26 Mayıs 2023 Cuma

 Nisa 136-137:

  •  Ey iman edenler, Allah(cc)'a, Resul'une, Resul'une indirilmiş olan kitab'a ve daha önce indirilmiş olan kitapların (tahrif edilmemiş olan asıllarına) iman ediniz. Kim Allah(cc)'ı , meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkar ederse, derin bir sapıklık içine düşmüştür. İman edip sonra inkara yönelen, sonra tekrar iman eden ve ardından inkara saplanan ve en sonunda saplandığı inkara tümüyle batanları Allah(cc) affedecek değildir ve onları doğru yola da iletmeyecektir.
    (
     Kur’ân,  “yâ  eyyühe’l-mü’minûn  =  ey  mü’-minler”  yerine,  iman  adına  fiil  ihtiva  eden  “yâ eyyühe’llezîne âmenû = ey iman etmiş bulunan-lar” veya “Ey iman edenler” ifadesini kullanmak-la, “iman ettik” diyerek iman ikrarında bulunan, iman  ve  İslâm  dairesi  içinde  giren  veya  girmiş görünen herkesi muhatap almaktadır. Bu âyet-i kerimede bu ifadenin ardından yine iman etmeyi emretmekle  de,  imanın  “iman  ettik”  sözünden,  hattâ ikrarından ibaret olmadığını göstermekte-dir.İman, basit bir kabulden ibaret değildir. Nasıl tam  yetişmiş  ve  meyvesini  vermiş  bir  (hurma)  ağacında  çekirdeğinden  meyveleri  olan  hurma-lara  kadar;  aynışekilde,  güneşte  yeryüzündeki  her  varlıkta  yansıyan ısı  ve  ışık  tecellilerinden  kendisine  kadar  sayısız  denebilecek  mertebeler  ve dereceler varsa, aynen bunun gibi imanın da, akılda basit ve icmalî bir kabul, kalbde basit ve icmalî  bir  tasdikten,  hücrelere  kadar  vücudun  her azasına, hayatın her ânına kadar yayılan, en âmî bir insanın imanından, en yüksek derecede Efendimiz Hz. Muhammed aleyhissalâtü vesse-lâm’ın  imanına  kadar  ve  her  birinin  yaşayışına yön  veren  dereceleri  ve  mertebeleri  vardır. İşte, bu derece ve mertebelerin ilk basamağı, bu âyet-te  sözü  edilen  esaslara  inanmaktır;  daha  sonra,  bu  imanda  sebat  göstermek  ve  derinleşmek  ge-lir.  Nitekim  Kur’ân’da  “Ey  iman  edenler!”  ifa-desinden  sonra  daha  çok  İlâhî  emir  ve  yasaklar  buyrulur ki, bunları yerine getirmek, hem iman etmiş olmanın gereğidir, hem de imanda takviye ve derinleşmenin yoludur. İman esasları, birbirini gerektirir. Bu bakım-dan, âyette Kader’in ayrıca zikredilmemesi, onun bütün şuûn, sıfat, isim ve fiilleriyle daha çok Al-lah’a iman ve Allah’ı gerektiği gibi tanıma esası-na dahil olmasından dolayıdır.AÜ

    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder