10 Ağustos 2023 Perşembe

 Rad 10-11:

  • Allah(cc) için sizden birinin düşüncesini saklamasıyla açığa vurması, ya da kötülüklerini gecenin örtüsü altında gizlemesiyle bu kişinin gün ışığında ortalıkta dolaşması arasında bir fark yoktur. (Böyle biri sanıyormu ki) kendisini önünden ve arkasından izleyen ve onu Allah(cc) ne takdir etmişse ona karşı koruyup gözeten refakatçıları vardır. Gerçek şu ki, bir toplumun bireyleri kendi iç dünyalarını değiştirmedikçe Allah(cc) ta onların gidişatını değiştirmez. Ve Allah(cc) bir toplumu cezalandırmayı murad ettiği zaman, onu engellemek imkansızdır. Allah(cc)'tan başka sığınacak bir merci de bulamazlar.
    (
    Lafzen,  “Allah'ın em rinden."Yukarıdaki bölümün  çevirisini büyük ölçüde m u ‘ak-kibât (“bir şeyin hemen peşinden giden ya da gelen yahut kesintisiz olarak onu iz­leyen  başka  şey”  anlamındaki mu'akkib sözcüğünün  çoğuludur)  teriminin  anlamı belirlemektedir.  Klasik müfessirlerin çoğu mu ‘akkibât sözcüğüne  “melekler kafile­si”  yahut  “melekler  ordusu”  anlamını,  yani,  her  insana  refakat  eden  ve  kesintisiz olarak  birbirinin  peşinden  görev  yapan  kaydedici  melekler  anlamını  vermişlerdir. Bunun  bir  sonucu  olarak  da min  beyni yedeyhi ve min halfihî ibaresine  “önünde ve  arkasında  sıralanan”  yani,  “insanı her yandan  kuşatan”  anlamını, min emrillâhibaresine  de  “Allah'ın  buyruğuyla”  anlamını vermişler ve böylece mu'akkibât söz­cüğünden yola çıkarak ayeti  meleklere ve onların gözcülük görevlerine işaret ola­rak yorumlamışlardır.  Ne var ki,  bu yorum bütün müfessirler tarafından desteklen- memektedir.  İlk müfessirlerden bazıları mu ‘akkibât teriminin,  insanın,  istek ve  ni­yetlerini  Allah'ın  iradesinden  bağımsız  olarak  gerçekleştirmesinde  kendisine  yar­dımcı olacaklarına  inandığı ve böylesine boş ve  bâtıl  bir  inançla bağlanıp  güven­diği her türlü dünyevî güçleri ve kavramlan işaret ettiğini söylemiştir;  Râzî'nin kay­dettiğine göre bu vecîz ayeti ünlü  müfessir Ebû Müslim İsfehânî de aynı yönde yo­rumlamıştır.  Adı geçen  müfessir  10.  ayetle  11.  ayetin  baş  kısmını aktarırken  şöyle söylemektedir:  “Allah'ın ilmine nisbetle, gizlice yapılan işlerle açıkça yapılanlar, ge­cenin karanlığında kendini  saklayan kimseyle gün  ışığında  [cüretle ortalıkta] dola­şan  kimse  hep aynıdır...  Çünkü  gecenin  örtüsünle  sığınan  kimse  (böyle  yapmak­la)  asla  Allah'ın  takdirinden (emr)  kaçamaz,  tıpkı  yardımcılarıyla/refakatçileriyle (mu ‘akkibât) çevrilmiş  olarak  gün ışığında  dolaşan kimsenin bundan  kaçamadığı gibi:  çünkü  o yardımcılar,  o  kimseyi Allah'ın emrine/takdirine karşı hiçbir şekilde koruyamazlar.” Biz de  çeviride bu  doyurucu yommu  esas aldık.  Günahkar kimse­nin güvenip dayandığı “koruyucu” ya da “destekleyici”  güçler (zenginlik,  soy-sop, zürriyyet  genişliği  gibi)  gözle  görünür şeyler  olabileceği  gibi,  (kişisel  nüfuz,  yük­sek toplumsal itibar ya da kişinin “şans”ına inanması gibi) soyut ve görünmez şey­ler de olabilir;  bu husus, min beyni yedeyhi ve min halfihî ibaresinin  “hem kişinin görüp  farkında  olduğu,  hem  de  farkında  olmadığı  ya  da  kendisinden  gizli”  anla­mına yorumlanması  için bir dayanak oluşturmaktadır.ESED
    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder