Zariyat 24-27:
- İbrahim(as)'ın o seçkin misafirleriyle ilgili kıssayı hiç duydun mu? Hani bir gün evindeyken yanına gelmişler ve selam vermişlerdi, o da selamlarını almıştı. Ve kendi kendine :' Bunlar tanınmadık kimseler(قَوْمٌ مُّنكَرُونَ)' diye düşünmüştü. Beklemeden ailesinin yanına geçti ve semiz bir kızartılmış buzağı getirdi ve :'Yemez misiniz?' diyerek önlerine koydu.
(
قَوْمٌ مُّنكَرُونَ için bir çok tefsirde benzer çeviriler yapılmıştır. Ama, İbrahim(as)'ın kendisine gelenlerin melek olduğunu anlamamış olması biraz tuhaf gibi. n-k-r kökünün anlamlarına bakıldığında, sanki türkçede :' Hayırdır inşallah! Beklenmedik misafir! Bu saatte neden geldiler acaba?' der gibi bir deyim gibi görünüyor.
“ٌرْکُن” (nukroon): a thing which is not of good tiding, that which the heart does not accept, that which is displeasing {Ibn Faris}.This word has appeared against “ٌحَرَف” (farahoon) which means “happiness” (13:36).
It also means “the punishment for going against the truth” i.e. destruction.“ِرْيِکَن” (nakeer) also means “to change something which seems bad” {T}.
The concept that “ٌفْرُوْعَم” (maroof) means “all those things and deeds which are natural” and “ٌرَکْنُم” (munkar) are “all those things which are unnatural” is not a Quranic concept.
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder