19 Haziran 2022 Pazar

 Bakara 147-148:

  •  Hakikat Rabbinden gelendir. O halde sen, şüpheye düşenlerden olma. Her toplumun kendine göre yöneldiği bir kıblesi/istikameti vardır. O halde, siz iyilikte yarışın. Nihayetinde ,siz nerede olursanız olun, Allah(cc) tümünüzü biraraya toplayacaktır. Şüphesiz, Allah(cc) her şeye kadirdir.
    (
     Lafzen,  “herkesin...  bir istikameti vardır.” Hz.  Peygamberin Ashâbı ile sonraki  dö­nemlerde  yaşamış  hemen  hemen  bütün  klasik  müfessirler  bunu,  çeşitli  dinî top­luluklara ve  onların ibadetlerindeki farklı  “Allah'a yöneliş” biçimlerine bir atıf ola­rak görürler.  İbni Kesîr, bu ayet ile ilgili yommunda,  bunun,  5:48'de yer alan “her biriniz  için  [farklı]  bir  sistem ve  [farklı]  bir hayat  tarzı  tayin  ettik”  ibaresi  ile  içsel bağlantısını  vurgular.  “Her  toplumun”  Allah'a  teslimiyetini  ifade  ederken  “kendi istikametine doğru yöneleceği” ifadesi, ilk olarak, insanın namazda Allah'a yaklaş­ma niyetinin çeşitli zamanlarda ve çeşitli toplumlarda farklı biçimler aldığına (me­sela, Hz.  İbrahim'in kıble olarak Kâbe'yi seçmesi, Yahudilerin Kudüs'e öncelik ver­meleri,  ilk dönem Hristiyan kiliselerinin doğuya yönelmeleri ve Kur’an'ın Kâbe ile ilgili  buyruğu);  ikinci  olarak,  namazın  hangi  yöne  doğru  kılındığının  -sembolik anlamı ne kadar önemli de olsa- inancın özünü teşkil etmediğine işaret eder; çün­kü Kur’an,  “gerçek erdemlilik,  yüzünüzü  doğuya  veya  batıya  çevirmeniz  ile  ilgili değildir”  (2:177) ve “Doğu da Batı da Allah'ındır”  (2:115 ve  142) buyurmuştur.  So­nuç olarak, Kâbe'yi Müslümanlann kıblesi olarak tayin eden vahiy, ne öteki itikad- ların  mensupları ile bir tartışmanın konusu yapılmalı,  ne  de  onların Kur’an vahyi­nin gerçekliğine  inanmamalan  için bir sebep  teşkil etmelidir (M enârll,  21  vd.)ESED

    There is a subtle gap between the first sentence and the second, which has been left for the reader to fill. Everyone who wants to offer his Prayer must turn his face to one or the other direction. But the real thing that matters is not the direction of the face at prayer but those virtues which are to be gained by offering the prayer. Hence the thing that really matters is the spirit and real purpose of the Prayer and not any particular direction or place. ET


    )

18 Haziran 2022 Cumartesi

 Bakara 145-146:

  •  Kitap ehli, onlara her türü delili getirsen de , senin kıblene yönelmezler. Zaten onlar birbirlerinin kıblesine de yönelmezler. Ve eğer sana ilim geldikten sonra, onların kıblesine uysaydın, kendine zulmetmiş olurdun. Kitap ehli, onu (yöneldiğiniz kıble olan Kabe'yi) kendi çocuklarını tanıdıkları gibi tanır bilirler. Fakat , onların bazısı hakikatı bildikleri halde, örtbas ederler.
    (
    This Arabic idiom is employed when one knows something with certainty and has absolutely no doubt about its identity. The metaphor has been derived from the fact that none can make any mistake in recognizing one's own children. Here it has been used to show that the learned people of the Jews and Christians knew it as a fact that the Ka'bah was built by the Prophet Abraham, just as they knew their own children. They also knew that the Holy Temple at Jerusalem was built by the Prophet Solomon some 1,300 years after the Ka'bah was built by the Prophet Abraham. The Ka'bah, therefore, had priority and superiority over the "Temple" and the Jews and the Christians should have no difficulty in recognizing and acknowledging it as the qiblah in the light of the above historical facts.  ET
    )

17 Haziran 2022 Cuma

 Bakara 144:

  •  Biz senin yüzünü sık sık gökyüzüne çevirdiğini görüyoruz ve şimdi sizi tam tatmin edecek bir kıbleye döndürüyoruz.Artık yüzünü Mescid-i Haram'a çevir, siz de nerede olursanız olun, yüzünüzü o yana döndürün. Doğrusu kendilerine daha önce vahiy tevdi edilmiş olanlar , bu emrin Rablerinden gelen bir hakikat olduğunu çok iyi bilirler, ve Allah(cc) onların yaptıklarından habersiz değildir.

16 Haziran 2022 Perşembe

 Bakara 142-143:

  •  İnsanlar arasındaki bir takım darkafalı düşüncesizler:' Şimdiye kadar uydukları kıbleden onları vazgeçiren nedir?' diyecekler. De ki:' Doğu da Batı da Allah(cc)'ındır. O dileyeni/dilediğini doğru yola iletir'. İşte böylece sizin dengeli bir toplum olmanızı istedik ki, insanlığa örnek ve model olasınız ve Resul de size örnek ve model olsun. Ve elçiye uyanlar ile gerisin geriye dönenler arasında net bir ayrım yapmak için, senin daha önce yöneldiğin yönü kıble olarak tayin ettik. Hiç şüphesiz bu olay, Allah(cc)'ın yol gösterdikleri hariç, herkes için zor bir sınavdı. Allah(cc) sizin imanda ısrarınızı kesinlikle zayi etmeyecektir. Elbette ki, Allah(cc) insanlara karşı çok şefkatli ve merhamet kaynağıdır.

15 Haziran 2022 Çarşamba

 Bakara ara özet-3:

  •  Allah(cc)'ın mescidlerinde, ibadet edilmesini engellediler ve onların tahrib olmasını sağladılar.
  • Allah(cc)'a olur/olmaz isnadlarda bulundular.
  • Halbuki yürekten inanıp tasdik edebilecekleri bir çok mucize/ayet varken, onlar yine de olur/olmaz isteklerde bulundular. (-Allah(cc) neden bizle konuşmuyor?-)
  • Kendi inandıkları gibi inanmayanları asla kabullenmezler.
  • İbrahim(as) neslinden geliyor olmak bir ayrıcalık değildir. Halbuki hanif olan İbrahim(as)'ın dinine uymaları gerekiyordu. Eğer onları takip ediyorlarsa, ne İbrahim(as),  ne İsmail(as), ne Yakup(as), ne de İshak(as)  yahudi veya hristiyan değildi.

14 Haziran 2022 Salı

Bakara ara özet-2:

  •  İsrailoğulları, yukarıda sayılan genel münafık karakterlerini sergileyerek, kendilerine indirilenden uzaklaşıp, kendi uydurduklarına inanmaya ve tapmaya başlayarak yahudileştiler ve benzer davranış tarzları hristiyanlarda da ortaya çıkarak dinlerini bozdular. Neler yaptılar özetleyelim;
    • Basit çıkarlar karşılığı hakikatı inkar ettiler, halbuki sadece, Allah(cc)'a karşı sorumluluk hissi duymaları gerekiyordu. Hakkı batılla örtüp bile bile hakkı gizlediler.
    • İnsanlara sözde iyiliği emrediyor, fakat kendileri aynı şeyi yapmıyorlardı.
    • Allah(cc) onları bir zamanlar bütün milletlere üstün kıldığı halde, onlar bunu unuttular ve hurafelere daldılar.
    • Onlara zulmedenlere karşı Allah(cc)'ın bir çok yardımını hemen unuttular. Bir çok seferler Allah(cc)'a isyana etmelerine rağmen, Allah(cc)'ın rahmet ve merhameti ile af edildiler, ama sapkınlıkları ile kendilerine zarar vermeye devam ettiler.
    • Bozgunculuk ve taşkınlık çıkarmayın dendiği halde, onlar dinlemeyip, saldırganca tutumlarını devam ettirdiler.
    • Allah(cc)'ın onca verdiği nimetleri unutarak, daha aşağılık isteklerde bulundular, ve bundan dolayı alçaklık ve yoksulluk mührü kendilerine vuruldu.
    • (Tabi, iman edenlerden ve bu yahudi ve hristiyanlardan ve sabiilerden, iman edip salih amel işleyenlerin Allah(cc) indinde yerleri ayrıdır ve hak ettikleri karşılığı bulacaklardır.)
    • Allah(cc) karşı sorumluluk bilinci taşıyın dendiği halde, her zaman sözlerinden döndüler.
    • Allah(cc)'ın buyruklarını hep zorlayarak, nerdeyse yapmamaya çalışıyorlardı.
    • Allah(cc)'ın kelamını işitip kavradıkları halde, bile bile onu tahrif ettiler. Bunların arasında ilahi kelamla pek ilgilenmeyenler de vardı, ve onlar da çeşitli kuruntularla ve zanla hareket ediyor, kendi uydurduklarına inanıyorlardı.
    • Kendilerinin doğru olduguna inanıp Allah(cc)'a iftira atıyorlardı.
    • Allah(cc), onlardan şunları sözünü almıştı;
      • Allah(cc)'tan başkasına kulluk etmeyin
      • Anne-babaya, yakınlara,öksüzlere ve biçarelere ne yapılması gerekiyorsa yapınız
      • İnsanlara ne söylenmesi gerekiyorsa onu söyleyin
      • Salatı sıkı sıkı takip edin
      • Zekatı yerine getirin
      • Birbirinizin kanını dökmeyin
      • Birbirinizi yurdunuzdan çıkarmaya çalışmayın
    • Bütün bunlara rağmen onlar, halklarından bir kısmını yurtlarından söküp, onlara karşı nefret ve günahkarlıkta yarıştılar, hem onları esir alıp hem de sonra kurtarmak için fidye istediler. Ahiretlerini feda edip geçici dünya hayatını satın aldılar.
    • Ne zaman bir elçi onlara hoşlarına gitmeyen bir şey getirse, küstahça başkaldırdılar, kimini yalanladılar, kimini öldürdüler. -Biz zaten bileceğimizi biliyoruz- dediler.
    • Allah(cc)'ın lütfunu dilediği kuluna bahşetmesini kıskanarak, hakikatı inkar edip boş gurura kapıldılar.
    • Allah(cc)'ın onca nimetine karşı hep haince bir davranış tarzı sergilediler.
    • Kendilerine hakikat haykırılınca, -dinledik ama itaat etmiyoruz- dediler.
    • Herkesden daha hırsla hayata bağlandılar, hatta müşriklerden bile daha hırslı davrandılar, dünya hayatı ve şaşası onları bütüledi, onlara kalsa, bin yıl yaşamak istediler.
    • Zaten onların çoğu iman etmezler ve fasıktırlar.
    • Sanki gerçeği bilmiyorlarmış gibi, Allah(cc)'ın kitabına sırt döndüler, kendi önderlerinin uydurduğu yalan ve desiselerin peşine takıldılar. 
    • Sırf hasedlerinden dolayı, İmanı inkarla değiştirdiler ve yoldan saptılar. Salatı ikame edip, zekatı gerçekleştireceklerine inkarı yeğlediler.
    • Kendilerinden başkasını da cennete sokmazlar, halbuki muhsin olarak Allah(cc)'a yönelenden başkası kurtulamaz.

13 Haziran 2022 Pazartesi

 Bakara ara özet:

  • Bakara süresi, medinede inen ilk süre olması özelliği ile genelde müslümanlara hitap ediyor ve geldiğimiz ayet itibari ile, başlangıçtaki münafık tanımı ve özellikleri, yahudi ve hristiyanlar üzerinden örneklendirilerek, özetle; siz de yahudileşmeyin, hristiyanlaşmayın deniliyor. Şimdi münafıkların özellikleri ile başlayarak ilk bölümü özetleyelim.


    Münafıklar ;
    •  Sanki Allah(cc) onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiş, gözlerine de perde çekmiş gibidirler, onları uyarsan da uyarmasan da birdir, iman etmezler.
    • Bir kısmı -Allah(cc)'a ve ahiret gününe inandık- derler ama onlar mümin değildirler. Allah(cc)'ı ve müminleri aldatmaya çalışırlar, halbuki sadece kendilerini aldatırlar. Kalpleri hastalıklıdır ve sanki Allah(cc) ta onların hastalığını arttırmıştır.
    • Onlara -Yeryüzünde yozlaşmaya ve çürümeye yol açmayın- dendiğinde ; -Biz sadece düzeltmeye ve iyileştirmeye çalışıyoruz- derler. Halbuki bunu yapan kendileridir, idrak etmezler. -Siz de diğer insanların iman ettiği gibi edin- dendiğinde; -Şu dar kafalılar gibi mi?- diyerek gerçek iman sahipleriyle alay ederler.
    •  Bu münafıklar gerçek iman sahipleri ile karşılaştıklarında - Biz de sizin gibi iman ettik- derler, ama kendi şeytan kisveli arkadaşları ile beraberken -Biz onlarla alay ediyoruz- derler. Onlar hidayet karşılığı sapıklığı aldılar, doğru yola gelmeye de niyetleri yoktur.
    • Sağırdır, dilsizdir ve kördürler. Ne doğruyu duymak, ne hakikatı haykırmak ne de gerçekleri görmek isterler.
    • Onlar çakan yıldırımlar içinde korunmak için kulaklarını tıkayan kişi kadar ahmakça davranırlar.
    • Onlar , Allah(cc) 'la olan sözleşmelerini bozanlardır. Allah(cc)'ın korunmasını emrettiği bağları koparırlar ve yeryüzünde ahlaki çürümeye sebep olurlar.
    • İblis onların fikir babasıdır. (İblis'in Adem(as)'ı görünce gösterdiği kıskançlık ve isyan örnektir)

12 Haziran 2022 Pazar

 Bakara 140-141:

  •  Yoksa siz:' İbrahim(as), İsmail(as), Yakup(as), İshak(as) ve onların nesillerinden gelenlerin yahudi veya hristiyan olduklarını mı söylüyorsunuz?'. De ki:' Siz mi daha iyi bilirsiniz, Allah(cc) mı?. Allah(cc) tarafından kendisine verilen bir delili/şahitliği örtbas edenden daha zalim kim olabilir? Ama Allah(cc) yaptıklarınızdan gafil değildir'. O toplumlar şimdi geçip gittiler. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da sizedir. Siz onların yaptıklarından dolayı sorgulanacak değilsiniz.
    (
    This question was addressed to their scholars, who were not ignorant of the fact that Judaism and Christianity with their special rituals, etc., were the products of a later age. In spite of this they were under the delusion that the Truth was confined to their own sects, and they kept their common people under the delusion that salvation depended on those beliefs, ways and regulations, which had been invented, long after the Prophets, by their own rabbis and priests, spiritual leaders and interpreters. Whenever they were confronted with the question: "To which of these sects of yours did Abraham, Isaac, Jacob and other Prophets belong?", they would never answer this directly. For they could not claim that those Prophets belonged to their particular sect as they knew that history proved that claim to be absurd. But, in spite of this established fact, they could not admit it in clear words that the Prophets were neither Jews nor Christians, because this would have automatically refuted their claims. ET

    )

11 Haziran 2022 Cumartesi

 Günün kitabı: kalplerin keşfi, gazali
..
Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:


"Zâlimlere meyletmeyiniz ki, cehennemi boyLamayasiniz. Zaten Allah'dan baska yardimcilariniz yoktur. Sonra O'ndan yardim göremezsiniz."

(Hûd Sûre-i Celilesi. 113)


Bir tefsir âlimi yukardaki âyet hakkinda sunlari yaziyor, «Bütün dil âlimleri âyette gecen «rükün» kelimesinin azlikcokluk farki söz konusu olmaksizin kayitsiz sartsiz olarak «meyil ve siginma» mânâsina geldiginde görüsbirligi içindedirler.

Abdurrahman Zeyd. «Buradaki Ruk'un» yardakçilik etmektir. Bu da zâlimlerin küfrüne karsi ses çikarmamaktir» der.

Ikrime {R.A.) ise onlara meyil göstermeyin yasaginin «Onlar ile hiç bir sekilde isbirligi yapmayiniz» demek oldugunu belirtir.

Anlasiliyor ki âyetle umumî olarak müsriklerle fasik müslümanlara meyil etmek yasaklanmistir.

Nisabûrî tefsirinde der ki, «muhakkikler bu âyette yasaklanan "meyil gösterme" nin «zalimlerin tutumundan memnun olma, onlarin yolunu baskalarina karsi övmek ve güzel göstermek ve onlarin her hangi bir haksiz davranisina ortak olmak» demek oldugunu belirtiyorlar. Bu görüsü ileri sürenlere göre, her hangi bir zarari önlemek üzere veya geçici de olsa belirli bir yarar saglamak amaci ile zâlim yetkililere basvurmak âyette yasak onan «meyil göstermek» mefhûmuna girmez.

Nisabûrî diyor ki «Bence bu görüs, yasama ve ruhsat yoludur, zâlimlerin hepsi ile uzak kalmak iktiza eder, Allah (C.C) kuluna kâfi degilmidir?

Ben de derim ki Nisaburi [r.a.) dogru söylemistir, zâlimlere meyletme maddesini kökünden kesmek evlâdir. Bu husus bu zamanlardaki kötülükten nehiy, iyilige emir mümkün olamiyor. Halbuki zâlimlere meyletmede nice aldanma ve aldatmalar vardir. Bazi bakimlardan davranislari zulüm sifatini kazananlara belli belirsiz meyil göstermek, insani bu sekilde cehennemin atesine yakalanmaya sürüklüyorsa zulüm ve haksizligin içine batmis, kimseler son derece meyletmek, onlarin çevresine katilmaya, yardakçilari olmaya can atmak, onlarla semimi ahbapliklar kurup kötülüklerinde davranis ortakligina girismek, verdikleri nisan ve rütbeleri takinmaktan iftihar duymak, onlarin geçici saltanatinin parlakligina kamasan gözlerle bakmak, aslinda basak tanesinden daha dayaniksiz ve sivrisinek kanadindan daha güçsüz olduklari halde geçici olarak ellerinde bulunan ihtisama imrenmek, eger bütün bunlar, böylesine yürekten taraftar olmaktan ileri gelmiyorsa, bunlar hakkinda ne demeli, istenen de...


Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:



«— insan dostunun dinindendir. Buna göre herkes kimleri dost edindigine iyi baksin.»


Rivayet olunur ki Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyurmustur:


«— Iyi bir sohbet arkadasi misk saticisi gibidir, sana misk vermese bile üzerine kokusu bulasir. Kötü bir sohbet arkadasi körük çekene benzer, tutusturdugu ates seni yakmasa bile üzerine dumani bulasir.»


Ulu Allah (C.C.) buyuruyor ki:


«— Allah'dan baskalarini dost edinenler, agdan yuva yapan örümcek gibidirler. Oysa ki, eger bilseler, hiç süphesiz örümcek yuvasi yuvalarin en çürügüdür»


(Ankebût Sûre-i Celilesl - 41)



Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:



«— Bir zengine zenginliginden- dolayi saygi gösteren kimse dininin üçte birini kaybetmistir.»



Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:


«— Fâsik övüldügü zaman Allah (C.C) gadaba gelir ve bu yüzden Ars titrer.»



Ulu Allah (C.C) buyuruyor ki:



"O gün biz herkesi teker teker imami ile çagirinz. Kitabi sagdan verilenler yok mu? Onlar kitablarini okurlar ve en ufak bir haksizliga ugratilmadiklarini görürler»

  Dua saati:106. Ey her zaman güzellikler izhar edip çirkinlikleri örten ve en çirkin görünen şeyleri dahî izâfî güzelliklerle bezeyen Güzeller Güzeli! Basar ve basiretimin önündeki günah ve is-yan perdelerini kaldır; doğruları görmeme ve eşyanın haki-katını bilmeme mani olan bütün engelleri def’et.. şu dünya hayatında, gönlümü güzellik duygularıyla mamur kıl.. bana her zaman güzel kalmanın yollarını göster.. ve beni yeniden diriltileceğim mahşer gününde rezil rüsvâ eyleme!

10 Haziran 2022 Cuma

 Bakara 139:

  •  De ki:' Allah(cc) sizin de rabbiniz, bizim de rabbimiz olduğu halde, O'nun hakkında bizimle tartışmaya mı giriyorsunuz? Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınız da sizedir. Biz O'na muhlis kulları olarak gönülden bağlandık'.

9 Haziran 2022 Perşembe

 Bakara 137-138:

  •  Eğer onlar sizin inandığınız gibi inanırlarsa, işte asıl o zaman doğru yola girmişlerdir, yok eğer bundan kaçınırlarsa, o zaman ayrımcılık çıkarıp sapan onlar olurlar. Onlara karşı size Allah(cc) yeter. Zira O' dur herşeyi işiten ve bilen. (De ki): 'Allah(cc)'ın vurduğu boya!, Kim Allah(cc)'tan daha güzel boya vurabilir ki?. İşte biz, bunun için yanlız O'na kulluk ederiz'.

8 Haziran 2022 Çarşamba

 Bakara 136:

  •  Deyin ki:' Biz Allah(cc)'a, bize indirilene, İbrahim(as), İsmail(as), İshak(as), Yakup(as) ve onların soyundan gelenlere indirilene, Musa(as) ve İsa(as)'ya verilene ve bütün diğer peygamberlere Rab'lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerlerinden ayırt etmeyiz. Biz Allah(cc)'a teslim olmuş kimseleriz'.
    (
    "We do not discriminate against any of them" means that we believe in all the Prophets of Allah and reject none. It is obvious that all the Prophets who came from Allah brought the same Truth and invited the people to the same Guidance and Right Way. Hence anyone who follows the Truth must accept all the Prophets. Those who accept one Prophet and reject the other really reject even the one whom they profess to accept. Had they followed the universal Guidance taught by Moses, Jesus and other Prophets, they could not have rejected any other Prophet (i.e. Muhammad, Allah's peace be upon him). As a matter of fact, they were not following the teachings of any Prophet, but merely professing to accept their own Prophets just because their fathers did so. Thus their real religion was prejudice, race-worship and blind imitation of their forefathers. ET

    )

7 Haziran 2022 Salı

 Bakara 135:

  • Bir de :' Yahudileşin  veya hristiyanlaşın ki, doğru yolu bulasınız' dediler. De ki:' Biz, hanif olan İbrahim(as)'ın dinine uyarız.O, Allah(cc) şirk koşanlardan değildi'.
    (
     Zımnen:  Onlar Tevrat ve İncil'e,  Hz.  Musa  ve Hz.  İsa'yı  gönderen Allah'a  çağırmak yerine kendilerine   çağırdılar.   Burada   "Yahudileşin"   ya da "Hıristiyanlaşın" biçiminde çevirdiğimiz kelimeleri   "Yahudi  olun"   ya  da   "Hıristiyan   olun"  şeklinde  çevirmek  de  mümkündür.  Lâ­kin bu tür bir çeviri âyetin amacına uygun düş­memektedir.  Çünkü  1)  Onlar  burada  Müslü­manları  Tevrat'a  ya  da  incil'e  imana  davet  et­mediler,-  zaten  Tevrat'a  ve  İncil'e  iman  etmek  Müslüman  olmanın  şartlarından biridir.  2)  Hz.  Musa ve Hz.  İsa'ya inanmaya  da  davet  etmedi­ler,-  çünkü  Musa  ve  İsa  Kur'an'ın  tasdik  ettiği  ve  Müslümanların  iman  ettiği  iki  peygamber­dir.  Onları inkâr eden de Müslüman olamaz.  3)  Kitap  ehli  söz  konusu  çağrıyı  Hz.  Musa ve Hz. İsa'ya  tabi  olmaya  da  yapmamaktadır.  Çünkü,  Kur'an  zaten  Hz.  Peygamber'i  onların  yoluna  uymaya  çağırmıştır  (73/En'âm:  90).  İşte  bütün  bunlardan  dolayı  Yahudilerin  ve  Hıristiyanla­rın çağrısı bir kitaba,  bir şeriata,  bir peygambe­re  değil  "yahudileşmeye"  ve  "hıristiyanlaşma­ya"  çağrıdır.  Fâtiha'nın  diliyle:  "gazaba  uğra­yanların"  ya  da  "sapıtanların"  yoluna  çağrı.  MI

    In order to understand the true significance of this answer, two things should be kept in mind.

    (1) Judaism and Christianity were born long after the death of Abraham. Judaism, with its special rituals, peculiar regulations, etc., took its birth and name some tour hundred years before Christ. As to "Christianity", it took its name and adopted its special creed and form long after the recall of Jesus. Thus it is clear that their claim that one must become a Jew or a Christian in order to obtain guidance was historically untenable. For in that case, Abraham, Jesus and all the other Prophets and all the good people who had passed away long before the birth of Judaism and Christianity could not be counted among the right-guided persons for the simple reason that these "religions" did not exist at the time they lived. Thus, it was obvious that the Jews and Christians could not say that these Prophets were not right-guided, nor could they claim that they followed Judaism or Christianity. As a corollary to this, true Guidance did not, even according to them, consist of the particular features which divided them into two distinct religions, but it was that eternal universal way which has been shown by all the Messengers of Allah and which has always been followed by the good people of all ages.

    (2) It also meant to warn the Jews and the Christians that both practised shirk and had, therefore, swerved from the way of Abraham, who did not associate any other object with Allah in his worship, his reverence, his submission and his obedience to Him. They could not deny this because their own Scriptures bore testimony to it.  ET

    )

6 Haziran 2022 Pazartesi

 Bakara 130-134:

  •  Kişiliksiz tipler hariç, kim İbrahim(as)'ın inanç sisteminden yüz çevirebilir ki? Biz onu dünyada seçkin kıldık, ahirette ise kesinlikle salih kullarımız arasında olacaktır. Rabbi ona :'Teslim ol' dediğinde, o da:' Bütün alemlerin Rabbine teslim oldum' dedi. İşte ibrahim(as) oğullarına bu dini tavsiye etti. Yakub(as) da öyle yaptı:' Evlatlarım!, Bakın, Allah(cc) size en saf ve temiz inancı bahşetti. Öyleyse O'na teslim olmadan ölümün sizi alt etmesine izin vermeyin' dedi. Evet, siz , ey İsrailoğulları, Yakub(as)'un son nefesini vermeye yaklaşırken oğullarına :' Ben gittikten sonra siz kime kulluk edeceksiniz?'  diye seslendiğine şahitsiniz. Onlar da:' Senin tanrına, ataların İbrahim(as), İsmail(as) ve İshak(as)'ın tanrısına, O tek tanrıya kulluk edecek ve O'na teslim olacağız' demediler mi? Şimdi o toplumlar gelip geçtiler, onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız da size, ve siz onların yaptıklarından dolayı yargılanacak değilsiniz!.

5 Haziran 2022 Pazar

 Bakara 127-129:

  •  Yine bir zamanlar İbrahim(as) ve İsmail(as), Mabed'in temellerini yükseltirken (يَرْفَعُ) şöyle dua ettiler:' Ey Rabbimiz, bunu kabul et, Sensin herşeyi bilen, herşeyin duyan. Ey Rabbimiz, bizi sana teslim olanlardan kıl, bizim soyumuzdan sana teslim olacak topluluklar çıkar, Bize ibadet yollarını göster ve tevbemizi kabul et. Şüphesiz yanlız sensin tevbeleri kabul eden, rahmet dağıtan. Ey Rabbimiz, soyumuzdan senin mesajlarını iletecek, vahyi ve hikmeti öğretecek ve onları geliştirip onlardaki potansiyeli ortaya çıkaracak(وَيُزَكِّيهِمْ) bir elçi çıkar. Çünkü sensin yanlız kudret ve hikmet sahibi'. 
    (
    “Bizim  soyumuzdan”  ifadesi,  Hz.  İbrahim'in,  ilk  oğlu  olan  Hz.  İsmail'e  işaret eder ve bu işaret Hz. İsmail'in soyundan gelen Peygamber Muhammed'e (s) do­laylı bir atıftır.ESED
    Ve iz yuessisu (tesis  ederken) yerine yerfe'u (
    يَرْفَعُ) gelmesi,  Hz.  İbrahim'in Kabe'nin ilk banisi  de­ğil,  ihya  edicisi  olduğunu  gösterir.  O,  yıkılanı  yeniden yükseltmiştir .MI

    https://teheccutzamani.blogspot.com/2022/06/blog-post_21.html

    Z-K-W ز ک و
    زَکَاالْمَالُ وَالزَّرْعُ “ ” (zaka al-maal az-zar’o), “ يَزْکُوْ ” (yazku), “ زُکُوّ اً ” (zukuwwa), “ ازَْکیٰ ” (azka): for crops or animals to grow, to develop, to increase, to prosper.
    اَزْکیٰ لٰلهُّ الْمَالَ وَزَّکَاه “ ” (azka allahu-lmala wazzakkahu): Allah gave prosperity and multiplied wealth.
    زَکَا الرَّجُلُ يَزْکُوْ “ ” (zakar rajuluh yazku): someone prospered and his abilities developed. His life became happier, rich and blossomed in all respects.. {Taj-ul-Uroos and Ibn Qateebah, Al-qartain. Vol. I page 62}
    Therefore, the basic meanings of “ زَکَ ” (zaka) are to develop, propsper, grow and blossom in all respects.
    Raghib has stated this verse to prefer this meaning:
    18:19 …find out which is the best food and bring some that
    satisfy your appetite … فَلْيَنْظُرْ اَيهََّا اَزْکیٰ طَعَام اً
    i.e. to select the food which has better overall nutritional value.
    الَزَّکٰوة “ُ ” (az-zakaat) means to develop, to grow, to increase, to blossom {T}. It may also mean purity, probably in order to let the trees grow properly you have to pare the branches, etc, but this is not its basic meaning. In the Quran itself, in the same verse “ اَزْکٰی ” (azka) and “ اطَہْرَُ ” (at-har) have been used
    separately in 2:232. Here “ اطَہْرَُ ” (at-har) is for purity and “ اَزْکٰی ” (azka) for development. Purity is a negative virtue, i.e to stay away from impurities, but “ زکوٰة ” (zakat) is a positive virtue, that is to blossom, to grow, to increase, to progress, to realize potentials, etc.
    Muheet writes with reference to Baizaai that the meaning of “ اَلزَّکِیَّ ” (azikki) is to grow with a view to enhance all around abilities, one who develops his potentials from one stage of life to later part of life.
    There is an implicit element of self-development and continuous evolvement in this term.
    اَرْض زَکِيَّۃ “ ” (ardun zakiyyah): lush green pasture which is very fertile and has abundant potential for
    growth.
    ازَْکیٰ “ ” (azka) means very beneficial {M, F}.
    زَکَ اً“ ” (zaka) means the figure which is a pair {M, F}

    The Quran refers to the following term repeatedly in many places e.g. (2:83, 2:177):

    Establish Salah and provide Zakaah اَقِيْمُوْ الصَّلٰوةَ وَ اَتوُْا لزکَّوٰة

    Indeed these are the two basic pillars of the Quranic System which lay the foundations. For the detailed meaning of this term, see heading (Sd-L-W). You will find that its meaning is to establish a Quranic social order within the defined permanent values so that the individuals living within the society have the QES-Norway Lughat-ul-Quran All Volumes Page 277 of 419
    option to attain the aim of defined and explained self-development. The question is what then is the purpose of establishing such a social order? The aim is to “ ايتائ زکوٰة ” (eetayi zakat) i.e. to provide selfdevelopment.
    In other words, to provide the opportunity and environment to the mankind with requisite means for their individual and collective growth and development. This development and growth include both aspects: the nurturing of man’s corporeal being and the development of his Self (personality). ET

    )

4 Haziran 2022 Cumartesi

 Bakara 126:

  •  Hani İbrahim(as) şöyle dua etmişti:' Rabbim!, burayı emin bir bölge kıl. Onun sakinlerinden Allah(cc)'a ve ahiret gününe inananları türlü rızıklarla rızıklandır'. Allah(cc) ta:' Her kim hakikatı inkar etse bile, onun kısa bir süre zek ü sefa içinde yaşamasına izin veririm. Ama sonunda onun varacağı yer ateş azabıdır ki ne kötü bir duraktır o' buyurdu.
    (
     Hz.  İbrahim  duasında  dünyevi rızkı yalnız Allah'a  ve  âhirete  iman  edenler,  bir  başka  ifa­deyle  "tevhid ve adalete"  tabi olanlar için iste­mişti. Allah,  onun bu düşüncesinin ilâhî kanu­na  uygun  olmadığını,  rızkın  dünyada mü'min-kâfir  demeden tüm insanlara verileceğini  ifade  ederek  onu  tashih etti.MI

    )

3 Haziran 2022 Cuma

 Bakara 125:

  •  Yine bir zamanlar Biz Mabed'i insanların tekrar tekrar yöneleceği bir hedef ve kutsal bir sığınak yapmıştık. Öyleyse, İbrahim(as) için belirlenen yeri ibadet mahalli edinin. Nitekim, Biz İbrahim(as) ve İsmail(as)'e :'Mabed'imi onu tavaf edecekler için , onun yakınında tefekküre dalacaklar için , ve namazda rüku ve secde edecekler için temiz tutun' buyurmuştuk. 
    (
     Burada  kasdedilen  Mâbed (el-beyt)  -kelime  anlamıyla,  “[İbadet]  Ev(i)”-   Mek­ke'de bulunan Kâbe'dir.  Kur’an'ın başka yerlerinde  ondan “Eski Mâbed” (el-bey-tu'l-'atîk)  ve  sık  sık  da  “Dokunulmaz/Kutsal  İbadet  Evi” (el-mescidu'l-harâm)olarak  söz  edilmiştir.  Kâbe'nin  prototipinin  Hz.  İbrahim  tarafından  Tek  Allah'a adanan  ilk Mâbed  olarak  (bkz.  3:96)  inşa  edilmiş  olduğu  ve  bu  nedenle  bütün Müslümanlar  için  bir kıble ve  yıllık  olarak tekrarlanan hactiın  hedefi olarak  se­çildiği  rivayet  edilir.  Ayrıca  İslam  öncesi  dönemlerde  bile  Kâbe'nin,  kişiliği  ile her  zaman Arap  düşüncesinin  ön  saflarında  yer  almış  olan  Hz.  İbrahim'in  hatı­rası  ile  özdeşleşmiş  olduğu  kaydedilmektedir.  Çok  eski Arap  geleneklerine  gö­re, Hz. İbrahim'in  Sâra'yı teskin etmek için Mısırlı cariyesi Hâcer'i ve ondan olan çocuğu  Hz.  İsmail'i  Kenan'dan  getirdikten  sonra  bıraktığı  yer,  işte  sonradan Mekke  olarak  bilinen  bu  yerdi.  Deve  sırtındaki  bir  bedevi  için  (ki  Hz.  İbrahim de  onlardan biri  idi)  yirmi veya  hatta  otuz günlük  bir yolculuğun hiçbir  zaman olağan  dışı  bir  şey  olmadığı  gözönüne  alınırsa  bu  imkansız  değildir.  Tevrat'ta (Tekvîn  xii,  14)  Hz.  İbrahim'in  Hâcer'i  ve  Hz.  İsmail'i  terk  ettiği  yerin  “Birşebe kırları”  (yani,  Filistin'in  en  güney  ucu)  olduğu  şeklindeki  ifade,  ilk  bakışta Kur’an'daki bilgi ile çelişmektedir. Ancak,  eski kentli Yahudiler için “Birşebe kır­ları”  teriminin Filistin'in güneyindeki  Hicaz  da  dahil  bütün  çöl  alanlannı  kapsa­dığını  gözönüne  alırsak  bu  zahirî  çelişki  ortadan  kalkar.  Hâcer  ve  Hz.  İsmail, terk edildikleri yerde  şimdi Zemzem Kuyusu olarak bilinen su kaynağını keşfet­tikten sonra daimi olarak oraya yerleştiler.  Güney Arabistan'ın (Kahtanî) Curhum kabilesine  mensup bir bedevî aileler grubunun zamanla oraya yerleşmesini teş­vik  eden,  belki  de  bu  su  kaynağı  olmuştu.  Hz.  İsmail,  sonradan  bu  kabileye mensup bir kızla  evlendi ve  böylece muşta ‘ribe (“Araplaşmış”)  kabilelerin  atası oldu — onlar İbranî bir baba  ile  Kahtanî bir anneden  gelmeleri  sebebiyle  böyle adlandırıldılar.  Hz.  İbrahim'e gelince,  onun Hâcer'i ve Hz.  İsmail'i sık sık ziyaret ettiği rivayet edilmiştir.  İşte bu  peryodik ziyaretlerinden birinde Hz.  İsmail'in de yardımıyla  Kâbe'nin  ilk  binasını  inşa  etmişti.  (İbrahimî  geleneğin  daha  detaylı açıklamaları  için  bkz.  Sahîh-i  Buhârî'nin Kitâbu'l-İlnii,  Taberî'nin Tarîhu'l-Ümenii,  İbni  Sa‘d,  İbni  Hişâm,  Mes'ûdî'nin Murûcu'z-Zebebi,  Yâkût'un Mu'ce-mu'l-Buldâriı ve  diğer  ilk  dönem Müslüman tarihçiler).ESED
    )

2 Haziran 2022 Perşembe

 Bakara 124:

  •  Ve şunu hatırlayın, Rabbi , İbrahim(as)'ı buyrukları ile bir takım cenderelerden geçirdikten(ابْتَلَى) sonra İbrahim(as)' da bunları yerine getirince, ona :' Seni insanlara önder yapacağım' dedi. İbrahim(as):' Benim neslimden de çıkar!'. Allah(cc):' Sözüm (senin neslinden de olsa da) zalimler için asla geçerli değildir'.
    (
     Klasik müfessirler, bu buyrukların (kelimât,  lafzî anlamı  “kelimeler”) neler olduk­ları konusunda birçok spekülasyona başvurmuşlardır.  Ancak  Kur’an onları  belir­lemediği  için,  burada  kasdedilenin,  sadece  Hz.  İbrahim'in  Allah'tan  aldığı  her buyruğa  tam bir teslimiyet  içinde uyması  olduğunu  kabul  etmek  zorundayız.ESED

    Bu  âyetin  ilk  muhatabı  olan  Hz.  Peygam­ber  için  taşıdığı  mâna  elbette  çok  farklıdır.  Maddede ve  mânada  atası  olan Hz.  İbrahim'in  adım  adım  izini  takip  eden  Rasulullah,  Mek­ke'de  çektiği  sıkıntı ve  ödediği ağır bedelin  ar­dından  tıpkı  İbrahim  gibi  insanlığa  önder  ve  örnek  seçilmiştir.  İlginçtir  ki  Kur'an'da  yal­nızca  iki  insan  için  "güzel  örnek"  ifadesi  yer  alır:  Biri  Hz.  İbrahim,  diğeri  de  Hz.  Muhammed'dir  (109/Mumtehane:  4;  106/Ahzab:  21).  MI


    )

1 Haziran 2022 Çarşamba

 Bakara 122-123:

  •  Ey israiloğulları!, size verdiğim nimetleri ve bir zamanlar sizi cümle aleme üstün kılmış olduğumu hatırlayın. Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse kimsenin cezasını çekemez, kimseden fidye kabul edilmez, hiç kimseye kimsenin şefaati fayda etmez, hiç kimse de bir taraftan yardım  görmez.