeden, misafirlerine kızartılmış dana eti ikram etti.
    Ama misafirlerin yemeğe el uzatmadıklarını görünce, kuşkulandı ve korkuya kapıldı. Onlar:' Korkmana gerek yok! Biz Lut(as) kavmi için gönderildik' dediler.
    (İbrahim(as)'ın gösterdiği endişe ve korkunun sebebi neydi acaba? Müfessirler farklı yorumlar yapmışlar. Gelenlerin melek olduğunu anlamadı desek, bir peygamber kendisine gelen melekleri nasıl anlamaz?, Ama anladıysa neden yemek sundu? Nihayetinde meleklerin bir şey yemeyecekleri aşikar değil mi? , Nezaketen sunmuş olabilir, nihayetinde misafire ikram çok önemli. Yemedikleri zaman da kötü bir niyetle geldikleri yorumunu yaparak endişeye kapılmış olabilir. Veya gelenlerin melek olduğunu biliyordu, nezaketen ikramda bulundu fakat gelişen tavır ve diyalogda, onların kötü bir haber getirdikleri endişesi İbrahim(as)'ı korkuttu, melekler de belki ondan dolayı kendilerinin Lut(as) kavmi için orada olduklarını(--biz meleğiz, bizi tanımadın mı--, gibi bir diyalog yok) söylüyorlar.Doğrusunu Yüce Rabbim bilir.)

25 Şubat 2020 Salı

Hud 65-68:
  •  Fakat onlar deveyi hunharca katlettiler. Salih(ad) da:'  Siz bir üç gün daha evinizde barkınızda yaşaya durun bakalım!,(ardından ne olur göreceğiz) Bu işin şakası yok artık!'.
    Ve nihayetinde, hükmümüzün zamanı gelince, Salih(as) ve beraberindeki iman edenleri, azaptan ve o günün zilletinden kurtardık. Şüphesiz ki, senin Rabbin kavi ve azizdir(mutlak güç sahibi , her işte üstün ve mutlak galipdir).
    Zulmü alışkanlık haline getirmiş olanları ise, o korkunç ses yakalayıverdi de, yaşadıkları yerde çöküp kaldılar!. Sanki orada hiç yaşamamış gibi silinip gittiler.
    Evet, Semud kavmi Rabbini inkar etti ve neticede yıkılıp yok oldu gittiler!.

24 Şubat 2020 Pazartesi

Hud 63-64:
  •  Salih(as):' Ey kavmim!, Bir düşünsenize, ya ben, Rabbimden gelen kesin bir delile dayanıyorsam, ve Allah(cc), bana tarafından bir nübüvvet lütfetmişse? Hem ben bu durumda, kalkıp (verilen bu görevi yerine getirmeyerek) Allah(cc)'a isyan etsem, O'nun cezasından beni kim kurtarabilir? Sizin de bana hiç bir faydanız olmaz, olsa olsa ziyanımı arttırırsınız!'.
    Ve ekledi:' Ey kavmim!, İşte size mucize olarak Allah(cc)'ın devesi! Bırakın onu Allah(cc)'ın mülkünde yayılsın, yesin içsin. Sakın kötü bir maksatla ona el sürmeyin!. Yoksa çok geçmez, size bir azab iniverir'.
    (Esed: Müfessirler,  bu  dişi  devenin  mucizevî bir yapıda olduğunu  belirten çeşitli  men­kıbeler  anlatmaktadırlar.  Bu  tür  menkıbeleri  ne  Kur’an,  ne  de  sahih  hiçbir Ha­dis  doğrulamadığı  için,  bunların birtakım duyarlı Müslümanları  hayal  ürünü  dü­şünce ve  anlayışlara  sevk  eden,  ayetteki nâkatullâh  (Allah'ın  dişi  devesi)  tabi­rinden  türetildiğine  hükmetmemiz  gerekir.  Oysa  Reşid  Rıza'nın (M enâr VIII, 502) belirttiği gibi bu tür fantastik düşüncelere yol açan eğer devenin Allah'a iza­fe  edilmesi  ise,  aslında  bu,  sadece  sözü  geçen  hayvanın herhangi bir kişiye  ait olmadığına ve dolayısıyla bütün bir toplumun onu  korumakla yükümlü  olduğu­na  işaret  içindir;  nitekim,  aynı  ayette  “Allah'ın  arzı”  şeklinde  benzer  bir  deyim daha  vardır  ki  bu  da  her  şeyin  Allah'a  ait  olduğunu  ifade  içindir.  Hz.  Salih'in Kur’an'da muhtelif yerlerde sözü geçen bu sahipsiz hayvana iyi davranılması yö­nündeki özel ısrarı,  müteakip ayetlerin de gösterdiği gibi,  zayıf gördüğü  herke­se,  her varlığa karşı kaba ve küstah davranmakta kendilerine gurur payı çıkaran ve  yeryüzünde  bozgunculuk yaparak kötülüğü  yayan  bu  kavmin kaba  kuvvete dayanan  tahakkümüne  yönelmiştir.  Başka  bir ifadeyle,  bu  savunmasız  hayvana karşı  seçecekleri  davranış  tarzı,  onlann  kalplerinin  değişmesine  bir  “işaret”  ya­hut (54:27'de  açıklandığı gibi)  “onlar  için bir imtihan”  olacaktı.)
Hud 62:
  •  Onlar da:' Ey Salih(as), Doğrusu sen aramızda gelecek vaadeden saygın biriydin. Bizi , ne diye atalarımızın taptığı ilahlardan vazgeçirmeye çalışıyorsun? Doğrusu biz bu fikirden çok ciddi şüpheleniyor, kaygılanıyoruz'.
Hud 61:
  •  Semud kavmine de kardeşleri Salih(as)'ı elçi olarak gönderdik. O da:' Ey kavmim!, Yanlız Allah(cc)'a kulluk edin, çünkü sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Sizi topraktan yaratan ve orada yaşayıp, orayı imar etmenizi sağlayan Allah(cc)'tır. O halde Allah(cc)'tan bağışlanma dileyin ve O'na yönelerek tevbe edin. Çünkü Rabbim, kullarına çok yakın ve onların tevbe ve dualarını kabul edendir'.

23 Şubat 2020 Pazar

Hud 58-60:
  •  Ve böylece hükmümüz vaki olunca, Hud(as) ve beraberinde iman edenleri, tarafımızdan bir rahmet eseri olarak kurtardık, onları pek ağır bir azaptan selamete çıkardık.
    Evet, işte Ad kavmi!, Rabbinin ayetlerini bile bile reddettiler. Bununla da kalmayıp Allah(cc)'ın kendilerine gönderdiği peygamberlere asi oldular ve hakka karşı çıkan her inatçı zorbanın isteklerine uydular. Hem bu dünyada hem de ahirette lanetle anılıp Allah(cc)'ın rahmetinden uzaklaştırıldılar. Evet, Ad kavmi! Rablerini tanımayıp inkar yolunu tuttular. Neticede yıkıldı gitti Hud(as)'ın kavmi Ad!.
    (Kendi çıkarları uğruna, hakka ve hakikate karşı çıkan inatçı zorba zalimlere uyup onların peşlerinden gidenler, bu ayetleri okuyunca ne okuduklarını zannediyorlar acaba? Masumlara zulmedip, bunu da alkışlayan yardakçılarına, Yüce Rabbim günü gelince aynı muameleyi yapacağını farketmiyorlar mı? Bir önceki ayetlerde geçen Yüce Rabbimin, sırat-ı müstakim üzere olması (إِنَّ رَبِّي عَلَىٰ صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ) neyi ifade ediyor? Herşeye kadir olan Allah(cc), herşeyi yapabileceği yerde, söylediklerine dikkat edilmesini, çünkü söylediklerini, söylediği şekilde yapacağını, kişiye, zamana, duruma göre değiştirmeyeceğini mi söylüyor? Yoksa bunları okuyunca, --eskilerin masalları-- diyenler gibi, hikaye niyetine mi okuyorlar? Peygamber efendimiz(sav), saçlarını ağarttığını söylediği bu sure, onlara hikaye kıvamında mı geliyor? Ey Yüce Rabbim!, göster bunları hikaye gibi görenlere ne olduklarını!. Amin.)

22 Şubat 2020 Cumartesi

Hud 53-57:
  •  Onlar:
    ' Ey Hud(as)!, Bize (peygamber olduğuna dair) açık bir delil, bir mucize getirmedin. Bu yüzden, senin bir tek sözüne bakarak ilahlarımızı bırakacak ve sana inanacak değiliz'.
    '--Seni ilahlarımızdan biri fena çarpmış-- demekten başka sözümüz yok sana!'.
    Hud(as) da:
    'Allah(cc) şahidimdir, siz de şahit olun ki, ben, sizin Allah(cc)'a koştuğunuz ortaklarınızdan hiç birini tanımıyor ve kabul etmiyorum'.
    'Eğer bu sizi sıkıyorsa, haydi, bir araya gelin bana istediğiniz tuzağı kurun, hiç göz açtırmayın, hiç süre de tanımayın! Ama unutmayın ki, ben, benim de sizin de Rabbiniz olan Allah(cc)'a dayanıp güveniyorum. Hiç bir canlı yoktur ki, mukadderatı Allah(cc)'ın elinde olmasın. Muhakkak ki, Rabbim, hakimiyetini icrada, her hüküm ve tasarrufunda, mutlak doğru, mutlak adildir(إِنَّ رَبِّي عَلَىٰ صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ)'.
    'Eğer haktan yüz çevirirseniz (siz bilirsiniz), başka ne diyeyim!. Zira size ulaştırmakla yükümlü bulunduğum buyrukları size tebliğ ettim. Rabbim dilerse, sizi yok edip, sizin yerinize başka bir topluluk getirir. Ama siz Allah(cc)'a hiç bir şekilde zarar veremezsiniz. Muhakkak ki, Rabbim herşeyi görüp gözetmekte ve kaydetmektedir'.

21 Şubat 2020 Cuma

Hud 50-52:
  •  Ad kavmine de soydaşları Hud(as)'ı gönderdik. O da:
    ' Ey kavmim, yanlız Allah(cc)'a kulluk edin. Zaten sizin Allah(cc)'tan başka ilahınız yoktur. Şu halinizle, şirk koşmaktan ve Allah(cc)'a iftira etmekten başka bir şey yapmıyorsunuz.'
    ' Ey kavmim, ben bu tebliğimin karşılığında sizden bir şey de istemiyorum. Benim mükafatımı verecek olan, beni yaratan Allah(cc)'tır. Birazcık düşünsenize'.
    ' Ey kavmim,haydi Rabbinizden af dileyin, sonra O'na tevbe edin, O'na yönelin ki, size gökten bolca rahmet ve bereket yağdırsın, gücünüze güç katsın. N'olur, yüz çevirip suçlu durumuna düşmeyin!'
Hud 25-49:
  •  (Evet, Nuh(as), kavmini Allah(cc)'a inanmaları ve ona göre davranmaları konusunda uyarmış ve çabalamıştı. Fakat, onlar inkarda inad ettiler ve sırf etrafında fakir ve zayıf kimseler var diye onları da hor gördüler. Dahası sertleştiler ve tutumlarını daha da katılaştırdılar. Nuh(as)'ın inananları, Allah(cc)'ın indireceği azabtan kurturmak için yaptığı çalışmalarla  alay etmeleri ise ayrı bir konu!. Toplumu yetmiyormuş gibi, Nuh(as)'ın oğlu da daha önceden Nuh(as)'ın onu inananlardan bilmesine rağmen, iki yüzlülük yapıp son anda inkarcılara takılması daha da başka bir konu!. Ayetlerde de hatırlatıldığı gibi, aklını kullanmamakta ısrar eden, sadece anlık menfaatleri peşinde koşanların, berrak bir akılla Hakikatı görmesi imkansız, hatta inandığını söyleyen, öyle görünen biri bile,peygamber çocuğu bile olsa, an gelir, menfaati gereği yanlış seçim yapıp sapar. Tek çıkar yol, Kuran'da sıkça tekrarlanan Allah(cc)'a teslim olmak ve her an ve koşulda O'nun yardım ve rehberliğini istemek. Allah(cc) bizi bize bırakmasın!, yardımcımız olsun ve bizim doğru yoldan ayrılmamıza izin vermesin, bizi,şaşırıp sapmamıza yol açacak ağır imtahanlara tabi tutmasın. Amin.

20 Şubat 2020 Perşembe

Hud 49:
  •  Bütün bunlar, görüp yaşamadığınız ve hakkında kesin bilgi sahibi olmadığınız haberlerdi. Bundan önce ne sen ne de senin halkın bunları bilmiyordunuz. Öyleyse, sabredin. Hayırlı akibet, Allah(cc) karşı sorumluluk bilinci ile davrananlarındır.
    (Evet, sonunda kazananlar, hep Allah(cc)'a karşı sorumluluk bilinci ile davranarak sabredenlerindir. Daha önce geçen ayetlerde de , inananları her zaman kurtarmanın Allah(cc)'ın üstüne aldığı bir hak olduğu belirtilmişti. Allah(cc)'dan daha çok vaadinde duracak başka kim var?)
Hud 48:
  •  Bunun üzerine Nuh(as)'a:' Ey Nuh(as), sana ve seninle beraber olanlara ve onların soyundan gelecek olan insanlara katımızdan selamet, emniyet ve bereket vardır. Ayrıca inanmayan topluluklar da olacaktır ki, onlara dünyada bir süre tutunup geçinmelerine fırsat  vereceğiz ki, ardından kendilerine tarafımızdan çok acı bir azab dokunacaktır' denildi.
Hud 47:
  •  Nuh(as) da:' Ey Rabbim, Senden, hakkında herhangi bir bilgi sahibi olmadığım bir şey istemekten Sana sığınırım. Çünkü beni bağışlamaz ve bana acıyıp esirgemezsen, şüphesiz, kaybedenlerden olurum' dedi.

19 Şubat 2020 Çarşamba

Hud 45-46:
  •  Ve sonrasında, Nuh(as) Rabbine yakarıp, dedi ki:'  Ey Rabbim!, oğlum da benim ailemdendi, evladımdı. (Mümin olarak aileme katılanları kurtaracağına dair) Senin vaadin haktır ve Sen Hakimler Hakimi'sin'.
    Allah(cc) :' Ey Nuh(as), o senin ailenden sayılmazdı. Çünkü o salih amel dışında herşeyi yaptı. O halde, hakkında kesin bilgin olmayan şeyi Ben'den isteme. Cahillerden olmaman için sana öğüt veriyorum'.
    (Suat Yıldırım: Cenab-ı  Allah‟ın  bu  buyruğundan  kasdı  şudur:  “Senin  bu  oğlun,  kurtarmayı vaad  ettiğim  aile  fertlerinden  değildi.  Çünkü  kâfir  idi.  Kâfir  senin  ailenden sayılmaz. Zira müminle kâfir arasında velâyet yoktur.)
Hud 44:
  •  Nihayet denildi ki:' Ey Yer! suyunu yut, Ey Gök! suyunu tut', sular çekildi ve hüküm infaz edilmiş oldu. Sonunda gemi yüksek bir tepenin(Cudi) üstüne oturdu ve 'Kahrolsun o zalim topluluk!' denildi.

18 Şubat 2020 Salı

Hud 42-43:
  •  Derken, gemi dağlar gibi dev dalgaların arasında yol alırken, o anda karada kalan oğluna Nuh(as):' Yavrucuğum! gel bizimle birlikte gemiye bin de, o inkarcıların yanında kalma!' diye seslendi.
    Oğlu:' Şöyle büyük bir dağa sığınırım da, o beni sulardan korur' dedi.
    Nuh(as):' Bugün Allah(cc)'ın helak emrinden koruyacak hiç bir güç yoktur. Ancak, O'nun merhamet ettiği kurtulur' derdemez, birden araya dalgalar girdi ve oğlu boğulup gitti.
    (Evet, peygamber çocuğu da olsan, eğer Allah(cc) dışında birinin yardım edebileceğini veya koruyacağını zannediyorsan, sonun belli!)