6 Mayıs 2023 Cumartesi

 Nisa 97-99:

  •  Melekler kendilerine zulmeden bu tiplerin canlarını alırken soracaklar:' Neyiniz var dı sizin?' , onlar :'Biz yeryüzünde çok güçsüzdük' diyecekler. Melekler:' Allah(cc)'ın arzı sizin kötülük diyarını terketmenize yetecek kadar büyük değil miydi?' diyecekler. Böylelerinin varış yeri cehennemdir, ve orası ne kötü bir yerdir. Ama- erkek olsun,kadın olsun,çocuk olsun- hiç bir gücü olmayan ve kendilerine doğru yol gösterilmeyen çaresiz kimseler bunun dışındadır. Umulur ki, Allah(cc) onların günahlarını siler, çünkü Allah(cc) günahları silendir, çok bağışlayıcıdır.
    (
     Lafzen,  “Allah'ın arzı,  orada  hicret  edeceğiniz  kadar  geniş  değil  miydi?” Hecen)(“göç  etti”)  fiilinden türetilen hicret (“göç”)  terimi  Kur’an'da  iki  anlamda  kulla­nılmıştır:  Biri  tarihsel  olup  Hz.  Peygamberin  ve  Ashâbı'nın  Mekke'den  Medi­ne'ye  göç  etmelerini  ifade  ederken,  diğeri  ahlakî  bir muhteva  taşır -yani,  insanın  Şeytan'dan Allah'a  “hicret”i- ve kişinin  ana yurdunu  mutlaka  maddî  anlam­da  terk  etmesini  gerektirmez.  İşte  yukarıdaki  pasajın  işaret  ettiği, hicret terimi­nin bu daha geniş dinî ve ahlakî anlamıdır. Tıpkı bir önceki pasajın (95-96. ayet­ler) “Allah yolunda üstün çaba gösterilmesi”ni (cihâd) terimin en geniş anlamıy­la,  yani,  hem  maddî  hem  manevî  çabaları  ve  gerektiğinde  kişinin  servetini  ve hatta  canım  feda  etmesini  kapsayan  anlamıyla  kullanması  gibi.  Mekke'den  Me­dine'ye  maddî  anlamda  göç,  Mekke'nin  H.  8.  yılda  fethinden  sonra  müminler için  zorunlu  olmaktan  çıktığı  halde  kötülük  yurdundan  iyilik  yurduna  ruhsal göç,  İslam'ın  temel  şartlarından biri  olmaya  devam etmektedir.  Başka bir deyiş­le,  “Şeytan'dan  Allah'a  hicret  etmeyen”  kişi  mümin  olamaz Bir  sonraki  cümle­de,  bu  konuda  kayıtsız  kalanların suçlanmasının sebebi budur. ESED
    )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder