3 Haziran 2022 Cuma

 Bakara 125:

  •  Yine bir zamanlar Biz Mabed'i insanların tekrar tekrar yöneleceği bir hedef ve kutsal bir sığınak yapmıştık. Öyleyse, İbrahim(as) için belirlenen yeri ibadet mahalli edinin. Nitekim, Biz İbrahim(as) ve İsmail(as)'e :'Mabed'imi onu tavaf edecekler için , onun yakınında tefekküre dalacaklar için , ve namazda rüku ve secde edecekler için temiz tutun' buyurmuştuk. 
    (
     Burada  kasdedilen  Mâbed (el-beyt)  -kelime  anlamıyla,  “[İbadet]  Ev(i)”-   Mek­ke'de bulunan Kâbe'dir.  Kur’an'ın başka yerlerinde  ondan “Eski Mâbed” (el-bey-tu'l-'atîk)  ve  sık  sık  da  “Dokunulmaz/Kutsal  İbadet  Evi” (el-mescidu'l-harâm)olarak  söz  edilmiştir.  Kâbe'nin  prototipinin  Hz.  İbrahim  tarafından  Tek  Allah'a adanan  ilk Mâbed  olarak  (bkz.  3:96)  inşa  edilmiş  olduğu  ve  bu  nedenle  bütün Müslümanlar  için  bir kıble ve  yıllık  olarak tekrarlanan hactiın  hedefi olarak  se­çildiği  rivayet  edilir.  Ayrıca  İslam  öncesi  dönemlerde  bile  Kâbe'nin,  kişiliği  ile her  zaman Arap  düşüncesinin  ön  saflarında  yer  almış  olan  Hz.  İbrahim'in  hatı­rası  ile  özdeşleşmiş  olduğu  kaydedilmektedir.  Çok  eski Arap  geleneklerine  gö­re, Hz. İbrahim'in  Sâra'yı teskin etmek için Mısırlı cariyesi Hâcer'i ve ondan olan çocuğu  Hz.  İsmail'i  Kenan'dan  getirdikten  sonra  bıraktığı  yer,  işte  sonradan Mekke  olarak  bilinen  bu  yerdi.  Deve  sırtındaki  bir  bedevi  için  (ki  Hz.  İbrahim de  onlardan biri  idi)  yirmi veya  hatta  otuz günlük  bir yolculuğun hiçbir  zaman olağan  dışı  bir  şey  olmadığı  gözönüne  alınırsa  bu  imkansız  değildir.  Tevrat'ta (Tekvîn  xii,  14)  Hz.  İbrahim'in  Hâcer'i  ve  Hz.  İsmail'i  terk  ettiği  yerin  “Birşebe kırları”  (yani,  Filistin'in  en  güney  ucu)  olduğu  şeklindeki  ifade,  ilk  bakışta Kur’an'daki bilgi ile çelişmektedir. Ancak,  eski kentli Yahudiler için “Birşebe kır­ları”  teriminin Filistin'in güneyindeki  Hicaz  da  dahil  bütün  çöl  alanlannı  kapsa­dığını  gözönüne  alırsak  bu  zahirî  çelişki  ortadan  kalkar.  Hâcer  ve  Hz.  İsmail, terk edildikleri yerde  şimdi Zemzem Kuyusu olarak bilinen su kaynağını keşfet­tikten sonra daimi olarak oraya yerleştiler.  Güney Arabistan'ın (Kahtanî) Curhum kabilesine  mensup bir bedevî aileler grubunun zamanla oraya yerleşmesini teş­vik  eden,  belki  de  bu  su  kaynağı  olmuştu.  Hz.  İsmail,  sonradan  bu  kabileye mensup bir kızla  evlendi ve  böylece muşta ‘ribe (“Araplaşmış”)  kabilelerin  atası oldu — onlar İbranî bir baba  ile  Kahtanî bir anneden  gelmeleri  sebebiyle  böyle adlandırıldılar.  Hz.  İbrahim'e gelince,  onun Hâcer'i ve Hz.  İsmail'i sık sık ziyaret ettiği rivayet edilmiştir.  İşte bu  peryodik ziyaretlerinden birinde Hz.  İsmail'in de yardımıyla  Kâbe'nin  ilk  binasını  inşa  etmişti.  (İbrahimî  geleneğin  daha  detaylı açıklamaları  için  bkz.  Sahîh-i  Buhârî'nin Kitâbu'l-İlnii,  Taberî'nin Tarîhu'l-Ümenii,  İbni  Sa‘d,  İbni  Hişâm,  Mes'ûdî'nin Murûcu'z-Zebebi,  Yâkût'un Mu'ce-mu'l-Buldâriı ve  diğer  ilk  dönem Müslüman tarihçiler).ESED
    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder