Rad 10-11:
- Allah(cc) için sizden birinin düşüncesini saklamasıyla açığa vurması, ya da kötülüklerini gecenin örtüsü altında gizlemesiyle bu kişinin gün ışığında ortalıkta dolaşması arasında bir fark yoktur. (Böyle biri sanıyormu ki) kendisini önünden ve arkasından izleyen ve onu Allah(cc) ne takdir etmişse ona karşı koruyup gözeten refakatçıları vardır. Gerçek şu ki, bir toplumun bireyleri kendi iç dünyalarını değiştirmedikçe Allah(cc) ta onların gidişatını değiştirmez. Ve Allah(cc) bir toplumu cezalandırmayı murad ettiği zaman, onu engellemek imkansızdır. Allah(cc)'tan başka sığınacak bir merci de bulamazlar.
(
Lafzen, “Allah'ın em rinden."Yukarıdaki bölümün çevirisini büyük ölçüde m u ‘ak-kibât (“bir şeyin hemen peşinden giden ya da gelen yahut kesintisiz olarak onu izleyen başka şey” anlamındaki mu'akkib sözcüğünün çoğuludur) teriminin anlamı belirlemektedir. Klasik müfessirlerin çoğu mu ‘akkibât sözcüğüne “melekler kafilesi” yahut “melekler ordusu” anlamını, yani, her insana refakat eden ve kesintisiz olarak birbirinin peşinden görev yapan kaydedici melekler anlamını vermişlerdir. Bunun bir sonucu olarak da min beyni yedeyhi ve min halfihî ibaresine “önünde ve arkasında sıralanan” yani, “insanı her yandan kuşatan” anlamını, min emrillâhibaresine de “Allah'ın buyruğuyla” anlamını vermişler ve böylece mu'akkibât sözcüğünden yola çıkarak ayeti meleklere ve onların gözcülük görevlerine işaret olarak yorumlamışlardır. Ne var ki, bu yorum bütün müfessirler tarafından desteklen- memektedir. İlk müfessirlerden bazıları mu ‘akkibât teriminin, insanın, istek ve niyetlerini Allah'ın iradesinden bağımsız olarak gerçekleştirmesinde kendisine yardımcı olacaklarına inandığı ve böylesine boş ve bâtıl bir inançla bağlanıp güvendiği her türlü dünyevî güçleri ve kavramlan işaret ettiğini söylemiştir; Râzî'nin kaydettiğine göre bu vecîz ayeti ünlü müfessir Ebû Müslim İsfehânî de aynı yönde yorumlamıştır. Adı geçen müfessir 10. ayetle 11. ayetin baş kısmını aktarırken şöyle söylemektedir: “Allah'ın ilmine nisbetle, gizlice yapılan işlerle açıkça yapılanlar, gecenin karanlığında kendini saklayan kimseyle gün ışığında [cüretle ortalıkta] dolaşan kimse hep aynıdır... Çünkü gecenin örtüsünle sığınan kimse (böyle yapmakla) asla Allah'ın takdirinden (emr) kaçamaz, tıpkı yardımcılarıyla/refakatçileriyle (mu ‘akkibât) çevrilmiş olarak gün ışığında dolaşan kimsenin bundan kaçamadığı gibi: çünkü o yardımcılar, o kimseyi Allah'ın emrine/takdirine karşı hiçbir şekilde koruyamazlar.” Biz de çeviride bu doyurucu yommu esas aldık. Günahkar kimsenin güvenip dayandığı “koruyucu” ya da “destekleyici” güçler (zenginlik, soy-sop, zürriyyet genişliği gibi) gözle görünür şeyler olabileceği gibi, (kişisel nüfuz, yüksek toplumsal itibar ya da kişinin “şans”ına inanması gibi) soyut ve görünmez şeyler de olabilir; bu husus, min beyni yedeyhi ve min halfihî ibaresinin “hem kişinin görüp farkında olduğu, hem de farkında olmadığı ya da kendisinden gizli” anlamına yorumlanması için bir dayanak oluşturmaktadır.ESED
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder