Nisa 136-137:
- Ey iman edenler, Allah(cc)'a, Resul'une, Resul'une indirilmiş olan kitab'a ve daha önce indirilmiş olan kitapların (tahrif edilmemiş olan asıllarına) iman ediniz. Kim Allah(cc)'ı , meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse, derin bir sapıklık içine düşmüştür. İman edip sonra inkara yönelen, sonra tekrar iman eden ve ardından inkara saplanan ve en sonunda saplandığı inkara tümüyle batanları Allah(cc) affedecek değildir ve onları doğru yola da iletmeyecektir.
(
Kur’ân, “yâ eyyühe’l-mü’minûn = ey mü’-minler” yerine, iman adına fiil ihtiva eden “yâ eyyühe’llezîne âmenû = ey iman etmiş bulunan-lar” veya “Ey iman edenler” ifadesini kullanmak-la, “iman ettik” diyerek iman ikrarında bulunan, iman ve İslâm dairesi içinde giren veya girmiş görünen herkesi muhatap almaktadır. Bu âyet-i kerimede bu ifadenin ardından yine iman etmeyi emretmekle de, imanın “iman ettik” sözünden, hattâ ikrarından ibaret olmadığını göstermekte-dir.İman, basit bir kabulden ibaret değildir. Nasıl tam yetişmiş ve meyvesini vermiş bir (hurma) ağacında çekirdeğinden meyveleri olan hurma-lara kadar; aynışekilde, güneşte yeryüzündeki her varlıkta yansıyan ısı ve ışık tecellilerinden kendisine kadar sayısız denebilecek mertebeler ve dereceler varsa, aynen bunun gibi imanın da, akılda basit ve icmalî bir kabul, kalbde basit ve icmalî bir tasdikten, hücrelere kadar vücudun her azasına, hayatın her ânına kadar yayılan, en âmî bir insanın imanından, en yüksek derecede Efendimiz Hz. Muhammed aleyhissalâtü vesse-lâm’ın imanına kadar ve her birinin yaşayışına yön veren dereceleri ve mertebeleri vardır. İşte, bu derece ve mertebelerin ilk basamağı, bu âyet-te sözü edilen esaslara inanmaktır; daha sonra, bu imanda sebat göstermek ve derinleşmek ge-lir. Nitekim Kur’ân’da “Ey iman edenler!” ifa-desinden sonra daha çok İlâhî emir ve yasaklar buyrulur ki, bunları yerine getirmek, hem iman etmiş olmanın gereğidir, hem de imanda takviye ve derinleşmenin yoludur. İman esasları, birbirini gerektirir. Bu bakım-dan, âyette Kader’in ayrıca zikredilmemesi, onun bütün şuûn, sıfat, isim ve fiilleriyle daha çok Al-lah’a iman ve Allah’ı gerektiği gibi tanıma esası-na dahil olmasından dolayıdır.AÜ
)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder