8 Mayıs 2021 Cumartesi

 Kehf 62-65:

  •  Kararlaştırdıkları yeri farkına varmadan geçip bir müddet gittikten sonra, Musa(as) arkadaşına :' Azığımızı çıkar istersen, bu yolculuk baya yordu bizi' dedi. Arkadaşı :' Bak şu işe, hani o yanında dinlendiğimiz kaya vardı ya, işte orada balığı unutmuşum,bunu bana söylemeyi unutturan da şeytan dan başkası olamaz, balık ta şaşırtıcı bir şekilde yol bulup gözden kaybolmuş' dedi. Musa(as) (heyecanla) :' işte aradığımız yer tam da orasıydı' dedi. Ve izleri üzere hemen geri döndüler. Ve orada, katımızdan büyük bir rahmet olarak (özel) bir bilgiyle donattığımız kullarımızdan biriyle karşılaştılar.
    (
     'Abden  min  'ibâdinâ'mn  tam  karşılığı  "kul­larımızdan  bir kul"  dur.  Bu  İslâm  rivayet  gele­neğinde  "Hızır"  (yeşil  adam)  adıyla  ünlenmiş-tir.  O  ve  tüm  diğer  ölümsüzlük  iddiaları  "Biz,  senden önce yaşamış hiçbir insana ölümsüzlük bahşetmedik"  (79/Enbiya: 34) âyeti ışığında de-ğerlendirilmeUdir.  Kuşeyri  bunun  varlık  evre­ninde  çok  özel  bir  tür  olduğu  yolunda  yorum  yapar  [Letâifu'l-lşâıât).   'Abd  Kur'an'da  cinler  (87/Zâriyât:  56),  melekler  (83/Zuhruf:   19),  da­hası  diğer tüm varlıklar için (56/A'râf:  194)  kul­lanılır.  Maverdî  bu  "kul"un  melek  olduğu  yo­rumunu  yapar  [En-Nüket  ve'l-'Uyun,   Beyrut,   ty.,  m, 325).  Râzî onun nebi değil veli olduğunu savunur. İbnu'l-Cevzî,  İbn Kayyım ve Ah el-Ka-rî,  Hızır'ın  yaşadığına  dair  rivayetlerin  tümü­nün  uydurma   olduğunu   söylerler.   Endülüslü   alim  İbn  Hazm  (ö.  456  h),  kitap  ehlinin  dinî  kaynakları  konusunda,  özellikle  de  Yahudilik  ve   Tevrat   konusunda   kadim   İslâm   alimleri   içinde  konuya  en  çok  vakıf  olanlardan  biridir.  Bu  vukufiyeti,  zamanında  Yahudiler  arasmda  cari  olan  üç  ayrı  Tevrat  nüshasmm  karşılaştır­malı  tenkidini  yapacak  kadar  derindir.  Ünlü  eseri  el-Fisal'm  bir  cildinin  neredeyse  tamamı­nı bu konuya ayırmışır.  İşte alanında böylesine uzman  olan İbn Hazm bu  konuda  şu hükümde bulunur:  "Mehdilik  de,  Hızır  telakkisi  de  Ya­hudi  kökenlidir.  Hızır ve İlyas'm bugüne  kadar  yaşadığı  varsayımı  Yahudi  telakkilerine  daya-69  (Musa)  "İnşaallah beni dirençli biri  ola­rak  bulacaksın!"  dedi  ve  ekledi:  "Ben  se­nin  hiçbir  emrine  karşı  gelmeyeceğim."  70  O "Tamam"  dedi;  "eğer beni izleyecek-sen,  olan  bitenler  hakkında  seni  bilgilen-dirinceye  kadar  bana  hiçbir  şey  sorma!"  71   Birlikte  yola  koyuldular   (ve)  nihayet  bir  gemiye  bindiler.  O,  gemide  bir  delik  açtı.75  (Musa)  dedi  ki:  "Yolcuları  boğmak  için  mi  onu  deldin?  Doğrusu,  çok  tehli­keli  bir  şey  yaptın!"  72  O  dedi  ki:  "Ben  sana  dememiş miydim 'Sen benimle  birlikteliğe  sabredemezsin!'  nır"  [el-Fisal  IV,  180).  Hızır'ın  yaşayıp  ölmüş  biri  olduğunu  söyleyenler arasmda Buhârî,  Ebu  Hayyan,  Ibnu'l-Cevzî,  İbn Teymiyye,  el-Müna-vî,  Süyûtî  gibi isimler  sayılabilir  (1.  Çelebi,  Dİ-A,  Hızır md.,  XVII,  407).  Kıssanın  ana fikri  şu­dur: mutlak gayba ancak Allah muttali olur. Bu hakikat,  hassaten müphem  bir bilge  kul  ağzın­dan  verilmiştir.  Bu  kıssa  adeta  Bakara  216'nın  bir tefsiri gibidir.  Eşya ve olayların sadece görü­nen dış yüzüne bakmak insanı yanıltabilir. Me­sela  bilge  kulun  ilerde  aktarılan  üç  fiiline  tek  boyutlu  yüzeysel  bir  bakış  sahibi,   eğer  onun  "gıybetini"  ederse,  sonuç  şöyle  olur:  O,  ilk  ey­leminden  dolayı  "çocuk  katili"  olarak,  ikinci  eyleminden   dolayı   kadir-kıymet   bilmez   bir   mütecaviz  olarak  ve  üçüncü  eyleminden  dola­yı  dostu  düşmandan  ayıramaz  bir hamakat  sa­hibi   olarak   anılacaktır.   Kıssa-meselin   tümü,   muhatabı  tek  boyutlu  bakışaçısının  zararlı  so­nuçlarından  sakmdırmayı  amaçlar.  Mİ.

    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder