Bakara 125:
- Yine bir zamanlar Biz Mabed'i insanların tekrar tekrar yöneleceği bir hedef ve kutsal bir sığınak yapmıştık. Öyleyse, İbrahim(as) için belirlenen yeri ibadet mahalli edinin. Nitekim, Biz İbrahim(as) ve İsmail(as)'e :'Mabed'imi onu tavaf edecekler için , onun yakınında tefekküre dalacaklar için , ve namazda rüku ve secde edecekler için temiz tutun' buyurmuştuk.
(
Burada kasdedilen Mâbed (el-beyt) -kelime anlamıyla, “[İbadet] Ev(i)”- Mekke'de bulunan Kâbe'dir. Kur’an'ın başka yerlerinde ondan “Eski Mâbed” (el-bey-tu'l-'atîk) ve sık sık da “Dokunulmaz/Kutsal İbadet Evi” (el-mescidu'l-harâm)olarak söz edilmiştir. Kâbe'nin prototipinin Hz. İbrahim tarafından Tek Allah'a adanan ilk Mâbed olarak (bkz. 3:96) inşa edilmiş olduğu ve bu nedenle bütün Müslümanlar için bir kıble ve yıllık olarak tekrarlanan hactiın hedefi olarak seçildiği rivayet edilir. Ayrıca İslam öncesi dönemlerde bile Kâbe'nin, kişiliği ile her zaman Arap düşüncesinin ön saflarında yer almış olan Hz. İbrahim'in hatırası ile özdeşleşmiş olduğu kaydedilmektedir. Çok eski Arap geleneklerine göre, Hz. İbrahim'in Sâra'yı teskin etmek için Mısırlı cariyesi Hâcer'i ve ondan olan çocuğu Hz. İsmail'i Kenan'dan getirdikten sonra bıraktığı yer, işte sonradan Mekke olarak bilinen bu yerdi. Deve sırtındaki bir bedevi için (ki Hz. İbrahim de onlardan biri idi) yirmi veya hatta otuz günlük bir yolculuğun hiçbir zaman olağan dışı bir şey olmadığı gözönüne alınırsa bu imkansız değildir. Tevrat'ta (Tekvîn xii, 14) Hz. İbrahim'in Hâcer'i ve Hz. İsmail'i terk ettiği yerin “Birşebe kırları” (yani, Filistin'in en güney ucu) olduğu şeklindeki ifade, ilk bakışta Kur’an'daki bilgi ile çelişmektedir. Ancak, eski kentli Yahudiler için “Birşebe kırları” teriminin Filistin'in güneyindeki Hicaz da dahil bütün çöl alanlannı kapsadığını gözönüne alırsak bu zahirî çelişki ortadan kalkar. Hâcer ve Hz. İsmail, terk edildikleri yerde şimdi Zemzem Kuyusu olarak bilinen su kaynağını keşfettikten sonra daimi olarak oraya yerleştiler. Güney Arabistan'ın (Kahtanî) Curhum kabilesine mensup bir bedevî aileler grubunun zamanla oraya yerleşmesini teşvik eden, belki de bu su kaynağı olmuştu. Hz. İsmail, sonradan bu kabileye mensup bir kızla evlendi ve böylece muşta ‘ribe (“Araplaşmış”) kabilelerin atası oldu — onlar İbranî bir baba ile Kahtanî bir anneden gelmeleri sebebiyle böyle adlandırıldılar. Hz. İbrahim'e gelince, onun Hâcer'i ve Hz. İsmail'i sık sık ziyaret ettiği rivayet edilmiştir. İşte bu peryodik ziyaretlerinden birinde Hz. İsmail'in de yardımıyla Kâbe'nin ilk binasını inşa etmişti. (İbrahimî geleneğin daha detaylı açıklamaları için bkz. Sahîh-i Buhârî'nin Kitâbu'l-İlnii, Taberî'nin Tarîhu'l-Ümenii, İbni Sa‘d, İbni Hişâm, Mes'ûdî'nin Murûcu'z-Zebebi, Yâkût'un Mu'ce-mu'l-Buldâriı ve diğer ilk dönem Müslüman tarihçiler).ESED
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder