- Bir de:' Şimdi biz kemik yığını haline dönüşüp, toza toprağa karıştıktan sonra, yeniden yaratılacağız, öyle mi?' diyorlar.
De ki:' İster taşa dönüşün, ister demire, hatta yeniden yaratılmanız aklınızca imkansız başka bir maddeye! (farketmez, yine de yeniden diriltileceksiniz!)'.
Bu defa da:' İyi de!, bizi kim diriltecekmiş böyle!' derler se, de ki:' Sizi ta başta kim yaratmışsa, O!'
Bu sefer güya hayret etmiş gibi kinayeli bir şekilde başlarını sallayacak ve :' Peki, ne zaman olacakmış bu?' diye soracaklar.
De ki:' Belki de pek yakında!'.
( Bir eser varsa muhakkak onun bir yaratıcısı/müellifi vardır düsturunu kabullenmek zorunda kalan, dolayısıyla Allah(cc)'ı kabullenen bazı akılların, ikinci zorlandıkları adım; yeniden yaratılma. Sürekli örnekleri görülen bu tür tiplerin çıkmazı hep söyleye geldikleri:' yaratıldık, yaşadık, öldük, ne gerek var sorgu/suale, yeniden yaratılmaya, cennet, cehenneme! bunlar benim aklıma uymuyor, bunları insanlar sonradan uydurmuş!' diyerek sorumluluktan ve dünyaya asıl geliş amacı olan imtahan (ve dolayısıyla da Allah(cc)'a karşı sorumluluk) bilincinden kurtulmak, o düşünceyi kafalarından atmak ve bir bakıma kendi kendilerini ikna ederek bu sorumluluktan , güya, sıyrılmak, en azından kafalarından atarak rahatlamak!. Daha dün bu dialog'u yaşadım.)
18 Aralık 2019 Çarşamba
Çalışma 49-51:
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder